Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili Sendika ile davalı işveren arasında Yüksek Hakem Kurulu kararı ile 01.06.2018-31.05.2020 yürürlük süreli toplu iş sözleşmesinin bağıtlandığını, toplu iş sözleşmesinin imzalanmasından sonra davalı işveren tarafından işyerinde çalışan işçilere bir duyuru yapıldığını ve sendika üyesi olmayan işçilerin de toplu iş sözleşmesinden yararlandırılacağının, toplu iş sözleşmesinden yararlanmak için sendikaya üye olmaya gerek olmadığının ilan edildiğini, işverenin
DAVA KONUSU: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili Sendika ile davalı işveren arasında Yüksek Hakem Kurulu kararı ile 01.06.2018-31.05.2020 yürürlük süreli toplu iş sözleşmesinin bağıtlandığını, toplu iş sözleşmesinin imzalanmasından sonra davalı işveren tarafından işyerinde çalışan işçilere bir duyuru yapıldığını ve sendika üyesi olmayan işçilerin de toplu iş sözleşmesinden yararlandırılacağının, toplu iş sözleşmesinden yararlanmak için sendikaya üye olmaya gerek olmadığının ilan edildiğini, işverenin bu duyurusu üzerine müvekkili Sendikanın, İstanbul 24. Noterliği aracılığıyla keşide ettiği 23.09.2019 tarihli ihtarname ile bu tarz bir uygulamanın kanuna ve toplu iş sözleşmesi hükümlerine aykırı olacağı, böylesi bir uygulamanın işyerinde sendikalaşmayı engellemeye, sendikayı zayıflatmaya yönelik bir çaba olarak değerlendirileceği, bu duyurunun henüz sendikaya üye olmayan işçilere adeta "Sendikaya üye olmayın.", sendika üyesi işçilere de “İstifa edin, aidat ödemeye gerek kalmadan toplu iş sözleşmesinden faydalanın." çağrısı olarak anlaşılacağının bildirildiğini, ihtarnameye rağmen davalı işverenin hem kanuna hem de toplu iş sözleşmesi hükümlerine aykırı olduğu hâlde Sendikaya üye olmayan işçileri toplu iş sözleşmesi hükümlerinden yararlandırdığını, toplu iş sözleşmesi hükümlerinden yararlandırılan Sendikaya üye olmayan işçilerin dayanışma aidatı ödeyerek toplu iş sözleşmesinden yararlanmak istediklerine ilişkin Sendikaya bir başvuruları olmadığı gibi bu işçilerden dayanışma aidatı kesintisi de yapılmadığını, davalı işverenin bu uygulaması nedeniyle sendika üyesi olmayan işçilerin de yeni ücretlerinin toplu iş sözleşmesi ile belirlendiğini, aynen sendika üyesi işçilerin ücretlerindeki artış oranında ücret artışı yapıldığını, sendika üyesi işçilerin ücret farkları gibi onlara da geriye dönük ücret farkı ödendiğini, sendika üyesi işçiler için sosyal haklarda sağlanan artışların sendika üyesi olmayan işçilere de sağlandığını, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun (6356 sayılı Kanun) ve toplu iş sözleşmesinin açık hükmüne karşın dayanışma aidatı kesintisi yapmadan sendika üyesi olmayan işçileri toplu iş sözleşmesinden yararlandıran işverene karşı işbu davayı açma zorunluluğu doğduğunu belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle kanuna ve toplu iş sözleşmesine aykırı uygulamanın tespitine ve durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. KARAR: Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; toplu iş sözleşmesinden yararlanma şartları mevcut olmadığı hâlde işverence bir kısım işçilere toplu iş sözleşmesi ile öngörülen hakların temin edilip edilmediği ve buradan varılacak sonuca göre toplu iş sözleşmesine aykırı bir uygulamanın bulunup bulunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.