TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI DOSYA NO: 2022/741 KARAR NO: 2026/222 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 30/11/2021 NUMARASI: 2020/645 (E) - 2021/851 (K) DAVANIN KONUSU: Rücuen Tazminat KARAR TARİHİ: 03/03/2026 Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ş…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 40. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI DOSYA NO: 2022/741 KARAR NO: 2026/222 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 30/11/2021 NUMARASI: 2020/645 (E) - 2021/851 (K) DAVANIN KONUSU: Rücuen Tazminat KARAR TARİHİ: 03/03/2026 Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete ........poliçesiyle sigortalı, dava dışı ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile seyir halinde iken şerit ihlali nedeniyle sol ön tekerlek kısmı ile karşı yönden gelen dava dışı ...'nın sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobilin sol ön kısmına çarpması sonucu araçların savrulması neticesinde maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, dava dışı araç sürücüsü ...'in kaza anında alkollü olduğunun tespit edildiğini, müvekkili şirket tarafından ödenen hasar miktarının tahsili amacıyla davalı borçlu hakkında icra takibi başlatıldığını, davalının haksız biçimde icra takibine itiraz ettiğini belirterek, itirazın iptali ile takibin devamını ve %20'den az olmamak üzere davalının icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, öncelikle yetki itirazlarının olduğunu, yetkili icra dairelerinin Adana İcra Daireleri olduğunu, zamanaşımı ve hak dürüşücü süre itirazlarının da bulunduğunu, davaya konu olayda müvekkil şirketin işleten sıfatı bulunmadığını, davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesince; davanın kabulü ile .... İcra Müdürlüğünün ... (E) sayılı takip dosyasında takip tarihi itibari ile davacının davalıdan 79.687,87 TL asıl alacak 3.124,20 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 82.812,07 TL alacaklı olduğunun tespiti ile bu miktara vaki itirazın iptali ile asıl alacak 79.687,87 TL'ye takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle takibin diğer kayıt ve şartlarla aynen devamına, alacağın % 20'si oranındaki 16.562,41 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kazaya karışan aracın müvekkili şirket tarafından dava dışı bir başka şirkete uzun süreli kiralanmış olması nedeniyle müvekkili şirketin işleten sıfatının bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte tazminata konu kazanın alkol sebebiyle meydana gelmediğini, davacının ödemiş olduğu tazminattan dolayı müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, maluliyet oranları ile iş göremezlik ve vücut fonksiyon kaybı oranlarının hatalı tespit edildiğini, alacağın likit olmadığını, davacının icra inkâr tazminatı talebinin reddi gerektiğini, dosyanın Adli Tıp Kurumuna (ATK) gönderilerek dava dışı yaralanan hakkında yeniden rapor alınması gerekirken mahkemece gerekli evraklar toplanmadan verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:Dava, zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi kapsamında davacının ödediği tazminatın, davalı sigortalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir.Kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan ... Genel Şartları'nın B.4.d maddesinde, tazminatı gerektiren olay, işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa, sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır. Bununla birlikte, ... Genel Şartları'nın B.4.d maddesinin dayanağını teşkil eden 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 48. maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve müteakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabulü de mümkün değildir.Hasarın, ... teminatı dışında kalabilmesi ve davacı sigortacının sigortalısına rücu edebilmesi için, kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması, tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez.Bu haliyle dosya içeriğine, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, sigorta sözleşmesinin tarafının davalı şirket olmasına ve özellikle dava dışı araç sürücüsünün kaza anında 1,80 promil alkollü ve kusurlu olmasına, kazanın alkolün etkisi ile meydana geldiğinin, başka bir unsurun kazaya sebebiyet vermediğinin tespit edilmiş olmasına ve bu suretle davacı sigortacının rücu hakkı doğduğunun kabul edilip, alacağın dayanağının kesinleşmiş mahkeme ilamı ile belirlenmiş olması nedeniyle likit kabul edilmesinin yerinde olmasına göre yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin HMK'nin 353/1-b/1. madde hükmü gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurusunun, HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 5.656,89 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin yatırılan 80,70 TL istinaf karar ve ilam harcı mahsup edilerek, bakiye 5.576,19 TL istinaf karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalının istinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle harcadığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333. maddesinin, 1. fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde, dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtayda temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 03/03/2026