T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1735 Esas KARAR NO: 2026/231 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 15/10/2025 NUMARASI: 2025/735 Esas, 2025/951 Karar TALEP: KONKORDATO (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) KARAR TARİHİ: 12/02/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Konkordato talep eden…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1735 Esas KARAR NO: 2026/231 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 15/10/2025 NUMARASI: 2025/735 Esas, 2025/951 Karar TALEP: KONKORDATO (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) KARAR TARİHİ: 12/02/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Konkordato talep edenler vekili dava dilekçesinde özetle; konkordato talep eden ... Ltd Şirketinin inşaat alanında faaliyet gösterdiğini, konkordato talep eden ...Şti'nin de kentsel ve evsel atıkların geri dönüşümü ile iştigal ettiğini,her iki şirketin % 100 pay sahibi ve temsil yetkilisinin ... olduğunu, Dünya ve Türkiye’deki ekonomik konjonktürlerin negatif yönde etkileri nedeniyle şirketlerin finansal açıdan zorluklarla karşılaştığını, şirketin faaliyette bulunduğu sektörler ve sektörlerin içinde bulunduğu ekonomik koşullar ile maliyetlerin her geçen gün enflasyon baskısı nedeniyle büyük artış göstermesi nedeniyle müvekkillerinin konkordato talebinde bulunmak zorunda kaldığını, Müvekkillerinin vadeye dayalı konkordato talebinde bulunduğunu, müvekkilerinin, konkordato sürecinde elde edilecek ticari kârların, ticari alacaklardan ve stoklardan yapılacak tahsilat tutarları ile borçlarını ödeyebilecek durumda olduğunu, bu bağlamda, davacılar bakımından konkordato teklifinin alacaklılar tarafından kabul edilmesi ve mahkemece tasdik edilmesi halinde; her iki müvekkili şirket bakımından adi borçlar, projenin Mahkeme tarafından tasdik edildiği tarihi takip eden aydan başlamak üzere, 12 eşit taksitte, üçer aylık periyotlar halinde, anapara için bir defaya mahsus olmak üzere toplam %30 ilave faiz hesaplayarak, taksitler her ayın son günü olacak şekilde ödeneceğini, bu kapsamda ve konkordato süreleri dikkate alındığında, projenin Mahkeme tarafından 2026 yılının Temmuz tasdik edileceği varsayımıyla, konkordatoya tabi borçlarının ilk taksiti Ağustos/2026 ayında, son taksiti Mayıs/2029 ayında olacak şekilde, üçer aylık aralarla, toplam 12 eşit taksitte ödeneceğini, rehinli alacaklılara olan borçları ise, İİK 308/h maddesi çerçevesinde yapılandırılmak suretiyle ödeneceğini, bu kapsamda alacaklıların alacaklarından vazgeçmeleri söz konusu olmadığı gibi ilave faiz alarak alacaklarını tahsil etmiş olacağını belirterek geçici ve kesin mühlet kararı verilerek akabinde konkordato projesinin tasdikine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; Davacı şirketlerin proforma gelir tablolarında öngördüğü karlılık hedeflerinin, geçmiş dönem performansı ve mevcut konkordato koşulları ile uyumlu olmadığı, 2025 yılı için belirlenen kar artışı ve satış hedeflerinin önceki dönemlerde fiilen satış yapılmayan aylara rağmen öngörüldüğü, projenin gerçekçi temellere dayanmadığı, kaynakların neredeyse tamamının faaliyet karlılığı, alacak tahsilatı ve stok azaltımına bağlanmasının şirketin geçmiş performansı ve mevcut piyasa koşulları dikkate alındığında ihtiyatlı bir yaklaşım olarak değerlendirilemeyeceği, revize proje sunulmadığı ve rayiç değerleme için gerekli bilirkişi ücretinin dahi yatırılmadığı, konkordato projesinin gerçekleşme ihtimalinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine ve rayiç değerlere göre borca batık olan davacı şirketlerin iflasına karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde konkordato talep eden şirketler vekili tarafından istinaf edilmiştir.Konkordato talep eden şirketler vekili istinaf nedenleri olarak; Mahkemece konusunda uzman olmayan bilirkişiler aracılığıyla bilirkişi incelemesi yapıldığını, eksik hususlar üzerinden düzenlenen bilirkişi raporuna itiraz hakkının tanınmadığını, bilirkişi raporlarına karşı itirazları doğrultusunda ek rapor alınması gerekirken direkt olarak Mahkemece karar verildiğini, bilirkişilerce düzenlenen ek ve diğer raporların taraflarına hiç bir surette tebliğ edilmediğini, duruşmada da ek raporun tebliğ edilmediği belirtilmiş ise de, ek bilirkişi raporu tebliğ edilmeden beyanda bulunma fırsatı tanınmadan Mahkemece usul ve yasaya aykırı olarak müvekkillerinin iflasına karar verildiğini, karar duruşmasında öğrendikleri ek bilirkişi raporu Uyaptan incelendiğinde, raporda eksik ve hatalı tespitlerin bulunduğunun görüldüğünü, bu nedenle hukuki mesnet dışı değerlendirmeler içeren ek rapor üzerinden verilen iflas kararının hatalı olduğunu, müvekkili şirketin inşaat sektöründe faaliyet göstermekte olup, hizmet vermiş ve konkordato ilan etmiş olmasına rağmen alacaklılarına ödeme yaptığını, davacı şirketin alacaklılarının bilirkişilerce yapılan hesaplamalara dahil edilmediğini, bu yönde hiç bir araştırma yapılmadığını ve iş bu alacak miktarlarının borca batıklık bilançolarında mevcut olduğu belirtilerek, söz konusu alacaklara ilişkin karşılık ayrılması yani alacakların tahsil kabiliyetinin bulunmaması halinde alacak tutarı kadar davacı şirketin borca batıklığının daha da artacağının değerlendirildiği ve söz konusu alacak miktarının bu aşamada borca batıklık bilançosunda değişikliğe sebebiyet vermeyeceği kanaatine varıldığını, projelerin gerçekçi olmadığı yönünde gerekçesiz bir şekilde rapor düzenlendiğini, Mahkemenin, müvekkili şirketin sırf yargılama masrafının yatırılmadığına ilişkin değerlendirilmesinin iflas kararına gerekçe olamayacağını, ek rapor tebliğ edilmediğinden savunma haklarının ellerinde alındığını ve adil yargılanma haklarının açıkça ihlal edildiğini belirterek ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, İİK'nun 285. vd. maddeleri uyarınca geçici ve kesin mühlet kararları verilmesi ile konkordatonun tasdiki istemine ilişkindir. Konkordato talep eden her iki şirket hakkında 12/08/2025 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verilmiş olup 15/10/2025 tarihinde ise konkordato talep eden şirketler hakkındaki mühletin kaldırılarak konkordato talebinin reddine ve şirketlerin borca batık olduğu gerekçesi ile iflasına karar verilmiştir. Konkordato talepleri ile ilgili 2004 sayılı İİK'nın 285. maddesinde, yetkili ve görevli mahkeme düzenlenmiş olup yasada iflasa tabi olan borçlu için, İİK'nın 154. maddesine atıf yapılarak ilgili maddenin birinci veya üçüncü fıkradaki yazılı yerlerdeki asliye ticaret mahkemesinin yetkili ve görevli olduğu, iflasa tabi olmayan borçlu için ise yerleşim yeri mahkemesinin yetkili olduğu vurgulanmıştır. Somut olayda, davanın, yetkili olan asliye ticaret mahkemesinde açıldığı ve 6100 sayılı HMK'nun 74. maddesinde belirtilen şekilde borçlu şirket ve gerçek kişiye ilişkin sunulan vekaletnamede konkordato ile ilgili özel yetkinin mevcut olduğu anlaşılmıştır.Borçlu şirketlerden ...Şti konkordato ön projesinde, konkordato kaynakları, işletme faaliyetinden elde edilecek kâr, alacak tahsilatı, hazır değerler, verilen sipariş avansları ve ticari mal niteliğindeki gayrimenkul satışı olarak gösterilmiş olup tasdik kararını takip eden aydan başlamak üzere 12 eşit taksit halinde, üçer aylık periyotlar halinde, ana para için bir defaya mahsus olmak üzere toplam % 30 ilave faiz ile alacakların ödeneceği belirtilmiştir. Borçlu şirketlerden ...Şti konkordato ön projesinde, konkordato kaynakları, işletme faaliyetinden elde edilecek kâr, alacak tahsilatı, hazır değerler, verilen sipariş avansları, stok azaltımı ve alacak senetleri olarak gösterilmiş olup tasdik kararını takip eden aydan başlamak üzere 12 eşit taksit halinde, üçer aylık periyotlar halinde, ana para için bir defaya mahsus olmak üzere toplam % 30 ilave faiz ile alacakların ödeneceği belirtilmiştir. Geçici konkordato komiser heyetinin sunduğu 11/10/2025 tarihli kesin süre değerlendirme raporunda; gerek ilk inceleme raporu, gerekse ön raporda belirtikleri gibi mali kayıtlardaki tutarsızlıklar ve eksikliklerin giderilmesi ve uygulanabilir bir revize konkordato projesi yapılması konusundaki öneri ve uyarıların şirketler tarafından yerine getirilmediğini, geçici mühlet sürecinde, revize projesi yapıldığı ve heyetlerine sunulacağı bir çok kez beyan edilmesine karşı son olarak 04.10.2025 tarihinde, 15.10.2015 tarihli duruşmadan önce revize projesi sunmayacaklarının heyetlerine yazılı olarak beyan edildiği, ...limited Şirketi yönünden yapılan değerlendirmede;şirketin ödenmemiş sermaye borcu bulunmadığı, şirketin bir çalışanı olup şirketin 44.209,34 TL ücret borcu olduğu, ücret borçlarının son 2 aydan kaynaklandığı, şirketin 300.000,00 TL vergi ve 266.884,29 TL SGK borcunun bulunduğu, kayıtlı bilanço verilerine göre şirketin borca batık olmadığı, rayiç değerlere göre ise 31.08.2025 itibariyle öz kaynakları (-) 18.686.478,65 TL olduğu ve şirketin borca batık olduğu, şirketin proforma gelir tablosunda öngördüğü karlılık hedeflerinin geçmiş dönem performansı ve mevcut konkordato koşullarıyla uyumlu olmadığı, 2025 yılı için belirlenen yaklaşık % 10 kar artışı ve 18 milyon TL satış hedefinin önceki dönemlerde fiilen satış yapılmayan aylara rağmen öngörüldüğü, bu durumun, projenin gerçekçi temellere dayanmadığını gösterdiğini, ayrıca finansman giderinin sıfır kabul edilmesi ve gider artış varsayımlarının piyasa koşullarıyla çelişmesinin planın güvenilirliğini zayıflattığını, bu nedenle söz konusu projenin makul iyileşme projesi niteliği taşımadığını, kaynaklarının neredeyse tamamının faaliyet karlılığı, alacak tahsilatı ve stok azaltımına bağlanmasının, şirketin geçmiş performansı ve mevcut piyasa koşulları dikkate alındığında ihtiyatlı bir yaklaşım olarak değerlendirilmediği, ödeme kaynağı olarak somut alternatiflerin konulmamasının projeksiyonları makul olmaktan çıkardığı, şirketin mevcut finansal tabloları, faaliyet performansı ve proforma varsayımları birlikte değerlendirildiğinde, iyileşme projesinin gerçekçi ve sürdürülebilir olmadığı, finansal verilerin ise güvenirlik sorunu taşıdığı kanaatine varıldığı, özkaynakların rayiç değerlere göre negatif seviyeye gerilemesi, şirketin rayiç değerlere göre negatif seviyeye gerilemesinin , şirketin rayiç değerlere göre borca batık durumda olduğunu açıkça ortaya koyduğu, bu çerçevede, mevcut koşullar altında şirketin kesin mühletle korunmasının konkordato kurumunun amacına hizmet etmeyeceği kanaatine ulaşıldığı, ... Limited Şirketi yönünden yapılan değerlendirmede; şirketin ödenmemiş sermaye borcu bulunmadığı, çalışan sayısının 8 olduğu, şirketin 399.653,35 TL ücret borcunun bulunduğu, ücret borçlarının son 2 aydan kaynaklandığı, şirketin 540.000,00 TL vergi ve 1.447.194,95 TL SGK borcu bulunduğu, şirketin proforma gelir tablosunda öngördüğü karlılık kayıtlı bilanço verilerine göre şirketin borca batık olmadığı,rayiç değerler açısından ise 31.08.2025 itibariyle öz kaynaklar (-) 34.133.806,56 TL borca batık durumda olduğu, şirketin proforma tabloları incelendiğinde, öngörülen karlılık ve satış hedeflerinin mevcut finansal performansla uyumlu olmadığı, aksine gerçek dışı varsayımlara dayandığı, 2025 yılının ilk 7 ayında yaklaşık 5 milyon TL zarar eden bir yapının, aynı yıl için yüksek kar hedeflemesi nin rasyonel olmadığı, ayrıca finansman giderlerinin sıfır varsayılması ve stok satış gelirlerinin proforma tablolarında yer almamasının hesaplamaların güvenirliğini zayıflattığı, nakit akış projeksiyonlarının ise tahsili şüpheli alacaklar ve gerçeğe uygun değeri bulunmayan stoklar üzerine kurulduğu, bu nedenlerle, mevcut proforma tabloların gerçekçi, bütünlüklü ve denetlenebilir nitelikte olmadığı, dolayısıyla onaylanabilir bir iyileşme planı olarak kabul edilmemesi gerektiği, kaynakların neredeyse tamamının faaliyet karlılığı, alacak tahsilatı ve stok azaltımına bağlanmasının, şirketin geçmiş performansı ve mevcut piyasa koşulları dikkate alındığında ihtiyatlı bir yaklaşım olarak değerlendirilmediği, ödeme kaynağı olarak somut alternatiflerin konulmamasının projeksiyonları makul olmaktan çıkardığı, şirketin mevcut finansal tabloları, faaliyet performansı ve proforma varsayımları birlikte değerlendirildiğinde, iyileşme projesinin gerçekçi ve sürdürülebilir olmadığı, finansal verilerin ise güvenilirlik sorunu taşıdığı kanaatine varıldığı, öz kaynakların rayiç değerlere göre negatif seviyeye gerilemesi, şirketin rayiç değerlere göre borca batık durumda olduğunu açıkça ortaya koyduğu, ayrıca 01.09.2025 tarihli ara kararla bilirkişi ücreti olarak takdir edilen toplam 205.000,00 TL'nin verilen süre içinde yatırılmadığı, hatta rapor tarihine kadar yatırılmadığı, geçici mühlet süresi içerisinde heyetlerine bir çok kez revize proje hazırlandığı beyan edilmesine rağmen daha sonra 15.10.2025 tarihli duruşmadan önce revize proje sunmayacaklarının da yazılı olarak heyetlerine beyan edildiği göz önüne alındığında, davacıların konkordato sürecindeki talimatlara uyum sağlamasının da mümkün olamayacağı, bu çerçevede, mevcut koşullar altında her iki şirketin de kesin mühletle korunmasının konkordato kurumunun amacına hizmet etmeyeceği kanaatine varıldığı bildirilmiştir.Uyuşmazlık, konkordato talep eden her iki şirket yönünden konkordato projesinin başarıya ulaşmasının mümkün olup olmadığı, buna göre kesin mühlet şartlarının oluşup oluşmadığı ve iflas kararı verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır.Konkordato talep eden borçlu, ön projede, faaliyetine devam etmek ve konkordatoyu başarılı kılmak için gerekli mali kaynağı nasıl sağlayacağını mutlaka açıklamalıdır. Bu çerçevede, ön projede, özellikle, konkordato mühleti içinde işletme sermayesinin nasıl sağlanacağı açık ve net bir şekilde gösterilmelidir. Öte yandan, alacaklılara ödeme yapılabilmesi için gerekli mali kaynağın nasıl elde edileceği açıklanmalıdır; bu çerçevede, ortakların yeni sermaye getirmeleri veya sermayeyi karşılıksız tamamlamaları, kişisel malvarlıklarını paraya çevirerek şirkete getirmeleri, sermaye artırımı yaparak yeni ortak almaları, -güç olmakla birlikte- işletmenin bir bankadan kredi bulması gibi yöntemler ilk akla gelenlerdir (Yen Konkordato Hukuku, Öztek.., sh.185). İİK 289. maddesinde, konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğunun anlaşılması halinde borçluya 1 yıllık kesin mühlet verileceği düzenlenmiştir. Borçlunun iyileşmesi ve konkordatonun tasdiki ihtimali "konkordatonun başarı şansı" kavramı altında ifade edilmiştir. Başarı olasılığı kavramından anlaşılan husus, konkordato projesinin gerçekleşme şansına sahip görülmesidir. Bu sonuca, borçlunun durumu, malvarlığı gelirleri ve taahhütlerini yerine getirmesine engel olan nedenler gözetilerek, objektif verilere göre konkordato başarı olasılığı yargıç tarafından belirlenecektir. (Konkordato ve Yeniden Yapılanma Hukuku -Av.Sümer Altay, sayfa 112, 1. Cilt). Somut olayda, sunulan komiser heyeti raporlarından anlaşılacağı üzere, işçi ücretlerinin son iki aydır ödenmediği, vergi ve SGK borçlarının bulunduğu, borçlu şirketlerin mevcut finansal tabloları, faaliyet performansı ve proforma varsayımları birlikte değerlendirildiğinde, iyileşme projesinin gerçekçi ve sürdürülebilir olmadığı, finansal verilerin ise güvenilirlik sorunu taşıdığı, ödeme kaynağı olarak somut alternatiflerin konulmadığı, öngörülen karlılık hedeflerinin, geçmiş dönem performansı ve mevcut konkordato koşullarının uyumlu olmadığı, kaynaklarının neredeyse tamamının faaliyet karlılığı, alacak tahsilatı ve stok azaltımına bağlanmasının, şirketin geçmiş performansı ve mevcut piyasa koşulları dikkate alındığında ihtiyatlı bir yaklaşım olarak değerlendirilmediği, 2025 yılı itibariyle alacaklar hesabının hareket görmediği, komiser heyeti tarafından rayiç değer bilançosu hazırlanırken alacakların tahsil tarihi konusunda bilgi talep edildiği ancak borçludan buna istinaden bir dönüş yapılmadığının belirtildiği, komiser heyetinin ön projenin revize edilmesi gerektiği tespitine rağmen revize projenin sunulmadığı, rayiç değerleme için gerekli bilirkişi ücretinin dahi yatırılmadığı, bu hale göre, yasanın tabiriyle her iki şirket yönünden de konkordatonun başarıya ulaşması imkanı bulunmadığından konkordato taleplerinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Bu hususun tespitinden sonra ise konkordato talep eden borçlu şirketlerin iflasına karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunup bulunmadığının denetlenmesi gerekir.İİK'nın 292. maddesinde; İflâsa tabi borçlu bakımından, kesin mühletin verilmesinden sonra aşağıdaki durumların gerçekleşmesi hâlinde komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflâsına resen karar verir: a) Borçlunun malvarlığının korunması için iflâsın açılması gerekiyorsa. b) Konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılıyorsa. c) Borçlu, 297 nci maddeye aykırı davranır veya komiserin talimatlarına uymazsa ya da borçlunun alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket ettiği anlaşılıyorsa. d) Borca batık olduğu anlaşılan bir sermaye şirketi veya kooperatif, konkordato talebinden feragat ederse. İflâsa tabi olmayan borçlu bakımından ise birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerindeki hâllerin kesin mühletin verilmesinden sonra gerçekleşmesi durumunda, komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine resen karar verir. Mahkemenin kesin mühlet kararını verebilmesi için konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olması gerekmektedir. İİK'nun 287. maddesinde, borçlunun iyileşmesi ve konkordatonun tasdiki ihtimali "konkordatonun başarı şansı" olarak nitelendirilmiştir. İİK'nın 289/1. maddesinde mahkemenin kesin mühlet hakkındaki kararını geçici mühlet içinde vereceği düzenlenmiştir. İİK'nın 288/1. ve 287/5. maddeleri yollaması ile geçici mühlet içinde uygulanacak İİK'nın 292. maddesinde ise iflasa tabi borçlu bakımından kesin mühletin verilmesinden sonra anılan maddede sayılan hususların gerçekleşmesi halinde, mahkemenin kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflasına resen karar vereceği düzenlenmiştir. İİK madde 292/1'de a, b ve c bendinde sayılan hallerde, iflasa tabi borçlu hakkında borca batıklık söz konusu olmasa dahi konkordato talebinin reddi ile beraber borçlunun iflasına karar verilmesi zorunludur.(Konkordato ve İflas,Mahmut Coşkun 3. Baskı, sayfa 123)Yargıtay 6. HD. 14.12.2021 tarihli 2021/4653 E. 2021/2252 K. Sayılı ilamı; "...Konkordato iflas ertelemenin aksine şirket kurtarma yolu değildir. Alacaklıların alacağına kavuşmasını amaçlayan bu kurum özünde borçlu şirketin faaliyetlerine devamını sağlamayı ve bu sayede borçların ödenmesini amaçlamaktadır. Konkordatonun tasdik şartlarından biri alacaklının eline olası bir iflasta geçecek bedelden daha fazlasının geçmesidir. Bu aslında konkordatonun amaçladığı sonuçlardan biridir. Konkordato sürecinde, dava teorisinin aksine yargılama sırasında değişen sermaye artırımı, iş ortaklığı yapılmsı vs. gibi durumların da nazara alınması, değişen hususların projenin uygulanabilirliğine etkisinin tartışılması gerekmektedir. ... borca batıklığın tespitinde İİK’nın 376. maddesi uyarınca borçlu malvarlığının rayiç değerlerinin dikkate alınması gerekirken, yalnızca şirket hesap ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonuçları ile yetinilmesi de doğru olmamıştır." Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2024/1521 Esas 2024/1969 Karar sayılı ilamı;"...Borca batıklık ise, borçlunun malvarlığındaki aktif değerler toplamının, pasif değerler toplamını karşılayamaması durumudur. Şirketin borca batık durumda olup olmadığı TTK’nın 376. maddesi uyarınca rayiç değerlere göre tespit edilmelidir. Mahallinde keşif yapılarak, uzman bilirkişi aracılığıyla tespit edilebilen niteliklerine göre kayıtlardaki malvarlığının (örn; araçlar, model ve yaş gibi diğer özelliklerine göre) rayiç tespitinin yapılması mümkündür. Rayiç değerler ve yapılan araştırma ve inceleme sonucu elde edilen gerçekçi verilere göre bilirkişilerce yeniden oluşturulacak şirket bilançosu (borca batıklık bilançosu) da dikkate alınıp bir sonuca gidilmelidir. Dava teorisindeki genel ilkeden farklı olarak konkordato bir dava olmadığından borca batıklık sadece talep tarihi itibariyle değil, yargılama safhasındaki olumlu veya olumsuz gelişmeler de dikkate alınarak belirlenmelidir..." Somut olayda, borçlu ...limited Şirketi'nin rayiç değerlere göre 31.08.2025 itibariyle öz kaynakları (-) 18.686.478,65 TL olduğu ve şirketin borca batık olduğu, borçlu...Limited Şirketi'nin de rayiç değerlere göre 31.08.2025 itibariyle öz kaynaklar (-) 34.133.806,56 TL borca batık durumda olduğu tespit edilmiştir. Borca batıklık konusunda yeterli ve gerekli inceleme ile değerlendirmelerin yapılarak borca batıklığın usulünce tespit edildiği, dolayısıyla şirketin borca batık durumda olduğu, raporda belirtilen nedenlerle mevcut şartlar altında konkordato projesinin başarıya ulaşmasının mümkün olmadığı; İİK'nın 292/son fıkrası uyarınca borçlu şirket temsilcisinin duruşmada dinlendiği, buna göre Mahkemece konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olmadığı ve konkordato talep eden bu şirketin borca batık olduğu gerekçesiyle konkordato talebinin reddine ve konkordato talep eden şirketin iflasına karar verilmesinden isabetsizlik bulunmamaktadır.Diğer taraftan, konkordato talep eden şirketler vekili istinaf dilekçesinde ek bilirkişi raporunun taraflarına tebliğ edilmediğini, savunma haklarının kısıtlandığını, raporda usul ve yasaya aykırı olarak eksik tespitlerde bulunulduğunu, davacı şirketin alacaklılarının bilirkişilerce yapılan hesaplamalara dahil edilmediğini, bu yönde hiç bir araştırma yapılmadığını ileri sürmüş ise de, konkordato talep eden şirketler vekilince son celsede rapora karşı beyanda bulunmak üzere ayrıca süre verilmesi yönünde bir talepte bulunmadığı, komiser heyeti raporunda 2025 yılı itibariyle alacaklar hesabının hareket görmediğinin belirtildiği, yine komiser heyeti tarafından rayiç değer bilançosu hazırlanırken alacakların tahsil tarihi konusunda bilgi talep edildiği halde borçludan buna istinaden bir dönüş yapılmadığı belirtilmiş olup, konkordato talep eden şirketler vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesi kararı esas ve usul yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla konkordato talep eden her iki şirket vekilinin de istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/.... Esas, 2025/... Karar sayılı ve ../10/2025 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan konkordato talep edenler vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan konkordato talep edenler tarafından ayrı ayrı yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın konkordato talep edenlerden ayrı ayrı tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Talep edenler tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, İİK'nun 308/a maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Yargıtay nezdinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.12/02/2026