Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 04.09.2014-05.11.2016 tarihleri arasında davalıların Cezayir'deki şantiyesinde kamp amiri olarak çalıştığını, 05.11.2016 tarihinde iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini, günde 16 saat çalıştığını, 2016 yılından hak ettiği 13 günlük iznini kullanamadığını, ulusal bayram ve dinî bayram günlerinde çalıştığını, ücretin eksik ödendiğini, ayrıca davacının sözleşmesinin fesih tarihinden önceki son üç aylık ücretinin ödenmediğini belirterek kıdem ve ihbar tazm
DAVA KONUSU: Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 04.09.2014-05.11.2016 tarihleri arasında davalıların Cezayir'deki şantiyesinde kamp amiri olarak çalıştığını, 05.11.2016 tarihinde iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini, günde 16 saat çalıştığını, 2016 yılından hak ettiği 13 günlük iznini kullanamadığını, ulusal bayram ve dinî bayram günlerinde çalıştığını, ücretin eksik ödendiğini, ayrıca davacının sözleşmesinin fesih tarihinden önceki son üç aylık ücretinin ödenmediğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil, yıllık ücretli izin ve ücret alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. KARAR: Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacının ücret miktarı ile fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarına hak kazanıp kazanmadığı, hak kazanmışsa bu alacakların hesabı ve işverence karşılığının ödenip ödenmediği, zamanaşımı, ıslah ve harç noktalarında toplanmaktadır. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş ve işyerinden çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır. Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkân dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez. Çalışma sürelerinin ispatı noktasında işverene karşı dava açan tanıkların beyanlarına ihtiyatla yaklaşılması gerekir. Fazla çalışma alacağının ispatında salt menfaat birlikteliği olan tanık beyanlarıyla sonuca gidilemez. Bununla birlikte başkaca delil ya da olgularla desteklenen bu tür tanık beyanlarına itibar edilmelidir. Bu çerçevede; işin ve işyerinin özellikleri, davalı tanıklarının anlatımları, iş müfettişinin düzenlediği tutanak veya raporlar ve aynı çalışma dönemi ile ilgili olarak söz konusu alacağın varlığına ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararları gibi hususlar başkaca delil ya da olgular olarak değerlendirilebilir. Somut uyuşmazlıkta; davacı davalı işyerinde fazla çalışma yaparak çalışmasına rağmen karşılığı ücretin ödenmediğini iddia etmiş, iddiasını ispat amacıyla tanık deliline dayanmıştır. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı tanık beyanlarına göre davacının fazla çalışma süresi tespit edilmiştir. Dinlenen davacı tanıklarının davalı işverene karşı işçilik alacakları ile ilgili dava açtığı konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Menfaat birliği bulunan tanık beyanlarına ihtiyatla yaklaşılması ve yukarıda belirtilen ilke uyarınca tanık beyanlarının başkaca delil ya da olgularla desteklenmesi aranmalıdır. Davacının yaptığı işin niteliği, işin gerektirdiği çalışma düzeni, dava dosyasındaki başka çalışana ait puantaj kayıtları, emsal dava dosyaları ve davacı tanıklarının beyanları hep birlikte değerlendirildiğinde; davacının ayda iki hafta haftanın altı günü, diğer iki hafta ise haftanın yedi günü ara dinlenme süresinin düşülmesi ile günlük 9 saat fiilî çalışmasının bulunduğunun kabulü dosya kapsamına uygun düşecektir. İlk Derece Mahkemesince davacının bu çalışma düzenine göre tespit edilecek fazla çalışma süresi üzerinden fazla çalışma ücretinin hesaplanması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.