T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1539 - 2026/37 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1539 KARAR NO : 2026/37 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/02/2024 NUMARASI : 2023/705 Esas - 2024/123 Karar DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ALTERNATİFBA…
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1539 - 2026/37 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1539 KARAR NO : 2026/37 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/02/2024 NUMARASI : 2023/705 Esas - 2024/123 Karar DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ALTERNATİFBANK ANONİM ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ... DAVA TÜRÜ : Sözleşmenin İptali ve Tazminat (Gabin) DAVA TARİHİ : 21/03/2022 KARAR TARİHİ : 13/01/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 13/02/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; dava dışı Çeliktaş İnşaat Taahhüt Ticaret Sanayi Limited Şirketi ile davalı Alternatifbank Anonim Şirketinin Adapazarı Şubesi arasında akdedilen kredi sözleşmesinde davacının ipotek veren sıfatıyla yer aldığını, ipotek verilen Sakarya ili Arifiye ilçesi Hanlıköy Mahallesinde kain ... ada ... parsel sayılı taşınmazın kredi borcunun teminatı olduğunu, Çeliktaş İnşaat Taahhüt Ticaret Sanayi Limited Şirketi'nin kredi borcunu ödeyememesi üzerine davalı banka İstanbul Anadolu 1. İcra Müdürlüğünde 2016/23824 E. Numaralı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlattığını, davacının taşınmazın satışını engellemek için icra tehdidi altında davalı banka ile protokol imzaladığını ve dava konusu taşınmazın Banka tarafından alacaklarına mahsuben en geç 28.07.2017 tarihine kadar toplam 1.993.497,14 TL bedel ile devralınması yoluyla tasfiyesi ve söz konusu taşınmazda Banka tarafından devralındığı tarihten itibaren devir bedeline tapu devir tarihinden itibaren ilk 12 ay için faizsiz tapu devir tarihinden itibaren 12-24 ay arasındaki süre için işleyecek yıllık %15 faiz ile kredi borçlusu veya onun göstereceği 3. kişiye toplam devir tarihinden itibaren 24 ay süreyle vefa hakkı tesis edilmesi hususunda anlaşıldığını, davalı bankanın davacının icra tehdidi altındaki zor durumundan yararlanarak dava konusu taşınmazı değerinin çok altında bir meblağ ile devraldığını, bunun TBK 28 maddesinde düzenlenen aşırı yararlanma teşkil ettiğini, davalı bankanın bütün şartların gerçekleşmesine karşılık davacının vefa hakkını kullanmasına da engel olduğunu ve taşınmazı dava dışı Tia Fener Satoğlu İnşaat Asansör Otomotiv İthalat İhracat İmalat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne devrettiğini, belirtilen anlaşmanın lex commissoria yasağı nedeniyle geçersiz olduğunu, Türk Medeni Kanunu'nun 873. Maddesine göre rehinli alacaklının borç ödenmediği takdirde, rehin konusu malvarlığı değerini temellük etmesinin mümkün olmadığını, davalı bankanın işleminin lex commissoria yasağını dolanmaya yönelik kanuna karşı hile olduğunu, taşınmazın 2014 yılı itibariyle rayiç değeri 1.750.000 TL olarak belirlenmesine rağmen davalı bankanın taşınmazı alacağa karşılık 24.07.2017 tarihinde 1.993.497,14 TL'ye devraldığını, taşınmazın (taşınmazdan %45 oranında düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılacağı nazara alınarak) 30.09.2021 tarihi itibariyle rayiç değerinin 2.515.000 TL olarak belirlendiğini ve banka tarafından 23.12.2021 tarihi itibariyle 2.500.000 TL'den satılığa çıkarıldığını, davalı bankanın aşırı yararlanması sebebiyle davacının tapu kaydının iptalini veya bedel farkını talep etme hususunda seçimlik hakkının bulunduğunu, dava konusu taşınmazın gerçek değeri ile devralınan bedeli arasındaki farkın davacıya ödenmesine karar verilmesi gerektiğini belirterek dava konusu taşınmazın dava tarihi itibariyle rayiç değerinin tespit edilmesi ve devir bedeli ile arasındaki farkın davacıya ödenmesini , terditli olarak dava konusu taşınmazın 24.07.2017 protokol tarihi itibariyle rayiç değeri ile devir bedeli arasındaki farkın protokol tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davacıya ödenmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; TBK'nın 28. maddesinde düzenlenen gabin iddiasına dayanan davanın 1 yıllık hak düşürücü sürede açılmadığını, davacı ... adına kayıtlı Sakarya İli, Arifiye İlçesi, Hanlıköy Mahallesi, . Pafta, ... Parselde bulunan taşınmazın kaydına müvekkil banka lehine dava dışı şirketin kredi borcu sebebiyle 3.000.000.-TL bedelli ipotek tesis edildiğini, kredi borcunun ödenmemesi sebebiyle davacı aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını, yapılan müzakereler sonucu davacı ile 24.07.2017 tarihli protokol akdedildiğini, bu sözleşmeye göre İstanbul Anadolu 1.İcra Müdürlüğünün 2016/23824 E. Sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra dosyasından yaptırılan kapak hesabına göre 14.07.2017 tarihi itibarı ile 2.379.587,06.-TL Nakit, 31.680.-TL gayrinakit borçları bulunduğunu şartsız, kesin ve gayrikabili rücu olarak kabul ve ikrar edilerek borcun en geç 28.07.2017 tarihine kadar ödenmesi koşulu ile indirimli olarak (nakit ve gayrinakit alacak ve vekalet ücreti dahil, icra harç ve masrafları, tapu masrafları ile sair masraflar hariç) 1.993.497,14.-TL ödenerek tasfiyesi ve taşınmazda davacı lehine vefa hakkı tesisi ve ayrıca sözleşme yürürlükte kaldığı sürece taşınmazın bedelsiz olarak ve kiracılık sıfatı tanınmaksızın davacının kullanımına bırakılması hususunda anlaşıldığını, bu çerçevede taşınmazın 27.07.2017 tarihinde davacı tarafından 1.993.497,14.-TL bedel ile bankaya borçlu Çeliktaş İnşaat'ın kredi borcuna mahsup edilmek üzere vefa hakkı ile birlikte devredildiğini, bu işlemlerde SPK lisanslı uzmanlar tarafından hazırlanan ekspertiz değerlerinin dikkate alındığını, gabin bulunmadığını, Davacının herhangi bir zararı söz konusu olmayıp aksine taşınmazı kullanmaya devam ederek fayda sağladığını, protokolde belirtilen süre içerisinde protokol ile kararlaştırılan bedel bankaya ödenmediğinden vefa süresi dolduktan sonra bankanın maliki olduğu taşınmazı 3. Bir şahsa devrettiğini, somut olayda Lex Comissoria yasağından bahsetmenin mümkün olmadığını zira belirtilen sözleşmenin borcun muaccel olmasından sonra yapıldığını, bankanın kredinin teminatını oluşturan varlıkları alacaklarına mahsuben devir alabileceği yönünde mevzuatta düzenlemelerin bulunduğunu belirterek davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... 1-Davanın hak düşürücü süre yönünden usulden reddine ... " karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kaldırma kararının gerekleri yerine getirilmediğini, dava eksik incelemeyle sonuçlandırıldığını, istinaf kararında belirtildiği gibi gabin hukuksal nedenine ilişkin araştırma yapılmadığını, delil toplanmadığını, terditli talepleri yönünden taşınmazın protokol ve devir tarihleri itibariyle değeri tespit edilmediğini, dava süresinde açıldığından davanın esastan incelenmesi gerektiğini, hukuki sebeplerin yarışması halinde hakim, en iyi giderim imkanı sağlayan sorumluluk sebebine göre karar vermesi gerektiğini, bir an için gabine yönelik hak düşürücü sürenin geçtiği varsayılsa dahi davanın Türk Medeni Kanunu'nun 873. maddesine göre kabulünün mümkün olduğunu beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı kesin ve tartışmasız olduğunu, ilk derece mahkemesince verilen davanın usulden reddine ilişkin kararda herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını beyan ile; davacı tarafın istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini, talep ederiz. DELİLLER: Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/02/2024 Tarih - 2023/705 Esas - 2024/123 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiş karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Dosyanın incelemesinde; davacının, dava dışı Çeliktaş İnşaat Taahhüt Ticaret Sanayi Limited Şirketi ile davalı arasında akdedilen kredi sözleşmesinde davacının ipotek veren sıfatıyla yer aldığını, ipotek verilen Sakarya ili Arifiye ilçesi Hanlıköy Mahallesinde kain ... ada ... parsel sayılı taşınmazın kredi borcunun 3.000.000,00-TL limitle teminatı olduğu, borçlu şirketin kredi borcunu ödememesi üzerine davalı bankanın ipoteğin paraya çevrilmesi amacıyla takip başlattığı, davacının taşınmazın satışını engellemek için davalı banka ile borç tasfiye protokolü imzaladığı ve dava konusu taşınmazın Banka tarafından alacaklarına mahsuben 1.993.497,14 TL bedel ile devralınması yoluyla borcun tasfiyesi ve söz konusu taşınmazda Banka tarafından devralındığı tarihten itibaren devir bedeline tapu devir tarihinden itibaren ilk 12 ay için faizsiz tapu devir tarihinden itibaren 12-24 ay arasındaki süre için işleyecek yıllık %15 faiz ile kredi borçlusu veya onun göstereceği 3. kişiye toplam devir tarihinden itibaren 24 ay süreyle vefa hakkı tesis edilmesi hususunda anlaşıldığı, bu protokol çerçevesinde taşınmazın davacı tarafından davalı bankaya 27.07.2017 tarihinde satış yoluyla devredildiği, taşınmazın bedelsiz kullanımının yine protokol gereği davacıya bırakıldığı, protokolde belirtilen süre içerisinde protokol ile kararlaştırılan bedel bankaya ödenmediğinden vefa süresi dolduktan sonra bankanın maliki olduğu bu taşınmazı 15/12/2021 tarihinde 3. bir şahsa satış yoluyla devrettiği belirterek dava konusu taşınmazın dava tarihi itibariyle rayiç değerinin tespit edilmesi ve devir bedeli ile arasındaki farkın davacıya ödenmesi, terditli olarak dava konusu taşınmazın 24/07/2017 protokol tarihi itibariyle rayiç değeri ile 1.993.497,14 TL devir bedeli arasındaki farkın protokol tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesi talepli eldeki davayı açtığı, davalının davanın reddini istediği, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 04/12/2023 tarih 2023/867 Esas 2023/1997 Karar sayılı kararı ile; " ... Somut olayda; davacının TBK'nın 28. maddesinde düzenlenen gabin hukuksal nedenine de dayandığı, buna ilişkin maddi vakıalar ileri sürüldüğü, Mahkemece ise hukuki değerlendirmenin TMK'nın 873. maddesine göre yapıldığı, gabin hukuksal nedenine yönelik araştırma ve değerlendirme yapılmadığı, davacının dayandığı her iki hukuksal neden ve terditli talepleri yönünden taşınmazın protokol ve devir tarihleri itibarıyla değerinin usulüne uygun tespitinin gerektiği, bu kapsamda taşınmazın niteliği tespit edilerek kamulaştırma kanunu hükümleri kıyasen uygulanarak somut verilere dayalı olarak taşınmaz değerinin tespitinin gerektiği, icra dosyasının celbedilip protokol gereği işlem yapılıp yapılmadığının, takibin devam edip etmediğinin belirlenmesinin gerektiği, tüm deliller toplandıktan sonra da davacının dayandığı maddi vakıalar dikkate alınarak bu hususlarda değerlendirme yapılması gerekmekte iken, eksik inceleme ve değerlendirme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. ... " şeklindeki gerekçeyle kararın kaldırılmasına karar verildiği, ilk derece mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonunda davanın hak düşürücü süre yönünden usulden reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır. Dava; davacının ipotek veren sıfatıyla teminat gösterdiği taşınmazın, kredi borcunun tasfiyesi amacıyla davalı bankaya devri sırasında 6098 sayılı TBK'nın 28. maddesi kapsamında aşırı yararlanma (gabin) bulunduğu ve işlemin ayrıca 4721 sayılı TMK'nın 873. maddesinde düzenlenen lex commissora yasağına aykırı olduğu iddialarına dayalı olarak, bedel farkının tahsili istemine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Dairemizin 04/12/2023 tarih, 2023/867 Esas, 2023/1997 karar sayılı kaldırma ilamında özetle; davacının eldeki davada hem 6098 sayılı TBK'nın 28. maddesine hem de 4721 sayılı TMK'nın 873. maddesine dayandığı, her iki hukuki sebep yönünden araştırma ve değerlendirme yapılmasının gerektiği, dava konusu edilen taşınmazın devir ve protokol tarihleri itibarıyla gerçek değerinin yöntemince tespit edilmesi ile icra dosyasının celbi ve tüm delillerin birlikte değerlendirilmesinin gerektiğinin belirtilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Eldeki davada; ilk derece mahkemesince dairemizce verilen kaldırma kararı sonrasında yeniden yapılan yargılamada; 6098 sayılı TBK'nın 28. maddesi yönünden bir yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verildiği görülmüştür. Eldeki davada; davacının taleplerinden birisi olan 6098 sayılı TBK'nın 28. maddesi yönünden yapılan incelemede, dosya kapsamından; taraflar arasındaki protokol ve devir tarihinin 24.07.2017 dava tarihinin ise 21/03/2022 olduğu anlaşılmaktadır. 6098 sayılı TBK'nın 28. maddesi uyarınca aşırı yararlanma sebebiyle sözleşmenin iptali veya uyarlanması istemi, zarar görenin durumu ve sözleşmenin içeriğini öğrendiği tarihten itibaren bir yıl içinde ileri sürülmelidir. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup mahkemece re'sen gözetilmesi gerekmektedir. Eldeki davada; davacı, sözleşmenin tarafı olup protokol tarihinden itibaren tüm şartları bilmektedir. Dava ise bu tarihten yaklaşık beş yıl sonra açılmıştır. Bu nedenle 6098 sayılı TBK'nın 28. maddesine dayalı istem yönünden hak düşürücü sürenin geçtiği açıktır. İlk derece mahkemesince bu yöne ilişkin yapılan tespitin açıklanan tüm bu nedenlerle yerinde olduğu değerlendirilmiştir. 4721 sayılı TMK'nın 873. maddesi yönünden yapılan değerlendirme de ise; eldeki davada, ilk derece mahkemesince her ne kadar 6098 sayılı TBK'nın 28. maddesi yönünden karar verilmişse de, davacının ayrıca davalı ile aralarında yapılan protokol işleminin TMK m.873 maddesine de aykırı olduğunu ileri sürdüğü; ancak mahkemece, bu iddia yönünden her hangi bir inceleme ve değerlendirmenin yapılmadığı görülmüştür. 4721 sayılı TMK'nın 873. maddesi hükmü uyarınca rehinli alacaklı, borç ödenmediği takdirde rehin konusu malın mülkiyetini doğrudan kazanamaz. Ancak öğretide ve Yargıtay'ın yerleşik uygulamasında; borcun muaccel hale gelmesinden sonra, icra takibi başlatılmışken, tarafların serbest iradesiyle ve borcun tasfiyesi amacıyla yapılan ayrı ve bağımsız bir temlik sözleşmesiyle gerçekleşen devirlerin lex commissoria yasağı kapsamında değerlendirilmeyeceği kabul edilmektedir. Eldeki davada; taraflar arasındaki (davacının verdiği ipotek nedeniyle) kredi borcunun muaccel hale geldiği, İstanbul Anadolu 1. İcra Müdürlüğünün 2016/23824 sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığı, başlatılan takipte dosya kapak hesabının yapıldığı, davacının icra tehdidi altında olsa da borcun tasfiyesi amacıyla 24/07/2017 tarihli protokolü imzaladığı, imzalanan protokol gereğince taşınmazın 27/07/2017 tarihinde alacağa mahsuben ve vefa hakkı tesis edilerek davalıya devredildiği, yapılan devir sonrasında davacıya taşınmazı kullanmaya devam etme imkanının tanındığı ve son olarak da vefa süresi içerisinde kararlaştırılan bedelin ödenmemesi üzerine davalı bankanın malik sıfatıyla taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunduğu anlaşılmaktadır. Eldeki davada, taraflar arasında yapılan ve davanın esasını oluşturan 24/07/2017 tarihli işlemin, teminat sözleşmesine konulmuş önceden kararlaştırılmış bir mülkiyet geçiş şartı niteliğinde olmadığı, borcun muacceliyetinden sonra yapılan tasfiye amacını taşıyan bir temlik sözleşmesi olduğu görülmüştür. Dolayısıyla 4721 sayılı TMK'nın 873. maddesi anlamında lex commissoria yasağının somut uyuşmazlıkta ihlalinin söz konusu olmadığı değerlendirilmiştir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/5271 E. 2025/3565 K. Sayılı İlam). Yukarıda açıklanan tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ve hukuki değerlendirme birlikte gözetildiğinde; eldeki davada, mahkemece; davacının, 24/07/2017 tarihli protokol ve 27/07/2017 tarihli devir işlemi nedeniyle 6098 sayılı 6098 sayılı TBK'nın 28. maddesinde düzenlenen aşırı yararlanma hukuksal sebebine dayalı talebinin, anılan maddede öngörülen bir yıllık hak düşürücü sürenin dava tarihi itibarıyla geçmiş bulunması nedeniyle reddine, davacının işlemin 4721 sayılı TMK'nın 873. maddesinde düzenlenen lex commissoria yasağına aykırı olduğu iddiasına dayalı talebinin ise, somut olayda borcun muacceliyetinden ve icra takibinin başlatılmasından sonra taraflar arasında borcun tasfiyesi amacıyla ayrı bir protokol düzenlenerek taşınmazın alacağa mahsuben ve vefa hakkı tesis edilmek suretiyle devredilmiş olması, işlemin teminat sözleşmesine önceden konulmuş mülkiyetin kendiliğinden geçişini öngören bir şart niteliğinde bulunmaması ve bu nedenle 4721 sayılı TMK'nın 873. maddesi kapsamında yasaklanan lex commissoria sözleşmesi olarak değerlendirilmemesi karşısında reddine karar verilmesi gerekirken, sadece davacının 6098 sayılı TBK'nın 28. maddesi yönünden yaptığı talebinin hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahisle usulden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır. Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle esastan reddine, yerel mahkemenin kararının kamu düzeni gereğince kaldırılmasına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus da bulunmadığından; dairemizce davanın esası hakkında 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-2) madde gereğince hüküm kurulmasına karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE; 1-)Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/02/2024 Tarih - 2023/705 Esas - 2024/123 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-2) maddesi gereğince kamu düzeni gereğince KALDIRILMASINA, YENİDEN YARGILAMA YAPILMASI GEREKMEDİĞİNDEN AŞAĞIDAKİ ŞEKİLDE HÜKÜM KURULMASINA, a-Davanın REDDİNE, b-Alınması gereken maktu harcın mahsubu ile fazla yatan (peşin harç +tamamlama harcı) 150.566,17 TL nin karar kesinleştiğinde talep halinde yatıran tarafa iadesine, c-Önceki kararın istinafı için davalı tarafça yatırılan 95.778,04 TL istinaf karar harcının istinaf ilamı doğrultusunda talep halinde davalı bankaya iadesine, ç-Davalı tarafından yapılan 492,00 TL istinaf başvuru harcının ve 296,40 TL tehiri icra harcının (toplam 788,40 TL) davacıdan alınarak davalı bankaya verilmesine, d-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T göre hesaplanan 17.900,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, e-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, karar tebliğ giderleri karşılandıktan sonra artan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, f-Davalı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde davalıya iadesine, 2-)İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları; a-Bakiye 304,40 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, b-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına, c-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden davacı taraf üzerinde bırakılmasına, ç-İstinaf eden davacı tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf eden davacıya iadesine, d-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, e-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin kararın temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemiz tarafından yerine getirilmesine, İlişkin; Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.13/01/2026 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*