İSTİNAF KARAR TARİHİ: 03/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkil şirket ile dava dışı ...arasında, Akçaburgaz Mah. 9 ... Sanayi Sitesi 4 nolu Bağımsız Bölüm Esenyurt İstanbul adres Akçaburgaz Mah. 9 ... Sanayi Sitesi 4 nolu Bağımsız Bölüm Esenyurt İstanbul adresinde mukim mecurun kiralanması amaçlı bir Depo K…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/2025 KARAR NO : 2025/4427 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 07/03/2024 NUMARASI 2021/44 Esas - 2024/277 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 03/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkil şirket ile dava dışı ...arasında, Akçaburgaz Mah. 9 ... Sanayi Sitesi 4 nolu Bağımsız Bölüm Esenyurt İstanbul adres Akçaburgaz Mah. 9 ... Sanayi Sitesi 4 nolu Bağımsız Bölüm Esenyurt İstanbul adresinde mukim mecurun kiralanması amaçlı bir Depo Kira Sözleşmesi akdedildiğini, kiralanan yerde söz konusu deponun üst katında ise aleyhine tespit edilen davalının faaliyet gösterdiğini, 17/06/2020 tarihinde davalıya ait işyerinde su kazanı patlamış, aynı binada 3 ve 4 nolu dükkanlara su basmış, 4 nolu depoda hasar meydana gelmiş ve ürünler zarar gördüğünü, ilgili depoda müvekkil şirketin yurtdışına sevkiyat için hazır tuttuğu (siperlik, cerrahi maske, cerrahi önlük, tulum ve yeni mamül lastik, rivet, PVC, kutu, koli, ambalaj malzemesi) ürünlerinin bulunduğu koliler ıslanarak, ürünlerin büyük kısmı zayi olduğunu, Müvekkil söz konusu su baskını sebebiyle zayi olan ürünler dolayısıyla siparişlerini karşılayamadığını, bu halde müşterilerine karşı ticari itibar kaybı söz konusu olduğu gibi, ayrıca müşterilerinin siparişlerini karşılayamaması sebebiyle, müşterilerini kaybetme riski doğduğunu, diğer yandan, depoda meydana gelen su baskını sonrasında müvekkil şirket, tüm depoyu temizlemek ve acilen taşınmak durumunda kalmıştır. Kısa sürede uygun büyüklükte bir depo bulunması ve taşınmaya dair tüm yükleri üstlendiğini, ayrıca bu süreçte davalı taraf defalarca müvekkile tüm zararlarını karşılamayı taahhüt etmiş, uzlaşma görüşmeleri yapılmışsa da, aylarca davalı şirket müvekkili oyalamış ve herhangi bir makul teklif yapılmadığını, müvekkil ayrıca davalının bu tavrı sebebiyle de ticari ve hukuki açıdan zaman kaybettiğini belirterek, davalı şirket sebebiyle müvekkile ait depoda oluşan su baskınından kaynaklanan şimdilik 200.000,00TL maddi tazminatın 17/06/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tazmin ve tahsiline, 10.000,00TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tazmin ve tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 436.561,56 TL'ye yükseltmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; Müvekkilin işyerinde su kazanı patlaması sonucunda oluşan su baskınından yalnızca karşı taraf değil, daha büyük oranda da kendi işyeri zarara uğradığını, karşı tarafın haksız fiil iddialarına katılmadıklarını, olayda müvekkilin herhangi bir kusuru yokken, belirtildiği gibi kendi işyeri daha büyük zarara uğradığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; "...Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; 17/06/2020 tarihinde davalıya ait iş yerinde su kazanının patlaması sebebiyle meydana gelen su basması olayında davacının ürünlerinin zarar görüp görmediği, ürünlerin zarar görmüş ise tespiti noktasında olduğu anlaşılmıştır.Olay ile ilgili olarak Büyükçekmece 3. Sulh Hukuk Mahkemesi 2020-80 değişik iş dosyası kapsamında bilirkişi raporu hazırlanmış etkilenen malzemeler belirlenmiştir. İlgili dosya iş bu dosya arasına alınmış ve bilirkişi raporunda dikkate alınmıştır.Mahkememiz dosyasına Biyomedikal bilirkişi ..., inşaat Mühendisi ..., SMM Sultan ...'tan rapor aldırılmış, bilirkişi heyeti 29/10/2021 tarihli raporunda özetle; "davalının üretim tesisinde yaşanan teknik arıza sebebi ile su taşması yaşandığı, bu suyun davacının ihracat için bekleyen ürünlerine zarar verdiği, olay günü her iki taraf personeli tarafından tasnif işleminin yapıldığı, bu tasnif yönteminin doğru ve amaca ve şartlara uygun bir yöntem olduğu, kullanılan yöntem gereği hasar görmediği halde hasarlı olarak ayrılan malzemelerin de olduğu, bunun herhangi bir artniyet ya da çıkar elde etmek için değil, olay mahalindeki anlık şartların ve imkanların sonucu uygulandığı, tek tek her ürün için ayrıca bir sayım ya da inceleme yapmanın mümkün olmadığı sonucuna varıldığı, tek tek her ürün için ayrıca bir sayım ya da inceleme yapılması mümkün olmadığından mali müşavir bilirkişi tarafından zarara konu edilen malzemeler ile ilgili hesaplama yapılamamıştır. Bu çerçevede tutanak altına alınan miktarlar üzerinden hasarlı ürünlerin ve hesabının yapılmasının uygun olacağını" teknik kanaatleri olarak belirtmişlerdir.Mahkememiz dosyasına Biyomedikal Mühendisi ..., ... ve SMM ...'tan rapor aldırılmış, bilirkişi heyeti 19/12/2022 tarihli raporunda özetle; "İkinci El satışının yapılamayacağı yönetmeliklerle belirlenmiş ürünlere ait yapılan zayi ürün hesap tablosundaki 436.561,56TL bedelin yasal faizi ile davalıdan tazminin uygun olacağını" teknik kanaatleri olarak belirtmişlerdir.Mahkememiz dosyasına Biyomedikal Mühendisi ..., ... ve SMM ...'tan rapor aldırılmış, bilirkişi heyeti ek raporunda özetle; Kök rapordaki kanaat aynı kalmakla beraber ikinci El satışının yapılamayacağı yönetmeliklerle belirlenmiş ürünlere ait yapılan 10.07.2020 tarihli zayi ürün hesap tablosundaki 436.561,56 TL bedelin yasal faizi ile davalıdan tazminin uygun olacağını" teknik kanaatleri olarak belirtmişlerdir. TBK'nın 49'uncu maddesine göre haksız fiil sorumluluğu için davalının kusurlu ve hukuka aykırı bir fiilinin bulunması gerekir. Görüleceği üzere haksız fiil sorumluğundan bahsedilebilmesi için; a-fiil, b-hukuka aykırılık, c-illiyet bağı ve d-zarar unsurlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir. Yani davacının tazminata hak kazanabilmesi için bu dört unsurun birlikte gerçekleştiğini ispatlaması şarttır. Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davasında, zarar ile zararlı sonucu doğuran olayın gösterdiği özellikler tazminat hukuku kurallarına uygun biçimde değerlendirilmeli, davaların varsa kusuru tazminat hukuku ilkelerine göre zarar belirlenmelidir.Mevcut olayımızda ise davalının tazminatla sorumlu tutulabilmesi için meydana gelen haksız eylemde kusurlu olması gerektiğinin açık olduğu, detaylı bir tespit sonucu bilirkişi heyetince tanzim edilen raporun yeterli ve isabetli olduğu kanaatine varıldığı, davalının davaya konu su basmasının meydana gelmesinde kusurlu olduğu ve ürünlerin değerinin 436.561,56 TL olduğu belirlendiğinden maddi tazminat talebinin kabulüne karar verilmiştir. Somut olayda, davacının tüm dosya kapsamına göre kişilik haklarının zarar gördüğü ve davacının manevi yönden elem ve üzüntüsüne sebep olduğu ispat edemediği anlaşıldığından objektif ve subjektif unsurları oluşmayan manevi tazminat talebi yönünden davanın reddine dair hüküm kurulmuştur.Maddi Tazminat Talebi Yönünden Davanın Kabulü ile; 436.561,56TL'nin 200.000TL'sinin 17/06/2020 tarihinden itibaren, 236.561,56TL'sinin ıslah tarihi olan 15/12/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Manevi Tazminat Talebi Yönünden Davanın reddine,..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Cevap dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarını tekrarla, davanın asıl asıl sorumlu olan bina maliklerine husumetin yöneltilmesi gerektiğini, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, davacı tarafın müterafik kusuru bulunduğunu, davacının zarar görmeyen malları olduğunu ve satışının yapıldığını ikrar ettiğini, huzurdaki davada tazminat koşullarının oluşmadığını beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; Haksız fiil hukuki sebebine dayalı tazminat istemine ilişkindir. TBK.m.49 gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Madde 50 gereğince zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “ispat yükü” başlıklı 6. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü tutulmuştur.Yine ispat yükünü düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.Dosyada mevcut delil durumuna göre, ispat yükü kendisine düşen davacının haksız fiil iddiasını ispat ettiği, davalı tarafın kusurlu eylemiyle zarara sebebiyet verdiği, davalıya ait su kazanının patlaması olayında davacıya atfı kabil bir kusur bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince yaptırılan inceleme sonucunda düzenlenen ve hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporunun denetime elverişli olduğu ve dosya kapsamındaki diğer delillerle örtüştüğü, alanında uzman bilirkişi raporunda belirtilen hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmadığı ve dava konusu olayda tazminat şartlarının oluştuğu anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, İlk Derece Mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/44 Esas 2024/277 Karar sayılı 07/03/2024 günlü kararına yönelik davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 29.821,52 TL nispi istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 7.500,00 TL'nin mahsubuyla bakiye 22.321,52 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,3-İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,5-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,6-Karar tebliği ve harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi Dairemizce yapılmasına, harç ve avans iadesi işlemleri ile 6100 Sayılı HMK'nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 03/12/2025