TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 19/09/2024 NUMARASI : 2020/541 Esas, 2024/492 Karar ASIL DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) ASIL DAVA TARİHİ: 19/09/2014 BİRLEŞEN İSTANBUL 18. ATM 2020/342 ESAS SAYILI DOSYASINDA DAVA: İtirazın İptali DAVA TARİHİ: 10/07/2020 KARAR TARİHİ : 18/02/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/2011 KARAR NO : 2026/209 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 19/09/2024 NUMARASI : 2020/541 Esas, 2024/492 Karar ASIL DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) ASIL DAVA TARİHİ: 19/09/2014 BİRLEŞEN İSTANBUL 18. ATM 2020/342 ESAS SAYILI DOSYASINDA DAVA: İtirazın İptali DAVA TARİHİ: 10/07/2020 KARAR TARİHİ : 18/02/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Asıl davada davacı vekili, müvekkilinin ... Projesi 5. Etap 2. Kısım ... 63 ve 23 nolu Ortaköy kompleksinde “Daire içi dekorasyon işlerinin” yüklenici sıfatıyla malzeme+işçilik olarak yapılması konusunda davalı şirketle sabit birim fiyatlı götürü bedel anahtar teslimi 14.07.2011 tarihli sözleşme imzaladığını, toplam iş bedelinin 4.756.171 TL + KDV olduğunu, işi tamamladığını, ancak davalının teslim almadığını ve borcunu ödemediğini, ihtara rağmen geçici kabul tutanağını imzalamadığını, buna rağmen konutları asıl iş sahibine teslim ettiğini, 06.11.2012 tarihli ihtarla davalının temerrüde düşürüldüğünü, ödenmeyen sözleşme konusu 692.788,58 TL ve sözleşme dışı ilave işler nedeniyle 234.240,15 TL + KDV alacakları bulunduğunu, bu konuda davalıya kestikleri faturanın iade edildiğini, davalı tarafından gönderilen ihtarnamede 8 nolu kesin hakediş kapak hesabında toplam gerçekleşen imalat tutarının 4.908.267,67 TL + KDV olarak belirtildiğini, toplam iş bedeli 4.756.171 TL + KDV ile toplam 5.612.281 TL iken bu imalat tutarını aşan ilave işler yapıldığının davalının da kabulünde olduğunu, buna göre en az 152.096,67 TL + KDV ilave işlerden alacakları olduğunun ortaya çıkacağını, taraflar arasında TBK m.481 uyarınca belirsiz bedelli bir ek iş anlaşması olduğunu, davalının yapılan bu işlere zımnen onayı olduğundan yapılan değere göre fazladan yapılan işlerin bedelini talep ettiklerini, bunun yerinde görülmemesi halinde TBK m.410 gereği vekaletsiz iş görmeye dayalı olarak ilave işlerin bedeli olan sözleşme miktarını aşan bedelin ödenmesini talep ettiklerini ileri sürerek, fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere şimdilik sözleşmeye göre bakiye 300.000,00 TL alacağın 06/11/2012 temerrüt tarihinden ve ilave işler bedeli olarak şimdilik 50.000,00 TL alacağın 24.01.2013 tarihinden itibaren reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili ıslah dilekçesinde, alacak taleplerini 166.524.57 TL asıl alacak ve 83.974,42 TL KDV alacağı yönünden olmak üzere 200.498,99 TL daha artırarak toplamda davalıdan KDV dahil 550.498,99 TL alacağın tahsiline, alacağın 350.000,00 TL'sine 06.11.2012 tarihinden itibaren ticari faiz, kalan kısmına ise ıslah tarihinden itibaren ticari faiz işletilmesine karar verilmesini istemiştir. Davacı vekili 07.01.2021 tarihli dilekçesi ile; "Dava dilekçemizde sözleşme kapsamında yapılan işler için 300.000,00 TL alacağımızın 71.024,99 TL artırılarak 371.024,99 TL alacak üzerinden ve sözleşme kapsamı dışında ilave işler bedeli olarak talep edilen 50.000,00 TL alacak bedeli 129,474,07 TL artırılarak toplamda 179.474,07 TL ilave işler bedeli (KDV dahil) alacağımızın davalıdan tahsili yönünde talebimiz olmuştur." şeklinde talebini açıklamıştır.Asıl davada davalı vekili, taraflar arasında düzenlenen 14.07.2011 tarihli sözleşme gereğince ...-63 işinin 3.400.231,00 TL + KDV ve Ortaköy Kompleksi işinin 1.355.940,00 TL + KDV olmak üzere toplam 4.756.171,00 TL + KDV tutarlı olduğunu, sözleşmede işin tamamlanma tarihinin 30.12.2011 olarak belirtildiğini, yer teslimi yapıldığını, teminat vermek suretiyle avans alabilecekken teminat vermediğini ve tedarikçileriyle süresinde sözleşme yapmadığından gecikmeden davacının sorumlu olduğunu, dava dilekçesi ekinde sunulan süre uzatım taleplerine ilişkin yazıların gerçek dışı olduğunu, 13.10.2011 gün ... yevmiye sayılı ihtarnamesinde, kendilerinden kaynaklı olmayan gecikmelerin olduğunu, bu sebeple işe başlayıp devam ettiremediklerini ve bu hususu 17.08.2011, 12.09.2011 ve 29.09.2011 tarihli yazıları ile bildirdiklerini belirttiklerini, ancak 29.09.2011 tarihli yazının süre değil fiyat farkı talebi olduğunu, davacının taahhüdündeki bir kısım işlerin daire içlerinde diğer işlemler devam ederken de yapılabilir olduğunu, 12.09.2011 tarihli yazıdaki hususların işin yapılmasına engel olmadığını, davacının işe talip olurken işin devam etmekte olduğunu bildiğini, mahallerin tamamen terkinin işin gereği olarak mümkün olmadığını, yine de süre taleplerinin kati olarak reddedilmediğini, teslim tarihi 30.12.2011 iken 31.03.2012 tarihinde işveren ile geçici kabulü yapılmış iş sebebiyle, asıl işveren ...'ın asıl yüklenici olan müvekkiline sadece 9 günlük bir gecikme cezası kestiğini ve bunun davacı alt yükleniciye yansıtıldığını, taraflar arasındaki 6 nolu ve önceki hakedişlerin ihtilafsız olduğunu, 7 ve 8 nolu hakedişlerdeki kesintileri kabul etmediklerini, 7 nolu hakedişin müvekkilince hazırlanmasına rağmen imzalanıp iade edilmediğini, 9 nolu hakediş olmadığını, 02.04.2012 tarihli ihtarla geçici kabul istenmesine rağmen işin bitirilmediğini, eksik işlerin bitirilmesi ve teslim prosedürünün işletilmesini istediklerini, 25.04.2012 tarihli ihtarname ile de işlerin tamamlanmaması nedeniyle nam ve hesaplarına yaptırılacağını ve bir temsilci bulundurulmaması nedeniyle sözleşme gereği cezai işlem yapılacağını bildirdiklerini, 10.05.2012 tarihli ihtarla bu hususların tekrar edildiğini, yapılan işte eksik ayıp ve gecikmelerin bulunduğunu, davacının ise 11.05.2012 tarihli ihtarla işlerin bitirildiğini bildirdiğini, davacının 06.11.2012 tarihli ihtarla 9 nolu hakediş bedeli olarak 772.766,48 TL talep ettiğini, buna 9 nolu hakediş olmadığını belirterek itiraz ettiklerini, davacının 31.12.2012 tarihli 260.943,53 TL ilave işler faturası göndermesine rağmen iade ve itiraz ettiklerini, davacıya 13.02.2013 tarihli ihtarname ile geç teslim sebebiyle iş sahibince müvekkiline tahakkuk ettirilen 9 günlük cezaya karşılık 15.000 TL/gün hesabıyla 135.000,00 TL ve gecikme sebebiyle iş sahibinin fazladan üçüncü kişiye ödediği tutardan davacıya yansıtılması gereken 22.085,44 TL olmak üzere toplamda 157.085,44 TL'nin davacıya ceza olarak tahakkuk ettirildiğini, 6 nolu hakediş sonrası imalat ve kesintiler yapılarak hakedişin onaylanarak fatura düzenlenmesinin istendiğini, ancak davacının 22.02.2013 tarihli ihtarıyla talep ve iddialarını reddederek 234.240,15 TL + KDV ilave işler ile 692.788,58 TL + KDV'nin ödenmesini talep ettiğini, davacının süre uzatım taleplerinin haklı olmadığını, işin ifasına engel olunmadığını, tüm kusurun davacı kaynaklı olduğuna ilişkin iç yazışmalara ilişkin notlar ve yazışma evraklarından da bu durumun anlaşıldığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davacı vekili, davalı ... ... Firması ile yapılan ihale sonucu ... ... Projesi (... Ada, 4 parsel) 5. Etap-2.kısım 63 nolu ... ve 23 nolu Ortaköy Kompleksinde bulunan dairelere ait iç dekorasyon yapılması işini taahhüt eden davalı ... ....Ltd. Şti tarafından dekorasyon işleri için alt yüklenicinin müvekkili firmanın olduğunu, iş sahibinin diğer davalı ....A.Ş olduğunu, müvekkili firmanın 14/07/2011 tarihinde ... Firması ile eser sözleşmesi imzaladığını, sözleşme gereği kanun ve şartname hükümlerine göre ....A.Ş ve ...Ltd.Şti adına 16/08/2011 tarihinde ... T.A.Ş Kadıköy şubesi tarafından 53.570,00 USD meblağlı kesin teminat mektubu tevdii edildiğini, bu teminat mektubunun 15/01/2017 tarihine kadar geçerli olduğunu, davalılar tarafından süresinin dolmasına bir gün kala iş bu teminat mektubunun nakde çevrildiğini, nakit meblağın davalı ... firması yerinde bulunduğunun bilindiğini, davalılara Kadıköy 26. Noterliğinin 23/01/2017 tarih ... yevmiye nolu ihtarnamesi keşide edilerek 53.570,00 USD'nin 3 iş günü içinde iadesinin talep edildiğini, Kadıköy 26. Noterliğinin 05/01/2018 tarih ... yevmiye nolu ikinci bir ihtarname ile 53.570,00 USD'nin tekiden iadesi istendiğini, davalı ... ... vekili tarafından Kadıköy 30. Noterliğinin 15/01/2018 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi taraflarına keşide edilerek teminat mektubunun paraya çevrilmesinde haksızlıklarına ilişkin somut kesinleşmiş bir karar olmadığını belirterek ihtara red cevabı verdiklerini, davalı ... Yönetimine karşı taraflarınca açılan İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesine ait 14/07/2011 tarihli 2014/1058 Esas sayılı eser sözleşmesinden kaynaklanan bir alacak davası olduğunu, 21/12/2017 tarihinde karara bağlandığını, 550.000,00 TL alacaklı olduklarına karar verildiğini, teminat mektuplarının nakde çevrilerek iade edilmemesi üzerine İstanbul 21. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından 53.570,00 USD bedelli alacaklarına ilişkin ilamsız takip başlattıklarını, davalılar tarafından takibe borcu olmadıklarını ve İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesine ait 2014/1058 Esas sayılı dosyasından açılan alacak davasının henüz sonuçlanmadığı şeklinde itiraz ettiklerini, takibin durduruğunu, belirterek itirazın iptaline, takibin devamına ve ticari faiziyle davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmişlerdir. Birleşen davada davalı ... ... A.Ş. vekili, davacının teminatın iadesi için gerekli koşulları sağlamadığını, davacı, iş takvimine uymayarak işin süresinin uzamasına ve konutların geç teslimine neden olduğunu, davacının eksik ve ayıplı işleri nedeni ile müvekkilinin yaklaşık 2.000.000 TL'lik risk ve toplamda 42 adet tazminat davası ile karşı karşıya kaldığını, ödeme emrinde borcun ne kadar olduğunun belli olmadığını belirterek davanın reddine ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine (2. Cevap dilekçesiyle) karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada Davalı ... Ltd. Şti. vekili, müvekkili bakımından yetkili Asliye Ticaret Mahkemelerinin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, davacının sözleşme şartlarına uymadığını, avans teminat mektubunu 37 gün geç teslim ettiğini, sözleşmede belirtilen değerden %30 eksik olarak teminat mektubu teslim ettiğini, taraflar arasında derdest olan davanın mevcut olduğunu, teminat mektubunun iadesi hususunun ancak davacının bu dava neticesinde haklı çıkması halinde düşünülebileceğinin, bu aşamada talep edilmesinin hukuki olarak mümkün olmadığını belirterek davanın reddine ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece ilk olarak (birleşme öncesinde) 2014/1058 Esas - 2017/1286 Karar sayılı kararla; Bilirkişinin 03/08/2017 tarihli raporunun dosyaya ve toplanan delillere uygun olduğu ve davacının 17/10/2017 tarihinde davasını ıslah ettiği, taraflar arasındaki sözleşmeye göre davacının işi tamamlayarak iş sahibine teslim ettiği ve kabulü yapıldığı, davalının eksik ve ayıplı işlerin üçüncü kişilere tamamlatıldığı ve bunların davacı alacağından mahsup edildiği iddiasının ise yargılama sırasında tespit edilemediği ve Kadıköy 30. Noterliği'nin 13/02/2013 tarih ... sayılı ihtarnamesinde davalının davacıya yaptığı işlerle ilgili toplam değere ilişkin beyanda bulunduğu ve bunun da dava dışı ikrar olarak kabul edilmesi gerektiği, davacının KDV hariç davalıdan 466.524,57 TL alacaklı olduğu ve bunun KDV'siyle birlikte 550.498,99 TL olduğu, davacının fatura düzenleme mecburiyetinde bulunduğu, bu nedenle bu rakam üzerinden davanın kabulüne ve ıslah edilen kısma ıslah tarihinden itibaren, dava dilekçesinde yazılı miktara dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile, 550.498,99 TL'nin 350.000,00 TL'sinin temerrüt tarihi olan 06/11/2012 tarihinden geri kalan ıslah edilen kısmının 17/10/2017 tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan alınap davacıya verilmesine karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Dairemizin 2018/864 Esas - 2020/786 Karar sayılı ilamıyla; Bilirkişi raporlarında "Saha tespit tutanaklarında da davacı yüklenici tarafından yapılan dekorasyon işlerindeki bir takım eksik ve hatalı imalatlarla ilgili olarak davalı iş sahibi yetkililerince birtakım listelerin düzenlenmiş olduğu ve bu tutanakların alt kısmında bu işlerin davacı yüklenici adına davalı iş sahibi tarafından sözleşmede belirtilen şartlarda yaptırılacağının/yaptırıldığının belirtilemesine, yine dava dosyası içerisinde davacı yüklenici adına davalı iş sahibi tarafından yaptırıldığı iddia edilen birçok dekorasyon işi ile ilgili üçüncü firmalarla yapılan yüklenici hakedişi, iş emri ve fatura belgelerinin sunulmuş olduğu" belirtilmesine rağmen davalı tarafça bu kapsamda ileri sürülen mahsup def'i usulüne uygun olarak değerlendirilmediği, yine bilirkişi raporlarında, davalı tarafça def'i olarak ileri sürülen; davacı edimlerinin gereği gibi ifa edilmediği, sözleşmedeki ifa süresinin aşıldığı, bu nedenle asıl işverenden ceza uygulamasına maruz kalındığı, bu cezanın kısmen davacıya yansıtıldığı, davacı tarafça ifa edilmeyen edimlerin kendilerince üçüncü şahıslara yaptırıldığı, davacının talimatıyla onun adına üçüncü şahıslara bir kısım ödemeler yapıldığı (KDV, Stopaj, Damga Vergisi vs) iddialarına ilişkin de yeterli bir değerlendirme yapılmadığı, ilk derece mahkemesince de gerekçeli kararda bu hususlara ilişkin bir açıklama yapılmadığı, sözleşmeye göre teslim süresinin ne olduğu, teslimde gecikme bulunup bulunmadığı, varsa gecikmenin hangi taraftan kaynaklandığı, varsa ilave işlerin sözleşme süresine etkisinin bulunup bulunmadığı hususlarının da değerlendirilmediği, ayrıca, dava dilekçesinde açık bir şekilde sözleşmeye göre bakiye 300.000,00 TL alacak ile, 50.000,00 TL ilave işler bedeli olmak üzere toplam 350.000,00 TL talep edilmesine ve her bir talep için ayrı ayrı faiz başlangıç tarihleri bildirilmesine rağmen, sunulan ıslah dilekçesinde böyle bir ayrıma gidilmeksizin dava değeri toplam 550.498,99 TL'ye yükseltildiği halde, davacı vekiline ıslah dilekçesiyle artırılan miktarın ne kadarının sözleşmeye konu bakiye alacağa, ne kadarının ilave işler bedeline ilişkin olduğu da açıklattırılmadığı, dava dilekçesindeki ayrı talepler göz ardı edilerek, ıslah sonucu ulaşılan toplam rakam üzerinden davanın kabulüne karar verildiği, ilk derece mahkemesince Kadıköy 30. Noterliği'nin 13.02.2013 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesinde davalı tarafça belirtilen bakiye iş bedeli esas alındığından, davalı tarafça bildirilen bu rakam toplam gerçekleşen imalat tutarı bakımından kendisini bağlayıcı olduğundan, davacı tarafça karara karşı istinaf başvurusunda bulunulmadığı için kendisi bakımından da bağlayıcı olacağından, söz konusu ihtarnamedeki "Kati/son Hakediş-8 kapak hesabı. Toplam gerçekleşen imalat tutarı olan 4.908.267,67 TL + KDV rakamı davaya konu sözleşme kapsamında davacının davalıdan toplam iş bedeli alacağı miktarını belirlemesi bakımından her iki taraf yönünden de bağlayıcılık arz ettiği, tüm bu hususlar bir arada değerlendirildiğinde; ilk derece mahkemesince öncelikle, ıslah dilekçesindeki artırılan bedelin ne kadarının sözleşme dahilindeki işler ne kadarının ilave işlere ilişkin olduğunun davacı vekiline açıklattırılması; sonrasında mahallinde konusunda uzman bilirkişiler aracılığıyla keşif yapılarak, taraflar arasındaki 14/07/2011 tarihli sözleşmenin diğer maddeleri yanında özellikle İşin Konusu, İşin Bedeli, Yer Teslimi, İşin süresi, İşin Kontrolluğu, Müşteriye Teslim, Geçici Kabul, Yüklenici Adına İş Yapılması, Yüklenici Mükellefiyetleri, Ödemeler, Cezai Şarta ilişkin hükümler göz önünde bulundurulmak suretiyle, dava konusu olan sözleşme dahilinde yapılan ve eksik bırakılan işlerin miktar ve bedelinin sözleşme fiyatlarıyla tespit etirilmesi; varsa sözleşme kapsamında bulunmayan ilave işlerin yapıldığı yıl mahalli piyasa rayiçleriyle bedelinin belirlenmesi; sözleşme konusu işler bakımından aslolan bu işlerin yüklenici tarafından yapıldığı karine olup, davalının üçüncü kişilere yaptırdığını savunduğu işler yönünden alınmış bir tespit raporu bulunmamakla birlikte, davalı tarafından bir kısım işlerin üçüncü kişilere yaptırıldığına ilişkin tutanaklar ibraz edildiğinden ve bu tutanaklardan bazılarında davacı temsilcisinin imzası bulunduğu bilirkişi raporunda da belirtildiğinden, bu tutanaklardan davacı temsilcisinin imzası bulunan tutanaklarda belirtilen işlerin davalı tarafından üçüncü kişilere yaptırıldığı kabul edilerek, bu işlerin bedelinin hesaplattırılması, hesaplama yapılırken buna ilişkin sunulan fatura ve ödeme belgelerinin de denetlenmek suretiyle yerinde olup olmadıklarının belirlenmesi, varsa bulunacak bu bedellerin yapılacak hesaplamalarda davacı alacağından mahsup edilmesi; davalı tarafından davacı adına, onun talimatları doğrultusunda yapıldığı belirtilen ve yukarıda özetlenen istinaf dilekçesinde ayrıntıları belirtilen KDV, Stopaj ve Damga Vergisi ödemelerine ilişkin meblağların, davalı tarafça sunulan defter ve kayıtlar denetlenmek suretiyle, gerçekten mevcut olup olmadıklarının belirlenerek, varsa bu ödemelerin davacı alacağından mahsup edilmesi; teslimde gecikme bulunup bulunmadığının, varsa gecikmenin hangi taraftan kaynaklandığının, varsa ilave işlerin sözleşme süresine etkisinin bulunup bulunmadığının taraf iddiaları değerlendirilerek belirlenmesi; sözleşmedeki cezai şarta ilişkin hükümler ve teslim tarihi dikkate alınarak, taşeron davacı alacağından cezai şart kesintisi yapılmasının gerekip gerekmediği değerlendirilerek, gerekiyorsa ne miktar kesinti yaptırılacağının hesaplattırılması sağlanarak, bu suretle bulunacak davacı alacağının tarafların kabulünde olduğu anlaşılan 4.908.267,67 TL + KDV'yi geçmeyecek şekilde belirlenerek, yapılan ödemeler de düşülmek suretiyle davacı alacağının tespiti gerekirken, bu hususlar üzerinde durulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle, kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Kaldırma kararı sonrasında, davacı vekili 07.01.2021 tarihli talep açıklama dilekçesini sunmuş, Mahkemece, kaldırma kararı doğrultusunda, mahallinde keşif yapılarak alanında uzman bilirkişilerden oluşan heyetten 08.04.2021 tarihli kök ve 29.11.2021 Uyap kayıt tarihi ek raporlar alınmış, bu raporların istinaf ilamında belirtilen hususları karşılamadığı değerlendirildiğinden yeni oluşturulan bilirkişi heyetinden yeniden keşif yapılarak 11.03.2023 tarihli kök ve 11.03.2024 tarihli ek rapor ile ayrıca heyetteki mali müşavir bilirkişiden 11.06.2024 ve 13.06.2024 tarihli ek raporlar alınmış ve yeniden yapılan yargılama neticesinde, istinafa konu kararla; kaldırma kararı sonrası ikinci bilirkişi heyetinden alınan 11.03.2023 tarihli kök rapor ile sonrasında alınan ek raporun istinaf ilamı ile dosya kapsamına uygun uygun olduğu kanaati ile değerlendirmeye esas alındığı, davalı ...'nın yüklenici davacıya iş yerini zamanında teslim etme ve hak edişlerini zamanında ödeme yükümlülükleri bulunduğu, dosya içeriğinde yer alan tofoğraflar ve yazışmalar ile yapılan bilirkişi incelemesinde davalının kaba işleri süresinde bitirmediği, kaba işlerin teslim tarihinden ileri tarihe sarktığı, davacının iş yerinin süresinde teslim edilmemesi halinde işin sözleşmede belirtilen zamanda bitirilmesinin mümkün olmadığı hususunda davalıya uyarılarda bulunarak yükümlülüğünü yerine getirdiği, davacının çalışmaya başlaması için davalının iş yerini süresinde teslim etmediği, yine ilave işler ve hak ediş ödemelerinin gecikmeli yapılması nedeni ile bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere davacının toplam 200 gün süre uzatım talebinde bulunabileceği, ancak davacının hak edişleri zamanında düzenlememesi (58 gün) ve tedarik sözleşmesindeki gecikmeler (49 gün) nedeni ile toplam 107 günlük gecikmede kendi kusuru bulunduğu, bu durumda davacının 93 gün süre uzatım talebinin haklı olduğu, benimsenen bilirkişi raporunda davalı iş sahibi tarafından davacı nam ve hesabına yapıldığı belirtilen işler, cezai şartlar ve davacının talimatıyla onun adına üçüncü şahıslara yapılan ödemeler kök ve ek raporda ayrıntılı olarak kalem kalem değerlendirildiği ve hesaplamalar yapıldığı, istinaf ilamında belirtildiği üzere Kadıköy 30. Noterliği'nin 13.02.2013 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesinde kabul edilen tarafların karşılıklı mutabık kaldıkları iş bedeli 4.908.267,67 TL + KDV üzerinden her bir iş kalemi ve fatura ayrıntılı olarak değerlendirilerek yapılan bilirkişi incelemesinde, nam ve hesaba yaptırılan işler ile eksik ve ayıplı işler bedelinin minhası ve yasal kesintiler sonrası davacının kesin hesapta 345.716,47-TL (KDV dahil), cari hesapta ise 18.477,07-TL olmak üzere toplam 364.193,54 TL alacağı bulunduğu kabul edilmekle alacağın 350.000,00 TL'sinin dava tarihinden, bakiye 14.193,54 TL sinin ıslah tarihi olan 17.10.2017 tarihinden itibaren işleyen ve işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verildiği, birleşen dava bakımından; Sözleşmesinin teminat mektuplarının iadesini düzenleyen hükmüne istinaden yapılan bilirkişi incelemesinde, geçici kabulün 31/03/2012 tarihinde yapıldığı, kesin kabul tarihinin 31/03/2017 olduğu, bağımsız bölümlerin müşteri teslimlerinin 31/03/2012 tarihinde başlayıp, 23/02/2013 tarihinde bittiği, 16/08/2011 tarihli ... TAŞ Kadıköy Şubesinin 53.570,00-USD meblağlı kesin teminat mektubunun geçerlik süresinin 15/01/2017 tarihinde dolduğu, davacı tarafından süresi uzatılmayan teminat mektubunun sözleşme hükümleri doğrultusunda 14/01/2017 tarihinde kesin kabulden 2,5 ay önce nakde çevrildiği, davalı ... Ltd. Şti.’nin 31/12/2012 tarihli 8 nolu 4.908.267,67-TL ) + KDV miktarlı kesin hesabının 345.716,47-TL (KDV dahil), cari hesapta ise 18.477,07-TL alacaklı olduğu, dolayısıyla kesin teminat miktarının %50’sinin iade şartlarının oluştuğu, %30’unun kesin kabul tarihi 31/03/2017 tarihi itibarıyla iade şartlarının oluştuğu, %20’nin ise dairelerin en son müşteri teslimi 23/02/2013 tarihinden 5 yıl süreyle sonra 23/02/2018 tarihi itibarıyla iade şartlarının oluştuğu, buna göre davalı taraf şartları oluşmadığı halde teminat mektubunu haksız yere nakde çevirdiğinden birleşen davanın, takibe konu 53.570,00 USD asıl alacak ve işlemiş faizin 5.992,98 USD'lik kısmı olmak üzere toplam 59.562,98 USD bakımından kısmen kabulüne karar verildiği, alacak likit ve itiraz haksız olduğundan icra inkar tazminatı talebinin de kabul edildiği gerekçesiyle, A- Asıl dava yönünden; 1- Davanın kısmen kabulü ile, toplam 364.193,54 TL nin 350.000,00 TL sinin dava tarihinden, bakiye 14.193,54 TL sinin ıslah tarihi olan 17.10.2017 tarihinden itibaren işleyen ve işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 2- Fazlaya ilişkin istemin (550.498,99 - 364,193,54=186.305,45 TL) reddine, B- Birleşen İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/342 Esas sayılı dosyası yönünden; 1- Davanın kısmen kabulü ile, davalıların İstanbul 21. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına konu alacağa yönelik itirazının; 53.570,00 USD asıl alacak, 5.992,98 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 59.562,98 USD bakımından iptali ile, takip tarihinden itibaren asıl alacağa fiili ödeme gününe kadar Devlet bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanmak suretiyle takibin devamına, 2- Fazlaya ilişkin (1.697,63 USD) istemin reddine, 3- İİK md. 67/2 uyarınca alacak likit ve itiraz haksız olduğundan toplam alacağın takip tarihindeki USD kuru üzerinden belirlenecek toplam alacağın TL karşılığı üzerinden % 20 oranında icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. İSTİNAFLAR: A-)Davalı-birleşen davalı ... Ltd. Şti. vekilince istinaf dilekçesinde; 1-)İstinaf kaldırma kararı gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği, 2-)Asıl davanın alacak davası, birleşen davanın ise teminat mektubuna ilişkin itirazın iptali davası olduğu, tarafların ve borcun sebeplerinin farklı bulunduğu, bir dosyadaki talebin sözleşmeden doğan alacak, diğerinin teminat mektubunun iadesi olduğu, bu nedenle HMK hükümlerine aykırı şekilde davaların birleştirildiği ve bu usul hatasının hükmün kaldırılmasını gerektirdiği, 3-)Bilirkişi kök ve ek raporlarında hesap hataları bulunduğu, bozma sonrası alınan kök ve ek raporlarda; toplam iş miktarı, sözleşme kapsamı iş bedeli, ilave iş bedeli, önceki hakediş miktarı, yasal kesintiler, net ödenecek tutar kalemlerinin yanlış hesaplandığı, davacı lehine 364.193,54 TL tutarında hatalı sonuca ulaşıldığı, özellikle üçüncü şahıslara yaptırılan işler bedelinin hesaplamaya dahil edilmemesinin ciddi fark yarattığı, 4-)Eksik inceleme ile hüküm kurulduğu, 11.03.2024 tarihli ek bilirkişi raporuna süresi içinde sunulan ayrıntılı itiraz dilekçesine cevap verilmeden, bu itirazlar doğrultusunda yeni rapor alınmadan hüküm kurulduğu, mahkemenin somutlaştırılmış itirazları karşılamadığı, bu nedenle kararın eksik incelemeye dayandığı, 5-)Sözleşmenin 14.07.2011 tarihli olduğu, sözleşmeye göre yer tesliminin imza ile yapılmış sayıldığı, davacının işyeri açılışı ve SGK başvuruları itibarıyla fiilen işe başladığı, yer tesliminin gecikmeli sayılmasının ve “zımni kabul” yorumunun hatalı olduğu, buna bağlı olarak davacıya ilave süre verilmesi ve gecikme günlerinin yanlış hesaplanmasının hükme esas alınmasının da hatalı olduğu, 6-)İlave iş kalemlerinin yanlış değerlendirildiği, davacıya 152.096,67 TL tutarında ilave iş bedeli ve buna bağlı süre verilmesinin hukuka aykırı olduğu, polmend firması bazuka sistem fiyat farkı (45.000 TL), mutfak tezgah arkası pano imalatı (48.860,54 TL), vitrifiye armatür marka değişikliği fiyat farkı (107.150,86 TL), flotal ayna bedeli (3.000 TL), seramik köşe profil bedeli (2.604 TL), parke ve süpürgelik tadilatı (360 TL) olmak üzere toplam 206.975,40 TL'lik iş kalemlerinin sözleşme dışı ilave iş değil, organizasyon ve uygulama farklılığı veya malzeme tercihi olduğu, süre uzatımı gerektirmediği, 7-)Teslim tarihi ve geçici/kesin kabul değerlendirmelerinin hatalı olduğu, davacının işi 02.04.2012 tarihinde tam ve eksiksiz teslim ettiği yönündeki kabulün gerçeğe aykırı olduğu, noter ihtarnameleri, tespit fotoğrafları ve kontrol teşkilatı belgeleriyle eksik ve ayıplı imalatların sabit olduğu, 31.03.2017 tarihli kesin kabulün taraflar arasında yapılmış gerçek bir kesin kabul olmadığı, 8-)... inşaat katılım payı hesabının hatalı olduğu, ... katılım payının mali oranlar üzerinden hesaplanması gerekirken bilirkişi tarafından hatalı yöntem uygulandığı, sözleşme bedellerine göre mali oranlar üzerinden hesaplandığında davacı payının farklı çıkacağı, aylık 6.025,99 TL yerine farklı tutarın esas alınması gerektiği, 11 aylık hesapta ciddi fark oluştuğu, 9-)Etkin & Sürekli Firması aylık ücret hesabının yanlış olduğu, bu firmanın görev alanı ile ...’nin görev alanlarının farklı olduğu, dekorasyon işleri ve ileri kaba işlerin sürelerinin ayrıştırılması gerektiği, mali oranlara göre hesap yapılması halinde davacıdan mahsup edilmesi gereken tutarın 88.225,88 TL olduğu, 10-)Sözleşmeye göre hakedişlerden kesilmesi gereken 320,89 TL ...Sigorta primi ile 104,60 TL noter ihtarname ücretinin hesaplamaya dahil edilmemesinin hatalı olduğu, 11-)Son hakediş (kapak) hesabında hatalar bulunduğu, ilave işler dahil toplam iş bedelinin 4.908.267,67 TL + KDV olduğu hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, Hakediş-06 sonrası yeni bir imzalı hakediş bulunmadığı, 6 nolu hakedişten sonra davalı nam ve hesabına üçüncü kişilere yaptırılan işler bedelinin toplamdan düşülmesi gerektiği, bilirkişinin 4.520.717,06 TL gibi afaki rakamdan hareket ettiği, stopaj, KDV ve kesintilerin yanlış matrah üzerinden hesaplandığı, KDV’li–KDV’siz kalemlerin karıştırıldığı, 12-)Doğru hesaplamaya göre davalının alacaklı olduğu, kesin hakediş matrahı, KDV, stopaj, sözleşme gereği ve davacı namına yapılan kesintiler, cari hesap borcu dikkate alındığında davalı ...’nın 22.770,12 TL alacaklı olduğu, hatta bilirkişi tespiti olan 586.815,48 TL (KDV’siz) bedel esas alınsa dahi davalının 20.944,76 TL borçlu çıkmasının hatalı olduğu, 13-)Birleşen davaya konu teminat mektubunun iadesine esas alınan kabul ve teslim tarihinin yanlış olduğu, geçici kabul tutanağındaki eksik ve ayıplı imalatların dikkate alınmadığı, davacının 5 yıllık sorumluluğunu yerine getirmediği, kesin kabul için yazılı talepte bulunmadığı, 31.03.2017 tarihli kesin kabulün taraflar arasında yapılmış bir kesin kabul olmadığı, Sözleşmenin “Teminatların İadesi” başlıklı 3. paragrafında; iş bitim süresinin uzaması veya daire teslimlerinin uzaması halinde, uzayan süre kadar davacının teminat mektubunun süresini uzatmakla yükümlü olduğu, aksi halde işveren tarafından teminatın nakde çevrileceğinin açıkça düzenlendiği, davacının iş süresinin ve daire teslimlerinin uzamasına rağmen teminat mektubunun süresini uzatmadığı, buna rağmen yerel mahkemece teminatın nakde çevrilmesinin hatalı kabul edilmesinin sözleşme hükmüne aykırı olduğu, Sözleşmenin “Kesin Teminat” başlıklı bölümünde, USD bazındaki kesin teminatın %20’lik kısmının ancak eksik ve ayıplı imalat bulunmaması halinde iade edileceğinin açıkça düzenlendiği, dosya kapsamındaki eksik ve ayıplı imalatlar giderilmeden ve sorumluluk süresi tamamlanmadan teminatın iade edilmesi gerektiği yönündeki kabulün hatalı olduğu, Daire teslimlerinin 01.04.2012 ile 23.02.2013 tarihleri arasında gerçekleştiği, bu nedenle 15.01.2017 vadeli 53.570 USD tutarındaki kesin teminat mektubunun sözleşme gereği en az 23.02.2018 tarihine kadar uzatılması gerektiği, ayrıca Kadıköy 30. Noterliği'nin 14.12.2016 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile teminat süresinin uzatılmasının talep edildiği, ancak davacının buna cevap vermediği ve mektubu uzatmadığı, Teminat mektubunun nakde çevrildiği tarihte davacının davalıya karşı 380.045,69 TL cari hesap borcu bulunduğu ve taraflar arasındaki uyuşmazlığın henüz kesinleşmediği, bu durumda teminatın sözleşme hükümleri uyarınca nakde çevrilmesinin yerinde olduğu, mahkemenin aksi yöndeki kabulünün hem sözleşmeye hem de fiili duruma aykırı olduğu belirtilerek, kararın kaldırılması talep edilmiştir. B-)Birleşen dosya davalısı ... ... A.Ş. vekilince istinaf dilekçesinde; 1-)Birleşen dosyanın tefrik edilmemesi nedeniyle adil yargılanma haklarının ihlal edildiği, birleşen 2020/342 E. sayılı dosyada müvekkili şirketin taraf olmadığı, tarafları ve konusu farklı olan dosyaların birleştirilmesinin HMK hükümlerine aykırı olduğu, asıl davada taraf olmayan müvekkilinin, önceki yargılama safahatında yer almamasına rağmen o dosyada yapılan tespit ve değerlendirmelere dayanılarak sorumlu tutulmasının hukuka aykırı bulunduğu, birleşen dosyanın tefrik edilerek ayrı esasa kaydedilmesi gerekirken bu yönde karar verilmemesinin savunma ve adil yargılanma hakkını ihlal ettiği, Asıl davanın taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklanan ödenmediği iddia olunan bakiye alacak ve ek iş bedeline ilişkin olduğu, birleşen davanın ise teminat mektubunun iadesine yönelik itirazın iptali davası niteliğinde bulunduğu, taraf ve hukuki sebep farklılığı bulunan davaların birlikte yürütülmesinin usul hükümlerine aykırı olduğu, 2-)Teminat mektubunun iadesi için sözleşmesel şartların oluşmadığı, taraflar arasında imzalanan “İstanbul ... ... ... (... Ada 4 Parsel) 5. Etap 2. Kısım 62 ve 63 Nolu ... ve 23 Nolu Ortaköy Kompleksinde Dairelere Ait İç Dekorasyon Yapılması İşi Sözleşmesi”nin 3.7 ve 3.8 maddelerinde kesin teminatın iade koşullarının ayrıntılı şekilde düzenlendiği, buna göre; işin eksiksiz tamamlanması, geçici ve kesin kabul işlemlerinin yapılması, SGK ve vergi borcu bulunmadığına dair belgelerin ibrazı, iş kazası ve üçüncü kişi zararlarına ilişkin sorumlulukların giderilmesi ve ayıplı imalatlara ilişkin 5 yıllık garanti süresinin dolması gibi şartların gerçekleşmesi gerektiği, bu koşulların dava ve takip tarihi itibarıyla gerçekleşmediği, 3-)Sözleşme gereğince teminat iadesi için yüklenicinin SGK’dan ilişiksizlik belgesi ve vergi dairesinden borcu yoktur yazısı ibraz etmesi gerektiği, davacı tarafından bu belgelerin müvekkiline sunulmadığı, bu nedenle teminat mektubunun iade şartlarının oluşmadığı, 4-)Davacının ayıplı ve eksik imalatları nedeniyle müvekkili aleyhine toplam 42 adet dava açıldığı, bu davalardan kaynaklı yaklaşık 2.000.000 TL’yi aşan mali risk bulunduğu, sözleşme uyarınca ayıplı imalatlara ilişkin sorumluluğun teslimden itibaren 5 yıl süreyle devam ettiği ve kesin teminatın %20’lik kısmının bu süre sonuna kadar iade edilemeyeceğinin düzenlendiği, bu nedenle teminatın iadesi koşullarının oluşmadığı, 5-)Davacının sözleşmede kararlaştırılan iş programına uymadığı, işe başlama ve iş bitim sürelerine riayet etmediği, tedarikçilere yapılması gereken ödemeleri zamanında yapmadığı, bu nedenle işin geciktiği, konut teslimlerinde altı aya varan gecikmeler yaşandığı ve müşteriler tarafından kira kaybı talepli davalar açıldığı, iş süresinin uzaması nedeniyle teminat mektubunun süresinin uzatılması gerekirken davacının bunu yapmadığı, 6-)Sözleşmenin 3.7 maddesi uyarınca iş süresinin uzaması halinde teminat mektubunun süresinin de uzatılmasının zorunlu olduğu, davacının bu yükümlülüğünü yerine getirmediği, bu nedenle teminat mektubunun nakde çevrilmesinin sözleşmeye uygun olduğu, yerel mahkemenin bu hususu yeterince değerlendirmediği, 7-)Hükme esas alınan bilirkişi raporunun müvekkilin taraf olmadığı 2020/541 E. sayılı dosya kapsamındaki değerlendirmelere dayandığı, önceki BAM ilamındaki tespitlerin kesin hesap olarak kabul edildiği, oysa müvekkilinin o dosyada taraf olmadığı ve savunma hakkını kullanamadığı, bilirkişi raporunun eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeler içerdiği, 8-)Uyuşmazlığın teknik ve kapsamlı inceleme gerektirdiği, sözleşme hükümlerinin yoruma açık olduğu, teminatın iade şartlarının oluşup oluşmadığının yargılamayı gerektirdiği, bu nedenle alacağın likit sayılamayacağı, buna rağmen icra inkâr tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu, 9-)Teminat mektubunun USD cinsinden olduğu, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar’ın 8. maddesi uyarınca bedelin 02/01/2018 tarihindeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden Türk Lirası karşılığının belirlenmesi gerektiği, yerel mahkemenin bu hususu gözetmediği, 10-)Teminatın iade koşullarının oluşup oluşmadığı, davacının sözleşmeye aykırı davranışlarının sonuçları, mevcut dava ve risklerin teminat iadesine etkisi gibi hususların yeterince araştırılmadığı, sözleşme hükümlerinin bütüncül değerlendirilmediği, teminat mektubunun sözleşmeye uygun şekilde nakde çevrildiği, iade koşullarının oluşmadığı, davacının yükümlülüklerini yerine getirmediği, bu nedenle birleşen davanın reddi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek,birleşen davaya ilişkin kısmen kabul kararının kaldırılarak, birleşen davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı-birleşen davacı taşeron, davalı-birleşen davalı ... ...Ltd.Şti. yüklenici, birleşen davalı ... ....A.Ş. ise iş sahibidir. Asıl dava, davacı taşeron ile davalı yüklenici arasında imzalanan 14.07.2011 tarihli eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye sözleşme alacağı ile sözleşme dışı ek iş bedeli talebine ilişkindir. Birleşen dava, aynı sözleşeme ilişkisi kapsamında teminat mektubunun nakde çevrilerek iade edilmemesi üzerine İstanbul 21. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından 53.570,00 USD bedelli alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Asıl dosya tarafları arasında düzenlenen 14/07/2011 tarihli sözleşme ile İstanbul ... ... ada, 4 parselde idare tarafından inşa edilmesi planlanan ... Projesi 5. Etap 2. Kısım ...-63 ve 23 nolu Ortaköy Kompleksinde Daire İçi Dekorasyon İşlerinin Malzeme + İşçilikli olarak yapılması kararlaştırılmıştır. Davacı ... ile davalı ... arasında imzalanan sözleşme kapsamında davalıya verilen 53.570,00-USD teminat mektubu ana işveren ... ... tarafından nakde çevrilmiştir. Dairemizin kaldırma kararı sadece asıl davaya ilişkin olup, birleşen dava kaldırma kararımız sonrasında bu dosya ile birleşmiştir. Asıl davaya yönelik istinaf itirazları değerlendirildiğinde; Davacı asıl davada, sözleşmeye göre işi tamamladığını ve sözleşme dışı ilave işler yaptığını, buna rağmen davalı tarafından kabul işleminin yapılmadığını, sözleşmeye konu bir kısım bakiye alacağı ile sözleşme dışı ilave iş bedellerinin ödenmediğini ileri sürmüş, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak sözleşmeye göre bakiye 300.000 TL alacağın ve 50.000 TL ilave işler bedelinin tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesinde ise sözleşme kapsamındaki iş - ilave iş ayrımı yapmaksızın 466.524,57 TL + KDV olmak üzere toplamda 550.498,99 TL'nin tahsilini talep etmiştir. Asıl dosya davalısı, edimlerin gereği gibi ifa edilmediğini, sözleşmedeki ifa süresinin aşıldığını, asıl işverenden ceza uygulamasına maruz kaldığını, bu cezanın kısmen davacıya yansıtıldığını, davacının ifa edilmeyen ediminin davalı tarafından sözleşme uyarınca üçüncü şahıslara davacı nam ve hesabına yaptırıldığını, davacının talimatıyla onun adına üçüncü şahıslara bir kısım ödemeler yapıldığını (KDV, Stopaj, Damga Vergisi vs), sonuç olarak davalının borçlu değil 15.913,24-TL alacaklı olduğunu savunmuştur. Mahkemece, kaldırma kararımız sonrasında, davacı vekilinden ıslah dilekçesinde arttırılan miktara ilişkin açıklama dilekçesi alındığı, yeni oluşturulan bilirkişi heyetinden mahallinde yeniden keşif yapılmak suretiyle alınan 11.03.2023 tarihli kök ve 11.03.2024 tarihli ek raporlarda, kaldırma kararı doğrultusunda, davacı taşeronun davaya konu sözleşme ilişkisi kapsamında davalıdan talep edebileceği sözleşmeye konu ve ilave iş bedellerinin, davalı yüklenicinin 3. Kişilere tamamlattırdığını belirttiği eksik ve ayıplı iş savunmaları, davalı tarafından davacı adına yapıldığı belirtilen KDV, Stopaj, Damga Vergisi vs ödemeler, davalı tarafça ileri sürülen mahsup def'i, teslimde gecikme bulunup bulunmadığı ve gecikilen sürelerden kimin sorumlu olduğu, davacı alacağından buna bağlı olarak cezai şart kesintisi yapılıp yapılamayacağı ve yapılan ödemeler ile birlikte değerlendirildiği, özetle, kaldırma kararında belirtilen tüm hususları kapsayacak şekilde değerlendirmeler yapıldığı ve sonuç olarak davacının bakiye alacak miktarının, tarafların kabulünde olan 4.908.267,67 TL + KDV iş bedeli üzerinden, toplam 364.193,54 TL olarak belirlendiği, davalı vekilinin istinafına da konu ettiği itirazlarının alınan ek raporla denetime elverişli şekilde değerlendirildiği, Mahkemece hükme esas alınan bu kök ve ek raporlardaki değerlendirme ve görüşlerin dosya kapsamına uygun olmaları nedeniyle Dairemizce de yerinde görüldükleri anlaşılmakla, Mahkemece asıl davanın 364.193,54 TL üzerinden kısmen kabulüne dair verilen karar usul ve yasaya uygun bulun bulunmakta olup, davalı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf talebi yerinde bulunmamaktadır. Birleşen davaya yönelik istinaf itirazları değerlendirildiğinde;Asıl dosya tarafları arasında düzenlenen 14/07/2011 tarihli sözleşmenin "Kesin Teminat" başlıklı bölümünün 3. Paragrafında, iş bitim süresinin uzaması / konutların müşterilere tesliminin gecikmesi halinde, bu uzayan süreler kadar teminat mektubu sürelerinin de uzatılacağı, aksi taktirde teminatın işverence nakde çevrileceği belirtilmiş olup, yine bu sözleşmenin "Teminatların İadesi" başlıklı bölümünün son paragrafına göre, en son kalan %20'lik teminat kısmının iadesi bakımından davacının eksik ve ayıptan sorumluluğu konutların müşterilere tesliminden itibaren 5 yıl daha devam edecektir. Bu düzenlemelerde gecikmenin kimden kaynaklandığına dair bir ayrıma gidilmediğinden, somut olayda her iki taraftan da kaynaklanan gecikmeler olması ve davalıdan kaynaklı gecikmenin daha uzun olması hususu bu madde kapsamında teminat süresinin uzatılmasını etkilemeyecektir. İş bitim süresinin her hangi bir sebeple uzaması vaya konutların müşterilere tesliminin gecikmesi halinde, uzayan bu süreler kadar teminat mektubu süreleri de uzatılacak, teminatın en son kalan %20'lik kısmının iadesi için davacının eksik ve ayıptan sorumluluğunun bittiği "konutların müşterilere tesliminden" itibaren 5 yıl daha beklenecektir. Hükme esas alınan kök ve ek bilirkişi heyeti raporlarında da buna göre bir değerlendirme yapılmış ve "görüldüğü üzere taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi uyarınca sözleşme ile üstlenilen işin bitim yahut alıcılara teslim süresinin uzaması halinde yüklenicinin kesin teminat mektupları süresini uzatması gerekmekte olup aksi takdirde teminat nakde çevrilebilecektir" (11.03.2024 tarihli ek rapor 31. Sayfa ilk paragraf) şeklinde bir ifade kullanılmış olmakla birlikte, devamında (45. sayfa), davalının teminat mektubunu paraya çevirdiği tarih itibariyle haklı olup olmadığına göre bir değerlendirme yapılmak yerine, teminat mektubu paraya çevrilmemiş gibi, sözleşmedeki kesin teminatın aşamalı iadesine ilişkin hüküm doğrultusunda bir değerlendirme yapılmak suretiyle, sonuç olarak "davacının sözleşmeye konu işten dolayı SGK ve Vergi Dairesinden ilişiksizlik belgesi ibrazı halinde" 23.02.2018 tarihi itibariyle kesin teminatın tamamının iadesi koşullarının sağlanacağı belirtilmiş, Mahkemece de "SGK ve Vergi Dairesinden ilişiksizlik belgesine" ilişkin ön şart göz ardı edilerek, mevcut gerekçe doğrultusunda, 23/02/2018 tarihi itibarıyla iade şartlarının oluştuğu, buna göre davalı tarafın şartları oluşmadığı halde teminat mektubunu haksız yere nakde çevirdiği kabul edilerek birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Oysa ki dosya kapsamına göre, davaya konu teminat mektubunun süresinin 15.01.2017 tarihinde bitecek olmasına, dairelerin en son müşteri teslimi tarihine (23/02/2013) göre teminat mektubunun süresinin sözleşmenin "Kesin Teminat" başlıklı bölümünün 3. Paragrafı gereğince bu tarihten 5 yıl sonrası olan 23/02/2018 tarihine kadar uzatılması gerekmesine ve davalı yüklenicinin teminat süresinin uzatılması istemine ilişkin 14.12.2016 tarihli ihtarnamesine rağmen, davacı tarafından teminat süresi uzatılmadığından, davalı teminat mektubunu geçerlilik süresinin dolmasından 1 gün önce 14.01.2017 tarihinde nakde çevirmekte haklı bulunmaktadır. Sözleşmenin "Kesin Teminat" başlıklı bölümünün 3. Paragrafında teminat mektubunun irat kaydedileceği değil, nakde çevrileceği belirtildiğinden ve sözleşmede teminatın borca mahsup edilemeyeceğine dair bir hüküm bulunmadığından, davacının sözleşmenin ifasına dayalı olarak sözleşmenin genel hükümlere göre tasfiyesi kapsamında bu teminat mektubunun genel hesapta dikkate alınmasını ve varılacak sonuca göre, aşamalı iade düzenlemesine göre tamamını veya kalan kısmını davalılardan talep hakkı bulunmakla birlikte, yine sözleşmenin "Teminatların İadesi" başlıklı bölümünün "Banka Teminat Mektuplarının İadesi" başlıklı paragrafına göre, tüm teminat iade aşamalarına ilişkin olarak davacı taşeronun "vergi dairesinden vergi sorumluluğu olmadığına dair belgesini, sosyal güvenlik kurumundan alınacak sigorta ilişik kesme belgesini ve işçi ücretleri ile İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku mevzuatından kaynaklanan alacaklarını ödediğini işverene ibraz etmesi, işbu sözleşme kapsamında işçilerinden iş kazasına uğramış olanların bulunması durumunda ilgililerin buna dair maddi ve manevi zararlarını gidermesi ve buna dair belgeyi işverene ibraz etmesi, üçüncü şahısların uğradığı maddi ve manevi zararları tazmin etmesi, kesin hakedişin işverence onaylanması ve ayıplı-noksan imalatların giderilmesi" gerekmektedir. 11.03.2024 tarihli ek raporda da bu doğrultuda "davacının sözleşmeye konu işten dolayı SGK ve Vergi Dairesinden ilişiksizlik belgesi ibrazı halinde" 23.02.2018 tarihi itibariyle kesin teminatın tamamının iadesi koşullarının sağlanacağı belirtilmiştir. Bilirkişi raporundaki bu görüşe rağmen, davacı vekilince bu ek rapora karşı sunulan itiraz dilekçesinde bu belgelerin mevcut olduğuna dair bir iddiada bulunulmadığı gibi, birleşen davanın kabulü için bu belgelere ihtiyaç olmadığı ileri sürülmüştür. Söz konusu kesin teminatın iadesi için öncelikle bu ilişiksizlik belgelerinin sunulması gerekmekte olup, sonrasında ilgili maddede öngörülen diğer şartların mevcut olup olmadığı da değerlendirilecektir. Bu tespit ve değerlendirmelere göre, davacı taşeronun banka teminat mektubunun her bir parçasının iadesini talep edebilmesi için, diğer şartların yanında, sözleşmeye konu işten dolayı SGK ve Vergi Dairesinden alacağı ilişiksizlik belgelerini davalı yükleniciye ibraz ederek talepte bulunması gerektiği halde, dosyaya buna dair bir başvuru ve ilişkisizlik belgesi sunulmadığı gibi, bu yönde görüşte bulunulan bilirkişi ek raporuna karşı sunulan itiraz dilekçesinde de birleşen davanın kabulü için bu belgelere ihtiyaç olmadığı ileri sürüldüğünden, somut olayda bu birleşen dava (takip) tarihi itibariyle teminat mektubunun iadesi şartları tam olarak oluşmadığından, Mahkemece birleşen davanın bu sebeple reddine karar verilmesi gerekirken, mevcut gerekçe doğrultusunda reddine karar verilmiş olması yerinde olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davalı ... İnşaat vekilinin asıl davaya yönelik istinaf talebinin reddine, birleşen dosya davalıları vekillerinin istinaf taleplerinin kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince birleşen dava yönünden kaldırılarak, birleşen davanın reddine, davacının davaya konu takibi başlatmakta kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden davalıların kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiş, asıl davaya ilişkin ilk derece hükmü ise fer'ileriyle birlikte aynen korunmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A)1-Asıl dava bakımından, davalı ... Limited Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2-Birleşen dava bakımından, davalılar vekillerinin istinaf taleplerinin KABULÜNE, 3-İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 19/09/2024 tarih ve 2020/541 Esas, 2024/492 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 4-Asıl Dava Yönünden, a-Davanın KISMEN KABULÜ ile, toplam 364.193,54 TL nin 350.000,00 TL sinin dava tarihinden, bakiye 14.193,54 TL sinin ıslah tarihi olan 17.10.2017 tarihinden itibaren işleyen ve işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE, b-Fazlaya ilişkin istemin (550.498,99 - 364,193,54=186.305,45 TL) REDDİNE, 5-Birleşen dava yönünden; a-Davanın REDDİNE, b-Davalıların kötü niyet tazminatı taleplerinin şartları oluşmadığından REDDİNE, B) İLK DERECE YARGILAMASI YÖNÜNDEN Asıl dava yönünden; 1-Alınması gereken 24.878,06 TL nispi karar harcından peşin harç + ıslah harcı olarak yatırılan toplam 9.401,15 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 15.476,91 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 2-Davacı tarafından yatırılan 9.401,15 TL harcın davalı ... İnşaattan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 3-Davacı tarafından yapılan 14.715,07 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 56.629,00 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen miktar yönünden 29.809,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE Birleşen dava yönünden; 1-Alınması gereken 732,00 TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 5.422,42 TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 4.690,42 TL harcın kararın kesinleşmesini takiben ve istek halinde davacı tarafa İADESİNE, 2-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 65.510,09 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN 1-Asıl dava bakımından, alınması gereken 24.878,06 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 13.211,75 TL harcın mahsubu ile bakiye 11.666,31 TL harcın davalı ... İnşaattan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 2-Birleşen dava bakımından, davalılar tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalılara İADESİNE, 3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 4-Gerek ilk derece gerekse istinaf aşamasında yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısımların karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa İADESİNE, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 18/02/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.