T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1179 - 2025/2083 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1179 KARAR NO : 2025/2083 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/03/2024 NUMARASI : 2023/618 Esas - 2024/240 Karar DAVACI : VOESTALPİNE HİGH PERFORMANCE METAL ANONİ…
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1179 - 2025/2083 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1179 KARAR NO : 2025/2083 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/03/2024 NUMARASI : 2023/618 Esas - 2024/240 Karar DAVACI : VOESTALPİNE HİGH PERFORMANCE METAL ANONİM ŞİRKETİ - TOSB (TAYSAD OSB) ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : VEYSEL KÜTÜKLÜ MAKİNA SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ... DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 07/08/2023 KARAR TARİHİ : 05/12/2025 KR. YAZIM TARİHİ : 05/12/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin metal sektöründe faaliyet gösterdiğini, davalı şirketin müvekkili şirketten ürün ve hizmet tedarik ettiğini, ancak müvekkiline olan borcunu ödemediğini, müvekkilinin davalı şirketten olan 14.211,03-EURO tutarındaki alacağının tahsili amacıyla, 30 Mayıs 2022 tarihinde Gebze İcra Müdürlüğü’nün 2023/16756 Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını ve yabancı para alacağının fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden tahsilini talep ettiğini, davalı şirketin, ödeme emri tebliğe çıkartıldıktan sonra, 2 Haziran 2023 tarihinde müvekkiline 306.449,49-TL ödeme yapıldığını, hemen akabinde de ödeme emrine itiraz ettiğini, davalı şirketin itiraz dilekçesinde tacirler arasında temerrüt hükümlerine göre oluşturulmuş bir temerrütün söz konusu olmaksızın icra takibi başlatıldığı ve takip giderleri ile vekalet ücreti gibi giderlere neden olunmasının hakkın kötüye kullanılması olduğunu iddia ettiğini, itirazın devamında da borcun tebliğden önce ödendiği için takibe ve ferilerine itiraz ettiği belirtilmiş ise de davalı şirketin bu iddiasının gerçek dışı olduğu gibi hukuken dinlenebilirliği de bulunmadığını, davalı şirketin takip başladıktan ve ödeme emri kendisine e-tebliğ olarak iletildikten sonra ödeme yaptığı gibi, asıl alacağın dahi tamamını ödemediğini, eksik ödeme yaptığını, arabuluculuğa başvurulsa da anlaşamama ile sonuçlandığını, müvekkili şirket alacağının takip tarihinde muaccel olduğu gibi davalı şirketin yasal mevzuat uyarınca belirlenen sürede ödeme yapmadığı için temerrüte düştüğünü, dava konusu ödeme emrine konu alacağın, müvekkili tarafından davalı şirkete sağlanan mal ve hizmetlere ilişkin olduğunu, somut olayda da taraflar arasında ödemelerin vadesine ilişkin bir sözleşme veyahut anlaşma bulunmadığını, takip tarihi itibariyle itiraz edilmeyen ve faturalarda belirlenen vadede ödenmeyen takibe konu alacağın tamamının muaccel olduğunu, somut olayda da takip tarihinde, davalı şirket tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığı noktasında tartışma bulunmadığını, kaldı ki TTK'nın 1530/4. Maddesi uyarınca davalı şirket temerrüte düştüğü gibi takip tarihi itibariyle alacağın belirlenebilir ve muaccel olduğunun da sabit olduğunu, davalı şirketin Gebze İcra Müdürlüğü’nün 2023/16756 Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline ve takipten sonra tahsil edilen 306.449,49-TL'nin TBK m. 100 uyarınca mahsup edilerek takibin devamına karar verilmesini, davalı şirket hakkında %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında sürekli mal alım satımı ve değişik vadelerde ve miktarlarda ödemeler olduğunu, cari hesap ilişkisinin ticari defterlerden anlaşılabildiğini, cari hesap kat edilmeksizin ve bu konuda bir ihtarla müvekkili temerrüde düşürülmeksizin bir icra takibi başlatıldığını, henüz ödeme emri tebliğ olmadan önce müvekkili tarafından 02.06.2023 tarihinde davacı şirkete 306.449,49-TL ödeme yapıldığını, davacının iddiasına göre fatura alacağına istinaden icra takibi başlatıldığını, faturalara itiraz edilmemesinin, içerisinde yazan mal veya hizmete ilişkin bir itiraz olmadığı anlamına geldiğini, ancak kanundan veya işin durumundan meydana gelen veya her zaman ileri sürülebilecek vakıalar yönünden veya genel olarak her konuda itiraz hakkının ortadan kalktığı anlamına gelmediğini, ayrıca faturaya itiraz edilmese dahi sonradan ileri sürülen itirazın da ispat külfeti hususları da nazara alınarak muteber olduğunu, davacı tarafın ürün bedelini Euro üzerinden gösterdiğini ve fatura kesim tarihinde Merkez Bankası Euro efektif satış kuru üzerinden Tük Lirası karşılıklarını belirlediğini, davacının fatura bedellerini icraya koyarken kesilen fatura bedellerinden değil fatura kesim tarihi ile takip tarihi arasında gerçekleşen kur artışını da fatura bedellerine ekleyerek takibe koyduğunu, yurt içi müşterilere düzenlenen dövizli faturanın bedeli ister döviz cinsinden, isterse Türk Lirası cinsinden ödensin, ödeme tarihi ile fatura düzenleme tarihi arasındaki kur değişiminden kaynaklanan kur farkının faturaya konu edilmesi gerektiğini, fatura tarihinden sonraki Euro'nun artışı ya da düşüşü halinde ne olacağı konusunda bir vade farkı sözleşmesi yapılmadığı gibi, vade farkı faturası da kesilmediğini, itiraz tarihi itibariyle ödemesi gereken rakamın zaten çok üzerinde para ödeyen müvekkilinin cari hesapta alacaklı konuma geçmesi gerektiğini, taraflar arasındaki cari hesabın henüz kapanmadığını, temerrüt hükümlerine uymayan, fatura tarihi ile takip tarihi arasında geçen sürede oluşan vade farkı da eklenerek takibin başlatıldığını, bu oluşan vade farkı için fatura kesilmediğinden ve bu konuda da temerrüt oluşturmadan takip yapıldığından davacının kötü niyetli davasının reddini, %20 kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "...1-Davanın KISMEN KABULÜNE, Davalı borçlunun Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2023/16756 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın, 0,22.-TL asıl alacak, takip masrafları, takip dosyasındaki toplam 14.211,03.-EURO asıl alacağa takip tarihinden sonra işleyecek faiz ve vekalet ücreti yönünden iptaline, takip dosyasındaki toplam 14.211,03.-EURO asıl alacağa tahsil tarihlerine kadar 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince Devlet Bankalarının Euro ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranında faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Hüküm altına alınan asıl alacak yönünden miktarı değerlendirilerek icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına, 3-Davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yargıtay içtihatları uyarınca itirazın iptali davalarının kısmi olarak ikame edilemediğini, takibin başlatılmasından sorumlu olan davalı şirket lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda verilen kararda yargıtay içtihatlarına, emredici kanun hükmüne ve taleplerine aykırı olarak kısmi ödemelerin öncelikle ferilerden düşülmesi kuralına aykırı karar verildiğini, mahkemesi tarafından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 100. maddesine aykırı olarak karar verildiğinden asıl alacak tutarının 0,22-TL olarak tespit edildiğini, bu hata nedeniyle davalı şirket aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmemiş olup yapılması gerekenin davalı şirket’in kısmi ödemelerinin öncelikle ferilerden düşülerek bakiye asıl alacak tutarının tespit edilmesi ve bu tutarın %20’sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davalı vekili tarafından istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesi verilmemiştir. DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/03/2024 tarih, 2023/618 Esas - 2024/240 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava itirazın iptali talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır. İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; davacı ile davalı arasında ticari ilişki kapsamında fatura düzenlendiği, faturaların döviz cinsinden (Euro) düzenlendiği, davalının bir kısım alacağı ödemediğinden bahisle davalı hakkında takip başlatıldığı, takibin başlatılmasından sonra ancak davanın açılmasından önce davalı tarafından takip dosyasına mahsuben ödemeler yapıldığı, anılan ödemelerin mahsubu ile bakiye bedel yönünden ve takibin ferileri yönünden takibin devamının talep edildiği; davalı tarafça ödemelerin yapıldığından davanın reddinin talep edildiği, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davacı tarafın istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür. İcra Takibine İtiraz etmek isteyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur. (2004 sayılı kanun 62.madde)Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, ret veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. (2004 sayılı kanun 67.madde) Ne var ki, icra takiplerinde takip çıkışı üzerinden 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarifenin B/l- 3. fıkrasında belirtilen ve takip safhalarına göre tahsil harcı alınır, ancak bu tahsil harcının doğabilmesi için takibin o safhasının yerine getirilmesi gerekir. Ödeme veya icra emrinin tebliği, haciz işleminin yapılması veya satış işleminin kesinleşmesi gibi ödeme emri veya icra emrinin tebliğe çıkarılması fakat tebliğ edilmesinden önce yapılan ödemelerden ve icra takibinden vazgeçme halinde tahsil harcı almak mümkün değildir. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nda harç alacağının doğması için ödeme veya icra emrinin tebliği gereklidir. Ödeme emri veya icra emrinin tebliğinden önce yapılan ödemelerden tahsil harcı alınmaz. 492 Sayılı harçlar kanuna ekli I sayılı tarifenin icra iflas harçları B bölümünün 1-3 maddesindeki tahsil harcının ancak ödeme emri veya icra emri tebliğinden sonraki işlemler nedeniyle alınacağı öngörülmüştür ( Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 10/03/2003 tarihli, 1505 - 4760 Esas- Karar sayılı; aynı Dairenin 06/10/2011 tarih ve 2011/9508 Esas - 2011/26895 Karar sayılı emsal ilamları). Hal böyle olunca, dava konusu icra takiplerinde takip konusu borçların ödeme emrinin tebliğinden önce ödendiği gözetilerek davacıdan tahsil harcı alınmasının hukuki dayanağının bulunmadığı, bu nedenle başvurma harcı ve vekalet harcına hükmedilmesi gerekir. Borçlu tarafından takipten sonra, ödeme emrinin tebliğinden ve davadan önce asıl borç ödenmiş ise de itiraz sonucu takip tamamen durmuş olmakla, icra giderleri, vekalet ücreti ve faiz vs. yönünden duran takibin devamı için itirazın iptali davası açılmasında hukuki yarar vardır. İcra takibindeki fer'iler yönünden hesaplama İcra Müdürlüğü tarafından yapılır. Bu durumda takibin asıl alacağın ödendiği tarihe kadar işlemiş faiz, icra harç, masraf ve vekalet ücreti yönünden İcra Müdürlüğü tarafından hesaplama yapılması istenmiş olup bu hesabın denetlenmesi gerekir. Yapılan takip haklı olduğundan davalının icra masrafları ve icra vekalet ücreti yönünden takibi devam ettirme hakkı bulunmaktadır (Bu yönde Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 11/02/2004 tarihli 2004/12-70 E.-2004/56 K. sayılı ilamı). İcra emri tebliğ edilmeden önce ödeme yapıldığı için tahsil harcı tahakkuk etmeyeceği gibi, icra vekalet ücretinin 3/4 oranında hesaplanması gerekecektir.(Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2014/17313 Esas 2015/4697 Karar) Henüz alacaklı tarafından itirazın iptali davasının açılmadığı bir evrede, borçlunun, itiraza konu borcu kısmen veya tamamen ödemesi mümkündür ve bunu engelleyen herhangi bir yasa hükmü yoktur. Borçlu, itirazın iptali davası açılmamış iken, itirazına konu borcu tamamen öderse, alacaklının itirazın iptali davası açmasına gerek kalmayacak ve böyle bir davayı açmakta hukuki yararı bulunmayacaktır. Zira itirazın iptali davası açılmasında amaç, itiraz nedeniyle kanun gereğince kendiliğinden durmuş olan takibin devamını sağlamaktır. Takibin devamı yoluyla elde edilecek olan sonuç (alacağın tahsili), borçlunun tüm borcu ödemesiyle zaten gerçekleşmiş olacağına göre, gerçekleşmiş olan bu sonucu sağlamak üzere bir dava açılmasında hukuki yarar bulunmayacaktır. Bunun gibi takibe konu borcun kısmen ödendiği durumlarda da ödenmeyen borç tutarına yönelik itirazın iptali davasında, itirazdan sonra ödenmiş olan miktar bakımından itirazın iptalinin istenilmesinde hukuki yararın mevcut olmayacağı kuşkusuzdur (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.10.2004 gün, 2004/9-508 E., 2004/562 K, 30.03.2005 gün, 2005/19-200 E., 2005/210 K; 08.06.2005 gün, 2005/19-270 E., 2005/365 K, 18.04.2007 gün, 2007/19-159 E., 2007/220 K., 04.07.2007 gün ve 2007/13-453 E.,2007/453 K.; 09.02.2011 gün ve 2011/13-29 E., 2011/56 K sayılı kararları). Sonuç itibariyle; icra takibinden sonra ve itirazın iptali davası açılmadan önce borçlu tarafından ödeme yapılması hâlinde, yapılan bu ödeme düşüldükten sonra kalan miktar üzerinden dava açılması gerekir. Dolayısıyla takipten sonra, ancak dava açılmadan önce yapılmış olan ödemeler yönünden dava açılmasında, davacı tarafın hukuki yararı bulunmamaktadır. Takipten sonra, ancak davadan önce yapılan kısmi ödeme miktarı bakımından dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığından dava reddedilse -veya kısmi ödeme miktarınca dava açılmasa- bile, kısmi ödemenin yapıldığı icra takibi kendi yasal prosedürü içerisinde devam edecek, hatta asıl borç kalksa bile faiz ve ferileri yönünden takip sürebilecek, salt bu nedenle icra dosyasının kapanmasından söz edilemeyecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/19-910 esas 2018/1111 karar sayılı ilamı) Somut olayda; davacı taraf dava dilekçesine eklediği faturalar ve açık hesap ilişkisine dayanarak davalıdan alacaklı olduğunu iddia etmiştir. Dosyaya sunulan faturalar incelendiğinde faturaların döviz cinsinden düzenlendiği anlaşılmaktadır. Yabancı para üzerinden yapılan alım satımlarda Vergi Usul Kanunu hükümleri gereğince faturaların Türk Lirası üzerinden düzenlenme zorunluluğu bulunduğundan faturalarda belirtilen yabancı paranın Türk Lirası karşılığı kur gözetilerek fatura tarihlerinde ödeme yapılmayıp daha sonra Türk Lirası ile ödeme yapılması durumunda kur farkı istenebilir. Bunun için taraflar arasında bir teamül oluşmasına da gerek bulunmamaktadır. Davacının temel ilişki nedeniyle düzenlediği faturalar ve koşullarının oluştuğunun saptanması durumunda kur farkı talep edebileceğinin kabulü gerekir. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2015/413 esas 2015/16682 karar sayılı ilamı) Eldeki olayda da, davaya konu edilen faturaların döviz cinsinden belirlendiği, dolayısıyla taraflar arasındaki ilişkinin döviz olarak kararlaştırıldığı görülmektedir. Bu nedenle faturadaki vade tarihlerinde ödeme yapılmayıp daha sonra Türk Lirası ile ödeme yapılması durumunda kur farkı istenebilir. Dosyaya sunulan bilirkişi raporuna ve dosya kapsamına göre; davacının takip tarihi olan 30.05.2023 tarihinden sonra ancak eldeki dava tarihi olan 07.08.2023 tarihinden önce davalı tarafından davacıya dava konusu borca ilişkin olarak 02.06.2023 tarihinde 306.449,49 TL, 23.06.2023 tarihinde ise 178.475,26 TL ödeme yaptığı görülmüştür. Yukarıda detaylandırıldığı üzere; İtirazın iptali davasında alacak, icra takip tarihi itibariyle belirlenir. Ancak dava tarihine kadar bir ödeme yapılmış ise, yapılan ödeme düşüldükten sonra kalan alacak yönünden itirazın iptali davası açılmalıdır. Dava tarihinden sonra yapılan ödemeler ise icra müdürlüğünce dikkate alınır. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2020/65 esas 2020/1452 karar sayılı ilamı, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2018/6570 esas 2019/8717 karar sayılı ilamı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/19-910 esas 2018/1111 karar sayılı ilamı) Dosyada hükme esas alınan bilirkişi raporunda taraflar arasındaki ilişkinin döviz cinsinden olduğu nazara alınarak takip tarihi itibariyle alacak miktarı açıkça hesaplanmadığı gibi, takipten sonra ancak davadan önce yapılan ödemeler tespit edilerek anılan bedeller yönünden davacının dava açmakta hukuki yararı da olmadığı dikkate alınarak; hesaplamada ödeme tarihleri itibariyle öncelikle icra müdürlüğünden kapak hesabının alınması, hesaplamada vade tarihinden sonra yapılan ödemelerin ödeme tarihindeki kur dikkate alınarak hesaplama yapılması, ödeme emrinin tebliğinden önce yapılan ödeme yönünden davalının tahsil harcından sorumlu olmadığı, ödeme emrinin tebliğinden önce yapılan ödeme yönünden AAÜT’nin 11/4.maddesi uyarınca ¾ oranında vekalet ücretinden davalının sorumlu olduğu, başvuru ve vekalet harçları ile yapılan masrafları, takip tarihinden ödeme tarihine kadar işlemiş faizden davalının sorumlu olduğu, yapılan ödemelerin önce TBK 100. maddesi gereği ferilerden düşülerek hesaplama yapılması gerekirken bu yönde bir hesaplama da yapılmadığı, bu haliyle anılan raporun hüküm vermeye elverişli olmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenlerle mahkemece yapılacak iş; öncelikle icra müdürlüğünden ödeme tarihleri itibariyle kapak hesabı alınması, bundan sonra dosyanın önceki bilirkişiye tevdi edilerek takip tarihi itibariyle davacının asıl alacağının faturalarda döviz cinsinden ticari ilişki kurulduğu nazara alınarak döviz kuru üzerinden hesaplanması, takipten sonra ve ödeme emrinin tebliğinden önce yapılan ödeme yönünden ödeme tarihindeki kur üzerinden ödenen kısmın döviz cinsinden karşılığı da bulunarak alacağın öncelikle TBK 100. maddesi gereği ferilerden düşülmesi, bakiyesinin asıl alacaktan mahsup edilmesi, bu ödeme yönünden davalının tahsil harcından sorumlu olmayacağı ve vekalet ücreti yönünden ise ¾’lük kısımdan sorumlu olacağının dikkate alınması, ödeme emrinin tebliğinden sonra yapılan ödeme yönünden ise davalının ferilerin tamamından sorumlu olacağı dikkate alınarak hesaplamanın buna göre yapılması, davadan önce yapılan ödemeler yönünden davacının dava açmakta hukuki yararı olmadığı dikkate alınarak ödeme yapılan kısım yönünden davacının davasının hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmesi, bakiye kalan kısım yönünden ise davacının dava açmakta hukuki yararı bulunduğu nazara alınarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesinden ibarettir. Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davacının istinaf talebinin kabulü ile kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-6) maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; yukarıda açılanan hususlara ilişkin olmak üzere ESASTAN KABULÜNE, 2-Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/03/2024 tarih, 2023/618 Esas ve 2024/240 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine, 5-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine, 7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.05/12/2025 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*