Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait işyerinde davalıdan ihale ile iş alan dava dışı gerçek veya tüzel kişilerin yahut adi ortaklıkların işçisi olarak çalışırken, iş sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğini, bunun üzerine davacının eldeki davadan önce davalı ile dava dışı son yüklenici şirket aleyhine işe iade davası açtığını ve feshin geçersiz olduğu kabul edilerek işe iadesine karar verildiğini, işe iadenin yasal sonuçlarından davalıların müştereken ve
DAVA KONUSU: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait işyerinde davalıdan ihale ile iş alan dava dışı gerçek veya tüzel kişilerin yahut adi ortaklıkların işçisi olarak çalışırken, iş sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğini, bunun üzerine davacının eldeki davadan önce davalı ile dava dışı son yüklenici şirket aleyhine işe iade davası açtığını ve feshin geçersiz olduğu kabul edilerek işe iadesine karar verildiğini, işe iadenin yasal sonuçlarından davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarının tespitine kesin mahiyette karar verildiğini, işbu kararda işe iadenin yasal sonuçları hakkında parasal belirlemenin de yapıldığını, Bölge Adliye Mahkemesi kararının tebliği üzerine davacının yasal on günlük süre içerisinde işe başlatılması için işverene başvurduğunu, davalıların yasal bir aylık süre içerisinde davacıyı işe başlatmadığını, davacıya yıllık izinlerinin kullandırılmadığını, ücretin asgari ücretin %35 fazlası olduğunu, davacının ücretlerinden işverence sebepsiz yere kesintiler yapıldığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile işe başlatmama tazminatı, yıllık ücretli izin, ücret ve boşta geçen süre ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. KARAR: Uyuşmazlık, davacının kıdem ve ihbar tazminatları ile işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretine hak kazanıp kazanmadığı, hak kazanmışsa alacakların hesabı ile davalının dava konusu alacaklardan sorumlu olup olmadığına ve zamanaşımına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.