(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2010/4451 E. , 2011/81 K. MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL Taraflar arasında genel kadastro ile oluşan tapunun, tapu kaydına dayanarak açılan iptali davası sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Kadastro sırasında 153 ada 17 ve 18 parsel sayılı 1012.69 ve 1534.40 metrekare yüzölçümü…
**(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2010/4451 E. , 2011/81 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL Taraflar arasında genel kadastro ile oluşan tapunun, tapu kaydına dayanarak açılan iptali davası sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Kadastro sırasında 153 ada 17 ve 18 parsel sayılı 1012.69 ve 1534.40 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... ... mirasçıları davalılar adına verasette iştirak şeklinde tespit ve tescil edilmiştir. Davacılar, tapu kaydı, irsen ve taksimen intikal ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece, davacıların dayandığı tapu kaydının taşınmazlara uymadığı, davalı tarafın 20 yılı aşkın zilyetliğinde bulunduğu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davacılar kök murisleri adına kayıtlı olduğunu iddia ettikleri Mart 1306 yoklama sahife 43, cilt 3 numaralı tapu kaydına dayanmışlardır. Davacıların dayandığı tapu kaydı tüm tedavülleri ile birlikte getirtilmemiş, mahallinde usulüne uygun uygulanarak kapsamı belirlenmemiştir. Tapu uygulaması hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Doğru sonuca varılabilmesi için davacıların dayandığı tapu kaydı tesisinden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte Mahalli Tapu Sicil Müdürlüğü ve Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Arşiv Dairesi Başkanlığı'ndan getirtilerek, tapu kaydının kadastro tespiti sırasında revizyon görüp görmediği Kadastro ve Tapu Sicil Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorularak revizyon görmüş ise revizyon gördüğü parselin kadastro tespiti tutanağının onaylı sureti getirtilerek dosya ikmal edildikten sonra mahallinde elverdiğince yaşlı, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişi kurulu ile taraf tanıkları, tespit bilirkişileri ve fenni bilirkişi katılımı ile keşif yapılmalıdır. Davacıların dayandıkları tapu kaydı tüm tedavülleri ile birlikte yerel bilirkişiler yardımı ile uygulanarak kapsamı kesin olarak belirlenmeli, yerel bilirkişilerce bilinemeyen mevki ve sınırların tespiti için davacı tarafa tanık dinletme imkanı tanınmalı, fen bilirkişisinden tapu kapsamını gösterir ve keşif takibe imkan verir ayrıntılı krokili rapor alınmalıdır. Yerel bilirkişiler ve tanıklardan taşınmazların öncesinin kime ait olduğu, kimden kaldığı, kimin ne zamandan beri kullandığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, beyanları tespit tutanağının edinme sebebindeki beyanlar ile çelişmeli halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenerek çelişkinin giderilmesine çalışılmalı, davacılara tapu maliki ile aralarındaki irs ilişkisini ortaya koymaları için olanak tanınmalı, tapu kaydının kapsamı yöntemince belirlenmelidir. Taşınmazların tapu kaydının kapsamında kaldığının anlaşılması halinde tedavül kayıtları ve tapu maliklerinin ölüm tarihleri nazara alınarak ve zilyetlik durumu da değerlendirilerek 3402 sayılı Kadastro Kanununun 13/B-c maddesi gereğince tapu kaydının hukuki değerini kaybedip kaybetmediği incelenip değerlendirilmelidir. Mahkemece belirtilen hususlar gözetilmeden karar verilmiş olması isabetsiz olup, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 24.01.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.