16. Hukuk Dairesi 2013/7389 E. , 2013/8404 K. MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Kadastro sonucunda 155 ada 2 parsel ve 159 ada 5 parsel sayılı sırasıyla 2644,68 ve 737,24 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı ... adına tespit ve tescil …
**16. Hukuk Dairesi 2013/7389 E. , 2013/8404 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Kadastro sonucunda 155 ada 2 parsel ve 159 ada 5 parsel sayılı sırasıyla 2644,68 ve 737,24 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı ... adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı ... ve arkadaşları, miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece, davacı tarafın yaklaşık bir yıllık süre içerisinde, dava açan mirasçılar dışındaki mirasçı ...'ün davaya icazetini usulüne göre sağlayamadığı ve kendisine tanınan hakkı kötüye kullanarak yargılamayı uzattığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Miras bırakanın ölüm tarihine göre terekesi elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi olup, davada taksime dayanılmamıştır. Elbirliği mülkiyeti, TMK'nın 701. maddesinde; “Kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti elbirliği mülkiyetidir” şeklinde tanımlanmıştır. Bu mülkiyet şeklinde mirasçıların tereke malları üzerinde belli payları olmayıp hakları taşınmazın tamamı üzerine yayılmış olduğundan terekenin tamamını kapsar. Aynı Kanunun 702. maddesinde de topluluk devam ettiği sürece tasarrufi işlemlerde tüm ortakların oybirliği ile karar vermeleri gerektiği belirtilmiştir. Dava açmak da tasarrufi bir işlemdir. Somut olayda dava, TMK'nın 640. maddesindeki koruma istekli davalardan olmayıp tapu iptal ve tescil istemi ile açıldığına göre bu nedenle taraf teşkilinin sağlanması bakımından dava koşulunun yerine getirilmesi zorunlu olup, bu şart yerine getirilmeden açılan davanın yürütülemeyeceğine ilişkin mahkeme gerekçesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Mirasçılardan biri veya birkaçının miras ortaklığı adına tek başına açmış olduğu davanın yürütülmesi ve sonuçlandırılması için dışarıda kalan mirasçıların açılmış bulunan davaya katılmaları sağlanmalı veya yöntemine uygun biçimde olurları alınmalı ya da TMK'nın 640. maddesi uyarınca miras ortaklığına temsilci tayini suretiyle dava yürütülmelidir. Ne var ki, Mahkemece davacı yana 26.04.2011, 27.10.2011 tarihli celselerde yalnızca mirasçılar Yusuf ve ...'ün davaya icazetlerinin sağlanması hususunda süre verilmiş, miras ortaklığına temsilci tayini hususunda süre verilmemiş, mirasçı ...'ün davaya icazeti sağlanmış ancak ...'ün icazeti sağlanamamış, tarihli celsede ise davacılar vekilinin miras ortaklığına temsilci atanması hususunda kendilerine süre verilmesi istemi reddedilmiştir. Hal böyle olunca; davacı yana verilen sürenin usule uygun olduğundan söz edilemeyeceğinden davacı yana miras ortaklığına temsilci atanması hususunda yeniden süre ve imkan verilmelidir. Mahkemece bu yön göz ardı edilip yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davacı ... ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 19.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.