T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/2736 KARAR NO : 2025/2379 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2019/1254 Esas 2022/545 Karar KARAR TARİHİ : 22/06/2022 DAVA : İstirdat KARAR TARİHİ : 16/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 16/12/2025 Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösteril…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/2736 KARAR NO : 2025/2379 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2019/1254 Esas 2022/545 Karar KARAR TARİHİ : 22/06/2022 DAVA : İstirdat KARAR TARİHİ : 16/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 16/12/2025 Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı, istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a bendi uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafın İzmir 22. İcra Müdürlüğü'nün 2019/1759 E. Sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine icra takibine giriştiğini, ödeme emrinde alacak nedeninin 06.02.2017 tarihli kazanç kaybı ve değer kaybı olarak belirtildiğini, ancak hangi araçta ve hangi olaydan kaynaklı zarara olduğunun ödeme emrinde yer almadığını, söz konusu icra takibine yasal itiraz süresi içerisinde itiraz edilemediğinden haksız başlatılan icra takibinin kesinleştiğini, icra takibinin kesinleştiği için haciz tehdidi altında bulunan müvekkilinin, yukarıda esas numarasını belirtmiş olduğu icra takip dosyasında esasen borçlu olmamasına rağmen 09.04.2019 tarihinde 21.900,00-TL ve 10.04.2019 tarihinde 141,00-TL olmak üzere toplamda 22.041,00-TL ödeme yaptığını, 22.041,00-TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte müvekkile iadesine karar verilmesini talep etmiştir. DAVALI CEVABININ ÖZETİ: Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; davacı adına kayıtlı .... plakalı iş makinesi, 06.02.2017 tarihinde, dava dışı sürücü ... sevk ve idaresinde iken, hatalı ve kontrolsüz geri manevra yapması nedeni ile arkasında duran müvekkili şirkete ait ... plakalı araca çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, Tramer kayıtları gerekse trafik kaza tutanağına göre davacı araç sürücüsü kazanın meydana gelmesinde asli ve tam kusurlu olduğunu, davacıya ait aracın trafik sigorta poliçesi, ... A.Ş.tarafından düzenlenmiş olup, sigorta şirketi 3241210 hasar dosyası üzerinden müvekkil şirkete, sigorta eksperinin belirlediği hasar bedeli olarak 7.716,00 TL ödeme yapıldığını, değer kaybı ve kazanç kaybı ile ilgili olarak müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığını, bu nedenle müvekkilinin icra takibi başlatmakta haklı olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : İzmir 22. İcra Md.nün 2019/1759 E. sayılı takip dosyası, bilirkişi raporu, hasar dosyası, tanık beyanları ile tüm dosya kapsamı. İDM KARARININ ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; davacı adına tescilli ....plakalı iş makinesi sürücüsü ...'un kazanın meydana gelmesinde %100 kusurlu olduğu ve davalı adına kayıtlı ... plakalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusuru olmadığını, 06.02.2017 tarihinde, ... hasarda 6.100,00 TL değer kaybı oluştuğunu, piyasa şartlarının, oldukça değişken ve göreceli bilgiler içeren ilanlarla, takip edilmesinin olanaklı olmadığı, gerçek alıcı ve satıcının hayatın olağan akışında hasar miktarı kadar değer kaybı ile iskontolu fiyatlarla 2. El otomobilleri alıp sattıkları, ağır hasar kaydı olmadığı sürece piyasa hareketliliğinin bu şekilde işlediği, kazada ikame araç (kazanç kaybı) bedeli için 10 iş günü onarım süresi boyunca 600,00 TL + KDV=708,00 TL olduğu gerekçesi ile davacının davasının kısmen kabulü ile 22. İcra Müdürlüğünün 2019/1759 E. Sayılı dosyasında 6.100 TL değer kaybı bedeli olarak borçlu olduğunun tespitine, fazlaca tahsil edilen 15.941,00 TL'nin ödeme tarihi olan 09/04/2019 dan itibaren avans faiziyle davalıdan istirdatına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilin aleyhine icra takibine konu edilen alacakların tamamının zamanaşımına uğradığını, mahkemece bu hususta değerlendirme yapılmadığını , Yerel mahkemece yapılan yargılama esnasında hükme esas alınan kusur ve maddi zarar hesabı yönünden dosyaya sunulan bilirkişi raporlarını, müvekkile izafe edilen kusur oranını kabul etmekdiklerini, müvekkilin kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusuru bulunmadığını, zarar hesabının da fahiş olduğunu, hangi verilere dayanılarak elde edildiği belli olmadığından raporun denetime elverişli olmadığını beyanla davalı tarafça ileri sürülen istinaf gerekçelerinin esastan reddine, davacının katılma yoluyla istinaf başvurusunun kabulüyle yerel mahkeme kararının müvekkil lehine ortadan kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporuna ayrıntılı olarak itiraz edildiğini ve dosyanın yeni bir bilirkişiye tevdii ile yeniden rapor alınması talep edilmiş isede talebimiz usul ve yasaya aykırı olarak kabul edilmediğini , 708,00 TL kazanç kaybı hiç dikkate alınmaksızın karar verildiğini, kararın açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece bilirkişi tarafından belirlenen 6.100,00 TL değer kaybı, 708,00 TL kazanç ve ödeme tarihi ile toplam 6.808,00 TL bedelin faiz, vekalet ücreti, icra masrafları, tahsil harcı ile birlikte icra dosya hesabının yeniden yaptırılması, sonrasında hesaplanacak fazla ödemenin anapara yönünden faizi ile birlikte icra dosyasına iadesine karar verilmesi gerekmekte iken mahkemece usul ve yasaya aykırı olarak ödenen bedelden sadece değer kaybı düşülerek hüküm tesis edildiğini, borçlu tarafından yapılan ödemeden tahsil harcı, cezaevi harcı düşülerek reddiyat yapıldığını beyanla kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAFA CEVAP : Davacı taraf istinafa cevap vermemiştir. G E R E K Ç E Uyuşmazlık, maddi hasarlı trafik kazasından doğan değer kaybı ve kazanç kaybı alacağının tahsili için başlatılan takipte ödeme yapan davacının istirdat talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, yukarıda özetlenen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı davacı ve davalı taraflar istinaf isteminde bulunmuştur. 6100 Sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca inceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilir; HMK'nun 357 inci maddesine göre de, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz, maddeleri çerçevesinde inceleme yapılmıştır. Bilindiği üzere; 6098 Sayılı TBK 49 uncu maddesi gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fille başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. 2004 sayılı İİK madde 72/7 hükmüne göre, takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geri alınmasını isteyebilir. İzmir 22. İcra Müdürlüğünün 2019/1759 sayılı takip dosyasında 06/02/2019 tarihinde davalı tarafça davacı ve dava dışı ... aleyhine 12.500 TL değer kaybı, 1.600 TL kazanç kaybı, 3584,78 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 17.684,78 TL üzerinden 7 örnek icra takibi başlatıldığı, borcun sebebinin 06/02/2017 tarihli değer kaybı ve kazanç kaybı olarak gösterildiği, ödeme emrinin davacıya 15/02/2019 tarihinde yakına tebliğ suretiyle tebliğ edildiği, davacı tarafça itiraz sunulmadığı ve takibin davacı yönünden kesinleştiği, alacaklının haciz talebinin icra müdürlüğünce kabul edildiği, davacı-borçlu vekilinin 08/04/2019 tarihli dilekçesi ile ödeme için kapak hesabı talebinde bulunduğu ve 09/04/2019 tarihli hesapta toplam 22.040,51 TL dosya borcu hesaplanarak davacı tarafça 09/04/2019 tarihinde 21.900 TL, 10/04/2019 tarihinde 141 TL ödeme yapıldığı, davacı-borçlu tarafından 17/12/2019 tarihinde yasal süre içerisinde eldeki istirdat davasının açıldığı görülmüştür. Takip konusu alacak olay tarihi itibariyle (Menemen Ticaret Odası kayıtlarına göre) davacıya ait .... plakalı iş makinesi ile davalıya ait ... plakalı araç arasında meydana gelen 06/02/2017 tarihli trafik kazasından kaynaklanan değer kaybı ve kazanç kaybına ilişkin maddi tazminat olup, 6098 Sayılı TBK madde 72 hükmüne göre kaza tarihinden itibaren 2 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde icra takibi başlatıldığı açıktır. Kaldı ki, zamanaşımına uğramış bir borcun ödenmesi için verilen şey geri alınamaz ( BK madde 62 c.2) Buna göre, borçlu ödeme emrine itiraz etmemiş veya itiraz etmiş olup da itirazında veya icra mahkemesinde (m.63) zamanaşımını ileri sürmemiş ise , (kesinleşen icra takibi nedeniyle) cebri icra tehdidi ile ödemiş olduğu (zamanaşımına uğramış) paranın geri verilmesi için istirdat davası açamaz. Buna karşılık, borçlu ödeme emrine itiraz ederken veya itirazın kaldırılması duruşmasında (m.63) zamanaşımın definde bulunduğu halde ,bu defi yerinde görülmeyerek itirazın (kesin) kaldırılmasına karar verilmiş ve bunun üzerine (cebri icra tehdidi altında) borcu ödemek zorunda kalmış ise, istirdat davası açabilir.( Kuru ,2006 ; sf.342) Bu nedenlerle davacı vekilinin zamanaşımına değinen istinaf nedenleri kabul edilmemiştir. İDM'nce alınan 07/02/2021 tarihli Trafik bilirkişi raporundaki değerlendirmelerin taraflara ait araç sürücüleri tarafından imzalanan anlaşmalı kaza tespit tutanağındaki anlatım ve dosyadaki delillere göre belirlenen oluşa uygun ve hükme esas almaya elverişli olduğu anlaşıldığından mahkemece davacıya ait iş makinesi sürücüsünün tam kusurlu olduğunun kabul edilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş, davacı vekilinin kusur belirlemesine yönelik istinaf nedenleri kabul edilmemiştir. Zarar hesabı yönünden ise; Hukukumuzda gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören oluşan zararın üstünde bir yarar sağlayamaz. Motorlu araç zarar görmüş ise, aracın kullanılış amacına göre araçtan mahrumiyet zararı belirlenmelidir.Kural olarak, araçta meydana gelen "değer kaybı" (istikrar kazanan yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre); aracın serbest piyasa koşullarına göre kaza tarihi itibariyle önceki kazalar araştırılarak niteliği ve etkisi göz önüne alınarak, tartışılarak hasarsız haldeki ikinci el rayiç değeri ile aracın yaşı, modeli, özellikleri, hasar miktarı ve hasarlı kısımların özelliği dikkate alınarak kazadan sonraki tamir edilmiş halinin rayiç değeri tespit edilip bu iki miktar arasındaki azalmadan ibarettir. Daha somut bir ifade ile aracın kaza tarihindeki hasar görmemiş piyasa değeri ile onarılmış haldeki piyasa değeri arasındaki fark kriteri esas alınmalıdır. Hükme esas alınan 29/11/2019 havale tarihli bilirkişi raporunda ise; 3 farklı yöntemle hesaplama yapıldığı, 3. Hesaplamanın fark kriterine göre yapıldığının ifade edildiği ancak güncel araç fiyatları üzerinden belirlenen sabit bir değer kaybı oranının dava konusu aracın kaza tarihi rayiç değerine uygulanması suretiyle değer kaybının 6.100 TL olarak belirlendiği, ek raporun da aynı yönde olduğu, 2. Ek raporda da güncel araç kiralama bedeli üzerinden 10 gün tamir süresi için hasaplanan rakamın (160*10=1600 TL) kaza tarihine güncellenmesi ile 600 TL + KDV olmak üzere toplam 708 TL kazanç kaybı hesaplandığı görülmüştür. ... plakalı araca ilişkin sigorta hasar dosyasının dosya arasına alındığı, ancak aracın tramer bilgisine ilişkin bir kayıt, SBGM kayıtları bulunmadığı gibi İDM'ce alınan 29/11/2019 havale tarihli rapor ve ek raporda aracın güncel değerleri üzerinden oran belirlenmek suretiyle yapılan değer kaybı hesabının Yargıtay içtihatları ile kabul edilen fark kriterine uygun bir hesaplama yöntemi olduğu söylenemeyeceğinden bu rapor hükme esas alınarak karar verilmesi doğru görülmemiştir. Öte yandan, araç mahrumiyeti için yapılan hesaplamada kaza tarihindeki veriler esas alınması gerekir iken, güncel araç kiralama rakamı belirlenip kaza tarihine TÜFE uygulanarak çekilmesi şeklindeki yöntemin de hükme esas alınması mümkün değildir. Bu nedenle, Mahkemece aracın Sigorta Bilgi Gözetim Merkezi kayıtları ve geçmiş hasar kaydı olması halinde bunlara ilişkin hasar dosyaları da getirtilerek değer kaybı ve ikame araç bedeline ilişkin Yargıtay içtihatları ile kabul edilen hesaplama yöntemine uygun, kaza tarihi verilerine dayalı, gerekçeli ve denetime elverişli bir bilirkişi raporu alınarak karar verilmesi gerekir iken, yetersiz bilirkişi raporuna dayalı karar verilmesi doğru görülmediğinden davacı ve davalı vekilinin eksik incelemeye değinen istinaf nedenleri yerinde görülmüştür. Kabule göre de; 1-Gerekçede 6100 TL değer kaybı ve 708 TL araç mahrumiyet zararı hesaplandığı belirtilmesine rağmen sadece değer kaybı yönünden borçlu kabul edilmesi yönünde hüküm tesisi ve araç mahrumiyetinin kabul edilmemesi hususunda gerekçeye yer verilmemesi, 2- Davacının icra dosyası kapsamında sorumlu olduğu miktarın ( asıl alacak, işlemiş faiz, aslı alacağa takip tarihinden ödeme tarihine kadar işleyen faiz, belirlenen borç miktarına göre ödeme tarihi itibariyle sorumlu olunan icra takip dosya masrafları da hesaplanarak ödeme tarihinde haksız ödenen ve iadesi gereken rakamın) lüzumu halinde bu hususta bilirkişi raporun da alınarak net olarak belirlenmesi gerekir iken bu yönden bir değerlendirme yapılmadan karar verilmesi usule uygun görülmediğinden , davalı vekilinin bu hususlara değinen istinaf nedenleri de yerinde görülmüştür. 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-(a) bendine göre; Aşağıdaki durumlarda bölge adliye mahkemesi, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verileceği hükme bağlanmıştır. Aşağıdaki durumlar arasında; (a-6) bendinde; "mahkemece uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması” sayılmıştır. Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre ; ilk derece mahkemesi'nce uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin (...) toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK’nun 353/1. fıkra (a-6) bendi gereğince esası incelenmeden kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine ilişkin karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurularının AYRI AYRI KABULÜNE, 2- İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/1254 Esas - 2022/545 Karar sayılı, 22/06/2022 tarihli kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1 fıkra (a-6) bendi gereğince ESASI İNCELENMEDEN KALDIRILMASINA, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE, 4-Davacının peşin yatırdığı 80,70 TL istinaf karar ve ilam harcının istek halinde iadesine, 220,70 TL istinaf yoluna başvuru harcının mahsubu ile Hazineye gelir kaydına, 5-Davalının peşin yatırdığı 272,23 TL istinaf karar ve ilam harcının istek halinde iadesine, 220,70 TL istinaf yoluna başvuru harcının mahsubu ile Hazineye gelir kaydına, 6-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği ve harç tahsil / iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 Sayılı HMK'nun 353. Maddesi (1-a) bendi uyarınca 16/12/2025 tarihinde KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.