İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi – İnÜHFD 10(1): 25-39 (2019) Sigortacılıkta Yeni Bir Yaklaşım: Katılım Sigortacılığı 25 SİGORTACILIKTA YENİ BİR YAKLAŞIM: KATILIM SİGORTACILIĞI A NEW APPROACH IN INSURANCE: PARTICIPATION INSURANCE Serdar DEMİRCİ İnönü Üniversitesi, Hukuk Fakültesi, Ticaret Hukuku ABD, Dr. Öğretim Üyesi. ([email protected]) ORCID: 0000-0001-6450-9824. Makale Bilgi Gönderilme: 28/11/2018 Kabul: 05/02/2019 Özet İnsanoğlunun sosyo-ekonomik gelişimine paral
İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi – İnÜHFD 10(1): 25-39 (2019) Sigortacılıkta Yeni Bir Yaklaşım: Katılım Sigortacılığı 25 SİGORTACILIKTA YENİ BİR YAKLAŞIM: KATILIM SİGORTACILIĞI A NEW APPROACH IN INSURANCE: PARTICIPATION INSURANCE Serdar DEMİRCİ İnönü Üniversitesi, Hukuk Fakültesi, Ticaret Hukuku ABD, Dr. Öğretim Üyesi. (***@***.***) ORCID: 0000-0001-6450-9824. Makale Bilgi Gönderilme: 28/11/2018 Kabul: 05/02/2019 Özet İnsanoğlunun sosyo-ekonomik gelişimine paralel olarak, kendisini güvende hissetme eğilimi, zaman içinde ekonomik değerleri de kapsar hȃ le gelerek tarihsel süreçte farklı isim ve uygulama biçimleriyle evrimleşen “sigorta” kavramını doğurmuştur. Batıya nazaran İslam toplumlarındaki görece daha geç gerçekleşen ilerleme ve refah düzeyindeki artış, sigortacılığa da İslami boyutta yeni bir bakış açısı kazandırmıştır. Geleneksel sigortacılığın çoğu ilkesinin İslami felsefeyle örtüşmemesi, sigortacılığı İslami kurallara göre yeniden şekillendirme ihtiyacını doğurmuştur. Bunun paralelinde klasik sigortanın risk transferi yerine, risk paylaşım odaklı farklı bir uygulama modeli geliştirilmiştir. Uluslararası terminolojisiyle takaful, bilhassa körfez ve bazı Güneydoğu Asya ülkelerinde köklü bir geçmişe sahip olmasına karşın; ülkemizde geçen yıl yayımlanan bir yönetmelik ile mevzuat alt yapısına kavuşturulmuştur. Bilhassa farklı hassasiyetleri olan kesimler bakımından, klasik sigorta ürünlerinin ikamesi niteliğindeki katılım sigortacılığı, uygulama teknikleri ve farklılıkları nedeniyle potansiyel sigortalılara net bir şekilde anlatılmalı ve kafalardaki soru işaretleri giderilmelidir. Bu kapsamda çalışmada özetle, tarihsel süreci ile katılım sigortacılığına ve ülkemizdeki mevcut duruma ışık tutulmaya gayret edilmiştir. Anahtar Kelimeler Sigorta, Sigortacılık, İslami Sigorta, Tekafül, Katılım Sigortacılığı. Article Info Received: 28/11/2018 Accepted: 05/02/2019 Abstract In parallel with the socio-economic development of human beings, the tendency to feel secure has also been covered the economic values over time and caused the concept of “insurance” evolving with different forms of names and applications in the historical process. The relatively late increase in developments and welfare in the Islamic societies in comparison to the West has given insurance business a point of Islamic view. Most principle of the conventional insurance does not comply with the Islamic philosophy, thus it is created the need to reshape insurance business according to the Islamic precepts. Accordingly, a different application model focused on risk sharing has been developed, instead of the risk transfer in classical insurance. Although takaful with international terminology has a long history especially in the Gulf States and some Southeast Asian countries; it has been brought to infrastructure with a regulation published last year in our country. Participation insurance as a substitute for classical insurance products, especially for sectors with different sensitivities, must be clearly explained to the potential policyholders due to application techniques and differences and the question marks in the mind must be eliminated. In conclusion, it is tried to provide an insight the participation insurance with its historical process and the current situation in our country in this study. Keywords Insurance, Islamic Insurance, Takaful, Participation Insurance. DOI: 10.21492/inuhfd.489997 Inonu University Law Review – InULR 10(1): 25-39 (2019) Serdar DEMİRCİ 26 I. GİRİŞ Sigorta, kişilerin olası zarar ve masrafa neden olan olayların iktisadi sonuçlarından kendilerini korumak için önceden tedbir alma ihtiyacından doğmuştur1. Uygarlığın ve kültür seviyesinin gelişimi ile beraber bireyler, ekonomik varlıklarını tehdit eden tehlikeleri daha iyi görebilir hale gelmiştir. Zamanla güvence ihtiyacı günlük hayatın ötesine geçerek, iktisadi varlıkların korunması bakımından da zorunluluk arz etmeye başlamıştır. İşte bu zorunluluk Latince güvence anlamına gelen sicurta kelimesinden türeyen sigorta fikrini ortaya çıkarmıştır2. Bireyin karşılaştığı riziko sebebiyle uğradığı zararın, aynı rizikoya maruz kişiler topluluğunun iştiraki ile giderilmesi daha kolaydır. Bu noktada sigorta; aynı rizikonun tehdidi altında bulunan bir topluluğun, doğabilecek hasarlara birlikte karşı koyma prensibine dayanmaktadır. Sigortacılık mantığında, olumsuz tesadüflere karşı şansı az olanların maruz kaldığı zararın, aynı rizikoyla karşılaşmasına rağmen, tesadüfen rizikodan kurtulan kişiler arasında paylaşılması esas alınmaktadır. Amaç, meydana gelecek hasara engel olmaktan ziyade, hasarı grup üyeleri arasında dağıtarak hasar yükünü taşınabilir hale getirmektir. Böylece hem ihtiyaç duyulan güvence sağlanmakta hem de bir anlamda hasarın şiddet derecesinin belirsizliği belirli hale getirilmektedir3. Bireysel tasarruflar, ihtiyaç duyulan ekonomik güveni temin noktasında çoğu zaman tek başına yeterli değildir. Buna karşın sigorta himayesindeki rizikolardan doğacak zararlar, sigortacı tarafından tahsil edilen primlerden karşılandığından, sigorta sayesinde kişi başına ayrılacak ihtiyat fonu tutarı büyük ölçüde aşağı çekilmektedir. Ayrıca sigortalı grubuna dahil katılımcı sayısının artması rizikoyu daha çok bölünebilir hale getireceğinden, hasar yükü de azalmaktadır4. Sigortacılıkta riziko hesaplamalarının temelini oluşturan bu prensip “Büyük Sayılar Kanunu” olarak adlandırılmaktadır. Buna göre bir olayın tekrar edilme olasılığı ne kadar artarsa, beklenen değere o kadar yaklaşılmaktadır. Sistemin işleyişinde, sigortalı sayısının artırılması ile riziko geniş bir alana dağıtılmakta, sigortacının tazminat ödeme olasılığı böylece azalmakta ve en doğru prim hesabı ile hem sigortalıların hem de sigortacıların menfaati güvence altına alınmaktadır5. Gelişmiş batılı ülkelerde bahse konu prensipler dahilinde uzunca süredir bir risk transfer yöntemi olarak varolan geleneksel sigortacılık, İslam toplumlarında da körfez ülkeleri başta olmak üzere ekonomik iyileşme çerçevesinde, İslami öğreti dahilinde farklı bir uygulama modeli geliştirmiştir. Küresel anlamda önemli bir finansal hizmet niteliğindeki İslami sigortacılığın ülkemizde de yakın geçmişte mevzuat alt yapısı oluşturulmuştur. Klasik sigortacılığın temel mantığını içermekle birlikte, bazı ilke ve uygulamalara farklı bir bakış açısıyla yaklaşan İslami sigortacılık, kanaatimizce geleneksel sigorta uygulamasına alternatif teşkil etmekten ziyade, sigortacılığı yorumlayışındaki farklılıklarıyla birlikte, klasik sigorta uygulamasını zenginleştiren bir rol üstlenmiştir. Çalışmamızda bu temelde, İslam dininin sigortaya bakış açısı kapsamında katılım sigortacılığının tarihsel süreci, uluslararası işleyiş modelleri ve ülkemizdeki yansımaları ele alınmıştır. II. TARİHSEL ve İSLAMİ BAKIŞ AÇISIYLA SİGORTA İslami kurallar, inanç, ibadet ve ahlȃ ki esasların yanı sıra, bireylerin ekonomik, hukuki ve sosyal ilişkilerine yönelik düzenlemeler de içermektedir. Bu çerçevede, ekonomik ilişkileri konu alan bankacılık, sigortacılık ve sermaye piyasası üçlemesinden oluşan finansal hizmetler başlığı altında, 1950’lerden sonra sigortacılık İslami açıdan ciddiyetle ele alınmaya başlamıştır6. İslami sigortacılığın ve beraberindeki düzenlemelerin hukuki temelini anlayabilmek için öncelikle tarihsel süreçte sigortacılığın gelişimini ve İslami düşüncenin sigortacılığa bakış açısını kısaca değerlendirmek gerekir. A. Tarihsel Süreçte Sigorta Günümüzdeki modern sigorta fikriyle birebir örtüşmese de, tarih boyunca tüm toplumlarda, bugünkü sigorta dediğimiz müesseseye ihtiyaç duyularak, sigorta benzeri uygulamalara yer verilmiştir. Örneğin eski Mısır’daki esnaf gruplarının ve yine Roma’daki küçük tacirlerin karşılıklı yardım sandıkları oluşturması, nakliye sırasında saldırıya uğrayan kervanların zararının diğer kervan sahipleri arasında paylaştırılmasına yönelik Hamurabi Kanunları’ndaki kurallar, dünyada karşılıklı sigorta temelinde, sigortacılık fikrinin gelişimine kaynaklık teşkil eden ilk örneklerdir7. Sabit primli modern sigortanın doğuşunun temellerinin ise 14. ve 15. yüzyıllarda deniz ödüncü müessesesi8 ve 1 KUBİLAY, Huriye:Uygulamalı Özel Sigorta Hukuku, Sigorta Sözleşmeleri-Sigorta Kurumları-Örnek Olaylar-Yargıtay Kararları-Sigorta Genel Koşulları, İzmir 2003, s.1 vd.; ULAŞ, Işıl:Uygulamalı Sigorta Hukuku, Mal ve Sorumluluk Sigortaları, Ankara 2010, s.5. 2 GÜVEL, Enver A./GÜVEL Afitap Ö.: Sigortacılık, Ankara 2002, s.23. 3 KENDER, Rayegan: Türkiye’de Hususi Sigorta Hukuku, Güncelleştirilmiş 14. Baskı, İstanbul 2015, s.1-2. 4 GÜVEL/GÜVEL, s.24, Kender, s.2. 5ROSS, Sean: “Behind the Law of Large Numbers in the Insurance Industry” 16 August 2016, Bkz: https://www.investopedia.com/articles/personal-finance/081616/behind-law-large-numbers-insurance-industry.asp, (Erişim Tarihi: 16.11.2017). 6 DOĞAN, Önder: İslami Sermaye Piyasası Araçları-Dünyadaki Büyüklüğü-Türkiye’de Uygulanabilirliği ve Geliştirilmesine Yönelik Öneriler, Sermaye Piyasası Kurulu Yeterlilik Etüdü, Ankara 2011, s.27-32. 7 ÖZBOLAT, Murat: Temel Sigortacılık, Ankara 2006, s.32. 8 Detaylı bilgi için bkz: ÇAĞA, Tahir/KENDER, Rayegan: Deniz Ticaret Hukuku, 12. Baskı, İstanbul Eylül 2002, s.5-6. İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi – İnÜHFD 10(1): 25-39 (2019) Sigortacılıkta Yeni Bir Yaklaşım: Katılım Sigortacılığı 27 deniz nakliyat sigortası ile birlikte atıldığı söylenebilir. Bilhassa bu dönemde İtalya’da deniz nakliyat alanında sigortaya ciddi anlamda ihtiyaç duyulmuş ve deniz sigortası kavramı ilk defa burada ortaya çıkmıştır9. Kara sigortacılığının doğuşu ise 1666 yılında İngiltere’de meydana gelen büyük Londra yangını sonrasına dayanmaktadır. 17. yüzyıldan itibaren sigortacılık, profesyonel olarak mesleki anlamda ele alınmaya ve sırf sigortacılıkla uğraşan işletmeler kurulmaya başlamıştır. Ancak 19. yüzyıl sonrasında, yangın ve hayat sigortaları yanında yeni sigorta türleri ortaya çıkmış ve bundan sonra sigortacılık ciddi ivme kazanmıştır. Ekonomik ve sosyal hayattaki gelişmelerin etkisi ile bugün sigorta geniş bir yelpazeye yayılmış ve hatta rizikonun ağırlığı sebebiyle bazı alanlarda zorunlu hale gelmiştir. Ülkemizde ise Osmanlı İmparatorluğu döneminde ȃ hilik teşkilatı, sigortacılık sisteminin de başlangıç noktasını teşkil etmiştir. Oluşturulan yardım sandıkları, sigorta mantığıyla hareket ederek, ölüm ve yangın gibi risklere karşı üyelerini korumuştur10. 1870 yazında Beyoğlu’nda meydana gelen büyük yangın sonucunda oluşan hasar ise modern anlamdaki sigorta düşüncesini tetiklemiş ve 1893 yılında yabancı sermayeli ilk Türk sigorta şirketi olan Osmanlı Umum Sigorta Şirketi kurulmuştur11. Ancak bu dönemde sigortacılık tamamen yabancı şirketlerin tekelinde ve yabancı tebȃ tarafından yürütülmüştür12. Cumhuriyet dönemi ile birlikte, toplumsal dönüşüm ve değişim, sigortacılık alanında da kendini göstermiştir. Bugün Türkiye Sigorta Birliği’ne üye 41 hayat dışı, 23 hayat ve 3 reasürans şirketi olmak üzere ülkemizde 67 şirket faaliyet gösterir hȃ le gelmiş ve yaklaşık yıllık 40 milyar Türk Lirası prim üretimine ulaşılmıştır13. Ancak günümüzde hem sektörel anlamda hem de yasal alt yapı çerçevesinde önemli bir ilerleme kaydetmesine karşın gelişmiş ekonomilerle kıyaslandığında, sigortacılığın henüz istenilen seviyelere ulaşamadığı da bir gerçektir14. Bu noktada, katılım sigortacılığı daha ziyade mütedeyyin kesimin sigortaya olan ilgisini cezbedebilmek için üzerinde tartışılan bir husus olarak gündeme gelmiştir. B. İslami Açıdan Sigorta Sigorta konusu, İslami temelde ayet ve hadislerde düzenlenmediğinden İslam bilginleri, konuyu sigorta kurumunun birey ve toplum açısından yarar ve zararları çerçevesinde değerlendirmişlerdir15. Sigortanın bir nevi kumar olduğu, yarış ve müşterek bahis niteliği taşıdığı ve meçhul (belirsiz) nitelik arz ettiği İslami açıdan sigortanın meşruiyetine ilişkin ileri sürülen itirazların başında yer almakla birlikte16, faiz ve garar yasağı akdin kabul edilebilir olup olmadığı noktasında belirleyici rol üstlenmiştir. İslam, asli unsurlarından birisi belirsiz olan alış-verişi menetmiştir. Literatürde sonu bilinmeksizin kişinin canını veya malını tehlikeye sokması şeklinde ifade edilen ve akit serbestisine getirilen bir sınrlandırma17 niteliğindeki“garar”(gharar); akdin haksız kazanca yol açacak ölçüde kapalılık taşımasını ifade eden bir fıkıh terimidir18. Sigorta sözleşmesinin Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 1401. maddesindeki tanımında yer alan esaslı unsurlarından birisi, ilerde gerçekleşmesi muhtemel zarar veya başkaca uygun olmayan bir hȃl ve ihtiyaç doğuran bir olay olarak tanımlanan “rizikodur”. Bu hȃ liyle riziko tarafların iradesine bağlı olmayan kuşku uyandıran bir olaydır. Sigortanın belirsizliği, esaslı unsuru olan rizikonun gerçekleşip gerçekleşmeyeceği ya da gerçekleşse de ne zaman ve ne boyutta gerçekleşeceğinin belli olmamasına dayanmaktadır19. Sigorta sözleşmesinin meşruiyetine ilişkin bir diğer eleştiri de, sözleşmenin faiz20 unsuru içermesinden kaynaklanmaktadır. İslam hukukunda faiz yasağı ile risksiz kazanç yasaklanırken, garar yasağı ile de kazancı sırf risk üzerine bina etme gibi bir sonuca ulaşılmasının önüne geçilmesi amaçlanmıştır. 9 Bilinen ilk sigorta poliçesi 23 Ekim 1347’de İtalya’da, Santra Clara isimli geminin Cenova’dan Mayarko yolculuğu sırasında gemide ya da taşıdığı yükte meydana gelebilecek hasara karşı düzenlenmiştir. Bu sözleşmedeki poliçe kelimesi de İtalyanca yazılı ve katlanmış belge anlamına gelen “polizza” kelimesinden türetilmiştir. Bkz: ÖZBOLAT, s.33. 10Ȃhi Birlikleri için bkz: BİLGİN, Necdet/TANIYICI, Şaban: “Türkiye’de Kooperatif ve Devlet İlişkilerinin Tarihi Gelişimi”, KMU İİBF Dergisi, Yıl:10, Sayı:15, Aralık/2008, s.138; CAN, Ozan: “Ahilik İlkeleri İçerisinde Rekabet Hukukunun Yeri” , 2. Uluslararası Ahilik Sempozyumu, Cilt 1, s.415. 11 KENDER, s.21. 12 ÖZBOLAT, s.35-39. 13Bkz: https://www.tsb.org.tr/images/Documents/Teknik/sigma3_2017_en.pdf, ve https://www.tsb.org.tr/resmi-istatistikler.aspx?pageID=909, (Erişim Tarihi: 23.06.2018). 14 Bkz: World Insurance Report 2016:http://riskinfo.com.au/news/files/2016/03/WIR_2016.pdf, (Erişim Tarihi: 29/06/2018). 15SAĞLAM, Hadi: “İslam Hukukuna Göre Sigorta-Riba ve Faiz İlişkisi Görüşlerinin Değerlendirilmesi”, e-akademi, Hukuk, Ekonomi ve Siyasal Bilimler Aylık İnternet Dergisi, Şubat 2009-Sayı 84, s.2-3 (http://www.e-akademi.org/makaleler/hsaglam-1.htm, Erişim Tarihi; 16/05/2018), (Riba). 16 KARAMAN, Hayrettin: “İslamda Sigortanın Haram Olduğu Görüşüne Sebep Olan Şüphelerin Münakaşası”, http://www.hayrettinkaraman.net/kitap/ekonomi/0204.htm (Erişim Tarihi; 16/05/2018). 17 BİLMEN, Ömer Nasuhi: Hukuki İslamiye ve İstilahatı Fıkhıyye Kamusu, Bilmen Yayınları, VI, İstanbul 1985, s.24. 18 İslamda garar kavramına ilişkin ayrıntılı bilgi için bkz: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, İstanbul 1996, C.13, s.366. 19 BOZER, Ali: Sigorta Hukuku, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü Ankara 2007 s.35; KENDER, s. 292. 20 Kuran-ı Kerim’de, hadislerde ve klasik İslami kaynaklarda riba, fazlalık ve artma manalarında kullanılmakta, modern doktrinde ise riba gelir manasında “faide” ve “faiz” kelimesi ile ifade edilmektedir. Faiz ve riba kavramlarına ilişkin geniş bilgi ve sigorta sözleşme kapsamındaki tartışmalar için bkz: SAĞLAM, (Riba), s.3 vd.;SCHACHT, Joseph: İslam Hukukuna Giriş, (Ter: M. Dağ. Şener), Ankara 1986, s.152. Inonu University Law Review – InULR 10(1): 25-39 (2019) Serdar DEMİRCİ 28 Sigorta sözleşmesinin İslam hukuku boyutunda geçerli olup olmadığına ilişkin ilk görüş İbn Abidin tarafından ileri sürülmüştür21. İbn Abidin ve onu takip eden birinci grup fıkıhçılar,22 sigorta sözleşmesini batıl (fasid) saymıştır23. Osmanlı’da hayat sigortasının meşruluğuna ilişkin 1911 yılında Şeyhülislamlıktan çıkan fetvada İbn Abidin’in sigortanın caiz olmadığı yönündeki görüşü tekrar edilerek,“İslam diyarında değil, yabancı memleketlerde bulunan sigorta şirketleriyle böyle bir akid yapılması halinde, şirketin kendi rızasıyla tazminat ödediği durumda” sözleşmenin geçerli olabileceğine hükmedilmiştir24. Gelenekçi yaklaşım karşısında diğer bir grup İslam hukukçusu25 ise sigorta sözleşmesinde riba unsuru bulunmadığı bahsiyle sigortaya olumlu yaklaşmıştır. Nitekim 1870 yılında gerçekleşen Beyoğlu yangını sonucunda Şeyhülislamlıktan sigortanın caiz olduğuna ilişkin ilk defa bir fetva alındığı ve 1901 yılında Mısır Müftüsü sıfatıyla Muhammed Abduh’un hayat sigortasının cevazına ilişkin fetva verdiği bilinmektedir. Ancak sonraki dönemde meselenin hukuki ve iktisadi açıdan çok yönlü ele alınması ile sigorta, İslam hukukçuları tarafından sosyal sigorta, primli sigorta ve karşılıklı sigorta olmak üzere üç ayrı alanda farklı bakış açılarıyla değerlendirilmiştir26. Devlet tarafından organize edilen sosyal sigortalar, modern yardımlaşma kurumları sayılarak İslam alimlerinin çoğunluğu tarafından meşru kabul edilmiştir27. Üyelerinin ticari kazanç elde etme amaçlarının olmayışı nedeniyle, karşılıklı yardımlaşma ve dayanışma esasına dayanan değişken primli karşılıklı sigortalar da; ivazlı/ticari bir sözleşme niteliğinden ziyade karşılıklı hibe, kefâlet ya da özel şartlar içeren teberru vb. akitlere dayandırılmıştır. Değişken primli sigortalarda diğer üyeler hiç tazminat alamazken, riske maruz kalan üyelerin ödediği primden çok tazminat almasındaki belirsizlik, sözleşmeye zarar verecek boyutta görülmemiş, riba ile kumar unsurlarının da bu tür sigortada bulunmadığı kabul edilmiştir28. Sabit primli sigortalar bakımındansa, üçlü bir değerlendirme söz konusu olmuştur. Sabit primli sigorta sözleşmesinin, prim-tazminat denkleminde ivazlı bir ticari sözleşme niteliği taşıdığını kabul eden klasik görüş29; tazminat ödemesinin riskin gerçekleşme olasılığına bağlı bulunmasının belirsizliğe ve sözleşmenin kumara benzemesine neden olduğunu30, aynı nevideki para borcunu içeren prim-tazminat dengesindeki farklılığın ise gecikme ve fazlalık faizini doğurduğunu iddia etmiştir. Bu kapsamda, bireyin mal ve canına yönelik endişesinin istismar edilmesi ve güveninin ticari meta haline dönüştürülerek bir grubun ticari kazanç elde etmesine imkan yaratılması kabul görmemiştir31. Karşıt görüş ise; sigortanın toplumsal bir yarar içerdiği, örfi olarak benimsendiği, yasaklandığına dair bir hüküm bulunmadığı, yardımlaşma amacı taşıdığından kumar olarak kabulünün mümkün olmadığı, sözleşmenin klasik fıkıhta kabul gören ve caiz sayılan mudarebe, bekçilik, emanetçilik vb. sözleşmelere benzetilebileceği, ödenen prim karşılığında sigortacının sunduğu güven sayesinde iç huzurun satın alındığı ve birisi soyut (güven) diğeri somut (sigorta primi) nitelikli farklı malların değişiminde ribadan da söz edilemeyeceği gerekçeleriyle sigorta sözleşmesini meşru saymıştır32. Sabit primli sigortalara ilişkin son bir görüş ise, sigorta sisteminden faizin çıkarılması ve sistemin devlet eliyle işletilmesi şartıyla sigortaya icazet vermektedir33. Günümüzde Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, 07/04/2005 tarihinde yapmış olduğu toplantı neticesinde34; sosyal sigortaların, karşılıklı sigortaların ve ticari sigortaların cȃ iz olduğunu, kâr payı esasına dayalı çalışan birikimli hayat sigortası ile bireysel emeklilik tasarruf ve yatırım sisteminin yatırılan primlerin, dinen helal 21SAĞLAM, (Riba),s.5 22Muhammed Bahitü’l Muti, Şeyhülislam Musa Kazım Efendi, Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi, Arif el-Cuveycati, Muhammed Ebu Zehra, Hayrettin Karaman, Faysal Mevlevi, İsa Abdullah ve diğerleri. Ayrıntılı bilgi için bkz: SAĞLAM, (Riba), s.5 vd. 23 DÖNDÜREN, Hamdi: Delilleriyle Ticaret ve İktisat İlmihali, Erkan Yayınları, İstanbul 1993, s.166. 24KENDER, s.20, dn: 42. 25Muhammed Abduh, Mustafa Ahmet Zerka, Mustafa Muhammed Cemal, Muhammed Behiy, Muhammed Medeni, Muhammed Yusuf Musa, Taha Senusi, Abdurrahman İsa, Tefik Vehbe bu grubun başında yer almaktadr. Ayrıntılı bilgi için bkz: SAĞLAM, (Riba), s.9-11. 26 Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, İstanbul 1996, C. 37, s.162-163. 27 DALGIN, Nihat: “Kaza, Hayat ve İşsizlik Sigortalarına Yeni Bir Yaklaşım”, I. Uluslararası İslâm Ticaret Hukukunun Günümüzdeki Meseleleri Kongresi, Konya 1997, s.878. 28ÇEKER, Orhan:“Bir Sigorta Müessesesi Uygulama Projesi”, I. Uluslararası İslâm Ticaret Hukukunun Günümüzdeki Meseleleri Kongresi, Konya 1997, s.964, 966, 968; PAÇACI, İbrahim: “Hayat Sigortaları Ve Bireysel Emeklilik Sistemi”, Mütekeffir, Aksaray Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Dergisi, Cilt:4, Sayı:8, Aralık 2017, s.318. 29 AVCI, Mustafa: İslâm’a Göre Sigorta, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 1987, s.18. 30 DALGIN, s.907. 31 SAĞLAM, Hadi: “Sigortanın Sosyal Ve Özel Sigortalar Şeklindeki Taksiminden Hareketle Ticârî Ve Yardımlaşma Sigortalarının İslâm Hukuku Açısından Değerlendirilmesi”, Akademik Bakış Dergisi Sayı: 31 Temmuz – Ağustos 2012 Uluslararası Hakemli Sosyal Bilimler E- Dergisi, http://www.akademikbakis.org, s.8 vd. (Erişim Tarihi: 04.07.2018)(Sosyal Sigorta); Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, C.37, s.162-163. 32 SAĞLAM, (Sosyal Sigorta), s.8 vd.; Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, C.37, s.163. 33Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, C.13, s.163-164; SAĞLAM, (Sosyal Sigorta), s.15. 34Bkz: https://kurul.diyanet.gov.tr/Karar-Mutalaa-Cevap/3656/sigorta (Erişim Tarihi: 11.07.2018). İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi – İnÜHFD 10(1): 25-39 (2019) Sigortacılıkta Yeni Bir Yaklaşım: Katılım Sigortacılığı 29 olan alanlarda değerlendirilmesi şartıyla meşru kabul edilebileceğini, konusu din tarafından yasaklanmış olan sigortanın ise cȃ iz olmadığını beyan etmiştir. III. KATILIM SİGORTACILIĞI A. Genel Olarak Katılım sigortacılığı, sosyal dayanışma, işbirliği, yardımlaşma gibi İslami referanslara dayanarak kayıpların ortaklaşa giderilmesini amaçlayan bir güvence mekanizmasıdır. İlk kez, 1976 yılında gerçekleştirilen Uluslararası İslami İktisat Kongresi’nde geleneksel sigorta uygulamalarının İslami öğretiyle uyumlu olmadığı teziyle bir çözüm yolu olarak fikirsel temelde ileri sürülmüştür35. 1979 yılında Sudan’da ilk İslami Sigorta Şirketinin kurulması, kısa bir süre sonra Suudi Arabistan’da geleneksel sigorta sözleşmelerinin yasaklanarak İslami Arap Sigorta Şirketi’nin faaliyete başlaması ile teorik tartışmalar uygulamaya geçirilmiştir36. Ülkemizde ise Hazine Müsteşarlığı37 tarafından yayımlanan ve 20.12.2017 tarihinde yürürlüğe giren“Katılım Sigortacılığı Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik”38 (Yönetmelik) ile katılım sigortacılığının mevzuat anlamında alt yapısı oluşturulmaya çalışılmıştır. Terminolojik olarak İslami sigortacılık, günümüz finans literatüründe tekafül39, uluslararası literatürde ise takaful olarak adlandırılmaktadır. Çalışmamızda ise mevzuatımızdaki düzenlemelere paralel şekilde “katılım sigortacılığı” ifadesi tercih edilmişitr. Katlılm sigortacılığı, İslami Finansal Kuruluşlar İçin Muhasabe ve Denetim Kurumu tarafından (AAOIFI- Accounting and Auditing Organization for Islamic Financial Institutions)“İslami Sigorta, belirli rizikolara maruz şahısların bu rizikoların gerçekleşmesiyle ortaya çıkacak zararların telafisi üzerine anlaşmalarıdır.”şeklinde tanımlanmıştır40. Yönetmelik’in “Tanımlar” başlıklı üçüncü maddesinin (f) bendinde ise; “Katılımcıların kendileri ile diğer katılımcıların tazminat ve/veya birikim ödemelerine ilişkin taleplerinin karşılanmasını teminen oluşturulan risk fonuna katkıda bulundukları, söz konusu fonun sigortacılık faaliyeti yapmasına izin verilmiş bir sigorta şirketi tarafından katılım finans ilkelerine uygun olarak yönetildiği ve ortak risk paylaşımı ile dayanışma esaslarına dayanan sigorta türünü ifade eder.” tanımına yer verilmiştir. İslami açıdan, insanların güvence sağlama amacıyla işbirliğine yönelmeleri kabul görmüş, gerekli önlemler alınmaksızın salt kaderci yaklaşım reddedilmiştir. Bu bağlamda İslami sigorta modelinin ilk uygulamasının ne zaman ortaya çıktığı kesin olarak bilinmemekle birlikte, Arap kabile sistemindeki ölüm ya da sakat kalma durumlarına karşı oluşturulan bir fon niteliğindeki akile (aquilah)41 uygulaması sigortacılık benzeri ilk yapı olarak kabul edilmektedir42. Katılım sigortacılığının temelinde kȃr/zarar paylaşımı, ortak garanti ve bağış (teberru) gibi bazı prensiplere yer verilmiştir. Günümüzde farklı uygulama şekilleri olsa da katılım sigortacılığında, katılımcılardan tazminat ve birikim ödemeleri ile yasal yükümlülükler için katkı primi toplanmakta ve katılımcıların katkılarından oluşan bu risk fonu ile sermayedarlardan tahsil edilen fon, katılım sigortacısı tarafından İslami usullere uygun yatırım araçlarında değerlendirilmektedir. Bir nevi emek sermaye ortaklığı sözleşmesi (mudarebe) çerçevesinde, söz konusu fonlardan elde edilen kȃ r/zarar şirket ile katılımcılar arasında yapılan anlaşmaya göre önceden belirlenen oranlar dahilinde paylaşılmaktadır. Katılımcıların risk fonuna yaptıkları katkı bir tür bağış olarak kabul edilmekte, böylelikle sigorta sözleşmelerindeki belirsizlik unsuru aşılmaya çalışılmaktadır. Sistemin dayandığı diğer bir esas da, katılımcıların karşılıklı olarak birbirlerine, karşılaşabilecekleri finansal risklere karşı ortak garanti sağlamalarıdır43. Katılım sigortacılığında sistemin mutlaka İslami prensiplere uygun olarak işletilmesi ve toplanan fonun faiz içermeyen yatırım enstrümanlarında değerlendirilmesi şarttır. Bu nedenle iş süreci mümkün olduğunca açık ve şeffaf şekilde yürütülmelidir. Ayrıca tüm katılımcıların risk paylaşımı ve ortak garanti hususunda uzlaşmaları ve riske maruz 35 QURESHİ, Asif Ahmed: “Analyzing the sharia'h compliant issues currently faced by Islamic Insurance”, Interdisciplınary Journal Of Contemporary Research In Busıness, September 2011, Vol:3, No:5, s.279. 36ASHRAF, Mamoon/KORTBAWI, Michael/MRAD, Rima: “Takaful and conventioanl insurance: a comparative overview”, Islamic Finance, London 2014, s.149. 37 10.07.2018 tarih ve 30474 sayılı RG’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında 1 No.lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi kapsamında (Yedinci Bölüm, madde 217 vd.) Hazine Müsteşarlığı, Maliye Bakanlığı ile birleştirilerek, Hazine ve Maliye Bakanlığı ismiyle yeniden yapılandırılmıştır. 38 20.09.2017 tarih ve 30186 sayılı RG. 39 Tekafül kelime olarak, bir şeyin sorumluluğunu üstlenme, kefil olma, yüklenme şeklinde karşılıkları olan “tekeffül” kelimesinden türeyen, karşılıklı güven ve dayanışma anlamlarına gelen bir kelimedir. Bkz: www.tdk.gov.tr (Erişim Tarihi:05/04/2018). Bu çerçevede “güvence” anlamıma gelen sigorta kelimesi ile tekafül kelimesi amaçları ve nitelikleri bakımdan benzer özellikler ortaya koymaktadır. 40AAOIFI: Faizisiz Bankacılık Standartları, Çev: Mehmet Odabaşı, İshak Emin Aktepe, TKBB Yayın No:2,2012, s.523. 41BILLAH, Muhammed Masum:“Islamic Insurance: Its Origins and Development”, Arab Law Quarterly, Volume:13, Issue:4, s.386. 42ASHRAF/KORTBAWI/MRAD, s.139-140; HUSSAIN, Mher Mushtaq/PASHA, Tisman Ahmad:“Conceptual And Operatıonal Dıfferences Between General Takaful And Conventıonal Insurance”, Australian Journal of Business and Management Research Vol.1 No.8, s.24; KHORSHID, Aly Abdul Rahim: “Islamic Insurance, A Modern Approach with Particular Reference To Western and Islamic Banking", Phd Dissertation The University of Leeds Department of Arabic and Middle Eastern Studies April 2001, s.98; FISHER, Omar C./TAYLOR, Dawood: “Prospects for the Evolution of Takaful in the 21st Century”, Proceedings of the Fifth Harvard University Forum on İslamic Finance, İslamic Finance, Dynamics and Development Cambridge, Massachusetts. Center for Middle Eastern Studies, Harvard University, 2000. s.239. 43ASHRAF/ KORTBAWI/MRAD, s.139-140. Inonu University Law Review – InULR 10(1): 25-39 (2019) Serdar DEMİRCİ 30 kalan üyeye gerektiğinde yardım yapılacağı konusunda detaylı bir şekilde bilgilendirilmiş olmaları gerekir. Bu sayede sistemdeki herbir üyenin zarara sebebiyet veren olayın beklenmeyen olumsuz sonuçlarına karşı, diğer tüm katılımcıların katkılarıyla korunması sağlanmaktadır44. B. Geleneksel Sigortacılık Karşısında Katılım Sigortacılığı TTK’nin 1401. maddesindeki tanım ile sigorta sözleşmenin unsurları ortaya konulmaya çalışılmıştır45. Bu tanımdan hareketle katılım sigortacılığı ile geleneksel sigortacılığın; risk değerlendirmesi ve yönetimi, fon idaresi ve katılımcı (sigortalı) ile fon işleticisi (sigortacı) arasındaki ilişkilerden kaynaklanan farklılıklar ihtiva ettiği görülmektedir46. Kavramsal temelde katılım sigortacılığı, katılımcıların müştereken garanti sağlaması temeline dayalı bir koruma sistemi öngörürken; geleneksel sigortacılıkta, sigortalının ödediği prim karşılığında, gerçekleşen zarara ilişkin tazminatın ödenmesi hedef alınmıştır. Katılım sigortacılığının fikirsel alt yapısını dini referanslar oluştururken; geleneksel sigortacılık, ödenen prim karşılığında belirsizliğin profesyonel risk taşıyıcısına (sigortacıya) aktarma mantığıyla çalışmaktadır. Geleneksel sigortacılıkta zararı karşılayacak sigorta şirketi iken; katılım sigortasında gruba üye tüm katılımcılar, yardımlaşma ve dayanışma mantığıyla zararı birlikte üstlenmektedir. Kȃ r kazancı geleneksel sigortanın temel güdüsü iken; katılım sigortasında küçük kȃ r dağıtımları kabul edilebilir görülmektedir47. Katılım sigortacılığında prim ile riskin mübadelesi söz konusu değildir. Dolayısıyla katılımcıların herhangi bir teminat satın alması gündeme gelmediği gibi, sigortacı da akdettiği sözleşmelerin karşılığı bir kapasiteyle hareket etmek zorunda kalmamakta, sadece riskin ortaklaşa paylaşılması amacıyla biraraya gelen katılımcıların oluşturduğu fonu yönetmektedir48. Katılım sigortacılığında sigortacı, sermayedarlardan ve yaptığı işlemlerden kazandığı ücretten oluşan fon ile katılımcılara ait risk fonunu iki farklı hesapta ayrı ayrı yürütmek zorundadır. Sermayedarlarından temin ettiği fon ile katılımcıların sigortacılık faaliyeti dolayısıyla ödemiş oldukları sabit ücretler, şirketin kârını oluşturmaktadır. Risk fonundan, meydana gelen hasarlar ve diğer masraflar sigortalılar adına şirketçe karşılanmakta, fonun fazla vermesi durumunda ise bu fazlalık katılımcılara hisseleri oranında ödenmektedir. Risk fonuna yapılan her türlü katkı ve fondan yapılan tüm tazminat ödemeleri bir tür bağış olarak kabul görmektedir49. Fonun açık vermesi durumunda, ilk elden katılımcılara gitmek yerine işletici şirket, daha sonra şirket kȃ r elde edince katılımcılardan tahsil edilmek şartıyla, fona faizsiz borç sağlayarak oluşan likidite problemini çözmek ve risk fonunun açığını geçici olarak kapatmakla mükellef kılınmıştır50. Geleneksel sigorta sözleşmesindeki, şirket hissedarları ile sözleşmenin tarafları olan sigortacı ve sigorta ettirene karşın; katılım sigortacılığında risk fonunun oluşumuna katkıda bulunan katılımcılar (participants) ile bu fonun yönetiminden sorumlu olan işletici (sigortacı) şirket ve şirketin sermayedarları yer almaktadır. Her bir katılımcı, hem sigortalı hem de diğer katılımcıların zararını giderme hususunda gönüllü olduklarından sigortacıdır. Katılım sigortası sözleşmesinde sigortacı, katılımcılarla sözleşme akdetmek, katkı primlerini toplamak ve zarara maruz kalan tarafın hasarını gidermek fonksiyonlarını üstlenerek, bir nevi aracı acente gibi faaliyet göstermektedir51. Geleneksel sigorta uygulamasından farklı olarak katılımcılar, rizikolarının büyüklüğü oranında oluşturdukları fonun kâr ve zararının sorumluluğunu kendileri üstlenmektedir.52 Pfeffer sigortayı; sigortalı olarak adlandırılan bir tarafın, belirli riskleri, sigortacı olarak adlandırılan ve ekonomik kayıpların telafisini öngören diğer tarafa transfer ederek, riskin azaltılmasını sağlayan bir mekanizma olarak tanımlamaktdır53. Geleneksel bakış açısının ortaya koyduğu, olumsuz durumların neden olduğu kayıpların bir havuzdan karşılanması fikri, İslami açıdan da kabul görmektedir. Ancak bilhassa kumar, faiz ve belirsizlik kavramlarından hareketle geleneksel sigortacılıkla katılım sigortacılığı, sistemin işleyişi noktasında da 44 FISHER & TAYLOR, s. 237. 45 Kanunun gerekçesinde de bu durum, sözleşmenin esaslı noktalarının tespitinin sözleşmenin kurulmasından yorumlanmasına ve hatta sona ermesine kadar, uygulayıcılara ve mahkemelere önemli kolaylıklar sağlayacağı temeline dayandırılarak açıklanmıştır. Bkz: http://www.ticaretkanunu.net/ttk-madde-1401/ (Erişim Tarihi 11/07/2018). 46 KHAN, Mubbsher Munawar/MOBEEN, Alam Hassan/AHMAD, Naveed/SABEEH, Iqbal Muhammad/ALI, Salmat:“Comparative Analysis of Islamic and Prevailing Insurance Practices”, International Journal of Business and Social Science Vol. 2, No. 10, June 2011, s. 283. 47MAYSAMI, Ramin Cooeper/KWON W. Jean;“An analysis of Islamic Takaful Insurance-a cooperative insurance mechanism” Journal of Insurnace Regulation, Volume: 18, Issue:1 , s.109. 48HUSSAIN/PASHA, s.25. 49ASHRAF/KORTBAWI/MRAD,s.147. 50ODIERNO, Hassan Scott/KASSIM, Zainal Abidin Mohd:“Oversight in Takaful”, (Chapter 10) Takaful and Mutual Insurance Alternative Approaches to Managing Risks Washington, The World Bank, s.144. 51ODIERNO/KASSIM (Chapter 10), s.143 vd. 52ASHRAF/KORTBAWI/MRAD, s.144-146. 53PFEFFER, Irving: Insurance and Economic Theory, RD Irwin, for SS Huebner Foundation for Insurance Education, University of Pennsylvania, Homewood, Illionis,1956, s.53. İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi – İnÜHFD 10(1): 25-39 (2019) Sigortacılıkta Yeni Bir Yaklaşım: Katılım Sigortacılığı 31 ayrışmaktadır54. Risk yönetimi anlamında katılım sigortacılığında belirsizlik ve spekülasyonlara yer verilmezken, fon yönetimi bakımından da faiz yasağı belirleyici rol oynamaktadır55. Geleneksel sigorta, bir tarafın diğer tarafa nazaran sebepsiz zenginleşmesine ya da kayıp yaşamasına neden olacak biçimde, riskin gerçekleştiği hallerde ödeme yapılması esası üzerine kurgulanmıştır. Tipik bir sigorta sözleşmesinde sigortalı, şirket kȃ rının ne şekilde dağıtılacağını ve hangi araçlarla değerlendirileceğini bilmezken; katılım sigortacılığında taraflara ne şekilde ve oranda kȃ r dağıtılacağı önceden belirlenmiştir. Katkı paylarının bağış olarak kabul edilmesiyle de, sözleşmedeki belirisizlik kabul edilebilir hale getirilmiştir56. Son olarak sistemin İslami esaslara uygun yönetilmesi nedeniyle fonlarının faiz içeren enstrümanlarda değerlendirilmesi de yasaklanmıştır57. C. Uluslararası Uygulama Modelleri İslami sigortacılığın ticarileştirilmesi, farklı bölgelerde ortaya çıkan çeşitli uygulama modelleri ile vücut bulmuştur. Uygulanan modellerin hepsi, İslam hukuku kurallarına göre tasarlanmış sözleşmeler üzerine oturtulmuştur. Yaygın olarak günümüzde mudarebe, vekalet ve bunların sentezinden oluşan karma model yapısı uygulanmaktadır58. Mudarebe(mudharaba) yöntemi temel olarak, kȃ r ve kaybın şirket ile poliçe sahipleri arasında paylaşılması esasına dayanmaktadır. Mudarebe modelinde katılımcılar fonun sahibi konumunda iken; şirket, fonun yönetiminden sorumlu girişimci rolündedir. Masraflar (retekafül, hasar, işletim giderleri vb.) katılımcılardan toplanan fondan düşüldükten sonra kalan miktar yatırıma yönlendirilmektedir. Fonun fazla vermesi durumunda bu fazlalık, tarafların imzaladıkları bir nevi emek/sermaye ortaklığı olan mudarebe sözleşmesinde belirlenen oranlar doğrultusunda paylaşılmaktadır59. Fonun açık vermesi halindeyse işletici şirket herhangi bir kazanç elde edemezken; şirket hissedarlarının, fonun kȃ ra geçtikten sonra poliçe sahiplerinin geri ödemesi koşuluyla, fonda meydana gelen açığı kapatmak için fona faizsiz borç (karz-ı hasen-qard hasan) 60 sağlama yükümlülüğü bulunmaktadır61. İkinci model, operatörün katılımcıların vekili/acentesi olarak çalıştığı ve karşılığında yönetim ücreti aldığı vekalet (wakalah) modelidir. Bu modelde fon yatırımları, yönetim giderleri ve masraflar katılımcılara aittir. Fondan ilk olarak operatörün ücreti ayrıştırılmakta62, muhtelif giderler sonrasında fonun fazlalık kısmı yatırıma yönlendirilmektedir. Taraflar arasında mudarebe sözleşmesi yapılmadığı için fondan elde edilen kȃ r ya da zarar şirkete yansıtılmamaktadır. Fonun açık vermesi durumunda mudarebe modeline benzer şekilde operatörün faizsiz borç verme yükümlülüğü yine bulunmaktadır63. Katılımcılarla şirket arasında vekalet sözleşmesinin yanı sıra, mudarebe sözleşmesinin de yapıldığı, operatörün risk yüklenimi işleri için vekalet ücreti, fonların yatırıma yönlendirilip fazla vermesi durumunda ise kâr paylaşım ücreti alması esasına dayanan model ise karma model olarak adlandırılmaktadır64. Sıkça kullanılan bu üç modelin dışında, bazı ülkelere özgü olarak geliştirilmiş farklı sigorta modelleri de söz konusudur. Bunlardan birisi, katılımcıların % 100 bağış esasıyla sağladıkları katkı primlerinden oluşan vakıf modelidir. Bu modelin temeli, bağımsız bir tüzel kişiliği bulunan ve kamusal nitelikte bir kuruluş gibi faaliyet gösteren bir vakıf yapılanmasına dayanmaktadır. Diğer modellerden farklı olarak, katılımcılar tarafından oluşturulan vakıf bünyesindeki fonun mülkiyeti, katılmcılara değil, vakfa aittir65. Dolayısıyla yönetim modeline ilişkin, şirket ile yapılacak anlaşmalar katılımcılardan ziyade vakıfla yapılmaktadır. Operatörün alacağı ücrete göre bu anlaşma mudarebe vakıf, vekalet vakıf veya karma vakıf şekillerinde yapılabilmektedir. Masraflar ve tazminat ödemeleri sonrasında fonun fazla vermesi durumunda, bu fazlalığın mülkiyeti vakfa ait olmasına rağmen, katılımcılara da dağıtılabilmesi mümkündür. Operatörün, fonun kısa dönemli nakit problemini karşılama yükümlülüğü bu model için 54AKTHER, Uddin:Principles of Islamic Finance: Prohibition of Riba, Gharar and Maysir, Munich Personal RePEc Archive, INCEIF, Kuala Lumpur, Malaysia, 13 October 2015, (https://mpra.ub.uni-muenchen.de/67711/1/MPRA_paper_67711.pdf, Erişim Tarihi: 04.06.2018). 55QURESHI, s.280-281. 56ASHRAF/KORTBAWI/MRAD, s. 144. 57QURESHI,s. 285. 58ASLAN, Hakan:”Türkiye’de Tekafül (İslami Sigorta) uygulamaları: Problemler ve Çözüm Önerileri”, Uluslararası İslam Ekonomisi ve Finansı Araştırmaları Dergisi, 2015, Yıl:1, Cilt:1, Sayı: 1, s.103; FISHER/TAYLOR, s.239. 59ASHRAF/KORTBAWI/MRAD,s.40. 60Katılım bankacılığının temel argümanlarından olan karz-ı hasen için bkz: SADR, Seyed Kazem:“Qard Hasan Financing In Islamic Banks”, ISRA International Journal of Islamic Finance, 2014 Vol.6 Issue 2, s.7 vd. 61QURESHI, s.284. 62Operatörün ücreti, “İslami Danışma Kurulu (Shariah Advisory Board)” tarafından yıllık bazda belirlenmekte, ücretlendirme performans ölçütüne göre değerlendirilmektedir. Bkz: HUSSAIN/PASHA, s.24. 63ODIERNO, Hassan Scott/KASSIM Zainal Abidin Mohd:“Trades-offs Takaful” (Chapter 6) Takaful and Mutual Insurance Alternative Approaches to Managing Risks Washington, The World Bank 2013, s.84. 64Operatörün standart bir ücretin yanında, kȃ r payına da dahil olması fonun daha iyi yönetilmesi noktasında karma modeli, diğer iki modele göre daha avantajlı bir hale sokmaktadır. Bkz: ODIERNO/KASSIM (Chapter 6), s.86. 65HUSSAIN/PASHA,s.24. Inonu University Law Review – InULR 10(1): 25-39 (2019) Serdar DEMİRCİ 32 de söz konudur66. Bilhassa Suudi Arabistan’da izin verilen tek sigorta modeli olan kooperatif modeli de bir diğer modeldir. Zira ülkede sigorta şirketlerinin sadece kooperatif olarak yapılanmalarına izin verilmektedir. Bu modelde, toplanan katkı payları ve katılımcıların riskleri doğrudan kooperatif sigorta şirketlerine aktarılmakta ve fonun mülkiyeti kooperatife ait olmaktadır. Uygulamada çoğu kooperatif, vekalet ve karma modeli tercih etmektedir67. D. Uluslararası Takaful Piyasası Uluslararası terminolojiyle68 takaful piyasası, 1979 yılında kurulan ilk takaful şirketinden günümüze 200’den fazla şirketin faaliyet gösterdiği, yaklaşık 15 milyar dolarlık hacmi olan ve yüksek büyüme oranlarını yakalamış bir pazar haline gelmiştir69. Ancak küresel bazda yaklaşık 4,5 trilyon Dolar prim üretiminin varlığı dikkate alındığında, takaful piyasasının dünya sigorta pazarında henüz önemli bir paya sahip olmadığı söylenebilir. Takaful piyasası özellikle uluslararası alanda yeknesak bir yasal alt yapının olmayışı, yasal ve düzenleyici çerçevenin (ruhsat, sermaye gereksinimi vb. konularda) ülkeden ülkeye ve bölgesel bazda farklılık arz etmesi nedeniyle geleneksel sigortacılık karşısında rekabet gücünü koruyamamaktadır. Bu nedenle özellikle piyasanın yoğunlaştığı Körfez İşbirliği Konseyi70 (Gulf Cooperation Council) üye ülkelerinde, Avrupa Birliği’ndeki ortak pazar/tek pasaport benzeri bir yapılanma oluşturulması amaçlanmaktadır. Sigortaya ilişkin yanlış kanı, kalifiye iş gücü, takaful ürünlerinin çeşitlendirilmesi-arzı-fiyatlandırılması ve etkin dağıtım kanallarının kullanılması gibi konular da uluslararası düzeyde çözüm bekleyen sorunlar arasında yer almaktadır71. Takaful piyasası, ağırlıklı olarak Güneydoğu Asya Pazarı (Malezya, Endonezya, Brunei), Afrika Pazarı (Sudan, Mısır, Gambiya, Tunus, Kenya), Körfez Ülkeleri Pazarı (Katar, Umman, Bileşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Kuveyt) ve Türkiye, Ürdün, Sri Lanka, Bangladeş, Suriye, Pakistan, Yemen gibi ülkelerin yer aldığı Diğer Ülke Pazarları olmak üzere dört büyük pazara bölünmüştür. Takaful piyasasının prim üretiminin yaklaşık % 88’si Körfez Ülkeleri kaynaklıdır. Güneydoğu Asya ülkelerinin uluslararası pazardaki pay oranı ise % 6’larda seyretmektedir. Sigorta koruması altında olmayan büyük bir Müslüman nüfusa sahip Afrika, takaful piyasası bakımından önemli bir potansiyel barındırsa da, pazar payı bakımından sadece % 4’lük bir orana sahiptir. Ülkemizin de içinde yer aldığı Diğer Ülkeler Pazarı’nın pazar büyüklüğü ise kalan %2’ye tekabül etmektedir72. Takaful piyasasının uluslararası zeminde karşılaştığı sorunların çözümü, küresel seviyede uygulama birliğinin sağlanması ve düzenleyici çerçevenin oluşturulmasını teminen, çeşitli uluslararası kuruluşların çalışmaları da önem arz etmektedir. İslami finansal hizmetler kapsamında faaliyet gösteren kuruluşlara ve finans sektörüne yönelik İslami kurallar çerçevesinde muhasebe, yönetim, denetim ve etik standartlarını hazırlayan, kȃ r amacı gütmeyen bir kuruluş olan AAOIFI (Accounting and Auditing Organization for Islamic Financial Institutions-İslami Finans Kurumlarının Muhasebe Ve Denetim Örgütü)73 bu kuruluşların başında yer almaktadır. Bankacılık, sigortacılık ve sermaye piyasaları bağlamında düzenleyici ve denetleyici otoriteler için standartlar geliştiren “IFSB” (Islamic Financial Services Board-İslami Finansal Hizmetler Kurulu)74; İslami derecelendirme kurumu olan IIRA (Islamic International Rating Agency)75 ve IDB (Islamıc Development Bank-İslami Kalkınma Bankası) de önemli diğer uluslararası kuruluşlardandır. Uluslararası pazarı, hukuki farklılıkları ve sigorta uygulama modellerini daha iyi algılayabilmek için bilhassa Güneydoğu Asya ve Körfez Ülkeleri Pazarı ile bu pazardaki öncü ülkelerin uygulamalarının kapsamlı şekilde incelenmesi gerekir. Ancak çalışmamızın içeriği ve kapsamı böyle bir değerlendirmeye uygun olmadığından, bu başlık altında daha ayrıntılı bir incelemeye yer verilmesi uygun görülmemiştir. 66KHAN/MOBEEN/AHMAD/SABEEH/ALI, s.283. 67 ALGHAMDI, Sarah: “The Saudi Tʿ awuni Insurance Model: Concerns about Compatibility with Islamic law in Accomodating “Risk””, A thesis submitted in conformity with the requirements for the degree of Master of Laws Faculty of Law University of Toronto, 2013, s.97. 68Bu başlık altında, uluslararası terminolojiye uygun şekilde“takaful” kelimesi tercih edilmiştir. 69BHATTY, Ajmal: “The Growing Importance Of Takaful Insurance” Asia Regional Seminar organized by OECD and Bank Negara Malaysia under the sponsorship of the Government of Japan, Kuala Lumpur, 23-24 Sept. 2010, http://www.oecd.org/finance/insurance/46116115.pdf, (Erişim Tarihi: 12/06/2018); Milliman Research Report: Global Takaful Report, Market Trends in family and general Takaful, Jully 2017, s.2, http://www.milliman.com/uploadedFiles/insight/2017/Takaful-2017-full-report.pdf (Erişim Tarihi: 11/06/2018). 70Bkz: http://www.mfa.gov.tr/korfez-arap-ulkeleri-isbirligi-konseyi.tr.mfa, Erişim Tarihi:07/06/2018). 71ASHRAF/KORTBAWI/MRAD, s.156-157; ODIERNO, Hassan Scott/KASSIM, Zainal Abidin Mohdand/GONULAL Serap Oğuz:“Challenges for Takaful Going Forward”, (Chapter 9) Takaful and Mutual Insurance Alternative Approaches to Managing Risks, Washington, The World Bank 2013, s.129. 72Takaful piyasasına ilişkin derinlemesine ekonomik analiz, ülke sigortalılık oranları, geleneksel sigorta verileri ile takaful verilerinin karşılaştırılması vb. konularda ayrıntılı bilgi için bkz: Milliman Research Report ve Global Islamic Finance Report 2016, Islamic Financial Policy: The Dynamics Of Takaful Market, Growth Beyond 2016, s.279 vd. http://www.gifr.net/gifr2016/ch_09.pdf (Erişim Tarihi: 13/06/2018). 73Bkz: http://aaoifi.com/about-aaoifi/?lang=en (Erişim Tarihi: 13/06/2018). DOĞAN, s.56. 74Bkz: https://www.ifsb.org/background.php (Erişim Tarihi: 13/06/2018). DOĞAN, s.57-58. 75 IIRA, İslam Kalkınma Bankası’nın bir alt yapı kuruluşu olarak, ağırlıklı şekilde İslam İşbirliği Teşkilatı üye ülkeleri nezdinde, sermaye piyasası odaklı faaliyet gösteren bağımısz bir derecelendirme kuruluşudur. Bkz: http://iirating.com/corprofile.aspx (Erişim Tarihi: 13/06/2018). İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi – İnÜHFD 10(1): 25-39 (2019) Sigortacılıkta Yeni Bir Yaklaşım: Katılım Sigortacılığı 33 IV. ÜLKEMİZDE KATILIM SİGORTACILIĞI Ülkemizde sigorta hukukunun sözleşme hukuku bağlamında temel kaynağını 6102 sayılı TTK’nin altıncı kitabı oluşturmaktadır. Sektörün teknik ve idari anlamda düzenlenmesi, sigorta şirketlerinin kuruluşlarından tasfiyelerine kadar geçen süreçteki tüm hususlar ise 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu (SK) çerçevesinde gerçekleştirilmektedir. TTK’nin 1401. maddesi kapsamında sigorta sözleşmesi; “Sigorta sözleşmesi, sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun, meydana gelmesi hâlinde bunu tazmin etmeyi ya da bir veya birkaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşmedir.” şeklinde tanımlanmıştır. Tanımdan anlaşılacağı üzere sigorta sözleşmesi, geleneksel sigortacılık prensipleri temelinde sigorta ettirenin ödeyeceği belirli bir prim karşılığında, sigortacıya “risk transfer”i esasına dayanan tam iki taraflı bir sözleşmedir76. Öte yandan mezkur Kanunun 1402. maddesinde, “Birden çok kişinin birleşerek, içlerinden herhangi birinin, belli bir rizikonun gerçekleşmesi durumunda doğacak zararlarını tazmin etmeyi borçlanmaları karşılıklı sigortadır. Karşılıklı sigorta faaliyeti ancak kooperatif şirket şeklinde yürütülebilir.” hükmüne yer verilmiştir. 5684 sayılı SK’nin “Sigorta şirketlerinin ve reasürans şirketlerinin kuruluşu” kenar başlıklı 3. maddesinde de “Türkiye’de faaliyet gösterecek sigorta şirketleri ile reasürans şirketlerinin anonim şirket veya kooperatif şeklinde kurulması şarttır.” düzenlemesi yer almaktadır. Böylelikle TTK’deki karşılıklı sigorta faaliyetinin ancak kooperatif şirket şeklinde yürütülebileceğine ilişkin düzenleme karşısında, SK’de de, sigorta ve reasürans şirketlerinin kooperatif şirket şeklinde kurulabilmesine izin verildiği görülmektedir. Karşılıklı sigorta, en genel anlamıyla, aynı sahada ticari faaliyette bulunan grup üyelerinin, birbirlerinin sigortacısı olmasını ve herhangi bir hasar durumunda, her bir üyenin katkısı ile oluşturulmuş fonun, hasarın karşılanmasında kullanılması esasına dayanan özel bir sigorta sözleşmesi77 uygulamasıdır. Karşılıklı sigortanın temel karakteristiğini ortaya koyan “karşılıklılık” (mutuality); ortak menfaatleri için, sigorta fonuna prim ödemek suretiyle katkı sağlayanların, gerek sigortacılık faaliyeti sonucunda oluşan ihtiyaç fazlasından pay alabilme gerekse hasar bedelini temin edebilme hakkına sahip olmalarını ifade etmektedir. Karşılıklılık, sigorta fonuna katkı sağlayanlar ile hissedarların aynı olduğu, başka bir ifadeyle, prim ödeyenlerin hissedar, hissedarların da prim ödeyen kişiler olduğu birlikteliklerde esastır. Bu temel ilke sağlandığı sürece, ortaya konan yapılanmanın şekli önemli değildir. Nitekim ülkemizde sigortacılık faaliyetleri bakımından bu yapının “kooperatif” şeklinde olması tercih edilmiştir78. Karşılıklı sigorta şirketlerinin mantığında, hasar ödemeleri, işletme maliyetleri ve diğer giderler karşılandıktan sonra, kalan kâr ve karşılıklar, kural olarak üye poliçe sahiplerine ait olmaktadır. Ancak genellikle poliçe sahipleri, kısa dönem kâr hedeflerinden ziyade, düşük primlerle daha kapsamlı ve kaliteli hizmet alabilmeye yönelik uzun vadeli hedeflere yönelmektedir. Bu da, elde edilen kârın üyelere dağıtılmasından ziyade, ileride meydana gelmesi muhtemel hasarlar için karşılık olarak tutulması sonucun doğurmaktadır79. Genel hatlarıyla yukarıda açıklamaya çalıştığımız katılım sigortacılığında da, risk transferinden ziyade sigortalılar açısından bir risk paylaşımı yöntemi söz konusu olmakta ve sigorta şirketleri riski transfer alandan ziyade, riski yöneten konumunda (operatör) bulunmaktadır. Risk havuzunun fazla veya açık vermesi, doğrudan sigortalıların sorumluluğundadır. İşletici şirketin, uygulanan modele göre farklılık göstermekle birlikte tek sorumluluğu, havuzun açık vermesi durumunda fona faizsiz likidite imkanı sağlayarak (karz-ı hasen) sisteme işlerlik kazandırmaktadır. İlerleyen dönemde fonda oluşan pozitif artışa bağlı kalarak şirket temin ettiği bu likiditeyi geri alma hakkına sahip olduğundan, şirketin fona kısa süreli para tedarikinin risk transferi olarak değerlendirilmesi de olası değildir. Bu yönüyle katılım sigortacılığı, TTK’nin 1402. maddesinde ifadesini bulan sosyal ve ekonomik olarak dayanışma halinde karşılaşılan risklere yönelik ortaklaşa ve karşılıklı olarak güvence sağlanmasının hedeflendiği karşılıklı sigorta işleyişine son derece uyum sağlamaktadır. Ancak sigortacılık mevzuatımız kapsamında belirtildiği üzere, karşılıklı sigortacılık faaliyetlerinin münhasıran ortaklarının ekonomik menfaatlerini koruyup, kollamak ve güçlendirmek amacıyla kurulan, bu amaç çerçevesinde de ortakları arasında yardımlaşma, dayanışma ve kefâlet fonksiyonlarını" “karşılıklılık” prensibi bağlamında hayata geçiren kooperatif ortaklıkları tarafından yürütülmesine izin verilmektedir. Katılım sigortacılığına ilişkin mevzuatımızdaki temel düzenleme fonksiyonuna sahip “Katılım Sigortacılığı Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik” kapsamında, katılım sigortacılığı faaliyetlerinin yürütülmesi sırf 76KENDER, s.234-235. 77Milli Reasürans T.A.Ş, Açıklamalı Sigorta ve Reasürans Terimleri Sözlüğü, “Haziran 2004, s. 184. 78Bkz: DEMİRCİ, Serdar: “Sigorta Kooperatifçiliği: Türkiye Uygulaması”, İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Yıl 2018, Cilt 9, Sayı 1, s.396 vd. (Kooperatif). 79 Karşılıklı sigortacılık modeline yönelik yasa koyucunun ülkemiz için tercih ettiği kooperatif yapılanmasında da; 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu md. 38 kapsamında, ana sözleşmelerinde hüküm bulunmak kaydıyla, olumlu gider farkının (kârın) ortaklar arasında paylaşılmasına izin verilmiştir. Ancak, kooperatiflerin sermaye yapısının diğer sermaye şirketlerine nazaran farklılık arz etmesi ve karşılıklı sigorta şirketlerinin genel çalışma mantığı dahilinde kâr dağıtımından ziyade, Kooperaifler Kanununun “Anasözleşmede aksine hüküm bulunmadığı takdirde ortaklarla yapılan muamelelerden bir yıllık faaliyet sonunda elde edilen hasılanın tamamı gelir gider farkı olarak kooperatifin yedek akçelerine eklenir.” hükmünü amir md. 38/f.1 gereği, elde edilen kârın yedek akçelere eklenmesi tercih edilmektedir. Ayrıntılı bilgi için bkz: ÖZMEN, Kemal: Kooperatifler, 3. Bası, İstanbul 2014, s. 78; ÜSTÜN, Yusuf/MUHİTTİN, Aydın: Kooperatifler Hukuku, Ankara, 2017, s.130. Inonu University Law Review – InULR 10(1): 25-39 (2019) Serdar DEMİRCİ 34 “karşılıklılık” esasına bağlanmamış ve bu temelde faaliyet göstermek zorunda olan sigorta kooperatifleri ile sınırlandırılmamıştır. Kaldı ki Sigortacılık Kanunu’nda, kooperatif yapılanması kapsamında ikili bir sistem kabul edilmiş ve üyeleri veya üyeleri dışındakilerle sigorta sözleşmesi yapmak üzere kooperatiflerin adeta halka kapalı ya da açık şekilde kurulabilmeleri öngörülmüştür. Bu düzenleme karşısında, sadece ortakları ile sigorta sözleşmesi akdedebilen kooperatifleri “halka kapalı”, ortakları dışındaki kişilerle de sigorta sözleşmesi akdedebilen kooperatifleri ise “halka açık” kooperatif olarak tanımlamak yanlış olmayacaktır. Mezkur Kanun kapsamında80 karşılıklı sigortacılık, sadece üyeleri ile sigorta sözleşmesi yapan kooperatifler için zorunlu kılınmış, halka açık kooperatifler bakımından bu yönde bir zorunluluk öngörülmemiştir81. Her ne kadar uluslararası literatürde takafulün işleyiş mekanizmasının karşılıklı sigortacılık zeminine dayandığına yönelik fikir birliği bulunsa da; ülkemizde katılım sigortacılığının geleneksel sigorta şirketleri tarafından da yürütülebilmesinin kabulü son derece isabetli olmuştur. Zira aksi, ülkemizde katılım sigortacılığı sisteminin ölü doğmasına sebebiyet verecek bir tercih olacaktır. Nitekim sigorta kooperatifi olarak ülkemizde daha önce üç şirket faaliyet göstermekteyken, günümüzde bu sayı bilhassa mevuzat noktasındaki sıkıntılar nedeniyle sadece bire inmiştir82. Bu nedenlerle katılım sigortacılığının kapsamı, zaten sorunlu bir işleyiş yapısına sahip kooperatif sigortacılığı ve bu alanda faaliyet gösteren (şimdilik) tek bir sigorta şirketiyle daraltılmamıştır. Yönetmeliğin “Amaç ve kapsam” kenar başlıklı 1. maddesinin üçüncü fıkrasında, “Bu Yönetmelik, Türkiye’de katılım sigortacılığı alanında faaliyet gösteren sigorta şirketleri ile katılım sigortacılığı sistemine dahil gerçek ve tüzel kişileri kapsar.” hükmüne yer verilmiştir. Mezkur Yönetmeliğin “Tanımlar”a ilişkin 3 maddesinin f.1/(l) bendinde de; “Şirket: Sigorta sözleşmelerinin hazırlanması, katkı primlerinin toplanması, tazminatların ödenmesi ve sigortayla ilgili diğer teknik ve yasal işlemleri yapmakla yükümlü olan, 5684 sayılı Sigortacılık Kanununa uygun olarak kurulmuş ve bu Yönetmelik ile belirlenen katılım sigortacılığı esaslarına göre faaliyet gösteren sigorta şirketini” ifade eder, denmiştir. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nda ise sigorta şirketi, Türkiye’de kurulmuş sigorta şirketi ile yurt dışında kurulmuş sigorta şirketinin Türkiye’deki teşkilâtını (md. 2/f.1 b.p) karşılayacak şekilde tanımlanmıştır. Ayrıca yukarıda belirtildiği üzere mezkur Kanun’un 3. maddesinde “Türkiye’de faaliyet gösterecek sigorta şirketleri ile reasürans şirketlerinin anonim şirket veya kooperatif şeklinde kurulması şarttır.” kuralı yer almaktadır. Tüm bu düzenlemeler karşısında; Türkiye’de anonim şirket veya gerek karşılıklılık esasına dayalı olan halka kapalı gerekse karşılıklılık esası zorunlu olmayan halka açık bir sigorta kooperatifi şeklinde kurulan ya da yurt dışında kurulmuş sigorta şirketinin öngörülen esaslara uyan Türkiye’deki şubesinin, Yönetmeliğin öngördüğü diğer esaslara uygun olması şartıyla katılım sigortacılığı faaliyetinde bulunması imkan dahilindedir. Mevcut hükümler kapsamında, katılım sigortacılığı ile geleneksel sigortacılığın münferit ruhsatlara sahip şirketler tarafından yürütülmesi şart koşulmayarak, isabetli bir tercihle tek ruhsat altında her iki tür sigortacılık faaliyetinin de yürütülebilmesine olanak tanınmıştır. Sistemin işleyişi noktasında uluslararası uygulamaya paralel şekilde Yönetmeliğin 6. maddesi kapsamında, şirketin katılımcıların katkılarından oluşan risk fonu83 ile sermayedarlarının/üyelerinin fonunu ayrı yönetmesi öngörülmüştür. Benzer şekilde katılım sigortacılığı faaliyetinde bulunacak kooperatif şirketleri de, üyeleri dışındakilere sigortacılık hizmeti sunmaları durumunda, katılımcıların katkılarından oluşan risk fonu ile kooperatif üyelerinin hesaplarını ayrı yönetmekle yükümlü kılınmıştır. Yönetmeliğin 8. maddesi çerçevesinde de, katılım sigortacılığı faaliyetinde bulunan şirketlerin yaptıkları faaliyetlerin İslami esaslara, katılım sigortacılığı ile katılım finans ilkelerine uygunluğunun sağlanması ve takibi maksadıyla, organizasyon yapısı içerisinde şirket bünyesinde yönetim kuruluna bağlı olarak danışma komitesi oluşturması ya da bahse konu faaliyetin şirket yönetim kuruluna raporlama yapma şartıyla dışarıdan hizmet alımı ile gerçekleştirilmesi hüküm altına alınmıştır. 80““(3) Üyeleri dışındaki kişilerle sigorta sözleşmesi yapmayan kooperatif şeklinde kurulan sigorta şirketleri ve reasürans şirketlerinin; a) Mütüel (karşılıklı) sigortacılık yapması, b) Ortak sayısının ikiyüzden az olmaması, c) Yöneticilerine herhangi bir ayrıcalık vermemesi, zorunludur”.” 81ULAŞ, s. 12. 82Bu şirketlerden ilki olan S.S. Koru Sigorta Kooperatifi, mütüel sigortacılık yapmak üzere Kasım 2011’de kurulmuş ve Mayıs 2011’de faaliyete başlamıştır. Ancak 2016 yılında, Hazine Müsteşarlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğü ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Kooperatifçilik Genel Müdürlüğünün kontrolü altında kooperatifin anonim şirkete dönüştürülmesi işlemine başlanmış ve 5 Aralık 2017 tarihinde toplanan ortaklar genel kurulu Koru Sigorta Kooperatifini, Koru Sigorta A.Ş.’ye dönüştürmüştür. İkinci sigorta kooperatifi niteliğindeki S.S. Doğa Sigorta Kooperatifi ise 06.02.2014’te faaliyet ruhsatı almış, o da yakın bir tarihte anonim şirket yapılanmasını tercih etmiştir. Hȃ lihazırda tek karşılıklı sigorta şirketi olarak faaliyet gösteren S.S. Atlas Sigorta Kooperatifi ise gerekli izinleri alıp, 19 Mart 2015 tarihinde Ana Sözleşmesini Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlayarak kuruluş işlemlerini tamamlamış ve üçüncü sigorta kooperatifi olarak faaliyete başlamıştır. İlgili şirketlerin hangi alanda faaliyet ruhsatlarının olduğu ve ruhsat tarihleri ile ilgili detaylı bilgi için bkz: https://www.hazine.gov.tr/tr-TR/Sayfalar/Sirketler, Erişim Tarihi:06/03/2017). 83 Yönetmelik kapsamında risk fonu; ortak risk paylaşımı ve dayanışma esasları doğrultusunda, katılımcıların kendi risklerinin ve diğer katılımcıların risklerinin karşılanması için ödedikleri katkı primleri ile bunlardan kaynaklanan gelirlerin biriktirilmesi ve tazminat ve/veya birikim ödemeleri ile yasal yükümlülükler de dahil olmak üzere yapılan harcama ve giderlerin karşılanması için oluşturulan fon, olarak tanımlanmıştır (md. 2/e-j). İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi – İnÜHFD 10(1): 25-39 (2019) Sigortacılıkta Yeni Bir Yaklaşım: Katılım Sigortacılığı 35 Risk fonunun devamlılığın sağlanması, borç ihtiyacı olmaksızın fonun sağlıklı şekilde yönetilmesi ve ürünlerin doğru fiyatlandırmasının sağlanması gibi hususlar başta olmak üzere, fon yönetim modelleri noktasında mevzuatımızda zorunlu bir sistem öngörülmemiştir. Yönetmeliğin 4. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında, tercih edilen modellerden hangisinin kullanılacağının sigorta sözleşmesinde açıkça belirtilmiş olması kaydıyla; • Şirketin, risk fonunun yönetimi ile sigortayla ilgili diğer teknik ve yasal işlemler karşılığında vekâlet ücreti aldığı vekâlet yönetim modeli, • Şirketin, risk fonunun yönetimi ile sigortayla ilgili diğer teknik ve yasal işlemleri karşılığında aldığı yönetim ücretinin emek-sermaye ortaklığı çerçevesinde kȃ r paylaşımı esasına göre belirlendiği mudarebe yönetim modeli, • Şirketin risk fonu yönetimi ile sigortayla ilgili diğer teknik ve yasal işlemler karşılığında vekalet ücreti aldığı, teknik kȃ rın tamamının katılımcılara dağıtıldığı fakat yatırım kȃ rının katılımcı ile şirket arasında önceden belirlenmiş bir oran üzerinden paylaşıldığı vekâlet/mudarebe karması (hibrit) yönetim modeli veya • Danışma komitesinin onaylayacağı başka bir model çerçevesinde faaliyette bulunabilmesine izin verilmiştir. Tercih edilen yönetim modelinden bağımsız olarak risk fonunun yasal ve idari yükümlülüklerini yerine getirme hususunda yetersiz kalması ve alınan reasürans veya katılım reasüransı korumasının tatmin edici olmaması halinde, uluslararası uygulamalara paralel şekilde şirketin yaşanan açığı, ilerleyen dönemlerde fonda oluşan pozitif bakiyeden geri alması olanağıyla, likidite sağlamak (karzı-hassen) suretiyle kapatması, anılan Yönetmeliğin 5. maddesi kapsamında zorunlu hale getirilmiştir84. Katılım sigortacılığı bağlamında da, kooperatif sigortacılığında olduğu gibi85 akdedilen sözleşmelerde, Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmelik’in86 uygulanması, bilgilendirme formlarının gereği gibi hazırlanması ve sigortalılara sistemin işleyişinin açık ve net bir şekilde izah edilmesi son derece önem taşımaktadır87. Bu kapsamda Yönetmeliğin 9. maddesinde, katılım sigortacılığının tanımı, prensipleri, farkları, şirket tarafından uygulanan model gibi açıklayıcı bilgiler ile Yönetmelikte belirtilen tüm hususların, şirketlerin internet sitelerinde müstakil bir başlık altında yayımlanması zorunlu kılınmıştır. Buna ilaveten katılımcıların doğru ve eksiksiz bilgilendirilmesi ile katılımcıların katılım sigortacılığı ürünü satın aldığının farkında olmasını teminen, şirketlerin, sigorta bilgilendirme formunu ve sigorta sözleşmesini belirlenen usul ve esaslara göre hazırlamaları şart kılınmıştır. Nitekim şirketin tercih edeceği yönetim modellerine bağlı kalarak mudarebe modelinde paylaşım oranına ve/veya vekalet modelindeki vekalet ücretine ilişkin bilgilerin şirketin internet sitesinde veya bilgilendirme formlarında duyurulmasını öngören 4. madde de olduğu gibi, Yönetmelik kapsamında muhtelif hususlarda yönetim modellerine ilişkin özellikle vurgu yapılmıştır. Katılım sigortacılığına ilişkin, Hazine Müsteşarlığı tarafından bahse konu hususlar dahilinde Yönetmeliği tamamlayıcı nitelikte bir de genelge yayımlanmıştır. Katılım Sigortacılığının Uygulanmasına İlişkin 2017/22 sayılı Genelge’de, bilhassa Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmelik kapsamında sigortalılara verilecek bilgilendirme formlarının içeriği ile tercih edilen modeller, alınan ücretler, danışma kurulları, katılım sigortacılığının özellikleri ve geleneksel sigortadan farklılıkları gibi konularda sigortalıları aydınlatma ve şeffalığı sağlamak maksadıyla, şirketlerin internet sitelerine yönelik düzenleyici hükümlere yer verilmiştir88. Türkiye Sigorta Birliği istatistiklerine göre, ülkemizde 01.01.2018-31.05.2018 tarihleri arasında aktif olarak katılım sigortacılığı alanında sigorta sözleşmesi akdeden 8 şirket bulunmaktadır. Bu şirketlerin 4’ü hayat dışı, diğer 4’ü de hayat ve emeklilik branşında faaliyet göstermektedir. Ülkemizin kooperatif şirket niteliğindeki ve karşılıklılık esasına göre çalışan tek sigorta şirketinin ise katılım sigortacılığı konusunda henüz bir girişimi bulunmamaktadır89. 84Şirket tarafından sağlanan likitide imkânı karşılığında geri alınacak tutarın, danışma komitesinin onayı ile belirlenen araç ve yöntemler ile değerlendirilerek tespit edilebileceği ve Sigortacılık Kanunu’nun 20. maddesi kapsamında şirket mali bünyesinin güçlendirllmesine ilişkin tedbirlerin risk fonu için de uygulanacağı Yönetmeliğe konu edilmiştir (md. 5/f.2-4). 85 Nitekim kooperatif sigorta sözleşmelerinde çoğu sigortalı, sözleşme dönemi boyunca risk gerçekleşmezse, bir kooperatif ortağı olduklarının bilincine dahi varamamaktadır. Ayrıntılı bilgi için bkz: DEMİRCİ, (Kooperatif), s.15. 86 Bkz: 28.10.2017“Tarih ve 26684 sayılı Resmi Gazete. “ 87ÖZDAMAR, Mehmet: Sigortacının Sözleşme Öncesi Aydınlatma Yükümlülüğü, Ankara 2009, s.128,171 vd.; ÖZDAMAR, Mehmet: “Sigortacının Sözleşmenin Kurulmasından Sonraki Aydınlatma Yükümlülüğü”, Prof. Dr. Fırat Öztan’ a Armağan, C.II, Ankara 2010, s.1677 vd.; DEMİRCİ, Serdar: “Sigorta Sözleşmelerinde Sözleşme Öncesi Bilgilendirme Problemi”, TSEV Sigorta Araştırmaları Dergisi, Aralık 2010, Sayı 7, s.7 vd.(Bilgilendirme). 88https://www.tsb.org.tr/images/Documents/Katilim-Sigortaciliginin-uygulanmasina-iliskin_genelge.pdf (Erişim Tarihi: 15/07/2018). 89Bereket Sigorta A.Ş., Neova Sigorta A.Ş, Doğa Sigorta A.Ş. ve Ziraat Sigorta A.Ş. hayat dışı; Bereket Emeklilik ve Hayat A.Ş., Katılım Emeklilik ve Hayat A.Ş., Vakıf Emeklilik ve Hayat A.Ş. ile Ziraat Emeklilik ve Hayat A.Ş. de hayat ve emeklilik branşlarında katılım sigortacılığı faaliyetlerini sürdürmektedir. Katılım sigortacılığının genel teorisinin ve beklenenin aksine, S.S. Atlas Karşılıklı Sigorta Kooperatifi ise katılım sigortacılığı konusunda faaliyette bulunmamaktadır. Ayrıntılı bilgi için bkz: https://www.tsb.org.tr/resmi-istatistikler.aspx?pageID=909 (Erişim Tarihi:15/07/2018). Sektörde katılım sigortacılığına ilişkin öncü ilk şirket Neova Sigorta A.Ş. olmuştur. 2009 sonunda aktif olarak faaliyete geçen şirket, sigortacılık faaliyetlerini kapsayan teknik işlemlerde ücretli vekâlet, yatırım faaliyetlerini içeren mali işlemlerde ise mudarebe modelini benimsemiştir. Şirketin internet sitesinde, katılım sigortacılığı uygulamalarına ilişkin ilgili mevzuat hükümlerini karşılayan detaylı Inonu University Law Review – InULR 10(1): 25-39 (2019) Serdar DEMİRCİ 36 Bahse konu dönemde, katılım sigortacılığının toplam prim üretimi yaklaşık 742 milyar TL olarak gerçekleşmiştir. Aynı dönemde geleneksel yurt içi sigorta prim üretimi ise 23,5 trilyon TL’yi bulmuştur. Güncel veriler dahilinde, uluslararası takaful piyasasında olduğu gibi ülkemizde de katılım sigortacılığının toplam sigorta prim üretiminin küçük bir kısmına (yaklaşık %3) denk geldiği görülmektedir90. Mevcut tablo karşısında, katılım sigortacılığının gerek yasal düzenleme gerek pazar payı ve prim üretim hacmi bakımından emekleme aşamasında olduğunu söylemek kanaatimizce yanlış olmayacaktır. V. SONUÇ İslam toplumlarındaki ekonomik iyileşmeye ve İslami öğretiye uygun finansal ürünlere duyulan ihtiyaçtaki artışla orantılı şekilde, İslami finansal hizmetler günün şartlarına uygun şekilde yeniden yorumlanmaya başlamıştır. Bu süreçte, katılım bankacılığı kadar büyük paya sahip olmasa da katılım sigortacılığı da yerini almıştır. Zira bireyleri tehdit eden olumsuz durumların neden olduğu kayıpların bir fon havuzundan karşılanmasına hizmet eden sigortanın, İslam mantığına aykırı olmadığı İslam hukukçuları tarafından ittifakla kabul görmektedir. Geleneksel sigorta ürünlerinin İslami öğretiyle bağdaşmayan faiz ve belirsizlik unsuru, katılım sigortacılığında geliştirilen farklı uygulama modelleri ile aşılmaya çalışılmaktadır. Geleneksel sigortacılık, sigortacıya ödenen prim karşılığında, sigortalılarınn finansal kayba neden olacak bir belirsizliği (riski) profesyonel anlamda bir risk taşıyıcısına (sigortacıya) aktarma mantığına dayanmaktadır. Katılım sigortacılığında ise katılımcıların müştereken garanti sağlaması temeline dayalı bir İslami finansal koruma sistemi öngörülmüştür. Klasik sigortacılığın kȃ r hedefinden ziyade; karşılıklı yardım, işbirliği, dayanışma ve kardeşlik ilkeleri katılım sigortacılığının fikirsel alt yapısını oluşturmuştur. İslami sigortacılığın ticarileştirilmesi ise İslam hukuku kurallarına göre tasarlanmış farklı uygulama modelleri içeren sözleşmelerle vücut bulmuştur. Uluslararası terminolisiyle takaful piyasasının temeli körfez ülkelerinde atılmış ve Güneydoğu Asya ülkelerinin bir kısımında da önemli bir pazar oluşmuştur. Ülkemizde ise konuya ilişkin düzenleyici alt yapı “Katılım Sigortacılığı Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik” ile tesis edilmiştir. Yönetmelik genelinde uluslararası uygulamalarla uyumlu şekilde İslami sigortacılığın geleneksel ilkelerine bağlı kalınmıştır. Ancak klasik takaful uygulamasının işleyiş mekanizması karşılıklılık esasına dayansa da, ülkemizde bu yönde bir zorlama hükme yer verilmemiştir. Yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden bu yana geçen kısa süre zarfında, katılım sigortacılığının toplam sigorta prim üretimindeki payı çok da kötü bir tablo sergilememektedir. Katılım sigortacılığı her ne kadar bazı dini hassasiyetleri olan kişiler bakımından ön planda tutulmuş olsa da, sistemin sağlıklı bir alt yapıya kavuşturulması, ürün çeşitliliğinin artırılması, prim maliyetlerinin aşağıya çekilmesi ve sunulan teminatların genişletilmesi, diğer sigortalılar bakımından da önemli bir potansiyel teşkil edecektir. Bu nedenle kanaatimizce katılım sigortacılığını sırf belirli bir grubun ihtiyaçlarına cevap veren alternatif bir uygulama olarak değerlendirmek yerine, sistemin geneli içinde diğer sigorta ürünlerini kapsayan, zenginleştiren bir model olarak algılamak daha isabetli olacaktır. Ancak bunun için, katılım sigortacılığının geleneksel sigortacılıktan farklılıkları noktasında sigortalıların bilgilendirilmesi, sigorta şirketlerinin öngörülen yükümlülüklerini yerine getirmesi ve denetim mekanizmalarının titizlikle işletilmesi büyük önemi haizdir. Bu sayede kooperatif sigortacılığında yaşanılan benzer hayal kırıklıklarının önüne geçilerek, sisteme entegre olmuş, bütünleyici yeni bir modelin ihdası mümkün hale gelebilecektir. KAYNAKÇA AAOIFI: Faizisiz Bankacılık Standartları, Çev: Mehmet Odabaşı, İshak Emin Aktepe, TKBB Yayın No:2, 2012. AKTHER, Uddin: Principles of Islamic Finance, Prohibition of Riba, Gharar and Maysir, Munich Personal RePEc. Archive, INCEIF, Kuala Lumpur, Malaysia, 13 October. 2015, (https://mpra.ub.uni- muenchen.de/67711/1/MPRA_paper_67711.pdf). ALGHAMDI, Sarah: “The Saudi Tʿ awunī Insurance Model: Concerns about Compatibility with Islamic law in Accomodating “Risk””, A thesis submitted in conformity with the requirements for the degree of Master of Laws Faculty of Law University of Toronto, 2013. ASHRAF, Mamoon/KORTBAWI, Michael/MRAD, Rima: “Takaful and conventioanl insurance: a comparative overview”, Islamic Finance, London 2014 (137-173). açıklamalara yer verilmiştir. Bkz: http://www.neova.com.tr/hakkimizda/katilim-sigortaciligi (Erişim Tarihi:15/07/2018). Tespit edebildiğimiz kadarıyla HDI Sigorta A.Ş., Koru Sigorta A.Ş. de kendi internet sayfalarında katılım sigortacılığı alanında faaliyet gösterdiklerini beyan etmelerine rağmen, bu şirketlere ilişkin TSB tarafından yayınlanan istatistiklere yansıyan herhangi bir prim üretimine rastlanılmamıştır. 90https://www.tsb.org.tr/resmi-istatistikler.aspx?pageID=909 (Erişim Tarihi:15/07/2018). İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi – İnÜHFD 10(1): 25-39 (2019) Sigortacılıkta Yeni Bir Yaklaşım: Katılım Sigortacılığı 37 ASLAN, Hakan: “Türkiye’de Tekafül (İslami Sigorta) uygulamaları: Problemler ve Çözüm Önerileri”, Uluslararası İslam Ekonomisi ve Finansı Araştırmaları Dergisi,2015, Yıl:1, Cilt:1, Sayı: 1, (93-117). AVCI, Mustafa: İslâm’a Göre Sigorta, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 1987. BHATTY, Ajmal: “The Growing İmportance Of Takaful İnsurance” Asia Regional Seminar organized by OECD and Bank Negara Malaysia under the sponsorship of the Government of Japan, Kuala Lumpur, 23-24 Sept. 2010, http://www.oecd.org/finance/insurance/46116115.pdf. BİLGİN, Necdet/TANIYICI, Şaban: “Türkiye’de Kooperatif ve Devlet İlişkilerinin Tarihi Gelişimi”, KMU İİBF Dergisi, Yıl:10, Sayı:15, Aralık/2008 (136-159). BILLAH, Muhammed Masum: “Islamic Insurance: Its Origins and Development”, Arab Law Quarterly, Volume:13, Issue:4, (386-422). BİLMEN, Ömer Nasuhi: Hukuki İslamiye ve İstilahatı Fıkhıyye Kamusu, Bilmen Yayınları, VI, İstanbul 1985. BOZER, Ali: Sigorta Hukuku, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü Ankara 2007. CAN, Ozan: “Ahilik İlkeleri İçerisinde Rekabet Hukukunun Yeri” , 2. Uluslararası Ahilik Sempozyumu, Cilt 1, (s.405-423). ÇAĞA, Tahir/KENDER Rayegan: Deniz Ticaret Hukuku, 12. Baskı, İstanbul Eylül 2002. ÇEKER, Orhan: “Bir Sigorta Müessesesi Uygulama Projesi”, I. Uluslararası İslâm Ticaret Hukukunun Günümüzdeki Meseleleri Kongresi, Konya 1997, (959-968). DALGIN, Nihat: “Kaza, Hayat ve İşsizlik Sigortalarına Yeni Bir Yaklaşım”, I. Uluslararası İslâm Ticaret Hukukunun Günümüzdeki Meseleleri Kongresi, Konya 1997, (878-928). DEMİRCİ Serdar: “Sigorta Kooperatifçiliği: Türkiye Uygulaması”, İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Yıl 2018, Cilt 9, Sayı 1, (387-418), (Kooperatif). DEMİRCİ Serdar: “Sigorta Sözleşmelerinde Sözleşme Öncesi Bilgilendirme Problemi”, TSEV Sigorta Araştırmaları Dergisi, Aralık 2010, Sayı 7, (71-87), (Bilgilendirme). DOĞAN, Önder: İslami Sermaye Piyasası Araçları - Dünyadaki Büyüklüğü - Türkiye’de Uygulanabilirliği ve Geliştirilmesine Yönelik Öneriler, Sermaye Piyasası Kurulu Yeterlilik Etüdü, Ankara 2011. DÖNDÜREN, Hamdi: Delilleriyle Ticaret ve İktisat İlmihali, Erkan Yayınları, İstanbul 1993. FISHER, Omar C./TAYLOR, Dawood: “Prospects for the Evolution of Takaful in the 21st Century”, Proceedings of the Fifth Harvard University Forum on İslamic Finance, İslamic Finance, Dynamics and Development Cambridge, Massachusetts. Center for Middle Eastern Studies, Harvard University, 2000, (s.237-254). Global Islamic Finance Report 2016, Islamic Financial Policy, The Dynamics Of Takaful Market, Growth Beyond 2016, http://www.gifr.net/gifr2016/ch_09.pdf. GÜVEL, Enver A./GÜVEL Afitap Ö.: Sigortacılık, Ankara 2002. HUSSAIN, Mher Mushtaq/PASHA, Tisman Ahmad: “Conceptual And Operatıonal Dıfferences Between General Takaful And Conventıonal Insurance”, Australian Journal of Business and Management Research Vol.1 No.8 November-2011, (s.23-28). KARAMAN, Hayrettin: “İslamda Sigortanın Haram Olduğu Görüşüne Sebep Olan Şüphelerin Münakaşası”, http://www.hayrettinkaraman.net/kitap/ekonomi/0204.htm. KENDER, Rayegan: Türkiye’de Hususi Sigorta Hukuku, Güncelleştirilmiş 14. Baskı, İstanbul 2015. KHAN, Mubbsher Munawar/MOBEEN, Alam Hassan/AHMAD, Naveed/SABEEH, Iqbal Muhammad/ALI, Salmat: “Comparative Analysis of Islamic and Prevailing Insurance Practices”, International Journal of Business and Social Science Vol. 2 No. 10; June 2011, (282-286). KHORSHID, Aly Abdul Rahim: “Islamic Insurance, A Modern Approach with Particular Reference To Western and Islamic Banking”, Phd Dissertation The University of Leeds Department of Arabic and Middle Eastern Studies April 2001. KUBİLAY, Huriye: Uygulamalı Özel Sigorta Hukuku, Sigorta Sözleşmeleri-Sigorta Kurumları-Örnek Olaylar- Inonu University Law Review – InULR 10(1): 25-39 (2019) Serdar DEMİRCİ 38 Yargıtay Kararları-Sigorta Genel Koşulları, İzmir 2003. MAYSAMI, Ramin Cooeper/KWON W. Jean: “An analysis of Islamic Takaful Insurance-a cooperative insurance mechanism”, Journal of Insurnace Regulation, Volume: 18, Issue:1, (109-132). Milli Reasürans T.A.Ş.: Açıklamalı Sigorta ve Reasürans Terimleri Sözlüğü, Haziran 2004. Milliman Research Report: Global Takaful Report, Market Trends in family and general Takaful, Jully 2017, http://www.milliman.com/uploadedFiles/insight/2017/Takaful-2017 full-report.pdf. ODIERNO, Hassan Scott/KASSIM Zainal Abidin Mohd:“Trades-offs Takaful” (Chapter 6) Takaful and Mutual Insurance Alternative Approaches to Managing Risks Washington. The World Bank 2013 (83-99). ODIERNO, Hassan Scott/KASSIM, Zainal Abidin Mohdand/GONULAL Serap Oğuz:“Challenges for Takaful Going Forward”, (Chapter 9) Takaful and Mutual Insurance Alternative Approaches to Managing Risks, Washington, The World Bank 2013 (129-143). ODIERNO, Hassan Scott/KASSIM, Zainal Abidin Mohd: “Oversight in Takaful”, (Chapter 10) Takaful and Mutual Insurance Alternative Approaches to Managing Risks Washington. The World Bank 2013, (143- 153). ÖZBOLAT, Murat: Temel Sigortacılık, Ankara 2006. ÖZDAMAR, Mehmet: Sigortacının Sözleşme Öncesi Aydınlatma Yükümlülüğü, Ankara 2009 ÖZDAMAR, Mehmet: “Sigortacının Sözleşmenin Kurulmasından Sonraki Aydınlatma Yükümlülüğü”,Prof. Dr. Fırat Öztan’ a Armağan, C.II, Ankara 2010, (1677-1709). ÖZMEN, Kemal: Kooperatifler, 3. Bası, İstanbul 2014. PAÇACI, İbrahim: “Hayat Sigortaları Ve Bireysel Emeklilik Sistemi”, Mütekeffir, Aksaray Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Dergisi, Cilt:4, Sayı:8, Aralık 2017, (313-338). PFEFFER, Irving: Insurance and Economic Theory, RD Irwin, for SS Huebner Foundation for Insurance Education, University of Pennsylvania, Homewood, Illionis, 1956. QURESHI, Asif Ahmed: “Analyzing the sharia'h compliant issues currently faced by Islamic Insurance”, Interdisciplınary Journal Of Contemporary Research In Busıness, September 2011, Vol:3, No:5, (279-295). ROSS, Sean: “Behind the Law of Large Numbers in the Insurance Industry” 16 August 2016. https://www.investopedia.com/articles/personal-finance/081616/behind-law-large-numbers- insurance industry.asp. SADR, Seyed Kazem: “Qarḍ Hasan Financing In Islamic Banks, ISRA International Journal of Islamic Finance, 2014 Vol.6 Issue 2 (7-20). SAĞLAM, Hadi: “İslam Hukukuna Göre Sigorta-Riba ve Faiz İlişkisi Görüşlerinin Değerlendirilmesi”, e-akademi, Hukuk, Ekonomi ve Siyasal Bilimler Aylıkİnternet Dergisi, Şubat 2009-Sayı 84 (1-23), (http://www.e-akademi.org/makaleler/hsaglam-1.htm), (Riba). SAĞLAM, Hadi: “Sigortanın Sosyal Ve Özel Sigortalar Şeklindeki Taksiminden Hareketle Ticârî Ve Yardımlaşma Sigortalarının İslâm Hukuku Açısından Değerlendirilmesi”, Akademik Bakış Dergisi, Sayı: 31 Temmuz – Ağustos 2012 Uluslararası Hakemli Sosyal Bilimler E-Dergisi, http://www.akademikbakis.org, (1-19), (Sosyal Sigorta). SCHACHT, Joseph: İslam Hukukuna Giriş, (Ter: M. Dağ. Şener), Ankara 1986. Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, İstanbul 1996, C.13 ve 37. ULAŞ, Işıl: Uygulamalı Sigorta Hukuku, Mal ve Sorumluluk Sigortaları, Ankara 2010. ÜSTÜN, Yusuf/MUHİTTİN, Aydın: Kooperatifler Hukuku, Ankara, 2017, s.130. World Insurance Report 2016: http://riskinfo.com.au/news/files/2016/03/WIR_2016.pdf. İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi – İnÜHFD 10(1): 25-39 (2019) Sigortacılıkta Yeni Bir Yaklaşım: Katılım Sigortacılığı 39 İnternet Kaynakları http://aaoifi.com/about-aaoifi/?lang=en. http://iirating.com/corprofile.aspx http://www.mfa.gov.tr/korfez-arap-ulkeleri-isbirligi-konseyi.tr.mfa http://www.neova.com.tr/hakkimizda/katilim-sigortaciligi http://www.ticaretkanunu.net/ttk-madde-1401/. https://kurul.diyanet.gov.tr/Karar-Mutalaa-Cevap/3656/sigorta. https://www.hazine.gov.tr/tr-TR/Sayfalar/Sirketler. https://www.ifsb.org/background.php. https://www.tsb.org.tr/images/Documents/Katilim-Sigortaciliginin-uygulanmasina-iliskin_genelge.pdf https://www.tsb.org.tr/images/Documents/Teknik/sigma3_2017_en.pdf. https://www.tsb.org.tr/resmi-istatistikler.aspx?pageID=909. www.tdk.gov.tr.