TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 02/04/2024 NUMARASI : 2023/306 Esas, 2024/248 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak KARAR TARİHİ : 19/11/2025 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonu…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/1081 KARAR NO : 2025/1343 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 02/04/2024 NUMARASI : 2023/306 Esas, 2024/248 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak KARAR TARİHİ : 19/11/2025 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili, davacı şirketin Karayolları Genel Müdürlüğünden ihale suretiyle l.grup 131 Fethiye ve 136 Finike şube sınırları içinde bulunan muhtelif yollar asfalt sathi kaplama ve temel takviye yapılması işini ihale ile aldığını, söz konusu işi davalı şirkete 200.000,00 TL + KDV= 236.000,00 TL bedelle davalı şirkete devrettiğini, 25/11/2014 tarihli geçici kabul tutanağı ile davalı şirketin işini bitirerek teslim ettiğini, davacı şirketin 20/11/2014 tarihli faturasına istinaden davalının davacı şirkete 150.000,00 TL ödeme yaptığını, ancak bakiye 86.000,00 TL alacağın kaldığını, bakiye alacak bedeli ödenmemesi sebebiyle davalıya 03/11/2015 tarih 15087 yevmiye sayılı ihtarname gönderdiklerini, ancak ihtarnameye rağmen davalı tarafından bakiye alacak ödenmediğini belirterek, 86.000,00 TL bakiye alacağın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, davacı ile davacı arasında 20/06/2014 tarihli sözleşme imzalandığını, işin eksiksiz bitirilerek davacıya teslim edildiğini, davacı şirketin davalı şirkete 236.000,00 TL fatura gönderdiğini, davacının talimatı doğrultusunda davacının ödemesi gereken 86.000,00 TL KDV ve SGK tahakkuklarını ödediklerini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, davalının ödemiş olduğu 50.608,05 TL tutarlı damga vergisi ve ihale harç bedelinin taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 16. maddesi hükmü gereği ½’si oranında payına düşen 25.304,03 TL’sini, davalının ödemiş olduğu 9.594,71 TL tutarındaki SGK prim ödemelerini, sözleşmenin 12.2 maddesi hükmü gereği alt işverenin ödemesi gerekeceği, bu nedenle bu tutarı talep edemeyeceği, davalının ödemiş olduğu 64.841,34 TL tutarındaki KDV ödemelerini sözleşmenin 16. maddesi hükmü gereği ½’si oranında payına düşen 32.420,67 TL’sini, eş deyişle davalının davacı işveren adına ödemiş olduğu toplamda 125.044,10 TL, vergi ve SGK prim ödemelerinin az yukarıda izah edildiği üzere 57.724,70 TL’si tutarını talep edebileceği, bu durumda dava konusu 86.000 TL tutarındaki davacı alacağının (86.000,00-57.724,70 TL) ancak 28.275,30 TL’si tutarında talep edebileceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 28.275,30 TL'nin 03/11/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Yerel mahkeme kararı davalı vekilince istinaf edilmiştir. Dairemizin 2023/22 Esas ,2023/302 Karar sayılı ilamıyla , bilirkişi heyeti raporunda, davacı tarafından davalı adına yapılan ödemeler belirlenip akabinde taraflar arasındaki sözleşmenin 16. ve 12.2 maddesi gereğince bu bedelleri 1/2 oranında ödemeleri gerektiğini belirtilmiş; ancak tespit edilen 50.608,05 TL damga vergisi ve ihale harç bedeli ile 64.841,34 TL KDV ödemesi bedelinin taraflar arasındaki sözleşme kapsamında ödenen bedeller olup olmadığı, davacının sözleşme öncesi veya sonrası bir borcunun ödenip ödenmediği hususlarında bir inceleme yapılmadığı ,Bu durumda, mahkemece, dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmek suretiyle, davalı tarafından davacı adına ödendiği belirtilen bedellerin, taraflar arasındaki sözleşmeden mi yoksa sözleşme dışı davacının borçlarının ödenmesinden mi kaynaklandığı tespit edilerek; davacının sözleşme kapsamında ödemesi gereken bedellerin ödenmiş olması halinde sözleşmenin 16. maddesi ve 12.2 maddesi gereğince ödenen bedelin 1/2 kısmı dikkate alınarak hesaplama yapılması; bir kısım ödemelerin sözleşme dışı yapıldığının tespit edilmesi halinde ise sözleşme kapsamında yapılan ödemelerin sözleşmenin 16. maddesi ile 12.2 maddesi kapsamında incelenmesi, sözleşme dışı davacı borçları sebebiyle ödendiği tespit edilen ödemelerin ise ödenen miktarda bir indirim yapılmaksızın davacı alacağından düşülmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek , yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar vermiştir. Dairemizin kaldırma kararından sonra Mahkemece , istinaf ilamı doğrultusunda değerlendirme yapılması amacıyla dosya bilirkişiye verilmiş, 27/12/2023 tarihli bilirkişi ek rapor alındığı,raporda Davanın, taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davası olduğu, davacının alacağını 28/11/2014 tarih ve 16992 sayılı faturaya dayandırdığı, mahkememizce istinaf ilamı doğrultusunda alınan bilirkişi raporuna göre yukarıda ortaya konulan tespitin yapıldığı, bu sebeple davacının davalıdan 36.136,35 TL alacağının bulunduğu, yine TTK 1530 maddesi uyarınca davalının fatura tarihinden itibaren 30 gün sonra temerrüte düştüğü, ancak mahkemenin 13/01/2022 tarihli 2020/566 Esas ve 2022/8 Karar sayılı"davanın kısmen kabulüne, 28.275,30 TL'nin 03/11/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" dair hükmüne karşı davacının istinaf yoluna başvurmadığı, yalnızca davalının istinaf yoluna başvurduğu, bu sebeple anılan hükmün davalı yönünden usulü kazanılmış hak doğurduğu, bu sebeple alacak miktarı ve faiz başlangıç tarihi bakımından önceki hükmü aşar miktarda hüküm kurulamayacağı belirtilerek , önceki hüküm gibi davanın kısmen kabulü ile 28.275,30 TL'nin 03/11/2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Davalı vekili istinafında , kararın hukuka aykırı olduğunu ,işin eksiksiz teslim edildiğini , müvekkilinin ihale konusu iş harici davacının vergilerini ödediğini , alacak olarak deftere kaydedildiğini , mahkemece eksik ve hukukilikten uzak rapora dayanıldığını , davacının vergi iadesi hakkı olup olmadığının araştırılmadığını , KDV tevkifatlarının müvekkilince ödendiğini , davacının ise müvekkilinin ödediği KDV'yi indirim hakkı olarak kullandığını , müvekkilinin davacının ticari faaliyeti ile ilgili tüm vergileri ödemesi , devamında vergi iadelerinin müvekkili tarafından alınacakken bu iadelerinde davacı tarafından alındığını , bu durum karşısında müvekkilinin sorumlu olduğunun kabul edildiğini , davacının taahhüt verdiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı asıl yüklenici, davalı alt yüklenicidir.Davacı vekili , müvekkilinin davalıya asfalt işini 20.06.2014 tarihinde sözleşme ile devrettiğini , davacı bu sözleşmeyle ilgili olarak 236.000,00 TL. tutarında davalıya fatura kesmiş ,bakiye 86.000,00 TL. alacağını talep etmiştir. Davalı tarafta davacının ödemesi gereken KDV ve SGK tahakkuklarını ödediğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkeme tarafından alınan bilirkişi raporunda, davalının ödemiş olduğu 50.608,05 tutarlı damga vergisi ve ihale harç bedeli ile 64.841,34 TL KDV ödemesi olmak üzere toplam 115.449,39 TL olduğu ve sözleşme gereğince davacının bu bedellerden 1/2 oranında sorumlu olduğu, davalının davacı adına 57.724,70 TL ödediği, bakiye borç miktarı oyan 86.000,00 TL düşüldükten sonra davacının 28.413,58 TL alacaklı olduğu belirtilmiş, mahkemede bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmiştir. Bu karar Dairemizce , davalı tarafından yapılan bir kısım ödemelerin sözleşme dışı yapılıp yapılmadığının tespiti ve sonucuna göre değerlendirme yapılması gerektiği belirtilerek yerel mahkeme kararı kaldırılmıştır.Yerel mahkeme 27.12.2023 tarihli 2 Ek Raporda , 50.608,05 TL. tutarlı vergi ve harç ödemesinin 35.427,69 TL. tutarlık kısmının taraflar arsında akdedilen sözleşme kapsamında davalı tarafından ödenen damga vergisi bedeli olduğu , bu ödemenin taraflar arasında 20.06.2014 tarihinde akdedilen sözleşmenin karşılığı olduğu , diğer 15.180,36 TL. ( 1.226,20 TL. +13.954,16)'nin ise davalının 25.06.2014 tarihli 2014/19501 sayılı ihale katılım payı olarak ödediği , 64.841,34 TL'nin 190,00TL. tutarlı kısmının süresinde ödenmeyen KDV'nin gecikme faizi olarak ödendiği , geri kalan (64.841,34 TL. -190,00 TL.) 64.651,34 tl.'lik kısmının ise taraflar arasında 20.06.2014 tarihinde akdedilen sözleşmenin 16 maddesi kapsamında ödendiği , davalı tarafından yapılan ödemeler düşüldüğünde , davacının , davalıdan avans faizi 175,86 TL. olmak üzere davacı alacağının 36.136,35 TL. olarak hesaplandığı bildirilmiş , mahkemede bu raporu dayanak yaparak davacı istinafa gelmediği için ,davalı açısından kazanılmış hak olduğu için 28.275,30TL.'nin ,03.11.2015 tarihinden itibaren ticari faizle tahsiline karar vermiştir.Taraflar arasındaki 20.06.2014 tarihli sözleşmenin 16. maddesine göre bu sözleşme ile ilgili tüm giderler vergi ,resim ve Damga Vergisi de dahil taraflarca 1/2 oranında ödenecektir hükmünü taşımaktadır. Mahkemece hükme dayanak yapılan 2. ek rapor davalı tarafça yapılan ödemelerin sözleşme kapsamında yapıldığı tespit ederek , davacı alacağını belirlemiştir. Alınan bilirkişi raporu Dairemizin kaldırma kararına uygun olup , denetime açıktır. Bu sebeple yerel mahkeme kararı , dosya kapsamına ve hukuka ve usule uygun olduğundan , davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1 - İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/04/2024 tarih ve 2023/306 Esas, 2024/248 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2 - Alınması gereken 1.931,48 TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 483,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.448,48 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,3 - Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4 - İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 19/11/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.