9. Hukuk Dairesi 2026/1430 E. , 2026/1373 K. "" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2025/47 E., 2025/106 K. Taraflar arasındaki alacak davasında Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili ve davalı ... Boru Hatları ile ... AŞ vekilleri tarafından temyiz edilmekle; Dairemizin 03.09.2025 tarihli kararı ile; Mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir. Davacı vekili maddi hatanın düzeltilmesi talepli dilekçesinde; Daire ilâmında davalı ... Boru Hatları İle ... AŞ'ni…
9. Hukuk Dairesi 2026/1430 E. , 2026/1373 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2025/47 E., 2025/106 K. Taraflar arasındaki alacak davasında Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili ve davalı ... Boru Hatları ile ... AŞ vekilleri tarafından temyiz edilmekle; Dairemizin 03.09.2025 tarihli kararı ile; Mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir. Davacı vekili maddi hatanın düzeltilmesi talepli dilekçesinde; Daire ilâmında davalı ... Boru Hatları İle ... AŞ'nin sehven Boru Hatları ile ... AŞ olarak yazıldığını, ilâmda belirtilen davalı ismi ile asıl davalının isminin uyuşmadığını, bu durumun süregelen diğer aşamalarda sorunlara yol açtığını belirterek Daire kararının dilekçede belirtilen sebeplerden düzeltilmesini talep etmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.02.1988 tarihli ve 1987/2-520 Esas, 1988/89 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, Yargıtayca temyiz incelemesinin yapıldığı sırada dosyada bulunan bir belgenin gözden kaçırılması, maddi hata sebebi olarak açıklanmıştır. Ayrıca belirtmek gerekir ki Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 04.02.1959 tarihli ve 1957/13 Esas, 1959/5 Karar sayılı kararı ile 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı kararlarında açıklandığı üzere Yargıtayca maddi hata sonucu verilen bir karara mahkemece uyulmasına karar verilmesi hâlinde dahi usuli kazanılmış hak oluşmaz ve Yargıtayın hatalı kararından dönülmesi mümkündür. Dosyanın değerlendirilmesinde; Dairemizce, ilâmın başlık kısmında davalı ... Boru Hatları İle ... AŞ'nin ünvanının hatalı yazıldığı anlaşılmaktadır. Açıklanan sebeple; Dairemizin 03.09.2025 tarihli ilâmının maddi hataya dayanması sebebiyle ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili ve davalı ... Boru Hatları İle ... AŞ (...) vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin aralarında işyeri devri ve asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunan davalılara ait işyerinde kesintisiz olarak çalıştığını, yapılan işin davalı ... Limanında liman hizmeti olduğunu, iş sözleşmesinin emeklilik nedeni ile sona erdiğini, davacının ay içerisinde 15 gün dinlenip 15 gün çalıştığını, bu döneme denk gelen bayram ve tatil günlerinde çalışmaya devam ettiğini ve yıllık izinlerini kullanmadığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları, yıllık izin, fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davacı vekili 04.10.2024 tarihli dilekçesiyle; dosyasında diğer davalılardan alacakları saklı kalmak kaydıyla sadece davalı ... Temizlik ve Gıda Tic. AŞ (... Şirketi) yönünden davadan ve temyiz taleplerinden feragat ettiklerini beyan etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığını müvekkili Şirket yönünden davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, zira müvekkilinin ihale makamı olduğunu ve davacının farklı müteahhit Şirketler bünyesinde çalıştığını, davacı 854 sayılı Deniz İş Kanunu'nun (854 sayılı Kanun) l/2 hükmü kapsamında bir işte çalıştığından davada 854 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiğini, bu hâliyle davacının iddia ettiği gibi asıl işveren alt işveren ilişkisinin uygulanamayacağını, iş sözleşmesinin sona erdiğini, ihbar tazminatına hak kazanamayacağını, davacının işten ayrılırken işçilik alacaklarından dolayı işvereni Şirketi ibra ettiğini fazla çalışma yapıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2. Davalı ... Enerji Tesis Temizlik Peyzaj Medikal İnşaat Orman Ürünleri Denizcilik Gıda Otomotiv Turizm Petrol Tekstil Emlak Tahhüt Ticaret Sanayi AŞ (... Enerji Şirketi) vekili cevap dilekçesinde; davacı işçinin müvekkili Şirkette çalıştığını, emekliliğe hak kazandığını bildirerek işten kendi isteği ile ayrıldığını, kıdem tazminatının ödendiğini, ihbar tazminatı hakkını bulunmadığını başkaca herhangi bir alacağının kalmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 3. Davalı ... Makine ve Ticaret Ltd. Şti. (... Denizcilik Şirketi) cevap dilekçesinde; davacının müvekkili Şirket nezdinde 05.05.1997-31.12.1997 tarihleri arasında çalıştığını ve müvekkilini ibra ederek işten ayrıldığını, davanın süresinde açılmadığını, talep konusu yapılan alacakların zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI ... 20. İş Mahkemesinin 09.07.2020 tarihli ve 2016/636 Esas, 2020/417 Karar sayılı kararı ile; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ ... 38. İş Mahkemesinin 09.07.2020 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili ile ... Denizcilik Şirketi vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulması üzerine, Dairemizin 25.05.2022 tarihli ve 2022/4940 Esas, 2022/6507 Karar sayılı kararıyla; hükmü temyiz eden tarafların diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının 854 sayılı Kanun'a tâbi çalışan olduğu mütalaa edildikten sonra; bir kısım alacak taleplerinin 854 sayılı Kanun'a, bir kısım taleplerin ise 4857 sayılı İş Kanunu'na (4857 sayılı Kanun) göre hesaplandığı, bilirkişi raporunun bu hâli ile denetime elverişli olmayıp hükme esas alınmasının isabetli olmadığı, Mahkemenin karar gerekçesinin de bu hususta açıklık içermediği, bu hâli ile kararın denetimi yapılamamakla birlikte, gerekçede yer alan "... davacının 854 sayılı Kanun'a tâbi çalışan olsa dahi olaya asıl işveren-alt işveren ilişkinin uygulanmasının mümkün olduğu ... " yönündeki izahat hatalı olduğu gibi uyuşmazlığa 854 sayılı Kanun'un uygulandığı sonucunu da doğurduğu, ancak dosya içeriğine göre palamarcı olarak çalışan davacının, 4857 sayılı Kanun'un 4/1-(a) hükmünde yer alan "Deniz ve Hava Taşıma İşleri" istisna hükmü kapsamında kalmadığı ve yaptığı iş deniz taşıma işi olmadığından 4857 sayılı Kanun'a tâbi olarak çalıştığının anlaşıldığı, ayrıca davacının, davalı ... Şirketinde 05.05.1997-31.12.1997 tarihleri arasında çalıştığı, iş ilişkisinin fesih tarihi itibarıyla yürürlükte olan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu hükümlerine göre muteber olduğu anlaşılan ibraname ile son bulduğunun anlaşıldığı, bu davalı hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği, diğer yandan karar gerekçesinde davacının hizmet süresinin 05.05.1997-26.09.2013 tarihleri arasında 16... ay 14 gün olduğu belirtilmiş ise de hükme dayanak yapılan bilirkişi raporlarında 01.01.1998-26.09.2013 tarihleri arasında 15... ay 25 gün olarak belirlenmiş olup çelişki içeren gerekçeyle karar verilmesinin de hatalı olduğu gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyan Mahkemece 23.05.2023 tarihli ve 2022/555 Esas, 2023/251 Karar sayılı karar ile; iş sözleşmesinin tazminat ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona erdiğinin ispat külfetinin işverende olduğu, davacının iş sözleşmesini emeklilik nedeniyle sonlandırdığı, kıdem tazminatı talebinin kısmen kabulü gerektiği, ihbar tazminatı talebinin yerinde olmadığı, davacının, davalı işverenler nezdinde 01.01.1998-26.09.2013 tarihleri arasında 15... ay 25 gün süreyle çalıştığı, davacı tanıklarının beyanları doğrultusunda tanıkların bilgi sahibi olduğu dönem de dikkate alınarak davacının haftalık 11 saat fazla çalışma yaptığı anlaşıldığından bu kabule göre hazırlanan 19.03.2023 tarihli raporda yapılan hesaplamaların yeterli görüldüğü, indirim oranının takdiren %30 olarak uygulandığı, talebin ıslah dilekçesi de nazara alınarak kısmen kabulüne karar verildiği, ulusal bayram ve genel tatil sürelerindeki çalışmalara dair davacı tanıklarının beyanları ile sonuca gidildiği, 4857 sayılı Kanun'un 53. maddesi uyarınca davacının 266 gün yıllık ücretli izne hak kazandığı tespit edildiği, davacının işvereni olarak görünen Şirketlerle davalı ... arasında işçi temini bulunduğu ve bu bağlamda davacının işçilik alacaklarından davalı ...'ın da sorumlu olduğu, ... Şirketinin davacının çalışmış olduğu 01.01.1998-28.02.2003 tarihlerindeki 5 yıl 2 ay 28 günlük kıdemi için sorumlu olduğu, bozma kararında da belirtildiği üzere ... Şirketinin alacaklardan herhangi bir sorumluluğunun olmadığı, bozma konusu yapılmayan hususlarda önceki gerekçeye bağlı kalındığı belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 03.12.2024 tarihli ve 2024/13273 Esas, 2024/15670 Karar sayılı ilâmıyla; tarafların diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, 09.07.2020 tarihli kararda hüküm altına alınan miktarların bu karara karşı temyiz yoluna başvurmayan davacı lehine, sonraki hükümle değiştirilmesinin davalılar yönünden usuli kazanılmış hak ilkesinin ihlali mahiyetinde olduğundan ilk hükümde 26.228,20 TL olarak kabulüne karar verilen ve davacı tarafça da temyiz edilmeyen kıdem tazminatı alacağının bu kez 26.857,90 TL olarak hüküm altına alınmasının hatalı olduğu, davacı vekilince davalı ... Şirketi yönünden davadan feragat edilmiş olmakla Mahkemece yeniden kurulacak hükümde bu hususun gözden kaçırılmaması gerektiği gerekçeleriyle bozma kararı verilmiştir. Bozmaya uyan Mahkemenin ilâm başlığında tarih ve saysı belirtilen kararı ile; davalı ... Şirketinin davacının bu Şirkette çalışmış olduğu 01.01.1998-28.02.2003 tarihlerindeki 5 yıl 2 ay 28 günlük kıdemi için bu Şirketin sorumlu olduğu, ... Şirketinin alacaklardan herhangi bir sorumluluğunun olmadığı, kıdem tazminatı yönünden davalılar lehine usuli kazanılmış hak olduğu göz önünde bulundurularak kıdem tazminatı için ilk kararda verilen miktara hükmedildiği, bozma kararında da belirtildiği üzere ... Şirketi yönünden davadan feragat edildiğinden sorumluluk kapsamında bu hususun göz önünde bulundurulduğu ve adı geçen davalı hakkındaki davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği açıklanarak davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz temyiz dilekçesinde; a. Davanın kısmen reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalıların hepsinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, husumet yokluğu nedeni ile ret kararı verilmesinin hatalı olduğunu, b. Davalı ... Şirketinin yasal hasım sıfatı bulunmadığını, adı geçen davalı hakkındaki kısmi feragatin hukuki sonuç doğurmadığının hükümde açıkça belli edildiğini, c. Hukuki bir sonucu olmayan taraf işlemine istinaden diğer tarafların sorumluluğu yönünden indirime gidilmesinin doğru olmadığını, d. Aleyhe hükmedilen vekâlet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret tarifesi hükümlerine aykırı olduğunu, ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini ileri sürmüştür. 2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; a. 854 sayılı Kanun'da asıl işveren alt işveren ilişkisine ilişkin düzenleme bulunmadığından müvekkili Şirkete müştereken ve müteselsilen sorumluluk atfedilmesinin hatalı olduğunu, ihale makamı konumunda olan müvekkili Şirketin sorumluluğunun sadece ödenmemiş üç aylık ücret alacağıyla sınırlı olduğunu, b. Davalı işyerinde çalışan işçilerin her türlü işçilik alacakları ve özlük hakları bakımından 854 sayılı Kanun hükümlerine tâbi olduğunun açık olduğunu, c. Konuya ilişkin emsal kararlar uyarınca gemi adamı olan davacının fazla çalışma alacağı talep etmesinin mümkün olmadığını, zira salt işyerinde bulunuyor olmanın fiilen çalışıldığı anlamına gelmediğini d. Davacının iddia ettiği vakıaları yöntemince ispat edemediği, buna rağmen sübut bulmayan alacak taleplerinin hüküm altına alınmasının hatalı olduğunu, e. Gemi adamının gerek normal gerek fazla çalışmasında nazara alınacak süre gemide kaldığı değil, gemide iş başında çalıştığı ya da vardiya tuttuğu süre olduğunu, gemi adamlarının da, hafta tatili günündeki çalışmalarının fazla saatlerle çalışma sayılabilmesi için, tatil gününden önceki iş günlerinde haftalık normal iş süresini, bu sürelerin gereğine göre tamamlamış bulunmaları gerektiğini, gemi adamlarının 854 sayılı Kanun’un 26. maddesine göre saptanmış haftalık iş süresini işbaşında ya da vardiya tutarak tamamladıktan sonra, hafta tatili gününde de aynı biçimde çalıştırılması hâlinde fazla çalışmadan söz edilebileceğini, davacının bu durumu ispat edemediğini ve alacak taleplerinin reddi gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; husumet ve usuli kazanılmış hak ilkesinin gözetilip gözetilmediği ile davadan feragat ve yargılama giderleri ve vekâlet ücreti konularına ilişkindir. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3/2 hükmü atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi ile 439/2 hükmünde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı ve davalı ... vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; 1. Dairemizin 03.09.2025 tarihli ve 2025/6243 Esas, 2025/5999 Karar sayılı kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. Davacı ve davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 17.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.