Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirket bünyesinde 17.10.2019-07.09.2022 tarihleri arasında çalıştığını, davalının müvekkilinin iş sözleşmesini feshettikten bir gün sonra 08.09.2022 tarihinde ihtiyari arabuluculuk sürecine başvurduğunu, aynı gün tarafların katılımı ile arabuluculuk görüşmeleri gerçekleştirilerek davacıya 22.750,00 TL ödenmesi konusunda tarafların mutabık kaldığını, aynı görüşme içerisinde ve tutanakta anlaşma tutarının müvekkiline defaten nakit olarak ödendiğ
DAVA KONUSU: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirket bünyesinde 17.10.2019-07.09.2022 tarihleri arasında çalıştığını, davalının müvekkilinin iş sözleşmesini feshettikten bir gün sonra 08.09.2022 tarihinde ihtiyari arabuluculuk sürecine başvurduğunu, aynı gün tarafların katılımı ile arabuluculuk görüşmeleri gerçekleştirilerek davacıya 22.750,00 TL ödenmesi konusunda tarafların mutabık kaldığını, aynı görüşme içerisinde ve tutanakta anlaşma tutarının müvekkiline defaten nakit olarak ödendiğinin belirtildiğini, davalı tarafın arabuluculuk görüşmelerinden önce müvekkilini kandırarak anlaşılacak tutarın ödemesinin işyerinde gerçekleşeceğini belirttiğini ve müvekkilinin, davalının bu söylemine kanarak ve durumu kabul ederek tutanağı imzaladığını, müvekkilinin 3 yıl boyunca emek verdiği işyerinde Şirket yetkilisinin kendisini kandıracağına/aldatacağına ihtimal vermediğini ve yine arabuluculuk görüşmesinin ciddi bir müessese olduğu bilinci ile davalı Şirket yetkilisinin kendisine karşı böyle bir hareket sergileyeceğini düşünmediğini, bu bağlamda anlaşma tutanağında geçen miktar ödenmediği hâlde davalı tarafın müvekkilinin iradesini fesada uğrattığını, burada ispat yükünün davalı Şirkette olduğunu, davalının mutabık kalınan tutarı müvekkiline ödediğini yazılı delillerle ispatlaması gerektiğini; davalı Şirketin, davacının dava şartı arabuluculuk sürecine başvurusunu beklemeden, sırf ibra niteliği kazandırmak adına ve açılacak işe iade davası dâhil tazminat ve alacaklarla ilgili olarak lehine delil ve dava açma yasağı oluşturma gayesi ile sözleşmenin feshinden bir gün sonra ihtiyari arabulucuğa başvurduğunu, anlaşma belgesinin müvekkili yönünden geniş kapsamlı bir ibraname olarak değerlendirilebilmek istendiğini, ibranamenin geçerli olabilmesi için 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 420. maddesinde yer alan şartların sağlanması gerektiğini, ibraname tarihinin iş sözleşmesinin sona ermesi tarihinden en az 1 ay sonraki bir tarih olmasının, ibra konusu alacağın türünün ve miktarının ibranamede açıkça ve detaylıca belirtilmesi ile ibranamede yer alan tutarın eksiksiz olarak bankaya yatırılmasının şart olduğunu, fakat mevcut durumda arabuluculuk anlaşma tutanağının, müvekkilinin iş sözleşmesi feshedildikten bir gün sonra düzenlendiğini ve gerek banka kanalıyla gerekse elden yapılan herhangi bir ödemenin de söz konusu olmadığını, dolayısıyla anlaşma tutanağının bu hâliyle de geçersiz olup iptal edilmesi gerektiğini, davalı şayet ödeme yaptığını iddia etmekte ise bu ödemeyi banka yolu ile yapması gerektiğini, müvekkilinin anlaşma tutanağında yer alan 22.750,00 TL'lik ödemeyi hiçbir şekilde almadığını ileri sürerek ihtiyari arabuluculuk tutanaklarının ve anlaşma belgesinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. KARAR: Uyuşmazlık, ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin 6325 sayılı Kanun'un 18/5 hükmü kapsamında geçerli bir anlaşma belgesi olup olmadığı hususundadır. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.