16. Hukuk Dairesi 2013/13337 E. , 2013/12281 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında Kışla Mahallesi çalışma alanında ve Halil İbrahim Gürağaç ve müşterekleri adına tapuda kayıtlı bulunan eski 298
**16. Hukuk Dairesi 2013/13337 E. , 2013/12281 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında Kışla Mahallesi çalışma alanında ve Halil İbrahim Gürağaç ve müşterekleri adına tapuda kayıtlı bulunan eski 298 parsel sayılı 77200 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 102 ada 1 parsel numarasıyla ve 70910.21 metrekare, eski 299 parsel sayılı 39200 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 102 ada 2 parsel numarasıyla ve 38458.55 metrekare olarak tespit edilmiştir. Davacı, taşınmazların yüzölçümlerinin haklı bir nedene dayanılmaksızın eksiltildiği iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece, Kadastro Müdürlüğü aleyhine açılan davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiş ise de; varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Dava, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/a maddesi gereğince yapılan uygulama kadastrosuna itiraz niteliğindedir. İlgililer tarafından, uygulama kadastrosu sonucu yapılan işlemlere karşı 30 günlük askı ilan süresi içerisinde Kadastro Mahkemesinde açılacak davada, uygulama kadastrosunun yararına olan kişi ya da kişiler hasım gösterilmek suretiyle tespite itiraz edilebilecektir. Bu tür ihtilaflarda "lehine sınır değişikliği yapılan kişi"den maksat, davacı tarafın taşınmazındaki eksilmenin aksine, taşınmazının yüzölçümü artan ya da lehine ortak sınır değiştirilen taşınmaz malikleridir. Ancak, uygulama kadastrosunun sonucunda lehine sınır değişikliği yapılan bir kişi ya da kişilerin bulunmaması halinde ise, Kadastro Müdürlüğü hasım gösterilmek suretiyle tespite itiraz edilebilecektir. Mahkemece, husumetin kime düşeceğinin tespiti yönünden dava konusu taşınmazların uygulama kadastrosu sonucu oluşan yüzölçümleri ile önceki yüzölçümleri farkının neden kaynaklandığı hususunda bir araştırma yapılmamış, tesis paftası ile uygulama paftası çakıştırılmak suretiyle eksikliğin nereden kaynaklandığı teknik bilirkişilerce belirlenmeksizin, sadece kadastro müdürlüğüne husumet yöneltilmesi esas alınmak suretiyle bir karar verilmiştir. O halde doğru sonuca ulaşabilmek için, yerel bilirkişi ve taraf tanıkları hazır olduğu halde işin esasına girilerek mahallinde yöntemine uygun şekilde keşif yapılmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözlerine göre taşınmazların sınırları belirlenmeli, teknik bilirkişiden tesis paftası ile uygulama paftası çakıştırılmak suretiyle eksikliğin nereden kaynaklandığını gösterir rapor tanzim edilmesi istenilerek, taşınmazların uygulama kadastrosu sonucu oluşan yüzölçümü ile önceki yüzölçüm farkının hesaplama yönteminden kaynaklandığının anlaşılması halinde davanın Kadastro Müdürlüğü'ne yöneltilmiş olması yeterli görülerek davanın esastan reddine karar verilmeli; taşınmazın yüzölçümündeki eksilmenin komşu parsellerden kaynaklandığının belirlenmesi halinde komşu parsel maliklerinin, eksikliğin tescil harici taşınmazlar yönünde olduğunun anlaşılması halinde ise Hazine veya ilgili tüzel kişilerin davaya dahil edilmesi için davacı tarafa olanak verilmeli ve 6100 sayılı HMK'nın 124. maddesi uyarınca yöntemince taraf koşulu sağlandıktan sonra davanın esasına girilerek bir hüküm kurulmalıdır. Mahkemece bu yönler göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi kabule göre de açılan dava nedeniyle çekişmeli parsellerin uygulama tespitleri kesinleşmemiş, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/a maddesi uyarınca tutulan uygulama tutanakları mahkemeye gönderilmiştir. Mahkemece sadece davanın husumetten reddine karar verilmekle yetinilerek taşınmazın yüzölçümünün açık bırakılması da isabetsiz davacının temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve yasaya aykırı bulunan hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz eden davacıya iadesine, 09.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.