T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:27/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:19/04/2022 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:27/02/2026 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:27/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:19/04/2022 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:27/02/2026 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; davalı ... Bankası'ndan 07/01/2016, 02/11/2016 ve 17/02/2017 tarihli Genel Kredi Sözleşmeleri ile ... adına 415.788,88-TL tutarında kredi kullanıldığını, davalı bankaya taksitlerini ödemekte güçlük çekmesi nedeniyle Antalya ili ... İlçesi ... ada ... parsel ... nolu bağımsız bölüm üst sınır ipoteği ile teminat altına alındığını ve bu taşınmazını ...'a sattığını, davalı bankaya 18/03/2019 tarihinde ... hesabına 525.000,00-TL satış bedeli olarak yatırıldığını ve borcun ödenmesi nedeniyle davalı banka tarafından taşınmaz üzerine konulan üst sınır ipoteğinin kaldırıldığını, davalı bankanın Antalya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile ...'a satılan taşınmaz için tasarrufun iptali davası açtığını, davacının Antalya 7. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına konu borcunun olmadığını, ... hesabına 525.000,00-TL yatırıldığını, bankaya borcunun kalmadığını, karşılıklı görüşmeler sonucunda Antalya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin dosyasından feragat edildiğini, ipoteğin kaldırıldığını, buna rağmen davalı bankanın Antalya 7. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden takip başlatıldığını, mükerrer alacak nedeniyle icra takibinin takip borcunun 629.561,40-TL olduğunu belirterek Antalya 7. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasına konu alacak sebebi ile borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline, haksız ve kötü niyetli icra takibi sebebi ile davalı banka aleyhine alacağın %20 si oranında tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili; davacılardan ... Gıda İnş.San.ve Tic.Ltd.Şti. lehine kullandırılan ticari krediler nedeniyle kredi borçlusu ile müvekkili banka arasında Genel Kredi Sözleşmeleri imzalandığını, diğer davacı olan şirket yetkilisi ...'ın da ilgili sözleşmeleri müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, kullandırılan ticari nitelikli kredi borcunun ödenmemesi sebebiyle Kahramanmaraş 2. Noterliği’nin 14.05.2019 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi keşide edilerek banka kredi alacağının ödenmesi, aksi takdirde yasal işlemlere başlanacağı hususunun davacılara ihtar edildiğini, keşide edilen ihtarnameye rağmen borcun ödenmemesi üzerine davacılar hakkında Antalya 7. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin herhangi bir itirazda bulunulmaması üzerine kesinleştiğini, davanın tarafları tacir olduğu gibi, borcun konusunun da ticari nitelikli kredi olduğunu, Türk Ticaret Kanunu'nun ticari iş ve davanın tanımını içeren 4. maddesinin f bendinde "Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde," hükmüne yer verilmiş olup aynı kanunun 5. maddesinde de tüm ticari dava ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli mahkemelerin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunun belirtildiğini, davanın taraflarının tacir ve dava konusu kredi borcunun ticari nitelikli olması nedeniyle davaya bakma görevi Asliye Ticaret Mahkemelerine ait olmakla görev itirazında bulunduklarını belirterek davanın öncelikle görev yönünden reddi ile yasal süresinde talep halinde dosyanın görevli Asliye Ticaret Mahkemeleri'ne gönderilmesine karar verilmesini talep etmiş; ayrıca, taraflarına yapılan herhangi bir arabuluculuk daveti olmadığı gibi davacı tarafça dosyaya sunulan herhangi bir arabuluculuk tutanağı da bulunmadığını, davacı taraf, dava şartı zorunlu arabuluculuk şartını yerine getirmeksizin işbu davayı açmış bulunmakla davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, esasa yönelik olarak da; davacıların müvekkili bankaya borçları bulunmakta olup bu hususun sözleşme, ihtarname ve banka kayıtları ile sabit olduğunu, müvekkili banka tarafından davacılara ticari krediler kullandırıldığını, davacıların müvekkil bankaya olan borçlarının ayni teminatı amacıyla Antalya İli ... İlçesi ... ... Ada ... Parselde Kayıtlı ... Nolu Bağ. bölüm sayılı taşınmaz üzerinde müvekkili banka lehine ipotek tesis edilmiş olduğunu, davacıların ipotek konusu taşınmaza müşteri bulduklarını, ipotek bedelinin ödenmesi karşılığında taşınmaz üzerindeki ipoteğin fekkini istediklerini belirterek müvekkil bankaya başvurduklarını, müvekkili banka tarafından, taşınmazın değeri, borcun ödenmemesi halinde taşınmazın cebri satışı halinde elde edilecek tahsilat ile üçüncü kişi tarafından teklif edilen ödeme tutarı karşılaştırılarak ipotek bedeline karşılık 525.000,00-TL ödenmesi halinde ipoteğin fekkinin sağlanabileceğinin bildirildiğini, müvekkili bankaca bildirilen ipotek fek bedelinin taşınmazı satın almak isteyen kişi tarafından müvekkili bankaya ödenmesi üzerine bakiye alacağı nedeniyle hakları devam etmek üzere ayni teminat kapsamında yer alan ipoteğin fek edildiğini, kalan borcun ödenmemesi üzerine müvekkili banka tarafından Kahramanmaraş 2. Noterliği’nin 14.05.2019 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi keşide edilerek krediden kaynaklanan banka alacağının ödenmesi, aksi takdirde yasal işlemlere başlanacağı hususunun borçlulara ihtar edildiğini, ancak keşide edilerek gönderilen ihtarnamelere rağmen borcun ödenmemesi ve borçluların mal varlıklarını azaltıcı işlemlere giriştiğinin istihbar olunması üzerine borçlular hakkında Antalya 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... D.İş sayılı dosyası ile ihtiyati haciz kararı alındığını ve alınan bu kararın Antalya 7.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile uygulandığını, icra dosyasından gönderilen ödeme emirlerinin borçlulara tebliğine rağmen herhangi bir itirazda bulunulmaması üzerine davacılar hakkında icra takibinin kesinleştiğini, davacı tarafça her ne kadar kullanılan kredi tutarının 415.788,88-TL olduğu iddia edilmekte ise de bu iddianın gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafça ileri sürülen tutarın, müvekkili banka tarafından kısmi ödeme karşılığı ipoteğin fekkinden sonra 14.05.2020 tarihinde keşide edilerek gönderilen Kahramanmaraş 2. Noterliği’nin 14.05.2019 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesinde bildirilen, ipotek fek bedelinin mahsubundan sonra kalan nakdi alacağı tutar olduğunu, davacı tarafça hesap kat ihtarına ve ödeme emrine karşı itiraz ileri sürülmediği gibi takip tarihinden itibaren geçen 1,5 yıllık sürede de herhangi bir dava açılmadığını, açılan işbu menfi tespit davasının amacının, bekletici mesele yoluyla tasarrufun iptali davasında yargılamayı geciktirme amaçlı olduğunu, davacı hakkında üçüncü kişilere devrettiği iki adet taşınmaz nedeniyle Antalya 9. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas ve Antalya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile iki ayrı tasarrufun iptali davası açıldığını, tasarrufun iptali davaları açıldıktan sonra yapılan araştırmada, Antalya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasına konu edilen Antalya İli ... İlçesi Yeni Mahalle ... Ada ... Parselde Kayıtlı ... Nolu Bağ. bölüm sayılı taşınmaz üzerinde daha öncesinde banka lehine ipotek kaydının bulunduğu ve tasarrufun iptali davasına konu yerin kısmi ödeme karşılığı ipoteğin fekkine uygunluk verilen taşınmaz olduğunun anlaşılması üzerine sadece bu taşınmazla ilgili davadan feragat edildiğini, davacı tarafından üçüncü kişiye devredilen diğer taşınmaza ilişkin olarak taraflarınca açılan ve Antalya 9. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile görülmekte olan tasarrufun iptali davasının yargılamasının ise halen devam etmekte olduğunu, davacının banka yetkilileri tarafından dosyalarının kapandığının kendisine bildirildiği ve yaptığı görüşmeler sonucu davadan feragat edildiği iddialarının ise tamamen asılsız ve dayanaksız iddialar olup soyut iddialar dışında herhangi bir delil sunulmadığı görülmekle haksız ve dayanaksız davanın reddi gerektiğini, davacıların tedbir yoluyla icra takibinin durdurulmasına yönelik taleplerinin yasal dayanağı bulunmamakla söz konusu talebin reddi gerektiğini, davacıların kendilerine gönderilen hesap kat ihtarına ve ödeme emirlerine karşı hiç bir itirazda bulunmadıklarını, bizzat huzurda gerçekleştirilen haciz işlemlerine de yine hiç bir şekilde itiraz etmediklerini, aksine teminatların iadesine muvafakat ettiklerini belirterek davacı tarafın işbu davayı tasarrufun iptali davasında yargılamayı geciktirmek ve müvekkil bankanın alacağına ulaşmasını engellemek amacıyla haksız ve kötü niyetli olarak açmış olmakla davanın reddine, dava değerinin %20'sinden az olmamak üzere tazminatın davacılardan tahsili ile müvekkili bankaya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; "Tüm dosya kapsamının incelenmesi neticesinde denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli görünen bilirkişi raporuna göre davalı banka ile davacı şirket arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi uyarınca birden fazla kredi açıp kullandırıldığı, davacı şirket yetkilisi ...'ın sözleşmeye aynı limitli müşterek ve müteselsil kefil olduğu, ayrıca adına kayıtlı taşınmaz üzerinde banka lehine ipotek tesis edildiği, tarafların ortak beyanlarından anlaşılacağı üzere ipotek konusu taşınmaza müşteri çıkması üzerine ipotek bedelinin ödenmesi karşılığında taşınmaz üzerindeki ipoteğin fek edilmesi için davacıların davalı banka ile görüştüğü, bunun üzerine 525.000,00-TL ödeme karşılığı ipoteğin fek edildiği, davacıların bu tutarın ödenmesiyle kredi borcunun kapatıldığı iddiasıyla takip konusu borcu kabul etmeyerek eldeki menfi tespit davasını açtıkları, ancak alınan bilirkişi raporundan anlaşılacağı üzere bankanın bu tutarı kredi borçlarına mahsup etmesine rağmen ödemenin tüm kredi borcunu kapatmaya yetmediği, bankanın bakiye tutar yönünden alacağı kat edip, usulüne uygun şekilde davacılara ihtarname gönderdiği, ödeme olmayınca eldeki takibi başlattığı, yerleşik Yargıtay kararlarına göre bankanın TCMB'ye bildirip de uygulamadığı akdi faiz oranını temerrüt faizi oranının tespitinde dikkate alamayacağı, bankanın fiilen uyguladığı akdi faiz oranına göre raporda belirlenen temerrüt faiz oranı tespitinin yerinde olduğu, buna göre yapılan hesaplama sonucu bankanın iki taksitli ticari krediden kaynaklı bakiye asıl alacağının 410.271,06-TL, işlemiş akdi ve temerrüt faizlerinin 13.843,27-TL, gider vergisinin 692,12-TL, ihtar masrafının 505,67-TL, ihtiyati haciz vekalet ücretinin 606,00-TL, ihtiyati haciz giderinin 123,90-TL olmak üzere toplam alacağının 426.042,02-TL olduğu, taksitli ticari kredi alacağının 219.247,17-TL'lik kısmının %32,64, 191.023,89-TL'lik kısmının ise %45 oranında temerrüt faizine tabi olduğu, bankanın 505,67-TL'lik noter ihtar masrafı için kredi borcuymuş gibi %45 oranında temerrüt faizi istemesinin yerinde olmadığı, bu kısım için ancak yasal faiz istenebileceği, dava menfi tespit davası olarak açıldığından takipte istenen tutarlardan raporda belirtilen borçlar düşülmek suretiyle mahkememizce yapılan hesaplama sonucu davacıların taksitli ticari krediye ilişkin (TTK) asıl alacağın 5.517,82-TL'sinden, işlemiş faizin 3.849,25-TL'sinden, BSMV'nin 192,50-TL'sinden olmak üzere toplam borcun 9.559,57-TL'sinden borçlu olmadıkları anlaşılmakla davanın bu tutar yönünden kısmen kabulüne karar verilmiş, takip tarihi itibariyle asıl alacağın 219.247,17-TL'lik kısmının %32,64, 191.023,89-TL'lik kısmının %45 oranında temerrüt faizine, ihtiyati haciz masrafı olan 505,67-TL'nin %9 oranında yasal faize tabi olduğu belirtilmiştir. Reddedilen tutar yönünden Antalya 11. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen 14/10/2020 tarihli ihtiyati tedbir kararı uygulanmadığından ve bu nedenle şartları oluşmadığından davalı lehine tazminata hükmedilmemiş, aynı şekilde kabul edilen kısım yönünden de davalının kötü niyetli olduğu söylenemeyeceğinden ve bu nedenle İİK 72/5 maddesindeki şartlar oluşmadığından davacıların tazminat talepleri reddedilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile; Antalya 7. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasında davacıların taksitli ticari krediye ilişkin (TTK) asıl alacağın 5.517,82-TL'sinden, işlemiş faizin 3.849,25-TL'sinden, BSMV'nin 192,50-TL'sinden olmak üzere toplam borcun 9.559,57-TL'sinden borçlu olmadıklarının tespitine, dazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı, davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; yapılan yargılamanın eksik incelemeye dayalı olduğunu, Mahkemece alınan bilirkişi raporu hükme esas alınamayacak nitelikte olmasına rağmen itirazları değerlendirilmeden hatalı rapora göre eksik araştırma ile hüküm kurulduğunu, Mahkemeye sunulan bilirkişi raporunun, yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan kaleme alındığını, hesap hataları bulunduğunu, davacı müvekkili tarafından yapılan ödemenin kalem işlemlerinin net ve açık olarak belirtilmediğini, dava dosyasına konu genel kredi sözleşmelerine ilişkin borcun doğum tarihlerinin net ve açık olmadığını, bilirkişinin raporda tüm kredi işlemleri şeklinde hükme esas alınmayacak mahiyette eksik açıklama yaptığını, davaya ve Antalya 7. İcra Dairesi'ne konu genel kredi sözleşmelerinin açık ve net kalem işlemlerinin neler olduğunun belli olmadığını, müvekkili tarafından bankaya yapılan ödemenin nereye kullanıldığının açık ve net bir şekilde belirli olmadığını, raporda bahse konu kredilerin yeni krediye dönüştürüldüğünün belirtildiğini, bu bağlamda dosyaya yapılan ödemenin nereye kullanıldığı ile birlikte açık ve net bir şekilde hangi kredilerin hangi tarihte hangi krediye dönüştürüldüğünün, dönüştürülen kredilerin ad, tarih ve miktarları ile tüm kalem işlemlerinin, davaya konu kredilerden ayrı yeni kredi çekilip çekilmediği, çekilmiş ise bunların neler olduğu, dönüştürülen kredilerin davaya konu krediler ile bağlantısı bulunup bulunmadığı ile ilgili ek rapor alınmasını talep etmelerine rağmen Mahkemece taleplerinin reddedildiğini, rapordaki eksiklik tamamlanmadan eksik araştırma ile verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, davalı bankanın müvekkili adına olan '... ilçesi ... ada ... parsel ... nolu bağımsız bölümün ipotekli olduğunu ve müvekkilinden 525.000,00 TL ödeme alarak ipoteği fek ettiğini kabul ettiğini, davalı bankaya 525.000,00 TL ödeme yapıldığı tarihte bahse konu genel kredi sözleşmelerine konu bankanın alacağının ipotekli taşınmazın satış bedeli olan 525.000,00 TL kadar bile olmadığını, ipotekli taşınmaz bedeli olan 525.000,00 TL olarak davalı banka tarafından borca karşılık olarak alındığını ve bankaya olan borcun tamamen kapandığını, bunun üzerine de davalı bankanın ipoteği fek ettiğini, ancak tüm bu işlemlerden 2-3 ay sonra davalı banka tarafından müvekkiline haksız takip yapıldığını, davalı banka tarafından Antalya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine ... ilçesi ... ada ... parsel ... nolu bağımsız bölümün satışından kaynaklanan tasarrufun iptali davası açıldığını, açılan haksız davanın müvekkiline tebliğ edilmesi ile birlikte müvekkilinin banka ile irtibata geçtiğini ve davalı bankaya Antalya 7. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına konu borcunun olmadığını, davalı bankada hesabı bulunan bir diğer dosya borçlusu ... hesabına 525.000,00 TL yatırıldığını, bu nedenle bankaya kredi borcunun kalmadığını, hatta davalı banka tarafından teminat altına alınan taşınmaz ipoteğinin kaldırıldığını beyan ettiğini ve davalı banka yetkilileri tarafından müvekkiline tüm dosyanın kapatıldığını, dosyanın avukatta olduğunu ancak iletişime geçilerek yardımcı olacaklarının beyan edildiğini ve karşılıklı görüşmeler sonucunda Antalya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasından feragat edilerek Mahkemece davalı bankanın açmış olduğu tasarrufun iptali davasının reddedildiğini, davalı bankanın ilgili dosyadan feragat etmesine rağmen eş zamanlı açtığı bir diğer davadan feragat etmediğini, davalı bankanın teminat altına aldığı taşınmazın satılarak davalı bankaya olan kredi borcunun tamamen ödendiğini ve davalı banka tarafından taşınmaz üzerindeki ipoteğin kaldırıldığını, neticeten Mahkemece rapordaki eksiklikler giderilmeden eksik araştırmaya dayalı verilen kısmen red kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sözleşme ile talep edilebilecek faiz oranının müvekkili bankaca TCMB'na bildirilen azami faiz oranının %100 fazlası olacağının sözleşme ile kararlaştırıldığını, krediye bankaca uygulanan fiili faiz oranından bahisle daha düşük oranda temerrüt faizi uygulanmasının sözleşme hükümlerine ve yasal mevzuata açıkça aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 22. maddesinde bankanın TCMB'na bildirdiği en yüksek faiz oranının %100 fazlası oranında temerrüt faizi işletileceğinin kararlaştırıldığının açıkça tespit edildiğini, ancak söz konusu tespitin hemen ardından ise Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı uyarınca sözleşmede temerrüt faiz oranının net olarak yazılmaması halinde temerrüt faizi oranının kredi ilişkisine fiilen uygulanan oranlar üzerinden hesaplanacağının belirtildiğini, 219.247,17-TL kredi alacağına fiilen %16,32 oranında akdi faiz uygulandığı ve %32,64 oranında temerrüt faizi talep edilebileceğinin ifade edildiğini, Yerel Mahkeme tarafından da bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, taraflar tacir olmakla aralarında imzalanan kredi sözleşmesi hükümleri ve dolayısıyla kararlaştırılan akdi faiz ve gecikme faizi hükümlerinin geçerli ve taraflar yönünden bağlayıcı olduğunu, Türk Ticaret Kanunu'nun 8. maddesinin 1. bendinde "Ticari işlerde faiz oranı serbestçe belirlenir" hükmüne yer verildiğini ve özel düzenleme getirildiğini, taraflar arasındaki Genel Kredi Sözleşmesi'nin 22. maddesinde "Müşteri, muaccel olan veya muaccel sayılan kredi borcuna temerrüt faizi uygulanacağını, temerrüt faizinin ise sözleşmede farklı bir oran belirtilmediği sürece, kredi borcunun muaccel olduğu tarihte cari olan Bankanın TCMB 'na uygulayacağını bildirdiği en yüksek kredi faiz oranına bu oranın yüzde yüzünün ilavesiyle bulunacak oran üzerinden hesaplanacak oran olduğunu; ödeyeceği bu faizlerin yanında fon, vergi, harç vb mevzuat veya sözleşme gereğince ödenmesi gereken diğer mali yükümlülüklerini, mevzuat değişikliği ile sonradan getirilecek her türlü vergi ve yükümlülüklerini, yasal takip giderleri, vekalet ücreti ve sair her türlü mali külfetlerini de ödeyeceğini kabul ve taahhüt eder" hükmüne yer verildiğini, daha önce sundukları banka azami faiz oranlarını gösterir 18.01.2019 tarihli tabloda müvekkili bankaca TCMB'na bildirilen azami faiz oranının %45 olduğu ve bu oranın %100 fazlası ile uygulanabilecek azami faiz oranının %90 olduğunun açıkça anlaşıldığını, müvekkili banka tarafından TCMB'na bildirilen azami faiz oranının yıllık %45 olduğunu, talep edilebilecek temerrüt faiz oranının bu oranın %100 fazlasının hesaplanması sonucu yıllık %90 olduğunu, müvekkili banka tarafından ise yıllık %45 oranında temerrüt faizi talep edilmekle söz konusu faiz oranının sözleşmeye uygun olduğunu, özel kanun niteliğindeki Türk Ticaret Kanunu hükümleri gereğince taraflar arasında düzenlenerek imza altına alınan Kredi Sözleşmesinde yer alan faiz hükümlerinin geçerli olduğunu, sözleşmede düzenlenen temerrüt faizi oranı gereğince takipte talep edilen yıllık %45 temerrüt faizinin sözleşmeye ve yasal mevzuata uygun olmakla söz konusu oran dikkate alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, hesap kat ihtarnamesi ile ilgili noter masraflarının sözleşme gereğince faiz tahakkuk edecek alacak kalemlerinden bulunduğunu, bu kalem yönünden faiz işletilmemesinin hatalı olduğunu, dava konusu icra takibinde noter masrafları ile birlikte bu alacak kalemi nedeniyle oluşan 505,67-TL masrafın ve temerrüt faizinin ödenmesinin talep edildiğini, ancak hükme esas alınan bilirkişi raporunda masraf kalemlerine faiz tahakkuk ettirilemeyeceği belirtilerek masraf alacağı kalemine ilişkin faiz tutarının hesaba dahil edilmediğini, Yerel Mahkemece de bu doğrultuda hüküm kurulduğunu, taraflar arasında imzalanan kredi sözleşmesinin 20/1. maddesi hükmünün son derece açık olduğunu, bankanın dilediği anda noter aracılığıyla veya başka yollarla bu sözleşme ile açtığı hesap yada kredileri kesebileceği veya sözleşmeyi feshedebileceğini, 20/2. maddesinde ise bankanın hesapların kesilmesi konusunda yapacağı ihbarın hangi hesap veya kredi için yapılmışsa o hesabı muaccel kılacağını ve müşterinin kesilen cari hesap borç bakiyelerini, faiz, fon, komisyon, vergi, resim, harç ve sair masraflar dahil ödemesini gerektireceğinin düzenleme altına alındığını, bir an için işbu sözleşme masraf kalemine faiz işletileceğine ilişkin yukarıda yer alan sözleşme hükmünün bulunmadığı düşünülse dahi alacağın tahsili amacıyla ve yasal düzenleme gereğince keşide edilen ihtarname masrafından TBK hükümleri uyarınca davacı borçlunun sorumlu olduğunu ve müvekkili bankanın masraf tutarındaki paranın kullanımının engellendiğini, parasından yararlanmasının önüne geçildiğini ve bu nedenle bu alacak kalemine faiz işletilmesi gerektiğini, taraflar tacir olmakla aralarında akdedilen sözleşme hükümlerinin TTK gereği tarafları bağladığını, keşide edilerek davacıya gönderilen hesap kat ihtarnamesi ile ilgili noter masrafının, davaya konu krediden ayrı düşünülemeyeceğini ve faiz tahakkuk edilebilecek bir alacak kalemi olmakla faiz alacağının hesap dışı bırakılmasının hatalı olduğunu, davacı tarafça bu davanın kötüniyetli olarak tasarrufun iptali davasında bekletici mesele yapılmak amacıyla açıldığını, kötü niyetli olan davacılar aleyhine tazminata hükmedilmesi gerektiğini, davacılarca açılan bu dava ile tasarrufun iptali davasında bekletici mesele talebinde bulunulduğunu, davacıların talebinin kabul edilerek Antalya 9. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin bu dava dosyasının kesinleşmesini bekletici mesele yaptığını, davacıların açtıkları bu menfi tespit davasında haksız olduğunun tespit edildiğini, kötü niyetli olan ve bekletici mesele talebinde bulunarak amacına ulaşan davacıların aleyhine asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesi gerektiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dairemizce de istinaf incelemesi bu çerçevede yapılmıştır. Yargılamada ileri sürülen iddia ve cevaplar, mevcut deliller ve tüm dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde; Dava; İİK'nın 72. maddesi uyarınca genel kredi sözleşmesinden kaynaklı icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır. Mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle, davanın kısmen kabulüne, ihtiyati tedbir kararı uygulanmadığından ve bu nedenle şartları oluşmadığından davalı lehine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına, kabul edilen kısım yönünden davalının kötü niyetli olduğu söylenemeyeceğinden ve bu nedenle İİK'nın 72/5. maddesindeki şartlar oluşmadığından davacıların tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. Davacıların istinaf sebepleri açısından yapılan değerlendirmede; Davacılar vekili ipotekli taşınmaz bedeli olan 525.000,00 TL'nin davalı banka tarafından borca karşılık olarak alındığını ve bankaya olan borcun tamamen kapandığını ileri sürmüş ise de; ipotekli taşınmazın davacı tarafça 525.000,00 TL'ye satıldığı ve ipoteğin fek edildiği, davacı şirket hesabına yatırılan bu miktarın kredi borçlarını kapatmaya yetmediğinin ve yapılan ödeme sonrası kalan kredi borçlarının yeni kredilere dönüştürüldüğünün dosya kapsamında alınan bilirkişi raporuyla tespit edildiği; yine davacılar vekili Mahkemeye sunulan bilirkişi raporunun, yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan kaleme alındığını, hesap hataları bulunduğunu, davacı müvekkili tarafından yapılan ödemenin kalem işlemlerinin net ve açık olarak belirtilmediğini, dava dosyasına konu genel kredi sözleşmelerine ilişkin borcun doğum tarihlerinin net ve açık olmadığını, raporda bahse konu kredilerin yeni krediye dönüştürüldüğünün belirtildiğini, bu bağlamda dosyaya yapılan ödemenin nereye kullanıldığı ile birlikte açık ve net bir şekilde hangi kredilerin hangi tarihte hangi krediye dönüştürüldüğünün, dönüştürülen kredilerin ad, tarih ve miktarları ile tüm kalem işlemlerinin, davaya konu kredilerden ayrı yeni kredi çekilip çekilmediği, çekilmiş ise bunların neler olduğu, dönüştürülen kredilerin davaya konu krediler ile bağlantısı bulunup bulunmadığı ile ilgili ek rapor alınmasını talep etmelerine rağmen Mahkemece taleplerinin reddedildiğini, rapordaki eksiklik tamamlanmadan eksik araştırma ile karar verildiğini ileri sürmüş ise de; dosya kapsamında Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun ayrıntılı, açık, anlaşılır, denetime elverişli, yerleşik yargısal kararlara uygun olduğu ve doğru hesaplamalar içerdiği, raporda tüm hesaplamaların detaylı bir şekilde gösterildiği, kredilerin dönüştürüldüğü yeni kredilerin numaralarının (TT 2190 ve TT2267), tarihlerinin, miktarlarının raporda belirtildiği ve bu kredilere ilişkin ayrı ayrı hesaplamalara yer verildiği, Mahkemece işbu raporun hükme esas alınmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşıldığından davacıların istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Davalı tarafın istinaf sebepleri açısından yapılan değerlendirmede ise; Davalı vekili, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 22. maddesinde bankanın TCMB'ye bildirdiği en yüksek faiz oranının %100 fazlası oranında temerrüt faizi işletileceğinin kararlaştırıldığını müvekkili banka tarafından TCMB'ye bildirilen azami faiz oranının yıllık %45 olduğunu, talep edilebilecek temerrüt faiz oranının bu oranın %100 fazlasının hesaplanması sonucu yıllık %90 olduğunu, müvekkili banka tarafından ise yıllık %45 oranında temerrüt faizi talep edilmekle söz konusu faiz oranının sözleşmeye uygun olduğunu ileri sürmüş ise de; davanın genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığı, davacı yanın temerrüt tarihinde benzer kredilere fiilen uyguladığı faiz oranının daha yüksek olduğunu usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı, banka kayıtları üzerinde yapılan inceleme ile davalı bankanın davacıların temerrüt tarihinde fiilen uyguladığı tespit edilen en yüksek faiz oranı esas alınarak bu oran üzerinden sözleşmede yer alan hüküm uyarınca %100 fazlasının hesaplanması suretiyle temerrüt faiz oranının tespit edilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin faize yönelik istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Yine davalı vekili hesap kat ihtarnamesi ile ilgili noter masrafının, davaya konu krediden ayrı düşünülemeyeceğini ve faiz tahakkuk edilebilecek bir alacak kalemi olmakla noter masrafına ilişkin faiz alacağının hesap dışı bırakılmasının hatalı olduğunu ileri sürmüş ise de; noter masrafı kredi işlemi gibi değerlendirilip takip tarihinden sonra faiz işletilemeyeceğinden davalı vekilinin bu husustaki istinaf itirazları da yerinde görülmemiştir. Ayrıca davalı vekili, davacı tarafça bu davanın kötüniyetli olarak tasarrufun iptali davasında bekletici mesele yapılmak amacıyla açıldığını, kötü niyetli olan davacılar aleyhine tazminata hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de; yargılama sırasında Antalya 11. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen 14/10/2020 tarihli ihtiyati tedbir kararı uygulanmamış olup davalının alacağına geç kavuşmasının söz konusu olmadığı, işbu davanın tasarrufun iptali davasında bekletici mesele yapılmak amacıyla açıldığına dair herhangi bir delilin dosyada mevcut olmadığı, davacıların yasal dava açma ve tedbir isteme hakkını kullanmasının kötüniyet olarak değerlendirilemeyeceği anlaşılmış olmakla Yerel Mahkemece davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebinin şartları oluşmadığından reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır Sonuç olarak; 6100 sayılı HMK'nın 359/3. maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgiler, yasaya uygun gerektirici nedenler, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, HMK'nın 355/1. maddesi gereği inceleme istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmakla, re'sen gözetilmesi gereken kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu, bu itibarla her iki tarafın istinaf itirazlarının yerinde olmadığı anlaşıldığından davacıların ve davalının istinaf başvurularının ayrı ayrı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacıların ve davalının İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı ... Elektronik ... İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin istinaf başvurusu açısından Harçlar Kanunu'na bağlı tarife uyarınca alınması gerekli 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubuyla bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacı ... Elektronik ... İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nden tahsiliyle HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı ...'ın istinaf başvurusu açısından Harçlar Kanunu'na bağlı tarife uyarınca alınması gerekli 732,00 TL istinaf karar harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 4-Davalının istinaf başvurusu açısından Harçlar Kanunu'na bağlı tarife uyarınca alınması gerekli 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubuyla bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiliyle HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 5-Taraflarca istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde BIRAKILMASINA, 6-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından taraflar lehine istinaf vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 7-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE, 8-Kararın Dairemizce taraflara TEBLİĞİNE, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 04/06/2025 tarih 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi uyarınca dava tarihindeki miktar itibariyle 6100 sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 27/02/2026 ...