T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:09/03/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:26/04/2022 DAVANIN KONUSU:Tazminat GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:09/03/2026 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACILARIN İDDİALARININ Ö…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:09/03/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:26/04/2022 DAVANIN KONUSU:Tazminat GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:09/03/2026 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACILARIN İDDİALARININ ÖZETİ: Davacılar vekili; ... Yapı Kooperatifi'nin 1992 yılında kurulduğunu, kooperatifin yönetim kurulu başkanlığını dönem dönem ... ve ...'ın yaptığını, ...'nın yönetim kurulu üyesi olduğunu, ... Yapı Kooperatifi'nin para ya da mallarını zimmetine geçirmek, görevlerini suistimal etmek, 1163 Sayılı Kanun'a ve TCK'ya aykırı ve haksız usulsüz eyleminden dolayı Antalya 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında açılan ceza davasında davalıların kooperatife verdikleri zarar ve ziyanlar sebebiyle 20/09/2015 tarihinde kooperatif genel kurul toplantısında alınan karar uyarınca denetim kuruluna dava açmak üzere yetki verildiğini, adı geçen yönetim kurulu üyelerinin davacı kooperatif ile hiç ilgisi olmayan kedi- köpek maması, baklava, tekel, balık alımı, gıda, yiyecek, içki, yemek masrafı, araç lastiği, akü, lastik kaplama, otobüs bileti, süs ve bakım gideri, mutfak masrafı vb. usulsüz harcamalar yaptıklarını, kooperatifin hak ve menfaatlerinin korunması için eldeki davanın açıldığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 15.000,00-TL alacağın yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline ve Antalya İl ve İlçelerinde davalıların adlarına kayıtlı gayrimenkullerin, trafik sicilinde adlarına kayıtlı vasıtaların, bankalardaki paraların 1163 sayılı kanuna tabi kooperatiflerindeki üyeliklerinin, bankalardaki paraların çekilmesinin, 3. kişilere devir ve temlikinin önlenmesi için ihtiyati tedbir konulmasını talep ve dava etmiştir. DAVALILARIN SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalılar ... ve ... tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; öncelikle Antalya 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin derdest olan ... Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasını, davanın hak düşürücü ve zaman aşımı süreleri geçtikten sonra açıldığını, ceza davasında sanık olarak yer alan yönetim kurulu üyeleri ... ve ... hakkında dava açılmadığını, bu hususun davacıların kötü niyetini gösterdiğini, dava konusu döneme ilişkin yönetim kurulu üyesi olmayan ... ve ... hakkında dava açılması usul ve yasaya aykırı olduğundan bu kişiler yönünden davanın reddini, denetim kurulunun yönetim kurulu üyesi olmayan ... hakkında dava açmaya hak ve yetkisi bulunmadığını, ...'ın fiilen kooperatifte çalışmadığı iddasının gerçek dışı olduğunu, adı geçenin kooperatifte gece bekçisi olarak istihdam edildiğini, fiilen çalışmış ise de, etik açıdan uygun olmayacağı düşüncesi ile sigorta ve ücret bedellerinin kooperatife düzenli olarak geri ödendiğini, kooperatifin bir zararının bulunmadığını, kooperatifte yapılan binaların sahiplerine sıva aşamasından sonra teslim edildiğini, bu aşamadan sonraki binaların boya, dolap, vs. işlemlerinden kooperatifin sorumlu olmadığını, ortağın isteği doğrultusunda haricen ... tarafından yapılan işlerden doğan ödemelerin kooperatife ilişkin ödemeler olmadığını, kooperatif ortaklarının malzemelere ilişkin borçlarını ... ve ...'ın ...'ndaki hesabına gönderdiklerini, bu paraları gönderirken açıklamada bulunulduğunu, bazı ortakların malzeme parası dışında aidat borçlarını da gönderdiklerini, bu durumda da aidat olarak gönderilen paraların aynı gün tahsilat makbuzu kesilerek kooperatif hesabına aktarıldığını, şahsi olarak kullanılmadığını, dolayısıyla haksız ve dayanaksız açılan bu davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. Davalı ... tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Antalya 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin derdest olan ... Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasını, hak düşürücü ve zamanaşımı süreleri geçtikten sonra davanın açıldığını, yönetim kurulu üyesi olan ve ceza davasında sanık olarak yer alan ... ve ...'ın davaya dahil edilmelerini, hiç bir zaman kooperatif yönetim kurulu üyesi olmadığını, kooperatifte gece bekçisi olarak çalıştığını, babası ...'ın kooperatif başkanı olması sebebiyle etik açıdan uygun olmayacağı düşüncesiyle sigorta ve ücret bedellerinin kooperatife düzenli olarak geri ödendiğini beyanla açılan davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Antalya 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin derdest olan ... Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasını, yönetim kurulu üyesi olması dışında eylem ve işlemlerde sorumluğunun olmadığını, tüm harcama ve belgelerin ... tarafından muhasebeye bildirildiğini, ayrıca kooperatif üyelerinin kooperatifin banka hesabı dışında hesaba para yatırmaları konusunda hiç bir katkısının ve kusurunun olmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "... davalı kooperatife yönetim kurulu üyesi olan ... ve ...'nın toplam zarar miktarı olan 429.615,20 TL'nin tamamından sorumlu oldukları davalı ... ...'ın ise hesabına yatan ve mal edindiği anlaşılan 398.682,85 TL yönünden ... ve ... ile birlikte müştereken ve mütesilsilen sorumlu olduğu, davalı ...'ın kendisi için SGK'ya yapılan ödemelerden kaynaklı olarak zararın 15.932,35 TL'sinden ... ve ... ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu anlaşılarak davanın kabulüne" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davalı ... vekili, katılma yolu ile davacılar vekili ve katılma yolu ile davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. ve ... K. sayılı davanın kabulü kararı, değerlendirmeye elverişli olmayan, eksik inceleme ile düzenlenlenmiş bilirkişi raporuna dayanan hukuka aykırı bir karar olduğunu, dava sürecinde ... kök rapor ve ... tarihli aynı kuruldan ek rapor alındığını, her iki rapora karşı itirazlarının Yerel Mahkemece ve bilirkişiler tarafından incelenmediğini, ... tarihli bilirkişi raporunun 2. sayfasında "V-Yapılan inceleme, tespit ve değerlendirme" bölümünün ilk paragrafında, dava dosyası ekinde, üye kayıt defteri, dava konusu dönemleri kapsayan çeşitli tarihlere ait tediye makbuz asılları, tahsilat makbuz asılları, yevmiye defter asılları, kebir defteri asılları, genel kurul toplantı tutanakları asılları, ... hesap dökümleri, gider pusulası asıllarının incelenmek üzere bulunduğunun kayıt altına alındığını, ancak ... tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde, bilirkişilerin tüm defter ve belgeleri incelemek yerine, davacı kooperatifin özel talebi ile hazırlanmış olan, resmi değeri ve bağlayıcılığı olmayan, kabul etmedikleri ve itiraz ettikleri S.M.M.Müşavir ... tarafından hazırlanan 02.06.2014 tarihli rapor ve Antalya 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyasından düzenlenen ve davalı müvekkili tarafından itiraz edilmiş bilirkişi raporu baz alınarak inceleme yapıldığını, ... tarihli raporun "A-Davacı Kooperatifin zararının hesaplanmasına ilişkin tespitler bölümü" nde; müvekkili tarafından kabul edilmemiş olan Ağır Ceza Mahkemesi raporu içeriğinin bilirkişlerce kabul edilerek hukuka aykırı ve eksik inceleme ile rapor düzenlendiğini, ayrıca bilirkişilerin, ilgili bölümün 3. maddesinde, kayıtların düzensiz ve sistemsiz olması nedeniyle incelenemediği, sadece resmi tahsil ve harcama belgeleri üzerinden inceleme yaptıklarını belirtmemelerinin de eksik ve hukuksuz inceleme yaptıklarının teyidi niteliğinde olduğunu, ... tarihli bilirkişi raporuna 15.02.2021 tarihli dilekçe ile itiraz ettiklerini, rapora itirazlarında bilirkişilerce, ... Bankası A.Ş. hesabına yatan aidat dökümlerini çıkardıkları, bu aidatların aynı tarihli makbuz kesilerek ve muhasebeleştirilmek amacı ile işlendiği yevmiye defterleri, kebir defteri ve üye kayıt defterlerinin incelenmediğinin belirtildiğini, incelenmiş olsa ... Bankası hesabına yatan aidatların ilgili muhasebe defterlerine işlenmiş olduğunun görüleceğini, raporda bilirkişilerin düzensiz tutulduğu gibi dayanaksız ifade ile defterleri incelememesinin hukukça kabul edilemeyeceğini, Mahkemece ... tarihli rapora karşı itirazları doğrultusunda aynı kuruldan ek rapor alınmasına karar verildiğini, aynı kurul tarafından düzenlenen ... tarihli raporda, itirazlarını cevaplamak ve kooperatif defterleri de inceleme konusu yapılmak yerine, kök raporun tekrar edildiğini, bu kez makbuzun dip koçanlarında yer alan aidat ödemelerinin makbuz numaraları da belirtilerek listelendiğini, ... tarihli raporda 4-8. sayfalarında dökümü yapıldığını, dökümü yapılan makbuzlar ile ilgili olarak, "..ödemeleri kök raporda yer alan ve ...&... hesabına yapılan ödemeler bulunmamaktadır. Makbuzlarda ödemeleri yapanların imzaları bulunmaktadır." şeklinde her koçan için ayrı ayrı aynı görüşlerde bulunduklarını, ... tarihli raporun 9-15. sayfalarında düzenlenen Tablo 2 ve Tablo-3'te makbuz numaraları ile belirtilen ödemeler ile ilgili olarak raporun 16. sayfasında, halen yargılama devam eden ve sonuçlanmamış olan Antalya 5. Ağır Ceza Mahkemesi dosyasında düzenlenen ve müvekkilinin itiraz etmiş olduğu raporun ısrarla baz alındığını, kök raporda incelemeye esas defter ve kayıtların düzenli olmadığını, tahsilat ve ödemelerin sağlıklı bir şekilde takip edilemediği ileri sürülerek kooperatif defterlerinin ısrarla incelenmediğini, müvekkili ...'ın, ... ve ... şubesi olmayan özellikle Avrupa ve ABD'de yaşayan üyelerin her yerde şubesi olan ... Bankası hesabı istemeleri ve kooperatifin ... Bankası'nda hesap açma yönünde genel kurul kararı almaması üzerine, üyelerin aidat yatırabilmek için üyelerin talebi üzerine o dönem eşi olan ... ile olan ortak hesabına aidat ödemesi yapıldığını, müvekkili ...'ın ... hesabına yatan aidat ile ilgili olarak aynı gün kendi imzası ile makbuz keserek muhasebeleştirildiğini, üye kayıt defterlerine ... Bankası ödemesi olduğunun işlendiğini beyan ettiklerini, müvekkili kooperatif binalarının inşasını gerçekleştirdiğini, genel kurullarda ibra edildiğini, yaptığı işlerin faturalarını da muhasebeye sunulduğunu, bilirkişilerce makbuzlarda kayda geçen ödemeler ile ilgili açıklama bulunmadığı yönünde hukuki dayanaktan yoksun tespit, noter onaylı üye kayıt defteri ile yevmiye defterlerinin incelememelerinden kaynaklandığını, bilirkişilerin kendilerine incelemek için sunulan noter onaylı üye kayıt defterini ve yevmiye defterlerinini incelemiş olsalar ... Bankası A.Ş. hesabına gönderilen üye aidatlarının tahsilat makbuzu kesildiğini, akabinde üye kayıt defterlerine ve yevmiye defterine işlenmek suretiyle kayıt altına alındığını ve mizan ve bilançolara bu aidat ödemelerinin kaydının yapıldığının tespit edebileceklerini, üye kayıt defterinin, her üyenin her ay ödediği aidatların işlendiği bir defter olduğunu, bilirkişilerin raporlarına resmi belge niteliği taşıyan bu defterleri incelediğine dair raporlarında hiçbir kayıt ve kanıt bulunmadığını, bu yönde 15.02.2021 tarihli itiraz dilekçesi ile ... tarihli bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde belirtildiği halde bilirkişilerce bilançonun, üye kayıt defteri ve yevmiye defterinin yine incelenmediğini, üyelerin tamamının Antalya'da olmayıp büyük çoğunluğunun Almanya, İngiltere, Amerika'da veya İstanbul, Ankara, Bursa, İzmir ve uzak illerde bulunduğunu, bilhassa yurt dışında olan üyelerin kooperatif hesaplarının bulunduğu ... Bankası veya ... şubelerinin o yıllarda özellikle Avrupa'da yoğun olmadığını, ... Bankası şubelerinin yoğun bulunduğundan dolayı aidatlarını ... Bankası hesabına göndermek istediklerini, müvekkili ...'ın da ... Bankası hesabına gelen bu aidat bedellerine tahsilat makbuzu düzenleyerek üye kayıt defterine ve yevmiye defterine işlediğini, raporun 17. sayfasında; "....Kooperatif ortağının önce davalıların şahsi banka hesabına ödeme yapması akabinde kooperatife gelip makbuzunu alması hem kooperatifçilik uygulamasına, hem de hayatın olağan akışı bağlamında izaha muhtaç bir durumdur. " beyanına karşılık; eğer bir üye "niye iki kez ödeme yapıyorum" diyerek itiraz etmeksizin, hem ... hesabına aidat yatırıp hem de aynı gün ... imzalı makbuz karşılığı elden aidat ödemesi yaparsa, esasen bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olacağını, tüm tahsilat makbuzlarının ... imzalı olduğunu, bilirkişilerin; ".... ve ...'a ait banka hesabına yapılan ödemelerin davalı ...'in iddia ettiği gibi ...'e avans verilmek şeklinde muhasebeye intikal ettirildiğini mevcut durumda kesin olarak söylemek mümkün görülmemektedir..." şeklindeki beyanın tamamen çelişkili bir beyan olduğunu, bu işlemlerde tahsilat makbuzlarına ... Bankası'na gelen para kaydı konmadığını ancak üye kayıt defterine ve yevmiye defterine işlendiğini, esas itibariyle incelenmesine gereken defterlerin her iki raporda da bilirkişiler tarafından ısrarla incelenmediğini, bu durumun tamamen hukuka aykırı olduğunu, tahsilat makbuzunun müvekkili adına olan ... Bankası hesabına üyelerce yatırılan aidatların muhasebeleştirilmesinin sağlanması amacıyla düzenlendiğini, bugüne kadar tüm beyanlarında ... hesabına yatan aidatlar ile ilgili düzenlenen tahsilat makbuzları elden tahsil edilmiş gibi düzenlendiğinin belirtildiğini, çünkü ... Bankası hesabının kooperatife ait olmadığını, bu nedenle kooperatife yatan aidat olarak makbuza kayıt düşülmediğini, ancak üye kayıt defterlerine ve yevmiye defterine ... Bankası hesabına yatan aidat olarak işlendiğini, kooperatifler için üye kayıt defteri dip tahsilat koçanlardan daha önemli olduğunu, yurt dışından ... Bankası hesabına aidat gönderen bir üye aynı ay borcu için aynı gün aynı miktarda parayı kooperatife gelerek elden aidat ödemesi olağan olarak kabul edilemeyeceğini, bu durumda Kooperatifin üyelerden hiç alacağı olmadığının kabul edilmesi ve huzurdaki davanın kooperatif tarafından açılmasının mümkün olmaması gerektiğini, zira üyelerden alacağı olmayan kooperatifin işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını, hiçbir üyenin ... Bankası'na yatan aidatlar ile ilgili kooperatif kayıtlarında borcu bulunmadığını, üyelerin ... Bankası hesabına yatan aidatlar ile ilgili Kooperatif kayıtlarına geçip geçmediğine dair bir şikayeti veya iddiası bulunmadığını, kooperatifin de ... Bankası hesabına yatan aidatlarla ilgili ... Bankası'na aidat gönderen üyeler aleyhine herhangi bir üyelikten çıkarma veya tahsilat işlemi bulunmadığını, davacı kooperatifin tüm makbuz ve koçanlar değerlendirildiğinde rapor doğrultusunda üyelerden alacağı bulunmadığından davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını, davacı kooperatif yönünden aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, husumet yönünden itiraz ettiğini, bilirkişilerin raporlarındaki tespitleri kabul anlamına gelmeksizin, 7 ciltlik tahsilat makbuzundaki ödemelerin kooperatife gelinip elden ödendiyse zaten kooperatif üyesi aidatını ödemiş olduğunu, bu ödemelerin üye kayıt defteri ve yevmiye defterine kayıtlı olmasının ve bilirkişiler tarafından raporlarında ödeme olarak kabul edilmesi karşısında üyelerin kooperatife aidat borcu bulunmadığını, dolayısı ile davacı kooperatifin işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını, üyelerin 2006-2012 yılları için her ay ödediği aidat miktarı ile varsa üyelerinin borç durumlarına ait belgelerin davacı kooperatiften talep edilmesini ve bu belgelerin ışığında bilirkişilerin noter onaylı üye kayıt defterlerini ve yevmiye defterlerini incelemelerini talep ettiklerini, bu belgeler ibraz edilmeyince bilirkişilerin kendilerine teslim edilen noter onaylı üye kayıt defteri ve yevmiye defterlerini incelemediklerini, eksik ve hatalı rapor düzenlediğini, kooperatifin ... hesabından müvekkili ...'ın ... Bankası hesabına 27.03.2006 tarihinde gönderilen 44.915,00-TL bedel "yevmiye defteri iş avansları hesabı"na kayıtlı olduğunun belirtildiğini, bilirkişilerce üye kayıt defteri ve yevmiye defteri incelendiğini, ... A.Ş. hesabına yatan aidatların kooperatif kayıtlarına işlendiğini ve muhasebeleştirildiğini göreceklerini, bilirkişi raporunun eksik inceleme ile düzenlenmesi ve hukuka aykırı olması yönünden kabul anlamına gelmeksizin, üyeler kooperatifi temsilen ...'a elden aidat ödemesi yapmış ise, biran için davacı kooperatifin davada talep ettiği bedeli tahsil ettiği düşünüldüğünde, bilirkişi raporunda ödemelerin tahsilat makbuzu düzenlenmiş ve imzalanmış haliyle kabul edilerek muhasebeleştirildiği tespit edildiğine göre, tahsil ettiği parayı nasıl muhasebeleştireceğini, davanın baştan itibaren hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı kooperatifin müvekkilinin hesabına aidat yatıran üyelerden alacağı bulunmadığını, dolayısı ile davacı kooperatifin davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı gibi bu yönde hukuka aykırı olarak haksız açılmış bir dava olduğunu, ... ve ... tarihli her iki rapor da çelişkiler ile dolu, eksik inceleme ve ön yargı ile düzenlenmiş raporlar olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. Davacılar vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemece 22.09.2015 tarihinde açılan davada yapılan yargılamada; dosya kapsamı ve bilirkişi raporlarına göre, davalıların 429.615,20-TL kooperatifin zararına sebep olduklarını, kooperatif yönetim kurulunun "KURUL" halinde faaliyet gösteren bir organ olduğunu, kooperatif yönetim kurulunun sorumluluğunun müteselsil sorumluluk olduğuna göre, kooperatif yönetim kurulunun suç teşkil eden eylemlerine iştirak eden, davacı kooperatifin zararına sebep olan, kamu davasında yargılanan ... ve ...'ın, ... ve ... ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, davanın kabulüne ilişkin, hüküm kurulduğu halde 429.615,20-TL tazminatın davalılar ..., ..., ..., ... 'dan (davalı ... ... yönünden 398.682,85-TL, ... yönünden 15.932,35-TL ile sınırlı olmak kaydıyla) ceza dosyası ve Yerel Mahkeme dosyasına aykırı karar verilmesinin kanuna ve hukuka aykırı olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. Davalı ... vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ün diğer davalı ...'ın eski eşi olduğunu, ...'ün kooperatif ile ilgili hiçbir işlemde aktif olarak resmi veya gayri resmi görev veya rol almadığını, davacı tarafın da böyle bir iddiasının bulunmadığını, davacı tarafın müvekkilinin sadece üyelerin aidat ödemek için kullandığı ... Bankası A.Ş. hesabında diğer davalı ... ile ortak hesap olması nedeniyle davalı olarak gösterildiğini, ... Bankası hesabında ortak hesap olarak ismi geçmesi haricinde davacı tarafın müvekkili davalı ...'e yönelttikleri bir suçlama ve beyan bulunmadığını, müvekkilinin ilgili hesapta ortak olmasının dava konusu işlemler ile ilgili olarak sorumlu olması anlamına gelemeyeceğini, bu nedenle davacı tarafından müvekkili ...'ün davalı olarak gösterilmesinin haksız ve Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından müvekkili tarafından davanın ... aleyhine kabul edilmesinın de hukuka aykırı olduğunu, ancak ayrıca kararın hukuka aykırı olması ile ilgili olarak aşağıdaki beyanları sunduklarını, Yerel Mahkeme kararının, değerlendirmeye elverişli olmayan, eksik inceleme ile düzenlenlenmiş bilirkişi raporuna dayanan hukuka aykırı bir karar olduğunu, dava sürecinde ... kök rapor ve ... tarihli aynı kuruldan ek rapor alındığını, ancak ... tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde, bilirkişilerin tüm defter ve belgeleri incelemek yerine, davacı kooperatifin özel talebi ile hazırlanmış olan, resmi değeri ve bağlayıcılığı olmayan, tarafımızca kabul edilmemiş-itiraz edilmiş olan ve S.M.M.Müşavir ... tarafından hazırlanan ... tarihli rapor ve Antalya 5.Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyasından düzenlenen ve diğer davalı tarafından itiraz edilmiş bilirkişi raporu baz alınarak inceleme yapıldığını, müvekkili tarafından kabul edilmemiş olan Ağır Ceza Mahkemesi raporu içeriği bilirkişlerce kabul edilerek hukuka aykırı ve eksik inceleme ile rapor düzenlendiğini, bilirkişilerce, ... Bankası A.Ş. hesabına yatan aidat dökümlerini çıkardıklarını, bu aidatların aynı tarihli makbuz kesilerek ve muhasebeleştirilmek amacı ile işlendiği yevmiye defterleri, kebir defteri ve üye kayıt defterlerinin incelenmediğinin belirtildiğini, raporda bilirkişilerin düzensiz tutulduğu gibi dayanaksız ifade ile defterleri incelememesi hukukça kabul edilemeyeceğini, aynı kurul tarafından düzenlenen ... tarihli raporda, kooperatif defterlerinin de inceleme konusu yapılmak yerine, kök raporun tekrar edildiğini, bu kez makbuz dip koçanlarında yer alan aidat ödemelerinin makbuz numaraları da belirtilerek listelendiğini, ... tarihli raporda 4-8. sayfalarında dökümünün yapıldığını, dökümü yapılan makbuzlar ile ilgili olarak, "..ödemeleri kök raporda yer alan ve ...&... hesabına yapılan ödemeler bulunmamaktadır. Makbuzlarda ödemeleri yapanların imzaları bulunmaktadır." şeklinde her koçan için ayrı ayrı aynı görüşlerde bulunduklarını, kök rapor ve ek raporun eksik inceleme ile düzenlenmiş olduğu yönünde, diğer davalı ...'ın ... Bankası A.Ş. hesabına yatan ve aynı gün ... tarafından düzenlenen makbuzlarda üyelerin imzaları bulunmadığının görüldüğünü, bu durumdan bilirkişilerin kooperatifin defter, makbuz ve kayıtlarının tamamının incelenmediğinin açıkça anlaşıldığını, davalı ...'ın ... hesabına yatan aidat ile ilgili olarak aynı gün kendi imzası ile makbuz keserek muhasebeleştirildiğini, üye kayıt defterlerine ... Bankası ödemesi olduğunun işlendiğini, bilirkişilerce makbuzlarda kayda geçen ödemeler ile ilgili açıklama bulunmadığı yönünde hukuki dayanaktan yoksun tespitin noter onaylı üye kayıt defteri ile yevmiye defterlerinin incelememelerinden kaynaklandığını, bilirkişiler kendilerine incelemek için sunulan noter onaylı üye kayıt defterini ve yevmiye defterlerinini incelese idiler ... Bankası A.Ş. hesabına gönderilen üye aidatlarının tahsilat makbuzu kesildiğini, akabinde üye kayıt defterlerine ve yevmiye defterine işlenmek suretiyle kayıt altına alındığını ve mizan ve bilançolara bu aidat ödemelerinin kaydının yapıldığını tespit edebileceğini, üye kayıt defteri, her üyenin her ay ödediği aidatların işlendiği bir defter olduğunu, bilirkişilerin raporlarına resmi belge niteliği taşıyan bu defterleri incelediğine dair raporlarında hiçbir kayıt ve kanıt bulunmadığını, bu durumun tamamen hukuka aykırı olduğunu, üyelerden alacağı olmayan kooperatifin işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını, hiçbir üyenin ... Bankası'na yatan aidatlar ile ilgili kooperatif kayıtlarında borcu bulunmadığını, üyelerin ... Bankası hesabına yatan aidatlar ile ilgili kooperatif kayıtlarına geçip geçmediğine dair bir şikayeti veya iddiası bulunmadığını, davacı kooperatif yönünden aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, davanın baştan itibaren hukuki dayanaktan yoksun bir dava olduğunu, davacı kooperatifin müvekkilinin hesabına aidat yatıran üyelerden alacağı bulunmadığını, dolayısı ile davacı kooperatifin davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını, bu yönde hukuka aykırı olarak haksız açılmış bir dava olduğunu, ... ve ... tarihli her iki rapor da çelişkiler ile dolu, eksik inceleme ve ön yargı ile düzenlenmiş raporlar olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, kooperatif yönetim kurulu üyelerinin kooperatifi zarara uğrattığı iddiasına dayalı zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 62/1. maddesinde yönetim kurulu üyelerinin görevleri belirtilmiş, yönetim kurulunun kooperatifin amaçlarının gerçekleşmesi ve ortakların çıkarlarının korunması ile ilgili olarak yasalara, ana sözleşme hükümlerine ve genel kurul kararlarına göre işleri titizlikle yürütecekleri ve kooperatifin başarısı ve gelişmesi yolunda gereken çabayı göstermekle yükümlü oldukları açıklanmıştır. 62/3. maddesinde ise yönetim kurulu üyeleri ve kooperatif memurları kendi kusurlarından ileri gelen zararlardan sorumludurlar hükmüne yer verilmiştir. Kural olarak yönetim kurulu üyeleri kooperatif adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulmazlar ise de; 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 98. maddesinin yollaması ile TTK'nın 336. maddesinde belirtilen hallerde kusursuz olduklarını ispat etmedikçe yöneticiler uğranılan zararlardan müteselsilen sorumlu olurlar. Bu bağlamda yönetim kurulu üyelerinin görevlerini ifaları sırasında bir zarar oluşmuşsa bu zararın üyelerin kusurlu eylemi sonucu meydana geldiğinin kabulü gerekir. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle “bekletici sorun” ve “ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesi için bağlayıcı olup olmadığı” hususunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “Bekletici sorun” başlıklı 165. maddesinde; "(1) Bir davada hüküm verilebilmesi, başka bir davaya, idari makamın tespitine yahut dava konusuyla ilgili bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılama bekletilebilir. (2) Bir davanın incelenmesi ve sonuçlandırılması başka bir davanın veya idari makamın çözümüne bağlı ise mahkeme, ilgili tarafa görevli mahkemeye veya idari makama başvurması için uygun bir süre verir. Bu süre içinde görevli mahkemeye veya idari makama başvurulmadığı takdirde, ilgili taraf bu husustaki iddiasından vazgeçmiş sayılarak esas dava hakkında karar verilir” düzenlemesine yer verilmiştir. Bu düzenleme gereğince bir davada hüküm verilmesi, başka bir davada incelenmekte ve kesin olarak karara bağlanacak olan bir hukukî ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise, o davanın sonuçlanması beklenmek üzere yargılama ertelenebilir. Hâkim, o davanın sonuçlanmasını kendi bakmakta olduğu dava için bekletici sorun yapabilir. Bilindiği üzere ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesinde görülmekte olan davaya etkisi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesinde düzenlenmiş olup; hukuk hâkimi, ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında ilke olarak bağımsız kılınmıştır. Bu ilke, ceza kurallarının kamu yararı yönünden bir yasağın yaptırımını; aynı uyuşmazlığı kapsamına alan hukuk kurallarının ise kişi ilişkilerinin Medeni Hukuk alanında düzenlenmesi ve özellikle tazmin koşullarını öngörmesi esasına dayanmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesinde; “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz” şeklinde yer almaktadır. Bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen beraat kararının, kusur ve derecesinin, zarar tutarının, temyiz gücü ve yükletilme yeterliğinin ve illiyet gibi esasların hukuk hâkimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Hukuk hâkiminin yukarıda açıklanan bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Gerek öğretide ve gerekse Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hâkiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hâkiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hâkimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusunda kesinleşmiş kabul bulunması hâlinde, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı kooperatifin eski yöneticileri hakkında güveni kötüye kullanma ve zimmet suçlarından Antalya 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyasında yargılaması devam eden ceza davasında sübuta eren maddi olguların TBK’nın 74. maddesi uyarınca hukuk mahkemesini bağlayıcı mahiyette olduğu ve kooperatif eski yöneticilerinin ilgili ceza dosyasında işbu hukuk uyuşmazlığına konu eylemleri nedeniyle de yargılanıyor olmaları nedeniyle ceza davasının sonucunun beklenmesinde hukuki yarar bulunduğu açıktır. (Bknz. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2022/4402 Esas ve 2023/3717 Karar sayılı ilamı) İlk Derece Mahkemesince; "... Her ne kadar davalılar tarafından ceza dosyasının bekletici mesele yapılması talep edilmiş ise de; yukarıda da belirtildiği gibi Kooperatif Yönetim Kurulu Üyeleri ceza davasında delil yetersizliği nedeniyle görevi kötüye kullanma ve zimmet suçlarından beraat etseler bile, bu kararın hukuk hakimini bağlamayacağı, bu üyeler usulsüz ve belgesiz harcama yapmışlar ise, hukuken sorumlu tutulacaklarına dair prensip dikkate alındığında ceza davasında toplanan tüm deliller, bilirkişi raporu birlikte değerlendirilerek inceleme yapılıp rapor alınmasının yerinde olduğu, dolayısıyla bekletici mesele yapılmasının zorunlu olmadığı kanaatine varılmıştır." gerekçesi ile Ağır Ceza Mahkemesinin dosyasının sonucu beklenilmemiştir. Eldeki dava dosyasında davalılar, ceza dosyasında şüpheli durumundadırlar. Ceza yargılamasına konu olan ve zarar olarak açıklanan ödemeler Yerel Mahkeme dosyasında da zarar kapsamında dava konusu yapılmıştır. Buna göre; davada zarar konusu olarak gösterilen kalemler ceza mahkemesinde yargılama konusu yapıldığından, ceza yargılamasında bu kalemler ile ilgili yapılacak maddi vakıa tespiti hukuk mahkemesini bağlayacaktır. Açıklanan sebeplerle İlk Derece Mahkemesince; aynı davalılara karşı, aynı vakıalara dayalı Antalya 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... E. sayılı dava dosyasının halen derdest olduğu, TBK'nın 74. maddesi hükmüne göre, ceza dosyalarında verilen beraat kararı ile kusur, hukuk hakimini bağlamasa da ceza dosyasındaki kesinleşen maddi vakıa tespitinin bağlayacı olması gözetilerek Yerel Mahkemece HMK’nın 165. maddesine göre ceza davası bekletici sorun yapılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekli iken bekletici mesele yapılmaksızın davanın esası hakkında karar verilmesi isabetli olmamıştır. Davacı kooperatif yöneticileri hakkında Antalya 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyasında işbu davanın istinaf aşamasında olduğu dönemde ek bilirkişi raporu alındığı ve ilgili raporun dosyamıza sunulduğu, raporun tetkikinden davalı kooperatif yöneticileri tarafından yapılan usulsüz işlemler sebebiyle ceza yargılaması sırasında alınan ilk bilirkişi raporunda belirlenen zarar miktarının, Yerel Mahkemece dosya kapsamına alınan ve bilirkişilerce değerlendirilen rapora göre farklı olduğu, dolayısıyla ceza mahkemesinde alınan zarar miktarına ilişkin bilirkişi raporu ile çelişkili olduğu, yine dosya kapsamına alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında; davalı ... ve ... 'ın ... Bankası hesabına gönderilen aidat bedellerinin tahsilat makbuzu düzenlenerek üye kayıt defterine ve yevmiye defterine işlediğini savunulmuşsa da bu makbuzların imzalı olması sebebiyle kooperatif ortağının önce davalıların şahsi banka hesabına ödeme yapması akabinde kooperatife gelip makbuzunu almasının kooperatifçilik uygulaması bakımından izaha muhtaç bir durum olduğu belirtilmişse de davalı ... tarafından istinaf dilekçesine ekli olarak dosya kapsamına sunulan imzasız tediye makbuzlarının da bulunduğu, bu bağlamda davalı yanın bu hususa ilişkin itirazlarının üye kayıt defterindeki kayıtların da incelenmek suretiyle değerlendirilmesi gerekli iken tahsilat ve ödemelerin sağlıklı bir şekilde takip edilemediği gerekçesi ile eksik değerlendirme içeren raporun hükme esas alınması isabetli olmamıştır. Açıklanan sebeplerle İlk Derece Mahkemesince yapılacak iş; maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşıyacağından ceza mahkemesi kararının bekletici mesele yapılması, akabinde hükme esas alınan bilirkişi raporları ile ceza dosyasındaki tüm delilerin ve bilirkişi raporlarının da değerlendirildiği yeni bir heyetten bilirkişi raporu alınarak, tarafların bilirkişi raporlarına itirazları da değerlendirilmek suretiyle düzenlenecek raporda kooperatif tüm defter kayıtlarına göre davalıların yönetimde olduğu dönemlere göre sorumluluğunu gerektiren hususlar bulunup bulunmadığının tespiti ile kararın gerekçesinde davalıların sorumluluklarının hukuki niteliği de ayrı ayrı değerlendirilmek ve kazanılmış hak ilkesi de nazara alınarak oluşacak sonuç dairesinde karar tesisinden ibarettir. Ayrıca, davalı ...'nın nüfus kaydının incelenmesinden dosya istinaf aşamasındayken 25/05/2024 tarihinde öldüğü anlaşılmıştır. Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde TMK'nın 27/1. maddesi gereğince ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur. Bu nedenle, davaya ölen tarafa karşı veya onun tarafından devam edilmesine imkan yoktur. Ölü kişi adına hüküm kurulamaz. Yalnız öleni ilgilendiren yani mirasçılara geçmeyen haklara ilişkin davalar tarafın ölümü ile konusuz kalır. Yalnız ölen tarafı ilgilendirmeyen, yani mirasçıları da ilgilendiren, mirasçıların malvarlığı haklarını etkileyen davalar tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Bu davalara, ölen tarafın mirasçıları tarafından veya ölen tarafın mirasçılarına karşı devam edilir. Öte yandan; yargılama sırasında taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen tarafın ehliyeti sona ereceğinden, ölen tarafın vekili varsa ölüm ile vekalet ilişkisi de kural olarak sona erer (TBK'nın 43/1 ve 513/1. maddeleri). Vekilin davaya devam etmesi mümkün olmayıp, sadece bu kişinin mirasçıları tarafından davaya devam edilebilir. Somut olayda; davalı ...'nın dosya istinaf aşamasındayken 25/05/2024 tarihinde vefat ettiği anlaşıldığından, öncelikle vefat eden davalının nüfus kaydının incelenerek, mirasçılarına usulüne uygun tebligat yapılıp, mirası reddetmeyen mirasçılarının mecburi dava arkadaşı olarak yöntemince davaya katılımı sağlanmak, mirasçılar davayı birlikte takip etmekten kaçınırlarsa, terekeye temsilci tayin ettirmek suretiyle taraf teşkili sağlandıktan sonra, ortaya çıkacak sonuca göre esas hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir. Sonuç olarak; davalılar vekilinin istinaf başvurularının esastan kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, kaldırma kararının içeriği nazara alınarak davalıların sair istinaf sebeplerinin, davacılar vekilinin istinaf isteminin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalılar vekilinin İlk Derece Mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının ayrı ayrı ESASTAN KABULÜNE, 2-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/04/2022 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE, 4-İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırıldığından davalıların sair istinaf nedenlerinin ve davacılar vekilinin istinaf nedenlerinin şimdilik incelenmesine YER OLMADIĞINA, 5-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harçlarının İlk Derece Mahkemesince talebi halinde taraflara İADESİNE, 6-İstinaf edenler tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde yapılacak yargılama sonucunda dikkate ALINMASINA, 7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 8-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesi'nce ilgiliye İADESİNE, 9-Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.09/03/2026 ...