T.C. TEKİRDAĞ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/597 KARAR NO : 2026/400 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : TARİHİ : NUMARASI : DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : DAVALI : DAVALI : VEKİLLERİ : DAVANIN KONUSU : Rücuen Tazminat DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : KARAR YAZIM TARİHİ : Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince ver…
T.C. TEKİRDAĞ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/597 KARAR NO : 2026/400 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : TARİHİ : NUMARASI : DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : DAVALI : DAVALI : VEKİLLERİ : DAVANIN KONUSU : Rücuen Tazminat DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : KARAR YAZIM TARİHİ : Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen "davanın kısmen kabul kısmen reddine" dair karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmakla; dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A) DAVACININ İDDİASI VE TALEBİ: Davacı vekili........... tarihinde sunduğu dava dilekçesinde; ............. günü, davalı sigorta şirketinde sigortalı olan davalı ............'a ait .......... plakalı aracın davalı ...............'in sevk ve idaresinde iken, müvekkili davacının kiralamış olduğu ............... Plaka sayılı araca arkasından çarparak maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmesine sebebiyet verdiğini, ................ Plakalı araç sürücüsünün, kazanın meydana gelmesinde ve dolayısıyla müvekkil kiraladığı aracında hasar oluşmasında %100 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiğini, .............. plakalı aracı kaza esnasında davacının eşi ............... kullanmakta olduğundan, kiralama şirketinin, aracı davacının kiraladığı ve kaza esnasında araç sürücüsü kendisi olmadığından bahisle, davacıdan hasar bedelini, yoksun kalınan kiralama bedelini, değer kaybını ve eksper ücretini tahsil ettiğini, dava açılmadan önce sigorta şirketine karşı arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, ancak anlaşmaya varılamadığını, kaza neticesi ile müvekkilin kiralamış olduğu ................. Plakalı araçta şimdilik 10.000,00+KDV değer kaybı bedeli, 28.425,00+KDV onarımdan kaynaklı 15 günlük yoksun kalınan kiralama bedeli, 31.520,00 +KDV hasar bedeli ve 3.000,00 TL ekspertiz ücreti olan tüm zararın müvekkili tarafından karşılandığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, müvekkilinin kiralamış olduğu ................... plaka sayılı araca çarpılmasıyla, araçta meydana gelen onarımdan kaynaklı 15 günlük yoksun kalınan kiralama bedeli, kazadan kaynaklı değer kaybı bedeli, hasar bedeli ve ekspertiz ücreti müvekkili tarafından ödenmiş olmakla yapılan 76.675,00TL ödemenin, ödemenin yapıldığı tarihten itibaren işleyen ticari faizi ile birlikte rücuen müştereken ve müteselsilen tahsiline, sigorta şirketinin poliçe limiti ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B) DAVALININ SAVUNMASI: Davalı sigorta şirketi vekili cevabında; yetkili mahkemenin müvekkili şirketin adresi olan "...................." olduğunu, bu nedenle yetkili mahkemenin .............. Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, davacının ödediği paranın rücuen tahsili istemi ile açtığı davayı belirsiz alacak davası olarak açamayacağıbı, müvekkili şirkerin işleten sigortalısının sorumlu olduğu hâllerde sigortalının kusuru oranında ve teminat limiti dahilinde sorumlu olacağını, müvekkili şirketin davalı aracı ............ sigortacısı olup, sigortalının kusuru oranında ve teminat limiti dahilinde sorumluluğu bulunduğunu, müvekkili şirketin poliçesinde kazanç kaybı teminatı bulunmadığını, müvekkiline keşide edilmiş KDV içeren fatura yahut üçüncü kişiye yapılmış demeye dair ödeme belgesi bulunmadığından tazminata KDV dahil edilemeyeceğini, temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi taleb inin de hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, TTK 1446 gereği sigorta tazminatı veya bedelinin ihbardan 45 gün sonra muaccel olacağıbı belirterek, davanın reddini savunmuştur. C) İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: ............... Asliye Ticaret Mahkemesinin ............ tarih ve E......../........, K......../....... sayılı kararı ile; Tüm dosya kapsamında yapılan inceleme neticesinde; bilirkişi raporunun dosya kapsamına ve usul ve yasaya uygun olduğu, bu nedenle hükme esas alındığı, bu rapor ve Mahkememizde oluşan kanaate göre, ............. tarihinde davalı ............'a ait ve .............'in sevk ve idaresindeki ............ plakalı araç ile davacının kiracısı olduğu dava dışı ............'in sevk ve idaresindeki ........... plakalı aracın karıştığı davaya konu maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü ............'in %100 oranında 1. derece asli kusurlu olduğu, dava dışı sürücü ...........'in ise bu kazanın oluşumunda kusurunun bulunmadığı, kaza sebebiyle ........... plakalı araçta meydana gelen hasar bedelinin 32.250,00 TL, değer kaybı bedelinin 15.000,00 TL, araç mahrumiyet bedelinin 30.000,00 TL olduğu, davacının dava dışı ................ Şti.'ye ......... tarihinde 10.000,00 TL değer kaybı bedeli ve 28.425,00 TL yoksun kalınan kira bedeli, 25/11/2024 tarihinde 31.250,00 TL hasar bedeli, 30/12/2024 tarihinde 3.000,00 TL ekspertiz bedeli için ödeme yaptığı, ayrıca hasar bedeli için 4.000,00 TL'nin de daha önce gönderilmiş olduğu anlaşılmakla; hasar ve değer kaybı bedelinden davalıların tamamının sorumluluğunun bulunduğu ve sorumluluğun şartlarının gerçekleştiği kanaatine varılarak 10.000,00 TL değer kaybı bedeli ve 32.250,00 TL hasar bedeli olmak üzere toplam 42.250,00 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, araç mahrumiyet bedeli ile araçta meydana gelen zararın tespiti bakımından yapılan zorunlu gider olan ekspertiz ücretinden ise davalı sigorta şirketinin poliçe kapsamında sorumluluğunun bulunmadığı, ancak haksız fiil hükümleri çerçevesinde davalı sürücü ve işletenin sorumluluğunun olduğu kanaatine varılarak 28.425,00 TL araç mahrumiyet bedeli ve 3.000,00 TL ekspertiz ücreti olmak üzere toplam 31.425,00 TL maddi tazminatın davalı .............. ve ...........'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve ayrıca rücu talebi bakımından davadan önce davalıların temerrüde düşürülmediği ve karşı aracın hususi araç olduğu hususları göz önünde bulundurularak hükmedilen tazminat miktarına dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, fazlaya dair istemin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile; "(1-) Davanın Kısmen kabulüne, - -10.000,00 TL değer kaybı bedeli ve 32.250,00 TL hasar bedeli olmak üzere toplam 42.250,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, -28.425,00 TL araç mahrumiyet bedeli ve 3.000,00 TL ekspertiz ücreti olmak üzere toplam 31.425,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ........... ve .............'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, -Fazlaya dair istemin reddine, .....7-) Davalı ........... A.Ş. kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 34.695,00 TL vekalet davacıdan alınarak davalı ............. A.Ş.'ye verilmesine, .." karar verilmiştir. D) İSTİNAF NEDENLERİ: Hükme karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, istinafında; davalı sigorta şirketine hükmedilen vekâlet ücretinin hatalı olduğunu, öyle ki yerel mahkeme kararında çok açık bir hesaplama hatası bulunduğunu, mahkeme kararında sigorta yönünden reddedilen alacak kalemleri toplamının (28.425 TL araç mahrumiyet bedeli ile 3000 TL ekspertiz ücreti olmak üzere) 31.425 TL olduğunu, ancak mahkemenin hüküm kısmının 7. Maddesinde "Davalı ............. A.Ş. kendisini vekille temsil ettirdiğinden .. reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 34.695,00 TL vekalet davacıdan alınarak davalı ........... A.Ş.'ye verilmesine" karar verildiğini, somut olayda sigorta şirketi yönünden reddedilen tutar 31.425 TL iken, Mahkemenin 34.695 TL vekâlet ücretine hükmetmesinin AAÜT'nin açık ihlali niteliğinde olduğunu, Mahkemenin reddedilen asıl alacak miktarından daha yüksek bir vekâlet ücretine hükmederek adeta davacıyı cezalandırdığını, davanın açılmasına sigorta şirketi sebebiyet verdiğinden lehine vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini, davalı sigorta şirketinin müvekkilinin haklı ve poliçe kapsamında olan taleplerini dahi ödemeyerek temerrüde düştüğünü ve hakkında dava açılmasına kendisinin sebebiyet verdiğini, hiç kimsenin kendi kusurundan hak elde edemeyeceğini, Yargıtay 4. HD'nin 2023/8538, K.2024/7906 sayılı kararında "taleplerin ayrıştırılmadığı veya davanın açılmasına sebebeiyet verildiği durumlarda sigorta şirketi lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini vurguladığını, polie kapsamının teknik bir husus olduğunu ve davacının bu ayrımı tam olarak bilmesinin beklenemeyeceğini, müvekkili davacının kiralamış olduğu araca arkadan çarpılması sonucu oluşan zararı, kiralama şirketine ödemek zorunda kaldığını ve bu zararı rücuen tazminini talep ettiğini, .......... genel şartlarının "dolaylı zarar" ayrımlarına vakıf olmasının beklenemeyeceğini, davacını zararının tamamını (rücuen ödediği tüm bedeli) kazaya karışan aracın sigortacısından talep etmesinin, hayatın olağan akışına uygun olduğunu, Mahkemenin, araç mahrumiyet bedelinin "teminat dışı" olduğu gerekçesiyle verdiği ret kararının, davacının haksız olduğunu değil, yanlış hasımdan talep ettiğini göstermekte olduğunu, nitekim mahkemenin bu bedelleri diğer davalılardan tahsiline karar verdiğini, yerel mahkeme reddedilen asıl alacak miktarı olan 31.425 TL'den fazla olmak üzere davalı sigorta şirketi lehine 34.695 TL vekâlet ücretine hükmettiğini, davacının kazandığı tazminatın önemli bir kısmının fahiş vekâlet ücreti ile geri alındığını, bir tazminat davasında davacının haklı olduğu tespit edilmesine rağmen, usûlî ve teknik nedenlerle reddedilen kısım üzerinden reddedilen miktarı dahi aşan bir vekâlet ücretine hükmedilmesinin anayasa ile güvence altına alınan mülkiyet hakkını ve hak arama hürriyetini ihlal ettiğini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin hak arama önünde bir engel veya caydırıcı bir ceza olarak kullanılmaması gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının sigorta şirketi lehine hükmedilen vekâlet ücreti yönünden kaldırılmasını, davalı sigorta şirketi dava açılmasına sebebiyet verdiğinden lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesini veya AAÜT 13/2 gereği reddedilen tutar olan 31.425 TL'yi geçmeyecek şekilde vekâlet ücretine hükmedilmesini talep etmiştir. E) DELİLLER: ............. Asliye Ticaret Mahkemesinin E......./......., K........./....... sayılı dosyası kapsamı. F) DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKÎ SEBEPLER VE GEREKÇE: Dava, trafik kazasından kaynaklanan araç hasarı nedeni ile uğranılan zararın rücuen tazmini istemine ilişkindir. Davacı, ........... günü, davalı sigorta şirketinde sigortalı olan davalı ..........'a ait ............. plakalı aracın davalı ...............'in sevk ve idaresinde iken, müvekkili davacının dava dışı araç kiralama şirketinden kiralamış olduğu .................. Plaka sayılı araca arkadan çarparak maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmesine sebebiyet verdiğini, kazanın %100 oranında davalı sürücünün kusuru ile meydana geldiğini, müvekkilinin kiralamış olduğu aracı eşi kullandığından, davacıdan hasar bedelini, yoksun kalınan kiralama bedelini, değer kaybını ve eksper ücretini tahsil ettiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 76.675,00TL ödemenin, ödemenin yapıldığı tarihten itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte -davalı sigorta şirketi poliçe limiti ile sorumlu olmak üzere- davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, 'Davanın Kısmen kabulü ile; -10.000,00 TL değer kaybı bedeli ve 32.250,00 TL hasar bedeli olmak üzere toplam 42.250,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, -28.425,00 TL araç mahrumiyet bedeli ve 3.000,00 TL ekspertiz ücreti olmak üzere toplam 31.425,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ....................... ve ........................'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, -Fazlaya dair istemin reddine' karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekilince, davanın reddolunan kısmı için davalı sigorta şirketi lehine hükmedilen vekâlet ücreti yönünden istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, davacı vekili inceleme konusu ilk derece mahkemesi kararının yer alan "Davalı .............. A.Ş. kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 34.695,00 TL vekalet davacıdan alınarak davalı .......................'ye verilmesine" şeklindeki (7) nolyu hüküm bendinin us3ul ve yasaya aykırı olduğunu istinafen ileri sürmektedir. HMK'nin "İstinaf yoluna başvurulabilen kararlar" başlıklı 341. maddesinin (2) no'lu bendinde, miktar ve değeri binbeşyüz Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararların kesin olduğu belirtilmiş, 02/12/2016 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 24/11/2016 tarihli 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 41. Madddesi ile de, maddede yer alan " bin beşyüz" ibaresi, "üçbin" şeklinde değiştirilmek suretiyle, söz konusu kesinlik sınırı üçbin Türk Lirasına çıkarılmış ve her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, bu miktarın Maliye Bakanlığınca her yıl için tespit ve ilan edilecek yeniden değerleme oranında artırılması kabul edilmiştir. 6763 sayılı Kanun'un 44. Maddesi ile HMK'na eklenen Ek madde 1/2 gereğince, HMK'nin 341. Maddesinde düzenlenen kesinlik sınırının uygulanmasında, hükmün verildiği tarihteki miktarın esas alınacağı öngörülmüş olduğundan, 6763 sayılı Kanun değişikliği ile yapılan parasal sınırlar, ancak söz konusu Kanun'un yürürlüğe girdiği 02/12/2016 tarihi ve sonrasında (2017 takvim yılı başına kadar) verilen ilk derece mahkemesine ait kararlar yönünden esas alınabilecektir. Buna göre, Asliye Hukuk Mahkemeleri yönünden kesinlik sınırı, ilk derece mahkemesine ait karar tarihi, 02/12/2016 tarihinden önce ise 1.500,00 TL, 02/12/2016 tarihi ve sonrasında ise (2017 takvim yılı başına kadar) 3.000,00 TL; 01/01/2017 ve sonrasında ise (2018 takvim yılı başına kadar) 3.110,00 TL; 01/01/2018 ve sonrasında ise (2019 takvim yılı başına kadar) 3.560,00 TL; 01/01/2019 ve sonrasında ise (2020 takvim yılı başına kadar) 4.400,00 TL; 01/01/2020 ve sonrasında ise (2021 takvim yılı başına kadar) 5.390,00 TL; 01/01/2021 ve sonrasında ise (2022 takvim yılı başına kadar) 5.880,00 TL; 01/01/2022 ve sonrası ise (2023 takvim yılı başına kadar) 8.000,00 TL, 01/01/2023 ve sonrası ise(2024 takvim yılı başına kadar) 17.830 TL; 01/01/2024 ve sonrası ise (2025 takvim yılı başına kadar) 28.250 TL; 01/01/2025 ve sonrası ( 2026 takvim yılı başına kadar) 40.000 TL; 01/01/2026 ve sonrası ( 2027 takvim yılı başına kadar) 50.000 TL olarak uygulanacaktır. 14/11/2024 tarih ve 32722 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 07/11/2024 tarih ve 7531 sayılı "Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair" Kanunun 22. Maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ek 1 inci maddesine "İstinaf ve temyiz kanun yoluna başvuruda esas alınan parasal sınırda yeniden değerleme nedeniyle meydana gelen artış, bölge adliye mahkemesinin kaldırma veya Yargıtayın bozma kararları üzerine yeniden verilen kararlar hakkında uygulanmaz, ilk karar tarihinde geçerli olan parasal sınırlar esas alınır.” hükmünü haiz üçüncü fıkra eklenmiş; yine 7531 sayılı yasanın 29/2. Maddesinde anılan düzenlemenin yayın tarihinden itibaren uygulanacağı belirtilmiştir. 04/06/2025 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı yasanın 20. Maddesi ile, HMK'nin ek 1 inci maddesinin 2 inci fıkrası " 200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır.” şeklinde değiştirilmiş, 3 üncü fıkrası ise yürürlükten kaldırılmıştır. Kanun yolu kesinlik sınırı belirlenirken dava konusu alacağın değerinin dikkate alınacağı, faiz, icra inkar tazminatı, yargılama gideri vekalet ücreti taleplerinin nazara alınmayacağı kuşkusuzdur (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 17/01/2024 tarih ve E.2022/3575, K.2024/221 sayılı kararı da bu yöndedir.) Bilindiği üzere, usûl hukuku alanında geçerli olan temel ilke, yargılamaya ilişkin kanun hükümlerinin derhal yürürlüğe girmesidir. Bu ilkenin benimsenmesinin nedeni ise usûl hükümlerinin kamu düzeni ile yakından ilgili olmasıdır. Usûl kurallarının zaman bakımından uygulanmasında derhal uygulanırlık kuralı ile birlikte dikkate alınması gereken diğer bir husus da yeni usul kuralı yürürlüğe girdiğinde, ilgili usul işleminin tamamlanıp tamamlanmadığıdır. Çünkü bir usûl işlemi tamamlandıktan sonra yeni kural yürürlüğe girerse tamamlanmış işlem geçerli olarak kalır. Buna karşılık bir usûl işlemi henüz tamamlanmamış ise yeni kanun, kural olarak hemen yürürlüğe girecektir. HMK'nin ek 1 maddesi 2 inci fıkrasında değişiklik yapan 7531 sayılı yasa ile aynı maddeye eklenen üçüncü fıkrayı yürürlükten kaldıran 7550 sayılı yasanın yürürlük tarihi inceleme konusu ilk derece mahkemesi kararından önce olduğundan, eldeki davada uygulanması gerekli istinaf kesinlik sınırı dava tarihi (02/05/2025) itibarıyla geçerli istinaf kesinlik sınırı olan 40.000 TL'dir. İstinafa konu uyuşmazlık davalı sigorta şirketi yönünden reddolunan tutar (Dava dilekçesinde talep edilen tutar 76.675 TL, mahkemece davalı sigorta şirketi yönünden hüküm altına alınan tutar 42.250 TL olmak üzere davalı sigorta şirketi yönünden reddolunan tutar 34.425 TL'dir ) üzerinden vekil ile temsil olunan davalı sigorta şirketi lehine hükmedilen 34.695 TL vekâlet ücretine yöneliktir. Davacının istinafına konu uyuşmazlık miktarı davalı sigorta şirketi yönünden reddolunan tutar (34.425 TL) üzerinden vekil ile temsil olunan davalı sigorta şirketi lehine hükmedilen 34.695 TL vekâlet ücretine yönelik olup, HMK'nin 341/2. maddesi gereğince, adı geçenin istinaf kanun yoluna başvurma hakkı bulunmamaktadır. Bu nedenle, aynı Kanunun 352/1-b. maddesi gereğince istinaf dilekçesinin miktar itibarıyla reddine karar verilmesi gerektiği sonuca varılmıştır. Bu itibarla, istinaf talebinde bulunan davacının istinaf başvurusunun HMK'nin 341. ve 352. maddeleri uyarınca usûlden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-) İstinaf talebinde bulunan davacının inceleme konusu ilk derece mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun HMK'nin 341/2 ve 352/1-b maddeleri gereğince, USÛLDEN REDDİNE, 2-) İstinaf eden tarafça yatırılan istinaf karar ve ilam harcının istek hâlinde yatırana iadesine, 3-)İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına, 4-) Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, HMK'nin 352/1. Maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonucunda, KESİN olmak üzere 09/04/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan e-imza Üye e-imza Üye e-imza Katip e-imza * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*