TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 21/09/2023 NUMARASI: 2021/567 Esas, 2023/792 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 21/01/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/185 KARAR NO: 2026/61 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 21/09/2023 NUMARASI: 2021/567 Esas, 2023/792 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 21/01/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili, taraflar arasında davalı şirketin İstanbul ili, ... İlçesi, ... parselinde turizm kompleksi yapılması hususunda 21/06/2007 tarihli “... Mimari Tasarım Hizmetleri Sözleşmesinin” akdedildiğini, ilgili imar planlarının defalarca değiştirilmesi nedeni ile davacıların kapsamlı değişiklikler yapmak durumunda kaldığını ve mevcut sözleşme gerçekleştirilecek projenin büyümesi nedeniyle yetersiz kaldığından yerine ....12.2012 tarihli “Mimari Projelendirme Hizmetler Sözleşmesinin” imzalandığını, davacıların sözleşmede yer alan tüm yükümlerini yerine getirerek tüm mimarlık hizmetlerini yürütmesine rağmen davalı şirketin bakiye mimarlık hizmet bedelini ödemediğini belirterek, davacıların davalı şirketten alacağı olan 672.627,00 TL’nin 25.12.2012 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar vermesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, 21.06.2007 tarihli sözleşmenin 5.maddesinde yer alan ödeme planında belirtilen iş kalemlerinden sadece tadilat ruhsat projelerinin Belediye onayına kadarki kısmının, üstelik de eksiklikler ile beraber yaklaşık % 40'lık bir kısmının ifa edildiğini, davacı tarafça işin %60’ına tekabül eden uygulama ve detay projeleri hiç yapılmadığı gibi, hiçbir zaman proje kontrollük hizmeti verilmediğini ve ... projelerin de yapılmadığını, bu nedenle davacıya yapılan ödemelerin sözleşme gereğince ödenmesi gereken tutarın üzerinde olduğunu, davacı taraf yalnızca 209.000 USD hak etmiş olmasına rağmen avanslarla birlikte müvekkili şirketten söz konusu iş için 644.104 USD tahsil ettiğini, davacının 25.12.2012 tarihinde akdedildiğini belirttiği sözleşmedeki imzaların müvekkili şirketin imza yetkililerine ait olmadığını ve müvekkili şirketin bu sözleşmeden haberi olmadığını, davacı ile akdedilen 21.06.2007 tarihli sözleşmenin feshedilmediğini, projede davacıların iddia ettiği gibi değişiklikler olmadığını, kaldı ki yapılacak her türlü revizyonun sözleşme bedeline dâhil olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece; Taraflar arasında, Proje Müellifi kısmında davacı ... şirketi imzası ve İşveren kısmında davalı ... şirketi imzası (iki imza) bulunan 21.06.2007 tarihli Mimari Tasarım Hizmetleri Sözleşmesi'nin akdedildiği, dosyaya sunulan 25.12.2012 tarihli Mimarlık Hizmetleri Sözleşmesinde ise davacı imzası mevcut olmasına rağmen, davalı şirkete açılan imza kısmında kime ait olduğu tespit edilemeyen bir imza bulunduğu, ancak, 25.12.2012 tarihli Mimarlık Hizmetleri Sözleşmesinin 2. maddesinde toplam inşaat alanının 209.904 m2 olarak belirtilmesi, Yapı Sahibi ve Yapı Müteahhidi olarak ... şirketi - ... isminin yazılmış olduğu ve İmza kısmında (11.03.2014 tarihli Yapı Ruhsatlarında olduğu gibi) ... ve ... imzalarının bulunduğu 31.12.2012 tarihli Yapı Ruhsatlarında projedeki toplam inşaat alanının 209.904,40 m2 olarak hesaplanması, .... A.Ş. adına kısmında (kime ait olduğu anlaşılamayan) bir imza bulunan 14.08.2013 tarihli Mimari Projelendirme Hizmetleri Proje Teslim Tutanağı belgeleri ile Uygulama Projelerinin teslim edilmesi ve 14.08.2013 tarihli mimari projelendirme hizmetleri proje teslim tutanağı dokümanında 447 adet proje paftasının teslim edilmesi, Yapı Sahibi ve Yapı Müteahhidi olarak ... şirketi - ... isminin yazılmış olduğu ve İmza kısmında ... ve ... imzalarının bulunduğu ....03.2014 tarihli Yapı Ruhsatlarında projedeki toplam inşaat alanının 209.877,92 m2 olarak hesaplanması hususları bir arada değerlendirildiğinde, huzurdaki davanın taraflarının 21.06.2007 tarihli Mimari Tasarım Hizmetleri Sözleşmesi'ni 25.12.2012 tarihli Mimarlık Hizmetleri Sözleşmesi ile tadil ettikleri sonucuna ulaşıldığı, bilirkişi kurulu tarafından yapılan tespite göre 21/06/2007 tarihli sözleşme esas alındığında davacıların davalıdan alacaklı olmadıkları ve davalı tarafından ödenen iş bedelinin yeterli olduğu, ancak TMMOB asgari hizmet bedeli üzerinden hesaplama yapılması halinde davacıların iş bedeli alacaklarının bulunduğu, mimari projeye konu projenin bedelinin idarenin belirlediği asgari tutar olan 1.763.179,00 TL olduğu, bu bedelin aynı zamanda mimarlar odasınca da belirlenen asgari bedel olması dikkate alındığında iş bedelinin bu miktar olduğu sonucuna varıldığı, bilirkişi incelemesi sonucunda davacılar tarafından yapılan eksik iş bedelinin sözleşme tutarının %25'ine tekabül ettiği, buna görede davalı tarafından yapılan ödemeler düşüldüğünde davacıların iş bedeli alacağının 208.417,25 TL olduğu ve davalının dava tarihinden önce davalıyı temerrüde düşürdüklerine dair bir belgenin bulunmadığı, davacılar tarafından gönderilen ihtarnamenin davalıya tebliğ edilmediği, davalı tarafından davadan sonra 16/08/2016 tarihinde yapılan 50.000,00 TL'lik ödemenin TBK'nın 100. maddesi gereğince icra müdürlüğünce infaz aşamasında dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle, 1-Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; 208.417,25.-TL'nin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine, 2-Davacıların fazlaya ilişkin talebin reddine, 3-Davalı tarafından,davadan sonra 16/08/2016 tarihinde yapılan 50.000,00.-TL'lik ödemenin TBK'nın 100. maddesi gereğince icra müdürlüğünce infaz aşamasında dikkate alınmasına, karar verilmiştir. Davalı vekili istinafında; 1-)İlk derece mahkemesinin taraflar arasındaki sözleşmenin uygulanmasında hataya düştüğünü, verilen kararın gerekçesinin davacıların iddia ve talepleriyle bağdaşmadığını, davacılar dava dilekçesinde açıkça 2007 yılında akdedilen sözleşmenin 2012 yılında taraflarca iptal edildiğini, bunun yerine değişen koşullara göre yeni bir sözleşme akdedildiğini iddia etmekte iken, kararın gerekçesinde; <2007 tarihli sözleşmenin 2012 tarihli sözleşme ile tadil edildiği yönünde> davacının iddia ve talebinden bağımsız, taleple bağlılık ilkesine aykırı kabul ve ifadelere yer verildiğini, davacı tarafın 2007 tarihli sözleşmenin iptal edildiğini ispat edemediği gibi yeniden akdedildiğini iddia ettiği 2012 tarihli sözleşmenin de müvekkilinin unvanını, kaşesini ve yetkililerinin imzasını içermediğini, taraflar arasındaki hukuki ilişki 2007 tarihli yazılı sözleşmeye dayanmakta olup, 2012 tarihli geçersiz sözleşme müvekkilinin iradesini içermediği gibi müvekkilinin bu sözleşme hükümlerine ilişkin zımni bir kabulü de bulunmadığını, bu nedenle Mahkemece, davacının iddia ve talebinin şeklinde yorumlanarak, hukuken geçersiz bir sözleşmeye kabulü ile geçerlilik kazandırılması ve işbu sözleşmeye göre yapılan hesabın hükme esas almasının hatalı olduğunu, dosyada mübrez bilirkişi raporlarıyla da sabit olduğu üzere taraflar arasındaki tek geçerli olan 2007 tarihli sözleşmeye göre yapılan hesaplama sonucunda müvekkili şirketin davacılara hiçbir borcu bulunmadığını, 2-)2007 tarihli sözleşmenin Ek-3 hükmü ile meydana gelecek her türlü değişikliğin 2007 tarihli anlaşma kapsamında olduğunun peşinen kabul edildiğini, başka bir deyişle projedeki revizyonların yeni bir sözleşme yapılmasını gerektirir nitelikte olmayıp, kötü niyetli davacının, müvekkili şirketin unvanını dahi yanlış yazmak suretiyle kaşesiz ve sahte bir imza ile tek taraflı akdettiği 2012 tarihli sözleşmedeki bedeli müvekkili şirketten haksız bir şekilde tahsil etme amacında olduğunu, 2012 tarihli sözleşmenin müvekkili şirketin rızası hilafına davacı tarafından tek taraflı şekilde düzenlenerek TMMOB’ne sunulduğunun tartışmasız olduğunu, 3-)Mahkemece, işbu geçersiz sözleşmede yer alan inşaat alanı m2’si ile ruhsatta yer alan inşaat alanı m2’sinin aynı olması, 2007 tarihli tek geçerli sözleşmenin 2012 tarihli geçersiz sözleşme ile tadil edildiği şeklinde değerlendirilmiş ise de, mevcut proje davacılar tarafından yürütülmüş olup, ruhsata esas m2’nin davacılar tarafından tek taraflı şekilde düzenlenen sözleşmeye derç edilmesinin olağanüstü bir tesadüf olmadığını, salt m2 yönündeki benzerlikten yola çıkılarak müvekkilinin akdetmediği bir sözleşmeden müvekkiline sorumluluk hasretmenin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, 4-)Mahkemece karara etki eden eksik inceleme sonucu karar verildiğini, taraflar arasında akdedilen 2007 tarihli sözleşme ile davacı tarafından yüklenilen işler tamamlanmadığından, ödeme planında belirtilen iş kalemlerinden sadece tadilat ruhsat projelerinin Belediye onayına kadarki kısmı, eksiklikler ile birlikte ancak yaklaşık % 40 oranında ifa edildiğinden, bu eksiklikler müvekkili şirket tarafından 285.000 TL+KDV bedel karşılığında dava dışı .... Şti.’ne tamamlattırılmış olup, raporda bu hususun irdelenmemesinin hükme esaslı şekilde etki eden eksik inceleme olduğunu, sözleşme gereğince davacı tarafça üstlenilen işler 3. bir firmadan hizmet alınmak ve 120.000,- USD karşılığında Proje Müellifliği için gerekli Mimar istihdamı sağlanarak tamamlandığını, eksik işlerin proje müellifinin davacı olduğu gerçeğini değiştirmediğini ve ruhsatta proje müellifi olarak davacıların gözükmesinin de yine projenin davacılar tarafından 2012 tarihli sözleşmeye göre tamamlandığına delalet etmediğini, tüm bu nedenlerle sözleşme konusu işin %75 oranında tamamlandığı yönündeki kabulün gerçekçi ve oluşa uygun olmadığı gibi, Mahkemece davacı tarafın eksik bıraktığı işlerin 3. kişilere tamamlattırılması hususundaki delilleri toplamadan ve değerlendirmeden verildiğini, 5-)Mahkemece delillerin değerlendirilmesinde hataya düşüldüğünü, Mahkemenin hukuki nitelemeyi kendisinin yapması gerekmekte iken dosyada mübrez bilirkişi raporlarındaki hukuki değerlendirmeleri birebir karara gerekçe yapmasının hukuka aykırı olduğunu, ... İnşaat'ın müvekkili şirketle alakasız başbaşka bir tüzel kişilik olduğunu, müvekkili şirketin kendi iradesiyle akdettiği bir sözleşmede unvanını yanlış yazmasının akla ve mantığa uygun olmadığını, 6-)Mimari projenin TMMOB tarafından vizelenmesi de yasal bir zorunluluk olmayıp, davacının mesleki denetim için tek taraflı düzenleyerek odaya ibraz ettiği mimari projeden müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağını, davacının mesleki açıdan herhangi bir müeyyide ile karşılaşmamak adına sahte ikinci bir sözleşmeyi tek taraflı şekilde düzenlediğini ve bu sözleşmeden haksız menfaat elde etme amacıyla hareket ettiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir. Dava, taraflar arasında yapılan 21/06/2007 ve 25/12/2012 tarihli sözleşmeler kapsamında davacı yükleniciler tarafından davalı iş sahibine mimari proje çizildiği ve davalı tarafından bu projeye istinaden yapı ruhsatı alındığı halde bakiye 672.627,00 TL iş bedelini ödemediği iddiasıyla, bu bedelin davalıdan tahsili talebine ilişkin olup, davalı tarafça, işin tam ve eksiksiz ifa edilmediği, eksik kısmın başka firmalara tamamlattırıldığı, davacılara yapılan 644.104 USD'lik ödemenin ifa edilen yaklaşık %40'lık kısma isabete eden 209.000 USD iş bedelinden fazla olduğu belirtilerek davanın reddi istenmiş, Mahkemece, dosya kapsamına göre tarafların 21.06.2007 tarihli Mimari Tasarım Hizmetleri Sözleşmesi'ni 25.12.2012 tarihli Mimarlık Hizmetleri Sözleşmesi ile tadil ettikleri, bilirkişi kurulu raporuna göre 25.12.2012 tarihli sözleşmede belirtilen TMMOB asgari hizmet bedeli üzerinden hesaplama yapılması halinde davacıların talep edebileceği proje bedelinin, sözleşme tutarının %25'ine tekabül eden eksik iş bedeli de düşüldüğünde 1.322,384,25 TL olduğu, davalı tarafından dava tarihi öncesinde yapılan toplam 1.113.967,00 TL ödeme düşüldüğünde davacıların iş bedeli alacağının 208.417,25 TL olduğu gerekçesiyle, bu bedel üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kabulü ve istinaf sebeplerine göre, Dairemizce öncelikle değerlendirilmesi gereken husus, Mahkemenin 25.12.2012 tarihli ikinci sözleşmeyi geçerli kabul etmesinin ve ikinci bilirkişi heyeti kök ve ek raporlarındaki bu sözleşmeye göre yapılan hesaplamayı dikkate alarak karar vermesinin yerinde olup olmadığıdır. Mahkemece, 25.12.2012 tarihli ikinci sözleşmenin geçerli kabul edilmesi gerektiğine dair ikinci bilirkişi heyetinden alınan 26.12.2022 tarihli kök raporun 18-19 sayfalarındaki değerlendirmeler gerekçeli karara aynen esas alınmış ise de, davalı şirket yetkililerinin isticvap edilerek buna dair beyanlarının alındığı 29.09.2016 tarihli duruşmadan ve davacı vekilinin aynı duruşmada bu hususta imza incelemesi yapılmasını istemediklerini beyan etmesinden anlaşılacağı üzere, 25.12.2012 tarihli sözleşmedeki davalı adına atılan imzanın davalı şirket yetkilisine ait olmadığı, davacılar vekilinin sunduğu belgelere göre, bu sözleşmede imzası bulunan ...'ın projeyle ilgili olarak Belediye'ye bir takım belgeler, başvurular imzaladığı, zaten davalı vekilinin de bu kişinin sadece Belediye'de vs işleri takip etmek için vekaleti bulunan bir çalışanları olduğunu belirttiği, Ticaret Sicil kayıtlarına göre de bu kişinin davalı şirketi temsile yetkili birisi olmadığı, bu nedenle sözleşmeye attığı imzanın davalı şirketi bağlamayacağı, yapı ruhsatlarının davalı şirket yetkilisi ... tarafından imzalanması (kaldı ki bunlarda sözleşme tarihi farklı olarak 31.12.2012 yazmaktadır), davacı ... tarafından çizilen mimari projelerin ruhsat alımında kullanılması, 25.12.2012 tarihli sözleşmede yazılı olan toplam inşaat alanı m2'si ile ruhsata esas alınan projedeki m2'nin aynı olması ve bir takım projelerin davalıya teslimine dair 14.08.2013 tarihli bir tutanak sunulması (davalı adına atılan imzanın kime ait olduğu anlaşılamayan) hususlarının davalının 25.12.2012 tarihli ikinci sözleşmeye zımnen onay verdiği anlamına gelmeyeceği, Belediye'nin gönderdiği imar işlem dosyası CD'si içerisinde de söz konusu ikinci sözleşme örneği bulunmadığı, bu sözleşmenin sadece TMMOB'ya sunulduğu, o tarihte TMMOB'ya projeler için vize bedeli ödenmesinin de bu ikinci sözleşmeye rıza anlamı taşımayacağı, ikinci bilirkişi heyetinden alınan 04.05.2023 tarihli 1. ek raporun 3-4 sayfalarında belirtildiği üzere her iki sözleşmenin de aynı yere ve işlere ilişkin olduğu, tüm bu tespit ve değerlendirmelere göre, Mahkemenin, ikinci bilirkişi heyetinden alınan 26.12.2022 tarihli kök rapordaki değerlendirmeleri esas almak suretiyle, davalının 25.12.2012 tarihli ikinci sözleşmeye zımnen onay verdiğine dair mevcut gerekçelerinin yerinde ve yeterli olmadığı, söz konusu hususlar taraflar arasında bir Mimarlık Hizmetleri Sözleşmesi ilişkisi bulunduğunu ispata yeterli olsa da 25.12.2012 tarihli ikinci sözleşmeye ve orada yazılı olan bedele onay şeklinde kabul edilemeyeceği, zaten taraflar arasında aynı konuda 21.06.2007 tarihli bir sözleşmenin mevcut olduğu ve bu sözleşmenin feshedilmediği, Mahkemece yapılması gerekenin, davacı tarafça mevcut delileriyle davalının 25.12.2012 tarihli ikinci sözleşmeye onay verdiği ispat edilemediği göz önünde bulundurulmak suretiyle, davacı tarafa dava dilekçesinde açıkça dayanmış olduğu "yemin kesin delilinin" hatırlatılması ve bu delillin kullanılıp kullanılmama durumuna göre oluşacak sonuçlar dairesinde esas hakkında yeniden bir değerlendirme yapmak olduğu, Mahkemece bu yönde bir uygulamaya gidilmeksizin mevcut gerekçe doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiş, davalı vekilinin sair istinaf itirazları ise kararın kaldırılma sebebine göre bu aşamada ayrıca değerlendirilmemiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/09/2023 tarih, 2021/567 Esas, 2023/792 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davalı vekili tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE, 5-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 21/01/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.