TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI DOSYA NO: 2024/1136 KARAR NO : 2026/18 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 13/03/2024 NUMARASI : 2021/12 2024/155 DAVANIN KONUSU: Tazminat KARAR TARİHİ: 15/01/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; gerçekleşen çift taraflı k…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 40. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI DOSYA NO: 2024/1136 KARAR NO : 2026/18 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 13/03/2024 NUMARASI : 2021/12 2024/155 DAVANIN KONUSU: Tazminat KARAR TARİHİ: 15/01/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; gerçekleşen çift taraflı kaza sonucunda davacı ... için 20.000 TL manevi tazminat, 50 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 50 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, davacı ... için 20.000 TL manevi tazminat, 50 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 50 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 300 TL tedavi masrafı, davacı ... (...) için 20.000 TL manevi tazminatın maddi tazminat yönünden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalılardan müştereken ve müteselsilen (manevi tazminat taleplerinin sigorta şirketi hariç tüm davalılardan) tahsilini talep etmiştir. Davacılar vekili ıslah dilekçesinde; davacı ... yönünden 50 TL kalıcı iş göremezlik tazminatı ve 2.020,90 TL geçici iş göremezlik tazminatını davacı ... yönünden 11.155,37 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 340.811,18 TL kalıcı iş göremezlik tazminatını, ... Ltd. Şti.'den 02.08.2019 (kaza tarihi) tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi, ... AŞ'den 19.10.2020 (temerrüt tarihi) tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile tahsilini, 5.935 TL tedavi giderlerini davalı ... Ltd. Şti.'den 02.08.2019 (kaza tarihi) tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi, ... AŞ'den 19.10.2020 (temerrüt tarihi) tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile tahsilini talep etmiştir.Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davada İstanbul Anadolu Mahkemelerinin yetkili olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince; davacı ... (...) 'a ilişkin manevi tazminat talepli davanın reddine, davacı ...'nun manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 10.000 TL manevi tazminatın davalılar .... Ltd. Şti'den ve ...'tan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı ...'nın maddi tazminat talepli davasının kısmen kabulü ile, 2.020,90 TL geçici iş göremezlik tazminatı talebinin davalılar .... Ltd. Şti'den ve ...'tan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... AŞ'den ise 19/10/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, sürekli iş göremezlik tazminatı talebinin reddine, davacı ...'nın manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 2.500 TL manevi tazminatın davalılar .... Ltd. Şti.den ve ...'tan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı ...'ın maddi tazminat talepli davasının kabulü ile, 11.155,37 TL geçici iş göremezlik tazminatının, 340.811,18 TL sürekli iş göremezlik tazminatının davalılar .... Ltd. Şti'den ve ...'tan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... AŞ'den ise 19/10/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 5.935 TL tedavi giderinin ise davalılar .... Ltd. Şti'nden ve ...'tan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacı ...'ın manevi tazminatın talebinin kabulü ile 20.000 TL manevi tazminatın davalılar .... Ltd. Şti'nden ve ...'tan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davacılar vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; davalıların istinaf başvurusunun kabulü ve kararın kaldırılması durumunda hesaplamaların güncel asgari ücret üzerinden yeniden yapılmasını talep etmiştir. Davalı ... Limited Şirketi vekili, savanın zamanaşımına uğradığını, arabuluculuk sürecine müvekkil şirketin usulüne uygun bir şekilde davet edilmediğini, müvekkilinin dava açılmasına sebebiyet vermesi söz konusu olmadığından faiz, yargılama gideri ve vekalet ücretinden de sorumlu olmayacağını, davaya konu kaza neticesinde her bir davacı açısından manevi tazminat yönündeki taleplerinin olayın oluş şekli ve tarafların etkilenme derecelerine göre ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini, manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, müterafik kusur durumu göz önünde bulundurulmadığını, kazanın oluş şekli nazara alındığında ...'nun asli kusurlu olduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davalı ... AŞ vekili, müvekkili şirket kaza tarihi itibariyle yalnızca sürekli iş göremezlik tazminatından sorumlu olduğunu, geçici iş göremezlik-bakıcı ve tedavi giderleri-yol masrafı sorumluluk kapsamında bulunmadığını, bakıcı, tedavi ve geçici iş göremezlik giderlerinin SGK tarafından karşılanması gerektiğini, 01/06/2015 yürürlük tarihli ZMSS genel şartlarda geçici iş göremezlik zararının teminatlardan çıkarıldığını, müvekkili sigorta şirketine kanunen başvuru yapılmamış olması sebebiyle faiz başlangıcının dava tarihinden itibaren başlatılması gerektiğini, avans faizine hükmedilmesinin hatalı olduğunu; Davalı ... vekili ise, adli yardım talebinde bulunduklarını, davacı ...'nun asli kusurlu olduğunu, bilirkişi raporlarının eksik ve hatalı hazırlandığını, SGK tarafından karşılanması gereken masraflardan sorumlu tutulamayacaklarını, manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davalı ... vekili 18/04/2024 tarihinde adli yardım talepli istinaf başvurusunda bulunmuş olup dosya içeriğine göre adı geçenin istinaf harç ve giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olduğu, HMK'nin 334/1. maddesi koşullarının oluştuğu anlaşılmakla adli yardım talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir. 2918 sayılı KTK'nin 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar." düzenlemesi, yine aynı Kanunun 109/2. maddesinde ise, "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." düzenlemesi yer almaktadır. Somut olayda; trafik kazası 02/08/2019 tarihinde meydana gelmiş, dava ise 07/01/2021 tarihinde açılmıştır. Davalı ... Limited Şirketi süresinde cevap dilekçesi sunmadığından zamanaşımı def'inde itirazı değerlendirilmemiştir. Yine, davacıların tazminat talebiyle 05/10/2020 tarihinde davalı şirkete başvurduğu anlaşılmakla, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesinde öngörülen dava koşulunun yerine getirildiği kabul edilmiştir.HMK'nin 357. maddesi gereğince, bölge adliye mahkemesince resen göz önünde tutulacaklar dışında, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenilmez, yeni delillere dayanılamaz. Davalı ... Limited Şirketi vekilinin arabuluculuk sürecine ve İMSS sorumluluğuna yönelik ileri sürdüğü istinaf itirazlarını ilk derece mahkemesinde yargılama aşamasında ileri sürmediğinden bu konuya yönelen istinaf nedeni de yerinde görülmemiştir. Diğer yandan, müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK'nin 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Somut olayda, davalı ... Limited Şirketi vekili kazazedenin gerekli güvenlik tedbirlerini almadan ve kontrolsüzce yola çıkarak trafiği tehlikeye düşürmesi, kazanın meydana gelmesine sebep olması nedeniyle müterafik kusur uygulanması gerektiğini belirtmiş ise de, bu anlatımın olayın oluş biçimiyle ilgili olmadığı, davacıların müterafik kusur olarak kabul edilebilecek eylemlerinin bulunmadığı, bu yöndeki iddianın dayanaksız olduğu anlaşılmakla, müterafik kusur nedeniyle tazminattan indirim yapılmaması yerinde görülmüştür. Mahkemece hükme esas alınan kök ve ek raporlarda davalı sürücü ...'ın %100 kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Bilirkişi raporunun kaza tespit tutanağı ile uyumlu, eylemler ile sonuç arasında nedensellik bağını ortaya koyacak biçimde, dosya kapsamından anlaşılan oluşa, bilimsel ölçütlere, usul ve kanuna uygun olarak saptandığının anlaşılması karşısında, HMK'nin 279. maddesine uygun düzenlenen ve dosya kapsamına uygun somut olgu ve ölçütlere dayanan, yeterli gerekçeyi de taşıyan raporun hükme esas alınmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunun davacılar için belirlenen maluliyet oranı, kaza tarihindeki yaşı, geliri esas alınarak, kusura göre tazminatın belirlendiği anlaşılmakla, usule, yasaya ve Yargıtay içtihatları ile istikrar kazanmış hesaplama yöntemine göre tazminat hesabı içeren aktüerya raporunun hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, davacı ...'ın tedavi giderlerine ilişkin davasını ispat edemediği gözetilmeden dava dilekçe ekinde sunulan tedavi giderine ilişkin olduğu iddia edilen ancak açıklama olmayan 08/08/2019 tarihli fatura ve kredi kartı slipleri dikkate alınarak davalılar aleyhine tedavi giderine hükmedilmesi doğru olmamıştır. Bu hususa değinen davalı ... AŞ vekili ve davalı ... vekilinin istinaf itirazlarının kabulüne karar vermek gerekmiştir.Davalı sigorta şirketi yönünden başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü sonrasının, diğer davalılar yönünden ise olay tarihinden itibaren faize hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Yine, davalı ... Limited Şirketi'ne ait ... plakalı aracın ticari işte kullanıldığı karinesinin aksinin ispat edilemediğinden avans faize hükmedilmesinde isabetsizlik yoktur.25/02/2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanun ile değişik 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluğun SGK'ya geçmesine karşın belgeye dayanmayan tedavi giderlerinden (geçici iş göremezlik, bakıcı gideri, tedavi yol gideri vb.) zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesini düzenleyen sigorta şirketi ile araç işleteni ve sürücüsünün sorumluluğu devam ettiğinden davalıların bakıcı giderinden ve geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu tutulmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (TBK) 56. maddesinin 1'inci fıkrasına göre hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. Bir kimsenin, hukuka aykırı bir fiil yüzünden çektiği, bedeni acılarla ruhsal üzüntüye manevi zarar denir. Manevi zarar, gerçek anlamda zarar değildir; zira malvarlığında bir azalmayı ifade etmez. Bir acının veya üzüntünün maddi zarar gibi parayla ölçülmesine olanak bulunmamaktadır. Paranın manevi zararları karşılamak üzere kullanılabilmesi, hiçbir zaman manevi zararı geri getirip yerine koyduğu veya manevi varlığın bir bölümünün onunla değiştirilebildiği anlamını taşımaz. Paranın bu anlamda gördüğü iş, kişilik hakları ve yararları zedelenen kimsenin duyduğu manevi acıyı bir dereceye kadar yumuşatıp yatıştırmak; bozulan manevi dengeyi onarıp düzeltmek; bir avunma, bir ruhsal doygunluk aracı olmaktan ibarettir. Hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adıyla hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı olan manevi tazminatın miktarı adalete uygun olmalıdır. Zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan ve özgün bir nitelik taşıyan hükmedilecek bu para, bir ceza olmadığı gibi, malvarlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen doygunluk duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/6/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23/6/2004 gün ve 13/291-370 sayılı kararında da vurgulandığı gibi, hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminatın miktarını takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkında hüküm kurulurken; olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı, bu nedenle tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş biçimi ve tarafların kusur durumları göz önünde tutularak, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 4'üncü maddesinde belirtildiği gibi, hukuka ve hakkaniyete uygun sonuca varılması gerekmektedir. Somut olay yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ilkeler ışığında değerlendirildiğinde; davacı ile davalıların dosya kapsamından anlaşılan sosyal ve ekonomik durumlarına, olayın meydana geliş biçimine, bilirkişi raporundan anlaşılan kusur oranına, davacıların geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanmasının ağırlığına göre, davacılar lehine hükmolunan manevi tazminat miktarının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A-Davacılar vekilinin ve davalı ... Limited Şirketi vekilinin istinaf başvurularının HMK'nin 353/1-b/1 maddesi gereğince esastan reddine, B-Davalı ... AŞ vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile Yukarıda esas ve karar numarası belirtilen ilk derece mahkemesi kararının, HMK'nin 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına, Buna göre: 1-Davacı ... (...) 'a ilişkin manevi tazminat talepli davanın reddine, 2-Davacı ...'nun manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 10.000 TL manevi tazminatın davalılar .... Ltd. Şti.den ve ...'tan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine 3-Davacı ...'nın maddi tazminat talepli davasının kısmen kabulü ile, 2.020,90 TL geçici iş göremezlik tazminatı talebinin davalılar .... Ltd. Şti.den ve ...'tan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... A.Ş'den ise 19/10/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, sürekli iş göremezlik tazminatı talebinin reddine, 4-Davacı ...'nın manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 2.500 TL manevi tazminatın davalılar .... Ltd. Şti.den ve ...'tan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine , fazlaya ilişkin talebin Reddine 5-Davacı ...'ın maddi tazminat talepli davasının kabulü ile, 11.155,37 TL geçici iş göremezlik tazminatının, 340.811,18 TL sürekli iş göremezlik tazminatının davalılar .... Ltd. Şti.den ve ...'tan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... A.Ş'den ise 19/10/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, tedavi giderlerine yönelik davasının reddine, 6-Davacı ...'ın manevi tazminatın talebinin kabulü ile 20.000 TL manevi tazminatın davalılar .... Ltd. Şti.den ve ...'tan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 7-Maddi tazminat talebi yönünden Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 24.180,88 TL harçtan, 6.148 TL ıslah harcının mahsubu ile 18.032,88 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına, 8-Maddi tazminat talebi yönünden davacılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden 56.637,99 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, 9-Maddi tazminat talebi yönünden davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden 5.985 TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalılara verilmesine, 10-Manevi tazminat talebi yönünden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereği alınması gereken 2.220,07 TL harçtan, peşin yatırılan 1.374,74 TL peşin harcın mahsubu ile 845,33 TL'nin davalılar .... Ltd. Şti.den ve ...'tan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, 11-Manevi tazminat talebi yönünden davacılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Gereği takdir ve tayin olunan 17.900 TL nisbi vekalet ücretinin davalılar .... Ltd. Şti.den ve ...'tan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, 12-Manevi tazminat talebi yönünden davalılar .... Ltd. Şti.den ve ... kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Gereği takdir ve tayin olunan 17.900 TL nisbi vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalılara verilmesine, 13-Davacılar tarafından dosyaya yatırılan ve alınması gereken harçtan mahsup edilen 1.374,74 TL peşin harç ve 6.148 TL ıslah harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, (Davalı ... AŞ'nin 6.148 TL'den sorumlu tutulmasına,) 14-Davacılar tarafından sarfedilen 3.750 TL bilirkişi ücreti, 825 TL posta ve tebligat gideri ve 4.638 TL ATK ücreti olmak üzere toplam 9.213 TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre hesaplanan 9.112,57 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp, davacılara verilmesine, 15-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26. Maddesine göre; Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.400 TL arabuluculuk ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına, 16-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333. maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine, C-İstinaf İncelemesi Bakımından; 1-Adli yardım talebinin kabulüne karar verilen davalı ... tarafından istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve istinaf karar ve ilam harcı yatırılmadığından ve bu davalının istinaf başvurusunun kabulüne karar verildiğinden, bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 2-Davalı ... AŞ tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının, istem halinde ilk derece mahkemesi tarafından yatıran tarafa iadesine, 3-İstinaf kanun yolu aşamasında davalı ... tarafından sarf edilen 100 TL posta giderinden ibaret yargılama giderinin, davacılardan tahsil edilerek, davalı ...'a verilmesine, 4-İstinaf kanun yolu aşamasında davalı ... AŞ tarafından sarf edilen 1.169,40 TL istinaf kanun yolu başvuru harcı ile 200 TL posta gideri olmak üzere toplam 1.369,40 TL yargılama giderinin, davacılardan tahsil edilerek, davalı ... AŞ'ye verilmesine, 5-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732 TL harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile 304,4 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 6-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 26.806,37 TL harçtan, peşin alınan 6.574,6 TL harcın mahsubu ile 20.231,77 TL istinaf karar ve ilam harcının davalı ... Limited Şirketinden tahsili ile hazineye gelir kaydına, 7-Davacıların ve davalı ... Limited Şirketinin istinaf aşamasında sarf ettikleri yargılama giderinin üzerlerinde bırakılmasına, 8-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 9-İstinaf için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, davacı ... yönünden verilen karara karşı HMK'nin 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde, dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtayda temyiz yolu açık; diğer (davacı davacı ... dışındaki davalılar bakımından verilen) hükümler yönünden HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.15/01/2026