Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Sendikanın davalı ... Ambalaj Sanayi ve Ticaret AŞ'ne (... Şirketi) ait işyerinde örgütlenme çalışması başlattığını ve çok kısa bir sürede işyerinde yetkili Sendika olduğunun tespit edildiğini, davalı ... Şirketinin çalışma koşullarını düzeltecek girişimleri müvekkili Sendika ile görüşmek yerine, önce ekonomik sebepler, ardından küçülme, ardından sair suçlamalarla sendika üyesi işçileri tek tek işten çıkardığını, işçilere feshe ba…
Uyuşmazlık, davacı Sendika tarafından davalılar arasındaki asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı olduğunun tespitine ilişkin dava açılmasında hukuki yararın bulunup bulunmadığına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun 26. maddesi uyarınca kuruluşlar, çalışma hayatından, mevzuattan, örf ve adetten doğan uyuşmazlıklarda işçi ve işverenleri temsilen dava açmak ve bu nedenle açılmış davada davayı takip yetkisine sahiptir. Kanun'da tanınan dava takip yetkisi çerçevesinde sendikalar, asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı olduğunun tespitini talep edebilir. Ancak tespit davası ile elde edilecek hukuki koruma başka bir yolla veya başka bir davayla sağlanabiliyorsa bu konuda tespit davası açmakta hukuki yarar bulunmamaktadır (... ..., ... Usûl, ..., On Beşinci Baskı, 2018, s. 976-977). Somut uyuşmazlıkta, iş müfettişleri tarafından düzenlenen raporla, davalı işverenler arasındaki asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı olduğunun tespit edildiği ve davalı tarafça muvazaa tespitine ilişkin rapora karşı Manisa 1. İş Mahkemesinin 2024/122 Esasına kayıtlı dava ile itiraz edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda davacı Sendikanın, muvazaa tespitine itiraza yönelik davada davalı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının yanında müdahil olarak yer almak suretiyle eldeki tespit davası ile elde edilmek istenilen amaca ulaşması mümkün olacaktır. Hâl böyle olunca, davacı Sendikanın somut davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı açıktır. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle yukarıdaki paragrafta yapılan açıklamaya göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.