9. Hukuk Dairesi 2025/9709 E. , 2026/1098 K. "" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1197 E., 2025/2123 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/310 E., 2024/124 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetk…
9. Hukuk Dairesi 2025/9709 E. , 2026/1098 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1197 E., 2025/2123 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/310 E., 2024/124 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirkete ait işyerinde 19.06.2015 tarihinde üretim müdürü olarak çalışmaya başladığını, 25.05.2016 tarihinde işletme müdürü görevine terfi ettirildiğini ve iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiği 09.06.2022 tarihine kadar aralıksız şekilde çalıştığını, davacının 7 senesini doldurmasına 10 gün kala iş sözleşmesi feshedildiğinden tanınmayan ihbar önelinin kıdem hesabında nazara alınarak davacının 7 yıllık kıdem tazminatının hesaplanarak davalıdan tahsilini talep ettiklerini, yine davacının işyerinde çalışmasının 7. yılını doldurmasına 10 gün kala iş sözleşmesinin feshedilmesine bağlı olarak usulüne uygun şekilde ihbar öneli tanınmış olsa idi 20 günlük yıllık izin hakkı da doğacağından 20 günlük yıllık izin ücretine de hak kazandığını, davalı Şirketin davacıyı yıllarca emek verdiği işyerinde iş bilmez basiretsiz yönetici gibi gösterip "hain" olarak yaftalayarak kötüniyetle fesih yaptığını, bu durumun davacının kişilik haklarını zedelediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin, kötüniyet tazminatı ve manevi tazminat alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu iddiaların tamamının gerçeğe aykırı olduğunu, 27.05.2022 tarihinde Finans Uzmanı C.U'nun kendisi için ücret zammı talep etmek üzere Yönetim Kurulu Başkanı K.K. ile görüştüğünü, bu görüşmede tıpkı davacı gibi kendisi dışında birçok personelin de ücretinden memnun olmadığını ifade ettiğini, bunun üzerine kendisine Yönetim Kurulu başkanı tarafından mali durum nedeniyle ücret artışı yapılamayacağının ifade edildiğini, bir işverenin finans sorumlusundan veya onun vasıtasıyla işletme müdüründen çalışanlardan topluca dilekçe vermelerini istemesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığını, C.U. ve davacıya verilen görevin içeriğinin çalışanlara taleplerini iletmeleri konusunda e-posta göndermesi, tüm personele dilekçe vermeleri konusunda çağrı yapılması veya toplantı düzenlenmek suretiyle çalışanları işverene karşı örgütlemek ve ayaklandırmak olmadığını, C.U'nun eylemleri sonrasında davalı Şirkette 22 çalışanın neredeyse birbirinin aynı dilekçelerle C.U. ile birlikte davacıya ücret ve diğer özlük haklarının artırılması talepli dilekçe verdiğini, davacı tarafından bu dilekçelerin müvekkili Şirket yetkililerine gönderildiğini, davacının eylemleri ile iş sözleşmesine, kanuna, sadakat ve dürüstlük yükümlülüklerine aykırı tutum içerisinde olduğu ve eski finans sorumlusu C.U'nun önderliğinde ve eski muhasebe sorumlusu E.Ç. ile iş birliği içerisinde hareket ederek davalı Şirkette çalışma barışını bozmak, huzursuzluk yaratmak ve Şirkete zarar vermek saikiyle hareket ettiği yönünde bir kanaat oluştuğunu, davacının savunmasının alındığını, davacının iş sözleşmesinin 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 25/II-(e) hükmünde "İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması." sebebiyle feshedildiğini, davalı Şirketin haksız herhangi bir işlem yapmamak adına söz konusu eylemleri araştırmak zorunda olduğu ve bu nedenle başlatılmış ve makul sürede tamamlanmış bir disiplin soruşturması olduğu da göz önüne alındığında davacının iş sözleşmesini hak düşürücü süre içerisinde haklı nedenle derhal feshetmiş olduğunu, davacı tarafın oğlunun sünnet düğünü için borç istediğini, davalı Şirket tarafından 13.05.2022 tarihinde davacıya 30.000,00 TL tutarında para gönderildiğini, davacının iş sözleşmesinin feshedilmesi sonrasında davacının 73,5 gün yıllık izin hakkı alacağı ve 3 günlük ücretli izin alacağının kalmış olduğunun görüldüğünü, bu alacaklarının toplamının 21.675,00 TL olduğunu, buna istinaden davacıya 13.06.2022 tarihinde ... Noterliğinin ... yevmiye numaralı ihbarnamesi ile hesaplanan yıllık izin ücreti 30.000,00 TL'den düşülerek 8.325,00 TL Şirketin alacaklı olduğunun bildirildiğini, davacı ile yapılan yazışmalar ve talebi üzerine müvekkili Şirket tarafından davacıya 22.06.2022 tarihinde 9 günlük aylık ücret ve 13 saat fazla çalışma ücreti olarak 3.286,67 TL gönderildiğini, davacının davalı Şirketten yıllık izin ücreti de dâhil olmak üzere hiçbir hak ve alacağının kalmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; çalışanların ücret ve sosyal haklarına ilişkin talep ve şikâyetlerini dilekçe ile bildirmelerine ilişkin eylemleri bakımından davacının kendi inisiyatifi ile başlattığı bir sürecin bulunmadığı, Yönetim Kurulu başkanı ve Genel Müdürün yönlendirmesi ve bilgisi dâhilinde toplantı yapılıp dilekçelerin alındığı, sözleşmenin feshine dayanak dilekçelerinin öncesinde de çalışanların ücretleri ile ilgili taleplerinin olduğu, bu taleplerin uygun bir şekilde dile getirildiği ve çözüm bulunması adına Finans Müdürü ve Genel Müdür E.K'nın bilgisi dâhilinde toplantı yapıldığı, huzursuzluğun toplantı yapılmasından değil işçilerin taleplerinin karşılanmamasından kaynaklandığı, ancak toplantı nedeniyle iş akışının bozulmadığı ayrıca çalışanlarca yazılan hiç bir dilekçede davacının bu dilekçeleri zorla aldığı yönünde bir beyanın bulunmadığı, dolayısıyla iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiği yönündeki ispat yükü üzerinde olan davalı tarafça bu iddianın ispatlanamadığı, bu itibarla davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, yıllık ücretli izin alacağının ödendiği ve kötüniyet tazminatı ve manevi tazminat taleplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tanıklarının beyanı, sunulan e-posta içerikleri ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde feshin haksız olduğu ve davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, iş sözleşmesinin tam yılı doldurmasına 10 gün kala feshedilmesi nedeniyle o yıl için de yıllık izne hak kazanılmasına imkân tanıyan bir yasal düzenleme bulunmadığı, manevi tazminat ve kötüniyet tazminatı alacağı koşullarının oluşmadığı, taraf vekillerinin bu hususlara yönelik istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı; ancak davalı işverence ihbar öneli tanınmaksızın davacı işçinin iş sözleşmesinin feshine rağmen ihbar tazminatının ödenmemiş olması nedeniyle, önel süresi içinde meydana gelen tavan artışından davacı işçinin yararlanabileceği, ihbar öneli süresi içerisinde kıdem tazminatı tavanının artarak 15.371,40 TL olduğu dikkate alındığında 27.11.2023 tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davacının tazminata esas ücretinin 13.409,85 TL olarak esas alınıp kıdem tazminatının hesaplanması gerektiği, buna göre davacının 93.495,10 TL brüt kıdem tazminatı alacaklısı olduğu belirlenmekle taleple bağlı kalınarak Mahkeme kararının buna göre düzeltilmesi gerektiği, davacı vekilinin ıslah dilekçesinde ihbar tazminatının tamamına arabuluculuk son tutanak tarihinden itibaren faiz işletilmesini talep ettiği hâlde Mahkemece dava dilekçesinde talep edilen kısma arabuluculuk son tutanak tarihinden, ıslahla talep edilen kısma ise ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesinin hatalı olduğu, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2022/3222 Esas, 2022/3813 Karar sayılı ilâmı da gözetilerek ihbar tazminatının tamamına arabuluculuk son tutanak tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar vermek üzere Mahkeme kararının düzeltilmesi gerektiği, Mahkeme karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin (AAÜT) 10/4 hükmü uyarınca manevi tazminat alacağı için ret yönünden davalı lehine ayrı bir vekâlet ücretine hükmedileceği düzenlendiği hâlde Mahkemece davalı lehine tek bir vekâlet ücretine hükmedilmiş olmasının hatalı olduğu gerekçeleriyle tarafların istinaf başvurularının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Bölge Adliye Mahkemesi kararında kıdem yönünden düzeltme yapılmışsa da eksik olduğunu, ihbar öneli sonuna kadar yararlanması gereken ücret artışlarının tespiti hesaplanarak kıdem tazminatının belirlenmesi gerektiğini, b. İhbar öneli sonuna kadar çalışma kabul edildiğinde davacının yıllık ücretli izin hakkının da bulunduğunu, c. Manevi tazminatın reddinin hatalı olduğunu, davacının 25/II-(e) hükmüne göre işten çıkartıldığını, yıllardır çalıştığı işyerinde sadakate aykırı, güveni sarsan bir kimse gibi lanse edildiğinden kişilik haklarının zedelendiğini, işsizlik ödeneği de alamadığını, d. Reddedilen miktar nedeniyle davalı yararına hükmedilen vekâlet ücretinin de hatalı olduğunu, reddedilen 7.783,85 TL olup vekâlet ücretinin reddedilen miktarı aşamayacağını ileri sürmüştür. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedilip feshedilmediği, kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin, manevi tazminat ve kötüniyet tazminatı istemlerine ve vekâlet ücretine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin tüm, davacının aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir . 2. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin (AAÜT) 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "(1) Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez. ..." Somut dosyada, manevi tazminat alacağı dışında reddedilen toplam miktar üzerinden (7.883,85 TL) Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla yürürlükte olan AAÜT'ye göre davalı lehine 7.883,85 TL vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken 17.900,00 TL vekâlet ücreti takdir edilmesi hatalıdır. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Davacı tarafın Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasında yer alan “Davalı kendisini vekille temsil etmekle Mahkeme karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'nin 13/1 maddesi gözetilerek 17.900,00 TL vekâlet ücretinin,...” ibaresinde yazılı 17.900.00 TL yerine "7.883,85 TL" yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacı tarafa iadesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.