T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:05/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:25/05/2022 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:05/02/2026 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:05/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:25/05/2022 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:05/02/2026 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; davacı aleyhine Denizli 8. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi açıldığını, Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... D. İş sayılı 26/06/2020 tarihli ihtiyati haciz kararı sayesinde 30/06/2020 tarihinde müvekkili firmanın banka hesaplarına bloke koyulduğunu, ihtiyati haciz kararına da dayanak gösterilen "ek sözleşme" isimli anlaşma metninin ekinde yer alan 26/10/2015 tarihli sözleşme uyarınca alacağı olduğu iddiasında bulunan davalının iddiasının yerine olmadığını, davacı müvekkili firmanın sözleşme gereğince ödemekle yükümlü olduğu parayı muntazam bir şekilde ödediğini, davacının davalıya herhangi bir borcu olmadığını, anılan 26/10/2015 tarihli sözleşmenin diğer tarafa ödeme yapılmasına rağmen müvekkiline göndermeleri gereken doğal taş ve taş ürünlerini göndermeyen davalının kötü niyetli hareket etmesi sebebiyle haklı olarak feshedildiğini, anılan Bucak 2. Noterliği'nin 23/07/2018 tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamesinin TK'nın 35. maddesi uyarınca ikinci kez tebliğe çıkartıldığını ve 27/08/2018 tarihinde tebliğ olduğunu, bu tarihten itibaren de haklı nedenle tek taraflı olarak feshedildiğini, dolayısıyla ihtiyati haciz kararı alınırken ve yine takip talebinde de dayanak gösterilen "ek sözleşme"nin de hükümsüz kaldığını, akabinde de sözleşmenin feshedildiğini öğrenen ...'ın müvekkiline gelerek sözleşme ekinde yer alan ve sözleşme ile bir bütün olan senetlerin kalanlarını teslim ettiğini, dolayısıyla bir bütün olan sözleşmenin senetlerinin eksik bir şekilde ihtiyati haciz talep edilmesi ve bu şekilde ödeme emri hazırlanmasının da hukuka aykırılık teşkil ettiğini, sözleşme gereğince yükümlülüğünü yerine getiren, akabinde kendisine vaat edilen ürünlerin gönderilmemesi sebebiyle sözleşmeyi haklı nedenle feshedip sözleşme ekinde yer alan tüm senetlerini iade alan müvekkilinin işbu ihtiyati haciz uygulaması sonrasında iş yapamaz hale geldiğini, bu sebeple icra işlemlerine devam edilmesinin müvekkiline telafisi imkansız zararlar vereceğinden ötürü ihtiyati tedbir taleplerinin olduğunu belirterek müvekkil şirketin davalıya borçlu olmadığının tespitine, haksız ve mesnetsiz Denizli 8. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının tedbiren durdurulmasına ve akabinde iptaline, davalı yanın dava değerinin % 20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili; davacı yanın davanın açılmasından önce dava şartı olan zorunlu arabuluculuk yoluna başvurmadığını, işbu menfi tespit davasının konusunun da bir miktar para alacağına ilişkin olup bu bağlamda dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuk çözüm yoluna başvurulmasının zorunlu olduğunu, müvekkili tarafından başlatılan dava konusunun 4-5 örnek ilamlı takip olup kural olarak ilamlı takiplere ilişkin zamanaşımı, itfa ve imhal iddiasının İcra Hukuk Mahkemesi'nde açılacak dava ile ileri sürülebileceğini, davacı yan dosyaya yeterli teminatı sunduğunu iddia etmiş ise de müvekkilinin alacağı dolar takibi olup bu bağlamda davalının TL cinsinden dosyaya sunmuş olduğu teminatların kabulünün mümkün olmadığını, sözleşmeye göre mermer ocağının satış bedeli ... USD olarak kararlaştırılmış olup, davacı borçlunun işbu satış bedelinin ... USD'sini peşin olarak geriye kalan ... USD'sini de vadeli senet vermek suretiyle ödeyecek olduğunu, davacı yanın ... USD'yi dava dışı ruhsat sahibi ... İnşaat San. Tic. A.Ş. firmasının hesabına eft/havale ettiğini, alacaklı müvekkiline de, davacı şirket yetkilisinin ve ortağı olan ...'ın şahsi senetler verdiğini, davacı yanca sunulan 28/10/2018 tarihli belge altındaki imzanın ...'a ait olup olmadığının araştırılması gerekmekte olup, bu belgenin de sahte olma ihtimalinin yüksek olduğunu, davacının ödeme yaptığını iddia ettiği ...'ın müvekkili şirkette sadece mühendis olarak çalışmakta olup bunun dışında şirket adına ödeme almasını sağlayacak bir yetkisi veya görevinin bulunmadığını, davacının Avukatlık Kanunu m. 35/A'ya göre hüküm altına alınan sözleşmeyi haklı sebep ileri sürerek tek taraflı olarak feshetmesinin mümkün olmadığını belirterek dava açılış tarihindeki gerçek dava değerinin tespit edilerek, eksik harcın davacı tarafa tamamlattırılması için süre verilmesini, zorunlu arabuluculuk kanun yoluna başvurulmadan işbu davanın açılmış olması sebebiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, davacı yanın ödeme iddiasını İİK m. 33 gereğince İcra Hukuk Mahkemesi'nde ileri sürmesi gerekirken yasaya aykırı olarak menfi tespit davası ile ileri sürmüş olup davanın bu sebeple de usulden reddine, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde esasa ilişkin cevapları doğrultusunda davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; "Mahkememizin ... değişik iş sayılı dosyasında ... Limited Şirketi vekilinin talebi üzerine taraflar arasında Avukatlık Kanunun 35/A maddesi gereğince düzenlenen 15.05.2018 tarihli sözleşme gereğince ihtiyati haciz kararı verilmiş olup ihtiyati haciz kararı Denizli 8. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası üzerinden infaz edilmiştir.15.05.2018 tarihli sözleşmenin başlangıcında bu sözleşmenin 27.07.2015 tarihli sözleşmenin taraflarınca düzenlendiği yazılmış olup sözleşmenin 4. maddesinde "bu sözleşme gereğince bundan evvel hazırlanan 26.10.2015 tarihli iki sayfalık sözleşmenin hükümlerinin geçerli olacağını kabul ederler"ibaresi yer almaktadır.Dosya içinde bulunan 26.10.2015 tarihli sözleşmenin 3. maddesinde " söz konusu mermer ocağı için ... USD doları üzerinde anlaşılmış olup devir yapıldıktan sonra ödeme günündeki kur üzerinden ruhsatı satan firmanın hesabına havale yolu ile ödenecektir", 4. maddesinde ise "devreden-satıcı ile alıcı ;devreden satıcının çalışmakta olduğu ... mermer ocağında ürettiği doğal taş ve taş ürünlerini alıcının isteği doğrultusunda, satıcının stoğunda bulunan doğal taş ve taş ürünlerinden gönderilmek üzere toplam ... USD'lık doğal taş ve taş ürünleri alım yapılması hususunda anlaşmaya varmışlardır." ibaresi mevcut olup aynı maddede sözleşme ile birlikte verilen ve sözleşmenin eki sayılan ek sözleşmede dökümü yapılan bonoların ödeme için verileceği belirtilmiştir.Taraflar arasında 27.07.2015 tarihli ve 26.10.2015 tarihli sözleşmede satışa konu dava dışı ... şirketine ait ocak devrinin satışının davacıya yapıldığı ve davacı tarafından ruhsat sahibi dava dışı şirkete 73.000 USD ödemenin yapıldığı konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının 15/05/2018 tarihli sözleşme ve bu sözleşmenin eki olan 26/10/2015 tarihli sözleşme gereğince davalıya borçlu olup olmadığının tespiti konusundadır.Davacı 15.05.2018 tarihli sözleşmeyi sözleşmenin eki olarak kabul edilen 26.10.2015 tarihli sözleşmede belirtilen doğal taş ve taş ürünlerinin teslim edilmemesi nedeniyle haklı olarak fesh ettiğini ve borçlu olmadığını iddia etmekte olup davalı ise taraflar arasında gerçekte doğal taş ve taş ürünleri alım satımının sözkonusu olmadığını tüm borcun ocak ruhsatı devrinden kaynaklandığını 27.07.2015 tarihli sözleşmede sadece ocak devri için tespit edilen bedel ile 26/10/2015 tarihli sözleşmede ocak devri ve doğal taş alımı için tespit edilen bedelin aynı olmasının iddialarını teyit ettiğini, 26.10.2015 tarihli ikinci sözleşmenin davacının talebi üzerine söz konusu bedellerin muhasebesel olarak resmi çıkışının yapılabilmesi için davalı şirketten mal almış gibi KDV 'sini ödemeyi göze alarak şirket yetkilisi adına olan senetleri geri alıp şirket adına yeni bonoların verildiğini iddia ve beyan etmiştir. Davalı vekili 26.10.2015 tarihli sözleşmenin taraflar arasında davacının isteği üzerine inançlı işlem oluşturmak suretiyle gerçekte doğal taş alımı olmadığı halde şirketten para çıkışını sağlamak için düzenlendiği yönündeki iddiasını yazılı delil ile ispat edemediği gibi yemin deliline de dayanmamıştır.İhtiyati haciz kararına konu ilam mahiyetindeki sözleşmenin taraflarının tacir olması, sözleşmenin eki mahiyetindeki 26.10.2015 tarihli sözleşmede taraflar arasında doğal taş ürünleri alımına ilişkin düzenleme bulunması,sözleşme ekinde bulunan bonolarda malen kaydı olması, davalı yanın mal teslim edildiği yönünde yargılama sürecinde iddia ve delilinin bulunmaması,sözleşme ekinde davacı şirketin borçlu olduğu bonolardaki imzaların davacı şirket yetkilisine ait olmadığının hazırlık soruşturması ve Bucak İcra Hukuk Mahkemesince yapılan yargılamada tespit edilmesi karşısında davacı tarafından ihtiyati hacze konu 15.05.2018 tarihli sözleşmenin ekinde yer alan 26.10.2015 tarihli sözleşme gereğince davalı tarafından mal tesliminin yapılmaması nedeniyle haklı olarak sözleşmenin fesh edildiği sonucuna varılarak sözleşmeye göre mal teslimi karşılığında verilen bonolar nedeniyle davacı şirketin borçlu olmadığı anlaşılmakla davacının davasının kabulüne" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemenin gerekçesinde 26/10/2015 tarihli ikinci sözleşmenin doğal taş alımına ilişkin olduğu ve davalının mal teslimine ilişkin iddia ve delil bulunmadığından bahisle davayı reddettiğini, müvekkili şirket ile hiçbir alakası bulunmayan ... isimli şahsın imzasının bulunduğu ödeme belgesini, sanki müvekkili şirkete ödeme yapılmış gibi kabul ederek hataya düştüğünü, davacı taraf 15/05/2018 tarihli 35/A sözleşmesinin eki olan 26/10/2015 tarihli sözleşmeyi haklı sebeple feshettiğini iddia etmiş ise de, davacının Avukatlık Kanunu madde 35/A'ya göre hüküm altına alınan sözleşmeyi haklı sebep ileri sürerek tek taraflı olarak feshetmesinin mümkün olmadığını, davacı şirketin sahte olduğunu iddia ettiği senetlere istinaden dosyada tanık olarak dinlenen ...'e 130.000,00 TL ödeme yaptığını ve sahte olduğunu iddia ettiği senetleri bu şahıstan tutanak karşılığında teslim aldığını, Yerel Mahkemenin davanın ispatı yönünden hataya düştüğünü, sözleşmelerde adı geçen senetlerin davacıya iade edilmediğini, davacı tarafın kendince senet hazırlayarak sanki bunları teslim almış gibi dosyaya sunduğunu, müvekkilinin sözleşmede adı geçen senetleri Bucak C. Başsavcılığ'ına teslim ettiğini, Mahkemenin dosyadaki tanık anlatımları ve ses kaydı çözümleme raporunu hiçe saydığını, davacıların önce müvekkili ile maden ruhsat devir sözleşmesi yaptığını, bu sözleşmeye göre dava konusu borcu üstlendiğini, müvekkiline ...'ın şahsi senetlerini verdiklerini, sonrasında bu senetlerin muhasebe giriş-çıkışının sıkıntı olması sebebiyle sözleşmeyi doğal taş satışı yapılmış gibi değiştirerek tarihini geriye dönük olarak tekrar düzenlediğini ve ...'ın şahsi senetlerini geri aldıklarını, akabinde 35/A sözleşmesi yaparak bu sözleşme ile birlikte müvekkiline imzası sahte senetleri verdiklerini, Yerel Mahkemenin ortada gerçek bir doğal taş ticareti yokken hataya düşerek taraflar arasındaki ilişkiyi doğal taş ticareti olarak değerlendirdiğini, yine olmayan doğal taş ticareti sebebiyle müvekkilinin karşı tarafa mal teslim ettiğini ispat etmediği gerekçesiyle ispat kurallarında hataya düşerek aslında davacıda olan ispat yükünü müvekkiline yüklediğini, aynı şekilde davacının dosyaya sunduğu üzerinde ...'ın imzası olduğu iddia edilen belgeye istinaden yapılan ödeme iddiasını ...'ın müvekkili şirket ile hiçbir müdürlük/ temsil yetkisi olmamasına rağmen kabul ettiğini, dosyada dinlenen tanıklar ve alınan bilirkişi raporunu hiçe saydığını, Yerel Mahkeme tarafından eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucunda hüküm kurulduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dairemizce de istinaf incelemesi bu çerçevede yapılmıştır. Yargılamada ileri sürülen iddia ve cevaplar, mevcut deliller ve tüm dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde; Dava; taraflar arasındaki doğal taş ve taş ürünleri alım satımına ilişkin sözleşme sonrasında, 1136 sayılı Kanun'un 35/A maddesi kapsamında düzenlenen 15/05/2018 tarihli sözleşme ve işbu sözleşmenin eki olan 26/10/2015 tarihli sözleşme ile belirlenen tutarın tahsili için başlatılan ilamlı icra takibi nedeniyle menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Denizli 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı ilamı ile; işbu davada menfi tespit istemine konu Denizli 8. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takip dosyasında yapılan icra takibinin, takip öncesi itfa nedeni ile icranın geri bırakılması istemine ilişkin yapılan yargılama sonucunda davacı tarafça sunulan belgelerin İİK'nın 33. maddesinde düzenlenen şekilde itfaya ilişkin belge olmadıkları gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği görülmüştür. Denizli 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin anılan kararının istinaf edilmesi üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı ilamı ile; ilamlı takiplerle ilgili herhangi bir şikayette takibe dayanak belgenin ilam niteliğinin olmadığının kamu düzeni gereğince resen dikkate alınması gerektiği, ilamlı takibe dayanak yapılan 15/05/2018 tarihli ek sözleşmede yalnızca "Avukatlık Yasasının 35/A maddesine göre anlaşma yapıldığı ve önceki senetlerin geri verilip yeni senetler verileceği, önceki 26/10/2015 tarihli sözleşmenin geçerli olduğunun" belirtildiği, 26/10/2015 tarihli sözleşmede ise "1. ve 2. sınıf doğal taş satımı yapılacağı, her ay fatura kesileceği, mermer ocağının devredileceği ve 167.000,00 USD'nin kapora olarak ödeneceği belirtildikten sonra kalan bakiye ... USD için aylık bedeli 7.000,00 USD ila 10.000,00 USD arasında senetler düzenleneceği, senetlerin sözleşmenin ayrılmaz parçası olduğu, senetlerin tek başına icraya konulamayacağı, alıcının senetleri ödeyeceğinin" belirtildiği, 15/05/2018 tarihli sözleşmede borç miktarının yazılı olmadığı, 26/10/2015 tarihli sözleşmede ise Avukatlık Yasası'nın 35/A maddesine göre düzenlendiği yazılı olmadığı gibi, 15/05/2018 tarihli sözleşmedeki 26/10/2015 tarihli sözleşmeye atıf gereğince Avukatlık Yasası'nın 35/A maddesine göre düzenlendiği kabul edilse dahi 26/10/2015 tarihli sözleşmede borçlu olunan miktar ve ödeme tarihi yazılı olmadığı gibi mermer ocağı devri ve doğal taş satımına bağlı senet düzenlendiği ve alacağın yargılamayı gerektirdiği sabit olduğundan bu sözleşmelerin Avukatlık Yasası'nın 35/A maddesi kapsamında ve ilam niteliğinde sayılamayacağı, bu nedenle icra takibinin iptali gerektiği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, şikayetin kabulü ile icra takibinin iptaline karar verildiği, işbu karara karşı yapılan temyiz incelemesinde ilgili kararın Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır. Davacının menfi tespit davasının konusu olan Denizli 8. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasındaki takip iptal edildiğinden ve buna ilişkin karar kesinleştiğinden dava konusuz kalmıştır. Mahkemece konusuz kalan dava ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulması gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi yerinde olmamıştır.¸ (Aynı yönde Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 26.03.2025 tarih 2024/598 Esas ve 2025/1273 Karar sayılı ilamı) Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusu icra takibinin iptaline ilişkin karar kesinleştiğinden konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, ilam niteliğinde olmayan belge ile ilamlı takip yapılmış olmakla davacının işbu davayı açmakta haklı olduğu anlaşıldığından yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmış ve yeniden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE, 2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/05/2022 tarih ... Esas ve ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, a-Konusuz kalan davanın esası hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, b-Harçlar Kanunu ve bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harcın peşin alınan 35.690,74 TL harçtan mahsubu ile bakiye 34.958,74 TL harcın karar kesinleştiğinde talebi halinde davacıya İADESİNE, c-Davacı tarafından yapılan 54,40 TL başvurma harcı, 732,00 TL peşin harç, 333,60 TL posta ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 1.120,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, d-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davalı üzerinde BIRAKILMASINA, e-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden istinaf edenin sıfatı ve kazanılmış hak ilkesi nazara alınarak karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 101.443,70 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, f-Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince ilgili tarafa iadesine, 3-İstinaf incelemesi yönünden; a-Davalının istinaf başvurusu kabul edildiğinden 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan nispi istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde talebi halinde davalıya İADESİNE, b-Davalı tarafından istinaf incelemesi için yapılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 135,50 TL posta masrafı olmak üzere toplam 356,20 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davalı lehine istinaf vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, d-İstinaf gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde ilgili tarafa İADESİNE, 4-Kararın Dairemizce taraflara TEBLİĞİNE, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 04/06/2025 tarih 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi uyarınca dava tarihindeki miktar itibariyle 6100 sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.05/02/2026 ...