T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1577 KARAR NO : 2026/245 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ :09/07/2024 NUMARASI :2022/616 Esas - 2024/387 Karar DAVACI :... - ... VEKİLİ :Av. ... - ... DAVALI :... - ... VEKİLİ :Av. ... - ... DAVA …
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1577 KARAR NO : 2026/245 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ :09/07/2024 NUMARASI :2022/616 Esas - 2024/387 Karar DAVACI :... - ... VEKİLİ :Av. ... - ... DAVALI :... - ... VEKİLİ :Av. ... - ... DAVA :Menfi Tespit DAVA TARİHİ :02/12/2022 KARAR TARİHİ :12/02/2026 KR. YAZIM TARİHİ :12/03/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı aleyhine Kocaeli İcra Dairesi nezdinde 2022/98028 sayılı kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatıldığını, bu takip dolayısıyla davacının davalı alacaklıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, icra takibine dayanak çek sureti incelendiğinde; çek keşidecisinin Nokta Yatçılık isimli şirket, lehdarın Aartı Gayrimenkul isimli, cirantaların da Akçakır Petrol ile müvekkil şirket ve alacaklı Akt Tedarik isimli şirket olduğunu, ciro silsilesi içerisinde ayrıca çekin müvekkili tarafından Anadolubank A.Ş. Mersin Şubesine ibraz edildiği ve geri alındığının da görüldüğünü, ciro silsilesi incelendiğinde davacıya takip konusu çekin, akaryakıt bayilik sözleşmesi kapsamında, dava dışı Akçakır Petrol isimli şirket tarafından ciro edilip teslim edildiğini, Akçakır isimli şirketten alınan çekin, cirolanmak suretiyle Anadolubank A.Ş. Mersin Şubesine verildiğini, Akaçakır ile ticari ilişkinin bulunduğunu, çekin Akçakır tarafından geri istendiğini ve çekin bankadan alınarak Akçakır’a geri verildiğini, iş bu durum akabinde çek, davalı alacaklı AKT Tedarik isimli şirket eline geçtiğini ve takibe konduğunu, takibin kesinleştiğini, bu takiple çekten haberdar olunduğunu, hesaplarına haciz konduğunu, zaten davalı ile davacı arasında ticari bir ilişki de olmadığını, davalı-alacaklı ile davacının eski bayisi şirket yetkililerince fikir ve eylem birliği içerisinde gerçekleştirilen sahte ciro silsilesi ve yukarıda izah edilen neden ve gerekçeler dolayısıyla ayrıca suç ihbarında bulunulacağını, huzurda bulunan iş bu dava dilekçelerinin kabulü ile, davacı şirketin takip konusu çek dolayısıyla davalıya borçlu bulunmadığının tespitine, takipte haksız ve kötü niyetli olan davalının alacağın %20'sinden az olmayan bir tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; takip konusu alacak kambiyo senedine (çeke) ilişkin olup, ciro silsilesinde de görüleceği üzere keşidecisi Nokta Yatçılık ve Danışmanlık Hizmetleri Tur. Tic. İth. İhr. Ltd. Şti olan 12/06/2022 düzenleme tarihli 4589691 seri nolu 179.800,00-TL bedelli çek davacı Memoil Akaryakıt Dağıtım Sanayi ve Tic A.Ş. tarafından davalıya ciro edildiğini, davalının alacağını tahsil etmek amacıyla Türkiye Finans Katılım Bankası A.Ş İzmit Şubesine 17/06/2022 tarihinde ibraz ettiğinde çekin karşılıksız olduğunu öğrendiğini, ardından ciro silsilesinde yer alan tüm borçlulara Kocaeli İcra Dairesi 2022/98028 Esas sayılı kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi başlatıldığını, takibin kesinleştiğini, davacının başvurusu neticesinde Kocaeli 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2022/585 Esas sayılı dosyasından verilen 04/11/2022 tarihli kararla takibin Memoil Akaryakıt Şirketi açısından tedbiren durdurulmasına karar verildiğini, somut olayda müvekkili şirketin, davacı Memoil Akaryakıt Dağıtım Sanayi ve Ticaret A.Ş.'den para alacağı bulunduğunu, para borcuna karşılık olarak teslim edildiğini, davacının çekin üzerindeki cirosuna iptal işlemi yapmadığını beyan ederek davanın reddine ve İİK m.72/4 uyarınca davacı borçlunun alacağın %20’sinden aşağıda olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "... Davanın REDDİNE ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece ciro silsilesinin geçerli ve davalının da yetkili hamil olduğuna ilişkin değerlendirmesinin hatalı olduğunu, zira davalı vekili cevap dilekçesinde çeki davacıdan teslim aldığı savunmasında bulunduğunu, oysa davacının dava konusu çeki davalıya değil belirtildiği gibi bayisi olan Akçakır Petrol isimli şirkete verdiğini, bu hususun şirket kayıtlarıyla tevsik edildiğini, çekin teslim tesellüm belgesinin mevcut olduğunu, ne var ki mahkemece ticari defter ve kayıtların incelenmesine gerek duyulmadığını ve davanın ispatlanamadığı şeklinde hüküm kurulduğunu, eğer davacının ticari defter ve kayıtları incelenseydi çeki davacıdan (geri) teslim alan kişinin davalı şirket yetkilisi ve görevlisi olmadığının anlaşılacağını, böylece hem ciro silsilesinin bozulduğu hem de davalının davacıdan senedin zilyetliğini devralmadığının ortaya çıkacağını, mahkemenin davacıya ait ticari defter ve çeke ilişkin kayıtları incelememesinin, davanın esasına etki eden bir esaslı bir yanılgı olduğunu, taraflar arasında ticari ilişkinin bulunup bulunmadığının yanı sıra borca dayanak çeke ilişkin olarak da defter ve kayıtlar inceleneceğinden ve sonucuna göre kurulacak hüküm değişeceğinden eksik inceleme nedeniyle mahal mahkeme kararının kaldırılmasının gerektiğini, TTK md. 684'e göre senedin zilyetliğinin devrinin de hakların kullanılması için geçerli olduğunu, bir sebepten davalının eline geçmiş bu senedin aynı zamanda davalıya son yetkili hamil tarafından devredilmiş olması gerektiğini, bu bağlamda şekil olarak ciro senet üzerinden görülse de, zilyetliğin devri gerçekleşmediğinden davalının çek üzerindeki tüm hakları kullanmasının da mümkün olmadığını, bu hususun mahkemece göz ardı edildiğini, senedin sebepten mücerret olduğu şüphesiz olsa da, ciro senedin de devrini gerektirdiğini, aksi halde arkası yazılı senedi eline geçiren herkesin senet dolayısıyla hak sahibi konumuna geleceğini, kanun koyucu sırf arkası yazılı diye senedi elinde bulunduran herkesin alacaklı olamayacağını senedin rızaya dayalı olarak devrine bağladığını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki menfi tespit davasında yapılan icra takibinin bir kambiyo senedi olan çekten doğan alacağa ilişkin olduğunu, kambiyo senetleri bir ödeme vasıtası olup, taraflar arasındaki temel ilişkiden bağımsız nitelikte olduğunu, nitekim ödeme vasıtası olan çekin aynı zamanda yazılı bir ispat vasıtası olduğunu, bu nedenle illiyetten mücerretlik ilkesi gereğince borçlu olmadığını ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu, davalı şirketin elinde alacağına ilişkin olarak kayıtsız şartsız bir borç ikrarı içeren kambiyo senedinin mevcut olduğunu, davacı tarafın ise soyut gerekçelerle borçlu olmadığının tespitini talep ettiğini, somut olayda davalı şirketin, davacı Memoil Akaryakıt Dağıtım Sanayi ve Ticaret A.Ş.'den para alacağı bulunduğunu, şirket ilgililerince bu para borcuna karşılık olarak teslim edildiğini, ibraz tarihinde davalı şirketçe bankaya ibraz edilmiş ve karşılıksız çıkması nedeniyle icra takibi yapıldığını, davacı şirketin çeki kendinden önceki cirantaya teslim ettiği iddiaları tamamen gerçek dışı olduğunu, zira takip konusu çekin, davalı şirketin Mersin iline yönlendiriği ... isimli tanıdığı tarafından şirketin Mersin ili Akdeniz ilçesinde bulunan ofisine gidilmek suretiyle teslim alındığını, kaldı ki, davacı şirket tarafından istinaf dilekçesi ekinde sunulan teslim tesellüm tutanağının bu iddiayı tümüyle ispatlar nitelikte olduğunu, bu evrakta çekin ... isimli kişiye teslim edildiğinin açık olduğunu ancak ... isimli şahsın Akçakır Petrol isimli şirketle herhangi bir ilgisi bulunmamakta olup, kendisi çekin teslim alınması için davalı şirket tarafından görevlendirilmiş kişi olduğunu, davacının kendi sunduğu delille çekin davalıya kendileri tarafından teslim edildiği yönündeki iddiayı ispatlamış bulunduğunu, bunun yanında davacı tarafın Anadolubank Mersin Şubesine tahsili için verilen dava konusu çekin geri alınarak Akçakır Petrol isimli şirkete teslim edildiğini iddia ettiğini ancak çek incelendiğinde görüleceği üzere çek üzerinde dava dışı Akçakır Petrol isimli şirketin davacının cirosundan sonra herhangi bir cirosu bulunmadığını, yine davacının kendi cirosu üzerinde herhangi bir iptal işlemi de yapmadığını, davacının kendilerinden önceki ciranta konumunda bulunan Akçakır Petrol Ürünleri Turizm Otelcilik İthalat İhracat Ticaret ve Sanayi Ltd. Şirketine bankaya tahsili amacıyla ibraz ettikleri çeki, herhangi bir ciro işlemi yapmadan veyahut kendilerine yapılmış ciro işlemini iptal etmeden geri verdikleri savunmasına, hem gerçeğe aykırı olması hem de TTK m.18/2 uyarınca basiretli bir tacirden beklenen özen yükümlülüğüne aykırılık teşkil etmesinden dolayı itibar edilmemesi gerektiğini, davalı şirketin, çeki ciro silsilesinde görüldüğü üzere davacı şirketten cirolayarak, aynı zamanda davalıya olan olan para borcuna karşılık olarak davalıya teslim ettiğini, işbu nedenlerle ciro silsilesinin bozulmuş olduğundan veya senedin zilyetliğinin devralınmadığı yönündeki iddiaların asılsız olduğunun açıkça ortada olduğunu, öte yandan davacının ticari defter incelemesinin eksik bırakılmasının davanın esasına etki eden esas bir yanılgı olarak nitelendirdiğini, eksik inceleme nedeniyle kararın kaldırılmasını talep ettiğini ancak 30/11/2023 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere yapılan ticari defter incelemesinde "Davacının defterleri elektronik olarak oluşturulduğundan, davacı tarafından davalıya ait hesap olup olmadığı yönündeki talebine davacının muhasebe sorumlusu tarafından cevap verilmediği, bu nedenle davacı defterlerinde davalının bir kaydı olup olmadığının tespit edilemediği" belirtilerek gerekli incelemenin yapılmadığını, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında kambiyo senetlerinin temel ilişkiden bağımsız olduğunu, kambiyo senetlerinin ticari defterlere kayıtlı olmaması durumunda kambiyo senedinin karşılıksız olduğunu kanıtlamaya yeterli olamayacağı görüşünün hakim olduğunu, kambiyo senedinin sebepten mücerretlik ilkesi gereğince çek tek başına kayıtsız şartsız bir ödeme taahhüdü içerdiğinden aynı zamanda bir yazılı ispat aracı niteliğinde olduğunu, yazılı ispat aracı olan dava konusu çekin ciro silsilesinden yapılan ciro işlemlerinin geçerli olduğunun anlaşılması ve çek üzerindeki imzalara davacı şirketin herhangi bir imza itirazının olmaması gözetildiğinde ticari defterlerin incelenmesi yönündeki taleplerinin reddi gerektiğini belirterek; davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER:Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 09/07/2024 tarih, 2022/616 Esas - 2024/387 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; İİK 72. maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılmış menfi tespit istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde, davacı aleyhine Kocaeli İcra Dairesi nezdinde 2022/98028 sayılı kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatıldığı, çek keşidecisinin Nokta Yatçılık isimli şirket, lehdarın Aartı Gayrimenkul isimli, cirantaların da Akçakır Petrol ile davacı şirket ve davalı Akt Tedarik isimli şirket olduğu, ciro silsilesi içerisinde ayrıca çekin davacı tarafından Anadolubank A.Ş. Mersin Şubesine ibraz edildiği ve cironun iptal edildiğinin de görüldüğü, davacı tarafından bu çekin dava dışı Akçakır Petrol arasında bayilik sözleşmesinden kaynaklı ticari ilişki bulunduğu ve çekin bu nedenle alındığı, bankaya ibraz edildikten sonra dava dışı Akçakır Petrole geri verildiği, davalıya çekin usulsüz geçtiği, buna ilişkin ticari defterler incelendiğinde haklılıkları ortaya çıkacağı iddiasıyla eldeki davanın açıldığı, davalı tarafından, davacının kendisine borcu bulunduğu için çekin kendisinin tanıdığı olan ... isimli kişiye teslim edildiği, bu nedenle davanın reddinin savunulduğu, mahkemece davanın reddine karar verildiği, kararın davacı tarafından istinaf edildiği görülmektedir. Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukukî ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Menfi tespit davası 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “ispat yükü” başlıklı 6. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü tutulmuştur. İspat yükünü düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir” şeklindedir. Her somut olaydaki maddi vakıaya göre lehine hak çıkaran taraf ve ispat yükü şekilleneceğinden, maddî hukuk kuralına ilişkin bu vakıaların doğru ve net bir şekilde belirlenerek ortaya konulması gerekmektedir. Maddede aksine düzenleme olmadıkça ibaresi eklendiğinden, kanunda ispat yükü ile ilgili özel bir düzenlemeye yer verildiğinde, ispat yükü genel kurala göre değil de kanunda belirtilen özel düzenlemeye göre belirlenecektir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Ancak takip kambiyo senedine dayandığı zaman, ispat yükü yer değiştirir ve ispat yükü davacı/borçluda olur. Eldeki dava, zorunlu unsurları ihtiva eden kambiyo senedi vasfındaki çekten kaynaklanmakta olup ispat yükü davacıdadır. Dava ve takip konusu çekin dava dışı Akçakır Petrol...Ltd. Şti'den davacıya geçtiği, davacının defterlerine göre bu şirketle davacının ticari ilişkisinin bulunduğu, bu çekin davacının defterlerine kaydedildiği, davacı tarafından teslim alınan ve cirolanan çekin Anadolu Bank A.Ş.'ye verildiği, ancak Anadolu Bank A.Ş.nin cirosunun iptal olduğu çek suretinden ve dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Daha sonra davacı tarafından, çekin dava dışı Akçakır Petrol...Ltd. Şti'ye teslim edildiği iddia edilmiş, davalı tarafından da, çekin tanıdığı dava dışı ...'ya teslim edildiği beyan edilmiştir. Davacı tarafından istinaf aşamasında sunduğu fotokopi belgede de, çekin dava dışı ...'ya teslim edildiği yazmaktadır. Yani davacının cirosundan sonra, çekin ...'ya teslim edildiği konusunda bir itilaf yoktur. 6102 sayılı TTK'nın 788-(1) hükmü uyarınca, emre yazılı veya belirli bir kimse lehine düzenlenen çek, ciro ve teslim yolu ile devredilebilir. Emre yazılı senetlerin devri iki tasarruf işleminin bir arada yapılması ile gerçekleşir. Bu işlemlerin birincisi senedin ciro edilmesi, ikincisi de buna ek olarak senedin zilyetliğinin devralana geçirilmesidir. Dolayısıyla, kambiyo senedinde mündemiç hakka sahip olmak için senet üzerindeki zilyetlik zorunludur (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 06.06.2012 tarih ve 2011/4524 Esas, 2012/9838 Karar sayılı kararı da benzer yöndedir). Bu durumda davacı tarafından ciro edilip ...'ya teslim edilen çekin, dava dışı Akçakır Petrol...Ltd. Şti'ne teslim edilmek amacıyla yapıldığı ve çekin bu şirkete teslim edildiğinin ispatlanması halinde, ciro silsilesinin gerçeği yansıtmadığı ve davalının çekin yetkili hamili olmadığı sonucu ortaya çıkacaktır. Çünkü davacı tarafından zilyetlik dava dışı Akçakır Petrol...Ltd. Şti'ne devredilmiş olacağından, davalının çeki yetkili hamil olarak elinde bulundurmasının ciro+zilyetliğin devri şartlarından, zilyetliğin devri kısmının gerçekleşmediği ortaya çıkacaktır. Davacı tarafından SGK ve Ticaret sicil kayıtlarına dayanılmıştır. ...'nın dava dışı Akçakır Petrol...Ltd.'nin çalışanı olup olmadığı hususunun SGK kayıtlarından, dava dışı Akçakır Petrol...Ltd.Şti'nin temsilcisi olup olmadığının ticaret sicil kayıtlarından araştırılması gerekmektedir. Bunun yanında davacı tarafından ticari defterlere delil olarak dayanıldığına göre, dava dışı Akçayır Petrol Ltd.Şti'nin ticari defterleri incelenerek söz konusu çekin davacı tarafından dava dışı Akçakır Petrol...Ltd.'ye teslim edildiğine ilişkin bir kaydın bulunup bulunmadığı da değerlendirilmelidir. Bu araştırmalar yapılıp deliller tüketildikten sonra davacının yemin delili hatırlatılmalıdır. Bu nedenlerle Mahkemece yapılan araştırma ve yapılan yargılama hüküm vermek için yeterli bulunmamıştır. O halde Mahkemece yapılması gereken iş, dava dışı ...'nın dava dışı Akçakır Petrol...Ltd.'nin çalışanı olup olmadığı hususunun SGK kayıtlarından, dava dışı Akçakır Petrol...Ltd.Şti'nin temsilcisi olup olmadığının ticaret sicil kayıtlarından araştırılması, dava dışı Akçayır Petrol Ltd.Şti'nin ticari defterleri incelenerek söz konusu çekin davacı tarafından davalıya teslim edildiğine ilişkin bir kaydın bulunup bulunmadığının tespit edilmesi, bu deliller toplandıktan sonra ispat yükünün davacıda olduğu da gözetilerek gerek görülmesi halinde davacıya yemin deliline dayandığın da hatırlatılması ve oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir. Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kabulüne, kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; yukarıda açılanan hususlara ilişkin olmak üzere ESASTAN KABULÜNE, 2-Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 09/07/2024 tarih, 2022/616 Esas ve 2024/387 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine, 5-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine, 7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.12/02/2026 ... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... *Üye ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*