TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 07/09/2021 NUMARASI : 2020/75 Esas, 2021/636 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 07/01/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme son…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 53.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1470 KARAR NO : 2026/10 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 07/09/2021 NUMARASI : 2020/75 Esas, 2021/636 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 07/01/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : I. DAVA Davacı vekili, müvekkil şirket ile davalı şirket arasında mevcut ticari ilişki ve taraflar arasındaki mutabakat uyarınca davalıya ürün satışı gerçekleştirildiğini, bu satış karşılığında düzenlenen faturalar kapsamında 10.841,25 TL tutarında bakiye alacağın kaldığını ve borcun bugüne kadar ödenmediğini, bu nedenle öncelikle Beyoğlu 34. Noterliği’nin 27/03/2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalıya ödeme ihtarında bulunulduğunu, ancak ihtarnameye rağmen herhangi bir ödeme yapılmaması üzerine İstanbul 24. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile cari hesap alacağına dayalı ilamsız icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin davalıya tebliğ edilmesine rağmen davalı borçlunun haksız ve dayanaksız şekilde itiraz ederek takibi durdurduğunu ileri sürerek, icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, davalının alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili, müvekkili şirket ile davacı arasında herhangi bir alım satım ilişkisi bulunmadığını, bunun ticari defterlerin incelenmesiyle açıkça ortaya çıkacağını, davacı şirketin müvekkiline satış yapmak yerine kendi malzemelerini işlenmek ve tekrar geri alınmak üzere teslim ettiğini, müvekkil şirketin de bu talimat doğrultusunda yalnızca işleme faaliyetini gerçekleştirdiğini, buna karşılık davacı şirketin yapılan işleme bedelini dahi ödemediğini ve bu nedenle müvekkil şirketin davacıdan alacaklı konumda olduğunu, davacının kendisine ait malları sanki müvekkiline satılmış gibi göstererek haksız şekilde fatura düzenlediğini ve bu yolla müvekkilini borçlandırma çabası içine girdiğini ileri sürerek, davanın haksız ve dayanaksız olması nedeniyle reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında kendine özgü bir foreks alım-satım ve işleme anlaşması bulunduğu, bu anlaşma uyarınca davacı tarafından 7 adet plakanın davalıya satılarak teslim edildiği, davalı tarafın ise bu plakaları anlaşmaya uygun şekilde işleyip yeniden davacıya satmakla yükümlü olduğu, ancak davalı tarafça plakaların sözleşmede öngörülen nitelikte işlenemediği, ayıplı hizmet verildiği ve bu haliyle davacıya tesliminin gerçekleştirilemediği, bu durumda anlaşmanın gereklerini yerine getiremeyen davalı tarafın, satın alıp teslim aldığı plakalara ilişkin bedeli davacıya ödemekle yükümlü olduğu, yapılan ticari defter incelemesinde de davalı tarafın söz konusu fatura bedelini ödemediğinin sabit olduğu, alacağın likit ve belirlenebilir nitelikte bulunmasına rağmen davalı tarafından haksız şekilde itiraz edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, takibe konu alacak yönünden itirazın iptaline ve şartları oluşan icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinafında, ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu, mahkemenin taraflar arasında kendine özgü bir “foreks alım-satım ve işleme anlaşması” bulunduğu ve davalının ayıplı hizmet verdiği yönündeki kabulünün dosya kapsamıyla örtüşmediği, zira taraflar arasındaki hukuki ilişkinin konsinye esasına dayandığı, davacı tarafından teslim edilen plakalar üzerinde fiilen üretime başlanıldığı ve süreç boyunca karşılıklı e-posta yazışmalarıyla üretime ilişkin görüş alışverişi yapıldığı, buna rağmen ürünlerin teslimine izin verilmeden ve davalıya işi tamamlaması için makul süre tanınmadan dava konusu faturanın tek taraflı olarak düzenlendiği, faturalamanın hangi hesaplama esasına göre yapıldığının belirsiz olduğu, dosyada el sürülmemiş çok sayıda levha bulunmasına rağmen bilirkişi raporunda bu hususların hiç dikkate alınmadığı, müvekkile teslim edilen ürünlerin ne kadarının zayi olduğu, ne kadarının zayi olmadığı ve düzeltilip düzeltilmeyeceği yönünde herhangi bir tespit yapılmadığı, oysa düzeltme imkânı bulunan bir üretimde teslim gerçekleşmeden imalat ürünlerinin satıcı gibi faturalandırılmasının Türk Ticaret Kanunu’nda karşılığının bulunmadığı, davacının ihtar veya temerrüt süreci işletmeksizin ve teslim gerçekleşmeden imalat ürünlerini faturalandırdığı, cevap dilekçesi ile bilirkişi raporuna karşı sunulan itirazların ve sözleşme ilişkisini ortaya koyan karşılıklı e-posta yazışmalarının mahkemece hiç değerlendirilmediği ileri sürülerek, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile verilen kararın kaldırılması talep edilmiştir. V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı yüklenicidir.Davacı, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davalıya satılan ürünler karşılığında düzenlenen faturadan doğan bakiye alacağın ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine davalının haksız itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ve icra inkâr tazminatı talep etmiş, davalı ise, taraflar arasında alım satım ilişkisi bulunmadığını, davacının mallarının yalnızca işlenmek üzere teslim edildiğini ve davacının müvekkiline borçlu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince, davalının anlaşma gereği edimlerini yerine getirmediği, fatura bedelinin ödenmediği ve itirazın haksız olduğu kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.Kural olarak eser sözleşmesi ilişkisinin kurulması herhangi bir şekil şartına tabi olmayıp, tarafların "icap" ve "kabul" iradelerinin birleşmesiyle sözleşme ilişkisi kurulur. Şekil şartı, sözleşmenin geçerlilik şartı olmayıp, ispat şartıdır. (Yargıtay 15 Hukuk Dairesinin 25/09/2018 tarih,2018/3698 Esas, 2018/3394 karar sayılı kararı) 4721 sayılı TMK’nın “İspat yükü” başlıklı 6. maddesi “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” hükmünü amirdir.Somut olayda, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamakta olup, davacının iddiasının ileri sürülüş biçimine göre; davacı, davalı ile yaptığı anlaşma kapsamında davalıya yedi adet forex plaka satacağını, davalının ise bu plakalara bir kısım işlemler yaparak kendisine satacağını ileri sürmektedir. Bu durumda, taraflar arasında böyle bir akdî ilişkinin kurulup kurulmadığını ve kapsamını ispat yükü davacı iş sahibi üzerinde olup, davacının iddiasını yasal ve kesin delillerle ispatlaması gerekmektedir.Her ne kadar mahkemece taraflar arasındaki ilişkinin, davacı beyanı doğrultusunda bu şekilde kurulduğu kabul edilmiş ise de, dosya kapsamında yazılı bir sözleşme bulunmadığı gibi, fatura dışında bu iddiayı destekler nitelikte herhangi bir bilgi ve belgeye de rastlanmamıştır. Kaldı ki, düzenlenen faturanın davalı ticari defterlerinde yer almadığı da anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki elektronik posta yazışmaları incelendiğinde ise, yazışmaların davacı iddiasını doğrular mahiyette tek taraflı beyanlar içerdiği, taraflar arasında ileri sürülen içerikte bağlayıcı bir sözleşme ilişkisinin varlığını ispata yeterli olmadığı görülmektedir.Yazılı açıklamalar ışığında dosya kapsamından, davacının taraflar arasındaki ilişkinin iddia ettiği şekilde kurulduğunu ispatlayamadığı açık olup, davacının ayrıca açıkça yemin deliline de dayanmış olduğu dikkate alındığında, mahkemece davacıya yemin hakkı hatırlatılarak, bu delilin ikamesi sağlandıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu hususlar gözetilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olmuştur. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 07/09/2021 tarih, 2020/75 Esas, 2021/636 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE, 5-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 07/01/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.