TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 25/09/2024 NUMARASI : 2023/403 Esas, 2024/662 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 29/04/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme so…
T.C. İS BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 53.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/1719 KARAR NO : 2026/611 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 25/09/2024 NUMARASI : 2023/403 Esas, 2024/662 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 29/04/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı .... Ltd. Şti.ile davalı firma arasında tv yayıncılığı için yapılan programlar ile olarak cari hesap ilişkisi bulunmakta olup, davalıya bu ticari ilişki nedeniyle verilen hizmet ve yapılan işlere ait faturaların karşılığı bedellerin uzun bir süre ödenmemiş olduğunu, davalı firmanın ödemelerini aksatması üzerine İstanbul 6. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası ile icra takibi yapılmış ise de, davalı tarafından bu takibe karşı hukuki ve haklı bir nedene dayanmayan şekilde itiraz edildiğini ve takibin bu haksız itiraz nedeniyle durduğunu, bu nedenle davalı/borçlunun haksız ve hukuka aykırı itirazının iptali istemiyle işbu davanın açılması zarureti hasıl olduğunu beyanla, yapılacak yargılama neticesinde davanın kabulü ile birlikte; itirazın iptali ve takibin kaldığı yerden devamına, alacağının likit/belirlenebilir olduğu da dikkate alınarak takip alacağının %20’sindan az olmamak üzere borçlu/davalı .... A.Ş. (... AŞ)’nin 'in icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; davacı-karşı davalı tarafça yapılmış olan icra takibine ve itirazın iptali davasına konu borçlarının bulunmadığını, nitekim bu hususun ayrıntılı olarak ortaya konulacağı ve icra dosyasına da itiraz şeklinde ileri sürülmüş olduğu üzere, davacı tarafın gerçekte bir alacağı bulunmadığını, zira davacı tarafın müvekkili nezdinde doğmuş alacağının kendilerinin muaccel ve temerrüde uğramış borcu sebebiyle sona erdiğini, karşı taraf-davacının müvekkile borçlu olmasına rağmen, sanki gerçekte alacaklıymış gibi müvekkili aleyhine icra takibinde bulunduğunu, bu hususun maddi olguları ile birlikte ortaya koymak gerekirse, müvekkili şirketlerden ... ... AŞ ile davalı arasında 27/10/2009 tarihinde "..." isimli televizyon programının ... logolu televizyon kanalında yayınlanması ve ilgili programın prodüksiyonunun davalı tarafından gerçekleştirilmesi konulu bir yapım sözleşmesi(Kısaca "sözleşme" olarak anılacaktır) akdedildiğini, ... ... AŞ'nin 28/02/2013 tarihinde bir kısmi bölünme işlemi geçirmiş olup, "... Televizyon İşletmesi"ne ilişkin tüm hak ve borçların ... AŞ'ye devrolduğunu, akdedilen bu sözleşmenin "Program'ın Yasalara ve Mevzuata Uygunluğu" başlıklı 7.maddesi kapsamında davalının, Program nedeniyle ... ... AŞ ve/veya Yayın Kuruluşu'na tahakkuk ettirilebilecek para cezalarını ... ... AŞ ve/veya Yayın Kuruluşu adına derhal ödeyeceği ve/veya ... ... AŞ tarafından davalıya ödenecek tutarlardan mahsup edileceğinin ve ... ... AŞ ve/veya Yayın Kuruluşu'nun uğrayacağı maddi ve manevi her türlü zararı ikinci bir ihtar, ihbar ve mahkeme kararına gerek kalmaksızın derhal karşılayacağının davalı tarafça açıkça kabul, beyan ve taahhüt edildiğini, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu'nun, sözleşmeye konu "..." isimli programın muhtelif bölümlerinin 6112 sayılı Yasa hükümlerini ihlal ettiği gerekçesi ile müvekkili ... ... AŞ'ye 5 adet toplam 1.965.384.00TLlik ve sözleşme uyarınca programın yayınlandığı diğer Yayın Kurulu olan ... AŞ'ye ise 3 adet toplam 34.798.00TLlik idari para cezası tesis ederek tebliğ ettiğini, müvekkili şirket ... ...'in, davalıya olan ve sözleşmeden doğan 882.375,59TLlik borcunu sözleşmesel hakkına dayalı olarak bir üst paragrafta belirtilen RTÜK para cezalarından mahsup ettiğini, bu mahsup işlemi sonrası müvekkilinin 1.117.806,41TL bakiye alacağı kalmış olup, müvekkilinin bu alacağı için davalı tarafa fatura tanzim ettiğini ve noter kanalı ile gönderdiğini, ancak davalının müteaddit defalar hukuken herhangi bir haklı veya geçerli neden olmaksızın söz konusu faturaları tebliğ almaktan imtina ederek müvekkiline iade ettiğini, davalının ödeme emrinde borcun konusu olarak sözleşmeden doğan fatura alacaklarını gösterdiğini, müvekkili şirketlerin 06/01/2014 tarihinde tebellüğ edilen ödeme emrine ilişkin itirazlarında, alacaklıya icra takibine konu edilebilecek herhangi bir borçlarının bulunmadığını, aksine davalının müvekkili şirketlerden ... AŞ'ye borçlu olduğunu ifade ederek borca itiraz ettiklerini, müvekkilinin yukarıda izah edildiği üzere sözleşmesel hakkına dayalı olarak takas/mahsup işlemi yaptığını, bu işlem sonrasında müvekkilinin bakiye alacağının davalıya olan borcundan daha fazla olduğu için karşı davalının borcunun sona erdiğini, bu nedenle müvekkilinin karşı davalıya borcu kalmadığını, aksine müvekkili ... ...'in hali hazırda karşı davalıdan 1.117.806,41TL tutarında alacağı bulunduğunu, dolayısıyla davacı-karşı davalı tarafın aslında mevcut olmayan bir alacak için icra takibi yaptığını beyanla, davacı tarafa borçlu olmadıklarının tesbitine, 1.117.806,41TLlik alacaklarının avans faizi ile birlikte karşı davalıdan tahsili ile müvekkili şirkete verilmesine, karşı tarafın, haksız takip nedeniyle takip konusu miktarın %20sinden aşağı olmamak üzere inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİNİN İLK KARARI Mahkemece; sözleşmenin 7.maddesi uyarınca yapımcı yani davacı ... Şti ve taahhüt edenin, yapmış oldukları program nedeniyle davalı adına RTÜK tarafından kesilen idari para cezalarını ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği, davacı- karşı davalının RTÜK tarafından verilen para cezasına ilişkin kurul kararları ve borcun dayanağı sözleşme hükmü uyarınca işbu faturalardan dolayı borçlu bulunduğu, sözleşmenin 7. maddesi uyarınca idari kurumlar tarafından yayıncı kuruluşa yada ... aleyhine kesilen para cezalarının ödenme yükümlülüğünün davacı-karşı davalı şirkete yüklendiği, RTÜK tarafından davalı-karşı davacıya toplam 2.000.182,00TL idari para cezası kesildiği, söz konusu para cezaları her ne kadar dava tarihinden sonra ödenmiş ise de, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 7. maddesine göre bir cezanın tahakkuk etmiş olması halinde davacı-karşı davalının ödeme yükümlülüğünün başlamış olduğu, RTÜK tarafından kesilen para cezasının davalı-karşı davacı aleyhine tahakkuk ettirilmesi anından itibaren söz konusu bu ceza miktarının davalı tarafından davacıdan istenebilecek konumda, yani muaccel olduğu, davalı-karşı davacıya RTÜK tarafından kesilen bu para cezalarının, davacı-karşı davalıya ... tarafından ödeme süresi içinde bildiriminin yapılmadığı, idari para cezaları kesildikten sonra yaklaşık 1 yıllık süre sonrasında fatura edildiği, davalı-karşı davacı tarafından şayet ödeme süresi içerisinde (526 Sayılı Yasanın 17. Maddesinin 6.fıkrası gereği RTÜK cezalarına karşı yasa yoluna başvurmadan 15 gün içerisinde ödenmesi halinde cezanın 1/4 oranında indirimli olarak ödeneceğine ilişkin kural) bu cezaları davacı-karşı davalı ...'ya bildirmiş olsaydı, davacı-karşı davalı tarafından süresi içerisinde ödeme yapılarak 1/4 oranındaki indirimden faydalanabilecekken, davalı-karşı davacının ödeme süresi içerisinde bu cezaları davacı-karşı davalıya bildirmemesi sebebiyle davacı-karşı davalının bu imkandan yoksun kaldığı, bu nedenle davalı-karşı davacının bildirim yükümlülüğünü ihlal etmesi sebebiyle kendi uhdesinde oluşan zararın ağırlaşmasına sebebiyet verdiği, bu nedenle gerek ihbar yükümlülüğüne uyulmaması, gerekse hakkaniyet gereği kesilen 2.000.182,00TL para cezasının %25 indirim tutarının 500.045,50TL olduğu, bu tutarın mahsup edilmesi halinde davalı-karşı davacı ...'ın, ... Şti'inden 1.500.136,50TL alacaklı olduğu, davalı-karşı davacının talep edebileceği bu tutardan cari hesap ilişkisine göre karşı tarafın alacağı olan 881.675,59TL'nin takas mahsubu sonrasında, icra takip tarihi ve dava tarihi itibariyle davacının davalıdan herhangi bir alacağının kalmadığı, yine takipte alacaklının kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından davalı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmeyeceği, karşı dava yönünden ise; yukarıda açıklandığı üzere davalı-karşı davacının davacı-karşı davalıdan RTÜK cezaları sebebiyle 1.500.136,50TL alacaklı olduğu, asıl davada bu alacağın 881.675,59TLnin takas ve mahsubuna karar verildiği, kalan bakiye alacağın ise 618.460,91TL olduğu, karşı davanın bu miktar üzerinden kabulü gerektiği gerekçesi ile; Asıl dava yönünden davanın sübut bulmadığından reddine, karşı davanın kısmen kabulü ile, 618.460,91 TL'nin karşı dava tarihi olan 03/03/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davacı karşı davalıdan alınarak davalı karşı davacıya verilmesine, kalan kısımlar yönünden karşı davanın reddine karar verilmiştir. IV. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARI "..., Davacı- karşı davalı her ne kadar söz konusu idari para cezalarının kendisine yansıtılmasının haksız olduğunu, davalı- karşı davacının RTÜK tarafından düzenlenen idari para cezalarından önce uyarı yaptırım kararlarını kendilerine tebliğ etmediğini. bu nedenle kendileri tarafından gerekli önlemlerin alınmasına engel olunarak idari para cezalarının düzenlenmesine hatalı davranışı ile sebep olduğunu belirtmiş ise de, davacı- karşı davalı şirketin, sözleşme konusu alanda faaliyet gösteren ve basiretli bir tacir olarak bu konudaki yasal mevzuatı bilmesi gerekmesi, ayrıca sözleşme ile yapımcılığını üstlendiği programın yasal mevzuata uygun olacağını taahhüt etmesi nedeniyle bu istinaf sebebi yerinde değildir. Yasal mevzuata göre söz konusu idari para cezalarına itiraz edilmeyerek belli süre içinde ödenmesi halinde cezanın %25'inin indirileceği düzenlendiğinden ve davalı- karşı davacı idari para cezalarını süresinde davacıya bildirerek yasal bu imkandan faydalanmasına engel olarak zararın artmasına neden olduğundan mahkemece idari para cezaları nedeniyle oluşan zarardan %25 oranında indirim yapılması yerinde olmuştur. Bu nedenle davalı- karşı davacının istinaf sebebi yerinde değildir. Ancak, davacı- karşı davalı, söz konusu idari para cezalarının sadece kendilerinin yapımcısı olduğu ve sözleşme konusu "..." adlı programdaki ihlaller nedeniyle düzenlenmediğini, aynı zamanda davalı yayıncı kuruluşun başka bir programındaki ihlaller ile birlikte uygulandığını, tüm idari para cezalarının kendilerine yansıtılmasının hatalı olduğunu belirtmiş olup, uyuşmazlığa konu idari para cezaları incelendiğinde bunlardan ikisinin davalı-karşı davacının sahibi olduğu televizyon yayınlarında yayınlanan sözleşme konusu yapım ile sözleşmeye konu olmayan "..." adlı programdaki ihlaller nedeniyle tahakkuk ettirildiği, ancak idari para cezalarında programlara ayrı ayrı idari yaptırım uygulanmadığı, birlikte uygulandığı anlaşılmakla mahkemece davacı- karşı davalının bu savunması araştırılmadan karar verilmesi hatalı olmuştur. Mahkemece yapılacak iş, davaya konu ve RTÜK tarafından yayıncı, davalı- karşı davacıya uygulanan idari para cezalarından iki ayrı programdaki ihlaller nedeniyle uygulananlarla ilgili olarak RTÜK'ten sorularak bu idari para cezalarının programlar arasında paylaştırılıp paylaştırılmayacağı araştırılarak, uygulanan idari para cezalarının programlar arasında paylaştırılabileceğinin anlaşılması halinde idari para cezalarından hangi programın ne kadar tutarda sorumlu olduğunun tespiti ile sonucuna göre söz konusu idari para cezalarından davacı- karşı davalının sorumluluğu tespit edilerek sonucuna göre değerlendirme yapılıp karar vermek olmalıdır. Mahkemece anılan husus incelenmeden ve araştırılmadan bu yöndeki savunma karşılanmadan karar verilmesi eksik incelemeye dayalı, savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurduğundan verilen karar usul ve yasaya aykırı olmuştur." şeklinde gerekçe ile, davalı- karşı davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. V. İLK DERECE MAHKEMESİNİN SON KARARI Mahkemece; davalı karşı davacının RTÜK'e ödediği 8 adet cezanın 29.04.2014 ödeme tarihli olan 176.627,00 TL olanı ile 20.05.2014 ödeme tarihli 11.026,00 TL olanının dava konusu yapım ile dava dışı ... programına müştereken kesilen cezalar olduğu, diğer 6 cezanın ise sadece dava konusu yapıma ilişkin olduğu, bu iki cezanın sadece yarısından davacı-karşı davalının sorumlu olabileceği, zararın artmasına davalı-karşı davacı sebep olduğundan yapımcıya sadece %75 oranında rücu edebileceği, bunun da 6 adet tam ceza ve 2 adet yarım ceza karşılığı toplam 1.429.766,63 TL olduğu, yapımcının 881.675,59 TL hakediş alacağına karşılık iş sahibinin 1.429.766,63 TL rücuen tazminat alacağı olduğu ortaya çıktığından, mahsup talebi nazara alınarak asıl davanın reddine, karşı davanın da mahsuptan artan miktar üzerinden (548.091,04 TL üzerinden) kısmen kabulüne karar verilmiştir. VI. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı-karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; her ne kadar gerekçeli kararda kesilen para cezalarının ödeme süresi içinde bildirilmediği belirtilmişse de, 22.08.2016 tarihli bilirkişi raporunda 16.09.2013 tarihli yapılan bildirimin hukuka uygun olduğu ve davacı-karşı davalıyı zarara uğratmadığı, davacı-karşı davalının erken ödeme indiriminden yararlanamadığı gibi bir savunmanın hukuken himaye göremeyeceğinin tespit edildiği, bu sebeple cezaların %25'inin mahsup edilmesinin haksız olduğu gerekçesiyle karşı davanın tamamen kabulü gerektiği belirtilerek, mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı-karşı davalı yüklenici, davalı-karşı davacı ise iş sahibidir. Asıl davada eser sözleşmesi kapsamında ödenmeyen bakiye iş bedelinin tahsili için yapılan takibe itirazın iptali, karşı davada ise sözleşme kapsamında yüklenicinin ifası nedeniyle RTÜK tarafından iş sahibine uygulanan idari para cezalarının yüklenici alacağından mahsubu sonrası kalan bedelin tazmini talep edilmiştir. Mahkeme ilk kararında; taraf defterleri itibariyle yüklenicinin bakiye alacağının 881.675,59 TL olduğu, RTÜK tarafından kesilen toplam 2.000.182,00TL para cezasından taraflar arasındaki sözleşme uyarınca yüklenicinin sorumlu olduğu ancak, yüklenicinin erken ödeme indiriminden faydalandırılmamış olması sebebiyle bu indirim oranının (%25) uygulanması suretiyle iş sahibinin 1.500.136,50TL alacaklı olduğu, 881.675,59 TL'nin iş sahibi alacağından mahsubu neticesinde asıl davanın reddine, karşı davanın 618.460,91 TL yönünden kabulüne karar verilmiş, Dairemiz kaldırma kararında ise, idari para cezalarından dava dışı programlar için uygulanan idari para cezalarının tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Kaldırma kararı sonrasında, ihtilafın dayanağı olan idari para cezalarından 2 adetinin dava dışı programla birlikte müşterek cezaya ilişkin olduğu tespit edilmiş, bu cezalardan yüklenicinin yarı oranda sorumlu olduğu kabul edilmiş, hesaplanan toplam para cezalarından yine %25 oranında indirim ve 881.675,59 TL iş bedeli mahsubu yapılıp asıl davanın reddine, karşı davanın 548.091,04 TL yönünden kabulüne karar verilmiştir. Davalı-karşı davacı iş sahibinin istinaf talebi önceki kaldırma kararında yukarıda açıklandığı üzere değerlendirilmiş olup, kaldırma kararı doğrultusunda yapılan inceleme neticesinde mahkemece verilen karar doğru olduğundan, karşı dava kapsamında istinaf talebinin reddi gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı-karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 25/09/2024 tarih ve 2023/403 Esas, 2024/662 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı-karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00-TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davalı-karşı davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davalı-karşı davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 29/04/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.