T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1066 - 2025/2015 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1066 KARAR NO : 2025/2015 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla) TARİHİ : 07/12/2023 NUMARASI : 2017/26 Esas - 2023/688 Karar DAVA…
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1066 - 2025/2015 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1066 KARAR NO : 2025/2015 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla) TARİHİ : 07/12/2023 NUMARASI : 2017/26 Esas - 2023/688 Karar DAVACI : GN DENİZCİLİK VE ACENTELİK LİMİTED ŞİRKETİ - ... VEKİLLERİ : Av. ... - Av. ... - Av. ... DAVALI : POLİPORT KİMYA SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - ... VEKİLLERİ : Av. ...- Av. ... DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 16/05/2017 KARAR TARİHİ : 26/11/2025 KR. YAZIM TARİHİ : 01/12/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin işletmeciliğini yaptığı ... IMO numaralı “LADY JASMIN” isimli geminin tüm hazırlıklarının ve yüklemesinin tamamlanmasını müteakiben 13/01/2017 günü saat 10:30’da kalkışa hazır hale geldiğini fakat İzmit Liman Başkanlığı’nın Poliport Limanı kara F/O tanklarından yakıt sızıntısı oluştuğunu, akabinde İzmit Körfezinde deniz kirliliği yaşandığını ve İzmit Körfezi’nin gemi trafiğine kapatıldığını bildirdiğini; bu sebeple geminin kalkışına müsaade edilmediğini; söz konusu kirlilik nedeniyle bahse konu geminin borda ve karinasında da kirlilik oluştuğunu, 14/01/2017 günü saat 14:00’da geminin borda temizliğinin kısmen yapıldığını, rıhtım tarafında kalan borda yüzeyinin temizliği için kılavuz kaptan nezaretinde aynı gün saat 18:04’te Yarımca Tehlikeli Yük sahasına demirlendiğini, borda temizliğinin aynı gün saat 21:00’da tamamlandığını, geminin 14/01/2017 günü saat 23:20’de seferine devam edebildiğini, bu nedenle 13/01/2017 günü saat 10:30 ile 14/01/2017 günü saat 23:20 arasında davalıdan kaynaklanan kirlilik hadisesi ile zaman kaybı yaşandığı gibi temizleme işlemleri için fazladan masraf yapıldığını, müvekkilinin armatör denetim ücreti 1.800 USD, off-hire zararı 8.650 USD ve acente masrafları 1.050 USD olmak üzere toplam 13.500 USD olduğunu, kirliliğin davalıdan kaynaklandığı tespit edildiğinden oluşan zararın tazmini için Üsküdar 9. Noterliğinden ihtarname gönderildiğini, ihtarnamenin tebliğ edildiği fakat bir sonuç alınamadığını beyan ile söz konusu alacağın 04/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; zarara neden olan olayın müvekkili şirketten kaynaklanmadığını, bunun bilimsel raporlar ile tespit edildiğini, oluşan petrol sızıntısının iddia edildiği gibi Körfez’de görülen geniş çaplı kirliliği yaratmasının mümkün olmadığını, müvekkili şirket limanı ile davacının zarara uğradığını iddia ettiği liman arasında 8 adet başka liman ve kilometrelerce mesafe olduğunu, bu alan içerisinde ve limanlarda kirlilik tespiti veya ihbarın yaşanmadığını, oluşan kirliliğin kaynağının farklı olduğunu, davacının dava konusu zararının tespitinde kendi çalıştırdığı Artı Deniz Sörvey ve Mümessillik Ltd.’nin verilerine dayandığını, dolayısıyla müvekkili şirketin zarardan sorumlu tutulamayacağını beyan ile davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... Davanın KABULÜ İLE, 13.500,00-USD (Amerikan Doları) alacağın 04.03.2017 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre kamu bankalarınca USD cinsi yabancı paraya uygulanacak en yüksek faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine ... " karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının huzurdaki dava yönünden dava takip ehliyeti bulunmadığından öncelikle dava takip ehliyeti (aktif husumet) yokluğu nedeniyle ve de davacı 5312 sayılı kanun kapsamında oluşturulan zarar tespit komisyonu'na taraf olarak talepte bulunmadığından usulden reddi gerektiğini, yerel mahkeme tarafından davacının zarar tespit komisyonundan usulüne uygun alacak talebinde bulunmamış olduğu hususu ve itirazları hiçbir şekilde nazara alınmadığını ve değerlendirme yapılmadığını, eksik inceleme ile usul ve yasaya aykırı karar verildiğini; ayrıca, davaya konu kirlilik müvekkil şirketten kaynaklanmadığını, öte yandan; davacı somut olayda meydana geldiğini iddia ettiği zararın tespiti amacıyla “Artı Deniz Sörvey Ve Mümessillik Ltd. Şti.”ne başvurarak ücret karşılığında bir sörvey raporu aldırmış, işbu davaya konu talep ve iddiaların; özel bir şirketten, ücret karşılığı davacı tarafından alınmış bulunan rapora dayandırılmış olması ve hüküm tesisinde sözkonusu rapora itibar edilmiş olması da açıkça hakkaniyete ve usule aykırı olup; davacı davasına konu ettiği zarar iddiasını hiçbir surette ispatlayamadığını beyan ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinafa cevap ve katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili aktif dava ehliyetini haiz olup davalı tarafın aksi yöndeki iddiaları, zarar tespit komisyonuna başvuru ile ilgili istinaf sebeplerinin hukuki dayanağı bulunmadığını, dava konusu kirliliğe davalı Poliport sebep olduğunu, yerel mahkeme dosyasında alınan bilirkişi raporları ile bu husus tespit edilmiş ve davalı taraf, davacı/müvekkilin uğradığı zararı tazmin etmekle yükümlü bulunduğunu; ayrıca, yerel mahkemenin vekalet ücretinin belirlenmesinde hesap hatası olduğunu, mahkeme hükmünde tahsiline karar verilen yabancı para alacağının, karar tarihi itibariyle Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden Türk Lirası karşılığı esas alınarak davacı lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğine dair hüküm kurulduğunu, bu doğrultuda Yerel Mahkemece tahsiline karar verilen 13.500,00 USD tutarındaki alacağın karar tarihi olan 07.12.2023 tarihli Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden Türk Lirası karşılığı esas alınarak vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, Yerel Mahkeme kararına karşı yalnızca davacı lehine hükmedilen vekalet ücreti yönünden itirazlarını beyan ile davacı lehine hükmedilen vekalet ücreti yönünden hüküm kısmının düzeltilmesine, karar verilmesini, talep etmiştir. DELİLLER: Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi (Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla) 07/12/2023 Tarih - 2017/26 Esas - 2023/688 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; davalıdan kaynaklandığı iddia edilen deniz kirliliği hadisesi nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş karara karşı davalı vekili ile katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Dosyanın incelemesinde; Davacının işletmeciliğini yaptığını iddia ettiği 9106974 IMO numaralı “LADY JASMIN” isimli geminin tüm hazırlıklarının ve yüklemesinin tamamlanmasını müteakiben 13/01/2017 günü saat 10:30’da kalkışa hazır hale geldiğini fakat İzmit Liman Başkanlığı’nın Poliport Limanı kara F/O tanklarından yakıt sızıntısı oluştuğunu, akabinde İzmit Körfezinde deniz kirliliği yaşandığını ve İzmit Körfezi’nin gemi trafiğine kapatıldığını bildirdiğini; bu sebeple geminin kalkışına müsaade edilmediğini; söz konusu kirlilik nedeniyle bahse konu geminin borda ve karinasında da kirlilik oluştuğunu, 14/01/2017 günü saat 14:00’da geminin borda temizliğinin kısmen yapıldığını, rıhtım tarafında kalan borda yüzeyinin temizliği için kılavuz kaptan nezaretinde aynı gün saat 18:04’te Yarımca Tehlikeli Yük sahasına demirlendiğini, borda temizliğinin aynı gün saat 21:00’da tamamlandığını, geminin 14/01/2017 günü saat 23:20’de seferine devam edebildiğini, bu nedenle 13/01/2017 günü saat 10:30 ile 14/01/2017 günü saat 23:20 arasında davalıdan kaynaklanan kirlilik hadisesi ile zaman kaybı yaşandığı gibi temizleme işlemleri için fazladan masraf yapıldığını, zaranının armatör denetim ücreti 1.800 USD, off-hire zararı 8.650 USD ve acente masrafları 1.050 USD olmak üzere toplam 13.500 USD olduğunu, kirliliğin davalıdan kaynaklandığı tespit edildiğinden oluşan zararın tazmini için Üsküdar 9. Noterliğinden ihtarname gönderildiğini, zararın tazmin edilmemesi üzerine eldeki davayı açtığı, Mahkemece davanın kabulüne karar verildiği, kararın davalı tarafından istinaf edildiği görülmektedir. Gemi İşletme Müteaahhiti TTK.m.1061/2'de düzenlenmiştir. Kendisinin olmayan bir gemiyi menfaat sağlamak amacıyla suda kendi adına bizzat veya kaptan aracılığıyla kullanan kişi, üçüncü kişilerle olan ilişkilerinde donatan sayılır. Malik, geminin işletilmesinden dolayı gemi alacaklısı sıfatıyla bir istemde bulunan kişiyi, bu işletilme malike karşı haksız ve alacaklı da kötüniyet sahibi olmadıkça, hakkını istemekten engelleyemez. Davacı tarafından, dava açılırken iddia ve beyanlarında kendisinin gemi işletme müteaahhiti sıfatının bulunduğu ve dava konusu edilen zararların bizzat muhattabı olduğu, bu nedenle eldeki davayı açtığı beyan edilmiştir. 23/09/2020 tarihli bilirkişi raporu sonrası davacının aktif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı noktasında tereddüt oluşmuş, bunun üzerine davacı tarafından 15.02.2016 tarihli shipman 98 sözleşmesinin sunulduğu, 25/02/2021 tarihli ek rapor ile davacının aktif husumet ehliyeti yönünden terreddüt devam ettiğinden, bu kez davacı tarafından 16/05/2022 tarihinde 24/01/2017 tarihli alacağın temliki sözleşmesinin sunulduğu görülmüştür. Bilindiği üzere; sıfat, dava konusu yapılan ve maddi hukuktan doğan hak ile taraflar arasındaki ilişkidir. Dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilen kişiler şeklen o davanın taraflarıdır. Ancak mahkemenin bu taraflar arasında dava konusu hakkın esası bakımından bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatına sahip olmaları gerekir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, bu kişilerden birinin o davada gerçekten davacı veya davalı olmak sıfatı yoksa, dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verilemez ve dava sıfat yokluğundan (husumetten), esastan reddedilir. Taraf sıfatının (davacı bakımından aktif husumet ehliyetinin; davalı bakımından, pasif husumet ehliyetinin) yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için (def'i değil) bir itirazdır. Diğer bütün itiraz hallerinde olduğu gibi sıfat yokluğu da ancak dava dosyasından anlaşılabildiği ölçüde hakim tarafından kendiliğinden (re'sen) gözetilir. Sıfat yokluğu, bir davada dava şartlarından sonra, yani tahkikat aşamasında incelenir. Sıfat yokluğunun, mümkünse diğer itirazlardan önce incelenmesi gerekir. Çünkü, taraflardan birinin taraf sıfatı yoksa, diğer itiraz ve def'ilerin incelenmesine gerek kalmaz (HMK md. 143). ( Prof. Dr. Ramazan Arslan, Prof. Dr. Ejder Yılmaz, Prof. Dr. Sema Taşpınar Ayvaz; Medeni Usul Hukuku 1. Baskı Ankara 2016 sh 258-261). Nitekim yukarıda açıklanan ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 27.11.2013 tarih, 2013/13- 439 E. 2013/1595 K. sayılı kararı, 25/11/2015 tarih 2014/1-1019 E. 2015/2687 K.sayılı ile 27/01/2016 tarih, 2014/13-684 Esas ve 2016/106 Karar sayılı kararlarında da aynen benimsenmiştir. Gemi yöneticisine "işveren, donatan ya da işleten" sıfatıyla husumet yöneltilemeyeceği doktrin ve yargıtay kararlarına göre söylenebilir. Davacının sunduğu shiping 98 sözleşmeine göre, dava dışı donatan ile yapmış olduğu gemi yönetim sözleşmesi (management agreement/shipman 98) uyarınca, geminin yönetimini üstlenmiş bir gemi yöneticisidir. Gemi maliki ise Jasmin Shipping Corporation'dur. Geminin sevk ve idaresinden doğan her borçtan donatan sorumludur. Kanunda da belirtildiği üzere donatan, bir gemiyi kendi nam ve hesabına işleten kişidir. Ancak davacı ücret karşılığında donatana yönetim hizmeti sunmaktadır ve bu bakımdan donatan nam ve hesabına hareket etmektedir. Diğer bir deyişle davacı, gemiyi menfaat sağlamak amacıyla suda kendi adına kullanan kişi değil, gemiyi donatanı adına temsilen yöneten kişidir. "Ship Management sözleşmesinin... gemi malikinin yönetene ücret karşılığında geminin kendi adına yönetilmesi yetki ve yükümlülüğünü devrettiği, gemi yöneticisinin yönettiği gemiyi kendi nam ve hesabına deniz ticaretinde kullanmadığından geminin işletilmesinden doğan kazanç ve kayıpların donatana ait olduğu, davaya konu geminin donatanının davalı şirket olmadığı, davalı şirketin geminin donatanı değil geminin yöneticisi olup, gemi yöneticisinin 818 sayılı bk 32. maddesi (6098 sayılı tbk 40.madde) anlamında temsilci ve 6762 sayılı...'nın 116 vd (6102 sayılı .... 102 ve devamı) maddeleri anlamında acente niteliğinde olduğu, ... 117. madde gereğince acenteye karşı ancak müvekkili adına dava açılabileceği gerekçesiyle davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmiştir." (Yargıtay 11. HD., 2017/863 E. 2018/6634 K. 24.10.2018 T.) bu sebeple davacının gemi yöneticisi olması nedeniyle aktif husumet ehliyetinin olduğundan söz edilemez. Bununla beraber davacı tarafından 24/01/2017 tarihli alacağın devri sözleşmesi dosyaya sunulmuştur. Bu durumda 6100 sayılı HMK 125. (1086 sayılı HMUK m. 186) maddesi “dava konusunun devri” hükmü gereğince davada taraf olmayan 3. kişinin davacıdan dava konusunu devralması ile yargılama aşamasında her zaman davada taraf sıfatını kazanacağı kabul edilmiş olması karşısında hali hazırda davada davacı olarak bulunan alacağın temliki ile davada taraf (davacı) sıfatını kazanabilme olanağı bulunan kişiye de bu imkanın tanınması usul ekonomisi ilkesine uygun düşeceğinden, bu aşamadan sonra davacının aktif husumet ehliyetinin bulunduğunun kabulü gerekir. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 08.06.1983 tarih, 1980/4-2017 Esas, 1983/621 Karar sayılı ilamında da benimsenmiştir.(Yargıtay HGK. 30/09/2015 T., 2014/23-220 E., 2015/2024 K.) 5312 sayılı Deniz Çevresinin Petrol ve Diğer Zararlı Maddelerle Kirlenmesinde Acil Durumlarda Müdahale ve Zararların Tazmini Esaslarına Dair Kanun'un Zararların Belirlenmesi hükmü uyarınca davacının zarar tespit komiyonuna başvurusu dava açılmadan önce tüketilmesi zorunlu bir başvuru yolu olmaması ve bu nedenle bir dava şartı niteliği taşımaması nedeniyle davalının istinaf isteminin de reddi gerekmiştir. Mahkemece alınan 25.12.2018 tarihli kök, 21.06.2019 tarihli ek bilirkişi heyeti raporu ve ikinci heyetten alınan 23.09.2020 tarihli bilirkişi raporunda uyuşmazlık konusu zararın deniz kirliliğinden kaynaklandığı ve davalı şirketin işletmekte olduğu liman tesisindeki fuel oil tankından taşarak denize dökülen yakıtın İzmit Körfezini kirlettiği yönünde görüş bildirilmiştir. Davacın talep edebileceği zararın 2.000-USD sörvey firması hasar tespit ücreti, 1800-USD armatör denetim ücreti, 8.650,00-USD Off-hire zararı ve 1.050-USD acente masrafları olmak üzere toplam 13.500,00-USD olduğu yönünde ve davacının yapmış olduğu ödemelerin kadri marufunda olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Kocaeli Liman Başkanlığından 13.01.2017 tarihinde İzmit Körfezinde meydana gelen deniz kirliliğine ilişkin yapılan soruşturma ve denetimlere ilişkin belgeler, Kocaeli 1. İdare Mahkemesinin 2017/228 Esas 2017/1768 Karar sayılı dosyası içeriği ve hükme esas alınan bilirkişi raporları incelendiğinde, dava konusu kirlilikten davalının sorumlu olduğu ve bu kapsamda Mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı değerlendirilmiştir. Bunun yanında davacı vekili tarafından vekalet ücretinin karar tarihindeki kur üzerinden hesaplanması gerektiğinden eksik hesaplanan vekalet ücretinin düzeltilmesi talep edilmiştir. Her dava açıldığı günkü şartlara göre değerlendirilir ve dava değeri dava tarihi itibariyle hesaplanır. Mahkemece, hükümde tahsiline karar verilen yabancı para alacağının, dava tarihi itibariyle Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden Türk lirası karşılığı esas alınarak davacı lehine vekalet ücreti takdir edilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davalının ve katılma yolu ile başvuruda bulunan davacının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; davalının ve katılma yolu ile başvuruda bulunan davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 3.280,39 TL İstinaf Karar Harcından, istinafa gelirken peşin alınan 823,10 TL'nin mahsubu ile bakiye 2.457,29 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 3-Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 427,60-TL'nin mahsubu ile kalan 187,80-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 4-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harçlarının hazineye gelir kaydına, 5-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden taraflar üzerinde bırakılmasına, 6-İstinaf edenler tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf edenlere iadesine, 7-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 8-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin kararın temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemiz tarafından yerine getirilmesine, İlişkin; Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 26/11/2025 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*