T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/721 Esas KARAR NO : 2026/61 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02/03/2021 NUMARASI : 2019/632 Esas, 2021/225 Karar DAVANIN KONUSU: İTİRAZIN İPTALİ KARAR TARİHİ: 15/01/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvek…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/721 Esas KARAR NO : 2026/61 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02/03/2021 NUMARASI : 2019/632 Esas, 2021/225 Karar DAVANIN KONUSU: İTİRAZIN İPTALİ KARAR TARİHİ: 15/01/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında akdedilen iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri sözleşmesi kapsamında davalıya sunulan hizmete karşılık müvekkili tarafından tanzim edilen faturaların ödenmemesi üzerine İstanbul 22. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile davacı arasında akdedilen iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri sözleşmesi uyarınca, davacının, müvekkili şirkete iş güvenliği uzmanı, iş yeri hekimi ve sağlık personeli sağlamak konusunda ve bu personelin değişikliği sırasında müvekkili firmaya yeni bir iş güvenlik uzmanı, iş yeri hekimi ve sağlık personeli atanıncaya kadar, işyerinin iş güvenliği uzmansız, işyeri hekimsiz ve sağlık personelsiz kalmaması için aynı koşullarda çalışacağını taahhüt ettiğini, bu sözleşmenin, müvekkili şirketin 2016 yılı ... Şube Müdürlüğü mesuliyet sahası içinde atıksu ve içmesuyu hatlarında yapılacak bakım onarım projesi ile ilgili iş sağlığı ve güvenliğinin temini için imzalandığını, ancak davacı edimini tam olarak ifa etmediği için Sayıştay tarafından tanzim edilen raporda, müvekkilinin, iş sahasında eksik iş güvenlik personeli ile çalıştığı ve mesuliyet sahası içinde hemşire bulundurmadığı gerekçesi ile idari para cezasına çarptırıldığını ve bu tutarların müvekkili şirketin hakedişlerinden düşürülmek yolu ile faiziyle beraber ödendiğini, ödenen cezanın ayrıntısından da anlaşılacağı üzere hizmetin eksik ve kusurlu verildiğini, ancak kusurlu olan davacının müvekkilinin zararını karşılamadığını belirterek davanın reddine, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesince; davacının 2018 yılına ait ticari defter kayıtları usulünce tutulmadığından aleyhine delil sayılarak davalının ticari defter kayıtlarının esas alındığı, davacı ile davalı arasında 03.06.2016 tarihli iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri sözleşmesinin var olduğu, sözleşmede iş sınıfının çok tehlikeli ve çalışan sayısının 60 olarak belirlendiği davalının 6331 sayılı kanunun 6/1-a maddesi uyarınca diğer sağlık personeli görevlendirmesinin de yapılması gerektiği, ancak bu kurala uyulmadığından davalının Sayıştay 5. Dairesi'nin 384 Karar ve 09.05.2019 tarihli ilamı uyarınca, 2017 Ocak ile Kasım dönemleri kapsamında bulundurmadığı sağlık personeli nedeniyle davalı şirkete toplam 27.500,00 TL ceza verilerek 20 nolu hak edişinden kesinti yapılarak hazineye irat kaydına karar verildiği, buna göre, davalının iş sağlığı ve güvenliği faaliyetleri kapsamında icrası uzmanlık ve teknik bilgiyi gerektirdiğinden davacı şirketten hizmet ve danışmanlık aldığı, davacı şirketin söz konusu hizmeti verirken iş sınıfı ve gereklilikleri açısından işyeri hekimi istihdamına ek olarak diğer sağlık personeli istihdamının da kanunen gerekli olduğunu bilebilecek konumda olduğu, bu durumun tarafların sözleşmede serbestçe kararlaştırabileceği durumlardan olmadığının anlaşıldığı, davacı şirketin bu yönde gerekli uyarıları yapması gerektiği, ancak dosya kapsamına göre davacı şirketin gerekli uyarıları yapmadığı, uyarıları yapmış olmasına rağmen eksikliğin giderilmesi noktasında davalı tarafın uyarıları dikkate almaması halinde bu durumla ilgili davacı tarafın sözleşmeye ihtirazi kayıt düştüğüne dair de somut delil bulunmadığı, davacı şirketin gereği gibi ifada bulunmadığından tam hizmet bedelini talep etmekte haklı olmadığı, davalının uğradığı zarara davacı tarafın da katlanması gerektiği gerekçelerine istinaden davanın kısmen kabulüne, takibe yönelik itirazın iptali ile, takibin 2.350,00 TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istem ile davalı takip öncesi temerrüde düşürülmediğinden işlemiş faiz talebinin reddine, ayrıca alacak likit olmayıp belirlenebilir olduğundan icra inkar tazminatı ile şartları oluşmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine dair karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; 2018 yılı yevmiye defterinin noter kapanışı bilirkişiye ve mahkemeye sunulmasına rağmen raporda ve mahkeme kararında dosyaya sunulmadığından bahisle ticari defterlerin müvekkili lehine delil teşkil etmeyeceğinin belirtilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu durumun hem hukuki dinlenilme hem de adil yargılanma hakkının ihlali mahiyetinde olduğunu, usulüne uygun tutulan ve kapanışı da yapılan müvekkili şirketin ticari defterlerinin lehine delil olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmede, verilecek hizmetin konusunun iş güvenliği uzmanı ve iş yeri hekimliği olduğunun açıkça belirtildiğini ve hizmetin sağlık personeli sağlamayı (hemşire) kapsamadığını, sözleşmenin 7. maddesinde, ücretin buna göre belirlendiğini ve faturaların da buna göre tanzim edildiğini, sözleşme içeriği ve faturalardan anlaşılacağı üzere davalının, müvekkilinden diğer sağlık personeli hizmeti satın almadığını, İş Güvenliği Kanunu uyarınca, sağlık personeli sağlama yükümlülüğünün işverende olduğunu, işverenin bu hizmeti çalışanlar arasından seçeceği kişi ile kendisi üstlenebileceği gibi dışarıdan hizmet alarak da yerine getirmesinin mümkün olduğunu, dolayısıyla bunun sorumluluğunun müvekkili şirkete yüklenmesinin mümkün olmadığını, davalı şirketin kusuru hiç yokmuş gibi tüm sorumluluğun müvekkili şirkete yüklenmesinin de anlaşılamadığını, müvekkili şirketin kusurunu ve sorumluluğunu kabul etmemekle birlikte en azından sorumlulukların paylaştırılması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere, sözleşme kapsamında taraflar arasındaki rücuda iç ilişki ve kusur durumunun da tartışılmadığını, kaldı ki davalı şirketin rücu talebinin söz konusu olmadığını, sözleşmede kararlaştırıldığı üzere fatura bedelinin fatura tarihinden itibaren 15 gün içinde ödeneceği belirtildiğinden alacağın muaccel hale geldiğini ve davalı tarafından süresinde ödenmediğini, bu nedenle faiz yönünden taleplerinin haklı olduğunu, ayrıca borçlu, itirazında haksız olup kötü niyetli olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmesini gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır. Davacının, davalı hakkında İstanbul 22. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında faturaya dayalı asıl alacak ve işlemiş faizleri olmak üzere toplam 32.675,08 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, itirazın davacı alacaklıya tebliğine dair bir belgeye rastlanmadığından işbu itirazın iptali davasının yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Takibe konu faturalar; 18.10.2018 tarihli, 3.415,00 TL tutarlı, 22.11.2018 tarihli, 3.415,00 TL tutarlı, 13.12.2018 tarihli, 3.415,00 TL tutarlı, 17.01.2019 tarihli, 3.415,00 TL tutarlı, 16.02.2019 tarihli, 3.415,00 TL tutarlı, 14.03.2019 tarihli, 5.110,00 TL tutarlı, 15.04.2019 tarihli, 5.110,00 TL tutarlı ve 09.05.2019 tarihli, 2 555,00 TL tutarlı faturalar olup faturalarda "işyeri hekimliği ile işyeri güvenliği uzmanlığı hizmet bedeli" yazmaktadır. Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 01/02/2021 tarihli raporda; davacıya ait 2018 yılı yevmiye defterinin kapanış noter onayı olmadığından yasal defterlerin sahibi lehine delil olma özelliğine sahip olmadığı, 2019 yılı yasal defterlerinin ise sahibi lehine delil olma özelliğine sahip olduğu, davalıya ait 2018 ve 2019 yılları yasal defterlerin sahibi lehine delil olma özelliğine sahip olduğu, dava dosyasında mevcut olan davalı ... A.Ş. yüklenimindeki 2016 Yılı ..Müdürlüğü Mesuliyet Sahası İçerisinde Atıksu ve İçmesuyu Hatlarında Yapım, Bakım ve Onarım İşine ilişkin yardımcı sağlık personeli çalıştırılmaması ile ilgili olarak Ocak-Kasım 2017 döneminde (2.500,00 TL x 11) 27.500,00 TL ceza uygulandığının ve oluşan kamu zararının davalı şirketin 02.03.2018 tarih ve ...yevmiye numaralı ödeme emrine ekli 2018 yılına ait .. nolu hakedişinden kesilip bütçeye gelir kaydedildiğinin Sayıştay raporundan anlaşıldığı, her iki tarafın incelenen ticari defterlerine göre davacı şirketin takip tarihi itibariyle davalı şirketten 29.850,00 TL alacaklı olduğu, taraflar arasında var olan sözleşmenin 1, 2, 7. maddelerinin kabul görmesi halinde, davacı şirketin 30.07.2019 takip tarihi itibariyle davalı şirketten 29.850,00 TL asıl alacağının bulunduğu, sözleşmenin 4. maddesinin kabul görmesi halinde ise, davacı şirketin 30.07.2019 takip tarihi itibariyle 29.850,00 TL'den, sağlık personeli çalıştırılmamasına ilişkin kesilen 27.500,00 TL ceza bedeli düşüldüğünde 2.350,00 TL asıl alacağının bulunduğu belirtilmiştir. Dosya kapsamına sunulan Sayıştay raporunda, ... Genel Müdürlüğü tarafından ihale edilen ve davalı şirketin yüklenicisi olduğu "2016 yılı ... Müdürlüğü Mesuliyet Sahası İçerisinde Atıksu ve İçmesuyu Hatlarında Yapım, Bakım ve Onarım İşi" kapsamında iş güvenliği uzmanı ile işyeri hekimi görevlendirilmiş ise de, ihale dokümanına aykırı şekilde diğer sağlık personeli görevlendirilmesinin yapılmadığı, buna rağmen sözleşmede belirtilen cezai müeyyidenin uygulanmayarak 27.500,00 TL kamu zararına neden olunduğu belirtilmiş olup oluşan kamu zararının yüklenici davalı şirketin 20. nolu hakedişinden kesilerek bütçeye irat kaydedildiği anlaşılmıştır. Davalı vekili, sözleşmenin 4. maddesi uyarınca, davacının sağlık personeli sağlamak konusunda yükümlülüğünü yerine getirmediğinden kesilen cezadan davacının sorumlu olduğunu ileri sürmektedir. Sözleşmenin 4. maddesinde, davacının, gerekli gördüğü takdirde işyerinde yürütülen çalışmaların daha etkin ve yararlı olmasını sağlamak üzere, davalı işverenin bilgisi ve oluru dahilinde, iş güvenliği uzmanını, işyeri hekimini ve sağlık personelini değiştirme yetkisine sahip olduğu, bu durumda en geç 45 gün içinde yeni görevlendirmenin yapılması gerektiği, davacı tarafından işyerine yeni bir iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve sağlık personeli atanıncaya kadar işyerinin iş güvenliği uzmansız, işyeri hekimsiz ve sağlık personelsiz kalmaması için, aynı koşullarda çalışmaya devam edileceği ve bu durumda hizmet alım sözleşmesinin aynen geçerli olacağı düzenlenmiştir. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun 6/1-a maddesine göre, işveren, çalışanları arasından iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve on ve daha fazla çalışanı olan çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde diğer sağlık personeli görevlendirir. Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında akdedilen sözleşmede tehlike sınıfı "çok tehlikeli" ve çalışan sayısı "60" olarak belirtildiğine göre Kanunun bu hükmü uyarınca, davalı taraf diğer sağlık personeli görevlendirmek zorundadır. Somut olayda, taraflar arasında imzalanan 03/06/2016 tarihli iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri sözleşmesinin 2. maddesine göre, davalının adresinde davacı tarafından iş sağlığı ve güvenliği konusunda mevzuatta ve sözleşmede belirtilen çalışmaların davalı adına yürütüleceği; ücretin belirlendiği sözleşmenin 7. maddesine göre ise, davacı tarafından verilecek iş güvenliği uzmanlık hizmeti için 1.750,00 TL, işyeri hekimliği hizmeti için 1.250,00 TL belirlendiği belirtilmiştir. Takibe konu faturalar da "işyeri hekimliği ile işyeri güvenliği uzmanlığı hizmet bedeli" yazılarak düzenlenmiştir. Davalı tarafın savunduğu sözleşmenin 4. maddesi, davacıya, davalının da bilgisi ve oluru dahilinde sağlık personelini değiştirme yetkisi tanımakta olup değiştirme hali dışında davacıya, sağlık personeli sağlama yükümlülüğü getirmemektedir. Sayıştay raporundan da anlaşılacağı üzere, davalının yüklenici olarak üstlendiği ihale konusu iş ile ilgili iş güvenliği uzmanı ile işyeri hekimi görevlendirilmiş ise de, diğer sağlık personeli görevlendirilmesinin yapılmadığı belirtildiğinden hem sayıştay raporu hem sözleşme hükümleri hem de tanzim edilen fatura içerikleri dikkate alındığında davacı taraf sebep olunan kamu zararından sorumlu tutulamaz. Davacı taraf bu yönden istinaf başvurusunda haklıdır. Bilirkişi raporunda, davacıya ait 2018 yılı yevmiye defterinin kapanış noter onayı olmadığından lehine delil olma özelliğine sahip olmadığı belirtilmiş ise de, TTK'nun 64/3 maddesinde, yevmiye defterinin kapanış onayı, izleyen faaliyet döneminin altıncı ayının sonuna kadar notere yaptırılacağı düzenlenmiş olup dosya kapsamına sunulan Eyüpsultan 10. Noterliğinin ... yevmiyeli ve 27/06/2019 tarihli belgesinden yevmiye defterinin 182. sayfada kapatıldığı görülmekle davacının 2018 yılı ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu anlaşılmıştır. Buna göre, dava ve takip konusu faturaların her iki tarafın usulüne uygun tutulan ve lehine delil olan ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve her iki tarafın incelenen ticari defterlerine göre davacı şirketin takip tarihi itibariyle davalı şirketten 29.850,00 TL alacaklı olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece, davalının takip öncesi temerrüde düşürülmediği gerekçesi ile işlemiş faiz talebi reddedilmiş ise de, sözleşmenin 7. maddesinde, fatura tutarının davalı tarafından, fatura tarihinden itibaren 15 iş günü içinde davacının banka hesabına yatırılacağı düzenlenmiş olup bu anlamda borcun ifa edileceği gün sözleşme ile belirlendiğinden davalının temerrüde düşürülmesi için ayrıca bir temerrüt ihtarına gerek yoktur. Buna göre her iki tarafın da tacir olması sebebiyle avans faizi üzerinden yapılan hesaplama uyarınca icra takibi ile talep edilen işlemiş faiz miktarında bir yanlışlık bulunmamaktadır. Bu durumda asıl alacak ve işlemiş faiz miktarı üzerinden davanın kabulüne ve alacağın faturadan kaynaklanması sebebiyle davalının, borç tutarını tahkik ve tayin etmesi mümkün olduğundan icra inkar tazminatı talebinin de kabulüne karar verilmesi gerekirken mahkemece yazılı olduğu şekilde davanın kısmen kabulü ile icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından HMK'nun 353/1-b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında davanın kabulüne dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen sebeplerle KABULÜ ile, İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/632 Esas, 2021/225 Karar sayılı ve 02/03/2021 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE, 2-a)Davanın KABULÜNE, davalının İstanbul 22. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasında asıl alacak ve işlemiş faize yönelik yaptığı İTİRAZIN İPTALİ İLE, takibin, takip talebinde belirtilen şartlarla DEVAMINA, b)Hükmolunan asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 5.970,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, c)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 2.232,04 TL harçtan davacı tarafından başlangıçta yatırılan 394,63 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 1.837,41 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, d)Davacı tarafından yatırılan 44,40 TL başvurma harcı ile 394,63 TL peşin harç ile yapılan 1.878,25 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, e)Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, f)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AÜTT gereğince 32.675,08 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, g)6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, İstinaf Giderleri Yönünden 3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 4-Davacı tarafından yapılan 56,50 TL yargılama gideri ile yatırılan 301,40 TL istinaf harçları olmak üzere toplam 357,90 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmının yatıran tarafa İADESİNE, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.2 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.15/01/2026