T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:05/11/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:17/02/2022 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:05/11/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:05/11/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:17/02/2022 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:05/11/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; müvekkili hakkında Antalya 14. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında 22.02.2016 ödeme tarihli 1.450.000,00-TL bedelli senede dayalı icra takibi başlatıldığını, usulsüz ve hukuka aykırı olarak gıyabında ödeme emri ve kıymet takdir raporları tebliğ edilerek davacının sahibi olduğu taşınmaza haciz işlemi uygulandığını, söz konusu taşınmazın satılmasına karar verildiğini, ödeme emrinin usulsüzlüğüne ilişkin olarak açılan dava neticesinde söz konusu satışın Antalya 5. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar sayılı kararı ile geçici olarak durdurulduğunu ancak söz konusu davanın süre yönünden usulden reddedilmesi nedeniyle icra dosyasının kaldığı yerden devam ettiğini, işbu sebeple davacının hiçbir surette kendisine ait olmayan bir senetten dolayı icra takibi ile karşı karşıya kaldığını, müvekkilinin aslen ... uyruklu olup ...'da yaşadığını, Türkiye'de kalıcı veya geçici bir ikametgahının olmadığını, senet metninde belirtilen ve ödeme emrinin tebliğ edildiği adresin müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin hiç bir surette Antalya ilinde ikamet etmediğini, müvekkiline ait olan taşınmazın kıymet takdir raporunun aynı adreste müvekkili ile aynı kimlik numarasını taşıdığı tespit edilen "eşi ... tebliğ edildiği" şerhi düşülerek tebliğ edilmiş ise de, müvekkilinin 4 eşi bulunduğunu ancak ... adında herhangi bir eşi bulunmadığını, icra dosyası incelendiğinde alacaklı tarafından müvekkiline daha önceden herhangi bir tebligat yapılmadığını, söz konusu ödeme emrinin doğrudan muhtara yapıldığını, tüm bu usulsüz tebligatlar neticesinde müvekkilinin hukuki haklarını kullanamadığını ve icra tehdidi altına girdiğini, devamında da İstanbul ilinde bulunan taşınmazının satışı ile karşı karşıya kaldığını, takibe konu bono üzerinde bulunan ve müvekkili tarafından atıldığı belirtilen imzanın müvekkiline ait olmadığını, imzanın sahte olarak atıldığının çıplak gözle yapılacak bir tespitle dahi görülebileceğini, işbu sebeple imza itirazı ve sahtecilik itirazlarının olduğunu, Antalya 14. İcra Dairesi'nin ... Esas numaralı dosyası kapsamında 1.450.000,00-TL bedelli senedin dayanak gösterilerek müvekkili aleyhine icra takibi başlatılması üzerine ..., ..., ... ve ... hakkında Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurulduğunu ve ... numaralı soruşturma dosyasının açıldığını, senedin alacaklısı olarak görünen ... isimli şahsın vefat ettiğini, şüphelilerin ölmüş bir kimseyi de lehtar göstererek sahte ciro silsileleri oluşturmak sureti ile organize bir şekilde sahtecilik suçunu işlediklerini, gerek alacaklı gerekse de senette bulunan diğer şahıslar ile borçlu davacı arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını belirterek davacının borçlu olmadığının tespitine, davalının alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili süresinden sonra sunmuş olduğu cevap dilekçesinde; davalının iyi niyetli 3. kişi konumunda olduğunu söz konusu senedi ciro yoluyla devraldığını, davacının imzaya olan itirazının usulüne uygun imza örnekleri alınıp rapor alınması suretiyle değerlendirilmesi gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; "... Antalya CBS tarafından yapılan soruşturmada alınan ... tarihli kriminal polis raporunda davaya konu olan bono üzerindeki imzanın davacıya ait olduğunu gösterir nitelik ve yeterlilikte kaligrafik uygunluk bulunmadığı tespit edilmiştir. Ceza dosyasının incelenmesinde icra ödeme emrinin tebliğ edildiği adresin bir pansiyon adresi olduğu, davacının eşi diye tebligatı alanın kim olduğunun belli olmadığı, tebligatta yazılı şekilde davacının bir eşinin olmadığı, olayın bir suç planından ibaret olduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce yeniden bir bilirkişi incelemesinin dosyanın esasına yenilik katmayacağı anlaşıldığından savcılık aşamasında alınan rapor doğrultusunda bonodaki imzanın aidiyetinin davacıya ait olduğu kanıtlanamadığından davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ancak davalının ciranta konumunda olması nedeni ile kötü niyetli olarak hareket ettiği ispat edilemediğinden kötü niyet tazminatı talebinin reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının mahkeme huzurunda imza örnekleri alınmadan, dava konusu bonodaki imzalarla karşılaştırılıp bilirkişi incelemesi yapılmadan davanın kabulüne karar verildiğini, hükme esas alınan Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma numaralı dosyasında da tatbike medar imza örneklerinin alınmadığını, kazai içtihatlarda da imza örneklerinin mahkeme huzurunda alınmasının içtihat edildiğini, müvekkilinin bonodaki imzanın davacıya ait olup olmadığını davacı ile cirantalar arasındaki hukuki ilişkinin içeriğini bilmediğini, müvekkilinin dava konusu bonoyu alacağına karşılık bononun tüm unsurlarının eksiksiz dolu olarak ciranta ...'tan aldığını, müvekkilinin iyi niyetli üçüncü şahıs olduğunu, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin içeriğini bilmediğini, iyiniyetli 3. şahıs konumundaki davalı müvekkilinin aleyhine davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava; İİK'nın 72. maddesi uyarınca kambiyo senedinden kaynaklı icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı taraf Antalya 14. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına konu bono üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığını, alacaklı ... ile aralarında ticari bir ilişki bulunmadığını iddia ederek borçlu olmadığının tespitini talep etmiş, dava ve takip konusu bononun incelenmesinde 22/01/2016 tanzim, 22/02/2016 vade tarihli 1.450.000,00-TL bedelli olduğu, şeklen davacı tarafından dava dışı ... emrine keşide edildiği, ciro silsilesinin ..., ..., ..., ... olduğu anlaşılmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 05.05.2010 tarihli ... Esas ... Karar; 04.03.2015 tarih ve ... Esas ... Karar ile 10.03.2022 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararlarında da vurgulandığı üzere gerek doktrinde ve gerekse de uygulamada “İmzanın sahte olması”, “senet metninde sahtekarlık (tahrifat) yapılmış olması”, “borçlunun borçlanma ehliyetinin bulunmaması”, “senette zorunlu şekil koşullarının bulunmaması”, “imza sahibinin temsil yetkisinin bulunmaması”, “senedin zamanaşımına uğramış bulunması” vb… def'iler her hamile -iyiniyetli olsa dahi- karşı ileri sürülebilen mutlak def'i olarak kabul edilmektedir. Bu nedenledir ki, borçlunun hamil/alacaklıya karşı senet metninde sahtekarlık (tahrifat) iddiası mutlak def'idir ve mahkemece bu iddia incelenmelidir ( Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2024/12-18 Esas ve 2024/184 Karar sayılı ilamı). 6100 sayılı Kanun'un "Yazı veya imza inkârı" kenar başlıklı 208. maddesinde; "(1) Taraflardan biri, kendisi tarafından düzenlendiği iddia edilen bir belgedeki yazı veya imzayı inkâr etmek isterse, sahtelik iddiasında bulunmalıdır; aksi hâlde belge, aleyhine delil olarak kullanılır. (2) Bir belgenin sahteliği iddia edildiğinde, belgenin mahkemeye verildiği tarih yazılıp mühürlenerek, saklanması için mahkemece gerekli tedbirler alınır. (3) Bir belgenin sahteliğini iddia eden kimse, bunu aynı mahkemede ön sorun şeklinde ileri sürebileceği gibi, bu konuda ayrı bir dava da açabilir. (4) Resmî bir senetteki yazı veya imzayı inkâr eden tarafın bu iddiası, ancak ilgili evraka resmiyet kazandıran kişiyi de taraf göstererek açacağı ayrı bir davada incelenip karara bağlanabilir. Asıl davaya bakan hâkim, gerekirse bu konuda imza veya yazıyı inkâr eden tarafa, dava açması için iki haftalık kesin bir süre verir." düzenlemesi mevcuttur. 6100 sayılı Kanun'un "Sahtelik incelemesi" kenar başlıklı 211. maddesinde; (1) Bir belgenin sahteliğinin iddia edilmesi durumunda, bu hususta karşı tarafın açıklamaları da dikkate alınarak, aşağıdaki sıra ile inceleme yapılarak öncelikle karar verilir: a) Hâkim, yazı veya imzayı inkâr eden tarafı isticvap ettikten sonra bir kanaat edinememişse, huzurda bu kişiye yazı yazdırıp imza attırmak suretiyle elde ettiği belge ve diğer delilleri değerlendirir. Hâkim, sahtelik konusunda başka bir incelemeye gerek duymadan karar verebilecek durumda ise gerekçesini açıkça belirtmek suretiyle, senedin sahteliği hakkında bir karar verir. İsticvap için mahkemeye davet edilen taraf, belirtilen günde hazır bulunmadığı takdirde, inkâr etmiş olduğu belgedeki yazı veya imzayı ikrar etmiş sayılır; bu husus kendisine çıkartılacak davetiyede ayrıca ihtar edilir. b) (a) bendi hükmüne göre yaptığı incelemeye rağmen, hâkimde sahtelik konusunda kesin bir kanaat oluşmamışsa, bilirkişi incelemesine karar verir. Bilirkişi incelemesinden önce, mevcutsa, o tarafa ait olan karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzalar, ilgili yerlerden getirtilir. Bilirkişi, bu yazı ve imzalarla, o mahkemede elde edilen yazı ve imzaları esas alarak inceleme yapar. Bilirkişi, inceleme için gerekli görürse, kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir." hükmüne yer verilmiştir. Buna göre, 6100 sayılı Kanun'un 211/a maddesine göre yapılan incelemeye rağmen hâkimde sahtelik konusunda kesin bir kanaat oluşmamış ise 6100 sayılı Kanun'un 266. ve devamı maddelerine göre çözümü özel veya teknik bilgi gerektirdiğinden bilirkişi incelemesine karar verilir. 6100 sayılı Kanun’un 211/b maddesine göre bilirkişi incelemesinden önce mevcutsa o tarafa ait karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzalar ilgili yerlerden getirtilir. Bilirkişi o mahkemede elde edilen yazı ve imzalarla inceleme yapar. Bu husus maddenin gerekçesinde "...Bilirkişi incelemesinde, bu yazı ve imzalarla mahkemece elde edilen yazı ve imzalar esas alınır. Bilirkişi inceleme için gerekli görürse kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir..." şeklinde açıklanmıştır. Bilirkişi incelemesinde kullanılacak belgeler mahkeme veya bilirkişi huzurunda alınan imza örnekleri ve mukayeseye esas belgelerdir. İmza incelemesinde öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır. Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imzanın tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının dayanaklarının tarafların, mahkemenin ve Yargıtay'ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. Nitekim bu ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2019 tarihli ve ... Esas ... Karar sayılı kararında da benimsenmiştir. Somut uyuşmazlıkta; Yerel Mahkemece HMK'nın 211. maddesinde belirlenen usul gözetilerek takibe dayanak bono üzerindeki keşideci imzasının davacının eli ürünü olup olmadığı hususunda bir araştırma yapılarak Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nin uzman heyetince incelenmesi ve bu suretle alınacak bilirkişi raporu da değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verilmiş olması hatalı olmuştur. Öte yandan Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma numaralı dosyasında müşteki ... tarafından şüpheliler ..., ..., ..., ... hakkında Dolandırıcılık ve Resmi Belgede Sahtecilik suçlarından şikayetçi olunduğu, soruşturmaya konu 22.01.2016 düzenleme 22.02.2016 ödeme tarihli, alacaklısı ... borçlusu ... olan, 1.450.000 TL bedelli senet olduğu görülmekle, soruşturma dosyasının akıbeti sorgulanmadan yargılamanın sonlandırılması da isabetsiz olmuştur. Sonuç olarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE, 2-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/02/2022 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE, 4-İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırıldığından davalı vekilinin diğer istinaf nedenlerinin şimdilik incelenmesine YER OLMADIĞINA, 5-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının İlk Derece Mahkemesince talebi halinde davalıya İADESİNE, 6-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde yapılacak yargılama sonucunda dikkate ALINMASINA, 7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 8-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesince ilgiliye İADESİNE, 9-Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.05/11/2025 ...