İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalılar tarafından müvekkili şirketin kişilik haklarına ve ticari itibarına yapılan saldırının Medeni Kanunu’nun 25/1 maddesi uyarınca önlenmesi ile fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL ma…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/3425 KARAR NO : 2025/4841 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 20/05/2024 NUMARASI : 2019/468 Esas - 2024/348 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalılar tarafından müvekkili şirketin kişilik haklarına ve ticari itibarına yapılan saldırının Medeni Kanunu’nun 25/1 maddesi uyarınca önlenmesi ile fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatının haksız fiilin ika edildiği 31.08.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; Haksız ve dayanaksız açılan davanın reddi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince; "...dava konusu edilen Sigortahaber.com adlı websitesindeki haberin incelenmesinde, davalının dört ayrı resmi kuruma gönderdiği yazının aynı şekilde yayınlandığı, ancak haberin kaynağının ve dilekçe suretlerinin nereden alındığının açıklanmadığı, haberin davalıdan temin edildiğine dair bir bilgiye de haber içeriğinde yer verilmediği, 5187 sayılı Basın Kanununun 12. Maddesi gereği haberin kaynağının açıklanma zorunluluğunun da bulunmadığı, haberde konunun araştırıldığı ve davalı ... ile görüşme sağlandığının belirtildiği, esasen davacı tarafın dava dilekçesinde yer verdiği ve manevi tazminat taleplerinin dayanağını oluşturan ve davacı tarafça beyan edildiği ileri sürülen beyanların, davalı asıla ait olduğu belirtilen ve çeşitli kurum ve kuruluşlara iletildiği iddia edilen dilekçenin içeriğinde yer aldığı, işbu dilekçenin davalı asıl tarafından kaleme alındığının kabulü halinde de davalı asılın dilekçe hakkını kullanarak düzenlediği bu dilekçenin hangi kurum ve kuruluşlara iletildiğinin belirli olmadığı görülmüştür. Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; Manevi tazminata hükmedilebilmesi için yasa gereği bir kimsenin kişilik hakkına hukuka aykırı bir saldırı bulunması, kişilik hakkı saldırıya uğrayan ile zarar gören kişinin aynı olması, manevi bir zarar bulunması, nedensellik bağının olması ve davalının sorumlu olmasını gerektiren bir kusurunun veya bir kusursuz sorumluluk halinin bulunması gerektiği, ancak mezkur haber içeriğinin davalı asıl tarafından hazırlanmadığı, yayınlanan dilekçe suretinin davacı taraftan temin edildiğinin belirli olmadığı, davalılar tarafından davacı şirketin hedef gösterilerek ticari itibarını zarara uğratacak, kişilik haklarına aykırılık teşkil edecek nitelikte bir beyanın yer almadığı, yazı içeriğinin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında olduğu, bu haliyle yazı ve içerik bir bütün olarak değerlendirildiğinde kişilik haklarına saldırı niteliğinde olmadığı, dosya kapsamı itibariyle dava konusu haber nedeniyle davacının somut anlamda maddi bir zararının gerçekleştiğine dair dosyaya yansıyan herhangi bir delilin de bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine..." karar verilmiştir.Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarını tekrarla, davaya konu ifadelerin basın ve ifade özgürlüğü sınırlarını aştığını, açmış oldukları davada tazminat koşullarının oluştuğunu beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; Sosyal medya yoluyla kişilik haklarına saldırı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.Anayasa Mahkemesi'nin emsal nitelikte 17/12/2024 tarih 2022/109219 esas sayılı ilamı ve benzer nitelikteki davalarda vermiş olduğu kararlarında ".... kullanılan dil ve üslup muhatabı açısından rahatsız edici olabilir. Somut unsurlarla desteklenmiyorsa değer yargısı ölçüsüz olabilir. Ancak Anayasa Mahkemesinin benimsediği gibi demokratik bir toplumun zorunlu temellerinden olan, toplumun ilerlemesi ve bireyin özgüveni için gerekli temel şartlardan birini teşkil eden ifade özgürlüğü, sadece kabul gören veya zararsız yahut kayıtsızlık içeren bilgiler ya da fikirler için değil aynı zamanda kırıcı, şok edici veya rahatsız edici olanlar için de geçerlidir (Emin Aydın (2), B. No: 2013/3178, 25/6/2015, § 35; Bekir Coşkun, § 52). Nitekim basın özgürlüğünün kapsamının demokrasi ile yakın ilişkisinin doğal sonucu olarak bir dereceye kadar abartıya ve provoke etmeye izin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiği kabul edilmelidir (Ali Suat Ertosun, B. No: 2013/1047, 15/4/2015, § 66; Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri, § 102).Taraflar arasında mevcut polemik de dikkate alındığında yayının tümüyle keyfî bir kişisel saldırı oluşturduğu söylenemez. Üstelik davacının toplumsal konumu gereği, kendilerini hedef aldığını iddia ettikleri yazıya cevap verme ve bu cevabı geniş kitlelere ulaştırma imkânına sahip oldukları da gözardı edilmemelidir. Kaldı ki kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği öne sürülen ifadelerin başvurucu üzerinde kayda değer somut bir etki yarattığına dair herhangi bir iddia da bulunmamaktadır." gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi'ne yapılan başvuruların reddine karar verdiği gibi, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi de emsal nitelikteki pek çok ilamında, aynı şekilde basın ve ifade özgürlüğünün geniş yorumlanması gerektiğine karar vermiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, davaya konu söz ve ifadeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde,davacıya ilişkin iddiaların davalının kendi kişisel değer yargısı olmasına, kullanılan ifadelerin olgusal bir temele dayanıp sebepsiz bir saldırı teşkil etmemesine, ifade özgürlüğünün, sadece toplum tarafından kabul gören, zararsız veya ilgisiz kabul edilen bilgi ve fikirler için değil; incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerli olup, bu durumun demokratik toplumun gereği olmasına, açıklanan nedenlerle davaya konu paylaşımların ifade özgürlüğü kapsamında kalıp buna göre somut olayda Türk Borçlar Kanunu'nun 58. maddesindeki manevi tazminatın yasal koşullarının oluşmamasına, İlk Derece Mahkemesi kararında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/468 Esas 2024/348 Karar sayılı 20/05/2024 günlü kararına yönelik davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 427,60 TL'nin mahsubuyla bakiye 187,80 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına, 5-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemleri ile HMK nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 30/12/2025