9. Hukuk Dairesi 2025/5578 E. , 2025/9431 K. "" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1407 E., 2025/1615 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 36. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/538 E., 2024/120 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraflar vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinl…
9. Hukuk Dairesi 2025/5578 E. , 2025/9431 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1407 E., 2025/1615 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 36. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/538 E., 2024/120 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraflar vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalılar nezdinde Arnavutluk'taki işyerinde 04.04.2015-30.11.2020 tarihleri arasında ekipbaşı olarak çalıştığını, son ücretinin 1.650,00 Euro olduğunu, yemek, barınma ve servis yardımının işverence sağlandığını, ayrıca çocuk yardımı verildiğini, davalıların Şirket merkezi ... olup sözleşmenin davalılar tarafından yurt dışında kurulan Şirketler ile değil de bizatihi davalı Türk Şirketleri ile yapıldığından uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması gerektiğini, Türkiye ile Arnavutluk arasındaki sosyal güvenlik anlaşmasındaki 24 ayı geçmeyecek süre ile istihdam edilen işçiler için Arnavutluk mevzuatının uygulanacağı düzenlemesinden yola çıkılarak aksi durumda kendi ülkelerinin hukukunun uygulanacağının düzenlenmiş olduğunu, sosyal güvenlik hukukuna ilişkin davalar kamu düzenini ilgilendirdiğinden Türk hukukunun uygulanması gerektiğini, iş sözleşmesinin davalılarca haksız ve bildirimsiz feshedildiğini, iş sözleşmesi feshedilirken pasaportunun ve aylık ücretinin verilmeyeceği baskı ve korkusu altında işçilik alacaklarının ödeneceği vaadiyle istifa dilekçesi ve birtakım belgeler imzalatılmış olduğunu, bu belgeler karşısında davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığını, davacının tüm ulusal bayram ve genel tatil günleri dâhil haftanın 7 günü vardiyalı çalıştığını ve fazla çalışma yaptığını, bu çalışmaları karşılığı hak ettiği ücretlerinin kendisine ödenmediğini, çalıştığı süre boyunca yılık izinlerinin kullandırılmadığını, Arnavutluk hukukunun uygulanması hâlinde iş sözleşmesinin feshinde yasal prosedüre uyulmadığından iki aylık ücreti tutarında tazminat ödenmesi gerektiğini, yasal prosedüre uygun haklı/geçerli sebep olmadan iş sözleşmesi feshedildiğinden 1 yıllık ücreti tutarında fesih tazminatına hak kazandığını, puantaj ve bordroların imzasız olup işveren tarafından her zaman düzenlenmesi mümkün belgelerden olduğunu, emsal olarak sundukları kararlarda işçilere ödenen ücretin içinde fazla çalışma ücreti olmadığının ispatlandığını ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları ile Arnavutluk hukukunun uygulanması hâlinde fesih tazminatı alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... (... İnşaat AŞ) vekili cevap dilekçesinde; davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, taleplerin somutlaştırılması gerektiğini, Türk veya Arnavutluk hukukunun uygulanması ihtimaline binaen farklı taleplerde bulunulmasının usul hukukunda yeri olmayıp aynı alacak kalemleri için farklı dava değerinde talepte bulunulmasının mümkün olmadığını, davalı Şirketlerin oluşturduğu adi ortaklık olan ...&... Şirketinin Arnavutluk mevzuatına göre kurulmuş bir Şirket olup mutad işyeri hukukunun ve davacı ile akdedilen belirli süreli iş sözleşmesinde de bu hususun düzenlenmesinden ötürü uygulanması gereken hukukun Arnavutluk hukuku olduğunu, ücrete ilişkin iddianın doğru olmayıp ücretin sözleşmede de yazılı olduğu gibi 897,86 Euro olduğunu, davacının Türkiye'deki emsal ücretin araştırılması ve TL cinsinden hesap yapılması gerektiğini, iş sözleşmesinin Arnavutluk mevzuatı uyarınca karşılıklı anlaşma ile sonlandırıldığını, davacının belirli süreli iş sözleşmesinin süre bitimi sonunda yasal ihbar süresi kullandırılıp davacıya hak ettiği kıdem tazminatı, iş arama izni, yıllık izin ücreti ve ücret alacaklarının eksiksiz biçimde ödendiğini, davacıya fesih nedeniyle yapılacak tüm ödeme dökümünü içerir fesih bildiriminin tebliğ edildiğini, davacıya ödenen tutarların ücret bordrosu ile tahakkuk ettirilerek banka kanalıyla ödendiğini, net ücretin yanı sıra fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının da eksiksiz olarak ödendiğini, davacıya hak ettiğinden fazla kullandırılan izinlerin fazla çalışma karşılığında kullandırılmış olup fazla çalışma alacağından mahsubunun gerektiğini, denkleştirme yapıldığını, davacının gerek Türk gerek Arnavutluk ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmadığını olmadığını davacı tanıklarının dahi ifade ettiğini, davacının talep ettiği faizin de hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... İnşaat ve ... Anonim Şirketi (... İnşaat AŞ) cevap dilekçesinde; davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının iddia edilen tarihlerde müvekkili Şirkette çalışmadığını, aralarında hukuki hiçbir bağın olmadığını, davanın öncelikle husumetten reddi gerektiğini, dava dışı Şirket ile davacı arasındaki iş sözleşmesinde ise Arnavutluk hukukunun uygulanması yönünde hüküm bulunduğundan tarafların hukuk seçimi anlaşması yaptığını, aksi durumda dahi davacının çalıştığı yerin Arnavutluk olmasından ötürü 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukukuk Hakkında Kanun'un 27. maddesi gereğince mutad işyeri Arnavutluk olduğundan uyuşmazlığa da Arnavutluk hukukunun uygulanması gerektiğini, ücret konusundaki iddianın doğru olmayıp davacının hak ettiği tüm ücretlerinin eksiksiz olarak bordroya yansıtılıp banka kanalıyla ödendiğini, fazla çalışma yapılması hâlinde denkleştirme usulü izin kullandırıldığını, davacının Türk ve Arnavutluk ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmadığını, talep edilen faizin de hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyada mübrez sigorta kayıtlarından davacının davalı Şirketlerin oluşturduğu Adi Ortaklık nezdinde çalıştığı ve davalıların işçilik alacaklarından müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları, giriş çıkış belgeleri, yurda giriş çıkış belgeleri ve tanık beyanlarına göre davalılar nezdinde 04.04.2015-30.11.20 20... yıl 7 ay 27 gün hizmeti bulunduğu anlaşılan davacının son ücretinin 1.823,20 Euro olduğu, ayrıca barınma ve yemek yardımının da işveren tarafından sağlandığının anlaşıldığı, davacının iş sözleşmesi kapsamında tespit edilen hizmet süresi boyunca davalı işverenin Arnavutluk' ta bulunan şantiyelerinde çalışmış olup, bu durumda sözleşme gereğince mutad işyerinin de işçinin işini fiilen yaptığı yer olan Arnavutluk olduğu, tüm bu hususlar ile dosya kapsamı dikkate alındığında, uyuşmazlığa Arnavutluk hukukunun uygulanması gerektiği, zira Arnavutluk hukukunun, dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşıldığı üzere aynı zamanda mutad işyeri hukuku olduğu, Arnavutluk hukuku konusunda uzman bilirkişiden alınan raporun denetime elverişli, dosya kapsamına uygun ve açık olması nedeniyle hükme dayanak tutulduğu, talep edilen alacak kalemlerinin zamanaşımına uğrayan kısmının hesaplamada dikkate alındığı açıklanarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve saysı belirtilen kararı ile; Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin konuya ilişkin 2023/5975 Esas, 2023/10856 Karar sayılı ilâmında belirtilen esaslar çerçevesinde yapılan değerlendirmede, uyuşmazlığın Arnavutluk hukukuna göre çözümlenmesi gerektiği, Arnavutluk hukukunun uygulanmasının isabetli olduğu, davacının 04.04.2015-30.11.2020 tarihleri arası davalılar nezdinde adi ortaklık işçisi olarak görev yaptığı, zaman aşımının dolmadan dava açıldığı, sunulan ücret bordrolarına göre ücretin esas alındığı, tanık beyanlarına göre bir hafta 6 gün diğer hafta 7 gün 07.00-18.00 saatleri arası çalıştığı, haftalık 20,25 saat fazla çalışma yaptığı, iki haftada bir hafta tatilinde çalıştığı, davacının fazla çalışma ve hafta tatili alacağının olduğu, davacının ulusal bayram ve genel tatillerde çalıştığını ispatlayamadığı, tanık beyanlarına dayanılarak yapılan hesaplamalarda indirim yapılmasında hata olmadığı, iş sözleşmesinin bildirim süresine uyularak feshedildiği, ihbar tazminatı talebinin yerinde olmadığı, dosyadaki görüşme bildirimi, görüşme tutanağı ve fesih bildirimine ilişkin belgeler dikkate alındığında davalılarca yasal fesih prosedüre uygun davrandığından, Arnavutluk Kanunu'nun 143. maddesinde düzenlenen ve prosedüre uymayan fesih hâlinde ödenen ve haksız fesih tazminatı adı altında talep edilen alacağa hak kazanılamayacağı gerekçeleriyle tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması gerektiğini, davacı dâhil tüm işçiler Türkiye' den davalı Şirkeler tarafından yurt dışına götürüldüklerini ve müvekkili tarafından imzalanan ve dosyaya sunulan tüm belgeler, sözleşmeler ve diğer belgelerin Türk menşeli davalı Şirketler tarafından düzenlenerek imzalandıklarını, ayrıca Türkiye Cumhuriyeti ile Arnavutluk arasında Sosyal Güvenlik Anlaşması akdolunduğunu ve bu Sözleşmenin uygulanmasının 4595 Kanun'la uygun bulunduğunu, sözleşmenin uygulanacak mevzuatla ilgili hükümler kısmının 2. bendinde " Bir tarafın mevzuatına tabi olan ve işvereni tarafından diğer Taraf ülkesinde 24 ayı geçmeyecek bir süre istihdam edilen bir kimse, bu hizmetleri birinci Taraf ülkesinde yapıyormuş gibi sadece birinci Taraf ülkesinin mevzuatına tabi olur. Her iki Tarafın Yetkili Makamlarının önceden onayı ile bu 24 aylık süre, toplam olarak 60 ayı geçmemek kaydı ile uzatılabilir." hükmünün yer aldığını, b. İş ve sosyal güvenlik hukukunu ilgilendiren davaların kamu düzenini ilgilendirdiğinden emredici hükümler içerdiğini ve Anayasal düzenlemelerle korunduğunu, Arnavutluk hukukunun iş hukukuna ilişkin düzenlemelerinin kamu düzenine, Türk hukukunun emredici hükümlerine ve anayasal düzenine açıkça aykırı olmasından bahisle Türk hukukunun uygulanması gerektiğini, c. Fazla çalışma ve hafta tatili alacaklarının eksik hesaplandığını, bu alacakların en yüksek banka mevduat faiziyle hüküm altına alınması gerekirken yazılı şekilde sadece Devlet bankalarının baz alınmasının hatalı olduğunu, Arnavutluk hukuku esas alındıktan sonra Türk hukukuna göre indirim uygulanmasının kabul edilemez olduğunu, d. Davacının fazla çalışma yaptığının tanık beyanlarıyla ispat edilmesine rağmen bu alacak talebinin reddinin hatalı olduğunu beyan etmiş ve inceleme sırasında resen gözetilmesi gereken diğer nedenlerle kararın bozulması gerektiğini ileri sürmüştür. 2. Davalı ... İnşaat AŞ vekili temyiz dilekçesinde; a. Arnavutluk İş Kanunu'nun 203. maddesi uyarınca zamanaşımı süresinin 3 yıl olup, zamanaşımını durduran nedenlerin belirtilmediğini ve Mahkemece aksi yönde yapılan değerlendirmelerin hatalı olduğunu, b. Hesaplamaya esas alınan ücretin hatalı belirlendiğini, davacının belirli süreli bireysel iş sözleşmelerinde aylık ücretinin açık ve net bir şekilde belirtildiğini, bu hususun ücret bordroları ile de sabit olmasına rağmen net ücretinin 1.650,00 Euro olduğu kabulünün hatalı olduğunu, c. Davacının müvekkili nezdinde herhangi bir hak ve alacağının olmadığını, indirim uygulanmasının hatalı olduğunu belirterek ve resen gözetilmesi gereken diğer nedenlerle kararın bozulması gerektinin ileri sürmüştür. 3. Davalı ... İnşaat AŞ vekili temyiz dilekçesinde; a. Dava konusu alacakların Arnavutluk İş Kanunu uyarınca zamanaşımına uğradığını, bu anlamda duran sürelerin dikkate alındığı yönündeki gerekçenin hatalı olduğunu, b. Davacının ücretinin bordroda yazılı olduğu tutar kadar olduğunu, yazılı delile rağmen ücretin davacı iddiasına göre kabulünün hatalı olduğunu, c. Davacının müvekkil Şirketten hiçbir hak ve alacağı bulunmadığını, yazılı delillere karşın yalnızca görgüye dayalı olmayan ve davacıyla menfaat birliği içindeki tanık anlatımlarına göre hafta tatili kabulünün hatalı olduğnu, fazla çalışma yapıldığında bunların karşılığı davacıya banka kanalıyla ödenmiş olmasına ve fazla çalışma yapıldığı ispat edilememesine rağmen kabulünün hatalı olduğunu, indirim oranının düşük olduğunu beyan etmiş ve inceleme sırasında resen gözetilmesi gereken diğer nedenlerle kararın bozulması gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, uygulanacak hukuk, zamanaşımı, ücret tespiti, talep edilen alacakların ispatı ve hesaplanması ile faiz konularına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.