T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 4.Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:29/04/2022 DAVANIN KONUSU:Kayıt Kabul GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:22/12/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; dava…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 4.Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:29/04/2022 DAVANIN KONUSU:Kayıt Kabul GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:22/12/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; davacının alacağı için davalı şirket İflas idaresine 27.04.2017 tarihli dilekçe sunularak 3.206.820 USD ile 489.021,75 TL. hisse senedinden doğan alacak ile 09.05.2016 tarihli ek dilekçe ile icra takibine dayalı işçi alacağı olan 142.791.98 TL'nin sıra cetveline kaydını talep ettiklerini, işçi alacağının tahsili istemiyle yapılan ilamsız takibe ilişkin Ankara 5.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasından dosya hesabı sunulduğunu, ... tarafından kayıt kabul istemlerinin reddedildiğini, red kararının işçi alacağına ilişkin takibin kesinleşmiş olması da dikkate alındığında usul ve yasaya aykırı olduğunu, hisse senedine ilişkin talepleri yönünden de İflas İdaresi tarafından alınan kararın usule aykırı olduğunu ileri sürerek davacının 142.791.98 TL.işci alacağı ile 3.206.820 USD ile 489.021,75 TL hisse senedine ilişkin alacaklarının iflas masasına kayıt ve kabulünü talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili; davacı tarafça 27.04.2016 tarihli başvuru dilekçesinde 9.850.459,18.-TL alacak talebinde bulunulduğunu, davacı tarafın bu alacak talebinin "İşbu alacak talebine konu alacak işçi alacağı için ilamsız icra takibi yapılmış ise de, takibe konu ve talep dilekçesi ekinde bulunan belgelerin alacağı ispatlamaya yeterli olmadığı, alacak talebinin yargılamayı gerektirdiği, ayrıca talep ekinde alacağı ispatlamaya yeter belge olmadığından taleplerinin reddedildiğini, davacının Müflis şirketin ortağı olduğunu, Müflis şirketin ortağının, işçi alacağının olmasının mümkün olmadığını, davacının alacaklı olduğu hususları ispatlaması gerektiğini, alacak başvurusuna göre bilirkişi incelemesi gerektiğini, alacak kayıt başvuru dilekçesi ve ekleri ile bu alacağa ilişkin ... tarafından verilen alacak kararı kapsamında mahkemece yapılacak tahkikat çevresinde , davacının işbu davasının reddine karar verilmesini ve yapılacak masraf ve ücretin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, müflis şirket ile borçlu şirketin yönetim kurulu başkanlarının aynı olduğu, yönetim kurulu üyelerinin de çoğunluk olarak aynı kişilerden oluştuğu ve şirketin aynı kişiler tarafından yönetildiği, müflis şirketin borçlu ... Tekstil San. Tic. AŞ.'nin logosunu kullandığı, müflis şirketin faturalarındaki kaşelerde de fatura düzenleyen olarak her iki şirketin isminin belirtildiği, davacının müflis şirkette işe başladığı ve borçlu şirkette çalışmasına kesintisiz olarak devam ettiği, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde her iki şirket arasında organik ve yönetsel bağ bulunduğu, buna göre davacının işçilik alacağı ile ilgili olarak müflis şirket ile borçlu şirket arasında müteselsil sorumluluk bulunduğu, işçilik alacağına ilişkin olarak SGK kayıtları doğrultusunda alınan ... tarihli bilirkişi raporu da dikkate alındığında Ankara 5.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında davacı alacağı olan 61.272,39 TL ücret alacağın, 44.935,65 TL kıdem tazminatı alacağından davalı müflis ... İnş. San. ve An. Şti'nin sorumlu olduğu gerekçesi ile alacağın Antalya 10.İcra Müdürlüğü'nün ... İflas dosyasına kayıt ve kabulüne, davacının hisse senedi yönünden talep ettiği alacak miktarına ilişkin olarak ise; davacının hisse senedi almakla şirkette pay sahibi olduğu, bu nedenle hisse senetleri yönünden talep ettiği alacağı ancak iflas masasında paraların paylaştırılmasından sonra mevcut tutar kalması halinde talep edebileceği gerekçesiyle bu talebinin reddine karar verilmiştir. Karara karşı, davalı ... idaresi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. Dairemizin 31/12/2020 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile; "...Davacının dosya arasına celp edilen SGK hizmet cetveline göre müflis şirkette 2012 yılı 11. ayından işten çıkışının bildirildiği, 03/04/2014 tarihinde yönetim kurulu üyesi olarak çalışmasının bildirildiği, bu durumun ... tarihli bilirkişi raporunda belirtilip davalı vekili tarafından bu yönde araştırılma yapılması yönünde itiraz edilmesi rağmen mahkemece bu yönde bir araştırma yapılmadan eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olmuş olup davalı vekilinin bu yöne ilişen istinaf talebi yerinde bulunmuştur. Davacının işçilik alacaklarına ilişkin talepleri; ödenmeyen ücretleri ve kıdem tazminatına ilişkindir. Anılan talepler, 4857 Sayılı İş Kanunundan doğan işçilik alacakları olup, davacı ile davalı müflis şirket arasındaki ilişkinin TTK’nın 359. madde ve devamında düzenlenen şirket yönetim kurulu üyesi ile şirket arasındaki hizmet ilişkisi içerisinde olup olmadığının araştırılması, taraflar arasında, İş Kanunu kapsamında bir işçi işveren ilişkisi bulunmadığı anlaşırsa, davacının işçilik alacağı talep edemeyeceği hususunda gözetilmesi gerekir. Mahkemece öncelikle davacının, şirketlerin kurucu ortakları ile akrabalık bağı da gözetilerek davacının gerçek anlamda işçilik çalışmasının bulunup bulunmadığı, ticaret sicil kayıtları da getirtilmek suretiyle davacının ne zaman şirket ortağı olduğu, ne zaman yönetim kurulu üyesi olduğu hususları araştırılıp tespit edildikten sonra konusunda uzman bir bilirkişiden yargı denetimine esas alınabilecek işçilik alacağı hesabı yaptırılarak oluşacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle karar verilmiştir. Sonuç olarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince esastan kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yerel mahkemesine gönderilmesine" karar verilmiştir. Dairemizin kaldırma kararı sonrasında yapılan yargılama neticesinde ilk derece mahkemesince; "...somut olayda, Anonim Şirkette hisse sahibi olan davacının müflis şirketin kurucu ortakları ile akrabalık bulunduğu ve şirkette belli dönemlerde yönetim kurulu başkanlığı yaptığı, yönetim kurulu başkanı olarak görev yapan şirket ortağının işçi olmasının mümkün olmadığı, zira işverenin otoritesi altında çalışan onun emir ve talimatlarına göre iş görme zorunda olan bir durumunun olmadığı, bilakis kendisinin tüzel kişiyi temsilen gerektiğinde emir ve talimatta verme yetkisinin bulunduğu, dolayısıyla şirketteki pozisyonunun işçi olarak değerlendirilmesine dair kişisel bağımlılık unsurunun gerçekleşmediği, SGK kayıtlarında da gerçek anlamda işçilik ilişkisinin ve aldığı ücretin tespit edilmediği, kısa bir dönem için sigortalılığının bulunduğu anlaşılmakla davacının müflis şirkette işçi pozisyonunda olmayıp işçilik alacakları yönünden talebinin yerinde olmadığının kabulü ile bu yöndeki kayıt kabul isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacının hisse senedi yönünden talep ettiği alacak miktarına ilişkin olarak ise; davacının hisse senedi almakla şirkette pay sahibi olduğu, bu nedenle hisse senetleri yönünden talep ettiği alacağı ancak iflas masasında paraların paylaştırılmasından sonra mevcut tutar kalması halinde talep edebileceği anlaşılmakla bu yönü ile talebinin reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin müflis şirketten olan işçilik alacaklarına ilişkin olarak Ankara 5. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile talepte bulunulduğunu, bu taleplerde müvekkili ile aynı durumda olan bir başkasının taraf olduğu Ankara 16. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasının emsal gösterildiğini, Yargıtay incelemesinden geçen ve Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı ilamı ile, borçlu şirketin borca itiraz etmediği ve takibin kesinleştiğini, anılan alacağın İİK'nın 206. maddesinin birinci sırasında belirtilen işçi alacağı olduğunun kabul edildiğini, dolayısıyla müvekkilinin de işçi statüsünde olduğunu ve talep edilen alacak kaleminin işçi alacağı olduğunun aşikar olduğunu, aynı gerekçelerin müvekkili ... yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilin belirtilen şirketlerde İş Kanununa tabi olarak çalıştığına ilişkin Sigorta Sicil Kartı, Maaş Ödeme Belgeleri, Maaş Bordroları, banka hesap belgeleri, SGK Sigortalı Hizmet Listeleri ve diğer belgelerin yargılama aşamasında sunulduğunu, müvekkilinin işçi olarak ücretini düzenli aldığını, dosyaya sunulan belgeler ile birlikte dosyanın bilirkişilere tevdii edildiğini ve ... tarihli Bilirkişi Ek Raporu'nda davacının şirkette aynı zamanda personel olarak ücret karşılığı çalıştığının ve dolayısıyla ücret alacağının mevcut olduğunun anlaşıldığının tespit edildiğini, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre bir kimsenin biçimsel anlamda şirket ortağı gözükmesine karşın bağımlı çalışma koşulları ve aldığı ücretin bağımsız çalışma ve kazanç sağlama durumundan baskın olması halinde salt ortaklık statüsünden hareketle sonuca gidilemeyeceğini, şirkette verilen sembolik payların işçi-işveren ilişkisini etkilemeyeceğinin kabul edildiğini, ilk derece mahkemesince müvekkilinin şirket ortağı olduğu ve yönetim kurulu üyeliği yaptığı gerekçesiyle taleplerin reddine karar verilmiş ise de bu gerekçenin yerinde olmadığını, müvekkiline verilen ortaklığın sembolik olduğunu ve müvekkilinin sermayesi ile şirket sermayesinin kıyaslandığında görüleceğini, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin %1 pay gibi sembolik nitelikte şirket ortağı olan davacılar bakımından işçi-işveren ilişkisini kabul ettiğini, müvekkilinin işyerinde düzenli olarak çalıştığını, maaşını aldığını, adına bordro düzenlendiğini ve tüm belgelerin müvekkilinin çalışmasının İş Kanununa tabi olduğunu gösterdiğini, müvekkilinin işverene bağımlı olduğunu, onun denetimi altında ve ücret karşılığında çalıştığını, dolayısıyla taraflar arasında işçi ve işveren ilişkisi olduğunu, müvekkilinin şirketlerdeki ortaklığının olduğunu ancak bu ortaklığın payının şirket sermayelerine oranlandığı zaman çok düşük kaldığını, müvekkilinin işçi olduğunu, şirkette çalıştığını, mahkeme kararının hatalı olduğunu, müvekkilinin işçilik alacaklarının kabul edilmesi gerektiğini, en azından 5510 Sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 01/10/2008 tarihi öncesinden itibaren kesintisiz çalışması söz konusu olan müvekkilinin bu dönemlerinin hesaplanarak işçilik alacaklarının kayıt ve kabulüne karar verilmesi gerektiğini, işveren ve işçi statüsünün hiçbir zaman müvekkilinde birleşmediğini, müvekkilinin şirkette hiçbir zaman Yönetim Kurulu Başkanlığı veya icracı bir Yönetim Kurulu üyeliği yapmadığını, müvekkilinin sigortalı olarak çalıştığının SGK kayıtları ile sabit olduğunu, müvekkilinin hisse senedine ilişkin alacaklarının iflas masasına kayıt ve kabulüne dair taleplerinin reddine karar verilmiş ise de, bu alacak kalemleri yönünden iflas masasında paraların paylaştırılmasından sonra mevcut tutar kalması halinde talep edilebileceği gerekçesiyle reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ... Turizm A.Ş.'nin Kemer Resort Otel'in satışı ve elde edilen gelirin ... A.Ş. bünyesine aktarılması dikkate alındığında müvekkilinin bu satıştan dolayı USD alacağının bulunduğunun tüm dosya kapsamı ile sabit olduğunu, yine ... A.Ş.'nin mülkiyetindeki ... Otel'in satışı neticesinde ... A.Ş. bünyesine aktarılan paradan da müvekkilinin TL alacaklı olduğunu, ilk derece mahkemesince bu taleplere ilişkin davanın reddine şeklinde hüküm kurmak yerine "Hisse alacağının tespiti yapılarak, hisse alacağının tasfiye aşamasının bitmesinden sonra masada para kaldığı takdirde dikkate alınmasına" denilerek hüküm tesis edilmesi gerekirken, taleplerin tümüyle reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, dosya içinde yer alan belgeler, müvekkilin işçi olarak çalıştığının ve işçilik alacağının olduğunun açık kanıtları olduğunu, ancak tüm bu yazılı belgelere ve Yargıtayca yapılmış değerlendirmeye rağmen verilen kararın kabul edilmediğini belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, şirket ortağı ve yönetim kurulu üyesi davacının davalı şirketten olan alacağının iflas sıra cetveline kayıt ve kabulüne ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İstinaf kararından sonra mahkemece aldırılan 23/03/2022 tarihli bilirkişi raporunda, davacının SGK kayıtlarına göre 01/03/1987-30/06/1987 tarihleri arasında ... Fab. İnş. Adına kayıtlı işyerinde, 01/07/1987- 31/03/1988 tarihleri arasında ... Tekstil Sanayi ve Tic.A.Ş. Adına kayıtlı işyerinde, 01/02/2001-03/04/2014 tarihleri arasında ... İnş...San. A.Ş. Adına kayıtlı işyerinde hizmetinin bulunduğu, ticaret sicil kayıtlarına göre ise, ... İnş...San. A.Ş.'nin 22/04/2002 tarihli olağan genel kurul toplantısında 7500 adet (A) grubu payın davacıya aidiyetine karar verildiği, ... İnş. Ve San. A.Ş.'nin 29/04/2005 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısında (A) grupu pay sahibi davacının (B) grupu pay sahibi Yönetim Kurulu Üyesi olarak şirketi çift imza ile temsil ve ilzama yetkili kılındığı, 16/04/2007 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısında davacının 2 yıl süre ile Yönetim Kurulu Üyeliğine seçildiği, 17/03/2009 tarihli Genel Kurul Toplantısında yeniden yönetim kuruluna seçilemediği, ... İnş. Sanayi ve A.Ş.'nin 11/03/2011 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısında paydaşlar arasındaki dağılım oranlarına göre davacının 240.906.000 adet (A) grubu nama yazılı hisse ile 166.062.800 adet (C) grubu hamiline yazılı hisse sahibi olduğu, 29/04/2011 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan edilmek suretiyle kurulan ... Tekstil Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin kurucu ortağı olduğu, bu durumda davacının 22/04/2002-27/09/2012 tarihleri arasında ... İnş. Ve San. A.Ş.'nin ortağı olduğu, 29/04/2005-17/03/2009 tarihleri arasında şirketin yönetim kurulu üyesi olduğu, 29/04/2011-29/03/2016 tarihleri arasında davacının ... Tekstil Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin ortağı olduğu belirtilmiştir. Müflis ... İnş. ... A.Ş.'nin 11/03/2011 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısı sonucunda kısmi bölünme ile tekstil alanında faaliyette bulunmak üzere ... Tekstil San. ve Tic. A.Ş.'nin kurulduğu, şirketin Antalya Ticaret Siciline 20/04/2011 tarihinde ... sicil numarası ile kaydedilerek faaliyetine başladığı, ... İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin, ... San. ve Tic. A.Ş.'nin % 99,9 oranında hissedarı olduğu, şirketlerin farklı tüzel kişiliklere sahip olmalarına rağmen aralarında sıkı bir organik bağın mevcut olduğu, şirketlerin faaliyetlerin ekonomik ve ticari anlamda bir bütünlük arz ettiği, bu iki şirketin aynı zamanda borçlanmalarda da birbirlerinin müteselsil kefili oldukları, şirketler arasındaki organik bağın iflas ertelemesi davasında bizzat şirket vekillerince de ileri sürüldüğü, her iki şirketin grup şirketler olduğu ve aralarında organik bağ bulunduğu kesinleşen yargı kararları ile hüküm altına alınmıştır (Dairemizin 03/07/2024 tarih, 2024/960 Esas ve 2024/1176 Karar, 24/06/2025 tarih, 2023/302 Esas ve 2025/576 Karar, 24/04/2025 tarih, 2022/2280 Esas ve 2025/350 Karar sayılı ilamları). HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacının işçilik alacaklarına ilişkin Ankara 5. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin borca itiraz nedeniyle kesinleşmediği, aralarında organik bağ bulunan Anonim Şirketlerde hisse sahibi olan davacının müflis şirketin kurucu ortakları ile akrabalık bağı bulunduğu ve şirkette belli dönemlerde yönetim kurulu üyeliği yaptığı, yönetim kurulu üyeliği olarak görev yapan şirket ortağının işçi olmasının mümkün olmadığı, zira işverenin otoritesi altında çalışan onun emir ve talimatlarına göre iş görme zorunda olan bir durumunun olmadığı, bilakis kendisinin tüzel kişiyi temsilen gerektiğinde emir ve talimatta verme yetkisinin bulunduğu, dolayısıyla şirketteki pozisyonunun işçi olarak değerlendirilmesine dair kişisel bağımlılık unsurunun gerçekleşmediği, SGK kayıtlarında da gerçek anlamda işçilik ilişkisinin ve aldığı ücretin tespit edilmediği, kısa bir dönem için sigortalılığının bulunduğu, bu bağlamda, mahkemece, taraflar arasında, İş Kanunu kapsamında bir işçi işveren ilişkisi bulunmadığı ve buna bağlı olarak işçilik alacaklarına yönelik talebin reddi kararında isabetsizlik bulunmadığı, mahkemece verilen hisse senetlerine ilişkin alacak talebinin iflas masasında paraların paylaştırılmasından sonra mevcut tutar kalması halinde talep edebileceği gerekçesiyle reddine ilişkin ilk kararın davacı tarafından istinaf edilmediği, davalı lehine usuli kazanılmış hak teşkil ettiği, HMK'nın 355/1. maddesi gereği inceleme istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmakla, re'sen gözetilmesi gereken kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu, bu itibarla davacı vekilinin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı anlaşıldığından davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin İlk Derece Mahkemesince YAZILMASINA, 3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.22/12/2025 ...