T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1059 KARAR NO : 2025/2329 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2022/443 Esas-2024/99 Karar DAVA TARİHİ : 24/05/2022 KARAR TARİHİ : 08/02/2024 DAVANIN KONUSU : Ödenen Elektrik Farkı Bedelinin İadesi DAİRE KARAR TARİHİ : 16/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 17/12/2025 İzmir 3. Asliye Ticaret Mahk…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1059 KARAR NO : 2025/2329 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2022/443 Esas-2024/99 Karar DAVA TARİHİ : 24/05/2022 KARAR TARİHİ : 08/02/2024 DAVANIN KONUSU : Ödenen Elektrik Farkı Bedelinin İadesi DAİRE KARAR TARİHİ : 16/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 17/12/2025 İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/443 Esas 2024/99 Karar sayılı dosyasından verilen 08/02/2024 tarihli kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkil firma ile davalı arasında 04/12/2020 tarihinde 01/01/2021 tarihinden itibaren geçerli olmak üzer bir (1) yıllık Elektrik Satış Sözleşmesi ve yine işbu sözleşmenin ayrılmaz bir parçası olarak, Aktif Elektrik Enerji Birim Fiyatının, Ödeme Vadesinin, Dengesizliğin ve diğer konuların yer aldığı ana sözleşme ile aynı tarihli 04.12.2020 tarihli Ek Protokol imzalandığını, Ek Protokolün 1. maddesinde elektrik birim fiyatının 0,488 TL olduğu, 4. Maddesinde ise sabit birim bedelin sözleşme süresince değişmeyeceği ve aynı kalacağının kararlaştırıldığını, davalının sözleşme süresince müvekkil firmaya sabit fiyattan elektrik tedarik etmeyi yüklenmesine rağmen, 02/08/2021 tarihinde KEP adresinden müvekkil firmanın KEP adresine gönderdiği yazı ile " 01/07/2021 tarihi itibariyle 0,488 olan elektrik birim fiyatını 0,597218 olarak değiştirileceği ve bu fiyat revizyonunun kabul edilmemesi halinde, 03.08.2021 tarihine kadar sözleşmesinin sonlandırabileceğini bildirdiğini, davalı taraf ile imzalanan 09/08/2021 tarihli ek protokole "04/12/2020 tarihinde imzalanan elektrik satış sözleşmesi hükümlerine göre belirlenen sabit fiyat ile revize edilen fiyat arasındaki farktan kaynaklı yasal yollara başvuru hakkımızı saklı tutuyoruz" hükmü konulduğunu, ek protokole konulan bu ihtirazi kayıt nedeniyle müvekkilin sabit fiyattan alması gereken elektriği farklı bir fiyattan alması halinde aradaki farkı davalıdan talep edebileceğini, davalının 09/08/2021 tarihinde imzalanan ek protokolde bulunan ihtirazı kaydı kabul ederek 01/07/2021 tarihinden sözleşme süresinin sonu olan 31/12/2021 tarihine kadar müvekkil firmaya farklı tarifeler üzerinden elektrik tedarik etmeye devam ettiğini, müvekkili firmanın davalı ile imzalanan sözleşmenin süresi dolduktan sonra, İzmir 8. Noterliğinin 02/02/2022 tarih ve 1153 yevmiye sayılılı davalıdan, 04/12/2020 tarihli Elektrik Satış Sözleşmesi ve bu sözleşmenin ayrılmaz bir parçası olan aynı tarihli Ek Protokolle belirlenen sabit elektrik birim fiyatı ile 09/08/2021 tarihinde imzalanan ek protokol ile belirlenen revize elektrik fiyatı arasındaki farktan kaynaklanan, fazladan ödenen 58.406,85 TL TL'nin banka hesabına iade edilmesi için ihtarname gönderildiğini, davalı tarafın gönderilen ihtarnameye, Kadıköy 32. Noterliğinin 09/02/2022 tarih ve 3532 yevmiye sayılı cevabı ile itiraz ettiğini ve fazla ödenen satış bedellerini iade etmediğini belirterek; davacının davalıya fazladan ödediği toplam 58.406,85 TL'den fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000,00 TL'nin fazla ödemelerin yapıldığı tarih itibariyle ticari faiz işletilerek, davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesinde talebini 68,920,08 TL'ye yükseltmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, elektrik piyasası koşullarının taraflar arasındaki sözleşmenin akdedilmesinden sonra hızla değiştiğini ve artan maliyetler karşısında elektrik fiyatlarının hızlı bir ivmeyle artmış olduğunu, buna bağlı olarak müvekkili şirketin elektrik tedarik ettiği üretici firma ile alım sözleşmesinin üretici firma tarafından erken feshedilmiş olduğunu, hal böyleyken maliyetlerin öngörülemez şekilde satış fiyatlarının çok üzerine çıkmış olması nedeniyle davacı ile anlaşılan şekilde sözleşmede yer alan sabit fiyat üzerinden elektrik tedariki sağlamanın imkansız hale geldiğini, tüm bunlara rağmen müvekkilinin sözleşmeyi feshetme yoluna gitmediğini, iyi niyet çerçevesinde ve davacıyı mağdur etmeme amaçlı olarak fiyatlama modeline ilişkin güncelleme yaptığını ve bu durumu davacıya bildirdiğini, güncellenen fiyat modelinin kabul edilmemesi durumunda ise sözleşmede yer alan cezai şart maddesi uygulanmaksızın sözleşmenin feshedilebileceğini davacıya bildirdiğini, davacı tarafça sözleşmenin feshedilmediğini, 09.08.2021 tarihinde müvekkil şirket ile yeni bir protokol imzalanmış olduğunu, her ne kadar davacının, söz konusu protokolü ihtirazi kayıtla imzaladığı belirtilmiş ise de ihtirazi kayıtın o ana kadar doğmuş olan haklara ilişkin olduğunu, davacının hür iradesi ile protokol imzaladıktan sonra ihtirazi kayda dayanarak bu tarihten sonraki aylara ilişkin talepte bulunmasının mümkün olmadığını, kaldı ki davacının yeni protokole istinaden düzenlenmiş faturalara süresi içinde itiraz etmediğini ve ödediğini, yeni protokol imzalanmasının ve fatura bedellerinin itiraz etmeksizin ödenmesinin, yeni fiyatlandırma modelinin kabulü anlamına geldiğini, Türk Medeni Kanunu m.2'de yer alan objektif iyi niyet kuralı gereği her zarara uğrayanın, zararını en aza indirmek için azami gayreti gösterme mecburiyeti olup, aksi halde hukuki güvenilirliğin zedelenmiş olacağını savunarak davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ: Mahkemece, davanın kabulüne, 68.920,08-TL'nin 10.000,00-TL'sinin 09/02/2022 tarihinden itibaren, bakiye 58.920,08-TL'sinin ıslah tarihi olan 14/11/2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN: Davalı vekili istinaf talebinde bulunmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesini tekrar ederek; -davacı şirketin imzaladığı 09.08.2021 tarihinde yeni bir protokole koyduğu ihtirazi kaydın o ana kadar doğmuş olan haklara ilişkin olduğunu, davacının müvekkili şirket ile akdettiği sözleşmeyi herhangi bir elektrik tedarik şirketi ile akdedebileceği işbu sebeple sözleşmeyi imzalamak zorunda olmadığını, tacir olan davacının hür iradesi ile protokol imzaladıktan sonra ihtirazi kayda dayanarak bu tarihten sonraki aylara ilişkin talepte bulunmasının mümkün olmadığını, yeni protokolün imzalanması ve fatura bedellerinin itiraz etmeksizin ödenmesinin yeni fiyatlandırma modelinin kabulü anlamına geldiğini, -kabul anlamına gelmemekle sunulabilen en iyi fiyatın sunulduğunu, bu doğrultuda yeni bir fiyatta mutabık kalındığını, -tüm elektrik piyasasını etkileyen bu süreçte tüm elektrik üreten, dağıtan, tedarik eden şirketlerin maliyetlerinin olağanüstü şekilde arttığını, piyasa koşullarındaki öngörülmeyen ve öngörülmesi beklenmeyen olağanüstü değişikliğin müvekkili şirketten kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıktığını, müvekkili şirketten aynı şartlarda ifanın istenmesinin dürüstlük kuralına aykırı olacağını, davacının herhangi bir şekilde cezai şart, sözleşmeden dönme vs herhangi bir hususunu değerlendirmediğini, müvekkili şirketin iyi niyetli olarak ve ahde vefa kuralları gereğince meydana getirdiği bu hususlar değerlendirilmeksizin müvekkil şirketin aleyhinde hüküm kurulmasının hukuka aykırılık teşkil ettiğini, -6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun “Aşırı İfa Güçlüğü” başlıklı 138. maddesine istinaden müvekkili şirketin iddialarının tekrar gözden geçirilip sözleşmeyi ayakta tutmak için gösterilen çabanın yeterli olduğunu, aksi ihtimalde müvekkili şirketin ticari hayatını sürdürmek için gösterdiği çabanın sonucunda hak kaybına uğrayacağını belirterek kararın kaldırılmasına ve davanın reddine dair karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen ilk derece mahkemesi kararı hakkında 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Dava, taraflar arasında yapılan elektrik satış sözleşmesi ve ekli protokoller gereğince fazladan tahakkuk ettirilen ve ödenen bedelin iadesi istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, davanın kabulüne, 68.920,08-TL'nin 10.000,00-TL'sinin 09/02/2022 tarihinden itibaren, bakiye 58.920,08-TL'sinin ıslah tarihi olan 14/11/2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davacı şirketin ihtiyaç duyduğu elektrik enerjisinin EPDK lisanslı davalı tedarik şirketinden sağlanması konusunda taraflar arasında 04/12/2020 tarihinde bir yıl geçerli Elektrik Satış Sözleşmesi düzenlenmiştir. Sözleşmenin eki niteliğinde olan 04/12/2020 tarihli Ek Protokolün 1. maddesinde davalı tarafından davacıya tedarik edilecek aktif enerjinin birim fiyatının 0,488 TL/kWh olarak belirlendiği, yine ek protokolün 4. maddesinde; "Sabit birim bedel, sözleşme boyunca değişmeyecek ve aynı kalacaktır. Tedarikçi tarafından sözleşme süresi içerisinde herhangi bir zamanda sözleşmenin sabit fiyattan kaynaklı sona erdirilmesi halinde; tedarikçi müşteri sayaçlarının tabi olduğu ulusal tarife aktif enerji bedeli ile sözleşme sabit birim bedeli arasında oluşan fark bedelini ödemekle yükümlü olacaktır. Bu bedel, sözleşme fesih tarihi ile sözleşme sona erme tarihi arasındaki tüm ayları kapsayacaktır. Böyle bir durumda hesaplama şu şekilde olcaktır; sözleşme kapsamındaki her bir sayaç için ayrı ayrı; (İlgili ay tüketimi x Ulusal Tarife Aktif Enerji birim Bedeli) — (İlgili ay tüketimi x sözleşmede belirlenen sabit birim fiyat)" şeklinde hükme yer verildiği görülmektedir. Taraflar arasında düzenlenen bu sözleşme ve eki niteliğindeki protokole 30/06/2020 tarihine kadar uyulduğu ve aktif enerji bedelinin 0,488 TL/kWh bedel üzerinde hesaplandığı konusunda taraflar arasında herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık 09/08/2021 tarihli Ek Protokol ile, 04/12/2020 tarihinde imzalanan elektrik tedarik sözleşmesi ve aynı tarihli ek protokol kapsamında kararlaştırılan fiyatlandırmanın değiştirilerek "01/07/2021 tarihinden 31/12/2021 tarihine kadar davalı tarafından davacıya tedarik edilecek aktif elektrik enerjisi birim fiyatının ulusal elektrik tarifesine sanayi abone grubundaki aboneler için %6, ticarethane abone grubundaki abonelikler için %16 tenzilatla sağlanacağı" şeklinde revize edilmesinden kaynaklanmaktadır. Taraflar arasında imzalanan 09/08/2021 tarihli ek protokolde; tedarik başlangıç tarihinin 01/07/2021, tedarik bitiş tarihinin 31/12/2021 olduğu, bu ek protokolün taraflar arasında 04/12/2020 tarihinde imzalanan elektrik satış sözleşmesinin ayrılmaz bir parçası olduğu belirtilmiştir. 09/08/2021 tarihli Ek Protokol davacı şirket tarafından "04/12/2020 tarihinde imzalanan elektrik satış sözleşmesi hükümlerine göre belirlenen sabit fiyat ile revize edilen fiyat arasındaki farktan kaynaklı yasal yollara başvuru hakkımızı saklı tutuyoruz" şeklinde şerh düşülerek imzalanmıştır. Elektrik enerjisi üretiminde faaliyet gösteren özel şirketler tarafından elektrik enerjisinin birim fiyatının belirlenmesi, bu konuda görevli olan ... (... A.Ş.) denetiminde gerçekleştirilmektedir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere; taraflar arasındaki sözleşme dönemini kapsayan dönemde ... denetimindeki piyasa takas fiyatları, taraflar arasındaki sözleşme birim fiyatları, davalı şirketçe davacı şirkete uygulanan birim fiyatlar ve ulusal elektrik (EPDK) birim fiyatlarının aylar itibariyle irdelenerek karşılaştırıldığı, bu bağlamda yapılan tespitler doğrultusunda davalı tarafından 01/07/2021 tarihine kadar davacıya sözleşme birim fiyatları üzerinden (0,488-TL/kWh) enerji temin edildiği, taraflar arasında 09/08/2021 tarihinde düzenlenen ek protokole göre davacıya 2021 Temmuz - Ağustos - Eylül - Ekim aylarında EPDK tarifelerine göre (ulusal tarifeden %6) olmak üzere belirtilen indirim uygulanarak enerji temini gerçekleştirildiği, 2021 yılı Kasım ve Aralık aylarında ek protokoldeki taahhüde dahi uyulmadığı, davacıya EPDK tarafından yayımlanan ulusal tarifelere belirtilen orandaki (%6) tenzilatı uygulanmadığı gibi, ... gün öncesi piyasasında oluşan piyasa takas fiyatlarının da üzerindeki birim bedellerden -EPDK Ulusal tarifelerinin 2021 yılı Kasım ayında %50 üzerinde, 2021 Aralık ayında da %80 üzerinde olan birim fiyatları uygulanarak fatura oluşturduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda davalı şirketin gerek taraflar arasında 04/12/2020 tarihinde düzenlenmiş olan sözleşme ile belirlenen 0,488 TL/kWh birim bedelli aktif enerji birim fiyatını, gerekse daha sonra yine taraflar arasında düzenlenen 09.08.2021 tarihli ek protokol ile EPDK tarifelerine %6 indirimle uygulanması belirtilen revize birim fiyatı uygulamayarak, EPDK tarifelerinin de çok üzerinde olan birim fiyatlarla fatura tahakkuk ettirmesi taraflar arasındaki sözleşmeye, ekli protokole ve revize birim fiyatın düzenlendiği ek protokole aykırıdır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun “Aşırı İfa Güçlüğü” başlıklı 138. maddesinde;“Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme hakkının yerine fesih hakkını kullanır. Bu madde hükmü yabancı para borçlarında da uygulanır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Bu düzenleme, sözleşmeye bağlılık (ahde vefa) ilkesinin istisnalarından ise de "sözleşmeye bağlılık" ilkesi esastır. Sözleşmeye müdahale istisnai bir kurum olup, bu kurumun uygulanması anılan maddede belirtilen koşulların birlikte gerçekleşmesine bağlıdır. Bunlar; sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü durum ortaya çıkması, bu durumun borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkması, yine bu durumun sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirmesi ve borçlunun borcunu henüz ifa etmemiş olması veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olması halidir. Bu dört koşulun birlikte gerçekleşmesi halinde ise borçlunun, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme hakkı bulunmaktadır. Davalının talebi üzerine, taraflar arasında düzenlenen 09.08.2021 tarihli ek protokolle sözleşmenin fiyat maddesinin maktu fiyattan ulusal fiyata kar payı yüzdesi konulması şeklinde uyarlamanın gerçekleştirildiği, davacı tarafından bu ek protokole şerh konularak önceki sözleşme ile arada doğan fiyat farklarına dair haklarının saklı tutulduğunun belirtildiği, sözleşmeye konulan ihtirazi kaydın davalının yeni fiyat uygulanmasına dair icabının davalı tarafça eski sözleşmeden doğan hakları saklı tutularak kabul edilip imzalandığı yönünde değerlendirilmesi gerektiği, bu anlamda ihtirazi kayıt tek taraflı karşı tarafa ulaşmakla sonuç doğuran bir hak olduğundan davacının davalı yanın ifasını eski fiyatından doğan farka dair haklarını saklı tutarak kabul ettiği sonucuna varılmıştır. 09/08/2021 tarihindeki ek protokol döneminde enerji fiyatlarında global bazda bir artış olduğu ve bu artışın protokol sonrasında da devam ettiği, bu enerji fiyatlarındaki artışın covid pandemisi tedbirlerinin kalktığı döneme rastladığı bilinmekle, her ne kadar covid pandemisi ve bu kapsamda uygulanan tedbirler olağanüstü bir durum olarak değerlendirilebilir ise de, sözleşmenin imzalandığı 04.12.2020 tarihinde pandemi tedbirleri mevcut olduğundan beklenmeyen bir hal olarak değerlendirilemeyeceği, davalının basiretli bir tacir olarak baştan beri fiyatını ulusal fiyatlara değişken olarak endeksleyerek fiyat dalgalanması riskini telafi edebileceği değerlendirilmiştir. Kaldı ki, meydana gelen fiyat artışları sebebiyle düzenlenen ek protokole davacı tarafından konulan açık ihtirazi kayıt karşısında davalı sözleşmeyi ayakta tutma iradesini sergileyerek ifaya devam ettiği, dolayısıyla davacının koymuş olduğu ihtirazi kayıt itibariyle fiyat farkının ödenmesi talebinin yerinde olduğu kanaatine varılarak davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Taraflar tacir olup, düzenledikleri sözleşme de bir özel hukuk sözleşmesidir. Tarafların özgür iradeleri ile imzaladıkları sözleşmenin ayrılmaz parçası olan ek protokolün 1. maddesinde elektrik enerjisi birim satış fiyatı “0,488 TL” olarak belirlenmiş ve sözleşme süresi boyunca sabit kalacağı taraflarca kabul edilmiştir. Bu çerçevede davalı şirketin, elektrik enerji birim satış fiyatını sözleşmenin bitimine kadar bu miktar üzerinden uygulaması gerekmektedir. Nitekim; davacı, davalı ile imzaladığı 09/08/2021 tarihli ek protokolde 04/12/2020 tarihli elektrik satış sözleşmesi hükümlerine göre belirlenen sabit fiyat ile revize edilen fiyat arasındaki fark nedeniyle yasal yollara başvuru haklarını saklı tutmuştur. Her ne kadar, davalı tarafça davacıya gönderilen yazıda "revizyon nedeniyle sözleşmenin sonlandırılabileceği" bildirilmiş diğer bir anlatımla davacıya revizyon nedeniyle sözleşmeyi sonlandırma hakkı tanınmış ise de; sözleşmenin süre sonuna kadar ayakta kalacağına ve sözleşmede belirtilen koşullarda devam edeceğine güvenen ve en başında sözleşme kurulurken bu niyetle hareket eden davacıdan sözleşmeyi sonlandırması beklenemeyecektir. Aksi durum davacının başka bir firma ile farklı bir fiyat üzerinden elektrik tedarik sözleşmesi imzalamak zorunda kalması gibi bir sonucu doğuracak ve zarara uğramasına sebebiyet verebilecektir. Eldeki davada her iki taraftan beklenenin basiretli birer tacir olarak sözleşmeye uygun davranmalarıdır. Diğer yandan, davalı tarafın ileri sürdüğü mücbir sebepler sözleşmenin 7. maddesinde sayılan mücbir sebep halleri arasında yer almamaktadır. Mücbir sebep olarak ileri sürülen değişen şartlar öngörülebilir, olağan ve hesaba katılabilir niteliktedir. 04/12/2020 tarihinde düzenlenen ek protokol tarihinde pandeminin zaten mevcut olup, 0,488 birim fiyatının pandemiye rağmen kararlaştırılmış olması nedeniyle pandemi mazereti kabul edilemeyecektir. Davalı tarafça ileri sürülen sebeplerden tarifeye yansıyan zam öngörülemeyen bir sebep olmayıp, diğer ileri sürülen sebepler ise muğlak sebeplerdir. Dolayısıyla yukarıda belirtildiği üzere somut olayda TBK'nın 138. maddesi kapsamında aşırı ifa güçlüğü hali söz konusu değildir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin Esas: 2024/3344-Karar: 2025/2187 sayılı kararı da bu yöndedir. Bu çerçevede de, sözleşmenin davalı tarafça ihlal edilmesi, mücbir sebebin bulunmaması, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 138. Maddesinde düzenlenen asırı ifa güçlünün de somut olayda bulunmaması, davacı şirket tarafından ek protokollde “04/12/2020 tarihinde imzalanan elektrik satış sözleşmesi hükümlerine göre belirlenen sabit fiyat ile revize edilen fiyat arasındaki farktan kaynaklı yasal yollara başvuru hakkımızı saklı tutuyoruz' şeklinde şerh konulması dikkate alındığında davacının fark alacağa hak kazandığı anlaşıldığından ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesi isabetlidir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerinde takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, kararın usul ve yasaya uygun olduğu, davalı vekilinin istinaf başvuru nedenlerinin yerinde olmadığı, kararda kamu düzenine aykırı bir yön de bulunmadığı anlaşılmakla, HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/443 Esas 2024/99 Karar sayılı dosyasında verilen 08/02/2024 tarihli kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf talebinde bulunan davalı taraftan alınması gereken 4.707,93 TL istinaf nispi karar harcından, davalı tarafından yatırılan 1.176,98 TL istinaf karar harcının mahsubu ile kalan bakiye 3.530,95 TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, İlişkin, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 16/12/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.