T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/713 KARAR NO : 2025/1756 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14/12/2023 NUMARASI : 2022/763 Esas - 2023/1151 Karar DAVACI : GÜÇLER TEÇHİZAT MAKİNE KİMYA MADENCİLİK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - ... VEKİLİ :…
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/713 KARAR NO : 2025/1756 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14/12/2023 NUMARASI : 2022/763 Esas - 2023/1151 Karar DAVACI : GÜÇLER TEÇHİZAT MAKİNE KİMYA MADENCİLİK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVA : Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/09/2022 KARAR TARİHİ : 23/10/2025 KR. YAZIM TARİHİ : 05/11/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalıdan 27.04.2022 tarihli fatura ile 2.650,00 $ birim fiyatla infetradan millileştirilmiş 73,28 ton miktarlı ferro silicon ürün satın aldığını, 73,28 ton miktarlı ferro silicon ürünlerin, davacı tarafından satışı yapılan alıcı firmaya teslimi esnasında Peak Kontrol firmasınca numune alma, karışık malların görüntüsü ve tonaj tespiti yapıldığını, yapılan tespit neticesinde satın alınan ferro silicon ürünün 9.550 kg kadarının cüruf, farklı üretimden toz fesi ve tamamen toz olması nedeniyle ayıplı olduğunun anlaşıldığını, davacıdan ürünleri satın alan firmanın satın alınan tüm malları davacıya iade ettiğini, bu iade işlemi nedeniyle ortaya çıkan maddi kayıplar yanında davacının ticari itibarının zedelendiğini, bu durum 05.05.2022 tarihinde derhal davacı firma yetkilisi ... tarafından gönderilen mail ile satın alınan mallarda ortaya çıkan ayıpların davalıya ihbar edildiğini, aynı tarihte davalı tarafından gönderilen cevabi mailde ayıplı ürünün iki gün sonra değiştirilerek telafisi için gerekli işlemlerin yapılacağının taahhüt edildiğini, ancak davalı tarafından telafi işlemi yapılmadığını, davacı tarafından satışa konu toplam 73,28 ton ürün içerisinden 9.550 kg ayıplı tozlu, cüruflu, karışık malın ayrılması için birtakım işlemler yaptırıldığını, üç ayrı parti malda gözetim-denetim işlemi yaptırıldığını, gözetim- denetim ücretleri yanında işe yaramaz, standart dışı ayıplı malların ayıklanması için Gebze- İskenderun arası nakliye, ayıplı malların tespiti için yırtılan torbaların yenilenmesi ve işçilik masraflarının ortaya çıktığını, gelinen aşamada fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla talep edilen bedel ve giderlerin 9.550 kg X 2,65 usd+kdv (birim fiyat) = 29.862,85 USD ayıplı mal bedeli, 1.770,00 USD bağımsız denetim firması bedeli, 7.000,00 TL ayıplı malın nakliye bedeli, 745,89 TL ihtar masrafı olduğunu, bu masrafların detaylı dökümünün ayrıca davalıya 05.05.2022 tarihli mail ile bildirildiğini, mailleşme sürecini takiben Kocaeli 1. Noterliği'nin ... yevmiye no'lu 10.05.2022 tarihli ihtarnamesinin gönderildiğini, ihtarnamenin davalının Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilmiş geçerli adresine tebliğe çıkarılmış olmasına rağmen davalının kötü niyetli olarak ihtarnameyi tebliğ almadığını, davalının taahhüt edilen telafi işlemlerini yapmadığı gibi gönderilen ihtarnameye karşılık herhangi bir cevabi ihtarname de gönderilmediğini, ayıp hususunda taahhüt edilen telafi işlemlerinin yapılmaması ve sözleşmeden dönme seçimlik hakkı kullanıldığına yönelik ihtarnameye cevap verilmemesi üzerine 7086 Sayılı Kanun'un 3. maddesi uyarınca 14.06.2022 tarihinde Kocaeli Arabuluculuk Bürosu'na başvurulduğunu, son tutanağa göre anlaşma sağlanamaması sonucu huzurdaki davanın ikame edilmesi zorunluluğu doğduğunu, davalı ile davacı şirket arasında ticari ilişki bulunduğunu, tacirler arası ticari satış sözleşmelerinde satıcının ayıplı maldan sorumluluğunun esas itibariyle TBK m. 219 vd. hükümlerine tabi olduğunu, alıcının muayene ve ihbar külfetlerinin süreleri bakımından ise TTK m. 23'te düzenlenen hükümlerin uygulanması gerektiğini, satın alınan 73,28 ton ferro silicon ürünün davacı tarafından satışı yapılan firmaya teslimi esnasında numune alma, karışık malların görüntüsü ve tonaj tespiti yapıldığını, ürünlerin 9.550 kg kadarının cüruf, farklı üretimden toz fesi ve tamamen toz olması nedeniyle ayıplı olduğunun anlaşılması üzerine alıcı firma tarafından satın alınan tüm malların davacıya iade edildiğini, satın alınan mallarda ortaya çıkan bu ayıpların mail yoluyla derhal davalıya bildirildiğini, aynı tarihte gönderilen cevabi maille davalının ürünlerin ayıplı olduğunu kabul ettiğini, ayıbın anlaşıldığı anda satıcıya bildirildiğini ve gerekli görüşmelerin sağlandığını, taahhüt edilen ayıpların telafisinin sağlanamaması üzerine noter vasıtasıyla ayrıca ihtarname de gönderildiğini, TBK madde 223 kapsamında satıcıya gerekli bildirimlerin süresi içerisinde yapıldığını; satıcının alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olduğunu, 10.05.2022 tarihinde gönderilen ihtarnamede satın alınan ve alıcı tarafından iade edilen tüm ürünleri vermeye davacının hazır olduğunu, satış sözleşmesinden tek taraflı olarak dönme hakkının kullanıldığını, satış bedelinin tamamını ve ayıplı mallar nedeniyle katlanmak zorunda olunan bedelin de ödenmesini içerir ihtarname ilgili hükümlere istinaden noter yoluyla davalıya ihtar edildiğini, davacı tarafından ürünlerin alıcı firmaya teslimi sırasında Peak Kontrol firmasınca numune alma, karışık malların görüntüsü ve tonaj tespit işlemi yapıldığını, satışa konu toplam 73,28 ton ürünün içerisinden 9.550 kg ayıplı tozlu, cüruflu, karışık malın içerisinden ayrılması için birtakım işlemler yaptırıldığını, bu işlemler için üç ayrı parti malda gözetim-denetim işlemi yaptırıldığını, gözetim denetim ücretleri yanında işe yaramaz, standart dışı ayıplı malların ayıklanması için Gebze- İskenderun arası nakliyesi, ayıplı malların tespiti için yırtılan torbaların yenilenmesi ve işçilik masrafları olarak toplamda 38.733,50 USD masraf yapıldığını, faiziyle birlikte iade edilecek ürün bedeli, nakliye ve bağımsız denetim ücretleri, ihtar masrafı ve karşı vekalet ücretinin de ayıp hükümleri gereği davalı satıcıdan tahsili gerektiğini belirterek, 9.550 kg X 2,65 USD+KDV (birim fiyat) = 29.862,85 USD ayıplı mal bedeli, 1.770,00 USD bağımsız denetim firması bedeli, 7.000,00 TL ayıplı malın nakliye bedeli, 745,89 TL ihtar masrafı ile alacakların temerrüt tarihi itibariyle işleyecek olan ticari temerrüt faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin kimyasal madde olan ferro silicon ithalatı yaptığını ve Türkiye'de bulunan bilimum firmaya mal satımı gerçekleştirdiğini, davacı ile yapılan mailleşmeler sonucu olarak 27.04.2022 tarihinde iki tarafın onaylaması ile proforma fatura düzenlendiğini, bu proforma fatura ile alım-satım sözleşmesi kurulduğunu, proforma faturada max %70 silicon, %2-3 aluminyum olması, ürünlerin müvekkiline ait depodan alınması, ödemenin %50 peşin ve teslimatla geri kalanın ödenmesi şeklinde anlaşıldığını, davalı şirketin her satış aşamasında bağımsız denetim firmasına ürünlerini test ettirdiğini, bu teamülü devam ettirerek davacıya gönderilecek ferro siliconun testinin de yaptırıldığını, davacıya gidecek sevkiyat için ürünlerin silicon ve aluminyum oranlarının kontrol ettirildiğini, %70,89 silicon- %2,80 aluminyum oranı tespit edildiğini, bu raporda her 22 ton için değerlendirildiğini ve ürünlerin averaj ortalamalarına göre kalitesinin ölçüldüğünü, bu oranlar hakkında verilen raporun samplelarının davacıya gönderilen ürünlerden 27.04.2022 tarihinde alındığını, bu raporun davacı tarafa mail yoluyla iletildiğini, davacının da kabulü ile sipariş oluşturulduğunu, raporun bağımsız denetim firması Peak Control şirketi tarafından hazırlandığını, piyasada bu bağımsız denetim firmasına güven duyulduğunu, davacının da ürünleri yine bu firmadan kontrol ettirdiğini ve dava dosyasına sunduğunu, davacı ürünlerini İskenderun'da bir firmaya sattığını ve ürünlerin analizleri yapıldığında 73.280 kilogram ürünün 9.550 kilogramının curüf ve tozdan oluştuğunu iddia ederek ve bu iddiasına dayanarak çeşitli taleplerde bulunduğunu, öncelikle firmanın ihtarnamesinin davalıya hiçbir zaman tebliğ edilmediğini, tebliğ edilmeyen bir ihtarnameye cevap vermemiş olma nedeniyle itham altında bırakılmanın kabul edilmeyeceğini, davacının akabinde şirket görevlileri ...'ın mailiyle iletişime geçtiğini, davacının beyanlarına cevap verildiğini, davacının 5 çuvaldaki ürünün kalitesinin yetersiz çıktığını ve geri kalan ürünler de analiz edildiğinde toplamda 9.550 kilogram ürünün kalitesinin düşük olduğunu iddia ettiğini, bu iddialara cevap verildiğini, davacının iddiaları değerlendirildiğinde davalı şirket deposunda araştırma yaptığını ve davalının 5 çuvalı yanlış gönderdiğini kabul ettiğini, gönderim esnasında 1 çuvalın 1 ton olarak hesaplandığını ve 5 çuval ile müvekkil şirket yanlışlıkla 5 tonluk analizi yetersiz olan ürün gönderdiğini, bu yanlış gönderim hakkında davacıya 5 ton çuvalın geri alınacağı ve nakliyenin müvekkili şirketçe karşılanacağının taahhüt edildiğini, davacının kötü niyetle davalıyı kötülemeye çalışarak menfaat elde etmeye çalıştığını, davacı şirket yetkilisi ...'ın davalıya yazdığı mailde, tüm ürün miktarı olan 73.280 kilogramın içine 5000 ton hatalı ürünün dağıtıldığını ve böylece tüm çuvallarda eksik analiz oluştuğunu iddia ettiğini ve davalıya Peak Control adlı firmanın kontrol raporlarını yolladığını, bu raporların 30.04.2022 tarihli 46.000 MT(ton) incelemeye haiz %69.87 Silicon ve %3,54 Aluminyum içerir inceleme, 30.04.2022 tarihli 5.000 MT (ton) incelemeye haiz %60,95 Silicon ve %8,495 Aluminyum içerir inceleme olduğunu, raporlardan görüleceği üzere davalının gönderdiği 73.280 kilogram üzerinden bir inceleme yapılmadığını, iade alınması kabul edilen 5 ton ve ekstra olarak 46 ton üzerinden inceleme yapıldığını, davalı çalışanı Mohammed Reza Sajadi tarafından davacının iddialarına cevap verildiğini, davalı şirketin sırasıyla davacı şirkete 5 ton üzerinden yanlış torba gönderildiğini ve bu ayıbı gidereceklerini, davacının ise 9.550 kg talep ettiğini, davacının bu talebini ekte gönderdiği analiz raporlarına dayandırdığını, bu analizlerde 46 mt (ton) üzerinden analiz yapıldığını ve %69,87 silicon, %3,54 aluminyum saptandığını, 5 ton üzerinden ise %60,95 silicon ve %8,495 aluminyum ile analiz yapıldığı zaten bu analizin yanlış torbadan kaynaklandığını, 46 tonluk ve 5 tonluk analiz ile 73 ton 280 kilogramın 9 ton 550 kilogram ayıplı olmasının mümkün olmadığını, davalının hiçbir zaman yetersiz ürünlerle yeterli ürünlerini birbirine karıştırmadığını, davacının zamanında davalıdan 200 ton alışveriş yaptığını hiçbir zaman güvene aykırı davranmadığını, bağımsız denetim raporu hazırlanırken iki tarafın temsilcisinin orada olmadığını, davalının malına başka bir mal karıştırılarak rapor alınıp alınmadığının bilinmediğini, davalı şirketin malının analizinin olup olmadığının dahi bilmediği ve davacının analizlerde davalıya haber vermediğini, davacıya gönderilen 5 ton yanlış çuvalı isterlerse değiştiriceklerini isterlerse parasını iade edeceklerini beyan ettiklerini, davalı şirketin özetle, davacıya yanlışlıkla 5 ton yetersiz ürün gönderdiğini ve bunu değiştireceğini bildirdiğini, davacının kalan 4 ton 550 kilogram için dayandığı analiz raporlarının yetersiz olduğunu, ayıp var ise neden kaynaklandığının aktarılamadığını, davacı dilekçesinden de neye dayanarak 4 ton 550 kilogramın ayıplı olduğunu söylediğini anlayamadıklarını, ispat yükünün davacıda olduğunu ve davacının neye dayandığını açıklaması gerektiğini, bunun yanında, davacının bağımsız denetçiye hangi ürünleri, kimin ürünlerini sunduğunun dahi bilinmediğini, bu çuvalların incelenmesinin Mahkemeden talep edildiğini, davalı şirketin piyasada bilinen bir şirket olduğunu ve her zaman davacının huzurunda çuvallama işlemlerini gerçekleştirdiğini, tüm bu mailleşmelerden sonra davacı şirket ile yüz yüze görüşüldüğünü ve tarafların anlaşmaya vardıklarını, bu anlaşmaya göre davacının 5 ton yetersiz ürünü müvekkil firmaya teslim edeceğini, davalının da ürünlerin kendisinin olduğunu tespit edeceğini, davalı şirketin 5 ton ürüne denk gelen + KDV ödemeyi davacıya yapacağını, davalı şirketin nakliye ücreti olarak davacıdan alamadığı 1 ton ferro silicon ürünün fiyatını almayacağı hususunda mutabık kalındığını, davacının bu sözleşmeye uymadığını ve davalıya ait ürünleri getirmediğini, davacı edimini yerine getirmediği için davalı tarafından herhangi bir geri ödeme yapılmadığını, ayıplı bir ürünün para iadesinin ürün teslim edildikten ve incelendikten sonra yapıldığını, davalının ise peşinen kendi ürünlerinin kendisine teslimini talep ettiğini, ve üzerine düşen ayıplı malın ücret iadesi prosedürüne girişimde bulunduğunu, davacının kötü niyetli olarak 5 ton hakkında yapılan anlaşmadan dava dilekçesinde söz etmediğini, talebini yeniden 9 ton 550 kilograma çıkarttığını, 5 ton için davacının kendi edimini yerine getirmeyip davalıyı suçlaması ve geri kalan talebi için nasıl bir ayıp bulduğunu ispatlaması gerektiğini, 46 ton üzerinden davalının ürünü olup olmadığı belli olmayan bir ürün için ayıplı olduğumu kabul etmenin mümkün olmadığını, davacının anaparanın fer'ileri olarak sunduğu taleplerin hukuken bir karşılığının bulunmadığını, davacının ihtarname masrafı olarak 765 TL bir ücret talep ettiğini ve bu ihtarnamenin davalıya hiçbir şekilde ulaşmadığını, ihtarname keşide etmenin davacının kendi tercihi olduğunu, ihtarname ulaşmayınca mail atarak da ulaştığını kendi beyanıyla dile getirdiğini, ihtarnamenin masrafının karşılanmasının hukuken karşılığı olmayan bir talep olduğunu, davacının 7.000,00 TL nakliye ödediğini beyan ettiğini, hangi nakliyenin olduğu hususu aktarılmadığı gibi bir nakliye faturasının dosyaya sunulmadığını, herhangi bir nakliyenin davalı tarafından ödenmesinin söz konusu olamayacağını, davacının Peak Control adlı firmaya yaptırdığı denetim raporlarının ücretini talep ettiğini, bu denetimin müvekkil şirketin onayı alınmadan yapıldığını, davalının 5 çuvalın yetersiz olduğunu onaylaması üzerine davalıyı suçlayarak tüm mala dağıldığını iddia etmtiğini ancak iddialarını ispatlayamadığını, davacının kendi üzerine düşen malları teslim etme edimini yerine getirmediğini, ayıbın davalı tarafından onaylanmadığını, bu halde davalının kusurunu ve 5 ton çuvalın bedelini ödemesinin beklenemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ...Davanın KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, a) 15.635,00.-USD ayıplı mal bedelinin ödeme günündeki T.C. Merkez Bankası efektif satış kuru karşılığı TL olarak, 02/06/2022 temerrüt tarihinden itibaren T.C. Merkez Bankasının kısa vadeli döviz kredileri için uyguladığı faizi oranında işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin ayıplı mal bedeli talebinin reddine, b) 531,00.-USD denetim firması masrafının ödeme günündeki T.C. Merkez Bankası efektif satış kuru karşılığı TL olarak, 02/06/2022 temerrüt tarihinden itibaren T.C. Merkez Bankasının kısa vadeli döviz kredileri için uyguladığı faizi oranında işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin denetim firması masrafı talebinin reddine, c) 7.000,00.-TL ayıplı malın nakliye bedelinin temerrüt tarihi olan, 02/06/2022 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, d) 745,89.-TL noterlik masrafının temerrüt tarihi olan, 02/06/2022 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine ... " karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosya içindeki beyanlarını tekrar ile tahkikat eksik ve hatalı olup verilen karar hakkaniyete uygun bulunmadığını; zira, Yerel mahkemenin 46 ton ferro silicon ürünün davalıdan satın alındığı hususunun ispat edilemediği hususunu kabul etmediklerini, söz konusu talepleri gereği ilgili firma kayıtları incelenmediğini, davanın ikame esnasında sehven taraflarından temerrüt tarihi itibariyle ticari temerrüt faizi talep edilmiş ve yerel mahkemece döviz cinsinden alacaklar bakımından "T.C. Merkez Bankasının kısa vadeli döviz kredileri için uyguladığı avans faizi oranında işleyecek faizi ile birlikte" şeklinde hüküm kurulduğunu ancak söz konusu döviz cinsinden alacaklar bakımından uygulanması lazım gelen faiz tipi "Kamu bankalarınca bir yıllık vadeli döviz cinsinden mevduata uygulanan azami faiz oranı" olması gerektiğini, zira söz konusu oran mahkemece tayin edilen orandan daha düşük olduğu ancak burada uygulamada; UYAP sisteminde dahi bulunmayan bir faiz oranı belirlendiği için hükmün icrasında sıkıntı ortaya çıktığını, bu hususta yerel mahkemeden hükmün oranı bakımından tavzihi talep edildiğini ancak verilen tavzih kararında sadece "avans" ibaresi çıkartılarak karar verilmesi de verilen hükmün icrası bakımından yerinde bulunmadığını beyan ederek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ayıplı malla ilgili hukuki yol doğru izlenmediğini, ihtarname ve nakliye masrafının herhangi bir delili olmadığını, avans faizi istenmesi mümkün bulunmadığı, davacı ticari temerrüt faizi istemişken asıl alacak dahi olmayan bir bedele avans faizi işletilemeyeceğini, nakliye masrafı ve nakliye masrafına işletilen faiz miktarına da itirazları bulunduğunu, T.C. Merkez Bankasının kısa vadeli döviz kredileri için uyguladığı avans faizi oranında işleyecek faizi diye bir faiz bulunmadığını, davacı taraf ticari temerrüt faizi talep etmişken böyle bir faiz oranı hakkında hüküm kurulması mümkün bulunmadığını, davacı kendisi de bu hususu dile getirdiğini, icra dairesinde böyle bir faiz miktarı olmadığını beyan ederek tavzih istediğini ve faizin sadece avans ibaresi faizden çıkarılarak " T.C. Merkez Bankasının kısa vadeli döviz kredileri için uyguladığı faizi oranında işleyecek faizi " şeklinde hüküm kurulduğunu, bu faiz oranı da UYAP sisteminde olmayan nereden alındığı bilinmeyen bir faiz türü olup Mahkeme taleple bağlı olduğunu ve böyle bir faiz türü kabul edilemeyeceğini beyan ederek, yerel mahkemenin kısmi kabul kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ederek istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinafa cevabında ise; bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini ve Mahkeme de sadece ayıplı ürünü değiştirmek istedikleri miktar üzerinden karar verdiğini, ayıplı verildiği iddia edilen ürünlerin ihbar süresine uymaması, taraflarının değerlendirme hakkının elinden alınması, davacının kötü niyetli olması ve faiz oranlarının anlaşılmayan faiz oranları olması sebebiyle davacının istinaf taleplerinin reddi ile davanın reddini beyan ve talep etmiştir. DELİLLER: Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi 14/12/2023 Tarih - 2022/763 Esas - 2023/1151 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; satım sözleşmesine konu malın ayıplı olduğu iddiası ile açılan maddi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın Kısmen Kabulüne, Kısmen Reddine karar verilmiş karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Dosyanın incelemesinde; davacının davalıdan 27.04.2022 tarihli fatura ile 2.650,00 $ birim fiyatla 73,28 ton miktarlı ferro silicon ürün satın aldığını, 73,28 ton miktarlı ferro silicon ürünlerin, davacı tarafından satışı yapılan alıcı firmaya teslimi esnasında Peak Kontrol firmasınca numune alma, karışık malların görüntüsü ve tonaj tespiti yapıldığını, yapılan tespit neticesinde satın alınan ferro silicon ürünün 9.550 kg kadarının cüruf, farklı üretimden toz fesi ve tamamen toz olması nedeniyle ayıplı olduğunun anlaşıldığını belirterek 9.550 kg X 2,65 USD+KDV (birim fiyat) = 29.862,85 USD ayıplı mal bedeli, 1.770,00 USD bağımsız denetim firması bedeli, 7.000,00 TL ayıplı malın nakliye bedeli, 745,89 TL ihtar masrafı ile alacakların temerrüt tarihi itibariyle işleyecek olan ticari temerrüt faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ettiği, davalı tarafça davacı ile yapılan mailleşmeler sonucu olarak 27.04.2022 tarihinde iki tarafın onaylaması ile proforma fatura düzenlendiğini, bu proforma fatura ile alım-satım sözleşmesi kurulduğunu, proforma faturada max %70 silicon, %2-3 aluminyum olması, kendi sattığı malın raporunun da bağımsız denetim firması Peak Control şirketi tarafından hazırlandığını, piyasada bu bağımsız denetim firmasına güven duyulduğunu davacının iddiaları değerlendirildiğinde davalı şirket deposunda araştırma yaptığını ve davalının 5 çuvalı yanlış gönderdiğini kabul ettiğini, gönderim esnasında 1 çuvalın 1 ton olarak hesaplandığını ve 5 çuval ile müvekkil şirket yanlışlıkla 5 tonluk analizi yetersiz olan ürün gönderdiğini, bu yanlış gönderim hakkında davacıya 5 ton çuvalın geri alınacağı ve nakliyenin müvekkili şirketçe karşılanacağının taahhüt edildiğini, 46 tonluk malda yapılan analizi kabul etmediklerini, davalının malına başka bir mal karıştırılarak rapor alınıp alınmadığının bilinmediğini, davalı şirketin malının analizinin olup olmadığının dahi bilmediği ve davacının analizlerde davalıya haber vermediğini, davalı şirketin özetle, davacıya yanlışlıkla 5 ton yetersiz ürün gönderdiğini ve bunu değiştireceğini bildirdiğini, davacının kalan 4 ton 550 kilogram için dayandığı analiz raporlarının yetersiz olduğunu, ayıp var ise neden kaynaklandığının aktarılamadığını, ispat yükünün davacıda olduğunu, bu anlaşmaya göre davacının 5 ton yetersiz ürünü müvekkil firmaya teslim edeceğini, davalının da ürünlerin kendisinin olduğunu tespit edeceğini, davalı şirketin 5 ton ürüne denk gelen + KDV ödemeyi davacıya yapacağını, davalı şirketin nakliye ücreti olarak davacıdan alamadığı 1 ton ferro silicon ürünün fiyatını almayacağı hususunda mutabık kalındığını, davacının 5 ton haricinde 4 ton 550 kilogramın hatalı olduğunu iddia ettiğini, analiz raporlarında doğru miktardan ölçüm yapılmadığı gibi neyin ölçüldüğünün belli olmadığını, davalıya fotoğraflar atıldığını, davalı şirketin ürünlerin kendisine ait olmadığını maillerde cevapladığını, bunun yanında davalının davacıdan 73 ton 280 kilogramı getirmesini ve hepsi üzerinden inceleme yapacaklarını bildirmesine rağmen, davacının ürünü sattığını ve davalıyı kötü niyetle oyaladığını, davalının 5 çuvalın yetersiz olduğunu onaylaması üzerine davalıyı suçlayarak tüm mala dağıldığını iddia ettiğini ancak iddialarını ispatlayamadığını, davacının kendi üzerine düşen malları teslim etme edimini yerine getirmediğini, ayıbın davalı tarafından onaylanmadığını, bu halde davalının kusurunu ve 5 ton çuvalın bedelini ödemesinin beklenemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep ettiği, Mahkemece davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verildiği, işbu karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Mahkemece alınan bir borçlar hukuku alanında uzman bilirkişi ve bir malzeme-metalurji alanında uzmanı bilirkişiden oluşan bilirkişi heyetinin 10/10/2023 tarihli raporlarında özetle; Peak Control Gözleme ve Analiz Servisleri Ltd. Şti. tarafından düzenlenen raporlardan görüldüğü üzere; 30.04.2022 tarihli 46.000 MT(ton) incelemeye haiz %69.87 Silicon ve %3,54 aluminyum içerir inceleme (Ek: 4: 30.04.2022 Tarihli 46 Ton İnceleme), 30.04.2022 tarihli 5.000 MT (ton) incelemeye haiz %60,95 Silicon ve %8,495 Aluminyum içerir inceleme (Ek: 5: 30.04.2022 Tarihli 5 Ton İnceleme), yapılan tespit ve gözlemler neticesinde satın alınan ferro silicon ürünün ayrı ayrı depolandığı 4550 kg'lık kısmının cüruf içerikli, 5000 kg olarak malın ise toz fesi ve tamamen toz olması, söz konusu 2 farklı parti malın kırma ve ısıl işleme maruz kalarak alıcı firmaya gönderildiği; davaya konu ferro silicon ürünün mal teslimi sırasında kusurları tespit edilerek satıcı firmaya gerekli bilgilendirmenin anında yapılmış olması, alıcı ve satıcı firmalar arasında alış verişe ait faturada da açıkça belirtildiği üzere (Analysis : Max Si:70 % - Al: 2-3%) anlaşma yapılan malların saflık derecesi analiz sonuçları dışında kaldığından, yukarıda belirtilen malların açık ayıplı ürün olduğu; taraflar arasında muayene ve ihbar yükümlülüklerine uyulup uyulmadığı konusundaki kararın münhasıran Mahkemeye ait olduğu, davacının mallardaki ayıp nedeniyle yapmak zorunda kaldığı masraflardan nakliye ve ihtarname masrafına ilişkin herhangi bir belgeye dosyada rastlanılamadığından bu iddiaların ispatı hususunun Mahkemenin takdirinde olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Uyuşmazlık; davacı tarafın yaptırmış olduğu 46 ton ferro silicon üründe ayıplı çıkan 4.550 kg'lık ürünün davalı tarafından satılan ürün olup olmadığı noktasındadır. Davacı tarafça 46 ton ürünün davalıdan satın alındığı hususunun ispat edilemediğine ilişkin istinaf itirazı değerlendirildiğinde; Bu ürünlerden numune alınması aşamasında davalı tarafın hazır olmadığı, dosyaya sunulan fotoğraflardan ve keşif sırasında çekilen fotoğraflardan bazı ürünlerin dökülmüş halde bulunduğu, çuvalların yırtıldığının görüldüğü, analiz yapılan ürünlerin davalının sattığı ürünler olduğuna dair herhangi bir künye, parti ve/veya lot numarası bulunmadığı, davacı tarafça inceleme konusu yaptırılan 46 ton ürünün davalı tarafından satılan ürün olduğuna dair bir ispat edilememiş olduğu, davacı yanın istinaf itirazında belirttiği 3 ve 4 nolu hususlar yerine getirilse dahi ispat açısından yeterli olmayacağı, nitekim Peak Control Bağımsız Denetim firmasının verdiği yazı cevabında 22 tonluk ürün analizinin davalı adına 27/04/2022 tarihinde yapılan malzeme ile aynı olduğu belirtilmesine rağmen 46 tonluk ürünün analizi için böyle bir belirtme yapmadıklarından davacı tarafça 46 ton ürünün davalıdan satın alındığı hususu ispat edilememiştir. Davacı tarafın ticari temerrüt faizi talep edilmesine rağmen Mahkemece T.C. Merkez Bankasının kısa vadeli döviz kredileri için uyguladığı avans faizi oranında faize hükmedildiğini, ancak bunun uygulama alanı olmadığından kamu bankalarınca bir yıllık vadeli döviz cinsinden mevduata uygulanan azami faiz oranı hükmedilmesine, davalı tarafın ise ticari temerrüt faizi talep edilmesine rağmen Mahkemece T.C. Merkez Bankasının kısa vadeli döviz kredileri için uyguladığı avans faizi oranında faize hükmedilmesine ilişkin istinaf itirazı değerlendirildiğinde; 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre; Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır. Eldeki olayda, taraflar arasındaki fatura ve ödeme belgelerine göre taraflar arasındaki sözleşmenin yabancı para üzerinden yapıldığı, borcun da yabancı para borcu olduğu nazara alındığından 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereği faize hükmedilmesi gerekirken Mahkemece 02/06/2022 temerrüt tarihinden itibaren T.C. Merkez Bankasının kısa vadeli döviz kredileri için uyguladığı faizi uygulanmasına hükmedilmesi hatalı olmuştur. Yine hüküm altına alınan alacaklara birlikte ifa kuralı gereğince ayıplı ürünün davalı tarafa teslimi anından itibaren faiz işletilmesine karar verilmesi gerekirken 02/06/2022 temerrüt tarihinden itibaren faiz işletilmesi de hatalı olmuştur. Davalı vekilinin ayıplı olduğu kabul edilen 5 tonluk ürünün kendisine iade edilmediğine ilişkin istinaf itirazı değerlendirildiğinde; Birlikte ifa kuralı gereğince ayıplı ürünün davalıya iadesine karar verilmesi gerekirken ve davalı tarafça hem cevap hem de 2. cevap dilekçesi ile davaya konu ayıplı kabul edilen 5 ton ürünün kendisine teslim edilmediğini iddia etmesine rağmen Mahkemece bu hususta karar verilmemesi hatalı olmuştur. Davacı tarafça davalının bu iddiasına cevap verilmediği gibi ayıplı mallar için iade faturası veya sevk irsaliyesi de sunulmamıştır. Bu noktada ayıplı olduğu iddia edilen malların davalı tarafından iade alınıp alınmadığı araştırılarak, ürünlerin davalıya teslim edilmediği anlaşılırsa birlikte ifa kuralına göre, teslim edilme olanağı kalmamışsa bu kez 6098 sayılı TBK'nın 228/2. Maddesi uyarınca bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekir. Davalı vekilinin ayıp ihbarının süresinde olmadığına ilişkin istinaf itirazı değerlendirildiğinde; Davacı ve davalı tacir olup taraflar arasında ticari nitelikte satım sözleşmesi olduğu sabittir. Uyuşmazlığın ticari nitelikteki satım sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle olaya sayılı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Türk Borçlar Kanununun satım sözleşmesine dair hükümlerinin (TBK m. 207 vd) esasen tacirler arasında yapılan satım sözleşmelerine de uygulanması benimsenmiştir. Bununla birlikte satım sözleşmesinde malın ayıplı olması halinde özel hükümler öngörülmüştür (TTK m. 23/1-c). Dolayısıyla tacirler arası satım sözleşmelerine Borçlar Kanunu hükümleri ile birlikte TTK m. 23/1-c hükmü de uygulanacaktır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 207 ve devamı maddelerinde satım sözleşmesine dair hükümler düzenlenmiştir. Bu noktada uyuşmazlığın temelini oluşturan “ayıp ve ayıba karışı tekeffül” kavramları üzerinde durmakta yarar vardır. Ayıba ilişkin hukuki düzenleme, dava konusu uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 219. maddesinde yer almaktadır. Düzenlemede “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.” denilmektedir. "Alıcının bildiği ayıplar" başlıklı 222. maddesinde; Satıcının, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu olmadığı, yine satıcının, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse sorumlu olacağı düzenlenmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 223. maddesinde ise "Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse,bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır." hükmü düzenlenmiştir. "Satıcının ağır kusurunun sonuçları" başlıklı 225. maddesinde; Ağır kusurlu olan satıcının, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamayacağı, satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından da aynı hükümlerin geçerli olduğu düzenlenmiştir. Ayıp durumunda alıcının seçimlik haklarını düzenleyen 227. Maddesi incelendiğinde; Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir: 1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme. 2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme. 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme. 4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme. Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir. Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir. Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir. "Düzenlemesi mevcuttur. Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır. Ayıba ilişkin diğer sınıflandırma, ayıbın açık ve gizli olup olmamasına göre yapılmaktadır. Açık ayıp hemen ilk bakışta ya da yüzeysel bir muayene ile tespit edilebilen ayıptır. Durumun gerekli kıldığı, muayene ile anlaşılamayan ayıplar, gizli ayıptır. Alıcı gizli ayıpları araştırmakla yükümlü değilse de ayıp meydana çıkar çıkmaz hemen ihbar etmelidir (Domaniç, H.: Türk Ticaret Kanunu Şerhi, C.I, İstanbul 1988, s.155; Yavuz, N.: Ayıplı İfa, 2.b., Ankara 2010, s. 107; Karakaş, C.F.: Ticari Satımda Ayıp İhbarının Süresi ve Şekli, XXII. Ticaret Hukuku ve Yargıtay Kararları Sempozyumu, Ankar 2006, s.172). Derhal kavramı, halin icabına uygun fazla vakit geçirmeden bildirim olarak anlamak gerekir. Eğer alıcı iğfal edilmiş, yani maldaki ayıp ondan bilerek saklanmış ise Kanunun öngördüğü çözüm satıcı bakımından ağırlaştırılmış bir sorumluluğu gerektirmektedir. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 225. maddesine göre Ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz. Ayıba ilişkin bu genel açıklamadan sonra belirtmek gerekir ki satıcının ayıptan sorumluluğuna da "ayıba karşı tekeffül" denmektedir. Ayıba karşı tekeffül şartlarının gerçekleşmesi durumunda alıcının kendisine tanınan hakları kullanabilmesi için Kanun tarafından kendisine yükletilmiş olan külfetleri yerine getirmelidir. Külfet, alıcının satın aldığı malı muayene etmesi ve bir ayıbın ortaya çıkması halinde bunu satıcıya ihbar etmesidir. Alıcı külfetleri yerine getirmediği takdirde ayıba karşı tekeffül hükümlerinden yararlanamaz. Külfet teknik anlamda bir yükümlülük veya borç değildir. Külfet, mülkiyetten farklı olarak herhangi bir borç yaratmayan, yerine getirilmediği takdirde o konuda sağlanmış olan hakların kaybedilmesi sonucunu doğuran bir davranış olarak tanımlanabilir. Burada muayene ve ihbar külfetini yerine getirilmemesi halinde alıcının satılanı kabul etmiş sayılacağına dair yasal bir karine söz konusudur. Dolayısıyla külfetlerin yerine getirilmemesi seçimlik hakların kullanılmasına engel olur, alıcı malı o haliyle kabul etmiş sayılır. Ticari satımlarda muayene ve ihbar külfeti ... tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK’nın 23/1-c maddesinde düzenlenmiştir. Bu hükme göre; Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Ancak ayıp ihbarının bu süre içinde satıcıya ulaşması şart değildir. Bu süre içinde satıcıya ulaşmasa bile alıcı haklarını korumuş olur. TTK 23/1-c. maddesinde gizli ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde Türk Borçlar Kanunun 223. maddesinin uygulanacağı belirtilmiştir. Türk Borçlar Kanunun 223. Maddesine göre; alıcının, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorunda olduğu, alıcının gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal etmesi halinde, satılanı kabul etmiş sayılacağı, ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hükmün uygulanmayacağı, bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmesi gerektiği; bildirmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Somut olayda; bilirkişi kurulu tarafından her ne kadar söz konusu malların açık ayıplı ürün olduğu tespit edilmiş ise de söz konusu ayıbın bağımsız denetim firması tarafından yapılan analiz sonucu ortaya çıktığı, tarafların anlaşmasına göre analiz; max % 70 silicon, % 2--3 aluminyum olması gerekirken ayıplı kabul edilen 5 ton üründe max % 60,95 silicon, % 8,495 silicon olduğu, bu oranların açıkça görülmesinin mümkün olmadığı, bu nedenle açık ayıp olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı, ayıbın davacı tarafça yaptırılan bağımsız denetim firmasının kontrolu sonucu alınan 30/04/2022 tarihli raporundan anlaşıldığı, 05/05/2022 tarihinde de davalı tarafa mail yoluyla bilririldiği, sonradan ortaya çıktığı anlaşıldığında davacı tarafça davalıya mail yoluyla derhal bildirildiğinden ayıbın süresinde yapıldığı anlaşılmıştır. Davalı vekilinin ihtarname ve nakliye masrafının delili olmadığına ilişkin istinaf itirazı değerlendirildiğinde; Davalı tarafın cevap dilekçesinde5 ton için nakliye bedeli olarak, 1 ton ürünün parasını hesaptan düşmeyi kabul ettiğini belirttikleri, 1 ton ürünün fiyatı KDV dahil 3.127,00.-USD olduğundan ve davacı tarafça nakliye bedeli olarak 7.000,00.-TL talep edildiğinden davacının bu talep için davasını ispat ettiği değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Diğer yandan, davacı noter giderlerini davalıdan talep etmiş, bu yöndeki istek mahkemece kabul edilmiş ise de, noter masrafı yargılama giderleri kapsamında değerlendirilmelidir. Buna göre de, davacının keşide ettiği ihtara ilişkin masraf yargılama gideri olduğu halde ayrı bir alacak kalemi gibi hüküm altına alınması isabetsizdir. (Benzer şekilde Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 17.02.2014 tarihli 2012/796 Esas 2014/4740 Karar sayılı kararı) Mahkemece yapılacak iş; ayıplı olduğu iddia edilen ve kabul edilen 5 tonluk ayıplı malın davalı tarafından iade alınıp alınmadığı araştırılması, sonucuna göre hüküm altına alınan alacaklara birlikte ifa kuralı gereğince ayıplı ürünün davalı tarafa teslimi anından itibaren Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz işletilmesi, , ürünlerin davalıya teslim edilmediği ve teslim edilme olanağının kalmadığı anlaşılırsa bu kez 6098 sayılı TBK'nın 228/2. Maddesi uyarınca bilirkişi raporu alınarak ve davacının keşide ettiği ihtara ilişkin masrafın yargılama giderine dahil edilerek karar verilmesi gerekir. Yine Mahkemece yargılama sonunda verilen kısa karar, bir davayı sona erdiren yasa yolu açık olan son kararlardandır. Bu kararla, mahkeme davadan elini çeker ve davayı sona erdirmiş olur. Ancak Mahkemece karar verildikten sonra 09/02/2024 tarihli ek karar ile bilirkişi için ek ücret takdir edilerek yargılama giderinin artmasına neden olunmuştur. Bu husus taraflarca istinaf konusu edilmediğinden eleştirmekle yetinilmiştir. Açıklanan tüm bu gerekçelerle; taraf vekillerinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kısmen kabulüne, kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353-(1)-a)-6) maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Taraf vekillerinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; yukarıda açılanan hususlara ilişkin olmak üzere ESASTAN KABULÜNE, 2-GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 14/12/2023 tarih, 2022/763 Esas ve 2023/1151 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine, 5-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine, 7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.23/10/2025 ... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... *Üye ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*