9. Hukuk Dairesi 2012/6644 E. , 2014/12013 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 8. İŞ MAHKEMESİ (KARTAL 4.İŞ) TARİHİ : 22/11/2011 NUMARASI : 2010/619-2011/1038 DAVA :Davacı, kıdem tazminatı alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
**9. Hukuk Dairesi 2012/6644 E. , 2014/12013 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 8. İŞ MAHKEMESİ (KARTAL 4.İŞ) TARİHİ : 22/11/2011 NUMARASI : 2010/619-2011/1038 DAVA :Davacı, kıdem tazminatı alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A)Davacı isteminin özeti: Davacı vekili, müvekkilinin 20.12.2000-30.07.2007 arasında, ayrıldığı sırada Ege Bölgesi Satış Müdürü olarak 4.960 TL ücretle çalıştığını, 4 aylık brüt ücreti tutarında ikramiye ile ayrıca satış primi aldığını, işverenlikçe hiçbir neden olmaksızın iş akdine son verileceği söylenerek işe iade davası açmamak şartıyla tüm haklarının ödeneceği, imzalayarak ayrılmadıkları takdirde iş akitlerine son verileceğini, en iyi ihtimalle bir yılın sonunda paralarını alabileceklerini söyleyerek 30.05.2007 tarihinde ikale sözleşmesi imzalatıldığını, bu sözleşmenin tek nüsha olarak ve tanıklar huzurunda olmadığı halde böyle imzalanmış gibi düzenlendiğini, bu tarihten sonra davacıya 2 ay ücretli izin kullandırıldığını, düzenlenen sözleşme örneğinin kendilerine verilmediğini, yıllık izin, fazla mesai, kıdem, ihbar tazminatı ve ek tazminat başlıkları altında sayılıp hesaplandığını, yapılacak vergi kesintisinden ve meblağın ek ikramiye adı altında bordrolarda gösterileceğinden söz edilmediğini, sonuçta ikale sözleşmesinde hesaplanan bu toplam rakamın bordroda ek ikramiye olarak gösterildiğini ve davacının alacağının kıdem tazminatı ve işe iade davası açılmamasına karşılık ödenen tazminattan da gelir vergisi kesilerek ödendiğini, sonuç itibariyle davacının kandırılarak sanki işe iade davasına ilişkin tazminatlarla birlikte tüm alacakları ödeniyormuş gibi görünen sözleşmeyi imzaladığını ve işe iade davası açmak hakkını kaybettiğini, haklı neden olmaksızın iş akdinin feshi halinde mahkemelerce ödenmesine karar verilecek olan tazminat miktarı 4 aylık boşta geçen süre ve en az 4 aylık brüt maaş tutarında tazminat olacakken davacı daha azını kabul ettiği halde bu miktarların ek ikramiye gösterilip vergilendirilmesinin işveren açısından karlı bir işlem olduğunu ancak davacının aldatılarak zarara uğratıldığını, aynı hususta açılan davaların Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğini iddia ederek 3.000 TL kıdem tazminatının faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. B)Davalı cevabının özeti: Davalı vekili, davacının 22.12.2000-30.07.2007 arasında çalıştığını, işten ayrılmayı talep ettiği sırada Ege Bölgesi Satış Müdürü olduğunu, kendi isteği ile ayrılmayı talep ettiğini, ikale sözleşmesi yaparak iş akdini sona erdirmeyi kendisinin talep ettiğini, davacının ayrılma talebinin İnsan Kaynakları departmanında görüşüldüğünü, kendi isteği ile ayrılmak isteyen davacının uzun yıllardır çalışan yönetici konumunda personel olması nedeniyle ikale sözleşmesi düzenlenerek ayrılmasının uygun görüldüğünü, ikale sözleşmesi hükümlerinde de açıkça belirtildiği üzere davacıya yapılan kıdem tazminatı ödemesinde o tarih itibariyle yürürlükte olan kanunlar uyarınca gelir vergisi ve sigorta prim kesintisi yapıldığını, İKALE anlaşması kapsamında davacıya ödenen kıdem tazminatının İş Kanununda tanımlanan nitelikte olmadığını, dolayısıyla GVK madde 25/7 hükmünden yararlanması ve vergiden istisna edilmesinin mümkün olmadığını, bu ödemenin GVK madde 61 gereğince ücret olarak nitelendirilmesi ve tevkifata tabi tutulması gerektiğini, tarafların karşılıklı iradeleri ve GVK hükümleri uyarınca yapılan vergi kesintilerinin hukuka uygun olduğunu, iddia edildiği gibi eksik ödeme söz konusu olmadığını, ikale sözleşmesinin tarafların hür iradeleri ve karşılıklı istekleri doğrultusunda hazırlanıp imzalandığını, irade sakatlığı yönündeki iddianın asılsız olduğunu, kaldı ki BK hükümlerine göre anılan sözleşme üzerinden 3 seneden fazla süre geçtiğini ve irade sakatlığı nedeniyle bu davanın açılmasını kanunun himaye edemeyeceğini, davacının kötü niyetli olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte iradeyi sakatlayan halin ortadan kalkmasından itibaren 1 yıl içinde dava açılabilecekken, 3,5 yıl sonra irade sakatlığı var denilerek dava açılmasının hukuken geçerli kabul edilemeyeceğini, kandırma durumu söz konusu olmadığını, alacakların sözleşmede kalem kalem ayrıca hesaplanıp açıkça düzenlendiğini, yasal kesintilerin sözleşmenin sona erdiği tarih itibariyle geçerli olacak oranlar üzerinden hesaplanacağının açıkça sözleşme maddesi olarak düzenlendiğini, davacının işveren vekili sıfatıyla çalıştığını, Ege Bölge Müdürü olarak üst düzey yönetici olduğunu, işçi alma çıkarma yetkilerine de sahip bulunduğunu, İş Kanunu madde 18/son gereği 21. Madde hükümlerinin davacı için geçerli olmadığını, yasa gereği zaten işe iade davası açmasının mümkün olmadığını, işe iade davasına ilişkin tazminatlara yönelik hakkının zaten bulunmadığını, davacının bu yöndeki iddialarının hukuki dayanaktan yoksun ve asılsız olduğunu savunarak açıklanan ve resen nazara alınacak nedenlerle davanın reddini talep etmiştir. C)Yerel Mahkeme Kararının Özeti. Mahkemece, ibraz olunan ikale sözleşmesinin incelenmesinde davacıya kıdem, ihbar, izin ve ek tazminat karşılığı yapılacak ödemelerin belirlendiği ve brüt olarak belirtilen bu ödemelerden yasal kesintiler yapıldıktan sonra kalan net tutarının banka hesabına yatırılması halinde işverenin ibra edileceğinin hüküm altına alındığının görüldüğü, işveren ve işçiler arasında karşılıklı anlaşmalı olarak yapılan ikale sözleşmesi neticesinde ödenen kıdem tazminatının İş Kanununun 14. maddesinde tanımı yapılan kıdem tazminatı kapsamına girmediğinden gelir vergisi kanununun 25/7 maddesi uyarınca vergiden istisna edilmesi mümkün olmadığı gerekçesiyle bilirkişi raporundaki hesaplamalar doğrultusunda davanın kısmen kabulü ile 2.306,62 TL kıdem tazminatının tahsiline karar verilmiştir. D)Temyiz: Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. E)Gerekçe: İkale sözleşmesi kapsamında davalı işverenlikçe davacı işçiye brüt 13.410,38 TL kıdem tazminatı, brüt 12.879,53 TL ihbar tazminatı, brüt 44.640,00 TL ek tazminat ve brüt 12.234,67 TL izin ücreti ödenmesinin kararlaştırıldığı, davacının brüt tutarları belirtilen ödemelerin gerekli yasal kesintiler yapıldıktan sonra kalacak net tutarının banka hesabına yatırılması kaydıyla işvereni en geniş anlamda ibra edeceğini beyan ve kabul ettiği anlaşılmaktadır. Dosyada bulunan 2007 yılı Temmuz ayına ilişkin ücret bordrosu incelendiğinde, yıllık izin ücreti olarak 12.234,67 TL, ek ikramiye adı altında ise 70.929,91 TL tahakkuk bulunduğu anlaşılmıştır. Yine dosyada bulunan davalı şirketçe Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığına hitaben yazılan 18.03.2011 tarihli yazıdan, H.. Ü.. adlı personelin karşılıklı imzalanan ikale ile 30.07.2007 tarihinde iş akdinin sonlandığı, adı geçen eski personelin çalıştığı dönem boyunca aylık brüt ücretleri üzerinden GVK’nun 94. ve 103. maddesinde belirtilen oranlarda gelir vergisi kesintisi yapıldığı, adı geçen personele işten ayrıldığı Temmuz 2007 döneminde brüt ücreti haricinde kullanılmamış yıllık izin ücreti, ikramiye, satış primi ve ek ikramiye ödemesi yapıldığı, anılan ödemelerin de mevzuat hükümleri uyarınca gelir vergisi kesintisine tabi tutulduğunun bildirildiği anlaşılmıştır. Kıdem tazminatı 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 25. maddesi gereği gelir vergisinden muaf olduğu halde gelir vergisi matrahına eklenerek vergilendirmeye tabi tutulması hatalıdır. Bu yönüyle davacı işçiye kıdem tazminatı eksik ödenmiştir. Ancak kesilen vergi tutarı işveren uhdesinde kalmayıp vergi dairesine yatırılmış olmakla aynı tutarın bir defa daha işverenden tahsili yerinde değildir. Davacı işçinin kıdem tazminatının gelir vergisi matrahına eklenmesinden kaynaklanan eksik ödemeyi ilgili vergi dairesinden talep etmesi gerekir. Bu yönde fark kıdem tazminatı için verilen karar hatalıdır. F)Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 09.04.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.