TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI DOSYA NO: 2025/2550 KARAR NO: 2025/1948 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 08/10/2025 NUMARASI: 2025/57 (E) - 2025/665 (K) DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat KARAR TARİHİ: 30/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ: 31/12/2025 Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava d…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 40. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI DOSYA NO: 2025/2550 KARAR NO: 2025/1948 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 08/10/2025 NUMARASI: 2025/57 (E) - 2025/665 (K) DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat KARAR TARİHİ: 30/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ: 31/12/2025 Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıya sigortalı aracın sürücüsünün asli kusurlu araç sevk etmesi üzerine meydana gelen kazada, araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 100 TL daimi maluliyet, 50 TL geçici iş göremezlik, 100 TL bakıcı gideri ve 100 TL tedavi gideri tazminatlarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; maluliyet tazminatı konusunda davacı tarafça daha önce Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru yapıldığını ve taleplerin reddedildiğini, bu nedenle kesin hüküm sebebiyle davanın reddi gerektiğini, davacının başvurusu üzerine 27.10.2020 tarihinde 113.824,10 TL ödeme yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince; davanın kesin hüküm dava şartı nedeniyle reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Sigorta Tahkim kararlarının maddi anlamda kesin hüküm oluşturmayacağını, kaldı ki taleplerin aynı zarar kalemlerine ilişkin olmadığını, maluliyet oranında değişiklik olması halinde dava açılabileceğini, tahkim dosyasında sürekli iş göremezlik hesabı yapılmadığını, dolayısıyla davanın aynı konuda açıldığının kabul edilemeyeceğini, davacının kalıcı maluliyetinin Tahkim Komisyonunda değerlendirilmediğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle geçici ve sürekli iş göremezlik, bakıcı ve tedavi giderleri tazminatı taleplerine ilişkindir. Davanın açılmasının usul hukuku bakımından ortaya çıkardığı sonuçlardan biri de davanın görülmekte olmasıdır. Aynı konuda, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak daha önce bir dava açılmış ve bu dava görülmekte (derdest) ise aynı konunun (uyuşmazlığın) yeni bir dava konusu yapılma olanağı bulunmamaktadır. Çünkü aynı konuda iki dava açılmasında davacının hukuken korunmaya değer bir çıkarı bulunmamaktadır.Dava şartlarını düzenleyen HMK'nin 114. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinde "Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması" biçiminde ifade edilen derdestlik dava şartlarındandır. Buna göre önceden açılmış bir dava devam etmekte iken aynı konuda yeniden dava açılamaz. Buna rağmen açılırsa yeni dava usulden reddedilir. Derdestlikten söz edilebilmesi için, daha önce açılmış olan davanın tarafları ile konusunun ve dava sebebinin aynı olması gerekmektedir.Öte yandan dava konusu uyuşmazlığın, daha önce kesin bir hüküm ile çözümlenmemiş olması da dava şartlarındandır. Aynı konuda, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak daha önce dava açılmış ve verilen hüküm kesinleşmiş ise, artık o dava konusu hakkında kesin hüküm vardır. Aynı dava (uyuşmazlık) yeni bir dava konusu yapılamaz; yapılırsa, mahkemenin kesin hüküm varlığını kendiliğinden gözeterek davayı esasa girmeden (usulden) reddetmesi gerekir. HMK'nin 303. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bir davaya şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için; her iki davanın taraflarını, her iki davanın dava sebeplerini ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması zorunludur. Bu nedenle maddi anlamda kesin hükmün varlığının belirlenmesi bakımından eski (ilk) dava ile yeni (ikinci) davanın, konularının aynı olup olmadığını anlamak için hâkimin, eski (ilk) davada verilen kararın hüküm fıkrası ile yeni (ikinci) davanın talep sonucunun karşılaştırılması gerekir. İkisi aynı ise dava konularının aynı olduğu sonucuna ulaşılacaktır. Hemen belirtmek gerekir ki, HMK'nin 114. maddesinin 1. fıkrasının "i" bendinde belirtilen dava şartlarından olan aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması koşulunun oluşup oluşmadığının belirlenmesi için eski (ilk) davanın biçimsel anlamda da kesinleşmiş olması da gerekmektedir.Diğer yandan HMK'nin 115. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Aynı maddenin 2. fıkrasına göre de mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir.Dosyada içeriğinden; davacı tarafça davalı aleyhine Sigorta Tahkim Komisyonu'na 08/01/2021 tarihinde daimi maluliyet talepli başvuruda bulunulduğu, Uyuşmazlık Hakem Heyetince 07/06/2021 tarihinde 2021.E.9155-K-2021/73915 sayılı kararla davalı sigorta şirketi tarafından komisyon başvurusu öncesinde zararın karşılandığı belirtilerek başvurunun reddine karar verildiği, davacının itirazı üzerine bu kez İtiraz Hakem Heyetinin 29/08/2021 tarihli 2021/İHK-28124 sayılı kararıyla itirazın reddine karar verildiği, bu kararın tebliğinden sonra temyiz başvurusunda bulunulmadığı ve kararın kesinleştiği, yine davacı tarafın geçici iş göremezlik, bakıcı gideri ve tedavi gideri tazminatları için Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurusu üzerine 2023.E.504713 sayılı 02/09/2023 tarihli, K-2023/284812 (K) sayılı kararla davacının itirazının kabulü ile geçici iş göremezlik, bakıcı gideri ve tedavi gideri tazminatlarına hükmedildiği, 08/11/2023 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla, yukarıda belirtilen Sigorta Tahkim Komisyonu kararlarında, eldeki davanın taraflarının, dava sebebinin ve davanın konusunun aynı olduğunun anlaşılması karşısında, HMK'nin 114. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinde dava şartları arasında öngörülen "aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması" koşulunun gerçekleşmediği kabul edilerek, davanın usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine, 2.Harçlar Kanununa göre alınması gereken harç peşin alındığından, ayrıca harç alınmasına yer olmadığına, 3.Davacının istinaf başvurusu nedeniyle sarf ettiği yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 4.İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5.İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nin 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde, dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.30/12/2025