T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:05/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:04/03/2022 DAVANIN KONUSU:Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) BİRLEŞEN ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN ... ESAS SAYILI DOSYASI DAVANIN KONUSU:Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) BİRLEŞEN ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:05/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:04/03/2022 DAVANIN KONUSU:Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) BİRLEŞEN ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN ... ESAS SAYILI DOSYASI DAVANIN KONUSU:Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) BİRLEŞEN ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN ... ESAS SAYILI DOSYASI DAVANIN KONUSU:Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:05/02/2026 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Asıl davada davacı vekili; ... Ticaret A.Ş. (...) 'nin 2013 sezonunda BDT ve Rusya'dan Antalya'ya gelecek turistler için ... (...) firmasıyla Ocak 2013'ten itibaren görüşmeler yürüttüğünü ve üç yıl süreli işbirliği sözleşmesi (...) imzalandığını, her iki firmaNIN yaptıkları işbirliği ile 320.000 (üçyüzyirmibin) turist getirmeyi hedeflediğini, BDT ve Rusya'dan turistlerin büyük oranda davalı şirket ve diğer tur operatörleri vasıtasıyla getirildiğini, Şubat 2013'te ... ile ... arasındaki işbirliğinin kamuoyunda duyulması sonrasında, davalı şirket ve dava dışı rakip tur operatörlerinin otel sahipleri üzerinde baskı kurarak, otellerin ... ve ...'a oda vermesini engellemeye başladıklarını, otellerin kontratlarını iptal etmeye başladığını, sorunun çözümü için oteller ile yoğun görüşmeler yapan müvekkilinin rakip tur operatörlerinin organize bir şekilde faaliyet gösterdiğini saptadığını, Nisan 2013'ten itibaren davalı şirket ve rakip tur operatörlerinin yine birlikte ve organize şekilde otellere baskı uygulayarak ...'ye ve ...'a oda rezervasyonunu engellemeye başladıklarını, bu boykot ve baskılar sonucunda ...'nin rezervasyon sözleşmesi olan otellerin peş peşe İATI rezervasyonlarını iptal ettiklerini, davalı şirketin baskılarına dayanamayan otellerin bu baskılar nedeniyle ...'den gelen rezervasyonları iptal ederek müvekkili şirketle olan sözleşmelerini ihlal ettiklerini, davalının alenen otellere baskı uygulayarak müvekkili şirket aracılığıyla gelen müşterilerin otellere alınmamasını talep ettiğini, böylece müvekkilinin yeni dâhil olduğu Rusya ve BDT pazarında yer bulması güçleştirilerek bu pazarın dışına çıkarıldığını, davalının hukuk dışı bu fiillerinin Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) Haksız Rekabeti düzenleye hükümlerine (TTK md. 54 - 63) açıkça aykırılık oluşturduğunu, TTK'nın 55. maddesine göre; dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleriyle, kanunda sayılan ve kanunda sayılanların dışındaki hukuka aykırı davranışlar haksız rekabet oluşturduğunu, aynı şekilde TTK'nın 55(1)b)1. maddesine göre; “Müşterilerle kendisinin bizzat sözleşme yapabilmesi için, onları başkalarıyla yapmış oldukları sözleşmelere aykırı davranmaya yöneltmekl...)” haksız rekabet hallerinden biri olduğunu, davalı şirketin ve diğer tur operatörlerinin oteller üzerine yapmış oldukları baskılar, aynı zamanda TTK'nın 55(1)a)8. maddesinde düzenlenmiş olan müşterinin karar verme özgürlüğünü özellikle saldırgan satış yöntemleriyle sınırlamak haksız rekabet hali olarak da nitelendirildiğini, piyasadaki olağan iş şartlarına uymayarak, oteller üzerinde baskı kurmak yoluyla otellerin sözleşmelerine aykırı davranmasına sebep olan davalının, dürüstlük kuralına aykırı davrandığını, TTK'nın 55(3)e maddesinde; “iş şartlarına uymamak; özellikle kanun veya sözleşmeyle, rakiplere de yüklenmiş olan veya bir meslek dalında veya çevrede olağan olan iş şartlarına uymayanlar dürüstlüğe aykırı davranmış olur.” hükmünün yer aldığını, TTK'nın 62. maddesi uyarınca davalının haksız rekabet teşkil eden fiilleri dolayısıyla iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılabileceğini, aynı kanunun 60. maddesine göre haksız rekabet fiili Türk Ceza Kanunu gereğince daha uzun dava zamanaşımı süresine tabi olan cezayı gerektiren bir fiil niteliğinde ise bu sürenin hukuk davaları için de geçerli olduğunu, davalı şirketin diğer tur operatörleriyle sistematik olarak birlikte hareket etmek suretiyle TIK'nın haksız rekabet hükümlerinin yanı sıra rekabet hukukuna da aykırı davrandığını, Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun'un (RKHK) 4. maddesinde de rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacı taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri hukuka aykırı sayılarak yasaklandığını, RKHK'nın 4. maddesinin d bendine göre rakip teşebbüslerin faaliyetlerinin zorlaştırılması, kısıtlanması veya piyasada faaliyet gösteren teşebbüslerin boykot ya da diğer davranışlarla piyasa dışına çıkartılması yahut piyasaya yeni gireceklerin engellenmesi teşebbüslerinin uyumlu eylem içinde olduklarına karine teşkil ettiğini, ...'nin, BDT ve Rusya pazarına yeni girmekte olan bir firma olduğunu, Antalya bölgesindeki otellere yerleştirmek istediği müşterilerin, rakip tur operatörlerinin baskıları nedeniyle otellere alınmaması “boykot” eyleminin gerçekleştiğini ve dolayısıyla söz konusu teşebbüslerin uyumlu eylem içinde olduğunu, davalı rakip şirket diğer rakip tur operatörleriyle birlikte, anlaşma ve uyumlu eylemler yoluyla müvekkil şirketle sözleşmesi olan otelleri ticari yaptırımlarla tehdit ederek otellerin müvekkil şirket aracılığıyla yapılan rezervasyonları iptal etmesine, müvekkiliyle yapılan sözleşmelere aykırı davranmalarına ve bu sözleşmeleri hukuka aykırı olarak feshetmelerine sebep olduğunu, Rusya'dan ve BDT'den Antalya'ya turist getiren ve aralarında davalı şirketin de bulunduğu tur operatörlerinin pazar paylarının %80'i bulduğunu, bu güce sahip şirketlerin kolektif bir biçimde otellere baskı uygulayarak, “boykot” olarak tabir edilebilecek eylemlerle müvekkili şirketin pazara girişini ve rekabet baskısı yaratmasını engellediklerini, bu uyumlu eylemler yoluyla hem rekabetin sınırlandırıldığını hem de müvekkili şirkete maddi ve manevi büyük zararlar verildiğini, bu nedenle Rekabet Kurumu Başkanlığı'na bu şirketlerin rekabete aykırı eylemlerinin tespiti ile bu eylemlere son verilmesi yönünde karar verilmesi talepli başvuruda bulunulduğunu, haksız rekabet halinde TTK'nın 56. maddesinde çeşitli tazminat taleplerinde bulunma imkanı getirildiğini, bu taleplerden birisinin de maddi tazminat olduğunu, davalının müvekkiline yönelik haksız rekabet teşkil eden eylemleri nedeniyle haksız rekabetten kaynaklanan her türlü maddi durumun ortadan kaldırılmasına, fazlaya dair her türlü talep haklarım saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin uğramış olduğu zarar sebebiyle, TTK'nın ilgili hükümleri ve Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun'un 58. maddesi uyarınca şimdilik 1.000.000,00 TL maddi tazminatın 17.02.2013 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalı şirketten tazminine, TBK'nın 58. maddesi uyarınca müvekkili şirketin kişilik haklarının zarara uğramış olması sebebiyle 500.000,00- TL manevi tazminatın, davalı şirketten tazminine, vekalet ücreti ve yargılama masraflarının davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında davacı vekili; davacının Antalya'da ... online ağırlıklı oluşturduğu sistem ile turizm alanında faaliyet gösteren bir firma olduğunu, davacının 2013 sezonunda BDT ve Rusya'dan Antalya'ya gelecek turistler için ...(...) firmasıyla Ocak 2013'ten itibaren görüşmeler yürüttüğünü ve üç yıl süreli işbirliği sözleşmesi imzaladığını, her iki firmanın yaptıkları işbirliği ile 320.000 turist getirmeyi hedeflediklerini, davacının kendisinin ve ...'un sahip olduğu yüksek teknolojik imkanlar sayesinde gerek bölgedeki otelciler gerekse son kullanıcılar için ulaşımı hızlı ve ekonomik kanallar oluşturduğunu, yaratılan bu dinamik sistem ile davacı şirketin tur operatörlüğünü esas alan eski sistemleri devre dışı bırakarak ülkemize daha fazla turistin gelmesini sağlamayı hedeflediklerini, BDT ve Rusya'dan turistlerin büyük oranda davalı şirket ve diğer tur operatörleri vasıtasıyla getirildiğini, Şubat 2013'te ... ile ... arasındaki işbirliğinin kamuoyunda duyulması sonrasında davalı şirket ile dava dışı rakip tur operatörlerinin otel sahipleri üzerinde baskı kurarak otellerin ... ve ...'a oda vermesini engellemeye başladıklarını, söz konusu baskıların ilgili oteller tarafından davalı şirkete gönderilen iptal e-maillerinden açıkça anlaşıldığını, sorunun çözümü için oteller ile yoğun görüşmeler yapan davacı şirketin rakip tur operatörlerinin organize bir şekilde faaliyet gösterdiğini saptadıklarını, bunun üzerine ... ve ... gazetelerinin Akdeniz eklerine verdiği tam sayfa ilan ile sorunu kamuoyu ile paylaştıklarını ve hukuksuz tavrın sonra erdirilmesini istediklerini, davacının bu girişimi sonrasında kısa bir süre oteller üzerindeki baskının azaldığını ve otellerin tekrar davacı müşterilerine oda rezervasyonuna başladıklarını, ancak Nisan 2012'ten itibaren davalı şirket ve rakip tur operatörlerinin yine birlikte ve organize şekilde otellere baskı uygulayarak davacıya ve ...'a oda rezervasyonunu engellemeye başladıklarını, bu boykot ve baskılar sonucunda davacının rezervasyon sözleşmesi olan otellerin peş peşe davacı rezervasyonlarını iptal ettiklerini, bunun yanında davalı ve diğer rakip tur operatörlerinin kendileriyle işbirliği yapmayan Rusya ve BDT pazarında popüler olan otelleri kendi satışlarından kaldırarak müşterisiz bıraktıklarını, aralarında ... otellerinin de bulunduğu bir kısım otelin davacı ile aralarındaki sözleşmeyi feshettiklerini, ... Grup otelleri gibi bir kısım otellerin de sezon boyunca davacıya satışları kapattıklarını, baskı ve boykotun öyle bir boyuta ulaştığını ki aralarında ... Grup otellerinin de bulunduğu onlarca otelin rezervasyonları konfirme etmiş olmalarına rağmen müşterileri otele giriş esnasında kabul etmeyerek geri çevirdiklerini, davalının alenen otellere baskı uygulayarak davacı şirket aracılığı ile gelen müşterilerin otellere alınmamasını talep ettiklerini böylece davacının yeni dahil olduğu Rusya ve BDT pazarında yer bulması güçleştirilerek bu pazarın dışına çıkarıldığını, davalının hukuk dışı bu fiilerinin TTK'nın haksız rekabeti düzenleyen hükümlerine açıkça aykırılık oluşturduğunu, TTK'nın 55. maddesine göre dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleriyle kanunda sayılan ve kanunda sayılanların dışındaki hukuka aykırı davranışların haksız rekabet oluşturduğunu, aynı şekilde TTK'nın 55/1-b.maddesine göre müşterilerle kendisinin bizzat sözleşme yapabilmesi için onları başkalarıyla yapmış oldukları sözleşmelere aykırı davranmaya yöneltmek) haksız rekabet hallerinden biri olduğunu, davalı şirketin ve diğer tur operatörlerinin oteller üzerinde yapmış oldukları baskıların aynı zamanda TTK'nın 55/1-a.8. maddesinde düzenlenmiş olan müşterinin karar verme özgürlüğünü özellikle saldırgan satış yöntemleriyle sınırlamak haksız rekabet hali olarak da nitelendirildiğini, piyasadaki olağan iş şartlarına uymayarak oteller üzerinde baskı kurmak yoluyla otellerin sözleşmelerine aykırı davranmasına sebep olan davalının TTK 55/3-e maddesine göre dürüstlük kuralına aykırı davrandığını, davalı şirketin diğer tur operatörleri ile sistematik olarak birlikte hareket etmek suretiyle TTK'nın haksız rekabet hükümlerinin yanı sıra rekabet hukukuna da aykırı davrandığını, davalı şirket ve diğer tur operatörlerinin rekabet hukukuna aykırılık teşkil eden eylemleri nedeniyle taraflarınca Rekabet Kurumu Başkanlığı'na bu şirketlerin rekabet hukukuna aykırı eylemlerinin tespiti ile bu eylemlere son verilmesi yönünde karar verilmesi talepli başvuruda bulunulduğunu, haksız rekabet halinde TTK'nın 56. maddesinde çeşitli tazminat taleplerinde bulunma imkanı getirildiğini, bu taleplerden birisinin de maddi tazminat olduğunu, davacı şirketin söz konusu haksız fiilin özel görünümü olan haksız rekabet teşkil eden ve rekabet hukukuna aykırı eylemler nedeniyle uğramış olduğu zararın hesaplanmasında bazı hususlara dikkat çekilmesi gerektiğini, davacı şirket ile ... arasında imzalanan işbirliği sözleşmesinin 3 yıl süreli olduğunu, bu eylemler nedeniyle davacının 3 yıllık kazanç beklentisinin karşılanamadığını, davacının bu işbirliğine güvenerek yükümlülüklerini yerine getirmek adına araçlar satın aldığını, kiraladığını, personel istihdam ettiğini, bu personellerin konaklaması için lojman kiraladığını ve reklam yatırımı yaptığını, davacı şirket ile ... arasında imzalanan işbirliği sözleşmesi uyarınca 2013 senesi için ülkeye getirilmesi planlanan yolcu sayısının 320.000 iken sayılan haksız eylemler neticesinde sadece 80.000 turist getirilebildiğini, 2013 senesi için mahrum kalınan karın bu sayı üzerinden hesaplanması gerektiğini, baskılar sonucunda sözleşmenin hedefleri yerine getirilemediğinden sözleşmenin 2014 senesinde askıya alınmak zorunda kalındığını, davacı şirketin bu ilişkide potansiyel olarak gördüğü herhangi bir kazancı sağlayamadığını, tazminatın hesaplanmasına kaybedilen potansiyel müşteri sayısının dikkate alınması gerektiğini, otellerin davacı şirkete çekinceli davranması, oteller ile ilişkilerinin bozulmasının davacının diğer projelerine ve işlerine de yansıdığını, otellerin web siteleri üzerinden tatil paketi satma projesinin oteller üzerinde rakip tur operatörlerince uygulanan baskılar nedeniyle sekteye uğradığını ve bu nedenle davacı şirketin maddi ve manevi kayba maruz kaldığını, davalı şirket ve diğer tur operatörlerinin oteller üzerinde baskısı nedeniyle davacı şirketin uğradığı bu zararın kapatılması için yüksek maliyetli kaynaklardan borç talep ettiğini ve ciddi finansman giderleri doğduğunu, davacı şirketin uğramış olduğu maddi zararın yanı sıra manevi tazminat talep etme hakkının da bulunduğunu iddia ederek davalının davacıya yönelik haksız rekabet teşkil eden her türlü eylemlerinin men'ine, davalının davacıya yönelik haksız rekabet teşkil eden eylemleri nedeniyle haksız rekabetten kaynaklanan her türlü maddi durumun ortadan kaldırılmasına, fazlaya dair her türlü talep hakları saklı kalmak kaydıyla davacının uğramış olduğu zarar sebebiyle TTK'nın ilgili hükümleri ve Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun'un 58. maddesi uyarınca şimdilik 1.000.000,00 TL maddi tazminatın 17.02.2013 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalı şirketten tazminine, TBKnın 58. maddesi uyarınca davacı şirketin kişilik haklarının zarara uğramış olması sebebiyle 500.000,00 TL manevi tazminatın davalı şirketten tazminine, vekalet ücreti ve yargılama masraflarının davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında davacı vekili; davacının Antalya'da ... online ağırlıklı oluşturduğu sistem ile turizm alanında faaliyet gösteren bir firma olduğunu, davacının 2013 sezonunda BDT ve Rusya'dan Antalya'ya gelecek turistler için ...(...) firmasıyla Ocak 2013'ten itibaren görüşmeler yürüttüğünü ve üç yıl süreli işbirliği sözleşmesi imzaladığını, her iki firmanın yaptıkları işbirliği ile 320.000 turist getirmeyi hedeflediklerini, davacının kendisinin ve ...'un sahip olduğu yüksek teknolojik imkanlar sayesinde gerek bölgedeki otelciler gerekse son kullanıcılar için ulaşımı hızlı ve ekonomik kanallar oluşturduğunu, yaratılan bu dinamik sistem ile davacı şirket tur operatörlüğünü esas alan eski sistemleri devre dışı bırakarak ülkemize daha fazla turistin gelmesini sağlamayı hedeflediklerini, BDT ve Rusya'dan turistlerin büyük oranda davalı şirket ve diğer tur operatörleri vasıtasıyla getirildiğini, Şubat 2013'te ... ile ... arasındaki işbirliğinin kamuoyunda duyulması sonrasında davalı şirket ile dava dışı rakip tur operatörlerinin otel sahipleri üzerinde baskı kurarak otellerin ... ve ...'a oda vermesini engellemeye başladıklarını, söz konusu baskıların ilgili oteller tarafından davalı şirkete gönderilen iptal e-maillerinden açıkça anlaşıldığını, sorunun çözümü için oteller ile yoğun görüşmeler yapan davacı şirketin rakip tur operatörlerinin organize bir şekilde faaliyet gösterdiğini saptadıklarını, bunun üzerine ... ve ... gazetelerinin ... eklerine verdiği tam sayfa ilan ile sorunu kamuoyu ile paylaştıklarını ve hukuksuz tavrın sonra erdirilmesini istediklerini, davacının bu girişimi sonrasında kısa bir süre oteller üzerindeki baskının azaldığını ve otellerin tekrar davacı müşterilerine oda rezervasyonuna başladıklarını, ancak Nisan 2012'ten itibaren davalı şirket ve rakip tur operatörlerinin yine birlikte ve organize şekilde otellere baskı uygulayarak davacıya ve ...'a oda rezervasyonunu engellemeye başladıklarını, bu boykot ve baskılar sonucunda davacının rezervasyon sözleşmesi olan otellerin peş peşe davacı rezervasyonlarını iptal ettiklerini, bunun yanında davalı ve diğer rakip tur operatörlerinin kendileriyle işbirliği yapmayan Rusya ve BDT pazarında popüler olan otelleri kendi satışlarından kaldırarak müşterisiz bıraktıklarını, aralarında ... otellerinin de bulunduğu bir kısım otelin davacı ile aralarındaki sözleşmeyi feshettiklerini, ... Grup otelleri gibi bir kısım otellerin de sezon boyunca davacıya satışları kapattıklarını, baskı ve boykotun öyle bir boyuta ulaştığını ki aralarında ... Grup otellerinin de bulunduğu onlarca otelin rezervasyonları konfirme etmiş olmalarına rağmen müşterileri otele giriş esnasında kabul etmeyerek geri çevirdiklerini, davalının alenen otellere baskı uygulayarak davacı şirket aracılığı ile gelen müşterilerin otellere alınmamasını talep ettiklerini böylece davacının yeni dahil olduğu Rusya ve BDT pazarında yer bulması güçleştirilerek bu pazarın dışına çıkarıldığını, davalının hukuk dışı bu fiilerinin TTK'nın haksız rekabeti düzenleyen hükümlerine açıkça aykırılık oluşturduğunu, TTK'nın 55. maddesine göre dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleriyle kanunda sayılan ve kanunda sayılanların dışındaki hukuka aykırı davranışların haksız rekabet oluşturduğunu, aynı şekilde TTK'nın 55(1)b.maddesine göre müşterilerle kendisinin bizzat sözleşme yapabilmesi için onları başkalarıyla yapmış oldukları sözleşmelere aykırı davranmaya yöneltmek) haksız rekabet hallerinden biri olduğunu, davalı şirketin ve diğer tur operatörlerinin oteller üzerinde yapmış oldukları baskıların aynı zamanda TTK'nın 55(1)a)8. maddesinde düzenlenmiş olan müşterinin karar verme özgürlüğünü özellikle saldırgan satış yöntemleriyle sınırlamak haksız rekabet hali olarak da nitelendirildiğini, piyasadaki olağan iş şartlarına uymayarak oteller üzerinde baskı kurmak yoluyla otellerin sözleşmelerine aykırı davranmasına sebep olan davalının TTK'nın 55(3)e maddesine göre dürüstlük kuralına aykırı davrandığını, davalı şirketin diğer tur operatörleri ile sistematik olarak birlikte hareket etmek suretiyle TTK'nın haksız rekabet hükümlerinin yanı sıra rekabet hukukuna da aykırı davrandığını, davalı şirket ve diğer tur operatörlerinin rekabet hukukuna aykırılık teşkil eden eylemleri nedeniyle taraflarınca Rekabet Kurumu Başkanlığına bu şirketlerin rekabet hukukuna aykırı eylemlerinin tespiti ile bu eylemlere son verilmesi yönünde karar verilmesi talepli başvuruda bulunulduğunu, haksız rekabet halinde TTK 56. maddesinde çeşitli tazminat taleplerinde bulunma imkanı getirildiğini, bu taleplerden birisinin de maddi tazminat olduğunu, davacı şirketin söz konusu haksız fiilin özel görünümü olan haksız rekabet teşkil eden ve rekabet hukukuna aykırı eylemler nedeniyle uğramış olduğu zararın hesaplanmasında bazı hususlara dikkat çekilmesi gerektiğini, davacı şirket ile ... arasında imzalanan işbirliği sözleşmesinin 3 yıl süreli olduğu, bu eylemler nedeniyle davacının 3 yıllık kazanç beklentisinin karşılanamadığı, davacının bu işbirliğine güvenerek yükümlülüklerini yerine getirmek adına araçlar satın aldığını, kiraladığını, personel istihdam ettiğini, bu personellerin konaklaması için lojman kiraladığını ve reklam yatırımı yaptığını, davacı şirket ile ... arasında imzalanan işbirliği sözleşmesi uyarınca 2013 senesi için ülkeye getirilmesi planlanan yolcu sayısının 320.000 iken sayılan haksız eylemler neticesinde sadece 80.000 turist getirilebildiğini, 2013 senesi için mahrum kalınan karın bu sayı üzerinden hesaplanması gerektiğini, baskılar sonucunda sözleşmenin hedefleri yerine getirilemediğinden sözleşmenin 2014 senesinde askıya alınmak zorunda kalındığını, davacı şirketin bu ilişkide potansiyel olarak gördüğü herhangi bir kazancı sağlayamadığını, tazminatın hesaplanmasına kaybedilen potansiyel müşteri sayısının dikkate alınması gerektiğini, otellerin davacı şirkete çekinceli davranması, oteller ile ilişkilerinin bozulmasının davacının diğer projelerine ve işlerine de yansıdığını, otellerin web siteleri üzerinden tatil paketi satma projesinin oteller üzerinde rakip tur operatörlerince uygulanan baskılar nedeniyle sekteye uğradığını ve bu nedenle davacı şirketin maddi ve manevi kayba maruz kaldığını, davalı şirket be diğer tur operatörlerinin oteller üzerinde baskısı nedeniyle davacı şirketin uğradığını ve bu zararın kapatılması için yüksek maliyetli kaynaklardan borç talep ettiğini ve ciddi finansman giderleri doğduğunu, davacı şirketin uğramış olduğu maddi zararın yanı sıra manevi tazminat talep etme hakkının da bulunduğunu iddia ederek, davalının davacıya yönelik haksız rekabet teşkil eden her türlü eylemlerinin men'ine, davalının davacıya yönelik haksız rekabet teşkil eden eylemleri nedeniyle haksız rekabetten kaynaklanan her türlü maddi durumun ortadan kaldırılmasına, fazlaya dair her türlü talep hakları saklı kalmak kaydıyla davacının uğramış olduğu zarar sebebiyle TTK'nın ilgili hükümleri ve Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun'un 58. maddesi uyarınca şimdilik 1.000.000,00 TL maddi tazminatın 17.02.2013 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalı şirketten tazminine, TBKnın 58. maddesi uyarınca davacı şirketin kişilik haklarının zarara uğramış olması sebebiyle 500.000,00 TL manevi tazminatın davalı şirketten tazminine, vekalet ücreti ve yargılama masraflarının davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Asıl davada davalı vekili; davacı şirketçe 2013 yılının Şubat ayında ... Tic. A.Ş.'nin ... turistlerin Türkiye'ye getirmesine dair ... ile işbirliği yaptığını, yapılan iş birliğinin kamuoyunda duyulması üzerine davalı müvkekili şirket ve dava dışı tur operatörlerinin de birlikte hareket ettiğini, otel sahiplerine de baskı kurduğu ve otellerin ... ile ...'a oda vermesini engelemeye çalıştıklarını, davacı şirketçe dava dışı ... Otelcilik, ... Turizm ve ... Grup hakkında rekabet kurumuna şikayette bulunulduğunu, rekabet kurumu tarafından ... İnşaat Taşımacılık ve Ticaret Ltd. Şti., ... Turizm İşletmeciliği A.Ş., ... Grup Turizm İşletmeleri A.Ş., ... Turizm İnş. Nak. ... Tic. Ltd. Şti. unvanlı teşebbüslerin ... Tic. A.Ş.'yi piyasa dışına çıkarmak için birlikte hareket ettiğini ve otellere baskı yaptıkları iddialarına yönelik olarak yürütülmüş ön araştırma neticesinde 29/08/2013 tarih ve 13-49/701-299 sayılı kararın tesis edildiğini, davacı ... Ticaret A.Ş. tarafından kurul kararının iptali istemli dava açıldığını ve Ankara 16. İdare Mahkemesi Başkanlığı'nın ... Esas ... Karar sayılı kararı ile kurul kararının iptal edildiğini, iptal kararının Rekabet Kurumu'nun soruşturmaya yönelik esas hakkındaki inceleme ve görüşlerine yönelik olmadığını ve soruşturma açılmaksızın kurulun esas hakkında karar vermesinden ibaret olduğunu, yani usule yönelik olduğunu, şikayet başvurusunun 03/05/2013 tarihli olduğunu ve davanın zamanaşımı nedeni ile reddi gerektiğini, müvekkili şirketin şikayete konu dava dışı diğer şirketlerle aynı pazarda yer aldığı iddialarının huzurdaki davada müvekkili şirkete husumet doğurmadığını ve müvekkili şirketi açısından huzurdaki davanın husumet eksikliği nedeni ile reddi gerektiğini, müvekkili şirketin haksız rekabete konu olabilecek ve yasaya ayıkırılık teşkil eden herhangi bir ihlali bulunmadığını, davacının müvekkili şirket aleyhine belgelendirilmemiş maddi tazminat isteminin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında davalı vekili; İş bu davada Rekabet Kurulu kararının bekletici mesele yapılması ile zamanaşımı süreleri ve uygulaması bakımından, öncelikle davada hangi hukuk kuralının uygulanacağının tespitinin gerektiğini, çünkü hukuka aykırı bir eylem iddiası mevcut olmasına ve bunun ancak bir kanun maddesini ihlal edebileceği ortadayken, dava dilekçesinde dört ayrı kanun maddesi ihlali yapıldığının yazıldığını, bunların; "1-TTK-55-1-b-1 maddesi: Müşterilerle kendisinin bizzat sözleşme yapabilmesi için, onları başkalarıyla yapmış oldukları sözleşmelere aykırı davranmaya yönelmek." "2-TTK-55-1-a-8 maddesi: Müşterinin karar verme özgürlüğünü özellikle saldırgan satış yöntemleri ile sınırlamak", "3-TTK-55-3-e maddesi: İş şartlarına uymamak, özellikle kanun veya sözleşmeyle, rakiplere de yüklenmiş olan veya bir meslek dalında veya çevrede olağan olan iş şartlarına uymayanlar dürüstlüğe aykırı davranmış olur." "4- 4054 s. Rekabetin korunması Hakkında Kanun 4/d maddesi: Rakip teşebbüslerin faaliyetlerinin zorlaştırılması, kısıtlanması veya piyasada faaliyet gösteren teşebbüslerin boykot ya da diğer davranışlarla piyasa dışına çıkartılması yahut piyasaya yeni gireceklerin engellenmesi" olduğunu, yine bir fiilden sadece bir kanun maddesinden tazminat talep edilebilecek iken, hem TTK-56. madde hem de RKHK-58. madde çerçevesinde tazminat talep edildiğini, bu durumda bir fiile iki tazminat olmaz ilkesi uyarınca öncelikle hangi kanun maddesi uygulanacağının tespit edilmesi gerektiğini, uygulanması gereken kanunun 4054 s. Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun olduğunu, davada rekabet kurulu soruşturması esas alındığından 4054 sayılı Rekabet Kanunu'nun uygulanacağını, Yargıtay'ın 4054 sayılı rekabet kanununa dayalı davalarında ön mesele olarak Rekabet Kurulu'nun ihlal kararı vermesini aramakta olduğunu, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, aksi halde içtihatlar çerçevesinde Rekabet Kurulu soruşturmasının sonucunun beklenmesini talep ettiklerini, ihlal teşkil edebilecek uygulamanın pazarın ancak üçte birini sınırlı bir şekilde etkilemesinin söz konusu olabileceğini, davalı şirketin sınırlı sayıda otelle münhasır çalıştığı gibi davacının başka otellerle çalışmasının zaten mümkün olduğunu, bu nedenle soruşturma açılmasına gerek olmadığı kararı verildiğini, davacının başka otellerle çalışmasının mümkün olması sebebiyle bir rekabet ihlalinin söz konusu olamayacağını, davacının anılan sezonda otellerle çalışmaya devam ettiğini, hatta ön incelemeye konu olarak yapılan araştırmada da görüleceği üzere otellerde ... çalıştıklarını beyan ettiklerini, davacının şikayet ettiği ve ilk piyasaya giriş yılı olan 2013 yılında 45,22 pazar payı elde edebildiğini, 2014 yılında ise 11,04 pazar payı ile 4100'den fazla bir artış sağlayabildiğini ve herhangi bir zorlukla karşılaşmadığını, söz konusu oranlardan davacının pazar payının küçülerek değil büyüyerek ilerlediğinin görüldüğünü, turizm sektöründe tur operatörlerinin oteller ile tek çalışmasının oldukça olağan bir uygulama olduğunu, sezon başlamadan önce tur operatörlerinin müşterilerden en çok talep gören otelleri sezon başında garanti altına almak istediklerini, bu nedenle de önceden avans ödemek suretiyle tek çalışmak üzere anlaşma yaptıklarını, tazminat taleplerinin kabul edilebilmesi için davacının uğradığı zararın kanıtlanmasının zorunlu olduğunu, davacının zararını somut olarak ispatlayamadığını savunarak, öncelikle tüm taleplerin bir çok bakımdan zamanaşımına uğraması sebebiyle davanın reddine, aksi durumda sunulan içtihatlar gereğince Rekabet Kurulu kararının bekletici mesele yapılmasına, davacıya hüküm altına alınmasını istediği zararın hangi kalemlerden oluştuğu ile hangi kanuna dayandığının açıklattırılmasına, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında davalı vekili; haksız rekabete ilişkin genel düzenlemenin Borçlar Kanunu m. 57'de yer almakta olduğunu, daha sonra BK'daki düzenleme yeterli görülmeyerek, toplumun iktisadi çıkarlarını da koruyacak bir düzenleme yapılması üzerinde durulduğunu ve haksız rekabetin varlığı halinde dava açılmasını öngören yeni düzenlemelerin Türk Ticaret Kanunu m. 54 ve devamında düzenlendiğini, BK maddesi hükmü Yargıtay'ın da genel kabulüne göre sadece davalının tacir olmadığı hallerde uygulandığını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ... Esas ... Karar sayılı kararında TTK. 56-65 maddelerinde haksız rekabetin düzenlediğini, BK'nın 48. maddesini kaldırmadığını, bu surette tacirler arasındaki haksız rekabette TTK hükümleri, tacir olmayanlar arasındaki haksız rekabetin ise BK'nın 48. maddesinin (yeni 57. madde) uygulanacağının söylendiğini, tarafların tacir olması nedeniyle uyuşmazlığın TTK hükümlerine göre çözülmesinin tartışmasız olduğunu, davacının da TTK m. 56'ya göre hüküm kurulmasını talep ettiğinin görüldüğünü, TTK'nın 60. maddesinde haksız rekabetin varlığı halinde açılacak davaların zamanaşımı süresinin düzenlendiğini, davanın zamanaşımı yönünden reddedilmesi gerektiğini, davacının dava dilekçesinde ve eklerinde hangi haksız fiili nedeniyle taraflarına husumet yönlendirdiğini izah edemediğini, burada öncelikle haksız fiilin davacı şirketçe otellere uygulanan sözde baskı mı olduğu ya da otellerin davacıya oda vermemesi mi olduğunun tespiti gerektiğini, dava dilekçesinde de belirtildiği üzere haksız fiilin ve bu fiilden kaynaklanan zararın otellerin davacıya oda vermemesi olduğunun tartışmasız olduğunu, davada satıcı rezervasyonlarını iptal edenin oteller olduğunu, davacının belirttiği otellerin tamamının da tacir olduğunu, davalı şirketin de otellere para ödeyip oda satın alan müşteri olduğunu, aynı şekilde davacının da otellere para ödeyip oda satın alan müşteri olduğunu, bu durumda davacının dava dilekçesinin 4. sayfasında dayandırdığı TTK'nın 55/1-b-l maddesinin uygulanma olasılığının olmadığını, müşterinin müşteriye açmış olduğu haksız rekabet nedeniyle tazminat davasından söz edilemeyeceğini, davalının davacının sözleşmesi olan otelleri ticari yaptırımlarla tehdit ederek otellerin müvekkili şirket aracılığı ile yapılan rezervasyonları iptal etmelerini ve davacıyla yapılan sözleşmeleri hukuka aykırı olarak feshetmelerine sebep olmuştur dendiğini, görüldüğü gibi sözleşmeleri fesheden oteller olduğunu, dolayısı ile davacının uğramış olduğu bir zarar varsa bunu otellerden tazmin etmesinin gerektiğini, odaların satışını yapanın oteller olduğunu, satın alanın da davalı şirket olduğunu, dolayısı ile saldırgan satış yöntemlerini davalı şirketin yapabilme kabiliyetinin olmadığını, davacının bahsettiği sözleşmeleri fesheden otellere yöneltilmesi gereken husumeti davalı şirkete yöneltmesinin hukuka aykırı olduğunu, dolayısıyla davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, davacının genel ifadelerle Rusya pazarındaki tur operatörlerinin eylemlerinden bahsettiğini, hangi eylemin haksız fiil niteliğinde sayılacağını ortaya koyamadığını, dava dilekçesi ekinde haksız rekabete delil olarak sunulan e-maillerin herkes tarafından düzenlenip üzerinde değişiklik yapılabilen gerçeklikten uzak deliler olduğunu, Rekabet Kurumu kararında da açıkça ifade edildiği gibi davacının faaliyet çevresinde anlaşma yapabileceği otellerin sınırlandırılmadığını, anlaşma sonucu turist gönderebileceği çok sayıda otelin olduğunu, dolayısı ile faaliyetinin engellenmesinin hiçbir şekilde söz konusu olmadığını, deliller kapsamında belirtilen otellerin hangi nedene dayanarak hangi olay neticesinde sözleşmeden döndüklerinin de bilinemediğini, bu hususun kanıtlanarak davacının farazi iddialarının önüne geçmesi gerektiğini, davacının oldukça yüksek miktarda maddi ve manevi tazminatı davalı şirketten tahsilini istediğini, ancak burada da davalı şirkete atfedilecek hangi eylemden ne kadar zararının olduğunu ortaya koyamadığını, tüm ... tur operatörleri için genel ifadelerin kullanıldığını, hangi tur operatörünün hangi kusurlu eyleminden ne kadar zararını olduğunun bilinmediğini, bu genel ifadelerle davacının tüm tur operatörlerinden haksız kazanç elde etmeye çalışmasının iyi niyet ve dürüstlük kurallarıyla bağdaşmadığını, davacının iddia ettiği gibi, davalı şirketin eylemlerinden dolayı kişilik hakkının zarar görmediğinin ve ticari itibarında herhangi bir zedelenme meydana gelmediğinin ortada olduğunu, davalı şirkete karşı yöneltilen manevi tazminat taleplerinin asılsız olduğu, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının tazminat istemine ilişkin 17.02.2013 tarihinden itibaren reeskont faizi talebi temerrüt şartlarının oluşmamış olması nedeni ile hukuka aykırı olduğunu savunarak zamanaşımı ve husumet yönlerinden davanın reddine, zamanaşımı ve husumet itirazlarının reddi halinde hukuki mesnetten yoksun, haksız ve yersiz davanın esastan reddine, davacının men isteminin ortada devam eden haksız bir rekabet fiilinin olmaması ve davacının haksız rekabetten kaynaklanan her türlü maddi durumun ortadan kaldırılmasına yönelik talebinin hukuki veya maddi dayanaktan uzak olması nedeni ile reddine, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "... Rekabet Kurulu kararında belirlenen ve haksız rekabet teşkil ettiği tespit edilen eylemlerden kaynaklı olarak davacı nezdinde davalılarca tazmini gereken maddi ve manevi bir zararın oluşmadığı, Rekabet Kurulu kararının zararın varlığı hakkında kesin delil kabul edilemeyeceği" gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı asıl ve birleşen davalarda davacı vekili ve asıl davada davalı ... Acentalığı Taşımacılık İnşaat Ticaret Anonim Şirketi vekili ile birleşen davada davalı ... İnşaat Taşımacılık ve Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; idari yargı kararları sonucunda davalı ve diğer tur operatörlerinin birlikte hareket ederek ... aleyhine rekabete aykırı fiillerde bulunduğu hususu kanıtlanmış olduğundan zararın varlığının da kanıtlandığını, bu sebeple İlk Derece Mahkemesi'nin her üç dosya açısından da red gerekçesi olarak ileri sürdüğü zararın somut delillerle ispatlanamadığına dair gerekçesinin hatalı olduğunu, İlk Derece Mahkemesi'nin kararındaki bir diğer hatalı değerlendirmenin ise ne şekilde yapıldığı/yaptırıldığı belirsiz bir takım gazete haberlerinin dayanak olarak gösterildiğini, Rekabet Kurulu'nun araştırma dosyası içerisindeki binlerce yazışma ve dokumanı hiçe sayarak, onların yerine ne şekilde yapıldığı dahi belirsiz bir takım gazete küpürlerine dayanarak oluşturduğu kararın hatalı olduğunu, Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04.03.2022 tarihli ... Esas ve ... Karar sayılı asıl ve birleşen Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ve ... Esas sayılı davaların reddine ilişkin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. Davalı ... İnşaat Taşımacılık ve Tic. Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; somut uyuşmazlığa konu davanın usulen zamanaşımı nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, Türk Ceza Kanunu'na atıf yapılmak suretiyle fiilin aynı zamanda ve yalnızca 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda düzenlenmiş bir suç olması durumunda, daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörülmüş ise uzun olan zamanaşımına tabi olacağının ifade edildiğini, davacının davasında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu kapsamında bir suç belirleyemediğini, somut olayda Türk Ceza Kanunu'nun 66. Maddesinin uygulanma olasılığı bulunmadığını, çünkü 66. maddenin kamu davasını düzenlediğini, Türk Ticaret Kanunu'nun 62. maddesine göre cezayı gerektiren bir haksız rekabet filini işlediklerini öğrenip de bu filli önlemeyenler veya gerçeğe aykırı beyanları düzeltmeyenler, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, 56 ncı madde gereğince hukuk davasını açma hakkını haiz bulunanlardan birinin şikayeti üzerine, her bir bent kapsamına giren filler dolayısıyla iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılacaklarını, davacının dilekçelerinde de açıkça belirttiği maddedeki suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suçlardan olduğunu, bu durumda Türk Ceza Kanunu'nun 66. maddesinin değil 73. maddesinin uygulanması gerektiğini, Yasa koyucunun da TTK'da 60 ve 62. maddelerde TCK'ya aykırılık olmaması adına bu suç tipini takibi şikayete bağlı suçlar kapsamında saydığını ve TTK'da 1 yıllık zamanaşımı süresi öngördüğünü, aksi halde (TCK 66. maddesinin uygulanması durumunda) TTK hükümlerine göre zamanaşımının zaten kendiliğinden 1 yıl değil TCK hükümlerine göre 8 yıl olması gerektiğini, davada TTK'nın 62. maddesinin takibi şikayete bağlı şuçlardan olduğu için Rekabet Kurulu'na başvuru tarihi baz alındığında TCK kapsamında da zamanaşımına uğradığını, davacının ne dava dilekçesinde ne de replik dilekçesinde bu hususlara değinmediğini, TTK kapsamında zamanaşımı düzenlenmiş olan bir fiil için TCK'nın farklı maddeleri kapsamına giderek yargılamayı yanıltma çabasına girdiğini, dava konusu olayda TCK'da düzenlenen herhangi bir suçun oluşmadığını, bu nedenle davacı tarafça sunulan Yargıtay kararının dava konusu olaya emsal alınamayacağını, haksız rekabet olarak nitelendirilen eylemlerin menini isteyen davacının sırf zaman aşımını işlemez hale getirmek için davaya bu yönden talepte bulunduğunu, halbuki haksız rekabet olarak nitelendirilebilecek, devam eden herhangi bir eylemin söz konusu olmadığını, davacının da delillerinde devama ilişkin hiçbir delil sunmadığını, dikkate alınması gereken zamanaşımı süresinin TTK m. 60(1)'e göre davaya hakkı olan tarafın bu hakların doğumunu öğrendiği günden itibaren bir yıl olduğunu, davacı tarafın 03.05.2013 tarihinde Rekabet Kurumu'na müracaat dilekçesi ile bu hakkın doğumunu öğrendiğinin kabul edilmesi gerektiğini, zamanaşımı süresi geçtikten sonra bu davanın açıldığı ve men talebinde bulunulduğu gerekçesi ile zaman aşımının işlemeyeceği iddiasında bulunulmasının TMK'nın 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığını, davanın bu yönden de reddi gerektiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. Davalı ... Acentalığı Taşımacılık İnşaat Ticaret Anonim Şirketi vekili; İlk Derece Mahkemesi'nin davanın esastan reddine dair kararında usul ve yasaya aykırı bir husus bulunmadığını, ancak davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle usulden reddinin gerektiğini, bu nedenle zamanaşımı itirazlarının reddi yönünden verilen ara karara karşı katılma yoluyla istinaf isteminde bulunduklarını, davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğine dair itirazlarının İlk Derece Mahkemesince 05.06.2018 tarih ve (1) no'lu ara karar ile reddedildiğini, bu kararın hatalı olduğunu ve davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, haksız rekabete konu tazminata ilişkin zamanaşımı süresinin 6102 sayılı TTK'nın 60. maddesinde özel olarak düzenlendiğini, İlk Derece Mahkemesinin gerekçeli kararında: ''Davalıların dava zaman aşımı yönündeki savunmaları Yargıtay 11.HD ... E-... K sayılı emsal kararı doğrultusunda 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 2 ve 16.maddeleri uyarınca zaman aşımı süresinin sekiz yıl olarak kabul edilmesi gerektiği gerekçesi ile reddedilmiştir.'' denildiğini, ancak bu yöndeki kabulün hatalı olduğunu, dava konusu uyuşmazlığın (haksız rekabet) hakkında zamanaşımına ilişkin olarak TTK'da özel düzenleme bulunduğundan zamanaşımı konusunda TBK hükümlerine ve TBK'nın göndermesine göre diğer kanunlarda düzenlenen genel zamanaşımı sürelerine bakılamayacağını, haksız rekabette zamanaşımı süresinin TTK'nın 60. maddesine göre davaya konu eylemin öğrenilmesinden itibaren 1 yıl, her halde 3 yıl olduğunu, istisnai zamanaşımının eylemin ancak ve ancak TCK'da bir suç oluşturması halinde kabul edildiğini, dava konusu eylemin TCK'da bir suç olarak düzenlenmediğini, bu durumda gerek TBK gerekse Kabahatler Kanunu'na göre bir zamanaşımı değerlendirilmesi yapılamayacağını, bu durumda davacı yanın haksız rekabete dayalı davasının 6102 sayılı TTK'nın 60. maddesine göre hakkın doğum tarihi olan ve davacı tarafın da haksız fiil tarihi olarak ifade ettiği 17.02.2013 tarihinden itibaren başladığının kabulünün zorunlu olduğunu, diğer taraftan Rekabet Kurumu'nun 29.08.2013 tarihli ve ... sayılı kararının davacıya tebliğ tarihi olan 04.12.2013 tarihinin ise davacının söz konusu eylemi öğrendiği en geç tarih olarak da kabul edilebileceğini, bu durumda 17.02.2014 veya en geç 04.12.2014 tarihi itibariyle 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, oysa ki davacının huzurdaki davayı 12.06.2015 tarihinde 1 yıllık dava zamanaşımı süresi geçtikten sonra ikame ettiğini, bu nedenle dava dilekçesi ile talep edilen tazminatın öncelikle zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiğini, davacının maddi tazminat talebini 16.02.2022 tarihinde 58.494.795,53-TL için ıslah harcı yatırarak ve fakat ...-TL olarak ıslah ettiğini, bu ıslah işlemine karşı da ayrıca zamanaşımı itirazında bulunulduğunu, İlk Derece Mahkemesi'nce zamanaşımı itirazlarının reddedildiğini, huzurdaki uyuşmazlıkta Kabahatler Kanunu'nun 2 ve 16.maddeleri uyarınca zaman aşımı süresinin sekiz yıl olarak kabul edilmesi gerektiğinin ifade edildiğini, İlk Derece Mahkemesi'nin zamanaşımı süresinin 8 yıl olarak kabul edilmesi gerektiği görüşüne katılmamakla birlikte Mahkemenin bu yöndeki kabulüne göre 16.02.2022 tarihinde ıslah yoluyla talep edilen tazminat yönünden de 8 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, 8 yıllık süreye göre de istemin zamanaşımına uğradığı tarihin en geç 04.12.2021 tarihi olduğunu, bu yönüyle ıslah yoluyla talep edilen tazminatın her halükarda öncelikle zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dairemizce de istinaf incelemesi bu çerçevede yapılmıştır. Yargılamada ileri sürülen iddia ve cevaplar, mevcut deliller ve tüm dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde; Asıl dava ve birleşen davalar; haksız rekabetin önlenmesi, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle, asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün ... İflas sayılı dosyasından gönderilen 18/02/2026 tarihli yazı içeriğinde; asıl davanın davalısı olan ... Acentalığı Taşımacılık İnşaat Ticaret A.Ş.'nin Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10.07.2025 tarih ve ... Esas sayılı dosyası ile iflasına karar verildiği ve müflisin iflas işlemlerinin Müdürlüklerinin ... iflas sayılı dosyasından yürütüldüğü, iflas tasfiyesinin basit tasfiye usulüne göre yürütüldüğü belirtilmiştir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 191/1. maddesinde "Borçlunun iflas açıldıktan sonra masaya ait mallar üzerinde her türlü tasarrufu alacaklılara karşı hükümsüzdür." düzenlemesi mevcuttur. Müflisin masa malları üzerindeki tasarruf yetkisi iflâs ile kısıtlandığından, aynı Kanun’un 226 ncı maddesi uyarınca da, masanın kanuni mümessilinin iflas idaresi olduğu hükmü kabul edilmiştir. Belirtilen hükümler gereğince; iflasın açılmasıyla taraf sıfatı ve dava takip yetkisi artık müflise değil iflas idaresine ait olup, adi tasfiyede İİK'nın 226-229 uncu maddeleri gereği iflas masasını temsil yetkisi iflas idare memurlarına, şayet basit tasfiye (İİK'nın m. 218) usulü benimsenmişse, bu temsil yetkisi İflas Dairesine aittir. Müflis, iflâsın açılması ile hak ehliyetini ve dava ehliyetini kaybetmemiş ise de; masa malları üzerindeki tasarruf yetkisi kısıtlandığından, masa ile ilgili davalar hakkındaki taraf sıfatı ve dava takip yetkisi artık müflise değil, iflâs idaresine ait olacaktır. İflâs idaresinin bu dava takip yetkisini kullanıp kullanmayacağını tespit edebilmek için, ilk önce iflâs organlarının oluşması ve her dava hakkında esaslı bilgi sahibi olunması gerektiğinden İİK'nın 194 üncü maddesi gereğince müflisin davacı ve davalı bulunduğu hukuk davalarının, iflâsın açılması ile belli bir süre için durması öngörülmüştür. Hukuk Genel Kurulu'nun 09.11.2021 tarihli ve ... E., ... K.; 17.10.2019 tarih ve ... E., ... K; 24.01.2018 tarih ve ... E., ... K. sayılı kararlarında da belirtildiği üzere iflas hukukuna ilişkin düzenlemeler kural olarak kamu düzenini ilgilendirmekte olup İİK’nın 194. maddesindeki davanın durması da kendiliğinden gerçekleşir. Bir diğer ifade ile tarafın iflas ettiği mahkemece bilinmese veya somut olayda olduğu gibi Mahkemece uyuşmazlık ile ilgili nihai karar tesis edilmek suretiyle dava dosyasından el çekilmiş olsa bile dava durur. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2021/(13)3-646 E. 2022/1943 K.) İİK'nın 194 üncü maddesine göre, acele haller müstesna olmak üzere iflasın açılması ile kural olarak müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları (maddede yazılı istisnalar dışında) durur, ancak alacaklıların ikinci toplantısından on gün sonra devam olunabilir. İflâsın açılması ile duracak olan davalar, iflâstan önce açılmış olup da halen derdest bulunan ve iflâs masasına giren mal, alacak ve haklara ilişkin hukuk davalarıdır. Bunlar, müflisin açmış olduğu davalar ile müflise karşı açılmış olan davalardır. Davaların durduğu bu süre içinde, iflâs idaresi duran davalar hakkında araştırma yapar ve bu davaların geleceği hakkında karar verir. Burada müflisin davacı veya davalı olmasına göre usul işlemleri farklılık arz eder. İİK'nın 230 vd. maddeleri gereği, müflisin davalı olduğu davalarda; iflâs idaresi, alacakları tahkik ederken, müflise karşı dava açan alacaklının alacağının mevcut olup olmadığı hakkında bir karar vermez; sadece, bu alacağı davalı çekişmeli alacak olarak sıra cetveline geçirir. Bu alacağın, dolayısıyla davanın kabul edilip edilmeyeceği hakkındaki karar, ikinci alacaklılar toplantısında alınır. İkinci alacaklılar toplanması davaya devam edilmesine karar verirse, iflâs idaresi, ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonra davayı takip eder veya tayin edeceği bir avukat vasıtasıyla davayı takip ettirir. Bir hukuk davasının kayıt-kabul davasına dönüşmesi için davalının iflas etmesi, iflas idaresinin de dava konusu alacağı iflas masasına kabul etmemesi gerekir. Davalı tarafı dava sırasında iflas eden aleyhine iflastan önce açılan ve İİK'nın 194 üncü madde hükmünde sayılan istisnalardan olmayan bir davaya bakan mahkemenin asıl dava konusu alacağın, ikinci alacaklılar toplanmasında, iflas masasına kaydedilip, alacağın masaca kesin olarak kabul edilip edilmediğinin araştırması ve şayet kesin suretle kayıt ve kabul edilmiş ise, konusu kalmayan davada hüküm tesisine yer olmadığına karar vermesi; masaya kayıt edilmesi istenip de alacak kısmen veya tamamen reddedilmiş ise ve kayıt-kabul davası ayrıca açılmamışsa, davaya alacağın iflas masasına kayıt ve kabulü davası olarak devam edilerek, varılacak sonuç dairesinde bir karar vermesi gerekir. (Yargıtay 3. HD'nin 2023/203 E. 2023/881 K., Yargıtay 3. HD'nin 2022/6735 E. 2022/7805 K.) Basit tasfiye usulünde (md. 218), alacaklılar toplantısı olmadığından, iflâsın açılması ile duran hukuk davalarının, iflâs dairesinin sıra cetveli yapmasına kadar durması gerekir. Çünkü, iflâs müdürü, ancak sıra cetvelini yaparken, dava konusu alacağı kabul edip etmeyeceğini ve dolayısıyla davaya devam edilip edilemeyeceğini anlayabilir. (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 02/12/2013 tarih 2013/6042 Esas ve 2013/7632 Karar sayılı ilamı). Bu itibarla; Mahkemece asıl davanın davalısı müflis şirket yönünden, iflas dairesine gerekli tebligatlar yapılıp taraf teşkili sağlandıktan sonra iflas tasfiyesi basit tasfiye şeklinde yürütülmesine karar verilip ikinci alacaklılar toplantısı yapılmayacak ise de; eldeki davanın sıra cetveli tanzimine kadar duracağı gözetilerek yukarıda açıklanan usullere göre yargılamaya devam edilip, sonucuna göre hüküm kurulması gerekmektedir. Söz konusu husus kamu düzeni ile ilgili olduğundan Dairemizce resen dikkate alınmıştır. Sonuç olarak; davacı vekilinin ve davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının HMK’nın 353/1-a.6. maddesi gereğince tarafların sair istinaf itirazları incelenmeksizin kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen hususlar ve kazanılmış haklar da nazara alınarak yeniden yargılama yapılmak üzere İlk Derece Mahkemesi'ne gönderilmesine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Asıl ve birleşen davalarda davacı vekili ve asıl davada davalı ... Acentalığı Taşımacılık İnşaat Ticaret Anonim Şirketi vekili ile birleşen davada davalı ... İnşaat Taşımacılık ve Tic. Ltd. Şti. vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurularının ayrı ayrı ESASTAN KABULÜNE, 2-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a.6. maddesi gereğince Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/03/2022 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE, 4-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince davacı vekili ve davalılar vekilleri tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harçlarının istem halinde İlk Derece Mahkemesi'nce yatıran tarafa İADESİNE, 5-Davacı ve davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesi'nce yapılacak yargılama sonucunda dikkate ALINMASINA, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine istinaf vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 7-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesince ilgili tarafa İADESİNE, 8-Kararın İlk Derece Mahkemesi'nce taraflara TEBLİĞİNE, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 05/02/2026 ...