TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 28/05/2025 NUMARASI: 2018/1062 Esas, 2025/429 Karar DAVALI: SAY KALİTE YÖNETİM SİSTEMLERİ DANIŞMANLIK TİCARET ANONİM ŞİRKETİ DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 28/01/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1316 KARAR NO: 2026/104 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 28/05/2025 NUMARASI: 2018/1062 Esas, 2025/429 Karar DAVALI: SAY KALİTE YÖNETİM SİSTEMLERİ DANIŞMANLIK TİCARET ANONİM ŞİRKETİ DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 28/01/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Dava, eser sözleşmesinden kaynaklı alacak davası olup, davanın kısmen kabulüne ilişkin karara yönelik olarak davacı ve davalı taraf ayrı ayrı istinaf talebinde bulunmuştur.Davacı vekili özetle; müvekkilinin ... pasaport numarasına sahip ...'nin İran'ın...ilinde yaşadığını, müvekkilinin iş seyahati ortamında bir şekilde davalı ... ile tanıştığını, daha sonra biri Türkiye'de diğeri İran'da olmak üzere iki projede birlikte çalışma kararı verildiğini, bu projelerin ilkine dayanan sözleşmesel ilişkiye göre, müvekkilinin İran'da gerçekleştirmek istediği bir fabrika yatırımının makine ve ekipman teçhizatlarının Türkiye'de üretimi işi olduğu, davalı ...'in müvekkilinin yabancı olmasını ve işin uzaktan kontrolünün zor olmasını öne sürerek bu işi gerçekleştirmeye kendisinin talip olduğunu, projesi çizilen makine ve teçhizat üretimini kendisi ve hakim hissedarı olduğu davalı ... şirketi ile gerçekleştireceğini, bunun için de az bir müşavirlik karı ekleyeceğini söyleyerek makine ve teçhizat üretimi işini aldığını, müvekkiline sunmuş olduğu bu iş teklifinin ardından kendi bulduğu firmalarla çeşitli sözleşmeleri imzalayarak müvekkilinden para alabilmek için birer nüshalarını ibraz ettiğini, davalı ...'in bahse konu sözleşmeleri, hakim hissedarı olduğu davalı ... aracılığıyla yaptığını, müvekkilinin de başlangıç ödemelerini davalı ...'e gerçekleştirdiğini, ardından ödemelerin tamamını yaptığını, davalılardan ...'e bu kapsamda hak ediş mahiyetinde 360.000,00-USD ve 158.000,00-EUR para ödemesi yapıldığını ancak üretim için tüm şartlar hazır olmasına ve üzerinden neredeyse 8 yıl geçmesine rağmen bu zamana kadar ne makine ne de teçhizatların teslim edilmediğini, davalının görevi dahilinde olan makine ve ekipmanın üretilip üretilmediği, üretilmiş ise de kendisine teslimi konusundaki bilgilendirmelerin müvekkiline yapılmadığını, makine ve teçhizat üretimi projesi devam ederken, davalı ...'in kendisinin Maltepe'de bulunan fabrika arazisi üzerindeki mülkte tasarladığı "..... .......Üretimi' projesini müvekkiline anlatarak, proje sahibi olduğunu söylediği... ........... Şti'ne ve kendisine borç vererek projeyi finanse etmesini, bu finansmanın olması karşılığında alınan paranın 18 ayda tamamen geri ödeneceğini ve bundan sonra da elde edilen kazancın yarısını her ay ödeyeceğini söylerek bir teklifte bulunduğunu, müvekkiline bu projeyi takriben 250.000 EUR tutarında makine ve ekipman yatırımlarını birlikte gerçekleştirmek üzere ortaklık teklifinde bulunduğunu, müvekkili ile taraflar arasında basit bir protokol imzalanarak müvekkilinin kendi hissesine düşen 125.000 EUR tutarındaki parayı ödeyerek, ...'ten hisse alarak babası ile birlikte... .......Şti'ne hakim ortak ve sözleşmede sayılan makine ve ekipmanların yarı yarıya ortağı olduğunu, müvekkili ile babasının 2008 yılından sonra Türkiye'ye sebebiyle kurulan fabrikanın .... şirketi mi yoksa ... şirketi üzerinden eleştirildiğinin bilinmediği ve kendisinden alınan 125.000 EUR'nun davalı ... Kalite Şirketi tarafından kendisine iade edilmediğini, ayrıca proje karından kendi hiçbir ödemenin olmadığını, Ticaret Sicilinde yapılan araştırmada müvekkilinin hakim hissedar olduğu ve davalı ...'inde küçük hissedar olduğu Saban Su şirketinin, davalı ...'in tek hissedar olduğu ......... A.Ş'ye 16.04.2013 tarihinde sahte imza ve sahte ortaklar kurulu kararı ile devredilerek birleştirildiğini, mevcudiyetinin tamamen sona erdirerek kapatıldığını, müvekkilinin bu durumlardan dolayı 125.000 EUR yatırım kapsamında nakit ve 600.000 EUR tutarında kazanç kaybına uğradığını, bu sebeplerle İran fabrika kurulumu makine ve teçhizat sözleşmesi kapsamında ödenen 360.000,00 USD ve 158.000.00 EUR para alacağından şimdilik 500,00 USD ve 500 EUR'nun 2008 yılından başlayarak dava tarihine kadar yabancı paralara uygulanan en yüksek faiz oranı ile hesaplanacak temerrüt faizi ile birlikte davalı yanlardan tahsil edilmesini, İran'da Kurulacak Fabrika Üretimi'nin, davalı yanlarca süresinde ve zamanında makine ve teçhizat teslimi gerçekleşmemesi sebebiyle üretime başlayamamasından sebep uğradığı ticari kazanç ve mahrum kaldığının bilirkişilerce hesaplanacak mahrum kardan şimdilik 500,00 USD'nin davalı yanlardan tahsil edilmesini, Türkiye'de kurulacak.......ı üretim tesislerine ilişkin yapılan........şirketiyle ilgili anlaşmalar kapsamında davalı yanlara ödenen ve iadesi alınamayan 125.000 EUR'dan şimdilik 1.000 EUR'nun 2008 yılında başlayarak dava tarihine kadar yabancı paralarına uygulanan en yüksek faiz oranı ile hesaplanacak temerrüt faizi ile birlikte davalı taraftan tahsil edilmesini, Demonte......... Proje Finansmanı taahhütlerinden, projeye finansman olunması karşılığında 18 ay içinde geri ödeneceği sözünün verildiği tarihin 18 ay sonrası olan Ekim 2010'dan, dava tarihi olan 2018 Eylül ayına kadar aylık olarak müvekkiline ödenecek 6.000,00- EUR'dan oluşan 564.000 EUR'luk toplam alacaktan şimdilik 1.000 EUR'nun 2008 yılında başlayarak dava tarihine kadar yabancı paralarına uygulanan en yüksek faiz oranı ile hesaplanacak temerrüt faizi ile birlikte davalı taraftan tahsil edilmesini, fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydıyla davacı müvekkile ödenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ettikleri görülmüştür.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının Türkiye'de yatırım amacı için değil de oturum izni almak için geldiğini, Türkiye'den konut satın almak istediklerini ifade ettiklerini, müvekkilinin adına .......'de 400.000 TL bedelle konut satın alındığını, sonra müvekkili ile ...'ın ortağı olduğu ..........Şti kurularak söz konusu şirkete devrettiğini, daha sonra müvekkili ile.........'ın tüm hisselerini davacıya devrettiklerini, İran'daki yatırım projesinin davacı tarafından önerildiğini, bu konuda aralarında yazılı bir sözleşme olmadığını, müvekkilinin davacı tarafından projelendirilen makinelerin imalatı için firmalar bulduğunu ve bunun için ... şirketinin çeklerini ve ... bankasından kredi kullanıldığını, makine imalatı için verilen siparişlerin davacının bilgisi dahilinde olduğunu, bu işler için ... tarafından 823.552,38 TL474.789,56 898.341,74 TL -1.000 USD, dönemin kuru esas alındığında (1,50) toplamda 599.0004-1.000-600.000 USD harcama yapıldığını, ... bankasından 260.000 EUR kredi kullanıldığını ve geri kalanı ise kendi kaynakları ile ödediğini, müvekkili tarafından davacının hesabına 280.000 USD para yatırıldığını, 600.000 USD maliyetli makinaların 1.000.000 USD'lik kısmının ... tarafından İran'daki firmaya fatura edileceği, İran'daki firmanın ...... Bankasından sağlayacağı hibe kredi ile bu bedelin ödeneceği, ......'ya kalan 400.000 USD'den *430 vergi (9020 kurumlar**410 stopaj) düşüldükten sonra kalan tutarın yarı yarıya bölüşüleceğinin davacı tarafından beyan edildiği, davacının imal edilen makinaları istemediğini beyan ettiğini ancak makinaların bedeli ........ şirketi tarafından karşılandığı için kendisine zaman verilmesini ve zararı karşılayacağını beyan ettiğini, ........yatırımı ile ilgili protokole göre yapılacak yatırımın yaklaşık maliyetinin 250.000 EUR olduğunu, davacı tarafından bu proje için hiçbir ödemenin yapılmadığını,....... üretimi yatırımının gerçekleşmediği ve proje aşamasında kalan bu yatırım için herhangi bir para harcanmadığı ve bu sebeplerden dolayı davacının talebinde 2008 yılında ve 2010 yılında zarara uğradığını iddia etmesine karşılık iş bu davanın süresi içerisinde açılmamış olmasına dayanarak davanın reddine karar verilmesini, zamanaşımı sebebiyle davanın reddinin, davadaki alacak taleplerinin reddinin, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla yargılama ve ileride tayin edilmesi durumunda temsil edilecek vekile ödenecek ücretin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettikleri görülmüştür.Mahkemece 28/05/2025 tarihli karar ile, "taraflar arasındaki uyuşmazlığa konu hukuki ilişkilerden davacıya ait olacak makine ve ekipmanların Türkiye'de ürettirilmesi işi ile ilgili olarak taraflar arasındaki sözleşmenin komisyonculuk sözleşmesinden kaynaklandığı; bu makinelerin üretiminin sağlanmadığı; bu itibarla makinelerin üretimi için ödenmek üzere davacı tarafından gönderilen bedellerin iadesinin, davacı adına yapılan masrafların mahsup edilmesi sonrasında, sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca, faizleri ile birlikte davacıya iade edilmesi gerektiği, Taraflar arasında imzalanan protokolde davalı tarafından yapılar masrafların düşülmesi ile davacı alacak bakiyesinin 443.122,13 Euro, 72.231,89 Usd, 528.00TL olduğu, 528.000 TL için 579.472,77 TL, 443.122,00 EUR için 156.844,05 EUR, 72.231,89 USD için 27.079,53 USD faiz alacağının olduğu anlaşılmaktadır. Dosya kapsamına göre, dava konusu yapılan ödemeler hususundaki dava açarak ümidini kestiği ve iade yükümlüsünü öğrendiği tarih ile arasında TBK 82 maddesinde belirtilen 2 ve 10 yıllık zamanaşımı süresi geçmemiş olup makinalarının üretiminin beklendiği, davalı .....'a yapılan ödeme ile zamanaşımı başlamayacağı, bu yönüyle davalı tarafın zamanaşımı itirazının reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafın iddia ettiği ödemeler davalı şirketlere yapılmadığından bu davalılara açılan davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Davacının ıslah dilekçesindeki asıl alacak talepleri ve işlemiş faize orantılama usulüyle 86.838,00-EUR asıl alacak ve 10.000,00-EUR faiz alacağının, (fiili ödeme anında kur karşılığı) 50.000,00-USD asıl alacak ve 10.000,00-USD işlemiş faiz alacağının (fiili ödeme anında kur karşılığı, 100.000,00-TL asıl alacak ve 5.610,00-TL işlemiş faiz alacağının davalı .......Davacı vekili istinaf dilekçesinde, müvekkilin davasını yönelttiği ... ........A.Ş. açısından davayı reddetmişken, müvekkilinin alacağının hesaplanmasında ... şirketince sarf edildiği iddia edilen 472.000,00-TL'nin toplam alacaktan mahsup edilmesinin yerinde olmadığı, müvekkil alacağından mahsup edilen 472.000-TL'lik masraf tutarının müvekkilin işi için yapılan masraf tutarı olduğunun ispat edilemediği, ortada sipariş edilen makinenin olmadığı, davalının komisyon masraflarının hem dolar alacak tutarından hem de Türk Lirası alacak kısmından mahsup edilmiş olmasının hatalı olduğunu beyan ederek kaldırma talebinde bulunmuştur.Davalılar vekili istinaf dilekçesinde, müvekkillerinden ........... Şti. ile ........A.Ş. yönünden davanın reddine karar verilmesine rağmen avukatlık ücretine hükmedilmediğini, davacının tüm taleplerinin zamanaşımına uğradığını, bilirkişi heyetinin hukuka aykırı olarak teşekkül ettirildiğini, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, müvekkillerinin vekilinin istifa ettiği hususunun müvekkillerine bildirilmeden tahkikat aşamasının sona erdirilmesinin hatalı olduğunu, davacının bir yandan sözleşmeden döndüğünü beyan ederken öbür taraftan müspet zarar talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının dosyaya sunduğu belgelerin delil niteliğinin olmadığı, bilirkişilerin hatalı faiz hesaplaması yaptığını, davacı tarafın iddiasını genişletmesine muvafakatlerinin olmadığını beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DEĞERLENDİRME Uyuşmazlık, davacı ile davalı arasında yapılan iki farklı işe ait sözleşmelerden kaynaklanmakta olup, taraflar arasındaki birinci sözleşmede davacı iş sahibi, davalı yüklenicidir. Taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmamaktadır.Davacı, davalı ile iki ayrı sözleşme yaptığını, birinci sözleşmeye göre İran'da faaliyete geçireceği fabrika için ihtiyaç duyulan bazı makinelerin Türkiye'de üretilerek teslimi işini davalının üstlendiğini, bu amaçla ödemeler yaptığını ancak makinenin üretilmediği, bu ilişkiden kaynaklı olarak ödediği paranın iadesi ile sözleşmenin ifa edileceğine güvenerek İran'da yapığı bazı harcamalara ilişkin tazminat talep ettiğini, ikinci sözleşmede ise davacı tarafından üretilecek ........ işine ortak olduğunu ve para verdiğini, ancak bu işin yapılmadığını, verdiği paranın iadesi ile uğradığı zararların tazminini talep etmiştir.Davalı, birinci sözleşmeye ilişkin olarak makineyi 3.şahsa ürettiğini ancak o şirketin faaliyetine son verdiğini, makineyi davacıya gönderemediğini, makinenin üretimi için kendisinden para harcadığını, ikinci işe ilişkin olarak ise, söz konusu işin plan boyutunda kaldığını ve hayata geçmediğini, ikinci iş kapsamında davacının kendisine bir para göndermediğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. 05.06.2020 tarihli bilirkişi raporunda, davacının İran fabrika ve demonte kasa projelerinden kaynaklı davalılardan herhangi bir alacağının bulunmadığı kanaatine varılmıştır. 12.06.2021 tarihli bilirkişi ek raporunda, davacı ödemelerine ...den ...'e yapılan 10.000 EURO ödemenin eklenebileceği (580.669,95 USD olarak kabul edilebileceği) belirtilmiş olup davalı ... tarafından dava dışı ...'ya keşide edilen 29 adet 472.000 TL çekin ödenip ödenmediğinin sorulması ve ödenmesi halinde bu tutarın davalı harcamalarına dahil edilebileceği, ödenmediyse tenzil edilmesi gerektiği ifade edilmiştir. 20.04.2022 tarihli bilirkişi ek raporunda, ...'in vergi dairesi beyanlarında (BA formu) ...'dan 400.000 TL + KDV (472.000 TL) tutarında alış faturası beyan ettiği tespit edilmiş. Çek tutarlarının beyan edilen fatura bedelleri ile uyumlu olduğu kanaatine varılmıştır.02.12.2022 tarihli bilirkişi ek raporunda, davacı (ve ... ile birlikte) tarafından davalı ...'e ipotek ve senet dahil edilirse 436.000,00 EURO, 670.000,00 USD ve 1.000.000,00-TL ödeme yapıldığını, dahil edilmezse 436.000,00 EURO ve 360.000,00 USD ödeme kaynaklı alacağı olduğu, davalıların ...'ya 472.000.00 TL ödeme yapmış olabileceği, işlemiş faiz hesaplamaları yapıldığı ve ipotek/senet dahil edilirse davacının toplamda 731.690,78 -EUR, 410.198,59 -USD ve 1.010.610.00 TL işlemiş faizden kaynaklı tazminat alacağı olabileceği kanaatine ulaşıldığı, ancak demonte kasa ve İran fabrika kar mahrumiyeti/munzam zarar hesaplamaları için yeterli bilgi ve belge bulunmadığın dan yapılamadığı beyan edilmiştir. 02.06.2024 tarihli bilirkişi raporunda, taraflar arasındaki ilişkinin ......... projesi için komisyonculuk sözleşmesi, demonte ........projesi için ise adi ortaklık ilişkisi olarak değerlendirilebileceği, komisyonculuk kapsamında ödenen bedellerin davalı adına yapılan masraflar düşüldükten sonra sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca iadesi gerektiği, adi ortaklık ilişkisinin amacın imkansız hale gelmesiyle sona erdiği ve tasfiye edilmesi gerektiği, davacının taahhüt ettiği 125.000 Euro'nun katılma payı olarak değerlendirilebileceği ve ödenmişse iadesi gerektiği, ancak her iki proje için kar mahrumiyeti hesaplamasının mümkün olmadığı, davacı tarafından 407.324,73 EURO ve 360.000 USD, ... ...tarafından 89.419,00 EURO, 310.000 USD, 1.000.000 TL olmak üzere toplamda 496.743,43 EURO, 670.000 USD ve 1.000.000 TL ödeme yapıldığı, davalı tarafından davacıya 50.000 Euro ödendiği, davacı alacak bakiyesinin iki seçenekli hesaplandığı, 1. Seçenek (Davalı masrafları düşülmeden): 446.743,73 Euro, 670.000 Usd, 1.000.000 TL. 2. Seçenek (Davalı masrafları düşülerek - 3.621,60 Euro, 597.768,11 Usd ve 472.000 TL): 443.122,13 Euro, 72.231,89 Usd, 528.000 TL. olduğu, her iki seçenek için ödeme tarihinden dava tarihine kadar işleyen faiz tutarlarının hesaplandığı, faiz hesaplamasında TL için avans faizi, döviz için TCMB 1 yıla kadar vadeli oranları kullanıldığı belirtilmiştir.08.01.2025 tarihli ek raporda,........ Makine için verilen 538.489 USD içinde 472.000 TL'nin bulunduğu, hesaplamalarda maddi hata bulunmadığı, elden verilen 300.000 EUR'nun 100.000 EUR'sunun iade olduğu iddiası üzerine bu hususta takdirin mahkemeye ait olmak üzere seçenekli hesaplama yapılacağı,.........fabrika tazminat talebi konusunda, İran'daki arsa değerinin 282.000.000.000 Riyal (682.377,00-USD) olarak tespit edildiğinin raporda bahsedildiği, ancak tazminata hükmedilmesinin takdirinin mahkemeye ait olduğu, "protokol" olarak adlandırılan belgenin taraflarca imzalandığı ve delil niteliğinin takdirinin mahkemeye ait olduğu, davalı tarafından yapılan 50.000 EURO ödemenin davacı hesabına geçtiği, davacının bunu elden alınan paranın iadesi olarak nitelendirdiği ve takdirin mahkemeye ait olduğu, davalı tarafından davacının babası ve ... hesabına yapılan bazı ödemelerin tespit edildiği, ancak ... hesabına dava dışı kişi (...) tarafından yatırılan 100.000 EURO'nun dava dışı şirket hesabına dava dışı kişi tarafından yatırılmış olması sebebiyle hesaplamalara dahil edilmediği, davalı tarafından ...'ye yapılan 228.865,00 TL ödeme ile ilgili dava dosyasında somut belgeye rastlanılmadığı, ipotek ve senet alacaklarının davacı ödemesi sayılıp sayılmayacağı hususundaki takdirin mahkemeye ait olduğu, .....'deki taşınmaz alımı için ödenen 400.000 TL bedelin hesaplamalara dahil edilmemesi itirazıyla ilgili olarak bu konuda somut belgeye rastlanılmadığı, nihai alacak hesaplaması ve faiz hesaplaması 02.06.2024 raporundaki gibi iki seçenekli sunulduğu belirtilmiştir.Uyuşmazlık konusu olay ele alındığında;Davacı, huzurdaki işbu davayı iki ayrı proje kapsamında ödediği paraların iadesi ve uğradığı zararların tazmini amacıyla açmıştır. Bu projelerden birincisi, İran'da faaliyete geçireceği fabrika için ihtiyaç duyulan bazı makinelerin Türkiye'de üretilerek teslimi işi, ikincisi ise davacı tarafından üretilecek plastik ..... işidir. Davacının alacak ve tazminat talepleri bu iki konuyla sınırlıdır. Yargılama aşamasında, mahkemece dava konusu olan hususların dışına çıkıldığı, davacı ile davalı arasında -dava dilekçesine konu olmayan- ev alımı, ipotekler ve benzeri hususların da ele alındığı, bilirkişi raporlarının dava konusu hususların aşılmak suretiyle taraflar arasındaki yargılama konusu olmayan bütün alacak-borç ilişkilerinin de tasfiyesi şeklinde yapıldığı, dolayısıyla taleple bağlılık ilkesinin ihlal edildiği anlaşılmıştır. Mahkemece, sadece dava dilekçesindeki maddi vakalar ve talepler ile sınırlı olmak üzere yeniden bilirkişi raporu alınarak değerlendirme yapılması gerektiğinden taraf vekillerinin istinafı bu nedenle yerinde görülmüştür.Diğer yandan, ilk derece mahkemesinin kabulüne göre de, dava dilekçesinde davacının TL cinsinden bir talebinin olmaması, taleplerinin USD ve Euro cinsinden olmasına rağmen, ıslah ile dava dilekçesinde yer vermediği bazı alacak kalemleri için TL cinsinden talepte bulunduğu, mahkemece davacının TL cinsinden herhangi bir alacak talebi olmamasına rağmen hükümde USD ve Euro cinsi alacakların yanında TL cinsi alacağın da karara bağlanması; hüküm altına alınan tutarların dava konusu olan işlerden hangilerine ve ne miktarda ait olduğunun belirtilmemesi; mahkemece hükmedilen tutarlara nasıl ulaşıldığının gerekçede izah edilmemesi; davalının birinci iş kapsamında davacının İran'da kullanacağı makineleri üretme/ürettirme taahhüdünde bulunduğu açık olmasına rağmen bu sözleşmenin eser sözleşmesi olarak kabul edilemeyerek komisyonculuk sözleşmesi olarak değerlendirilmesi ve zamanaşımı def'inin komisyonculuk sözleşmesine göre ele alınması; diğer yandan eser sözleşmelerinde eseri kendi kusuru ile teslim etmeyen yüklenicinin kural olarak yaptığı masrafları isteyemeyeceği dikkate alınmaksızın davalının yaptığı masrafların davacının alacaklı olduğu kabul edilen tutardan düşülmesi; demonte kasa üretim işinin hangi sözleşme türü olacağının yani hukuki ilişkinin vasfının gerekçede değerlendirilmemesi; davacı ile davacıyla ilişkili şirketlerden davalılara yapılan bütün para transferlerinin sanki sadece bu iki proje için gönderildiği şeklinde bir değerlendirme yapılması, halbuki söz konusu para transferlerinde bir açıklama bulunmaması, dolayısıyla hangi para transferinin ne amaçla yapıldığının bilirkişi raporlarında ortaya konmaması, davalıya yurt dışından gelen 200.000 EURO'nun davacı tarafından gönderildiğinin kabul edilmesi ve davacının borcuna eklenmesi, ancak yurt dışı göndericisinin 3.şahıs olduğu ve açıklama kısmında da davacı adına gönderilen bir para olduğu hususunun yer almaması karşısında buna rağmen davalıya gönderilen bu paranın niçin davacı tarafından gönderilen bir tutar olarak kabul edildiğinin gerekçede yer almaması; davalının temerrüt tarihinin 19 Ağustos 2018 olduğunun iddia edilmesi karşısında söz konusu ihtarın tebliğ şerhinin getirtilerek değerlendirme yapılması; davacı tarafın ......... üretim işine ilişkin olarak davalıya 125.000 Euro verdiğini ispatlayamaması ancak dava dilekçesinde davacının yemin deliline dayanması karşısında 125.000 Euro'nun davalıya verildiği hususunda davalıya yemin teklif etme hakkı olduğunun hatırlatılmadan hüküm kurulması hatalı görülmüştür.Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-İSTANBUL ANADOLU .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin ../05/2025 tarih, 2018/... Esas, 2025/.. Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE, 5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 28/01/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.