9. Hukuk Dairesi 2025/6379 E. , 2025/9691 K. "" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1133 E., 2025/1569 K. DAVA TARİHİ : 02.09.2020 İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 22. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/130 E., 2025/120 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verilmiştir. Davalılar vekili tar…
9. Hukuk Dairesi 2025/6379 E. , 2025/9691 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1133 E., 2025/1569 K. DAVA TARİHİ : 02.09.2020 İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 22. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/130 E., 2025/120 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verilmiştir. Davalılar vekili tarafından temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 09.12.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir. Duruşma günü davalılar vekili Avukat ... ile davacı vekili Avukat ... duruşmaya geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 04.06.2016-02.10.2019 tarihleri arasında baş mühendis olarak birden çok iş sözleşmesi ile çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini, gemiadamıyla birden fazla kez belirli süre için yapılan ve esaslı bir neden içermeyen iş sözleşmesinin belirsiz süreli iş sözleşmesine döneceğinin kabul edilmesi gerektiğini, çalıştığı gemilerde davalı Şirketlerin işveren sıfatına sahip olduklarını ve davalı Şirketlerin aralarında organik bağ olduğunu, davacının fazla çalışma yaptığını, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını, yıllık ücretli izin kullanmadığını belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ile yıllık ücretli izin alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının Şirket bünyesinde çalışmadığını, husumet itirazında bulunduklarını, dava dilekçesinde belirtilen Şirketlerin birbirinden ayrı tüzel kişiliğe haiz ve farklı faaliyet alanlarına sahip farklı Şirketler olduğunu, iş sözleşmesinin belirli süreli olduğunu, iş sözleşmesinin seferin sona ermesi ile ya da sözleşme süresinin bitiminde kendiliğinden sona erdiğini, bundan dolayı da gemiadamlarıyla yapılan iş sözleşmesi sürelerinin birleştirilmesinin mümkün olmadığını, davacının belirli süreli iş sözleşmesinin süresi sonunda kendiliğinden sona erdiğini, davacının fazla çalışması bulunmadığını, davacının fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin aylık ücreti içerisinde peşin olarak davacıya ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... cevap dilekçesinde; Şirketlerinin taraf ehliyeti bulunmadığını, bu nedenle öncelikle işbu davanın öncelikle pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davacının 08.06.2017-15.10.2017 tarihleri arasında ... isimli gemide 4 aylık belirli süreli iş sözleşmesiyle baş mühendis pozisyonunda görev yaptığını, Şirketleri bünyesinde tek seferlik bir çalışmasının bulunduğunu, belirli süreli iş sözleşmesinin de süresinin sonunda kendiliğinden sona erdiğini, iş sözleşmesinin bir yıldan daha az süreli olduğunu, tüm bu sebeplerle davacının kıdem tazminatına hak kazanmasının mümkün olmadığını, iş sözleşmesinin seferin sona ermesi ile ya da sözleşme süresinin bitiminde kendiliğinden sona erdiğini, bundan dolayı da gemiadamlarıyla yapılan iş sözleşmesi sürelerinin birleştirilmesinin mümkün olmadığını, davacının Şirketleri nezdindeki tüm iş sözleşmeleri süresinin bitimiyle kendiliğinden sona ermiş olduğundan, bu sözleşmelere tâbi çalışmaların kıdem tazminatına esas alınmasının mümkün olmadığını, belirli süreli iş sözleşmesinin 5. maddesi uyarınca aylık 240 saatlik ücretin içinde fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatilde yapılan çalışma karşılığı olan ücretin de dâhil olduğunu, davacının müvekkil Şirkette çalıştığı süre boyunca oluşan yıllık ücretlerinin tamamının ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir. 3. Davalı ... (... Denizcilik Şirketi) vekili cevap dilekçesinde; davacının ... Limited bünyesinde çalışması bulunmadığını, 04.06.2016 - 22.09.2016 tarihleri arasında çalıştığı ... A gemisi ile 07.08.2018-03.11.2018 tarihleri arası çalıştığı ... isimli gemilerin davacının çalıştığını iddia ettiği tarihlerde malikinin ... Limited olmadığını, davacının ... Limited bünyesinde çalışması bulunmadığını, davacının, 12.01.2019-20.04.2019 tarihleri arasında "... A" isimli gemide çalıştığını ve gemi malikinin ... Ltd. isimli Şirket olduğunu, kendi şirketlerinin davacının çalıştığı dönemde bu maliklerine mürettebatı tedariki konusunda hizmet verdiğinden dolayı ... A isimli gemideki çalışmasına ilişkin belirli süreli iş sözleşmesinin ... Ltd adına ... Denizcilik Şirketi tarafından imzalandığını, davacının dava dilekesinde belirtildiği üzere 08.06.2017-14.10.20 17... .02.2018-10.05.2018 tarihleri arasında Şirketleri bünyesinde bir çalışmasının bulunmadığını, davacının belirli süreli iş sözleşmeleri ile çalışmasının işin niteliği gereği olduğunu ve 854 sayılı Deniz İş Kanunu'nun (854 sayılı Kanun) bunu mümkün kıldığını, dolayısıyla birden fazla yapılan iş sözleşmelerinin zincirleme kabul edilerek birleştirilmesinin söz konusu olamayacağını, davacının ... Denizcilik Şirketinde farklı gemilerde baş mühendis olarak birbirinden bağımsız belirli süreli sözleşmeler ile çalıştığını, davacının belirli süreli iş sözleşmesinin süresi sonunda kendiliğinden sona erdiğini, bu sözleşmelere tâbi çalışmaların kıdem tazminatına esas alınmasının mümkün olmadığını, belirli süreli iş sözleşmesinin 5. maddesi uyarınca aylık 240 saatlik ücretin içinde fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatilde yapılan çalışma karşılığı olan ücretin de dâhil olduğunu, davacının müvekkili Şirkette çalıştığı süre boyunca oluşan yıllık ücretlerinin tamamının ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davaya konu hizmet sözleşmesinin geçerli bir neden olmaksızın birbiri ardınca tanzim edilmesinden dolayı belirsiz süreli hizmet sözleşmesine dönüştüğü, davacının iş sözleşmesinin davalı işverence feshedildiği, davacının ihbar tazminatına hak kazandığı, davacı gemiadamının sözleşmesinin belirsiz süreli sözleşmeye dönüşmesine göre davacının "gemi adamı hizmet sözleşmesinin" belirlenen sürenin sonunda kendiliğinden sona ermediği, başka deyişle belirsiz süreli gemiadamı hizmet sözleşmesinin işverenin tasarrufu ile sona erdirildiği, davacının kıdem tazminatına hak kazanacağı, davacının bordrolarda belirtilenleri aşacak şekilde fazla çalışma yaptığı, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığı anlaşılamadığından davacının bu yöndeki taleplerinin reddi gerektiği, davacının yıllık ücretli izin alacağının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle; hükme esas alınan hesap raporu denetime elverişli olup işyeri ve Kurum kayıtlarına uygun olarak düzenlenmiş ve herhangi bir hesap hatası içermediği, davacı işçinin başmühendis olarak Sosyal Güvenlik Kurumu ve hizmet döküm cetveli verileri esas alınarak hesaplanan 726 gün çalıştığı, birbiri ardına belirli süreli olarak imzalanan sözleşmelerin belirsiz süreli hizmet sözleşmesine dönüştüğü, iş sözleşmesinin sözleşme süresi sona erdiğinden dolayı kendiliğinden sona ermediği, işveren tarafından sona erdirildiği ve davacı işçinin kıdem tazminatına hak kazandığı, kıdem süresine göre hesap edilen ihbar tazminatı miktarında bir isabetsizlik bulunmadığı, davacı işçinin kullandırılmadığı yıllık izin ücretinin ödendiği işverence ispat edilemeyen bakiye yıllık izin ücreti talebinin hüküm altına alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, karşılığı işveren tarafından ödenmeyen fazla çalışma, hafta tatili çalışması ile ulusal bayram ve genel tatil çalışması yapıldığı hususlarının ve tespit edilen hizmet süresinden daha uzun süreli çalışıldığı hususlarının davacı işçi tarafından usulüne uygun şekilde ispat edilemediği gerekçesiyle tarafların istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Hizmet süresinin hatalı tespit edildiğini, b. Seniority ödemesinin kıdem tazminatı niteliğinde bir ödeme olmadığını, bu ödemenin kıdem tazminatından mahsup edilemeyeceğini, c. İhbar tazminatının belirttikleri hizmet süresine göre hesaplanması gerektiğini, d. Yıllık izin alacağının eksik olarak hüküm altına alındığını, e. Fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının reddinin hatalı olduğunu, tatil alacaklarının ücrete dâhil olduğuna dair maddenin geçersiz olduğunu ileri sürmüştür. 2. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; a. Davacının davalı ... AŞ'de çalışmasının bulunmadığını, bu davalı yönünden davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, b. Davacının çalıştığı iki gemi bakımından davalı ... Denizcilik Şirketi bakımından husumet yokluğundan davanın reddi gerektiğini, c. Zamanaşımı def'inin dikkate alınmadığını, d. Faiz yönünden kararın hatalı olduğunu, e. Davacının hizmet süresinin hatalı belirlendiğini, f. Davacının tazminata esas ücretinin hatalı belirlendiğini, g. Davacının 12.01.2019-20.04.2019 tarihleri arasında çalıştığı yabancı bayraklı gemideki işverenin yabancı şirket olduğunu, d. Davacının yıllık ücretli izin alacağının bulunmadığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; husumet, davacının belirli süreli iş sözleşmelerinin belirsiz süreli iş sözleşmesine dönüşüp dönüşmeyeceği, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanıp kazanamayacağı, ücret tespiti, davalının sorumlu olduğu hizmet süresi, karşılığı ödenmeyen fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram genel tatil ve yıllık ücretli izin alacaklarının bulunup bulunmadığı ve faiz hususlarına ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 5/1-(a) hükmü gereğince iş mahkemeleri, 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanunu'na tâbi gazeteciler, 854 sayılı Kanun'a tâbi gemiadamları, 22.05.2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'na veya 11.01.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tâbi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına ilişkin dava ve işlere bakar. 854 sayılı Kanun'un 1. maddesine göre, bu kanun denizlerde, göllerde ve akarsularda Türk bayrağını taşıyan ve yüz ve daha yukarı grostonilatoluk gemilerde bir hizmet sözleşmesi ile çalışan gemiadamları ve bunların ... hakkında uygulanır. Dosya içeriğine göre; taraflar arasındaki sözleşmelere göre davacının 12.01.2019-19.04.2019 tarihleri arasında çalıştığı geminin yabancı bayraklı olduğu anlaşılmaktadır. 854 sayılı Kanun yalnızca Türk bayraklı gemilerde geçen çalışmalar için uygulanabileceğinden, davacının yabancı bayraklı gemide geçen çalışması için 6098 sayılı Kanun hükümleri uygulanmalıdır. Davacının tüm çalışma süresi yönünden 854 sayılı Kanun hükümleri uygulanarak sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. 3. Grup şirketleri veya holdingler bünyesinde yer alan çalışmalar açısından; çalışma hayatında işçinin sigorta kayıtlarında yer alan işverenin dışında grubun başka şirketlerine hizmet verdiği, yine işçinin bilgisi dışında birbiri ile bağlantısı olan bu şirketler tarafından sürekli giriş çıkışlarının yapıldığı sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Sadece şirketler arasında organik bağdan söz edilerek işçilik alacaklarından aralarında bağlantı bulunan işverenlerin birlikte sorumluluğuna gidilmesi veya birden fazla şirkette geçen çalışmalar için sadece bir şirketin sorumluluğunun yeterli görülmesi mümkün değildir. Belirtmek gerekir ki aynı gruba ait olan şirketlerin aralarında organik bağ bulunması olağandır. İşçilik alacaklarının belirlenmesi noktasında, kural olarak aynı gruba ya da holdinge bağlı farklı tüzel kişiliği haiz şirketlerde geçen hizmetlerin birleştirilmesi mümkün olmaz. Bu gibi durumlarda işçilik alacaklarının hesabında, hizmetlerin değerlendirilmesi ve işverenlerin sorumluluklarının belirlenmesi için şirketler/işverenler arasında işyeri devri, iş sözleşmesi devri, asıl işveren alt işveren ilişkisi veya birlikte istihdam olgularının bulunup bulunmadığının somut olarak belirlenmesi gerekir. Tüzel kişiler arasında sadece organik bağ bulunması, çalışma döneminin tamamına ilişkin alacaklardan işçinin çalışmış olduğu her bir tüzel kişinin müteselsilen sorumlu olması sonucunu doğurmaz. Zira sadece organik bağın varlığı tüzel kişilik perdesinin kaldırılması için yeterli değildir. Somut uyuşmazlıkta; davacının, çalıştığı gemilerde davalı Şirketlerin işveren olduğunu ve davalı Şirketler arasında organik bağ bulunduğunu belirterek dava konusu alacaklardan davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu belirtmiştir. Dosya kapsamından; davacının ... Holding AŞ'de çalışmasının bulunmadığı, diğer davalı Şirketlerde farklı farklı zamanlarda çalıştığı anlaşılmaktadır. Dairemiz uygulamasına göre aralarında organik bağ bulunan işverenler arasında birlikte işverenlik, işyeri devri, asıl işveren alt işveren ilişkisi gibi bir hukuki ilişki varsa birlikte sorumluluk söz konusu olabilir. Bunun dışında tüzel kişilik perdesinin arkasına sığınmanın hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilebileceği gibi bir durum bulunmadıkça salt organik bağdan hareketle işçi işveren ilişkisinin kabul edilmesi doğru olmaz. Birlikte işverenlik, işyeri devri, asıl işveren alt işveren ilişkisi gibi bir hukuki ilişkinin ispatlanmadığı somut davada, davalı ... AŞ'nin, davacının davalı şirketlerdeki çalışma dönemlerinden kaynaklanan işçilik alacaklarından sorumluluğu bulunmadığından, davalı ... AŞ'nin yazılı şekilde sorumluluğuna hükmedilmesi hatalıdır. Davacı işçinin davalı Şirketlerdeki çalışmaları bakımından ise her davalı Şirketteki çalışma dönemi yönünden davalı Şirketlerin ayrı ayrı sorumluluğu bulunduğu kabul edilerek bir değerlendirme yapılmalıdır. 4. Diğer taraftan; davacı fasılalı şekilde gerçekleştirilen çalışma dönemlerinde belirli süreli iş sözleşmeleri ile çalıştırılmıştır. İş sözleşmelerinin türünün ve fesih şeklinin kıdem ve ihbar tazminatı gerektirip gerektirmediği yönünden yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesi tarafından, davacı gemiadamının sözleşmesinin belirsiz süreli sözleşmeye dönüşmesine göre davacının "gemiadamı hizmet sözleşmesinin" belirlenen sürenin sonunda kendiliğinden sona ermediği, başka deyişle belirsiz süreli gemiadamı hizmet sözleşmesinin işverenin tasarrufu ile sona erdirildiği gerekçesiyle kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanacağı kabul edilmiş ve bu gerekçe Bölge Adliye Mahkemesince de yerinde bulunmuştur. Ancak 854 sayılı Kanun'un 7. maddesine göre bu kabul şekli hatalıdır. Zira ilgili madde hükmünün sefere bağlı olmaksızın da belirli süreli iş sözleşmesine imkân tanıdığı dikkate alındığında, somut olayda bu kapsamda fasılalı çalışmalar için belirli süreli iş sözleşmelerinin yapıldığı tespit edilmiştir. Buradan hareketle; davacı işçinin davalı Şirketler nezdinde sigortalı olarak çalıştığı dönemler ve bu çalışma dönemlerinde yapılan sözleşmeler incelendiğinde; belirli süreli iş sözleşmelerinin 3 veya 4 ay üzerinden yapıldığı tespit edilmiştir. Belirli süreli iş sözleşmesinin işveren tarafından süresinden önce haklı neden olmadan feshi hâlinde davacı işçi kıdem tazminatına hak kazanır ise de ihbar tazminatına hak kazanamaz. Açıklanan nedenlerle; ihbar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekli iken kabulü hatalı olmuştur. 5. İlk Derece Mahkemesince davacının ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığının ispat edilemediği gerekçesi ile talebin reddine karar verilmiş ise de; davalı tanığı ...'nin "Dini bayram ve resmi bayramlarda gemi seyir halindeyse çalışılırdı. Dini bayramlarda bir gün izin verilirdi..." şeklindeki beyanına göre davacının çalıştığı gemilerin seyir zamanları tespit edilerek bu zamanlara denk gelen ulusal bayram ve genel tatil günleri bakımından davalı tanığının beyanı dikkate alınarak değerlendirme yapılması gereklidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davacı yararına takdir edilen 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalılara müştereken ve müteselsilen yükletilmesine, Davalılar yararına takdir edilen 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.