Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin aralarında asıl işveren alt işveren ilişkisi olan davalı Şirketler nezdinde 14.03.2020 tarihinde çavuş olarak çalışmaya başladığını, bilahare 2022 yılının başlarından 24.05.2022 tarihine kadar formen olarak yer altında çalıştığını, bilgisi olmadan farklı tarihlerde işten ayrılışının bildirilip tekrardan işe girişinin yapıldığını, fazla çalışma yaptığını, davalı işverenlerden işçilik alacakları ve tazminatlarının eksiksiz olarak ödenmesini talep etmes
DAVA KONUSU: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin aralarında asıl işveren alt işveren ilişkisi olan davalı Şirketler nezdinde 14.03.2020 tarihinde çavuş olarak çalışmaya başladığını, bilahare 2022 yılının başlarından 24.05.2022 tarihine kadar formen olarak yer altında çalıştığını, bilgisi olmadan farklı tarihlerde işten ayrılışının bildirilip tekrardan işe girişinin yapıldığını, fazla çalışma yaptığını, davalı işverenlerden işçilik alacakları ve tazminatlarının eksiksiz olarak ödenmesini talep etmesi üzerine muhasebe birimine gittiklerini ve orada muhasebeci şantiye şefi ve bir Şirket avukatının bulunduğunu, kendisine işçilik alacaklarını ödenmeyeceği yönünde baskı uygulanması sonucu iradesinin sakatlanarak içeriğini dahi bilmediği ve okunmasına bile izin verilmeyen bir kısım evrakı imzalamak zorunda kaldığını, iş sözleşmesi 24.05.2022 tarihinde sona ermesine rağmen arabuluculuk başvurusunun bir gün önce 23.05.2022 tarihinde yapıldığını, telekonferans yoluyla yapıldığı söylenen görüşmeler sırasında arabulucuyla hiçbir şekilde görüştürülmediği gibi süreç hakkında da bilgilendirilmediğini ileri sürerek kanuna ve usule uygun olmayan ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. KARAR: Uyuşmazlık, taraflar arasındaki arabuluculuk görüşmelerinin kanuna uygun yürütülüp yütülmediği ve 25.05.2022 tarihli ihtiyari arabuluculuk tutanağının geçersizliğinin tespiti istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.