TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 21/02/2024 NUMARASI: 2023/406 Esas, 2024/150 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 28/01/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlend…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/796 KARAR NO: 2026/102 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 21/02/2024 NUMARASI: 2023/406 Esas, 2024/150 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 28/01/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Dava, davacının alt taşeron, davalının yüklenici sıfatıyla ...... de ..../06/2005 tarihinde "........ inşaatı" (.......) ve 12/07/2005 tarihli "..... caddesi ...... inşaatı" işine ilişkin sözleşmeler akdedilmiş olup, söz konusu işlerden kaynaklanan alacak ve nakit teminatların iadesi istemli icra takibine yönelik davalının itiraz etmesi üzerine başlatılan itirazın iptali davası olup, kısmen kabul yönündeki mahkeme kararına karşın her iki taraf da ayrı ayrı istinaf talebinde bulunmuştur.Davacı vekili, davalı şirket ile ...... Belediyesi arasında "..." ile ".. ... ..... İnşaatı" konusunda sözleşme imzalandığını, müvekkili ile davalı arasında da 06/06/2005 tarihli "... (........)" ile ../07/2005 tarihli ". Caddesi ..." sözleşmesi ve bu sözleşmeye ek sözleşme imzalandığını, müvekkilinin her iki sözleşmedeki edimlerini eksiksiz yerine getirmesine rağmen davalının hakedilen ödemeleri yapmadığını, ....cadde işinde kesin hakediş yapıldığını ve bakiye alacaklarının bulunduğunu, ... işinde ise tüm işin yapıldığını, ilk 4 hakedişin onaylanıp sonraki işlere ilişkin hakedişlerin onaylanmadığını, yine ..... işinde oluşan ...... müvekkilinin davalı tarafça bakiye alacakların ve ek hasar imalatlaranın ödeneceği taahhüdü üzerine giderdiğini, asıl idarenin işin yapıldığı ve 13.520 mt boru döşenip kendilerine teslim edildiğine dair yazısına rağmen hakedişlerin yapılmadığını ve tamir bedelinin ödenmediğini, ihtara rağmen ödeme yapılmadığından icra takibine girişildiğini, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, davalı tarafın 12/07/2005 tarihli sözleşme nedeniyle 74.457,57 USD borcu kabul ettiğini, ödeme yerinin ......olduğuna dair sözleşme hükmü bulunmadığını, asıl iş sahibinin..../04/2008 tarihli yazısında da .....sokakla ilgili tüm işin metraj artışıyla birlikte yapılmış olduğunun teyit edildiğini, davalının asıl iş sahibinden kesintilerini aldığını, buna rağmen kesin kabul yapılmayıp, %5 nakdi teminat kesintilerini ve bakiye hakedişleri ödemediğini, davalının kabul ettiği 5 nolu kesin hakedişin 25/04/2009 tarihli olup, teslim alınan tarihin ise 12/05/2008 olduğunu, bu tarihten sonra 1 yıl içinde kesin kabulün yapılmış olduğunun kabulü gerektiğini, 13/05/2009 itibariyle yedinde kalan teminat kesintilerinin iadesinin yasal zorunluluk olduğunu, müvekkilinin 60 m caddesi ile ilgili olarak yükleniciden 5 nolu hakedişten 74.457,57 USD ve nakit teminat kesintisi olarak 141.512 USD olmak üzere toplam 215.969,57 USD alacağının davalının da kabulü ile sabit olduğunu, öte yandan ........ genel müdür yardımcısı ........ve şantiye şefi ...... ile müvekkilinin yetkilisi .......'nın Irak'ta işi incelediğini ve yapılan tespitlerin akabinde 09/03/2007 tarihli mutabakat yaptıklarını, buna göre 60 m projesinde işin eksiksiz yapıldığı ve 7637 mt'den 8.510 mt'ye yükseldiği teyit edildiğinden müvekkilinin hakedişinin 42.758 USD daha artmış olduğunu, metraj artışından kaynaklanan hakları saklı tuttuklarını, 06/06/2005 tarihli sözleşmeden kaynaklanan ... inşaatı işinde ise davalının müvekkilinin alacağını kabul etmekle birlikte yağıştan ötürü hasar gördüğünü ileri sürerek ödemeyeceğini belirttiğini, bu proje için yapılan 4 hakedişten sözleşme gereği yemek ve konaklama dışında kesinti yapılmaması gerektiği halde personel, iş makinesi, kamyon gibi yasal olmayan kesintilerin yapıldığını, nihai mutabaktta iade edileceği sözü üzerine işe devam ettiklerini, ancak 2006 şubatında yaşanan yağmurda davalının talebi ile yapılan yan bağlantılardan gelen sel sularının 1 km hasar oluşmasına neden olduğunu, buradaki ana nedenin sel ile birlikte projede olmamasına rağmen davalının yaptırdığı ek bağlantıların menfezlerin yükünü artırması olduğunu, imalat ve malzemeden kaynaklanan kusurlarının bulunmadığını, hasar bedeliyle birlikte her türlü eksik ödemenin yapılacağı sözü üzerine 349.060 USD tutarlı ek harcama ile hasarın müvekkilince giderildiğini, bu tamirattan kaynaklanan bedele ilişkin dava ve haklarını saklı tuttuklarını, yapılan işin Irak'ta incelenerek 09/03/2007 tarihli mutabakatın sağlandığını, bu mutabakata göre hasar hariç tutularak, 188.056 USD nakdi teminat kesintisi yapıldığı ve müvekkilinin alacağının 199.623 USD olduğunun belirlendiğini, ayrıca 13.219 mt yerine 13.520 mt imalatın eksiksiz ve kusursuz olarak yapılıp teslim edildiğinin idarenin 03/04/2008 ve 17/12/2009 tarihli yazılarıyla sabit olduğunu, bu yazıların işin kabulünün de belgesi olduğunu, 304 mt fazla iş için 84.731 USD alacağı isteme hakkını saklı tuttuklarını, davalının her iki sözleşmeden kaynaklanan haklarını idareden tahsil etmiş olduğunu ve 196.000 USD teminat mektubunu müvekkiline iade ettiğini belirterek, davalının takibe itirazının 575.695 USD üzerinden iptaline, takip dosyasında belirtilen faiziyle devamına, alacağın %40'ından az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, taraflar arasında düzenlenen 06/06/2005 tarihli ... sözleşmesinin 11. maddesine göre davacının yaptığı işlere karşılık 4 hakediş düzenlenerek ödendiğini, ancak idare tarafından işin kabulü yapılmadan meydana gelen yoğun yağışlardan dolayı .....inşaatının tahrip olduğunu, sözleşmenin 7.4 maddesi uyarınca hasar halinde taşeronun hatalı imalatı bedelsiz olarak düzeltmesi gerektiğini, buna rağmen düzeltme yapılmadığından hasarın gitgide arttığını, bu nedenle 4. hakediş sonrasında taşerona ödeme yapılmadığını, sözleşmenin 18. maddesinde bu tür zararların ve idarece verilen cezaların taşeronun hakediş ve teminatından kesilebileceğinin düzenlendiğini, davacı iddiasının aksine ... işinde kesin hakediş yapılmadığını ve idarece müvekkilinden yapılan kesintilerin ödenmediğini, sözleşmenin 7.4 ve 18. maddeleri gereğince eksik ve ayıplı imalatlar giderildikten sonra idarece işin kesin kabulü yapılacağından bu iş nedeniyle davacı tarafa kesin hakediş ve ödeme yapılmasının söz konusu olmadığını, 60 mt caddesi ile ilgili olarak ise, düzenlenen 5 nolu hakedişin davacının görevlendirdiği yetkili personelce imzalandığını ve bu hakedişe göre teminat kesintisi hariç davacının 74.457,57 USD alacağı bulunduğunu, asıl iş sahibi .......Belediyeler Bakanlığı'nca işin kesin kabulünün yapılmadığı ve sözleşmenin 10. maddesinde teminatların işlerin tamamlanması ve idarece kabulünü müteakip 1 yıl sonra taşeron işlerine ait herhangi bir kusur veya eksiklik olmaması halinde verileceğinin düzenlendiğinden teminatın işin kesin kabulü sonrasında iade edileceğini, davacının son hakedişinden kalan bakiyenin ise, ödeme yerinin Irak/....olması, davacı yetkililerinin o dönem orada bulunmamaları, sonrasında ise fahiş talepte bulunmaları nedeniyle askıda kaldığını, her iki işin kesin kabulü için dilekçelerin idareye verildiğini, 60 mt caddesi yönünden sürecin işlemekte olduğunu, ... işinde ise meydana gelen hasar nedeniyle idarece değerlendirmeye alınmadığını, ...... tarafından imzalanan belgenin kendileri yönünden bir geçerliliği bulunmadığını, idareden alınan belgelerin işin kabulüne delil teşkil etmeyip geçici veya kesin kabul belgesi olmadığını, sadece yapılan işin metrajını gösterdiğini, gerekli bilgilerin idareden alınması gerektiğini belirterek, davanın reddine, %40'dan az olmamak üzere kötüniyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, alınan rapor ve ek rapora göre davalı şirketin Irak'ta üstlendiği işlerle ilgili olarak taraflar arasında sözleşmeler düzenlendiği, dava konusu 60 mt cadde rehabilitasyon projesi kapsamında davacının 74.457,57 USD hakediş alacağı bulunduğu, davalı tarafın bu bedelin ödenmemesine ilişkin gerekçelerinin yasal, geçerli ve haklı nitelikte olmadığı, bu işle ilgili idare tarafından geçici kabulün 06/02/2011 tarihinde yapıldığı, buna göre davacının icra takibi ve dava tarihleri itibariyle teminatın iadesini talep etme hakkının bulunmadığı, ... projesinde işin teslimi yapılmadan meydana gelen yoğun yağmur nedeniyle imalatın kullanılamaz hale gelmesinden sonra, dinlenen tanık beyanlarına göre, davalı şirketin bir başka firmaya işi yaptırarak tamamlattığı, bu nedenlerle, davacının bu projeyle ilgili aldığı ilk dört hakedişten sonra başkaca bir alacak talebinde bulunamayacağı dikkate alınarak davacı tarafın davalıdan olan ve tarafların kabulündeki 74.457,57 USD alacak miktarı üzerinden itirazın iptali gerektiği, ayrıca davalının icra takibine haksız itirazı nedeniyle icra inkar tazminatının yasal şartlarının oluştuğu, davacının reddedilen alacak yönünden takip yapmasının kötüniyetli olmadığı ve yasal şartlarının oluşmadığı gerekçeleriyle, davanın kısmen kabulü ve davalının davaya konu Üsküdar .... İcra Müdürlüğü'nün.........esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 74.457.57 USD alacak üzerinden devamına, davacı tarafın fazlaya ilişkin 501.237,43 USD'lik isteminin reddine, 74.457,57 USD karşılığı 123.584,67 TL alacağın %40 oranındaki 49.433,87 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı tarafın kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde, davalı iddialarına göre düzenlenen bilirkişi raporuna dayalı olarak karar verildiğini, taraflar arasında düzenlenen 09/03/2007 tarihli mutabakat belgesinde 800 mm boru döşeme işinin 7.637 mt yerine 8.510 mt olarak daha da fazla miktarda yapıldığını, yine asıl iş sahibinin 03/04/2008 tarihli yazıda müvekkili şirketin 60 mt cadde işini metraj artışı ile yapıp teslim ettiğinin belirtildiğini, akabinde davalı yetkililerince 25/04/2008 tarihinde düzenlenen kesin hakedişin 12/05/2008 tarihinde teslim edildiği halde itiraz edilmediğini, buna rağmen asıl iş sahibince geçici kabul tarihinin 06/02/2011 olduğu ve kesin teminatın ancak 06/02/2012 tarihinde istenebilecek hale geleceği tezi ile karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, kaldı ki asıl iş sahibi tarafından da işin fazlasıyla yapıldığına dair 03/04/2008 tarihinde yazı verilmesine rağmen, geçici kabul tarihi olarak dört yıl sonraki 06/02/2012 tarihinin bildirilmesinin mahkemece dikkate alınmadığını, ... projesi yönünden ilk 4 hakediş sonrası alacak talebinde bulunulamayacağı ve sel baskını sonrası işin davalı tarafından tamamlandığına ilişkin gerekçesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin işi eksiksiz tamamladığını, hasar sonrası da 349.060 USD harcama yaparak hasarı tamir ettirdiğini, sözleşme gereğince sadece yemek ve konaklama bedellerinin hakedişten kesileceği hükmüne rağmen, müvekkilinin düzenlediği 4 hakedişte de davalı tarafça sözleşmeye aykırı olarak personel, iş makinesi, kamyon vs. adıyla kesintiler yapıldığını, sözleşme başında davalıya verilen kesin teminat mektubunun 15/05/2006 tarihinde müvekkiline iade edilmesinin işin tam ve eksiksiz yapıldığının kanıtı olduğunu, 09/03/2007 tarihinde yapılan mutabakatın işin fiilen ve teknik olarak yapıldığını, metrajını ve alacağı gösteren teknik ve fiili iş kabul belgesi olduğunu, asıl iş sahibince gönderilen 03/04/2008 ve 17/12/2009 tarihli yazıların, müvekkilince ... Sözleşmesiyle ilgili işlerin 13.219 mt yerine 13.520 mt olarak gerçekleştirildiğini gösterdiğini belirterek, yerel mahkeme kararının reddedilen bölüm yönünden kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde, savunma ve deliller dikkate alınmadan kısmen kabul kararı verildiğini, ... işinde kusurlu imalatların idarece kabul edilmemesi nedeniyle sökülerek başka bir firmaya yaptırıldığını, bu bedeller yönünden takas ve mahsup talebi gereğince davacı alacağı bulunmadığının sabit olduğunu, işin tam ve eksiksiz yapıldığını ispat yükünün davacıda olduğunu, takas ve mahsup taleplerinin dikkate alınmadığını, davacının 60 mt cadde işinde de yağmurlar nedeniyle imalatların söküldüğü ve işin üçüncü bir firmaya yaptırıldığından davacının bedel talep edemeyeceğini, bu nedenle davanın tümden reddi gerekirken kısmen kabulünün hatalı olduğunu, alacak yargılamayı gerektirdiği halde, likit olduğu gerekçesiyle %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davacının 501.237,43 USD'lik alacak talebi yönünden davanın reddine karar verilmesine rağmen %40 kötüniyet tazminatına karar verilmemesinin de hatalı olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine ve kötüniyet tazminatı talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir. Dairemizin 14.5.2019 tarihli 2019/536 E ve 2019/629 K. Sayılı kararı ile, davacı tarafça Üsküdar ...... İcra Müdürlüğü'nün ......sayılı dosyasında yapılan icra takibi ile 1.149.593,33 USD (harç ve vekalet ücretine esas TL karşılığı 1.6598 TL'den 1.908.095,00 TL) alacağın tahsilinin istendiği, itiraz üzerine icra takibinin durduğu, açılan bu dava ile davalının takibe itirazının 575.695 USD üzerinden iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesinin talep edildiği, mahkemece alınan bilirkişi raporları sonrasında davanın kısmen kabulü ile itirazın kısmen iptali ile takibin 74.457.57 USD alacak üzerinden devamına ve %40 oranında icra inkar tazminatına karar verildiği, dosya kapsamından işlerin tamamlandığının anlaşıldığı, eser sözleşmelerinde kural olarak sözleşme konusu işin yüklenici tarafından yapıldığının kabulü gerektiği, iş sahibinin işi kendisinin tamamladığı iddiasını yasal delillerle ispatlaması gerektiği, işin tamamlandığının kabulü nedeniyle, her iki sözleşme konusu iş bakımından tasfiye kesin hesabın çıkarılması gerektiğinden mahkemece, taraflarca düzenlenen hakedişlerden yapılan kesintilerin sözleşmeye uygun olup olmadığı, teminatların iadesi şartları, davacıya yapılan ödemeler ve düzenlenen hakedişler, taraflar arasında düzenlenen tutanaklar ile tüm dosya kapsamı göz önüne alınarak davacının bakiye iş bedeli alacağı bulunup bulunmadığının bilirkişi kurulundan ek rapor alınmak suretiyle değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, işin tasfiyesine girişilmeksizin ve anılan hususlar değerlendirilmeksizin karar verilmesinin hatalı olduğu belirtilerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.Mahkemenin 01/06/2022 tarihli kararı ile, davacının taşeron firma olarak davalının yüklenici olarak taraflar arasında Irak/.......de eser sözleşmesi niteliğinde inşaat yapımına ilişkin..../06/2005 tarihli ve ./07/2005 tarihli sözleşmeler imzalandığı, ./07/2005 tarihli inşaat sözleşmesine ilişkin her iki tarafça imzalı 25/04/2008 onaylı Kesin Hesap sonucuna göre davacının bakiye alacağı konusu olan 74.457,57 USD alacak yönünden herhangi bir ihtilaf bulunmadığı, 06/06/2005 tarihli inşaat işi yönünden ise dört adet hakediş bedelinni davacıya ödendiği, ancak bunun dışında herhangi bir ödemenin yapılmadığı, davacı taşeronun işi eksiksiz tamamladığı, ancak imalatın sel suları nedeniyle hasar görmesi sonucu başkaca bir ödeme yapılmadığı gibi nakit teminat miktarının da davalı tarafından davacıya iade edildiği, 06/06/2005 tarihli inşaat sözleşmesine ilişkin taraflarca imzalanan 09/03/2007 tarihli Mutabakat Belgesi uyarınca davacı taşeronunun bakiye hakediş alacağının 199.623,00 USD olduğu konusunda tarafların mutabık kaldığı, yani taşeron firmanın 12/07/2005 tarihli inşaat işi ile 74.457,57 USD bakiye hakediş alacağının olduğu, 06/06/2005 tarihli inşaat işi içinde 09/03/2007 tarihli Mutabakat belgesi uyarınca 199.623,00 USD hakediş alacağının olduğu tespit edilerek her iki iş için toplam 274.080,57 USD hakediş alacağının olduğunun tespit edildiği, teminat mektuplarının iade şartları itibariyle; 06/06/2005 tarihli ... Sözleşmesinin 10. maddesi uyarınca "Teminatlar işlerin tamamlanması ve idare kabulüne müteakip 1 yıl sonra taşeron işlerine ait herhangi bir kusur ve eksiklik olmaması durumunda iade edilecektir" maddesinin mevcut olduğu, BAM 15. Hukuk Dairesinin 2019/536 E 2019/629 K sayılı ilamı uyarınca; "işin tamamlandığının kabulü nedeniyle" işin tamamlandığı usulüne uygun teslim edildiği tespit edildiğinden her ne kadar dosya içerisine Kesin Kabul tutanağı ibraz edilmemiş olsa dahi işin aradan geçen zaman da göz önüne alınarak herhangi bir ayıp ihbarı olmadığı da tespit edildiğinden usulüne uygun olarak yapılarak teslim edildiği kanaati oluştuğundan bu iş için 188.056,00 USD'lik teminat mektubunun da davacı taşerona iadesi gerektiği, 12/07/2005 tarihli Rehabilitasyon inşaatı işine ilişkin yine taraflar arasındaki sözleşmenin 10. maddesi uyarınca işin tamamlanıp idare kabulüne müteakip 1 yıl sonra herhangi bir kusur veya eksiklik olmaması durumunda teminat mektubunun iade edileceği belirtildiğinden bu iş için 06/02/2011 tarihinde Geçici Kabulün yapıldığı tespit edilmiş olup bu sözleşmeye istinaden 141.512,00 USD teminat mektubunun BAM 15. Hukuk Dairesinin 2019/536 E 2019/629 K sayılı ilamı uyarınca; "işin tamamlandığının kabulü nedeniyle" ve bu sözleşme için geçici kabulün yapılmış olması nedeniyle her ne kadar dosya içerisinde kesin kabulün gerektiği gerekçeleriyle, 274.080,57 USD hakediş alacığı ile 188.056,00 USD teminat mektubu alacağı ve 141.512,00 USD teminat mektupları alacağının toplamının icra takibindeki taleple bağlı kalınarak 575.695 USD yönünden icra takibinin devamına, icra inkar tazminatlarının reddine karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde, mahkemece alınan .....09.2021 tarihli bilirkişi raporuna göre "....Yeniden incelenen ... hakedişinde, toplam teminat kesinti tutarının 188.056,00 olduğu görülmüştür. Bu durumda, her iki projede davacının teminat kesintileri dahil bakiye alacağı; 415.592,57 dolar + 188.056,00 = 603.648,57 dolar olarak hesaplanmıştır..." denildiğini, BAM 15. Hukuk Dairesinin 2019/536 E 2019/629 K sayılı Kaldırma kararı kapsamında yapılan yargılama neticesinde mahkeme tarafından 575.695,00.-USD bedelin tamamının kabulü ile kabul edilen dava bedeline takip tarihinden tahsil tarihine kadar Merkez Bankası tarafından USD'ye işleyecek yıllık vadeli mevduat hesabına uygulanan en yüksek faizin uygulanmasına dair verilen kararın dosya reel gerçeğine ve hukuka uygun olduğunu, mahkeme tarafından davanın tamamen kabulüne karar verilmiş olmasına rağmen hatalı olarak davanın kısmen kabulü olarak yazıldığını, mahkemece alacak miktarı bilirkişi incelemesi ile belirlendiğinden icra inkar tazminatının reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, alacak miktarı likit olduğunu ve takip öncesinde davalı tarafa ihtar ile bildirildiğini, taraflar arasındaki 12/07/2005 tarihli inşaat sözleşmesine ilişkin her iki tarafça imzalı 25/04/2008 onaylı Kesin Hesap sonucunda da görüleceği üzere davacının 74.457,57 USD alacak yönünden herhangi bir ihtilafın da olmadığı, bu miktarın davalının da kabulünde olduğu gerek raporlarda, her iki mahkeme kararında ve istinaf mahkemesi kararında belirtildiğini, icra inkar tazminatı talebinin reddi hukuka aykırı olduğunu, 06/06/2005 tarihli inşaat işi yönünden ise dört adet hakediş bedeli davacıya ödendiğini, bunun dışında herhangi bir ödeme yapılmadığını, 06/06/2005 tarihli inşaat sözleşmesine ilişkin taraflarca imzalanan 09/03/2007 tarihli Mutabakat Belgesi uyarınca da davacının bakiye hakediş alacağının 199.623,00 USD olduğu konusunda da davalı tarafla mutabık kaldıklarını, teminat mektupları alacaklarına ilişkin olarak, 06/06/2005 tarihli ... Sözleşmesinin 10. maddesi uyarınca "Teminatlar işlerin tamamlanması ve idare kabulüne müteakip 1 yıl sonra taşeron işlerine ait herhangi bir kusur ve eksiklik olmaması durumunda iade edilecektir" maddesi gereğince 188.056,00 USD'lik teminat mektubu alacağının da müvekkile iadesi gerekmekte olduğunun açık olduğu ve mahkemenin kabulünde olduğunu, mahkemece icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmiş olması hatalı olduğunu, yüksek yargı kararları ve doktrin görüşleriyle tartışmasız olan ve mahkemenin kararıyla da kabulünde olduğu üzere, hakedişler ve teminat mektubu iadesine dair alacaklar, gerek kesin hesap gerekse mutabakat belgeleri ve tarafların akdetmiş oldukları sözleşmeler vasıtasıyla borçlu tarafça bilinebilir ve likit alacak olduğundan ayrıca kötü niyetli borçlunun yapmış olduğu itirazın da haksız olduğunu, mahkeme tarafından hükmedilen vekalet ücretinin mahkeme karar tarihindeki döviz kuru üzerinden hesaplamasının yasa hükmü gereği olmasına rağmen mahkemece takip tarihindeki kur üzerinden hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, mahkemenin davanın red edilen kısmı üzerinden davalıya ücreti vekalete hükmedilmesini ve bu mantıktan masraf iadesi kararının hatalı olduğunu, dava kabul ile sonuçlanması sebebiyle davalıya hangi sebeple vekalet ücreti takdir edildiğinin anlaşılmadığını, reddedilen kötü niyet tazminatı için davalı tarafa vekalet ücreti takdir edilmesinin mümkün olmadığını, harçlandırılan tüm alacak miktarı yönünden dava kabul edilmiş iken, alacak bedeli bilirkişi raporu ile netleştiği gerekçesiyle reddedilen icra inkar tazminatının nisbi değeri üzerinden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin yasaya, yerleşmiş içtihatlara ve usule aykırı olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak istinaf sebepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde, mahkeme kararında dosyaya ibraz edilen savunma dilekçelerinin dikkate alınmadığını, eksik inceleme ile hüküm verildiğini, davacının her iki sözleşme kapsamında yaptığı işlere ilişkin teminatların iade etmesine dair talep hakkının olmadığı aşikar olmasına rağmen ve ayrıca bilirkişi raporunda da dava ve icra tarihi itibariyle teminat iade şartlarının oluşmadığı belirilmesine rağmen iade kararının hatalı olduğunu, davacının kusurlu imalatları nedeniyle ... inşaat işinde idare tarafından kabulü yapılmamış olması, tahrifatlar nedeniyle sökülerek başka bir firmaya yaptırıldığını, davalı tarafından ödenmiş olan tüm meblağların iadesi ve zararın tazmini için takas mahsup talebi yönünden inceleme yapılmadığını, sözleşmede yapılan işlerde hata eksik ve ayıp varsa ve hatalı işin idare tarafından kabulüne kadar bedelinin ödenmeyeceği ve teminatın iade edilmeyeceği kararlaştırıldığını, davacının işin yapılarak teslim edildiği ve idare tarafından kabul edildiğine ilişkin delil sunmadığını, davacının ispat edemediğini, davacının 60 metre cadde rehabilitasyon inşaat sözleşmesi işine ait herhangi bir ücret talep hakkı bulunmadığını, yağmur ile yapılan işlerin çökmesi sebebiyle dava dışı 3. şirkete yaptırıldığını, temsil yetkisi olmayan kişilerin imzasının geçerli olmadığını, .....'nın davalı şirketi temsil eden bir kişi olmadığını, yazılan müzekkere cevapları ile temsil yetkisinin bulunmadığının anlaşıldığını, 22.03.2022 tarihinde düzenlenen bilirkişi heyet raporuna göre ..........'nın imza tarihi itibariyle davalı şirketi temsil yetkisi olmadığından mutabakat belgesinde yer alan 199.623 USD bedelin davalı şirket kayıtlarında bulunmadığını, sözleşme şirket genel müdürü ......... tarafından imzalandığından mutabakat metninin de bu kişi tarafından imzalanması gerektiğini, davalı şirket ile mutabakat metni imzalanmadığını, yetkisiz mümessil tarafından yapılan işlemlerin geçersiz olduğunu, sözleşmenin 10. maddesinde teminatların işlerin tamamlanması ve idare kabulüne müteakip 1 yıl sonra taşeron işlerine ait herhangi bir kusur veya eksiklik olmaması durumunda iade edileceği düzenlemesinin bulunduğunu, davacının bedel talebi sözleşme gereğince ancak idare kabul ettiği ve ödemesini yaptığı iş tutarları ile sınırlı olduğunu, idare tarafından yapılan ödemeler ile orantılı olarak ... işine ilişkin ödemelerin davacıya yapıldığını, 60 metre cadde işine ilişkin düzenlenen 25.04.2008 tarihli mutabakat niteliğindeki hakediş gereğince davacı hakediş alacağı 74.457,57 USD ve teminat kesintisinin 141.512 USD olduğunun belirtildiğini, geçici kabul 6.2.2011 tarihinde, kesin kabulün ise 01.02.2012 tarihinde yapıldığını, kesin kabul tarihinden 1 yıl sonra teminat iadesi yapılacağından bu tarihin 01.02.2013 tarihi olması sebebiyle ancak bu tarihte teminatın iadesinin talep edebileceğini, bilirkişi raporuna göre teminat iade tarihinden önce davanın açıldığını, teminat iadesi gerekmesi halinde ... projesi itibariyle alacaklarından takas ve mahsup edilebileceğini, işin yapıldığı yerin Irak ülkesi ........ şehri olduğunu, ... inşaatı işinde ödenen tutarlardan takas mahsubunu talep ettiklerini, sözleşme konusu işin Erbil şehrinde olması sebebiyle ödemelerde Erbil şehrinde yapılması gerektiğini, taraflar arasında 6.6.2005 tarihli ... işi sözleşmesi yapıldığını, davacının edimlerini yaptığı oranda idarenin yapmış olduğu ödemelerin sözleşmenin 11. maddesine uygun olarak düzenlenen ilk 4 hakediş ile ödendiğini, yağan yağmurlar nedeniyle yapılan işin tahrip olduğunu, çökmeler olduğunu ve bu iş sebebiyle uğraşmak zorunda kaldıklarını, davacı şirketin sorumluluğunun arkasından durmayarak Irak ülkesinden ayrıldığını, 8 milyon dolar ekipmanlarını 1.5 milyona satmak zorunda kalmaları sebebiyle 6.5 milyon dolar zarara uğradıklarını, idare tarafından kabulü yapılmayan hiçbir imalatın davacıya ödenmeyeceğinin sözleşme 7.4 maddesinde kabul edildiğini, hatalı imalatları bedelsiz olarak düzelterek idareye davacı teslim etmek zorunda olduğunu, sözleşme 18 maddesinde davalı şirketin bu işle ilgili olarak uğrayabileceği zararlarını davacının hak edişlerinden veya teminatlarından kesebileceğini, davacının idare tarafından kabulü yapılmayan işlerin bedelini talep etme hakkı olmadığını, davacı hatalı ve hasarlı imalatlarını düzeltmediği gibi bu ayıplı imalatlar için almış olduğu bedelleri de iade etmediğini, bilirkişilerin ek raporda daha önceki raporları ile çelişir vaziyette hakediş alacağı ve teminat alacağı olduğuna dair yorum ve kanaatlere katılmanın mümkün olmadığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dairemizin 04.04.2023 tarihli 2023/238 E ve 2023/402 K sayılı kararı ile, Mahkemece 06/06/2005 tarihli kanal sözleşmesi 09/03/2007 tarihli mutabakat tutanağı esas alınarak 188,056,00 USD teminat kesintisi sonrasında 199.623 USD hakediş bedeli ödemesi yapılacağı belirtilerek karar verilmiş ise de, davalı ....... şirketi tarafından sözleşme konusu tutanağı imzalayan ...'nın şirket temsilcisi olmadığının belirtildiği, dosya kapsamındaki belgelere ve 22/03/2022 tarihli bilirkişi raporuna göre de bu kişinin şirketi temsile yetkili olmadığının anlaşıldığı, bu durumda, tutanak esas alınarak sonuca gidilmesinin hatalı olduğu, ayrıca 12/07/2005 tarihli 60mt yola ilişkin işin sonunda 01/02/2012 tarihinde kesin kabulün yapıldığı, 06/06/2005 tarihli kanalizasyon sözleşmesi kapsamında ise kesin kabul yapıldığına ilişkin belgenin dosya kapsamında bulunmadığının anlaşıldığı, taraflar arasındaki her iki sözleşmenin 10.maddesinin teminatların işlerin tamamlanması ve idare olarak tanımlanan Erbil belediyesi tarafından kabulüne müteakip 1 yıl sonra taşeron işlerine ait herhangi bir kusur veya eksiklik olmaması durumunda iade edileceğinin hükme bağlandığını, bu nedenle, gerek takip ve dava tarihi itibariyle kesin kabullerin yapılmamış olması, gerekse de sözleşmenin 10.maddesinde belirtilen Erbil Belediyesince işlerin onaylandığına dair bir belgenin dosyaya sunulmamış olması nedeniyle nakit teminatların iade şartının gerçekleşmediğinin anlaşıldığı, bu durumun 22/03/2022 tarihli bilirkişi ek raporunda da belirtildiği, mahkemece teminatların tahsiline yönelik taleplerin reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu, şu halde mahkemece bilirkişi kurulundan 09/03/2007 tarihli ... tarafından imzalanan tutanak dikkate alınmaksızın ve teminat iade şartları oluşmadığı gözetilerek davacı taşeronun hakediş alacağı hesaplattırılmak suretiyle ve ayrıca varsa delillerle ispatlanan kesintiler düşülmek suretiyle sonucuna uygun karar verilmesi gerektiği belirtilere ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkemece 21.02.2024 tarihli karar ile, davalı ........A.Ş.'nin dosya içerisine 2005 yılından dava tarihine kadar şirkete ait kayıtlarının incelemesi sonucu temsilci sıfatıyla ...'nın ismine rastlanılmadığı, bunun yanında teknik bilirkişi heyetinden alınan ek rapor sonucu davacı taşeron firma tarafından yapılan her iki projeye ilişkin de kesin kabullere ilişkin herhangi bir somut belgeye rastlanmadığı, yani her iki projenin de kesin kabullerinin olmadığının tespit edildiği, taraflar arasında imzalanan her iki taşeronluk sözleşmesinin 10.maddesinde "Teminat işlerinin tamamlanması ve idare kabulünce müteakip 1 yıl sonra taşeron işlerine ait herhangi bir kusur veya eksiklik olmaması durumunda iade edilecektir" belirtilmiş olup, yapılan ve dava konusu edilen işlerin eksiksiz ve usulüne uygun bir şekilde teslim edildiğine ilişkin yani kesin kabullerin yapıldığına ilişkin bir belge ibraz edilemediğinden her iki sözleşmenin 10.maddesi gereği teminat mektuplarının iade şartlarının oluşmadığının tespit edildiği, davacı tarafın bir diğer talebi yaptığı işlerin bedeli olarak hakediş alacağı olduğu, yapılan inceleme sonucu davacı taşeron firmanın ........ Projesi kapsamında teknik inceleme sonucu davacı taşeron firmanın davalı asıl yüklenici firmadan 74.457,57 USD hakediş alacağı olduğunun tespit edildiği, diğer bir iş olan...... projesi işinin incelenmesi sonucu, dava konusu işlere ilişkin bir önce verilen ilamda dayanılan 09.03.2007 tarihli "Mutabakat Belgesi" uyarınca "Irak Erbil Belediyesi ... Projesi" adlı işin yapılmasına dair davalı ........ A.Ş.'nin adına temsilci sıfatıyla dava dışı ... tarafından imzalı belge kabul edilerek davacı taşeron firmanın ödenen hakedişler ve teminat kesintilerinden sonra alacak bedeli olarak 199.623,00 USD tespit edildiği ancak davalı...... A.Ş.'nin 2005 tarihinden dava tarihine kadar gelen kayıtlarının incelenmesi sonucu daha önceki hakedişlerde dava dışı ...'nın herhangi bir imzasının bulunmaması, bunun yanında dinlenen tanık anlatımları ile ...'nın davalı yüklenici ...... A.Ş.'de kısa bir süre "Danışman" olarak çalıştığı, daha önceki ilamda kabul edilen "Mutabakat Metni"nde tekrar yapılan inceleme sonucu davalı yüklenici ....... A.Ş.'nin yetkilisi tarafından imzalanmadığının anlaşıldığı, yani dava dışı ...'nın davalı yüklenici ...... A.Ş.'yi temsile yetkili olmadığı anlaşılmakla davacı tarafından dayanak kabul edilen 09.03.2007 tarihli "Mutabakat Belgesi"'nin davalı yükleniciyi bağlamadığının tespit edildiği, bu haliyle yeniden yapılan yargılama sonucu davacı taşeron firma tarafından yapılan her iki projeye ilişkin de taraflar arasında imzalanan taşeronluk sözleşmesinin 10.maddesi gereği usulüne uygun olarak "Kesin Kabul"ün yapıldığını ispat edememesi nedeniyle davalı yüklenici firma tarafından nakit teminat kesintilerinin iade şartlarının oluşmadığı, 09.03.2007 tarihli "Mutabakat Belgesinin" dava dışı ... tarafından imzalandığı ancak kendisinin incelenen belgeler uyarınca davalı yüklenici ..... A.Ş.'nin temsilcisi olmadığı anlaşılmakla davacı taşeron ..... firmasının hakediş alacak talebinin .......kapsamında 74.457,57 USD olduğu gerekçeleriyle açılan davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde, İstanbul BAM 15. Hukuk Dairesinin her iki kaldırma kararı içeriğinin birbiri ile çeliştiğini, ikinci kaldırma kararı gerekçesinin hatalı olduğunu, davalı şirketin genel müdürü dahil olmak üzere dinlettiği tüm tanıkların ...'nın şirket çalışanı olduğunu doğruladıklarını, ...'nın tanık olarak da dinlendiğini ve anlatımları ile tanığın yurt dışı işlerden sorumlu genel müdür yardımcısı olduğunun ve ayrıca mutabakat belgesinin genel müdürün bilgisi dahilinde imzalandığının anlaşıldığını, ayrıca banka teminat mektubunun iade edildiğini, icra takibinin nakit teminatın iadesi için yapıldığını, banka teminat mektubunun iade edilmesinin aynı zamanda ...'nın yetkili olduğunun bir diğer delili olduğunu, ........Projesinde kesin hakedişlerin yapıldığının tarafların kabulünde olduğunu, bu konuda herhangi uyuşmazlık bulunmadığını, davalı şirketin işbu projeden kaynaklı 74,457.57 $ bir bakiye ödemesi bulunduğu noktasında kendi ikrarlarının olduğunu, .......işine ilişkin davalı şirketin teminat olarak keserek iadesini yapmadığı 141.512,00 $ teminat alacağı bulunduğunu, müvekkil şirket tarafından yapılan ... Projesinde ise, bu işe ilişkin kesin teminat mektubunun davalı tarafça müvekkili şirkete iade edildiğini, bir işle ilgili kesin teminat mektubunun iadesinin iş ile ilgili çekişmenin olmadığı, işin eksiksiz, noksansız ve ayıpsız tamamlandığı, hukuki ve teknik gerçeklikte kesin kabul işlemi yapıldığının ispatı olduğu anlamına geldiği, taraflar arasında imzalanan mutabakat metni uyarınca davalı şirketin 199.623 USD işten kaynaklı alacağı ve 188.056 USD teminat alacağı olduğunun dosyada sabit olduğunu, dolayısı ile mahkemenin kesin kabullerin yapıldığına ilişkin bir belge ibraz edilmediği yönündeki gerekçesinin hatalı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi kararında işin yapıldığının kesin olarak kabul edildiği, davalı şirketin proje müdürü olan ......'ın ifadesinden ....Belediyesi tarafındın davalıya tüm hakedişlerin ödendiğinin anlaşıldığını, müvekkilinin davalıdan 60M işinden dolayı 74,457.57 $ bakiye hakediş alacağı ile 141.512,00 $ teminat alacağı toplamı olan 215.969.57 $ alacaklı olduğunu, müvekkilin davalıdan ... işinden dolayı 199.623 $ bakiye hakediş alacağı ile 188.056 $ teminat alacağı toplamı olan 387.679,00 $ alacaklı olduğunun ispatlandığını, dosyada mübrez, ana işveren idarenin (........ Bölgesi Hükümeti Belediyeler Başkanlığının) 03.04.2008 ile 17.12.2009 tarihli resmi yazılarında, müvekkilinin ... Sözleşmesi ile ilgili işlerini sözleşmeye uygun olarak eksiksiz yaptığını, sözleşmeye göre 13.219 metre olan işin müvekkili tarafından iş artışıyla 13.520 metre olarak gerçekleştirildiğini ortaya koyduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde, davacının kusurlu imalatları nedeniyle ... İnşaatı işinde İdare tarafından kabulünün yapılmamış olması, meydana gelen tahribatlar nedeniyle işin İdare tarafından kabul edilmeyerek ve sökülerek başka bir firmaya yaptırılmış olması nedeniyle bu iş için davalı müvekkil şirket tarafından ödenmiş olan tüm meblağların iadesi ve zararların tazmini için takas ve mahsup talepleri gereğince davacının herhangi bir alacağının bulunmadığının dosya kapsamı ve tanık anlatımları ile sabit olduğunu, taraflar arasında akdedilen mezkur sözleşme hükümlerinde de açıkça; Davacı tarafın yapmış olduğu işlerde hata, eksik ve ayıp varsa ve hatta işin İdare tarafından kabulüne kadar bedelinin ödenmeyeceğinin belirtildiği, işin tam ve eksiksiz olarak yapıldığının ve işin teslim edilip kabul edildiğinin davacı tarafından ispat edilmesi gerektiğini, ancak davacı taraf işin yapılıp idare tarafından kabul edildiğine dair dosyaya herhangi bir belge ve/veya delil sunamadığını, davacının .....İnşaatı İşine ilişkin olarak 74.457,74 USD alacağı olduğunun cevap dilekçesinde de belirtildiğini, bir an için davacının bu alacak hakkının müvekkil şirketin ... İnşaatı İşinde ödemiş olduğu tutarlardan takas ve mahsubu talebinin kabul edilmemesi halinde dahi, davacının bu alacağını o dönemde Irak şantiyesinde diğer işi olan ... işindeki ciddi boyutlardaki hasarları nedeniyle Irak’a gelmekten imtina ettiklerinden dolayı almadıklarını, müvekkilinin hiçbir zaman davacı tarafın bu alacağını ödemekten imtina etmediğini ancak davacının diğer işle ilgili zarar ve borçları nedeni ile takas ve mahsup taleplerinin bulunduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DEĞERLENDİRME Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı taşeron, davalı yüklenicidir.Taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmaktadır.Davacı, Irak'da taşeron olarak yaptığı iki ayrı projeden dolayı, her iki projeden de hak ediş alacağı kaldığını, ayrıca yine her iki proje nedeniyle davacı tarafından kesilen nakit teminatların iade edilmediğini, bu nedenle icra takibi başlattıklarını ancak davalının takibe itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı, davacının taşeron olduğu iki projeden ... İnşaatı projesini ayıplı yaptığını, .......... İnşaatı projesini ise tamamlayarak teslim ettiğini,...... İnşaatı projesinden dolayı davacının 74.457,74 USD alacağı olduğunu, ancak ... İnşaatı projesi nedeniyle uğranılan zarar nedeniyle takas mahsup taleplerinin olduğunu, diğer yandan her iki projede de nakit teminat kesintisi yapılmakla beraber, sözleşmeye göre tamamlanan projelerin dava dışı idare tarafından kesin kabulünün yapılmasından 1 yıl sonra bu teminatların iade edileceğinin kararlaştırıldığını, idare tarafından henüz kesin kabulün yapılmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Uyuşmazlık konusu olay ele alındığında;Taraflar arasında ...... işinin davacı tarafından tamamlanarak davalıya teslim edildiği, davacının bu proje kapsamında 74.457,74 USD hak ediş alacağı bulunduğu noktasında ihtilaf mevcut değildir. Bu proje kapsamındaki ihtilaf, davalı tarafından davacının önceki hak edişlerinden yapılan nakit teminat kesintisinin davalıya iade şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. Öte yandan davalı, davacının ....... Projesinden 74.457,74 USD hak ediş alacağı bulunduğunu ikrar etmekle birlikte, işbu yargılama konusunu oluşturan ... İnşaatı projesini davacının ayıplı yaptığını, öte yandan bu proje kapsamında da idare tarafından kesin kabul yapılmadığı için nakit teminat iadesi şartlarının henüz oluşmadığını iddia etmektedir.Taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan hususlardan öncelikle ... İnşaatı projesinin davacı tarafından tamamlanıp tamamlanmadığı, eserin teslim edilip edilmediği ve teslimden sonra ortaya çıkan bir ayıp bulunup bulunmadığı hususlarının ele alınması gerekmektedir.Davacı, ... İnşaatı projesini tamamlayarak teslim ettiğini beyan ederken, davalı yan bu iş kapsamında 4 hakediş düzenlenerek ödendiğini, ancak idare tarafından işin kabulü yapılmadan meydana gelen yoğun yağışlardan dolayı ... inşaatının tahrip olduğunu iddia etmiştir. Davalı tarafın davaya cevap ve savunmalarında, işin teslim alınmadığına ilişkin herhangi bir iddia bulunmamakta, tam tersine işin kesin kabulünün dava dışı idare tarafından henüz yapılmadığı belirtilmektedir. Ayrıca, gerek yargılama aşamasında dinlenen davacı ve davalı tanıklarının anlatıları, gerek davacının dava dışı idareden aldığı işin ne miktarda bittiğine dair yazı ve gerekse de davacının delil olarak dayandığı davalı ile mailleşmelerin içeriğinde işin teslim edilmediği yönünde davalı iddiası bulunmaması karşısında, işin davalı yana teslim edildiğinin kabulü gerekir. Nitekim Dairemizin işbu dosya ile ilgili verdiği 14.5.2019 tarihli ve 04.04.2023 tarihli kaldırma kararlarda da, işin davacı tarafından davalıya teslim edildiği kabul edilmiştir. Diğer yandan, davalı yan, idare tarafından işin kabulü yapılmadan meydana gelen yoğun yağışlardan dolayı ... inşaatının tahrip olduğunu, sözleşmenin 7.4 maddesi uyarınca hasar halinde taşeronun hatalı imalatı bedelsiz olarak düzeltmesi gerektiğini, buna rağmen düzeltme yapılmadığından hasarın gitgide arttığını, bu nedenle 4. hakediş sonrasında taşerona ödeme yapılmadığını beyan etmiştir. Davacı taraf ise, yapılan işin yağmur nedeniyle zarar gördüğünü ikrar etmekte, ancak kendileri tarafından ayıbın giderildiğini ve ayrıca davalının projeye aykırı iş yaptırmasından dolayı sistemin fazladan biriken yağmur sularını taşıyamadığı ve zararın bundan meydana geldiğini ifade etmiştir.Öncelikle, yüklenici eser sözleşmelerinde iş sahibine karşı özen ve sadakat borcu altında olup, iş sahibinin sağladığı malzeme, teslim ettiği işin yapılacağı yer veya proje gibi hususlarda işin sözleşmeye uygun yapılmasına engel olan veya işin ayıplı olmasına yol açacak bir durum tespit ettiğinde bu durumu iş sahibine bildirmekle yükümlüdür. Türk Borçlar Kanununun 472/3 maddesi bu ihbar yükümlülüğünü düzenlemekte olup, iş sahibine ihbar yükümlülüğü yerine getirilmezse meydana gelen zarardan yüklenici sorumludur. Eser sözleşmelerinde alt yüklenici yani taşeronlar ile asıl yüklenici arasındaki ilişkide ise, taşeron "yüklenici", asıl yüklenici ise "iş sahibi" konumundadır. Dolayısıyla olayımızda, ... inşaatında meydana gelen zarara davalının projeye aykırı talimatları neden olmuş olsa dahi, davacının bu talimatın yol açacağı ayıbı ve zararı davalıya bildirmesi, buna rağmen davalının projeye aykırılıkta ısrar etmesi halinde işe devam etmesi gerekirdi. Davacı, davalıya bu yönde ihtarda bulunduğunu iddia etmediği gibi bu hususta delil de sunmamıştır. Dolayısıyla, TBK 472/3 hükmü karşısında davacının bu savunmasına itibar edilmemiştir.Bununla birlikte, gerek TBK hükümleri ve gerekse de dosyada mevcut taraflar arasında düzenlenen sözleşme uyarınca, yüklenici ortaya çıkan ayıbı gidermekle yükümlüdür. Davalı yan cevap dilekçesinde, davacının ayıbı gidermediğini ileri sürmüş, davacı ise yağmurdan kaynaklanan zararın kendileri tarafından giderildiğini savunmuştur. Yargılama aşamasında dinlenen davacı ve davalı tanıkları, yağmur sonrasında ortaya çıkan zararın davacının personeli tarafından giderildiğini beyan etmişlerdir. Bir başka ifadeyle, davacının yağmur sonrası oluşan zararı giderdiği davalı tarafın tanıklarının dahi kabulünde olup beyanlarında bu hususu belirtmişlerdir. Öte yandan, dava tarihinden önce davacı şirketin davalı şirkete gönderdiği maillerde, hak ediş ve nakit teminat kesintilerinin talep edildiği, bu ödemelere ilişkin ifa tarihi belirlendiği ancak belirlenen tarihe rağmen halen ödemenin yapılmadığı belirtilmiş, buna karşılık davalı şirketin herhangi bir ayıp iddiasında bulunmadığı da görülmüştür. Ayrıca, hak ediş alacağı ile nakit teminat iadesine yönelik davacının noterden gönderdiği ihtara karşılık davalı yanca gönderilen cevabi ihtarname incelendiğinde, davalının ... İnşaatı işinin ayıplı yapıldığına ve idare nezdinde zarar gördüğüne yönelik herhangi bir savunmasının olmadığı, davacıya sadece idarenin hakediş yapmadığını ve bu nedenle ödeme yapılmayacağı beyan ettiği görülmektedir. Tüm bu deliller karşısında, ... İnşaatı işinde yağmur nedeniyle ortaya çıkan zararın davacı tarafından giderildiğinin kabulü gerekmektedir. Davalı ve davalı tarafın bir kısım tanıkları, yargılama aşamasındaki beyanlarında ise ... İnşaatı işinin zarar görmesine neden olan yağmurlardan sonra ikinci bir defa daha yağışların olduğunu, bu nedenle meydana gelen sel nedeniyle ... İnşaatı işinin kullanılamayacak derecede zarar gördüğü, idarenin bu projeyi iptal ettiğini, daha farklı bir proje hazırlayarak başka bir şirkete yeni projeyi yaptırdığını beyan etmiştir. Ancak, davaya cevap dilekçesinde söz konusu ikinci yağışlardan ve meydana gelen selden bahsedilmediği gibi, yukarıda da değindiğimiz üzere karşılıklı maillerde ve davacıya gönderdiği cevabi ihtarda da bu hususa yer verilmemiştir. Dolayısıyla, davalının yasal süresi içerisinde dayanmadığı bir savunmayı tahkikat aşamasında ileri sürmesinin ancak davacının açık muvafakati ile mümkün olması, davacının bu hususta açık bir muvafakatinin olmaması karşısında söz konusu hususun kabulü mümkün görülmemiştir. Tüm bu durum karşısında, her iki sözleşme konusu iş bakımından tasfiye kesin hesabın çıkarılması gerektiği ortadadır. Nitekim Dairemizin işbu dosya ile ilgili verdiği 14.5.2019 tarihli ve 04.04.2023 tarihli kararlarda da tasfiye kesin hesabının çıkartılması gerekliliği vurgulanmış, ancak mahkemece tasfiye kesin hesabı çıkartılmamış, bunun yerine ... tarafından imzalanan belge üzerinden tarafların alacak-borç durumu tespit edilmeye çalışılmış, ilk derece mahkemesinin son kararında ise ...'nın şirketi temsile yetkili olmaması gerekçesiyle ... İnşaatı projesinden hak ediş alacağı olmadığı belirtilerek bu kısma yönelik davacı talebi kabul edilmemiştir. Oysa, yukarıda da değindiğimiz üzere, davacı tarafından işin davalıya teslim edildiği açık olup, mutlak suretle tasfiye kesin hesabı yapılarak davacının hak ediş alacağı olup olmadığının ortaya konması gerekmektedir. Davacının her iki projeye ilişkin nakit teminat kesintilerinin iadesi talebi yönünden ise, mahkemece, her iki projenin de kesin kabullerinin olmadığının tespit edildiği, taraflar arasında imzalanan her iki taşeronluk sözleşmesinin 10.maddesinde "Teminat işlerinin tamamlanması ve idare kabulünce müteakip 1 yıl sonra taşeron işlerine ait herhangi bir kusur veya eksiklik olmaması durumunda iade edilecektir" belirtilmiş olup, yapılan ve dava konusu edilen işlerin eksiksiz ve usulüne uygun bir şekilde teslim edildiğine ilişkin yani kesin kabullerin yapıldığına ilişkin bir belge ibraz edilemediğinden her iki sözleşmenin 10.maddesi gereği teminat mektuplarının iade şartlarının oluşmadığının tespit edildiği gerekçeleriyle davacı talebinin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasında düzenlenen sözleşmeler uyarınca, işin idare tarafından kabulünün yapılması ve kabulden itibaren geçecek 1 yıllık sürede işte herhangi bir eksiklik veya kusur olmaması durumunda davacıdan kesin nakit teminatlar iade edilecektir. Bu hususta ihtilaf bulunmamaktadır. Bununla birlikte, davacı, her iki işin de kabullerinin idare tarafından yapıldığını ileri sürerken, davalı taraf dava tarihi itibariyle idare tarafından yapılan bir kabul bulunmadığını belirtmiştir. Yargılama aşamasında dava dışı idareye bir kısım bilgiler sunulmuş ancak Irak ülkesinde bulunan idare tarafından mahkemeye cevap verilmemiştir. 60M işinden dolayı davacının işi davalıya teslim ettiği davalının kabulündedir. ... İnşaatı işinin ise, yukarıda değindiğimiz üzere davalıya teslim edildiği anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında, davalının makul süre içerisinde dava dışı idareye başvurarak işin kabulünü sağlaması gerekmektedir. Aksinin kabulü halinde, işi sözleşmeye uygun bir şekilde teslim eden taşeron firmaların, asıl yükleniciler ile iş sahiplerinin ihmali ya da benzeri nedenlerle işin kabule sunulmaması/kabul sürecinin uzatılması gibi hallerde nakit teminatlarını alamaması veya yıllarca beklemesi gibi durumların ortaya çıkması muhakkaktır. Kaldı ki, teslim aldığı makul süre içinde iş sahibine kabul için sunmayan ya da kabul için işi sunmakla beraber kabulün yapılmasını -haklı neden olmaksızın- sağlamayan, bu amaçla gerekli yasal ya da idari yollara başvurmayan asıl yüklenicilerin "işin kabulünün idare tarafından henüz yapılmadığı" gerekçesine dayanarak nakit teminatları iadeden kaçınması ... anlamında dürüstlük kuralının da ihlali olacaktır. Olayımızda, davalı taraf ......işinin dava tarihinden sonra 2011 yılında idare tarafından kabul edildiğini belirtmiş ve bu doğrultuda delil arz etmiştir. ... İnşaatı işine ilişkin olarak ise kabul işleminin yapılmadığını belirtmektedir. Oysa ki dosyalardaki bilgi ve belgelerden ve tanık beyanlarından, ... İnşaatı işinin -kesin tarihleri belli olmamakla birlikte- 2006-2007 yıllarında, ...... işinin ise 2007-2008 yıllarında bitirilerek davalıya teslim edildiği anlaşılmaktadır. İşbu yargılamaya konu icra takibi 2009 yılında yapılmış olup, dava tarihi ise 10/03/2010'dur. Davalı, işlerin kendisine tesliminden (şirket yetkilisinin savunmanın genişletilmesi kapsamındaki tanık beyanında ise ... İnşaatı işinin idarece feshinden) itibaren her iki proje kapsamında davalı idareye kabul işlemleri için başvurup başvurmadığı, başvuru yapmamışsa bunu haklı gösterecek bir hususun var olup olmadığı, idareye şayet başvuru yapmışsa ama idare tarafından kabul işlemi geciktirilmişse buna ilişkin olarak dava dışı idareye yönelik Irak makamları nezdinde idari veya adli bir süreç başlatılıp başlatılmadığı hususlarında herhangi bir bilgi ve belge ibraz edilmemiştir. Bu durum karşısında, davalı yan, işin kabulü için başvurduğu ve gerekli sorumlulukları yerine getirdiğini ispatlayamamıştır. Dolayısıyla, ilk derece mahkemesi tarafından, işin teslim tarihleri dikkate alınarak, icra takip tarihi ve dava tarihi göz önüne alınmak suretiyle, davalının işin kabulü için idareye başvuru yapmamasının ...... kapsamında iyi niyet kuralına aykırılık oluşturup oluşturmayacağının değerlendirilerek, davacının söz konusu projeler kapsamında nakit teminat iadesini talepte haklı olup olmadığına karar verilmesi gerekmektedir. Davacı vekilinin istinaf talepleri, bu nedenle yerinde görülmüştür.Davalı vekili istinaf dilekçesinde, her ne kadar ... İnşaatı projesinde ortaya çıkan zarar nedeniyle 60M projesinden davacının hak ediş alacağını takas mahsup ettiğini belirterek, mahkemenin kısmen kabul kararına itiraz etmiş ise de, yukarıda belirttiğimiz üzere, davacının yağışlarla ortaya çıkan zararı giderdiği bizzat davalının tanıklarının dahi kabulünde olması, söz konusu iş nedeniyle meydana gelen ve giderilmeyen bir zarar varsa bu zararın neler olduğunun davalı tarafından ispatlanması gerektiği, ancak bu hususta ispata yarar bir belge sunamaması, yine söz konusu iş kapsamında dava dışı idarenin tazminat talep ettiği veya iş bedelinden kesinti yaptığını ispat edememesi, özellikle de takas-mahsup savunmasını davaya cevap dilekçesinde ileri sürmemesi karşısında, davalının istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.Tüm bu gerekçeler ışığında; Her iki sözleşme konusu iş bakımından, daha önceki kaldırma kararlarında da belirttiğimiz üzere, tasfiye kesin hesabın çıkarılması gerektiğinden mahkemece, taraflarca düzenlenen hakedişlerden yapılan kesintilerin sözleşmeye uygun olup olmadığı, davacıya yapılan ödemeler ve düzenlenen hakedişler, taraflar arasında düzenlenen tutanaklar, davacının dava dışı idareden temin ettiği ve dava dilekçesinin ekinde bulunan iş yapıldığına dair belgeler ile tüm dosya kapsamı göz önüne alınarak davacının bakiye iş bedeli alacağı bulunup bulunmadığının yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınmak suretiyle değerlendirilmesi; teminatların iadesi hususunda ise, teminat iadesinin işin kabulü şartına bağlandığı, dava tarihi itibariyle her iki işin de idare tarafından kabulünün yapıldığına dair delil bulunmadığı, ancak davacının işi kabul için idareye arz ettiği yönünde de delil sunamaması karşısında, işin davacı tarafından davalıya teslim tarihleri ile icra takip tarihi ve işbu dava tarihine kadar geçen sürede davalının işin kabulü için idareye başvurmamasının ve akabinde işin idare tarafından kabulünün henüz yapılmadığı savunmasına dayanarak teminatların iadesinden kaçınmasının MK 2 kapsamında ele alınarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, işin tasfiyesine girişilmeksizin ve anılan hususlar değerlendirilmeksizin karar verilmesi hatalı olup, davacı vekilinin istinaf talepleri bu nedenle kabul edilmiştir.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-İSTANBUL ANADOLU ..... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin ..../02/2024 tarih, 2023/...... Esas, 2024/... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE, 5-Alınması gereken 7.843,93 TL nispi harçtan davalı tarafça yatırılan 1.961,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 5.882,93 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA, 6-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA, 7-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 28/01/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.