9. Hukuk Dairesi 2025/9305 E. , 2026/708 K. "" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/787 E., 2025/1607 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 14. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/901 E., 2025/78 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılardan ... Enerji Nakliyat Madencilik İnş. San. ve Tic. AŞ (... Enerji), ... Grup İnş. San. ve Tic. AŞ (... Grup İnşaat), ... Madencilik Turz. İnş. Nakl. San. ve Tic. AŞ (... Madencilik) ve ... Yapı San. ve Tic…
9. Hukuk Dairesi 2025/9305 E. , 2026/708 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/787 E., 2025/1607 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 14. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/901 E., 2025/78 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılardan ... Enerji Nakliyat Madencilik İnş. San. ve Tic. AŞ (... Enerji), ... Grup İnş. San. ve Tic. AŞ (... Grup İnşaat), ... Madencilik Turz. İnş. Nakl. San. ve Tic. AŞ (... Madencilik) ve ... Yapı San. ve Tic. AŞ (... Yapı) ortak vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... Madencilik, ... Enerji ve ... Şirketlerinin asıl işverenliğinde, davalı ... Yapı Mad. ve İş Mak. San. ve Tic. Ltd. Şti.nin (... Yapı Şirketi) alt işverenliğinde birden çok metro tünelinin inşaatında 24.12.2020 tarihinden iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiği 24.05.2022 tarihine kadar usta olarak çalıştığını, davalı ... Yapı Şirketinin davacının haberi olmaksızın birden çok işe giriş-çıkış yaptığını, davalı Şirketler bünyesinde hiç ara vermeden ve devamsızlık yapmadan çalıştığını, fazla çalışma yaptığını, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını, davalılar tarafından haklı bir sebep gösterilmeksizin toplu olarak işçilerin işten çıkarıldığını, müvekkilinin işçilik alacaklarının ödenmesini talep ettiğini, işçilerin bunun için muhasebe birimine gittiklerini, odada muhasebeci şantiye şefi ve bir Şirket avukatının beklediğini, müvekkilinin alacaklarını alamayacağı korkusu ile bu toplantıya katılarak içeriğini dahi bilmediği ve okunmasına bile izin verilmeyen evrakları imzaladığını, bu nedenle usulüne uygun yapılmayan 2022/173441 arabuluculuk dosya numaralı ihtiyari arabuluculuk son tutanağının ve anlaşma belgesinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalılar ... Enerji, ... İnşaat, ... Madencilik ve ... Yapı ortak vekili cevap dilekçesinde; arabuluculuk görüşmelerinin usulüne uygun yapıldığını, tarafların hazır bulunması ile tarafsız bir arabulucu eşliğinde yapılan görüşme neticesinde tarafların hür iradesi ile belgeleri okuyup imzaladığını, arabulucu seçiminde bir usulsüzlük olmadığını, arabuluculuğun temel esaslarına göre yüz yüze başkaca kimse olmadan iradi ve menfaat temelli şekilde yapıldığını gösterir telekonferans ekran görüntülerini sunduklarını, iş sözleşmesinin işverence feshedildiğinin davacı tarafça ispatlanamadığını, davacının müvekkili Şirketlerin çalışanı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... Yapı Şirketi cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ... İnşaat Danışmanlık Otomotiv İç ve Dış Ticaret Ltd. Şti. vekilinin, müvekkilinin devir yolu ile birleşmiş olduğu ve ... İnşaat olarak tescil edildiği bilgisiyle dosyaya eklenmesini talep ettiği, davacı vekili 06.02.2025 tarihli duruşmada bu hususa muvafakat ettiğinden değişikliğin bu şekilde yapıldığı, somut olayda davacı tarafça irade fesadı iddiasında bulunulmuş ise de irade fesadına dayalı iddiaların ancak somut ve kesin delillerle ortaya konulması gerektiği, dosyada irade fesadını ispata yönelik somut ve kesin delil bulunmadığı ve anlaşmaya varılan hususların açıkça belirtildiği, davacının söz konusu süreç hakkında yeterli şekilde bilgilendirildiği, kanuna uygun şekilde ihtiyari arabuluculuk görüşmesi yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut dosya ve emsali dosyaların incelenmesinde başka işçilerin asıl ... farklı olmakla birlikte alt işvereni işbu dosyanın davalısı olan ... Yapı Şirketi ile aynı olan, aynı konuda açılmış tespit davalarında işçilerin iradelerinin fesada uğratılarak ihtiyari arabuluculuk tutanaklarının tutulduğu gerekçesiyle ilk derece mahkemelerince verilen kabul kararlarının istinaf ve temyiz denetiminden geçerek onandığı, işbu dosyada da davacı tanık beyanlarına göre davacı ile beraber birçok işçinin görüşmeye çağrıldığı, görüşme esnasında görüşmenin arabuluculuk toplantısı olduğunun bildirildiği, arabulucunun telefonla toplantıya katıldığı, toplantıya katılan davacı ve diğer işçilere "alacağın bu kadar, ya bunu kabul edersin, ya da mahkemeye gidersin" denildiği, ihtiyari arabuluculuk tutanağındaki imzaların davacının gerçek iradesini yansıtmadığı, usulüne uygun ihtiyari arabuluculuk görüşmesi yapılmadığı, davacının iradesinin fesada uğratılarak ihtiyari arabuluculuk tutanaklarının imzalatıldığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü ortadan kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne ve ihtiyari arabuluculuk son tutanağı ile anlaşma belgesinin iptaline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalılardan ... Enerji, ... Grup İnşaat, ... Madencilik ve ... Yapı ortak vekili temyiz dilekçesinde; 1. Bölge Adliye Mahkemesi kararının kanuna uygun bir gerekçe içermediğini ve gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini, 2. Davacının alt işveren çalışanı olmakla, müvekkili Şirketlerin bu kapsamında hukuki ve mali bir sorumluluğu bulunmadığını, aksi kanaatle hüküm kurulacaksa dahi davacıya hak ettiği tüm işçilik alacaklarının müvekkili Şirketler tarafından ihtiyari arabuluculuk neticesinde ödendiğini, 3. Arabuluculuk görüşmelerinin kanuna aykırı yapıldığı ve davacının iradesinin fesada uğratıldığı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını, davacının çalıştığı şantiyede müvekkili Şirketlerin asıl işveren olduğunu, işçilerin hak ve alacaklarının tahsili için ayaklanma çıkarması, şantiye görevlerinde taşkınlık göstermesi ve tehdit içeren beyanları nedeniyle müvekkili Şirketin üst işveren sıfatı ile sorumlulukları kapsamında olmamasına rağmen işçilerin tutumlarının daha büyük zararlara sebep olmaması açısından, hak ve alacaklarını usulüne uygun ihtiyari arabuluculuk yolu ile ödediğini, ödenmesi gereken tutarları personelin belirlediğini, 4. Davacının iddiasının aksine arabulucunun tarafsız olduğunu, arabulucu seçimine davacının itirazı olmadığını, herhangi bir baskı veya tehdit durumu söz konusu olmamakla, davacının kötüniyetli şekilde arabuluculuk neticesinde ödenen miktardan daha fazla kazanç elde etme çabasında olduğunu, 5. Arabuluculuk sürecinin hak temelli değil menfaat temelli bir süreç olduğunu, tarafların hür iradesiyle yapılan teklifi kabul etmesi sonucu nihayetlenen sürecin kanuna ve usule uygun biçimde yapıldığını, mağduriyet yaşamamaları adına işçiler müvekkili Şirketlerin sorumluluğunda olmamasına rağmen kendilerine ödeme yapıldığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, taraflar arasındaki arabuluculuk görüşmelerinin kanuna uygun yürütülüp yütülmediği, bu bağlamda 25.05.2022 tarihli ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/5 hükmü kapsamında geçerli bir anlaşma belgesi olup olmadığı ile gerekçeye ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz eden davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.02.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. K A R Ş I O Y Davacı işçi, işveren tarafından süreci başlatılan ihtiyari arabuluculuk sonunda düzenlenen anlaşma tutanağının gerçek iradesini yansıtmaması nedeniyle iptalini istemiş; Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi hükmü ortadan kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiş ve bu karar Dairemizce onanmıştır. 6100 sayılı Kanun’un 106/2 hükmüne göre kanunda belirtilen durumlar dışında tespit davası açan davacı, dava açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararının bulunduğunu açıkça ortaya koymak zorundadır. Bu nedenle diğer davalarda aranan hukuki yarar yanında tespit davası açan davacının, kendisi için söz konusu olan tehlike veya tereddütlü durumun ortaya çıkaracağı zararın ancak tespit davası ile giderilebileceğini ispat etmesi gerekir. Şayet davacı, kendisini tehdit eden tehlikenin tespit davası ile giderilebileceğini ispat ederse hukuki yararının varlığından söz edilebilir. Tespit davası ile elde edilecek hukuki koruma başka bir yolla veya başka bir davayla sağlanabiliyorsa bu konuda tespit davası açmakta hukuki yarar bulunmamaktadır. Bir dava içerisinde iddia veya savunma olarak ileri sürülebilecek hususlar da tespit davasının konusu olamaz (... Pekcanıtez, Pekcanıtez Usûl, İstanbul, On Beşinci Baskı, 2018, s. 976-977). Arabuluculuk anlaşma belgesinin iptaline yönelik dava niteliği itibarıyla bir tespit davasıdır. Bu dava ile borçlar hukuku sözleşmesi niteliğindeki anlaşmanın geçersizliğinin tespiti istenmektedir. Her tespit davasında olduğu gibi burada da davacı söz konusu davayı açmakta güncel hukuki yararının varlığını ortaya koymak durumundadır. Dairemiz uygulamasına göre anlaşma belgesinin geçersizliğinin tespiti alacak veya işe iade davasında ön sorun olarak incelenebilmektedir. Anlaşma belgesinin geçerli olup olmadığının alacak veya işe iade davasında incelenebilmesi usul ekonomisine de uygun düşmektedir. Tespit davası ile elde edilecek hukuki korumanın başka bir yol veya dava ile sağlanabilmesi mümkün olduğuna göre davacının anlaşma belgesinin iptali istemiyle ayrı bir dava açmasında güncel hukuki yararının varlığından söz edilemez. Bu nedenle arabuluculuk anlaşma belgesinin iptaline ilişkin açılan davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddedilmesi gerekir. Yukarıda açıklanan sebeplerle kararın bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan Sayın Çoğunluğun onama yönündeki görüşüne katılamıyorum.