T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/689 Esas KARAR NO: 2026/234 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I MAHKEMESİ : İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 02/11/2021 NUMARASI: 2021/161 Esas, 2021/823 Karar DAVA: Tazminat (Rücuen Tazminat) KARAR TARİHİ: 12/02/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili nezdinde…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/689 Esas KARAR NO: 2026/234 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I MAHKEMESİ : İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 02/11/2021 NUMARASI: 2021/161 Esas, 2021/823 Karar DAVA: Tazminat (Rücuen Tazminat) KARAR TARİHİ: 12/02/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili nezdinde sağlık sigortası güvencesi kapsamında bulunan sigortalının 21/03/2019 tarihinde guatr sebebiyle tedavi gördüğünü ve masraflarının müvekkili tarafından karşılandığını, sigortalının aynı süre için davalı nezdinde de sigortalı olduğunu, ancak davalı tarafından müvekkiline tedavi masraflarına yönelik bir ödeme yapılmadığını, huzurdaki davaya konu olayda davalının TTK'nun 1467. maddesinin (a) fıkrası kapsamında çifte sigortaya muvafakat ettiğini, bu nedenle tamamı müvekkili tarafından karşılanan tedavi masraflarının her iki sigortacı tarafından sigorta edilen bedel oranında karşılanması gerektiğini belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL tazminatın ödeme tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 29/09/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile; dava değerini 28.391,22 TL'ye artırmıştır.Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; taraf iddia ve savunmaları, alınan bilirkişi raporu ve dosya kapsamındaki tüm sigorta poliçeleri, tedavi kayıtları ve belge bilgiler değerlendirildiği nde; davalı tarafından ilk olarak grup sağlık sigortası yaptırıldığı ve cerrahi operasyonlarda, tanı, tedavi, muayene ve ilaç teminatları kapsamında yurt içindeki anlaşmalı hastanelerde limitsiz teminatların bulunduğu ve akabinde davacı sigortacı tarafından da grup sağlık sertifakası ile özel sağlık sigorta poliçesi düzenlendiği, aynı menfaatin birden çok sigortacı tarafından bir kısım aynı süreler dahilinde aynı rizikolara karşı sigorta edildiği, dava dışı sigortalının 21.03.2019 tarihinde ...Hastanesinde toksik olmayan multinodüler guatr tanısı ile bilateral total tiroidektomi operasyonu olduğu, bu doğrultuda müşterek sigorta kapsamında özel sağlık sigortaları değerlendirilerek denetime elverişli bilirkişi raporundaki tespitler doğrultusunda tazmin olunan 56.782,44 TL tedavi masraflarından %50 oranında davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğu gerekçesiyle 28.391,22 TL nin 31.05.2019 ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; bilirkişi raporuna süresi içerisinde itiraz edildiğini, ancak mahkemece itirazlarını karşılar nitelikte ek veya yeni bir rapor alınmadığını, Kanun metninde açıkça müşterek sigorta hükümlerinin uygulanabilmesi için aynı zamanda, aynı süreler için ve aynı rizikolara karşı sigorta edilme şartı konulmuş olmasına rağmen gerek mahkemece gerekse de bilirkişi tarafından bu hükme rağmen müşterek sigorta hükümlerinin uygulanacağına kanaat getirilmesinin hatalı olduğunu, davacı sigortacıya, yapılan tedavi giderine yönelik talep bulunması sebebiyle sözleşme çerçevesinde zararı karşılamak zorunda olduğunu, bu kapsamda davacının bu yükümlülüğünü yerine getirdiğini, dava dışı sigortalının zararının davacı tarafından karşılanmasının müvekkilinin sorumluluğunu ortadan kaldıracağını, davacı tarafından yapılan sigortanın 12.02.2019 - 12.02.2020 başlangıç ve bitiş tarihli olduğu, müvekkili tarafından yapılan sigortanın ise 26.01.2019 - 26.01.2020 başlangıç ve bitiş tarihli olduğunu, davacı ile müvekkil tarafından dava dışı sigortalı adına tanzim edilen sigortaların aynı zamanda yapılmadığını, aynı süreleri kapsamadığını, bu sebeple huzurdaki uyuşmazlığa müşterek sigorta hükümlerinin uygulanamayacağını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, davacı sigortacının sigortalısı için ödediği tedavi giderinin davalı sigorta şirketinden tahsili istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır. Uyuşmazlık; dava dışı sigortalının davacı ve davalı tarafından düzenlenmiş sağlık sigortası bulunması karşısında, davacının sigortalısı için ödediği tedavi giderinden davalının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı ve varsa miktarı noktasında toplanmaktadır.Dosya kapsamından, sigorta ettirenin ..... Şti. olduğu Grup Sağlık Sigorta Poliçesi ile sigortalı...'in davacı sigorta şirketi nezdinde 12/02/2019-12/02/2020 tarihleri arasında sigortalandığı, öte yandan dava dışı sigortalının sigorta ettirenin ... A.Ş. olduğu aynı zamanda 26/01/2019-26/01/2020 tarihleri arasında Grup Sağlık Sigorta Poliçesi ile davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalandığı anlaşılmıştır.Mahkemece, uyuşmazlık ile ilgili bilirkişi raporu alınmıştır.Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 27.08.2021 tarihli raporda; dava dışı... tarafından davacı ... A.Ş.'ye 12.02.2019-12.02.2020 başlangıç ve bitiş tarihli, davalı ... A.Ş.'ye 26.01.2019-26.01.2020 başlangıç ve bitiş tarihli mükerrer olarak Grup Sağlık Sigortası yaptırıldığı, poliçelerinin dosya içeriğinde mevcut olduğu, sigortalı...'in yapılmış olan tedavi giderlerinin toplam bedelinin 56.782,44 TL olduğu ve ... A.Ş. tarafından 31.05.2019 tarihi itibari ile karşılandığı, davalı ... A.Ş.'nin düzenlemiş olduğu poliçede sigortalı... için yapılan tedavi içeriğinin teminat dışı olduğuna dair bir tespit ve iddiasının bulunmadığı, davalı ve davacının ayrı ayrı, aynı riziko ile ilgili teminat vermiş olduğu iş bu dava konusunun TTK madde 1466/1. maddesine göre değerlendirilmesi gerektiği, davacı ... A.Ş'nin ödemiş olduğu 56.782,44 TL tazminat tutarının %50 si oranındaki 28.391,22 TL yi davalı ... A.Ş. ye rücu edilebileceği yönünde görüş bildirilmiştir.6102 sayılı TTK'nun 1519. maddesi gereği, zarar sigortalarına ilişkin hükümler sağlık sigortalarına uygulanabileceğinden TTK'nun 1466. ve 1467. maddelerinin somut olayda uygulanması gerekmektedir.TTK'nun 1466/1 fıkrası; "Bir menfaat birden çok sigortacı tarafından aynı zamanda, aynı süreler için ve aynı rizikolara karşı sigorta edilmişse, yapılan birden çok sigorta sözleşmesinin hepsi, ancak sigorta olunan menfaatin değerine kadar geçerli sayılır. Bu takdirde sigortacılardan her biri, sigorta bedellerinin toplamına göre, sigorta ettiği bedel oranında sorumlu olur" hükmünü içermektedir.Müşterek sigortanın önemli bir özelliği sigortacıların birlikte hareket etmesidir. Zira TTK'nun 1466/1 maddesinde geçen "aynı zamanda" ifadesi bu hususa işaret etmektedir. Bu bağlamda sigortacıların müşterek hareket etmek suretiyle rizikoyu birlikte taşıma niyetlerinin müşterek sigortanın varlığı için şart olduğu ifade edilmiştir. (Sigorta Hukuku, M. Barış Günay, 2. Baskı, sh 171).Somut olayda, davacının ödediğini belirttiği 56.782,44 TL dava dışı sigortalısının 21.03.2019 tarihindeki ameliyatına ilişkindir. Buna göre davalı tarafından düzenlenen poliçede yatarak tedaviler ve ameliyatlar bakımından, yurtiçi anlaşmalı kurumlar yönünden yıllık limitsiz %100 ödemeli, yurtiçi anlaşma harici kurumlar yönünden yıllık limitsiz %80 ödemeli teminat limiti verildiği görülmüştür. Davacı tarafından düzenlenen poliçede ise, poliçenin, katılım sertifikası üstünde yazılı olanların dışında başka teminatı kapsamadığı belirtilmiş ise de bu yönde bir belgenin sunulmadığı, sadece 15/04/2019 tarihli "tazminat ödeme emri" başlıklı belgede, teminatın (ameliyat) yıllık limit grubuna dahil olmadığının, katılım payının %0 ve limitsiz olduğunun belirtildiği anlaşılmıştır.Bu durumda yapılan açıklamalar uyarınca, tarafların rizikoyu beraber taşıma niyetleri olmadan sağlık poliçeleri düzenledikleri ve her iki poliçenin vadeleri gözetildiğinde müşterek sigorta şartlarının bulunmadığı anlaşılmakla birlikte ayrıca davacı nezdinde düzenlenen poliçenin teminatlarının kapsamı ve limitleri bu yönde bir belge sunulmadığı için bu yönde bir değerlendirme yapılamadığı, dolayısı ile somut olayda müşterek sigorta koşullarının bulunmadığı değerlendirilmiştir. Öte yandan TTK'nun 1467. maddesinde ise çifte sigorta düzenlenmiştir. Anılan maddenin ilk fıkrasının ilk cümlesine göre, değerinin tamamı sigorta olunan bir menfaat, sonradan aynı veya farklı kişiler tarafından, aynı rizikolara karşı, aynı süreler için sigorta ettirilemez. Çifte sigortanın geçersiz kabul edilmesinin nedeni sebebsiz zenginleşme yasağıdır. Eldeki davada, davacı sigortacı tarafından sigortalının aynı menfaati aynı rizikolara karşı sigorta ettirilmiş olup sonradan yapılan sigorta çifte sigorta olması nedeniyle geçersizdir. Çifte sigortanın geçerli olabilmesi için anılan maddede belirtilen diğer koşullar da somut olayda bulunmamaktadır. Buna göre uyuşmazlıkta müşterek sigorta şartları bulunmayıp davacı sigortacı nezdinde yapılan sigortanın ise çifte sigorta olması nedeniyle geçersiz olduğu anlaşıldığından Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yukarıda yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi yerinde olmamıştır.Açıklanan sebeplerle; ilk derece mahkemesince tesis edilen karar usul ve yasaya aykırı olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına, yeniden hüküm tesisi ile davanın reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, İstanbul ...... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/.... Esas, 2021/.. Karar sayılı ve ..../11/2021tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE, 2-a)Davanın REDDİNE, b)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 85,39 TL peşin harç ve 400,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 485,39 TL harcın mahsubu ile bakiye 246,61 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, d)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, e)Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine YER OLMADIĞINA, f)Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. m.13/2 gereğince 28.391,22 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, g)6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, İstinaf Giderleri Yönünden; 3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davalı tarafından peşin ve nispi olarak yatırılan toplam 484,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 247,15 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 4-Davalı tarafından peşin olarak yatırılan 705,55 TL istinaf harçları ile yapılan 40,00 TL istinaf yargılama gideri olmak üzere toplam 745,55 TL'nin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmın yatıran tarafa İADESİNE, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.2 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.12/02/2026