T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Antalya 3.Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ: 17/03/2022 DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ: 25/11/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜ…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Antalya 3.Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ: 17/03/2022 DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ: 25/11/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; dava konusu kaza nedeniyle polis memuru olan .. nin % 24,56 oranında malul kaldığını, zarar gören .. in bedensel zararı nedeniyle Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvuruda bulunduğunu, Sigorta Tahkim Komisyonu kararı sonrası Ankara 20. İcra Müdürlüğü'nün ....Esas sayılı icra dosyasına davacı tarafından 369.528,00 TL ödeme yapıldığını, sigortalı araç sürücüsünün kaza anında alkollü olduğunu, kaza alkol etkisi altına gerçekleştiğinden davacının rücu hakkı bulunduğunu, davalı hakkında Antalya 5. İcra Müdürlüğü'nün ....Esas sayılı dosyası ile ödenen 373.996,36 TL ana para ve ödeme tarihinden itibaren işlemiş yasal faizinin istendiğini, davalının itirazı ile takibin durdurulduğunu, itirazın haksız olduğunu beyanla itirazın iptalini ve davalının asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili; davacı tarafın taleplerinin zaman aşımına uğramış olmakla, bu sebeple zamanaşımı definde bulunduklarını, davanın zamanaşımı sebebiyle reddini, olmadığı takdirde davanın usulden reddini, mahkeme aksi kanaatte ise davanın husumet yokluğu sebebiyle (işleten sıfatı ortadan kaktığından) reddini, aksi halde ise diğer sebeplerle davanı reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "...Kazanın meydana geldiği tarih itibariyle kazaya sebebiyet veren ....plakalı araç davacı ... şirketi tarafından ZMSS ile teminat altına alınmış olup, poliçenin yürürlükte olduğu 17/10/2017 tarihinde meydana gelen trafik kazasından dolayı davacı ... tarafından 369.528,00.-TL ödeme yapıldığı hususları sabit olup, davacı ... şirketi kendi sigortalısı olan aracın sürücüsünün alkollü olması nedeniyle kendi sigortalısına rücu etmektedir. Kural olarak sigorta şirketinin kendi akidine rücu edebilmesi için sürücünün salt alkollü olması yeterli olmayıp kazanın da alkolün etkisiyle meydana geldiğinin ispatlanması gerekir. Somut davada davalı şirketin aracını kullanan .. in kaza anında 1,50 promil alkollü olduğu, mahkememizce alınan 08/12/2020 tarihli heyet raporunda kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana geldiği belirtilmiş olmakla davacının sigortalısına rücu etmekte haklı olduğu, ayrıca mahkememizce alınan maluliyet ve aktüer bilirkişi raporlarında da davacı tarafça dava dışı mağdura ödenen tazminatın hesaplanma usulü ve rayice uygun olduğu görüldüğünden davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. İcra İnkar tazminatı açısından ise; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunun 67/2 maddesi uyarınca İcra inkar tazminatına hükmedilmesi için öncelikle usulüne uygun olarak geçerli bir icra takibinin yapılması, borçlunun süresi içerinde ödeme emrine itiraz etmesi, itirazın iptali davasının 1 yıllık süre içerisinde açılması ve borçlunun haksızlığına karar verilmesi gerekir. Dosya kapsamında geçerli bir icra takibinin bulunduğu, 7 günlük itiraz süresi içerisinde davalının ödeme emrine itiraz etmiş olduğu ve yine itirazın iptali davasının 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır. Borçlunun haksızlığından kasıt ise alacak miktarının likit yani belirlenebilir olmasıdır. Borçlu şayet alacak miktarını belirlemek için bütün unsurları biliyor ise alacak likit sayılır. Ayrıca borçlunun icra takibine kötü niyetle itiraz etmesi şartı kanunda aranmamıştır. Somut davada alacağın haksız fiilden kaynaklanan tazminat ödemesinin rücuen tahsiline ilişkin olup, zararın miktarı bilirkişi raporları ile saptandığından alacağın likit olmadığı kanaatine varılmakla icra inkar tazminatı talebinin reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; eldeki davanın Antalya 5.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına ilişkin olmasına rağmen arabuluculuk başvuru evrakında bu hususun belirtilmediğini, dava şartının yerine getirilmemesine rağmen mahkemece usulden ret kararı verilmediğini, kusur raporunun teknik inceleme içermediğini, diğer araç sürücüsünün hız durumu, kavşağa giriş şekli, yol ve çevre şartlarının değerlendirilmediğini, raporun yalnızca kaza tespit tutanağının tekrarından ibaret olup Yargıtay denetimine elverişli bulunmadığını, Yargıtay 17. HD içtihatlarına rağmen sinyalizasyon, geçiş üstünlüğü, hız azalımı, fren izi, tepe lambası ve kamera kayıtları yönünden bilirkişi incelemesi yapılmadığını, kazanın münhasıran alkol etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkin uzman heyetten rapor alınmadığını, mevcut bilirkişi kurulunun uzmanlık itibarıyla yetersiz olduğunu, maluliyet oranına ilişkin itirazlarının karşılanmadığını, çelişkilerin giderilmesi için ATK 3. İhtisas Kurulu’ndan rapor alınması gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, SGK’ya yapılan bildirimlerin araştırılmadığını, poliçe limitinin 330.000 TL olmasına rağmen limit aşımı gözetilmeden karar verildiğini, tahkim sürecinde müvekkilinin hiç bilgilendirilmediğini ve savunma imkânlarının kısıtlandığını, yaralananın emniyet kemeri takmaması nedeniyle en az % 50 müterafik kusur uygulanması gerekirken % 20 ile yetinildiğini, pasif dönem zarar hesabının hatalı olduğunu, araç kiralama nedeniyle işleten sıfatının kiracıya geçtiğini, KTK hükümleri gereği müvekkilin sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkili şirket yada çalışanının alkollü olmadığı ve kazaya da müvekkili şirketin sebebiyet vermediğini, aracı uzun dönem kiralayanın sebebiyet verdiği dikkate alındığında davanın müvekkili şirket aleyhine açılmasının mümkün olmadığını, müvekkil şirketin uzun yıllardır araç kiralama işiyle iştigal etmekte olup, .... plakalı aracı uzun süreli kira sözleşmesi ile ... isimli kişiye kiralamış olup, bu sözleşmenin de .. in de 2. Sürücü olarak imzası bulunduğunu, zira sözleşmenin 12.01.2017- 12.01.2018 tarihleri arasına ilişkin olup, 1 yıl süreli olduğunu, söz konusu cari hesap ekstresi incelendiğinde kiracılar tarafından kredi kartı ile ödemeler yapıldığının görüldüğünü, Yargıtay 17. HD 2015/3878 Esas - 2017/10061 Karar sayılı ilamı, 11. HD 2003/13798 Esas - 2004/8129 Karar sayılı ilamı, 4. HD 2004/7697 Esas - 2005/1387 Karar sayılı ilamı ile Yargıtay 17. HD 2005/813 Esas- 2005/İ150 Karar sayılı ilamlarının da “sözleşme ile uzun süreli olarak davalı şirket tarafından kiralanmış olması durumunda araç maliki olan kiralayan şirket hakkındaki davanın reddine, kiralayan davalı hakkında ise kabulüne karar verilmesi" yönünde kararlar verdiğini, tüm bu beyanları da dikkate alınarak KTK 95. maddesinin anayasaya aykırı olduğu değerlendirmesiyle Anayasa Mahkemesine bu kanun maddesinin iptali için başvurulmasını ve istiaf sebeplerinin kabulüne karar verilmesini istinaf sebepleri olarak ileri sürülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, Antalya 5.İcra Müdürlüğü’nün ....Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Zorunlu mali sorumluluk sigortasında sigortacının rücu hakkı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 95/2. maddesi ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nda düzenlenmiştir. Genel Şartların B.4. maddesinde; uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü araç kullanılması, sigortacının sigortalısına rücu sebepleri arasında sayılmıştır. Hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibarıyla sürücünün münhasıran alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekir. Diğer bir ifadeyle, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarına göre, sürücünün aldığı alkol oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından; mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik uzmanından oluşan bilirkişi kurulu marifetiyle olayın münhasıran alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediği, alkol dışında başka unsurların kazanın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığı saptanmalıdır. Olayın yalnızca alkolün etkisiyle meydana geldiğinin belirlenmesi halinde hasarın poliçe teminatı dışında kalacağı, aksi durumda davanın reddi gerektiği kabul edilmektedir. Davacı ... şirketi, gerçek zararı ödemekle yükümlü olup ancak bu zararı rücuen talep edebileceğinden, mahkeme tarafından zarar görenin olay nedeniyle meydana gelen maluliyet oranı ve maddi zararının tespit edilmesi gerekmektedir. (Bkz. Yargıtay 11. HD 2009/2375 Esas, 2010/8477 Karar) Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen 08.10.2020 tarihli bilirkişi raporunda; sürücü ...’in, meskun mahalde sevk ve idaresindeki otomobil ile seyri sırasında yaklaştığı sinyalize kavşaktan geçişi esnasında, kırmızı ışık ihlali yaparak yeşil ışıkta kavşağa giren araçla çarpıştığı, dikkatsiz, tedbirsiz ve kurallara aykırı davranışı nedeniyle asli kusurlu olduğu; sürücü ... in ise kazada herhangi bir kusurunun bulunmadığı belirtilmiştir. Nörolog bilirkişinin de yer aldığı bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen 08.12.2020 tarihli raporda, kazanın gece saatlerinde, aydınlatmalı, havanın açık ve zeminin kuru olduğu koşullarda meydana geldiği, .... in 1,50 promil alkol etkisi altında aracı muhtemelen hız limitlerini aşarak kullandığı, kırmızı ışık ihlali yaptığı, alkolün dürtü kontrol bozukluğu oluşturan aşırı cesaret verici (öfori) etkisinin yanı sıra dikkat, refleks ve motor koordinasyon üzerinde belirgin şekilde etkili olduğu, bu nedenle kazanın sürücülük becerilerinin kaybı sonucu münhasıran alkol etkisiyle meydana geldiğine yönelik kanaat bildirilmiştir. ....Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Araştırma ve Uygulama Hastanesinden alınan ....tarihli heyet raporunda, İlker Hocazade’nin 17.10.2017 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı olarak meydana gelen yürüyüş bozukluğu ve disk hernilerinin, 30.03.2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca yapılan değerlendirme sonucunda, kişide %24,56 oranında özre neden olduğu tespit edilmiştir. Aktüerya bilirkişisinin 26.08.2021 tarihli raporunda, zarar gören ... ’nin sürekli iş göremezlik zararının Yargıtay’ca kabul edilen genel tazminat ilkelerine göre; TRH-2010 Yaşam Tablosu, Progresif Rant Metodu, %10 artırma ve iskonto uygulanarak, işlemiş ve işleyecek dönemler itibarıyla yapılan inceleme sonucunda, davacı ... şirketinin ödeme yaptığı tarih itibarıyla 352.625,72 TL olarak hesaplandığı görülmüştür. Bu itibarla, kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana geldiği, davacının sigortalısına rücu etmekte haklı olduğu; ayrıca mahkemece alınan maluliyet ve aktüer bilirkişi raporlarında davacı tarafından mağdura ödenen tazminatın hesaplama yöntemi ve rayice uygun olduğu anlaşılmıştır. Sigortaya konu aracın uzun süreli kiraya verilmesi nedeniyle sigorta ettirenin işleten sıfatına sahip olup olmaması, sigorta ettiren ile kiracı arasındaki iç ilişkiyi ilgilendireceğinden, 2918 sayılı Kanun’un 95/2. maddesine dayalı olarak görülen rücu davası yönünden hüküm ifade etmez. (Bkz. Yargıtay HGK 2022/4-1129 Esas, 2023/1234 Karar) Pasif dönem hesabında asgari geçim indiriminin dahil edilmemesi, asgari ücretin dikkate alınmasında yasaya aykırılık bulunmadığı (Bkz. Yargıtay 4. HD 2022/1511 Esas, 2023/12838 Karar), zarar görene iş göremezlik tazminatı olarak 290.497,51 TL ödendiği, artan kısmın takip masrafları ve işlemiş faize ilişkin olduğu, poliçe limitinin 330.000,00 TL olduğu, ödenen miktarın poliçe limiti dahilinde bulunduğu, (Mahkeme tarafından gerçek zarar ve kusur durumunun incelendiği, bu nedenle Sigorta Tahkim Komisyonu dosyasının davalıya ihbar edilmemesinin hak kaybına yol açmadığı) arabuluculuk görüşmelerinin dava konusuna ilişkin olduğu ve icra dosya numarasının yazılmamasının sonucu etkilemeyeceği anlaşıldığından, Mahkeme tarafından davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 25.965,42 nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 6.495,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 19.470,42 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin İlk Derece Mahkemesince YAZILMASINA, 3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 04/06/2025 tarih 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi uyarınca parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktarı esas alınmak suretiyle 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.25/11/2025 ...