Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 05.08.2013–07.02.2019 tarihleri arasında davalı işyerinde işyeri hekimi olarak çalıştığını, davacının son ücretinin net 12.196,80 TL olduğunu, davacının çalışma dönemi boyunca görevi ve yasal düzenlemeler gereği yaptığı uygulamalar nedeniyle davalı Şirketin insan kaynakları direktörü ile ters düştüğünü, kasıtlı olarak oluşturulan huzursuz bir ortamda çalışmak zorunda bırakıldığını, psikolojik baskı altında tutulduğunu, söz konusu işveren yetkilisinin
DAVA KONUSU: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 05.08.2013–07.02.2019 tarihleri arasında davalı işyerinde işyeri hekimi olarak çalıştığını, davacının son ücretinin net 12.196,80 TL olduğunu, davacının çalışma dönemi boyunca görevi ve yasal düzenlemeler gereği yaptığı uygulamalar nedeniyle davalı Şirketin insan kaynakları direktörü ile ters düştüğünü, kasıtlı olarak oluşturulan huzursuz bir ortamda çalışmak zorunda bırakıldığını, psikolojik baskı altında tutulduğunu, söz konusu işveren yetkilisinin son olarak davacının ücretinde 2019 yılı başında yapılması gereken artışı yapmadığını, davacının 2018 yılı başındaki ücretinin net 11.088,00 TL net olduğunu, davalı işyerindeki diğer tüm çalışanlara yapıldığı gibi 2018 yılı Ekim ayında ücretinde %10’luk bir iyileştirme yapıldığını, ancak ücretinde 2019 yılı Ocak ayında zam yapılacağı belirtilmesine rağmen diğer tüm çalışanların aksine ücretinde artış yapılmadığını, davacının yaptığı fazla çalışma karşılığında fazla çalışma ücretlerinin ödenmediğini, iş sözleşmesinin bu nedenlerle müvekkili tarafından haklı nedenle feshedildiğini belirterek kıdem tazminatı ile fazla çalışma ücreti alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. KARAR: Uyuşmazlık, davacının fazla çalışma ücret alacağı bulunup bulunmadığı, 2019 yılında ücretine zam yapılması gerekip gerekmediği, iş sözleşmesinin davacı işçi tarafından haklı nedenle feshedilip edilmediği ve buna göre kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı hususlarındadır. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.