T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:02/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:17/03/2022 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:02/12/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARI…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:02/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:17/03/2022 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:02/12/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; davalının davacı tarafından sunulan teminat mektubunu haksız olarak paraya çevirdiğini, bu sebeple Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının icra takibine itiraz ettiğini, Antalya Mahkemeleri ile İcra Müdürlükleri'nin yetkili olduğunu, davacının davalının bayisi konumunda olup medikal malzeme ticari ile uğraştığını, davalının davacıya ... teklif numaralı toplam 170.000 Euro + KDV'li bir teklif gönderdiğini, bu teklife istinaden davalıya ... .... Şubesi'ne ait 31/12/2019 vade tarihli seri no: ... olan 400.000,00-TL miktarlı ve ... ....Şubesi'ne ait 31/12/2019 vade tarihli seri no: ... olan 200.000,00-TL miktarlı teminat mektuplarının verildiğini, teminat mektuplarının davacının aldığı ve alacağı her türlü mal ve hizmetlerin karşılık olarak şirkete olan borçlandığı ve borçlanacağı tutara istinaden verildiğini, davalı ile çeşitli kereler mal alış verişlerinin olduğunu, davacının davalıya borcunun bulunmadığını, teklifte geçen malzemelerin davacıya teslim edilmediğini, buna rağmen teminat mektuplarından 400.000,00TL bedelli olanın davalı tarafından paraya çevrildiğini, bunun sebebi davalı tarafa sorulduğunda ... Medikal Malzeme Alım ve Satım Teknik Servis ...'nin 05/03/2019 tarihli protokol ile garantör olarak yer almaları ve ödemeyi garanti altına alma gerekçesinin gösterildiğini, davalıya davacının garantör olmadığının bildirildiğini, 05/03/2019 tarihli protokoldeki imzanın davacı şirket yetkilisine ait olmadığını bildirdiklerini, bunun üzerine davalı tarafın 66.224,89 TL'yi davacının hesabına yatırdığını fakat 333.775,11 TL'yi yatırmadıklarını belirterek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili; yetkili mahkemelerin İstanbul Anadolu Mahkemeleri ve İcra Daireleri olduğunu, davalının cerrahi işyerleri ile ilgili olan tıbbi ürünlerin ticaretinin yapılması, üretimi, satılması, dağıtılması ve bakım hizmetlerinin sağlanması, sterilizasyon ve dezenfektasyon faaliyetlerini de içeren ve fakat bunlarla sınırlı olmayan sağlık hizmetleri ve yaşam bilimine ilişkin teknik danışmanlık, proje, bakım onarım, ithalat, ihracat, transit ticaret hizmetlerinin sağlanması işleriyle iştigal ettiğini, davacı firmanın bayileri olmadığını, ticari ilişki içerisinde olduklarını ancak çok büyük satışların olduğu bir firma olmadığını, ancak davacı firmanın Antalya ili firmalarından olduğunu, Antalya ilinden çalışmakta oldukları diğer firmaları tanıdıklarını ve onlarla ticari ilişkisi olması sebebiyle işbu firmanın dava dışı ... Medikal Malzeme Alım Satım ve Teknik Servis ... firması tarafından alınacak emtia yönünden 05.03.2019 tarihli protokol ile garantör olduğunu ve karşılığında icra takibine konu edilen teminat mektubunu teslim ettiklerini, teminat mektupları alınmakla dava dışı ... Medikal Malzeme Alım Satım ve Teknik Servis ...'ye mal vermeye devam edildiğini, davanın ...'ye ihbarı gerektiğini, dava dışı ... Medikal Malzeme Alım Satım ve Teknik Servis ... ile yapmakta oldukları ticari alışveriş karşılığında yapılacak olan ödemelere ilişkin olarak 23.08.2019 düzenleme tarihli 158.000,00 TL miktarlı T. ... Bankası TAO çekinin, 24.09.2019 düzenleme tarihli 142.000,00 TL miktarlı ... Bankası A.Ş. çekinin, 12.10.2019 düzenleme tarihli 175.000,00 TL miktarlı ... A.Ş. çekinin teslim edildiğini ve fakat ilgili çeklerin ödeme için muhatap bankaya ibraz edilmesi ile birlikte karşılığı olmadığından dolayı arkasının yazdırılmak zorunda kalındığını ve her bir çek ödemesi yapılmadığında bu hususta davacı firmaya bilgi verildiğini, aradan geçen 3 aya rağmen ödemenin yapılmaması, teminat mektubunun süresinin 31.12.2019 olup davacı firma tarafından vadesi de uzatılmadığından teminat mektubunun borç miktarı kadar çözülmesi yoluna gidildiğini, bu bağlamda davalı tarafından alacağın karşılığı olarak kendilerine sunulmuş 400.000,00 TL'lik teminat mektubunun muaccel borç miktarı olan 333.775,11 TL'nin tahsili için paraya çevrilmesi talebinde bulunulduğunu kalan bakiye tutar olan 66.224,89 TL'nin ise davacı firma hesabına geri yatırıldığını, teklif formunun kabul edildiği ve bu bağlamda siparişlerin verilmesinin istendiğine ilişkin davacı tarafça davalıya sunulmuş herhangi bir talimat bulunmadığını, bir teklif için 5 ay sonra sonra bir teminat mektubu temini sağlanmasının ise ticari hayatın olağan akışına ters olduğunu, teminat mektubu tutarlarının sipariş tutarı ile uyumsuz olduğunu, garantörlük tesis edilen protokolün şirket yetkilisi tarafından imza edilmediği hususunun ise gerçeği yansıtmadığını belirterek davanın reddine ve kötü niyet tazminatı ve para cezasına hükmedilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "Davalının medikal malzeme üretim ve satım işleri ile iştigal ettiği, davacının davalıdan almak istediği ürünlerle ilgili teklif istediği ve davalının davacıya 29.11.2018 tarihli teklif formunu gönderdiği, ayrıca davacının davalı lehine 04.03.2019 tarihli 200.000-TL'lik ve 22.04.2019 tarihli 400.000-TL bedelli iki adet teminat mektubu verdiği ancak teklife konu mal alımının yapılmamasına rağmen davalının 400.000-TL'lik teminat mektubunu haksız yere paraya çevirdiği, istem üzerine 66.224,89 TL'sinin iade edildiği ancak bakiye 333.775,11 TL.'nin iade edilmediği, bunun için icra takibi başlatıldığı ancak davalının itirazı üzerine takibin durduğu belirterek davacı yanca eldeki iş bu itirazın iptali davasının ikame ediliği, Davalının süresi içinde verdiği cevaplarında özetle yukarıda anılan teklifi kabul etmekle birlikte teklifin hayata geçirilmediğini, bu teklifle ilgili bir ticaret yapılmadığını, davacı ile bayilik ilişkisi olmadığını, davacının ihbar olunan ... Medikal'in yapacağı alımlar nedeniyle garantör olduğunu, bu garantörlük ilişkisi kapsamında teminat mektuplarının verildiğini, davacının garantisi altında ... Medikal'e mal verdiklerini, ... Medical'in aldığı mallara karşılık verdiği çeklerin bir kısmının karşılıksız çıktığını, görüşmelere rağmen borcun ödenmediği gibi teminat mektubunun süresinin de uzatılmadığını bu nedenle 400.000-TL'lik mektubun paraya çevrilip ihbar olunanın davalı şirkete olan 333.775,11 TL. Borcunun teminattan alındığını ve bakiye 66.224,89 TL'nin davacı şirkete iade edildiğini beyan ettiği, Gerek bankadan gelen müzekkere cevapları gerek teminat mektubu içeriği ve teminat mektubunun davacı adına davalı lehine düzenlenmiş olması karşısında bu teminatın ne amaçla verildiğini ve bedelsiz kaldığını ispat yükünün bunu iddia eden davacı üzerinde olduğu; Davacının iddia ettiği teklife binaen teminat mektubu verildiğine yönelik iddialarının irdelenmesinde; teklif tarihinin 29.11.2018 olduğu, teminat mektubu tarihinin 22.04.2019 olduğu ve bu teklif kapsamında ticari ilişki olmadığı, teklife konu malların davacı tarafça alınmadığı yönünde bir ihtilaf da bulunmadığı gibi teklif içeriği 170.000-Euronun o zamanki kur karşılığı ile teminat miktarının uyumsuzluğu yanında iddia edilen ticaretin yapılmamasına rağmen 31.12.2019 tarihinde paraya çevrilene kadar teminatın iadesi yönünde davalının temerrüde düşürülmediği dikkate alındığında davacının 29.11.2018 tarihli teklif için teminat mektubu verildiği yönündeki beyanlara itibar edilmeyeceği, Buna karşılık 05.03.2019 tarihli protokolde imzaları bulunan davacının ve ihbar olunanın her ikisinin de protokoldeki imzayı inkar etmelerine rağmen bu protokol uyarınca ihbar olunan ... Medical'e mal satışı yapılmış olması, yine imzasını inkar eden ihbar olunanın davalıdan aldığı mallara karşılık verilen çeklerden bir kısmının ibrazında karşılıksız çıkması, protokol tarihi 05.03.2019 ile 04.03.2019 tarihli 200.000-TL'lik ve 22.04.2019 tarihli 400.000-TL bedelli iki adet teminat mektubu tarihinin uyumlu olması, protokoldeki imzalar inkar edilse de verilen teminatın gerçek olması, davalının 05.03.2019 tarihli maille teminat mektubu taslak ve protokol başlıklı ekli maili davacıya göndermesi, ihbar olunana mal teslim edilmiş olması, davalının ihbar olunanın karşılıksız çeklerinden kalan borcu teminattan tahsil ettikten sonra bakiye kalan kısmı davacının hesabına iade etmiş olması karşısında tacir olan tarafların basiretli iş adamı gibi davranma yükümlülükleri dikkate alındığında protokolde imzaları bulunan davacı ve ihbar olunanın ikisinin birden imza inkarında bulunmasının imzaların inkar kastıyla atıldığı, davacının davasında haksız ve kötü niyetli olduğu kanaatine varıldığı" gerekçesiyle davanın reddine, davacının kötü niyetli olduğu kanaatine varıldığından asıl alacağın %20'sine tekabül eden 66.755,02-TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya ödenmesine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İlk Derece Mahkemesi'nce verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafın 400.000,00 TL miktarlı teminat mektubunu müvekkilinin imzasının taklit edildiği ve bilirkişi incelemesi neticesinde sahte olduğu ispatlanan 05.03.2019 tarihli protokole dayanarak haksız şekilde nakde çevirdiğini, müvekkil şirketin hiçbir kimsenin borcunun garantörü ya da kefili olmadığını, bu sahteliğin ihbar olunan ... tarafından mahkemeye sunulan cevap dilekçesi ile de ortaya çıktığını, Yerel Mahkemenin ise bu somut gerçeklikten uzaklaşarak imzaların inkar kastıyla atıldığını varsayarak davayı reddettiğini, Yerel Mahkemenin maddi, nesnel gerçeklikten uzaklaşarak varsayım ve iddiaya dayalı olarak davayı reddetmesinin hukuk yargılamasında yeri olmadığını , teminat mektubunun bankadan gelen yazı cevabı ve mektup içeriği ile somut şekilde üçüncü bir kişinin borcuna kefalet olarak değil, müvekkili şirketin kendi mal ve hizmet alımları (bayilik) için verildiğinin ispatlandığını, Yerel Mahkemenin bu nesnel delilleri göz ardı ettiğini, teklif tarihi ile teminat mektubu veriliş tarihi arasındaki üç aylık sürenin, ürünlerin yüksek fiyatları ve piyasa koşulları sebebiyle makul bir araştırma süresi olduğunu, protokolün sahte olduğunu, imzanın müvekkiline ait olmadığını, protokolün içerik olarak da kabullerinde olmadığını, sahte protokolün tarihinin davalı tarafça her zaman oluşturulabilecek bir tarih olduğunu, ortada geçerli, bağlayıcı bir protokol olmaksızın Yerel Mahkemenin protokol tarihi ile teminat mektuplarının tarihlerini uyumlu kılmasının hukuken kabul edilebilecek bir husus olmadığını, Yerel Mahkeme'nin davalı tarafından mallara ilişkin teklif edilen tutar ile teminat mektuplarının miktarının uyumsuz olmasını kararına gerekçe gösterdiğini, bankadan gelen yazı cevabı ve mektup içeriklerinin Yerel Mahkemece görmezden gelindiğini ve yine varsayıma dayalı olarak ihbar olunanın garantörü olduklarına kanaat getirildiğini, teklif edilen tutar 170.000,00 Euro'nun ilgili zamanda yaklaşık 1.100.000,00 TL'ye tekabül ettiğini, sunulan teminat mektubunun ise 600.000,00 TL olduğunu, mallar teslim edilmeden, faturaları kesilip gönderilmeden sipariş edilen malların miktarlarının teklife dayalı olarak tamamının ödenmesinin beklenemeyeceğini, Mahkemenin bu gerekçesi ile davanın reddedilmesinin kabul edilemeyeceğini, kaldı ki teklife istinaden sipariş edilen ürünlerin de taraflarına teslim edilmediğini, teminat mektupları boşa çıkmış olsa da davalı tarafça müvekkiline verilecek olan bayiliğe ilişkin olarak ticaretin devam edeceği gözetilerek teminat mektuplarının bayiliğe istinaden bünyelerinde tutulduğunu, akabinde de bayiliği almaları ile birlikte ticari ilişki gereği teminat mektuplarının davalının uhdesinde kaldığını, davalıdan teminat mektuplarının iadesinin istenmemesinin sebebinin bu olduğunu, teminat mektubunun veriliş amacına aykırı olarak: 3. kişinin borcundan dolayı sahte imza ile oluşturulan protokole göre garantör olmaları gerekçe gösterilerek teminat mektubunun haksız ve hukuksuz olarak nakde çevrildiğini, Yerel Mahkemenin yargılama sırasında toplanan somut delilleri gözetmediğini ve davalının bir kısım soyut, ispata muhtaç iddia ve beyanları doğrultusunda hüküm kurarak davayı reddettiğini ve müvekkilini kötü niyet tazminatına mahkum ettiğini, Yerel Mahkeme'nin 16.11.2021 tarihli duruşmada davalı tarafa yemin deliline başvurup başvurmayacağı, dayanıyor ise yemin metnini hazırlayıp sunması için 2 haftalık kesin süre verdiğini, akabinde davalı tarafın yemin deliline başvurduğunu ve metin sunduğunu, ilgili beyan ve metin gereği müvekkili şirket yetkilisi 23.12.2021 tarihli duruşmada hazır bulunmuş ise de Mahkemenin tahkikatın tamamlanmamış olduğu gerekçesi ile ara karardan döndüğünü, yemin deliline başvurulacağının beyan edilmesi ile birlikte tahkikatın sona erdiğini, artık yeminin uygulanması gerekirken ara karardan dönülmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Yerel Mahkemenin tahkikata döndüğünü ve 23.12.2021 tarihli celse 2 nolu ara kararı gereği çekteki imzalar ile protokoldeki imzanın aynı kişi tarafından atılıp atılmadığı hususunda ATK'dan rapor alınmasına karar verdiğini, bu ara karardan da 17.03.2022 tarihli celsede dönüldüğünü ve dosyanın karar vermeye müsait olduğuna karar verilerek davanın reddedildiğini, yargılamanın iki yıla yakın sürdüğünü, bu süre zarfında da protokoldeki imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olup olmadığı hususunun sürekli araştırıldığını ve çıkan bilirkişi raporlarına göre davalı tarafın talepleri doğrultusunda çekteki imzalar ile kıyaslanılmasının istenildiğini, son celseye kadar imza merkezli tahkikat yürütülmüş ise de son celsede imza incelemesinin esasa etki etmeyeceğine karar verildiğini, kaldı ki tahkikat aşaması bitmiş yemin deliline başvurulacağı beyan edilmiş ise de bu ara karardan tahkikata dönüldüğünü, sonrasında da dönülen ara karardan da tahkikattan da dönülerek davanın reddedildiğini, bu ara kararlardan dönmenin usul ve yasaya açıkça aykırılık teşkil ettiğini, yargılama sırasında toplanan delillerin göz ardı edildiğini, beyan ve iddialarını delilleri ile ispat etmelerine rağmen Yerel Mahkeme'nin soyut iddia ve beyanlar doğrultusunda varsayıma ve ihtimallere dayalı olarak hüküm kurduğunu ve davayı reddederek taraflarını yüzde yirmi kötü niyet tazminatına mahkum ettiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulü ile itirazın iptali ve takibin devamına karar verilmesini, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dairemizce de istinaf incelemesi bu çerçevede yapılmıştır. Yargılamada ileri sürülen iddia ve cevaplar, mevcut deliller ve tüm dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde; Dava; teminat mektubunun haksız olarak nakde çevrilmesinden kaynaklı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle, davanın reddine karar verilmiştir. Davacının davalıdan almak istediği medikal malzemelerle ilgili teklif istediği ve davalının davacıya 29.11.2018 tarihli teklif formunu gönderdiği, taraflar arasında teklife konu mal alımına ilişkin herhangi bir ticaretin yapılmadığı, davacının davalı lehine 04.03.2019 tarihli 200.000,00-TL ve 22.04.2019 tarihli 400.000,00-TL bedelli iki adet teminat mektubu verdiği her iki tarafın da kabulündedir. Davacı, teminat mektuplarının garantörlüğe ilişkin olmadığını, davalıyla aralarındaki teklife konu mal alımına dair verildiğini ancak mal alımı yapılmamasına rağmen davalının uhdesinde kalan 400.000,00-TL'lik teminat mektubunu haksız yere paraya çevirdiğini, ihbar olunan ... Medikal'e garantör olmasının söz konusu olmadığını, garantörlüğe ilişkin protokol altındaki imzanın şirket yetkilisine ait olmadığını iddia etmiş; davalı ise, davacının ihbar olunan ... Medikal'in yapacağı alımlar nedeniyle garantör olduğunu, bu garantörlük ilişkisi kapsamında teminat mektuplarının verildiğini, ... Medikal'in aldığı mallara karşılık verdiği çeklerin bir kısmının karşılıksız çıktığını, bu nedenle 400.000,00-TL'lik teminat mektubun paraya çevrilip ihbar olunanın davalı şirkete olan 333.775,11 TL borcunun teminattan alındığını savunmuştur. Dava konusu teminat mektubunun hangi amaçla davalıya verildiğini ispat yükü davacıdadır. Gerek teminat mektuplarının içeriği gerekse de bankadan gelen cevabi yazıdan teminat mektuplarının taraflar arasındaki mal alım satımına yönelik olarak verildiği açıkça anlaşılmakta olup Yerel Mahkemenin aksi yöndeki kabulü yerinde olmamıştır. Buna karşılık, davalı tarafça dosyaya sunulan 05.03.2019 tarihli protokolde davacının ihbar olunan ... Medikal'in yapacağı alımlar nedeniyle garantör olduğu, protokolün 3. maddesinin “... Medikal"'in ve “... İnşaat"'ın ... ile imzaladıkları Sözleşmeler ve aralarındaki ticari ilişki tahtında ...'ye teminatlar temin, tesis ve teslim etmişlerdir, gerek görüldüğünde ... tarafından talep edildiğinde ek teminat da sunmayı kabul ederler.“... Medikal"'in ve “... İnşaat”'ın ...'ye verilen her türlü teminatların (banka teminat mektubu, teminat senedi vs.) hem kendi borçları hem de diğer firmanın borçlarının teminatı olarak kabul edilmesini, ...'ye borçlu firmanın kendi teminatlarının eksik, yetersiz kalması halinde, ...'nin kendi tercih ve kararı çerçevesinde, diğer firmanın teminatlarını da vadesi gelmiş borçlarının tahsili için kullanımına peşinen muvafakat ettiğini, kendi teminatlarına diğer firmanın borçlarının tahsili için başvurulmasına herhangi bir itirazının bulunmadığını kabul beyan ve taahhüt eder." hükmünü, yine porotolün 4. maddesinin ise “... Medikal''in ve “... İnşaat”'ın ... ile kendi ticari ilişkisi sona erdiğinde, diğer firmanın ... tarafından tespit edilecek yeterli teminatı bulunmaması halinde, yeterli teminat temin ve teslim edilene kadar, diğer tarafın borcu için garantör olmaya devam edeceğini, diğer firma borç ve taahhütlerinden kendi borcu gibi sorumlu olacağını, kendi teminatlarının diğer firma riskleri için teminat olarak tutulmasına muvafakat ettiğini kabul ve beyan eder." hükmünü içerdiği görülmüştür. Ancak davacı taraf garantörlüğe ilişkin işbu protokol altındaki imzaya itiraz etmiş olup yine ihbar olunanın da protokoldeki imzayı inkar ettiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Yerel Mahkemece isabetli olarak 05.03.2019 tarihli protokoldeki imzanın davacı şirket yetkilisine ait olup olmadığı hususunda rapor alınmış, fizik grafoloji uzmanı bilirkişi tarafından tanzim edilen 31/05/2021 havale tarihli raporda tetkike konu "Protokol" başlıklı 05.03.2019 tarihli belgenin sayfaları üzerinde basılı bulunan "... İnşaat Turizm Medikal İth. İhr. San. Ve Tic. Ltd. Şti." içerikli kaşe izleri üzerinde atılı bulunan imzaların davacı şirket yetkilisi ... elinden çıkmadığı (hakiki imzalarının model alınması suretiyle adına sahte olarak atıldıkları) yönünde görüş ve kanaat bildirdiği, davalı tarafça davacının benimsediği çeklerdeki imzalarla protokoldeki imzanın aynı olduğu ileri sürülerek imzaların karşılaştırılması suretiyle yeniden rapor alınması talebiyle işbu rapora itiraz edildiği anlaşılmış olup, Yerel Mahkemece 23.12.2021 tarihli celse 2 nolu ara kararı ile çeklerdeki imzalar ile protokoldeki imzanın aynı kişi tarafından atılıp atılmadığı hususunda ATK'dan rapor alınmasına karar verilmesine rağmen 17.03.2022 tarihli celsede işbu ara karardan dönülerek ispat yükünde yanılgıya düşülerek, eksik inceleme ve araştırma ile protokolde imzaları bulunan davacı ve ihbar olunanın ikisinin birden imza inkarında bulunmasının imzaların inkar kastıyla atıldığı ve davacının davasında haksız olduğu şeklindeki yanılgılı gerekçeye dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur. Bu durumda; Mahkemece dosyada fotokopileri mevcut davacının kabulünde olan çek asılları getirtilerek işbu çeklerdeki imzalar ile 05.03.2019 tarihli protokoldeki davacıya atfen atılı olan imza karşılaştırılmak suretiyle imzaların aynı kişinin eli ürünü olup olmadığının tespiti hususunda Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nden rapor alınması, sonucuna göre yukarıda yapılan açıklamalar da nazara alınarak karar verilmesi yönünden İlk Derece Mahkemesi kararının HMK’nın 353/1-a.6. maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesi'ne gönderilmesine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekillinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE, 2-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a.6. maddesi gereğince Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/03/2022 tarih ... Esas ve ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE, 4-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince davacı vekili tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının istem halinde İlk Derece Mahkemesi'nce davacıya İADESİNE, 5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesi'nce yapılacak yargılama sonucunda dikkate ALINMASINA, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davacı lehine istinaf vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 7-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesince ilgili tarafa İADESİNE, 8-Kararın İlk Derece Mahkemesi'nce taraflara TEBLİĞİNE, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 02/12/2025 ...