T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:31/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Alanya Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:31/01/2023 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:31/12/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Başkanın görüşü değerlendirildi. GEREĞİ …
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:31/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Alanya Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:31/01/2023 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:31/12/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Başkanın görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; davacının ...’nın ... Bankası’ndan çekmiş olduğu krediye kefil olduğunu, söz konusu kredi borcunu borçlu ... ödemediği için kefil olarak vekil eden tarafından ... Bankası’nın ... hesap numarasına yatırmak sureti ile ödendiğini, davacının kefil olarak kredi borcunu ödediği banka dekontları ile sabit olduğunu, bunun üzerine davacının kefil olarak yaptığı ödemenin asıl borçlu ...’dan tarafına rücusu için Alanya İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasından ilamsız icra takibi başlatıldığını, davacının banka dekontları ile sabit olarak ... Bankası’na yaptığı 448.403,67 TL ödeme, 104.904,40 TL işlemiş faiz, toplam 553.308,07 TL alacağı için başlatılan ilamsız icra takibine borçlu ... vekil edenle arasında sözleşmeden veya kanundan doğan bir borç ilişkisi bulunmadığı iddiasıyla söz konusu takibe, borca, işlemiş ve işleyecek faize ve tüm ferilere itiraz etmiş bu sebeple de takibin durdurulduğunu belirterek Alanya İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili; davalı ile dava dışı arasında akdedilen kredi sözleşmesinin ticari olup olmamasının önemli olmadığını, davacı ile dava dışı banka arasında akdedilen kefalet sözleşmesinin genel hükümlere tabi olduğunu, kefilin bu doğrultudaki rücu hakkı da genel hükümlere tabi olacağından eldeki davanın genel asliye hukuk mahkemelerinde halli gerektiğini, kefelet sözleşmesinin geçersiz olduğunu, davacının müteselsil kefil olduğunu, buna göre alacaklı dava dışı banka, asıl borçlu davalının ifada gecikmesi üzerine yaptığı ihtarın sonuçsuz kalmasından sonradır ki, davacı müteselsil kefile başvurabileceğini, dava konu olayda ise bu husus gerçekleşmeden davacı müteselsil kefil borcu ödediğini, bu sebeple rücu hakkı bulunmadığını davacı takipten önce davalıyı temerrüde düşürmediğinden takipten önce faiz talep edemeyeceğini, davaya konu kredi hukuken davalı adına çekilmişse de; davalının kayın babası dava dışı ... ve kayın biraderi ...'a kredi çıkmadığından fiilen onlar kullandığını, krediye teminat olarak Antalya İli Alanya İlçesi ... Mahallesi ... Ada ... Parsel kayıtlı taşınmaz üzerine rehin şerhi konulmuş; ardından anılan taşınmaz davacıya devredildiğini, davacıya devredilen taşınmaz; davacının kefil olmasına karşılık, ödemesi muhtemel krediye teminat olarak yine davacıya devredildiğini, anılan taşınmazın güncel değeri 12 milyon TL'den fazla olup davacının ödediğini iddia ettiği kredi miktarından onlarca kat fazla olduğunu, belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "... davacı kefil dava dışı bankaya yaptığı ödemelerin rücuen tahsili istemi ile ilamsız takiplere mahsus icra takibi yapmış, itiraz üzerine itirazın iptali istemi ile dava açmıştır. Kefalet nedeniyle ödenen paranın rücuan tahsiline ilişkin davalar 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1-f. ve 7. maddelerine göre ticari dava olması, mahkememizin görevli olması nedeni ile dava esastan incelenmiştir. Kefil, alacaklıya ifada bulunduğu ölçüde, onun haklarına halef olur. Davacının varsa alacağın tespiti için dosya bankacı bilirkişiye tevdi olunmuş, Bilirkişi ...'nün 20/11/2022 tarihli raporuna göre; davacının asıl alacağı takip tarihi itibariyle 381.080,00TL'dir. Kefalete ilişkin tüm yasal kuralların, kefilin kefaleti altındaki borçtan alacaklıya karşı sorumluluğunu yerine getirmesine olanak tanıyacak ve ancak, kefili olduğu borçluya karşı mağduriyetini de önleyecek şekilde yorumlanması zorunlu olması nedeni ile davacının talepte bulanabileceği sonucuna varılmıştır. İtirazın iptali davasında taleple bağlılık ilkesi uyarınca harçlandırılmış ana para üzerinden karar verilir, harçlandırılmayan ve talep edilmeyen işlemiş faiz için karar verilemeyecek olması nedeni ile denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kefalet sözleşmesinin de diğer sözleşmelerdeki genel şartlarla birlikte özel olarak ayrıca TBK'nın 583. maddeye göre yazılı şekilde yapılması, kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihinin ve kefaletin müteselsil olması durumunda kefilin söz konusu hususları kendi el yazısıyla yazmasının şart olduğunu, ayrıca TBK'nın 584. maddesi uyarınca kefilin eşinin rızasının da geçerlilik şartı olduğunu, bunlardan herhangi birinin eksikliği halinde kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu, 20/11/2022 tarihli bilirkişi raporunda taraflar arasındaki akdi ilişkinin incelenmesi ve değerlendirilmesi kısmında davacının kefil imzası bulunmakla birlikte imzası yanında kefalet tarihi, kefalet tutarı ve kefalet türünün yazılı olmadığının tespit edildiğini, bundan başka kefilin eşinin imzasının bulunmadığını, davacının kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığını, davanın reddi gerektiğini, müteselsil kefilin düzenlendiği TBK'nın 586. Maddesinde kefilin müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmesi halinde alacaklının borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebileceğini ancak bunun için borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerektiğini, somut olayda alacaklı dava dışı bankanın asıl borçlu davalının ifada gecikmesi üzerine yaptığı ihtarın sonuçsuz kalmasından sonra ancak müteselsil kefile başvurması gerekirken bu husus gerçekleşmeden davacı müteselsil kefilin borcu ödemiş olmasının müvekkilini bağlamayacağını, davaya konu alacak miktarının ayrıntılı hesap yapılarak ortaya çıkarıldığını, bu nedenle alacağın likit olmadığını, müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmemesi gerektiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, genel kredi sözleşmesi uyarınca kefil sıfatıyla alacaklıya yapılan ödemenin asıl borçludan rücuen tahsili için girişilen icra takibine yapılan vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Kefilin asıl borçluya rücu hakkının kaynağı TBK'nın 596. maddesidir. Kefil, yaptığı ödeme oranında alacaklının haklarına halef olması sebebiyle rücu hakkı elde etmektedir. Böylece halefiyet ve rücu hakkı biri diğerinin sonucu olan iki farklı hukuki ilişki doğmaktadır. Kanuni halefiyet ilişkisi kefil ile alacaklı arasında, rücu ilişkisi ise kefil ile borçlu arasında söz konusu olup, kefil ödediği borç nispetinde alacaklı durumuna geçerek asıl borçluyu takip edebildiği gibi ödediği miktarı alacaklının yerine geçerek borçludan talep hakkını elde edecektir. Davalının kredilerinin vadelerinde ödenmemesi nedeniyle dava dışı banka tarafından tüm kredilerin 24/01/2018 tarihi itibarıyla kat edilerek davacı ve davalıya ihtarname tebliğ edildiği, akdi ilişkinin sona erdirilmesi nedeniyle kredi borcunun muaccel hale geldiği ve davacının TBK'nın 596. maddesi hükmü uyarınca kefil sıfatıyla ödediği tutarı rücu hakkı doğduğu anlaşılmıştır. HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda somut uyuşmazlıkta davacının davalının kredi borcuna karşılık kefil sıfatıyla 381.080,00 TL ödeme yaptığının tespit edildiği, bu miktar üzerinden asıl borçlu davalıya rücu hakkı bulunduğu, alacağın likit olması nedeniyle davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 26.031,57 TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 6.507,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 19.523,67 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin İlk Derece Mahkemesince YAZILMASINA, 3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 04/06/2025 tarih 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi uyarınca parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktarı esas alınmak suretiyle 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 31/12/2025 ...