T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1258 - 2025/2187 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1258 KARAR NO : 2025/2187 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/11/2023 NUMARASI : 2022/128 Esas - 2023/597 Karar DAVACI : LUBRİCO PETROKİMYA A.Ş. - ... VEKİL…
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1258 - 2025/2187 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1258 KARAR NO : 2025/2187 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/11/2023 NUMARASI : 2022/128 Esas - 2023/597 Karar DAVACI : LUBRİCO PETROKİMYA A.Ş. - ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVA TÜRÜ : Tazminat DAVA TARİHİ : 15/04/2021 KARAR TARİHİ : 22/12/2025 KR. YAZIM TARİHİ : 05/01/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket, 1978 yılından beri madeni yağ kapsamında dünya çapında hizmet vererek mesleki faaliyetini Gebze Merkezde sürdürdüğünü, müvekkili ile davalı arasında 14/09/2020 tarihinde imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesinde müvekkili şirkete işçinin fabrika müdürü olarak çalışacağının öngörüldüğünü, taraflar arasında düzenlenen rekabet yasağı ve gizlilik sözleşmesinde, işçinin üst düzey yönetici olarak görev yaptığının belirtildiğini ve davacının işçinin teknik, ticari ve personele ilişkin iş sırlarına ve müşteri çevresine nüfus eden konumu sebebiyle iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren 2 yıl süre ile benzer ve ilgili işyerinde çalışması halinde işçinin işverene 250.000,00-TL cezai şart ödeyeceğinin öngörüldüğünü, davalının rekabet yasağına aykırı davranışları nedeniyle sözleşmede kararlaştırılan ceza şartı ve müvekkilinin uğradığı zararları tazmin etmesi gerektiğini, müvekkili şirkette fabrika müdürü olarak çalışan davalı 14/09/2020 tarihinde işe başladığını ve 24/09/2020 tarihinde istifa ettiğini, davalının çalıştığı 10 günlük süre boyunca müvekkili şirkette üst düzey yöneticilik görevini sürdürdüğünü, teknik, ticari ve personele ilişkin iş sırlarına eriştiğini ve müşteri çevresine nüfuz eden konumu nedeniyle bu işyerine dair bilgi, ticari sır ve teknik verileri öğrendiğini, fabrika müdürü sıfatına haiz olması sebebiyle şirketin bilgisayar sisteminde kayıtlı tüm bilgilerine erişebilmesi için şifrelerin kendisine verildiğini, şirketin tüm müşteri bilgilerine, satış ve ciro verilerine, imalata ait sırlara erişim sağladığını, davalının iş sözleşmesini makul bir sebep olmaksızın feshettiğini, iş sözleşmesi sona erdikten sonra davalının iş sözleşmesinin feshinin üzerinden henüz 2 yıl geçmeden XENOL Enerji Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinde çalışmaya başladığının öğrenildiğini, davalının bu eylemi iş sözleşmesine yer alan rekabet etmeme koşuluna aykırılık teşkil ettiğini beyan ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalının iş sözleşmesinde yer alan haksız rekabet koşuluna uymaması sebebiyle şimdilik 20.000,00-TL ceza şartın arabuluculuk başvurusu ile temerrüde düşmüş olması sebebiyle temerrüt tarihi itibariyle avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin sektörde 20 yıllık tecrübe sahibi bir makine mühendisi olduğunu, müvekkilinin 24/09/2021 tarihinde tesis çalışanları ve tesiste ölümcül derecede önemli eksiklikler bulunduğunu davacı işverene söylemesi üzerine aralarında bir tartışma yaşandığını ve davacının sözlü olarak müvekkiline işyerine bir daha gelmemesini söyleyerek iş akdini tek taraflı olarak fesih ettiğini belirttiğini, müvekkilinin, davacı tarafından işten haksız olarak çıkarılmasının nedeni olan ve davacı işveren tarafından işe girişte vaat edilen ve tesisle ilgili verilen bilgiler kötü niyetli olarak kendisine söylenmeyerek telafi edilemeyecek ve ölümle sonuçlanacak derecede olan eksiklerin olması ve bunları davacıya söylemesi neticesi işten çıkarıldığını, davacının müvekkilinin firmanın gizli bilgilerine ulaştığını iddia etmiş ise de müvekkilinin davacı şirkette toplam 9 iş günü çalışması olduğunu, hatta ilk gün ve son gün çalışma yapamadığını ve annesinin rahatsızlığı nedeniyle 2 gün izin aldığını, bu nedenle de toplam net çalışma süresi 5 gün olduğunu, bu sayılı günlerde de firmada oryantasyon, tesis eksiklikleri teşhis ve çalışanları tanımakla geçtiğini, imzalamış olduğu rekabet sözleşmesini ise rızası dışında kendisine imzalatıldığını, müvekkilinin asla iddia edildiği gibi rekabet yasağına aykırı hareket etmediğini, sözleşmede belirtildiği üzere müvekkilinin 2 ay deneme süreli olarak işe alındığını ve uzun yıllar çalışma ümidiyle girmiş olduğu şirketten tesisin hayati derecede önemli eksikliklerini söylediği için davacı işveren tarafından haksız olarak işten çıkarıldığını, davada kusurlu olan tarafın tazminat isteyemeyeceği TMK madde 174/1 uyarınca ve Yargıtay kararlarında belirlendiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... Davanın REDDİNE ... " karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme tarafından eksik inceleme ve hatalı değerlendirme neticesinde işbu karar tesis edildiğini, zira, davalının rekabet yasağına aykırı davranışı nedeniyle TBK'nun 444- 446 maddeleri uyarınca ve taraflar arasındaki iş sözleşmesi gereğince cezai şarta karar verilmesi talebiyle dava açıldığını, davalının rekabet yasağına aykırı davranışı, iş sözleşmesini tek taraflı feshetmesinden sonra gerçekleştiğini, davalı, müvekkili şirketten ayrıldıktan kısa süre sonra aynı iş kolunda faaliyet gösteren başka bir şirkette ve müvekkil şirket ile aynı bölgede çalışmaya başladığını, davalı, görevi gereği müvekkil şirkete ilişkin birçok ticari bilgiye sahip olduğunu, bu nedenle eylemi rekabet yasağı kapsamına girdiğini, davalının istifası üzerine davalının SGK çıkış kodu işten çıkış sürecine uyumlu olarak "istifa" kodundan yapılmış olup akabinde davalının çıkış kodunun düzeltilmesi talebi veyahut istifa iradesinin fesada uğradığına yönelik iddiası da olmadığını, bu aşamadan sonra da böyle bir talepte bulunulması mümkün olmayacağını, kabul anlamına gelmemekle birlikte uygulamada sıkça karşılaşıldığı için değinmek gerekirse huzurdaki olay özelinde işçinin istifa iradesinin fesada uğratılmasından da bahsedilemeyeceğini, istifa akabinde hayatın olağan akışına aykırı bir süreç yaşanmadığı hatta davalının iş sözleşmesinin sona ermesinden çok kısa bir süre sonra rakip firmada işe başlamış olması da ispata yarar olmakla, kaldı ki, konuya ilişkin hak düşürücü süre TBK’nın 39. Maddesinde yer alan 1 yıllık süre olarak belirlendiğini, 1 yıl sonrasında açılan davalara ilişkin irade fesadı iddiası kabul görülmediğini (Yargıtay 9.HD. 30.09.2020 gün, 2016/26654 E, 2020/9984 K.), her ne kadar dava dosyası kapsamında celp edilen evraklardan müvekkil şirket ile davalının sonraki işvereni olan Xenol şirketin müvekkile ait müşterilere mal satışının bulunduğu görülmüşse de 11.07.2023 tarihli 6 nolu celsede dava dışı iş yeri ile arasında organik bağ olan Xenol Ambalaj Pazarlama ve Tic. A.Ş. ve Mattex isimli şirketlerin de BS formlarının celp edilmesi talep edilmiş olmasına rağmen talepleri göz önüne alınmadığını ve delillerinin eksik toplandığını, oysa, davalının sonraki iş yerinin mal alım satımı yaptığı müşteri unvanlarından huzurdaki davadaki haklılıklarını gözler önüne serildiğini, diğer taraftan hüküm usul ve yasalara aykırı ve eksik inceleme neticesinde verilmiş olduğundan hükmolunan yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de hatalı bulunduğunu beyan ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. DELİLLER: Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/11/2023 Tarih - 2022/128 Esas - 2023/597 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; rekabet yasağı sözleşmesine aykırı davranıldığından bahisle cezai şart talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili ile davalı arasında 14/09/2020 tarihinde imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesinde müvekkili şirkete işçinin fabrika müdürü olarak çalışacağının öngörüldüğünü, müvekkili şirkette fabrika müdürü olarak çalışan davalının 14/09/2020 tarihinde işe başladığını ve 24/09/2020 tarihinde istifa ettiğini, davalının çalıştığı 10 günlük süre boyunca müvekkili şirkette üst düzey yöneticilik görevini sürdürdüğünü, iş sözleşmesi sona erdikten sonra davalının iş sözleşmesinin feshinin üzerinden henüz 2 yıl geçmeden XENOL Enerji Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinde çalışmaya başladığının öğrenildiğini, davalının bu eylemi iş sözleşmesine yer alan rekabet etmeme koşuluna aykırılık teşkil ettiğini beyan ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalının iş sözleşmesinde yer alan haksız rekabet koşuluna uymaması sebebiyle şimdilik 20.000,00-TL ceza şartın temerrüt tarihi itibariyle avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava ettiği, davalı vekili cevap dilekçesi ile; sözleşmede belirtildiği üzere müvekkili 2 ay deneme süreli olarak işe alındığını ve uzun yıllar çalışma ümidiyle girmiş olduğu şirketten tesisin hayati derecede önemli eksikliklerini söylediği için davacı işveren tarafından haksız olarak işten çıkarıldığını, davada kusurlu olan tarafın tazminat isteyemeyeceği belirterek davanın reddini talep ettiği, Mahkemece davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine karar verildiği, davacı vekilinin istinaf itirazı üzerine Dairemizin 21/02/2022 tarih, 2021/2101 esas ve 2022/378 karar sayılı ilamı ile '...bu nitelikteki davalarda Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğunun kabul edilmesi gerekmektedir..." gerekçesi ile kaldırıldığı, Mahkemece yeniden yapılan yargılamada davanın reddine karar verildiği, işbu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. 6098 Sayılı TBK'nın 444 ve 445 maddesi hükümleri ile, iş sözleşmesinde rekabet yasağına aykırılık anlaşmasının geçerliliği; işçinin fiil ehliyetinin olması, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içermemesi, hizmet ilişkisinin işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlaması ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılmasının, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olması koşullarına bağlanmıştır. Bu koşullardan birinin eksikliği halinde rekabet yasağına aykırılık anlaşması, hakimin hakkaniyete aykırı anlaşmalar için müdahale imkanı müstesna olmak üzere, kural olarak geçersizdir. Öte yandan, 6098 sayılı Kanun’un 447. maddesine göre de, rekabet yasağı, işverenin bu yasağın sürdürülmesinde gerçek bir yararının olmadığı belirlenmişse sona erer. Sözleşme, haklı bir sebep olmaksızın işveren tarafından veya işverene yüklenebilen bir nedenle işçi tarafından feshedilirse, rekabet yasağı sona erecektir. Taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesinin "Rekabet yasağı ve gizlilik sözleşmesi" başlıklı 15. maddesi; "TBK 444. Madde gereği gerek iş sözleşmesi devam ettiği sürece gerekse iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren 2 yıl süre ile, Kocaeli ve İstanbul illeri sınırları dahilinde işverenle rekabet edemez, rekabet için kendi adına rakip bir işletme açamaz, başka bir rakip işletmede çalışamaz, rakip işletme ile menfaat ilişkisi içine giremiz. Personel tüm zararların dışında Rekabet yasağı aykırı davranması halinde 250.000,00 TL cezai şart ödemeyi kabul ve taahhüt eder." düzenlemesini içermektedir. Taraflar arasındaki asıl ihtilaf konusu, davalının işten istifa nedeniyle kendi isteği ile mi ayrıldığı, yoksa davacı işveren tarafından haklı bir sebep olmaksızın işten mi çıkarıldığı ve rekabet yasağı sözleşmesinin TBK'nın 447. maddesi uyarınca sona erip ermediğine ilişkindir. Somut olayda; davacı tarafından SGK'ya davalının işten ayrılış kodu "istifa" olarak bildirilmiş ise de, savunma olarak davalının 24/09/2021 tarihinde tesis çalışanları ve tesiste ölümcül derecede önemli eksiklikler bulunduğunu davacı işverene söylemesi üzerine aralarında bir tartışma yaşandığını ve davacının sözlü olarak müvekkiline işyerine bir daha gelmemesini söyleyerek iş akdini tek taraflı olarak fesih ettiğini ileri sürülmüştür. İş sözleşmesinin kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde son bulduğunu ispat yükünün davacı işverene ait olduğu, davalının işten çıkış kodunun 03 kod- "Belirsiz süreli iş sözleşmesinin işçi tarafından feshi (istifa)" olarak SGK'ya bildirildiği, dosya içerisinde davacı tarafça sunulmuş, davalıya ait herhangi bir istifa dilekçesinin bulunmadığı, davalının özlük dosyasında istifa dilekçesinin bulunmadığı, dinlenen davacı tanıklarının da davalının işten neden ayrıldığını bilmediklerini beyan ettikleri, davacı işveren tarafından iş akdinin kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde feshedildiği ispatlanamamıştır. Bu itibarla davacı, davalının işten ayrılış kodunun doğru bildirildiğini ve istifa nedeniyle işten ayrıldığını ispat edememiş olup rekabet yasağı sözleşmesi gereğince cezai koşulu alacağı isteme koşulları oluşmadığından ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi yerindedir. Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 427,60-TL'nin mahsubu ile kalan 187,8-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.22/12/2025 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*